Son Dakika
|
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
İran basını: "ABD-İran arasındaki müzakerelerin üçüncü aşamaya girildi"
Londra polisinden Filistin’e destek gösterisine müdahale: 212 gözaltı
Yılmaz: "Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeleri suçluluk psikolojisinin dışa vurumu olup, yok hükmündedir"
Duran: "Netanyahu, hakkında tutuklama kararları bulunan, dostu kalmamış bir suçludur"
ABD-İran müzakerelerinde "aşırı talep" ve Hürmüz anlaşmazlığı
Bakan Güler, Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki değerlendirme toplantısına katıldı
MHP Lideri Bahçeli'den İbrahim Tatlıses’e geçmiş olsun telefonu
SAĞLIK
Kulu’da kalp rahatsızlığı geçiren vatandaşa hava ambulansı
11 Nisan 2026 Cumartesi - 17:21:40
Konya’nın Kulu ilçesinde kalp rahatsızlığı geçiren vatandaş hava ambulansıyla Konya’ya sevk edildi. Kulu ilçesine bağlı Ömeranlı Mahallesi’nde yaşayan İsmet Kır, kalp rahatsızlığı şikayetiyle Ömeranlı Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Burada sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalesi yapılan Kır’ın sağlık durumunun ciddi olması sebebiyle hava ambulansı talep edildi. Hava ambulansı kısa sürede Ömeranlı’ya gelirken, hasta Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 16:44
Uzmanı uyardı: "Parkinson hastalığında erken teşhis önemli"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu ve her yıl ortalama 10 bin yeni tanı konulduğunu belirtti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. 1817 yılında hastalığı tanımlayan James Parkinson’un doğum günü olan 11 Nisan’ın farkındalık günü olarak kabul edildiğini belirten Bavli, bu günün amacının hastalığın bilinirliğini artırmak ve hastaların yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Bavli, alzaymırdan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu kaydeden Bavli, her yıl yaklaşık 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu söyledi. "Genç yaşlarda ortaya çıkabilir" Hastalığın genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bavli, özellikle genetik vakalarda erken yaşta görülme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Parkinson’un genellikle genetik olmadığını ifade eden Bavli, vakaların yalnızca yüzde 10-15’inde genetik geçiş bulunduğunu belirtti. "Farklı belirtiler görülebiliyor" Parkinson’un en temel nedeninin beyindeki dopamin hücrelerinin kaybı olduğunu aktaran Bavli, bu durumun hareketlerde yavaşlama, titreme ve kas sertliği gibi belirtilere yol açtığını söyledi. Bayli, ilerleyen süreçte denge kaybı, konuşma bozuklukları, duygusal değişiklikler ve koku alma problemlerinin de görülebileceğini ifade etti. "En yaygın belirtisi titreme" Hastalığın en yaygın belirtisinin tek taraflı titreme olduğunu belirten Bavli, her Parkinson hastasında titreme görülmeyebileceğini, hastaların bir kısmının kas sertliği ve hareketlerde yavaşlama şikayetleriyle başvurduğunu kaydetti. Unutkanlık konusuna da değinen Bavli, hastalığın ilerleyen evrelerinde demansa kadar gidebilen sorunların ortaya çıkabileceğini ancak bunun her hastada görülmediğini söyledi. "Korunmanın kesin bir yolu yok" Parkinson’dan korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirten Bavli, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel aktivite ve sosyal yaşamın önemine dikkat çekti. Toksik kimyasallardan uzak durulması ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmasının riskleri azaltabileceğini ifade eden Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu olabileceğini dile getirdi. Günümüzde Parkinson’u tamamen iyileştiren bir tedavi bulunmadığını ancak ilaçlar ve ileri tedavi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini söyleyen Bavli, özellikle düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. "Moral desteği büyük önem taşıyor" Hasta yakınlarının da tedavi sürecinde önemli rol üstlendiğini belirten Bavli, ilaç takibi, beslenme desteği ve moral desteğinin hastalar için büyük önem taşıdığını ifade etti. Parkinson hakkında toplumda yanlış bilinenlere de değinen Bavli, hastalığın yalnızca yaşlılarda görülmediğini, her titremenin Parkinson anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Sivas’ta Parkinson hastalarına tanı ve tedavi imkânlarının sunulduğunu belirten Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri cihaz destekli yöntemlerin de uygulandığını ifade etti. Parkinson hastalarına umut mesajı veren Bavli, "Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 16:29
Edirne’de köylerde uyuşturucu ile mücadele çalışması
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde, uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılığıyla mücadeleyle ilgili vatandaşlara yönelik bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirildi. Uzunköprü ilçesine bağlı Çöpköy Mahallesi ile Sipahi, Elmalı ve Yağmurca köylerinde 10 Nisan 2026 tarihinde saat 19.00 ile 22.00 arasında düzenlenen çalışmada, köy kahvehanelerinde vatandaşlarla bir araya gelindi. Bilgilendirme faaliyeti, Uzunköprü İlçe Jandarma Komutanlığı ile Uzunköprü İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen bilgilendirmelerde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin zararları anlatılırken, bağımlılıkla mücadelede erken farkındalığın önemi vurgulandı. Vatandaşlara, bu tür maddelerle karşılaşılması durumunda izlenmesi gereken yollar hakkında da bilgi verildi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:36
Uzmanından Parkinson’a karşı bilinç çağrısı
Alaşehir Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vedat Akdemir, Parkinson hastalığının; titreme, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge sorunlarıyla seyreden kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirtti. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden Parkinson hastalığına ilişkin açıklama yayımlandı. Alaşehir Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vedat Akdemir, Parkinson hastalığının; titreme, hareketlerde yavaşlama, kas sertliği ve denge sorunlarıyla seyreden kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olduğunu söyledi. Hastalığın görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Akdemir, özellikle 60 yaş üzerindeki bireylerde daha sık rastlandığını, erken belirtilerin fark edilmesinin ise hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini kaydetti. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Akdemir, günümüzde uygulanan ilaç tedavileri ve cerrahi yöntemler sayesinde hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti. Tedavi sürecinde düzenli doktor takibi, egzersiz ve hasta yakınlarının desteğinin büyük önem taşıdığını belirten Akdemir, "Erken tanı, doğru tedavi ve bilinçli yaklaşım Parkinson hastalarının yaşamını kolaylaştırır. Bu vesileyle Parkinson hastalarımıza ve ailelerine sağlıklı, bilinçli ve destek dolu bir yaşam diliyorum" dedi. Dünya Parkinson Günü kapsamında yapılan bu tür bilgilendirme çalışmalarının, toplumda farkındalığın artırılması açısından önemli olduğu vurgulandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Nisan 2026 Cumartesi- 09:18
Keçiören’de glütensiz kafe hizmete açıldı
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
3
11 Nisan 2026 Cumartesi- 13:13
7 ayda 15 kilo verdi, hayatı değişti
4
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
5
11 Nisan 2026 Cumartesi- 09:38
Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor"
17 Ekim 2025 Cuma - 10:51
Kırgızistanlı minik Baihan, Türkiye’de yapılan kemik iliği nakliyle hayata tutundu
Aslen Kırgızistanlı olan ve Türkiye’de yaşayan ailenin 2 yaşındaki oğlu Baihan Baktybekova, kemik iliği nakli olarak sağlığına kavuştu. Kırgızistanlı bir ailenin oğlu Baihan Baktybekova, 2 yaşında lösemi tanısı aldı. Sakarya’da bir hastanede 6 ay tedavi gören Baihan , ardından kemik iliği nakli için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne geldi. Burada muayene edilen minik Baihan’ın kemik iliği nakli olmasına karar verildi. Nakil olan Baihan, şu anda 5 buçuk yaşında ve nakil sayesinde hayatına sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Uzmanlar, imkanı olan herkesi bir başkasının hayatına umut olabilmeleri için kök bağışçısı olmaya çağırıyor. Kırgızistanlı hastanın 2 yaşında lösemi tanısı aldığını aktaran Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde görev yapan Doç. Dr. Özlem Arman Bilir, "Bu hastamız 2 yaşında lösemi tanısı alıp, Sakarya’da ilk lösemi tedavisini alan bir hastamız. 2 yaşında tanı alıyor, 6 aylık tedavisini aldıktan sonra yüksek risk grubunda olduğu için kemik iliği nakli ihtiyacı doğuyor ve bu nedenle bizim kemik iliği nakli ünitelerimize yönlendiriliyor. Hasta aslen Kırgızistanlı, ancak şu an Türkiye’de yaşıyorlar. Hastamız 2,5 yaşındayken kemik iliği nakli yaptık ve hasta şu an sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor. Şu an 5 buçuk yaşında" ifadelerini kullandı. "Nakil sonrası dönemde enfeksiyona yatkın olunabiliyor" Hastalarda nakil sonrası sürecin çok kritik olduğunu belirten Bilir, "Nakil sonrası erken dönemde hastalarımız enfeksiyonlara çok yatkın olabiliyorlar bağışıklık sistemleri de çöktüğü için. Bu nedenle hastalarda enfeksiyon görebiliyoruz. Enfeksiyonlara bağlı ateş görebiliyoruz. Bunun yanında kemoterapinin yan etkisi olarak ağız içinde yaralar, boğazlarında yaralar oluşabiliyor. İshal olabiliyorlar. Yine aynı şekilde bağırsaklarında da yaralar oluşabiliyor. Bu dönem biraz sıkıntılı atlatabiliyoruz. Yaklaşık 15-20 gün içerisinde artık verdiğimiz kemik iliği hücreleri kemik iliğine yerleşip yeni sağlıklı kan hücreleri üretmeye başladıktan sonra enfeksiyon riskimiz bir miktar azalmakla beraber iliğin reddedilmemesi için biz bu hastalara immünsüpresif tedavi veriyoruz. Bu immünsüpresif tedavi nedeniyle halen hastalar kan değerleri iyi olsa bile enfeksiyonları açık durumda yaşıyorlar. Bunu immünsüpresif tedavi kesilene kadar ailelere çocuklarının enfeksiyon kapmaması için dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz" şeklinde konuştu. 5 buçuk yaşındaki Baihan’ın annesi Nuriye Baktybekova, tatile gittiklerinde çocuğunun vücudunda morluklar çıktıktan sonra hastaneye gittiklerini aktararak, "Tatile gitmiştik morlaşma oldu vücudunda 2 yaşını doldurduğu için pediatri doktoruna gittik orada öğrendik" dedi. "Başka ülkede ailemizden uzakta çok zor geçti" Hastalığını öğrendikten sonra çok zor bir süreçten geçtiklerini anlatan Baktybekova, şu ifadeleri kullandı: "Öğrendikten sonra şok olduk sonra bir soru geldi aklıma ne için benim çocuğum hastalandı? Zor günler yaşadık. Burada yalnız olduğumuz için çok zor oldu hastalıkla karşılaşmak çok zormuş başka ülkede ailenden uzakta çok zor geçti. Ama sağ olsun hastanedeki arkadaşlarımız hasta çocukların anneleri doktorlarımız çok destek oldular. Böyle bir hastalık yaşamasaydık başka insanlara başka hasta çocuklara ve anne babalarına empati kuramayacaktık. Kendin hasta olduğunda normal gibi geçecek ama çocuğun hasta olduğunda hepsi, bitmiş gibi hissediyorsun onun için annelere hep sarılmak istiyorum onlara ne kadar güçlü olduğunu söylemek istiyorum. Çocuğun tedavi süreci çok zor oluyor. 2-3 ay hastanede olduğumuz zamanlar oldu. Küçücük odada kalıyorduk çıkmadan. Şimdi de onları düşünüyorum. Dünyanın bir yerinde küçücük bir odada çocuğuna sarılarak ağlayan bir anneyi düşünüyorum ve ona çok sarılıyorum. Onlara hep dua ediyorum. Şimdi 5 buçuk yaşında oğlum şimdi çok şükür çok iyi. Okula gidiyor kendi yaşındaki çocuklarla oynuyor o çok güzel bir duygu."
17 Ekim 2025 Cuma - 10:41
Prof. Dr. Aylin ve M. Nazım Karalezli, yeni muayenehanelerinde hasta kabulüne başladı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden emekli olan Ortopedi ve Travmatoloji aynı zamanda El ve Mikro Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Nazım Karalezli ile Göz Hastalıkları ve cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Aylin Karalezli, uzun yıllara dayanan kamu hizmetinin ardından kendi muayenehanelerinde hizmet veriyorlardı. Çift, muayenehane adres değişikliği yaparak yeni yerleri olan Emirbeyazıt Mahallesi 21. Sokak No: 4/8 adresindeki Waryant Ofis Plus’ın birinci katında (Carissa Otel yanı) hasta kabulüne başladı. Prof. Dr. Nazım Karalezli, yaptığı açıklamada, mesleklerine duydukları sevgiyle çalışmaya devam etmek istediklerini belirterek, "Uzun yıllar boyunca hem üniversite hastanelerinde hem de kamu hastanelerinde binlerce hastaya hizmet verdik. Emeklilik bizim için bir durak değil, hastalarımızla olan bağımızı sürdürmek adına yeni bir başlangıç oldu" dedi. Prof. Dr. Aylin Karalezli ise hasta odaklı, bire bir ilgilenilen bir muayene ortamı oluşturmak istediklerini ifade ederek, "Kamuda edindiğimiz deneyimi şimdi daha sakin ve kişisel bir ortamda hastalarımızla paylaşmak istiyoruz. Muğla’da olmaktan ve yeni yerimizde yaptığımız düzenlemeler sonucu halkımıza hizmete devam etmekten mutluyuz" diye konuştu.
17 Ekim 2025 Cuma - 10:39
İzmirli kadınlar dümeni farkındalığa kırdı
Tarihi Bergama Vapuru, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ ev sahipliğinde meme kanserine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe sahne oldu. Medicana International İzmir Hastanesi tarafından düzenlenen "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz!" başlıklı söyleşide, hastanenin uzman hekimleri meme kanseri hakkında güncel bilgiler paylaştı. Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte katılımcılar hem bilinçlenme fırsatı buldu hem de İzmir Körfezi’nin eşsiz manzarasında keyifli bir yolculuk yaptı. Etkinlikte, erken teşhisin önemine dikkat çekilerek, meme kanserine karşı farkındalık oluşturma amaçlandı. Medicana International İzmir Hastanesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ’in destekleriyle "Dümeni Farkındalığa Kırıyoruz" başlıklı söyleşi düzenledi. Kentin simgelerinden biri olan Bergama Vapuru’ndaki söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi’nin Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül ve Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Murat Keser, yaklaşık 200 kadına meme kanseri hakkında bilgi verdi. Söyleşinin ardından katılımcılar Tarihi Bergama Vapuru’ndan kentin silüetini seyretti. Kansere karşı başta sigarayı bırakmalısınız Kansere karşı önlenemeyen ve önlenebilen riskler olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, "Muayene, tarama testleri gibi rutin kontrolleri yaptırmak gerekiyor. Bunun yanında sigara, alkol, gereksiz hormon ilaçları, obezite gibi nedenler de kansere yakalanılmasına neden olabilir. Kadınlar menopoza girdikten sonra yağ hücreleri östrojen salgılamaya başlıyor. Bu süreçte de kansere yakalanma riski artar. Çünkü bir kadın ne kadar uzun süre östrojene maruz kalırsa kanser olma ihtimali artıyor. Bir de ‘70 yaşındayım kanser olmam bu yaştan sonra’ diye düşünmemek gerekiyor. Risk belki bir miktar düşüyor ama ‘asla kanser olmam’ diye bir şey yok" açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Koray Topgül, günlük hayatta kullanılan temizlik ürünlerinden kozmetik ürünlerine kadar birçok noktada kimyasala maruz kalındığını belirterek, bu kimyasalların büyük bir çoğunluğunun kanserojen içerdiğini hatırlattı. Erken tanı alan hastaların yüzde 90’ı iyileşiyor Meme kanserine karşı kadınların 20’li yaşlardan itibaren kendilerini elle muayene etmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, özellikle adet döneminden 5-6 gün önce elle muayene yapılmasının daha uygun olduğunu hatırlattı. Mamografi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken tanı araçları, meme ultrasonu ve mamografi. Genç kadınlarda mamografi çekilmiyor. Çünkü meme dokusu çok yoğun olduğu için fikir vermiyor. Genelde 35-40’tan sonra mamografiye yönlendiriliyor. Mamografinin zararlı olduğunu düşünenler var. Mamografi radyasyon içeren bir şey ama günlük hayatımızda alınan birkaç günlük radyasyonla aynı ölçüde. Yani getirdiği yarar, verdiği zarardan çok çok fazla. Çünkü tümörü, mamografide yakalıyoruz. Kanser ilerlediğinde tedavi noktasında hekimlerin işi çok zorlaşıyor. Erken tanı alan hastalar yüzde 90 iyileşiyor. Erken tanı alan hastalar, çoğu zaman kemoterapi bile almadan sadece cerrahi müdahale ile iyileşebilir. Bu yüzden mutlaka yıllık kontrollerinizi aksatmayın." Gençlerde kansere yakalanma oranları artıyor Teknolojinin ilerlemesi ve sağlık alanındaki olumlu gelişmeler sayesinde insan ömrünün giderek uzadığına vurgu yapan Uzm. Dr. Murat Keser, bu durumun kanser hastası görülme sıklığının artmasına neden olabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Murat Keser, "2030 yılında dünya çapında en az bir 40 milyon insana kanser tanısı konulacağı düşünülüyor" dedi. Öte yandan 40 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış gözlemlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, "İstatistiklerde Türkiye’de özellikle 40 yaş altı kanser görülme sıklığı Amerika ve Avrupa’nın da ötesinde gibi görünüyor. İstatistikler biraz zayıf, ama klinik gözlemlerde 20’li yaşlarda çok fazla meme kanseri tanısı almış hasta olduğunu biliniyor. Kanser artık sadece 60-65 yaş üstünde görülmüyor. Kanser teşhisi alanların yaşı giderek düşüyor" mesajını verdi. Stresin kansere neden olduğu yönünde ortaya konan net bir bilimsel çalışmanın olmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Murat Keser de, "Stresin direkt kanser yaptığını net ispatlanamadı ama vücut stresle baş edemediğinde alarm sinyalleri veriyor" diye konuştu. Genetik testlerle yatkınlık saptanabiliyor Meme kanserinin çeşitleri olduğunu ve bu çeşitlere göre tedavi şeklinin belirlendiğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, bu tespitin yapılabilmesi için biyopsinin çok önemli olduğunu dile getirdi. "Biyopsi altın standartları veriyor" diyen Uzm. Dr. Murat Keser, "Biyopsiden korkmayın. Bazı hastalıklarda kitlenin temizlenmesi çok önemli. Biyopsi hekime, bunun için yol haritası sunuyor" ifadesini kullandı. Ayrıca genetik testlerle de meme kanseri olma ihtimalinin tahmin edilebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murat Keser, şöyle konuştu: "Genetik testlerle bazı kanser türlerine yatkınlık saptanabiliyor. Örneğin BRCA1 geninin pozitif olması, yaşam boyu meme kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 80’e kadar çıkabileceği anlamına gelir. Ancak her genin taşıdığı risk oranı farklıdır. Ailede bu genin bulunması yalnızca kadınlar için değil, erkeklerde prostat kanseri riskini de artırabilir. Ayrıca bazı genetik mutasyonlar, aile içinde birden fazla kanser türünün görülmesine yol açabilir. Bu nedenle, genetik değerlendirmelerin bireysel değil, aile düzeyinde yapılması büyük önem taşır. Bununla birlikte meme kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 70’inde bilinen herhangi bir risk faktörü yoktur. Yani kanser her zaman önceden uyarı vermez; "geliyorum" demez. Bu nedenle düzenli kontroller ve taramalar, erken tanı ve etkili tedavi için hayati önem taşır." Söyleşinin son bölümünde katılımcılardan bazıları kendi kanser öykülerini paylaşırken, bazıları da meme sağlığına dair soruların yanıtlarını alma fırsatı buldu. Ardından Konak İskelesi’nden kalkan vapur, misafirlerine eşsiz bir Körfez turu yaptırdı.
17 Ekim 2025 Cuma - 10:33
Bayburt’ta birinci basamak sağlık hizmetleri incelendi
Bayburt İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim, beraberindeki idarecilerle birlikte 2 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret ederek, birinci basamak sağlık hizmetlerini inceledi ve sağlık çalışanlarının çalışmalarını değerlendirdi. Ziyarette aile hekimleri ve sağlık personeli ile bir araya gelen Sivlim, yürütülen sağlık hizmetleri hakkında bilgi aldı. Sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması, vatandaş memnuniyetinin üst düzeyde tutulması ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Sivlim, sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek, sahada karşılaşılan ihtiyaç ve taleplerin yerinde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
17 Ekim 2025 Cuma - 10:33
Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki hastaneler değerlendirildi
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nce Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki devlet hastanelerin mevcut durumu, yürütülen hizmetler ve ihtiyaçları ele alındı. Toplantı, Eskişehir Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki devlet hastaneleriyle ilgili değerlendirmede bulunuldu. Dört ilçede sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği, personel durumu, hasta memnuniyeti, tıbbi cihaz ve altyapı ihtiyaçları ayrıntılı olarak ele alındı. Ayrıca, hastanelerin mevcut kapasitelerinin artırılması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve sağlık çalışanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik planlamalar görüşüldü. "Hastaneler arası koordinasyon sağlanması önemli" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, gerçekleştirilen değerlendirmelerin hastaneler arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve vatandaşlara daha kaliteli sağlık hizmeti sunulması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bildirici, ilçelerde yürütülen hizmetlerin yerinde incelenmesi ve ihtiyaçların doğru planlamalarla karşılanmasının, Eskişehir genelinde sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Toplantıya, İl Sağlık Müdürlüğü başkan ve başkan yardımcıları ile Eskişehir’de görev yapan hastane yöneticileri katılım gösterdi.
17 Ekim 2025 Cuma - 10:24
Uzmanı uyardı: "Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa aileler doktora götürsün"
Erken yaşta eklem ağrılarının oluşmasının ileriki yaşlarda ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Çocuklarda belirtilen egzersizler ve uygulanan öneriler yapılmadığı takdirde ileride fıtık ve skolyoz gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa mutlaka aileler doktora götürsün" dedi. Erken yaşta ortaya çıkan eklem ve sırt ağrıları, doğru müdahale edilmediği ve önerilen egzersizler yapılmadığı takdirde tehlike arz ediyor. Özellikle çocuklarda görülen bu tip ağrıların göz ardı edilmesi durumunda, ileriki dönemlerde fıtık ve skolyoz (omurga eğriliği) gibi daha karmaşık ve tedavi süreci zor hastalıkların ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, bir çocukta sırt veya bel ağrısı şikayeti varsa, ailelerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması hayati önem taşıyor. "Çocuklar teneffüs yapmalı" Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şen, çocuklarda omurga problemlerini önlemek amacıyla genel önerilerde bulunduklarını ifade ederek, "Hem okulda hem de evde oturma sürelerine dikkat edilmesi gerek. Çocuklar mutlaka 45 dakika, 1 saat oturuyorsa hemen ardından kalkıp yürümeli, teneffüs yapmalı" ifadelerini kullandı. "Egzersizler beyin gelişimine katkı sağlıyor" Yürümenin fiziksel faydalarının yanı sıra zihinsel gelişime de katkıda bulunduğunu belirten Prof. Dr. Şen, "Çünkü bu yürüyüş ile beraber kaslardaki kasılmalar damarlardaki kanın dolaşımını arttırarak beynin daha iyi beslenmesini sağlıyor. Erken yaştan itibaren bu alışkanlıkları çocuklarımıza kazandırmalıyız. Gün içerisinde yürüyüş, bisiklet sürme gibi alışkanlıkları çocuklarımıza kazandırırsak, onların zihinsel gelişimi ve dikkat dağınıklığı açısından ve omurga problemleri açısından onlara en büyük hediyeyi vermiş oluruz" diye konuştu. "Fıtık ve skolyoz riski var" Prof. Dr. Şen, çocukların duruş ve ekipman kullanımı konusunda da dikkatli olması gereken noktaları anlatarak şunları söyledi: "Çocuklar, sırt çantalarını çift taraflı takmalı. Oturdukları masada kolları 90 derece durmalı ve dik oturmalılar. Çocuklar bu önerileri yapmadıkları takdirde ileride fıtık ve skolyoz gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Bir çocukta sırt ve bel ağrısı varsa mutlaka aileler doktora götürsün. Erken yaşta çocuklar tedavi edilmez ise ileride ciddi hastalıklar yaşayabilirler."
17 Ekim 2025 Cuma - 10:07
Sağlıklı bir menopoz için bu kontrolleri ihmal etmeyin
Yumurtalıklarda folliküllerin tükenmesiyle hormon üretimi ve adet döngüsünün kalıcı olarak bitmesiyle başlayan menopoz, kadınlarda genellikle 45-55 yaş arasında görülüyor. Bir hastalık değil, doğal bir biyolojik süreç olan menopoz, fizyolojik etkilerinin yanı sıra psikolojik ve sosyal yaşamı da etkileyebiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Numanoğlu, "18 Ekim Dünya Menopoz Günü" kapsamında menopoz süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Numanoğlu, menopozdaki her kadının ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirterek bireysel değerlendirmenin önemine dikkat çekti. Numanoğlu, "Menopoz döneminde düzenli sağlık kontrolleri, hem erken teşhis hem de yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir rol oynar. Bu süreçte detaylı öykü ve aile geçmişi alınması, genel sağlık durumunu ortaya koymak için önemlidir. Geniş kapsamlı biyokimyasal testler muhtemel risklerin önceden belirlenmesine yardımcı olur" dedi. Yıllık smear testlerinin rahim ağzı sağlığı açısından aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Numanoğlu, "Mamografi ve meme ultrasonu, meme kanseri açısından erken teşhis imkanı sunar. Menopoza girmeden önce yaşanan kanama düzensizlikleri normal kabul edilmemeli ve mutlaka doktora başvurulmalıdır. Yılda en az bir kez yapılan jinekolojik muayene, muhtemel sağlık sorunlarını erken fark etmek açısından büyük önem taşır" diye konuştu. Menopoz döneminde cinsel sağlığı korumak mümkün Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasıyla vajinal bölgede değişikliklerin ortaya çıktığını belirten Numanoğlu, "Vajinal kuruluk, yanma, tahriş ve ağrılı cinsel ilişki bu dönemde sık karşılaşılan şikayetler arasındadır. Uygun vajinal ilaç tedavileri sayesinde bu şikâyetler hafifletilebilir. Bu tedaviler yalnızca cinsel hayatı rahatlatmakla kalmaz, aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonlarının ve idrar kaçırma sorunlarının azalmasına da yardımcı olur" dedi. Numanoğlu, düzenli doktor kontrolü, kişiye özel tedavi planlaması, sağlıklı beslenme, egzersiz ve eşler arası açık iletişimin menopoz döneminde cinsel sağlığın korunmasına katkı sağladığını ifade etti. Hormon replasman tedavisiyle yaşam kalitesi artırılabiliyor Hormon Replasman Tedavisi’nin (HRT) menopoz döneminde sık kullanılan yöntemlerden biri olduğunu belirten Numanoğlu, "Meme kanseri riski nedeniyle endişe oluştursa da her kadın için bu tedavi sakıncalı değildir. Tedaviye başlanıp başlanmayacağı, fayda ve risk dengesine göre kişiye özel şekilde değerlendirilmelidir. Doğru hasta seçildiğinde HRT, menopoz belirtilerini azaltarak yaşam kalitesini artırabilir" dedi. Numanoğlu, rahim ve meme kanseri öyküsü bulunan kadınlarda, açıklanamayan vajinal kanamalarda, karaciğer hastalıklarında, pıhtı atma riski yüksek olanlarda, hipertansiyon ve aşırı sigara kullanımı bulunanlarda HRT’nin önerilmediğini belirtti. HRT’nin sıcak basması, gece terlemesi, uykusuzluk ve vajinal kuruluk gibi belirtilerin hafifletilmesinde etkili olduğunu kaydeden Numanoğlu, "Ayrıca osteoporoz riskini azaltarak kemik sağlığını korur. Ancak her tedavide olduğu gibi bu süreçte de düzenli doktor kontrolü büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.
17 Ekim 2025 Cuma - 10:07
Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor
Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekerek, her kadının kendi sağlığı konusunda bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Meme kanseri, meme dokusunda hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan ve zamanla çevre dokulara, hatta vücudun diğer bölgelerine yayılabilen ciddi bir hastalıktır. Kadınlarda en sık görülen kanser tipi olan meme kanseri, özellikle Batı toplumlarında oldukça yaygındır. Öyle ki, her 8 kadından biri hayatı boyunca en az bir kez bu hastalıkla karşılaşmaktadır "Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 verilerine göre, her 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseriyle karşı karşıya kalıyor" diyen Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar, Türkiye’de de her yıl yaklaşık 25 bin yeni vaka teşhisi konduğunu belirtti. Taşpınar, "Meme kanseri sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını ilgilendiren ciddi bir konudur. En önemli silahımız hâlâ erken teşhis. Çünkü erken evrede teşhis alan hastalarda 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90’ın üzerindedir" dedi. Genetik yatkınlık kadar yaşam tarzı da önemli Meme kanseri vakalarının yalnızca yüzde 5 ila yüzde 10’unun kalıtsal gen mutasyonlarına (BRCA1, BRCA2) bağlı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Taşpınar, büyük bir kısmın yaşam tarzı, hormonal faktörler ve çevresel etkenlerle bağlantılı olduğunu ifade etti. Taşpınar, "50 yaş üstü olmak, aile öyküsü, erken adet görme, geç menopoz, obezite, hareketsizlik ve alkol kullanımı gibi faktörler meme kanseri riskini artırıyor. Buna karşılık düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve sigaradan uzak durmak riski azaltan başlıca önlemlerdir" şeklinde konuştu. Mamografi hayat kurtarır Erken teşhis yöntemleri arasında en etkili araçlardan birinin mamografi olduğunu belirten Taşpınar, "40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez mamografi yaptırması büyük önem taşıyor. Yüksek risk grubundaki kadınlarda bu taramalar 35 yaşından itibaren başlamalıdır. Ayrıca kendi kendine meme muayenesi ve doktor kontrolü de ihmal edilmemelidir" uyarısında bulundu. Yeni nesil görüntüleme teknikleri ve genetik testlerin de teşhis sürecinde önemli rol oynadığını kaydeden Taşpınar, risk analizlerinin artık daha kişiselleştirilmiş şekilde yapılabildiğini belirtti. Kişiye özel tedaviyle yüz güldüren sonuçlar Meme kanseri tedavisinde son yıllarda kişiye özel yaklaşımların öne çıktığını söyleyen Op. Dr. Ersoy Taşpınar, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi ve biyolojik tedavilerin hastanın tüm özellikleri göz önüne alınarak planlandığını ifade ederek, "Erken evrede teşhis alan pek çok hastada artık meme koruyucu cerrahi tercih ediliyor. Gerekli durumlarda onkoplastik cerrahi teknikleriyle hem kanserli dokuyu güvenli şekilde çıkartabiliyor hem de estetik olarak tatmin edici sonuçlar elde edebiliyoruz" dedi. "Korku değil, bilgiyle hareket edelim" Toplumda meme kanseriyle ilgili hâlâ büyük bir korku olduğunu belirten Taşpınar, bu korkunun yerini bilgi ve farkındalığa bırakması gerektiğinin altını çizdi: "Her gün erken teşhis almış hastalarımda gördüğüm şey; yüzlerindeki güven, geç kalmış hastalardaki korkudan çok daha güçlüdür. Kanserle mücadelede en güçlü ilaç, farkındalıkla gelen erken teşhistir." "Fark et, geç kalma" Medicana Bursa Hastanesi olarak her ekim ayında gerçekleştirdikleri farkındalık çalışmalarına dikkat çeken Taşpınar, bu mücadelenin sadece bir aya değil, tüm yıla yayılması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bir mamografi sadece birkaç dakikanızı alır, ama o birkaç dakika hayatınızı kurtarabilir. Her kadın, kendi bedenini tanımalı ve düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir. Fark et, geç kalma. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır."
17 Ekim 2025 Cuma - 09:55
"Kalp hastalıklarında tehlike: Tedaviye uyum eksikliği"
Kalp-damar hastalıkları dünyada en sık ölüm nedeni olurken stent takılan hastalarda ilaçlara uyum ve yaşam tarzı değişikliği hayati önem taşıyor. Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent trombozu ve kalp durması risklerine dikkat çekerek ilk 4-6 dakikada yapılacak müdahalenin hayat kurtardığını vurguladı. "Düzenli ilaç kullanımı ve erken tanı, kalp krizlerinin önlenmesinde belirleyici rol oynuyor" uyarısında bulundu. Kalp-damar hastalıkları, tüm dünyada hem ölüm oranları hem de yaşam kalitesi üzerindeki etkisi açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Özellikle stent takılan hastalarda tedaviye uyum, düzenli takip ve yaşam biçimi değişiklikleri, kalp krizlerinin önlenmesinde belirleyici oluyor. Bu konuda bilgi veren Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent trombozu, kalp durması ve hipoksik hasar riskiyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Stent içinde pıhtı oluşumu kalp krizine yol açabiliyor "Stent trombozu, kalp damarına yerleştirilen stendin içinde pıhtı oluşması sonucu damarın ani şekilde tıkanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir durumdur" diyen Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, "Bu tablonun çoğu zaman kalp krizine, ritim bozukluklarına ve hatta kalp durmasına neden olabilir. Stent trombozunun en önemli sebeplerinden biri, stent sonrası verilen kan sulandırıcı ilaçların düzensiz veya erken kesilerek kullanılmamasıdır. Ayrıca damar yapısındaki bozukluklar, pıhtılaşma eğilimi ve stent yerleştirme tekniğine bağlı faktörler de riski artırabilir. Özellikle stent sonrası ilk aylar, bu komplikasyonun gelişmesi açısından en hassas dönemdir" dedi. Kalp sağlığını korumak yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkündür Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, stent takılan hastalarda ilaç tedavisine uyumun hayati önem taşıdığını vurgulayarak, kalp-damar sağlığını korumak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Kan sulandırıcı ilaçlar mutlaka düzenli kullanılmalı, sigara bırakılmalı, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca kolesterol ve tansiyonun kontrol altında tutulması, obeziteden uzak durulması ve düzenli kardiyoloji kontrollerinin aksatılmaması da büyük önem taşır." Kalp durması sonrası ilk 4-6 dakika hayati önem taşıyor Kalp ve damar hastalıkları nedeniyle meydana gelebilecek kalp krizi ve kalp durması durumunda müdahale süresinin kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, "Kalp durduktan sonraki ilk 4-6 dakika içinde yeniden dolaşım sağlanmazsa, beyin başta olmak üzere organlara oksijen gitmediği için kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Erken ve etkili CPR (kalp masajı) uygulaması, hem hayatta kalımı hem de nörolojik iyileşmeyi belirler. Bu nedenle ilk müdahalenin hızlı ve bilinçli şekilde yapılması son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Uzun süreli kalp durması sonrası hipoksik hasar gelişebilir Kalbin uzun süre durması sonrasında beyin dokusunda hipoksik hasar yani oksijensizliğe bağlı hasar gelişebileceğini belirten Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, bu durumun kalp yeniden çalıştırıldıktan sonra bile ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti ve ekledi: "Kalbin durduğu sürenin uzaması, beynin ve organların oksijensiz kalmasına neden olur. Bu da bilinç bozukluğu, nörolojik sekeller ve çoklu organ yetmezliği gibi kalıcı hasarlara yol açabilir. Hastanın hayatta kalması kadar, nörolojik iyileşmenin sağlanması da müdahalenin hızı ve etkinliğiyle doğrudan ilişkilidir. Kalp-damar hastalıklarının erken tanısı, doğru tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önemli ölçüde önlenebilir. Kalp hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerler. Bu nedenle düzenli kontrollerin yapılması, risk faktörlerinin izlenmesi ve ilaç tedavisine eksiksiz uyulması, kalp sağlığını korumanın en etkili yollarıdır."
17 Ekim 2025 Cuma - 09:50
Acıpayam KETEM hizmete açıldı
Kanser hastalığının erken teşhisi ve hastalıkla mücadelede önemli bir yer tutan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) Denizli’de bir yenisi daha eklendi. Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde bulunan KETEM’e Sağlık Bakanlığı tarafından alınan mamografi cihazının gelmesiyle birlikte Denizli’deki KETEM sayısı 5’e yükseldi. Merkezefendi, Pamukkale, Sümer, Tavas KETEM’lerle birlikte Mobil Kanser Tarama Tırını bünyesinde barından Denizli, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık ayında yeni bir KETEM’e daha kavuştu. Acıpayam’da faaliyete geçen Acıpayam KETEM ile kanserle yürütülen mücadele soluksuz devam edecek. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk de Acıpayam’da faaliyete geçen KETEM’i ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. Ak Parti Acıpayam İlçe Başkanı Kadir Hüseyin Okyay’ın da bulunduğu ziyarette açıklama yapan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, Acıpayam KETEM’in açılmasıyla birlikte Denizli’de KETEM sayısının 5’e çıktığını söyledi. Öztürk; "Kanser dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli halk sağlığı sorunlarının başında gelmektedir. Ancak erken teşhis ile kanserle mücadelede önemli başarılar elde edilebilmekte bu nedenle KETEM’ler kanserle mücadelede kritik rol oynamaktadır. İlimizde kanser farkındalık eğitim ve tarama faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Bu faaliyetlerimizi ilimizde Merkezefendi, Pamukkale, Sümer ve Tavas KETEM’lerimiz ve Mobil Kanser Tarama Tırımız ile birlikte yürütmekteydik. Bugün Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezimizin bünyesinde KETEM’i hizmete açarak Denizli’de KETEM sayımızı 5’e çıkardık. Acıpayam ilçemize hayırlı olsun. Acıpayam’da vatandaşlarımız kanser taramalarını daha kolay ve düzenli bir şekilde yaptırabilecekler" dedi.
17 Ekim 2025 Cuma - 09:20
Muş Devlet Hastanesinde gerçeğini aratmayan yangın tatbikatı
Muş Devlet Hastanesinde, yangın ve acil durumlara karşı hazırlık seviyesini artırmak amacıyla geniş katılımlı yangın tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikata, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personellerinin yanı sıra AFAD ve itfaiye ekipleri de katıldı. Senaryo gereği hastane binasında çıkan yangına kısa sürede müdahale eden ekipler, hastane personeli ve hastaların güvenli bir şekilde tahliyesini sağladı. Ayrıca, yaralıların kurtarılması ve olay yönetimi süreçlerinde ekiplerin koordineli bir şekilde hareket ettiği gözlendi. İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, gerçekleştirilen tatbikatın önemine dikkat çekerek, "Bu tür tatbikatlar, sağlık tesislerimizin afet ve acil durumlara karşı hazırlık düzeyini ölçmek ve geliştirmek açısından büyük önem taşıyor. Tatbikat sırasında tüm ekiplerin koordineli bir şekilde hareket ettiğini ve görev bilinciyle sürece katkı sunduğunu görmek bizleri memnun etti. Amacımız, herhangi bir acil durumda vatandaşlarımızın can güvenliğini en üst seviyede koruyacak şekilde hızlı ve etkili müdahalede bulunabilmektir. Bu doğrultuda, benzer çalışmalarımızı düzenli aralıklarla sürdüreceğiz" dedi.
17 Ekim 2025 Cuma - 09:13
İşitme kaybı Alzheimer’i tetikliyor
İşitme kaybının ciddi bir sağlık sorunu olduğu belirtilerek sosyalleşmeyi olumsuz yönde etkilediği kaydedildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Korkmaz, belirli düzeydeki işitme kayıplarının bireylerin sosyal yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek bu durum da Alzheimer riskini artırdığını kaydederek uyarılarda bulundu. Birçok kişinin işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçındığına dikkat çeken Korkmaz "Belirli düzeydeki işitme kayıpları, bireylerin sosyalleşmesini olumsuz etkileyebilir. Kişi zamanla diyaloğa girmekten kaçınır ve iletişimi zayıflar. Bu durum, araştırmalara göre Alzheimer hastalığı riskini yüzde 10-15 oranında artırabilir. Ancak birçok kişi işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçınır. Oysa işitme kaybı, yalnızca sosyal hayatı değil, kişinin güvenliğini de tehlikeye atabilir. Örneğin, sokakta yürürken korna sesi gibi uyarıları duyamamak ciddi kazalara yol açabilir. Dolaylı olarak bu durum da Alzheimer riskini artırabiliyor" dedi. Gelen hastaların yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle geliyor Korkmaz, kliniğe gelen hastaların yüzde 20’sinin vertigo şikayeti oluşturduğunu özellikle ileri yaş grubunda daha fazla görüldüğünü kaydederek "Vertigo, halk arasında ’Baş dönmesi’ olarak bilinen bir durumdur. Bu durumun altında birçok farklı klinik hastalık oluşturabilir ve nedenleri yaş grubuna göre değişkenlik gösterebilir. İleri yaşlarda görülme sıklığı artar; en sık rastlanan nedeni ise halk arasında ’kristal oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) adlı hastalık grubudur. Ancak vertigonun nedeni yalnızca bu değildir. Beyin tümörlerinden çocukluk çağında görülebilecek orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otitis media) özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda geniş farklı hastalık durumu görülebilir. Aslında "vertigo", bir çatı tanımdır; altında çok sayıda hastalık ve farklı neden barındırır. Vertigo, özellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülür. Yaş ilerledikçe, dengeyi sağlayan kompanzasyon mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle hastalar vertigodan daha fazla etkilenir. Klinik belirtiler yaşla birlikte çok değişmese de, baş dönmesine bağlı düşmeler ve kırıklar yaşlı bireylerde daha ciddi ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yaşlılarda vertigo daha büyük önem taşır. Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) tedavisinde, ’repozisyon manevrası’ olarak bilinen ve kristallerin yerlerine oturtulmasını amaçlayan özel manevralar kullanılır. Bunun yanında ilaç tedavisiyle de destek sağlanır. Hastalığın nedenine bağlı olarak adaptasyon sürecini hızlandırmak için bazı egzersizler önerilirken, bazı hareketlerden de kaçınılması istenir. Tedavi, tamamen vertigonun altta yatan nedenine göre planlanır. Kulak Burun Boğaz (KBB) polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle başvurmaktadır" diye konuştu. İşitme kayıplarına yol açabilir Yüksek sesle müzik dinlemenin kulağı olumsuz etkilediğini belirten Korkmaz, "Uzun süre yüksek sese maruz kalmak, iç kulakta kalıcı işitme kayıplarına yol açabilir. Özellikle son zamanlarda gençlerde yaygın olarak görülen kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı, önlenebilir bir risktir. İşitme kayıplarını önlemek adına bu tür alışkanlıklardan kaçınılması önemlidir. Gürültülü ortamlarda çalışan bireylerde ise mutlaka işitme koruyucuları (maskeleme cihazları) kullanılması önerilir. Çünkü fark edilmeden gelişen uzun süreli ses maruziyeti kalıcı işitme kaybına neden olabilir. Yaş ilerledikçe ortaya çıkan işitme kayıpları da çoğunlukla iç kulaktan kaynaklanır. Bu nedenle, belirli bir desibel seviyesinin üzerinde gürültüye maruz kalınan ortamlarda işitme sağlığını koruyacak önlemlerin alınması gereklidir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder