Son Dakika
|
Trump: "İran bugün çok ağır darbe alacak"
Dubai Uluslararası Havalimanına İHA saldırısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Norveç’teki ABD Büyükelçiliği yakınlarında patlama
Laricani: "ABD Venezuela modelini İran’da uygulayabileceğini sandı"
İspanya Başbakanı Sanchez: "Türk sosyal medya topluluğuna selamlar olsun"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile telefonda görüştü
Büyükelçi Yılmaz, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı heyetini kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Krallık Başbakanı Starmer ile telefonla görüştü
SAĞLIK
Çocuğunuzun kalp hastası olmasını istemiyorsanız bu 5 öneriye dikkat edin
08 Mart 2026 Pazar - 10:59:21
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, dünya genelinde her 100 doğumdan birinde, Türkiye’de ise her bin doğumun 8-10’unda görülen doğumsal kalp hastalıklarına karşı erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Dünya Sağlık Örgütü verileri ve ülkedeki istatistikler, çocukluk çağı kalp hastalıklarının sanılanın aksine yaygın bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde her 100 canlı doğumdan birinde kalp anomalisi tespit edilirken Türkiye’de ise her bin doğumun 8 ila 10’unda doğumsal kalp hastalığı görülüyor. Bu oranlar, Türkiye’de her yıl yaklaşık 10-15 bin çocuğun kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini gösterirken gecikmiş tanı ve tedavi eksikliği, bu hastalıkları çocukluk döneminin ciddi sağlık problemlerinden biri haline getirdiği kaydedildi. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Nuri Cömert çocukluk çağında görülen kalp hastalıkları hakkında bilgi verdi. "Doğumsal ya da sonradan gelişen bir kalp hastalığı olabilir" Çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının temel olarak iki ana grupta incelendiğini belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Doğumsal (Konjenital) kalp hastalıkları, yapısal bozukluklar: Kalbin odacıkları veya büyük damarlar arasında deliklerin ya da anormal bağlantıların bulunmasıdır. Bu hastalıklar riskli gebeliklerde anne karnında ekokardiyografi (Fetal EKO) ile teşhis edilebilir. Doğum sonrası ise fiziksel muayene, kalp ultrasonu ve kalp kateterizasyonu ile tanı kesinleştirilip tedavi süreci başlanabilir. Edinilmiş (sonradan kazanılmış) kalp hastalıkları: İnfeksiyon kaynaklı 5-15 yaş arasında görülen akut romatizmal ateş veya enfeksiyonlara bağlı gelişen kalp tutulumlarıdır. Pandemi sonrası artan obezite ve hareketsiz yaşam, edinilmiş kalp hastalıklarını tetiklemektedir" dedi. Ebeveynlerin özellikle bebeğin ilk aylarında dikkat etmesi gereken "alarm" niteliğindeki semptomları sıralayan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Siyanoz: Ağız çevresi ve tırnak diplerinde görülen morarmalar. Solunum güçlüğü: Sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma. Gelişim geriliği: Beslenme bozukluğu, yeterli kilo alamama ve aşırı terleme" şeklinde konuştu. "Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir" Ergenlik sürecinin ise artan stres faktörleri nedeniyle kalp sağlığı açısından hassas bir dönem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Bu dönemde görülen çarpıntıların birçoğu zararsız olsa da, nadiren ilaç tedavisi gerekebilir. Bu dönemde spor öncesi tarama önerilmektedir. Spor sırasında harcanan efor, altta yatan gizli bir hastalığı tetikleyebilir. Bu nedenle spora başlayacak çocuklarda elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi ile detaylı kontrol yapılması hayati önem taşır" diye konuştu. "Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır" Çocuklarda kalp sağlığını korumak için 5 temel stratejinin olduğunu belirten Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Düzenli sağlık kontrolleri: Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa erken tarama kritiktir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Obeziteyi önlemek için tam tahıl ve taze besin odaklı diyet uygulanmalıdır. Çocuklar haftada en az 150 dakika fiziksel aktiviteye yönlendirilmelidir. Sigara ve pasif içicilikten kaçınma: Evde sigara içilmemelidir; pasif içicilik çocukların damar yapısını doğrudan olumsuz etkiler. Enfeksiyon yönetimi ve tedavisi: Aşı takvimine uyulmalı ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Çünkü romatizmal ateş gibi enfeksiyonlar kalp kapakçıklarını etkileyebilir. Stres yönetimi ve uyku: Okul çağındaki çocuklar günde 9-11 saat uyumalıdır. Aile içi stresin azaltılması kalp ritmini olumlu yönde etkiler" ifadelerini kullandı.
08 Mart 2026 Pazar - 10:38
HPV aşısı yılda 250 bin kadını kurtarabilir
Dünyada her yıl 500 bin kadını etkileyen ve yarısını ölüme sürükleyen rahim ağzı kanseri, Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen panelde masaya yatırıldı. Türkiye’de her yıl 2 bin 356 kadına teşhis konulduğuna ve bin 280 kadının bu nedenle hayatını kaybettiğine dikkat çeken uzmanlar; HPV aşısının bu kanser türünü dünya üzerinden silebilecek tek güç olduğunu vurguladı. Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğiyle Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mustafa Melih Erkan ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, hastalığın tıbbi ve toplumsal boyutlarını çarpıcı verilerle ele aldı. Rahim ağzı kanseriyle mücadelede en kritik kısmı tarama ve aşılama oluşturuyor. Kansere neden olan HPV’ye (Human Papilloma Virüs) karşı aşı ile bağışıklık kazanıldığında, HPV vücutta var olsa bile kanser oluşumu engellenebiliyor. Özellikle Smear ve HPV testlerinin düzenli uygulanması, kanserleşme sürecindeki hücresel değişimlerin 15-20 yıl öncesinden tespit edilmesine imkan tanıyor. Uzmanlar, kanserleşme tam anlamıyla başlamadan yapılacak küçük müdahalelerin, ilerideki ağır cerrahi süreçlerin ve hayati risklerin önüne geçeceğinin altını çizdi. "Aşı ile kanserden kurtulmak mümkün" Panelde konuşan Op. Dr. Mustafa Melih Erkan, rahim ağzı kanserinin dünyada önlenebilir tek kanser türü olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 bin vaka görülüyor ve maalesef 30 bin insan bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Türkiye tablosunda ise her yıl 2 bin 356 yeni teşhis ve bin 280 can kaybı var. Oysa elimizde HPV aşısı gibi bir tedavi var. Avustralya gibi ülkeler yaygın aşılama ile 2035’te bu hastalığı tamamen yok etmeyi planlıyor. Kadın ve erkeklere 9 yaşından itibaren yapılabilen bu aşılama, bir insanın hayatını kurtarmak için en somut adımdır." "Tabular kadın sağlığını tehdit ediyor" Hastalığın sadece biyolojik değil, sosyolojik bir sorun olduğunun altını çizen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, şu uyarıda bulundu: "Toplumun yüzde 80’inin hayatının bir noktasında maruz kaldığı HPV, sadece kadınların değil, bir insanlık sorunudur. Ancak kadınlar toplumsal baskılar nedeniyle Smear testlerini ve rutin kontrollerini bile yaptırmaktan kaçınıyor. Semptom vermeyen bu hastalık, sessizce ilerleyerek geri dönülemez evrelere ulaşıyor. Bu tabulaşmayı yıkmak ve kadın doğum muayenelerini normalize etmek zorundayız."
08 Mart 2026 Pazar - 09:57
Rektör Akpolat, Onkoloji Hastanesi’ndeki minik hastaları hediyelerle sevindirdi
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Tıp Merkezi Onkoloji Hastanesi’nde tedavi gören minik hastaları ziyaret ederek hediyeler verdi. Fayda Topluluğu’nun işbirliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Rektör Akpolat, çocuk hastalarla yakından ilgilendi. Çocukların ailelerine "geçmiş olsun" dileklerini ileten Akpolat, onlarla bir süre sohbet etti. Hediyeleri alan çocuklar büyük bir mutluluk yaşarken Akpolat’ın ziyareti hasta yakınları tarafından memnuniyetle karşılandı.
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu
Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 11:14
Onkoloji’nin genç doktorları Antalya’ da buluşuyor
4
06 Mart 2026 Cuma- 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
5
07 Mart 2026 Cumartesi- 08:55
Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:48
Doç. Dr. Gülcü: "Herkes için oruç güvenli değil"
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü, Kardelen Televizyonu’nda yayınlanan Analiz programına konuk oldu. Ramazan ayı öncesi önemli uyarılarda bulunan Gülcü, bazı kalp hastaları için oruç tutmanın ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Riskli hasta gruplarına oruç tutmalarını önermiyoruz" dedi. Kardelen Televizyonu’nun ilgiyle takip edilen programı Analiz, alanında uzman isimleri ağırlamaya devam ediyor. Programın son konuğu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü oldu. Gülcü, programda Genel Yayın Yönetmeni Soner İstanbullu ve Gazeteci-Yazar Esat Bindesen’in sorularını yanıtladı. Yayında, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde özellikle kalp hastalarının dikkat etmesi gereken konular ele alındı. "Kalp hastaları oruç tutabilir mi?" Programda ilk olarak "Kalp rahatsızlığı olanlar, stent takılan hastalar Ramazan’da oruç tutabilir mi?" sorusu gündeme geldi. Doç. Dr. Gülcü, bu soruya net yanıtlar verdi. Sıvı kaybının yalnızca yaz aylarında yaşanmadığını vurgulayan Gülcü, kış aylarında da vücudun ciddi sıvı kaybına uğrayabileceğini söyledi. Her hastanın durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülcü, riskli grupları şöyle sıraladı: Ciddi kalp yetersizliği bulunan, Son bir yıl içinde iki veya daha fazla kez kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışı olan, Kontrol altına alınamayan hipertansiyonu bulunan, Birden fazla ilaç kullanmasına rağmen tansiyonu düşmeyen hastalar, Kontrolsüz diyabeti olan ve diyabete bağlı koma geçirmiş hastalar, Yakın zamanda büyük cerrahi operasyon geçirenler, Son bir ay içinde kalp krizi geçiren, son üç ay içinde bypass ameliyatı olan hastalar, Ciddi ritim bozukluğu bulunanlar, Diyalize girmemiş ancak ileri derecede böbrek yetersizliği olan hastalar. Bu gruplardaki hastalara oruç tutmayı kesinlikle önermediklerini ifade eden Gülcü, "Bu hastalarımızın ilaçlarını düzenli kullanmaları, yeterli sıvı almaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri hayati önem taşıyor. Diğer, stabil seyreden hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" dedi. "Ani hava değişimleri kalp krizini tetikleyebilir" Programda kalp krizine yol açan faktörlere de değinen Gülcü, özellikle Erzurum gibi yüksek rakımlı ve soğuk iklimli bölgelerde yaşayan vatandaşları uyardı. Soğuk havanın damarlar üzerinde büzüştürücü etkisi olduğunu belirten Gülcü, bunun pıhtılaşma riskini artırdığını söyledi. "Soğuk havalarda vücut, hayati organları korumak için kanı beyin ve kalp bölgesine yönlendirir. Bu durum kol ve bacaklardaki dolaşımı yavaşlatır. Dolaşımın yavaşladığı yerde pıhtılaşma riski artar" diyen Gülcü, yüksek rakımın da kalp üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti. Yüksek rakımda oksijen oranının düşük olduğunu belirten Gülcü, "Kalp, vücudun ihtiyacı olan oksijeni karşılamak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Talep artıyor ama arz düşüyor. Bu da kalp hastaları için ciddi bir risk oluşturuyor. Özellikle ani hava değişimlerinden hastalarımız mutlaka uzak durmalı" ifadelerini kullandı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:43
Demirözü’nde marketler denetlendi
Bayburt’un Demirözü ilçesinde zabıta ekiplerince ramazan öncesinde marketlere yönelik denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri ile etiket ve fiyat bilgileri kontrol edildi. Ekipler tarafından yapılan incelemelerde raflardaki ürünlerin mevzuata uygunluğu denetlenirken, tüketici haklarının korunmasına yönelik uygulamalar da gözden geçirildi. Eksiklik ve usulsüzlük tespit edilen işletmelere cezai işlem uygulandı. Denetimlerin, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi amacıyla belirli aralıklarla sürdürüleceği öğrenildi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:30
Sağlık-Sen’den Şırnak’ta acil servislere akademik destek
Sağlık-Sen tarafından hazırlanan "Acilden Kliniğe-Acilin El Kitabı", Şırnak ve İdil’deki hastanelerde görev yapan hekimlere teslim edildi. Sağlık-Sen Hekim Komisyonu öncülüğünde, sağlık şehitlerine ithaf edilerek hazırlanan eser, acil servislerde görev yapan pratisyen hekimler için rehber, uzman hekimler için ise bilgileri tazeleyen önemli bir kaynak olma özelliği taşıyor. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, acil servislerin hastanelere başvuran vatandaşların büyük bölümüne hizmet verdiğini belirterek, "Hekimlerimizin emeğini savunurken mesleki gelişimlerini desteklemeye devam ediyoruz. Akademik sendikacılık anlayışıyla hazırlanan bu eseri hekimlerimizin istifadesine sunuyoruz" dedi. Kitabın il genelindeki hastanelerde görev yapan tüm hekimlere ulaştırılacağı öğrenildi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:25
Diş hekiminden uyarı, iftardan sahura bardak bardak çay içenler dikkat
Ramazan ayının vazgeçilmezi olan çay keyfinin ağız sağlığını sandığından daha fazla tehdit ettiğine dikkat çeken Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, özellikle iftar ve sahur arasında aşırı tüketilen çayın diş eti hastalıklarını tetiklediği ve oruçluyken ağız kuruluğunu artırdığı ifade etti. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, vatandaşlara ağız ve diş sağlığını korumaları konusunda önemli bilgilendirmelerde ve uyarılarda bulundu. Ramazan ayında ağızda artan asitlik oranına ve tükürük etkisinin azalmasına değinen Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, özellikle diş sağlığının ve tedavisinin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. "Fırçalamazsak çürük miktarı artar" Ramazan ayında da rutin ağız fırçalamalarının iftar ve sahurda yapılmasını öneren Bozyiğit Yüksel, "Ramazan’da çok uzun süre aç ve susuz kalındığı için ağız ortamında asitlik artar, bakterilerin alanı genişler. Bu durumda çürük miktarı artar, diş etinde iltihabi durum, hiperemiklik miktarı artar, ağız kokusu ve ağız kuruluğu meydana gelir. Çünkü tükürüğün yıkayıcı etkisi vardır. Tükürük azaldığı için bu gibi durumlar meydana gelebilir. Bizim yapacağımız rutin işlem sabah ve akşam dişlerinizi fırçalamaktır. Aynı şekilde saatleri değiştirerek yapıyoruz, sahurda ve iftarda diş fırçalamamıza devam etmemiz gerekiyor. Fırçalamazsak çürük miktarı artar, oruçlu olduğumuz sürede diş eti iltihabı artar, hastalarda çok şiddetli ağız kokusu meydana gelir ki bizim hastalarımızın en çok şikayet ettiği şey ağız kokusu. Bu gibi durumlarla Ramazan ayında karşılaşmamak için ağız hijyenimize, fırçalamamıza dikkat etmemiz gerekiyor" dedi. "Ramazan’da kesinlikle diş tedavilerinizi aksatmayın" Oruçluyken tedavi sürecinin aksatılmaması gerektiğini ve acil müdahalelerin önemini belirten Yüksel, "Dişte tedavisi devam eden hastalar acil durumlarda tabii ki oruçluyken tedavi görmeli; kanal tedavisi, dolgu gibi işlem gerekiyorsa yapılmalı. Eğer ki hasta bu konuda hassassa ve dayanabiliyorsa iftardan sonra da bizim kliniğimiz aynı şekilde iftardan sonra hizmet vermekte, tedavisine devam edebilir. Ama bir diş taşı işlemi yaptıracaksa, o suyu yutmadan, hekim o patı kullanmadan diş taşı tedavisi yaptırabilir hastalarımız. Yaptırmazsa hem çürük ortamı artar, hastalarımızda çok şiddetli apseler oluşabilir ya da ihmal ettiğinde yüz şişliğiyle, çok şiddetli ağrıyla karşılaşabilir. Ramazan’da kesinlikle diş tedavilerimizi aksatmıyoruz, rutin fırçalamalarımıza devam etmemiz gerekiyor" diye konuştu. "En azından macunsuz, sadece diş fırçasıyla fırçalamaları gerekir" Özellikle Türk milletinin vazgeçilmezi olan çay ve kahve tüketimine karşı uyarılarda bulunan Diş Hekimi Demet Bozyiğit Yüksel, sahur menüsü için tavsiyelerini de değinerek, "Sahurda tükettiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Kafeinli gıdalar, asitli içecekler, soğan ve sarımsak gibi koku oluşturacak, susamayı artıracak ürünler tüketmememiz gerekiyor. Daha çok kalsiyum içerikli gıdalar tüketilmeli ve bol su içilmeli. Hem tükürük miktarını artırmış oluruz hem de ağız hijyenini sağlamış oluruz. Çok asitli içecekler tüketmememiz gerekiyor. Çok fazla çay ve kahve tüketmememiz gerekiyor. Hem demir emilimini azaltır, diş eti hastalığı oluşturur hem de hastada oruçlu dönemde aşırı susuzluk ve ağız kuruluğu hissettirebilir. Ayrıca soğanlı, sarımsaklı ve baharatlı gıdalar tüketmememiz gerekiyor. Hem ağız kokusu yapar hem mide rahatsızlığı yapar hem de susama miktarımızı, ağız kuruluğunu artırır. Sahurda genelde yoğurtlu, sıvı ve sulu şeyler tüketmememiz gerekiyor. Yeşil sebzeler ve daha çok kalsiyum içerikli gıdalar tüketirsek orucu daha güzel ve daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Gün içerisinde dişlerini fırçalamak isteyen veya bu konuda hassas olan hastalarım için söylüyorum, en azından macunsuz, sadece diş fırçasıyla fırçalamaları gerekir. O suyu yutmadan hem ağızda bir ferahlık sağlanır hem de ağız hijyenini oruçlu dönemde daha iyi korumuş oluruz. Ramazan ayında hastalarımızın ağız hijyenine dikkat etmeleri lazım ve rutin diş tedavilerini aksatmamaları gerekiyor" şeklinde konuştu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:18
Kumluca Devlet Hastanesi’nde 1 yılda 424 bin 651 hasta muayene edildi
Antalya’nın Kumluca ilçesinde İlçe Kaymakamı Bahadır Güneş, devlet hastanesini ziyaret ederek hastane yönetiminden çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, daire amirleriyle birlikte Kumluca Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek yöneticilerden çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kaymakam Bahadır Güneş, hastaneye gelişinde ilk olarak diyaliz ünitesini gezdi, ardından poliklinikleri dolaşarak hastalarla sohbet etti. Hastane kapalı oto parkı, acil servis, yoğun bakım üniteleri ve yapımı devam eden kroner yoğun bakım servisini de gezen Güneş, toplantı salonuna geçti. Hastane Başhekimi Fatih Aladağ ve idareciler tarafından Kaymakam Bahadır Güneş’e hastanedeki çalışmalar ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verildi. 160 dönümlük arazi üzerinde 33 dönümlük kapalı alanda kurulan hastanenin, 163 araçlık kapalı otoparkı bulunduğunu, 150 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Başhekim Fatih Aladağ, "Toplam personel sayımız 546, 38 uzman hekim, 17 pratisyen hekim, 343 sağlık personeli ve diğer alanlardaki 137 kişi ile hizmet vermekteyiz" dedi. Başhekim Fatih Aladağ, "Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 424 bin 651, Acil bölümünde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayısı 136 bin 775, Diş Hastanemizde yıllık muayene ettiğimiz hasta sayımız 25 bin 348, hastanemiz bünyesinde yıllık yatan hasta sayımız 9 bin 906 kişi, Yoğun Bakım ünitemizde yıllık yatan hasta sayımız 861 kişi, yıllık yeni doğan yoğun bakım sayımız ise 355 kişidir" dedi. Aladağ, "Hastanemizde yıllık 6 bin 169 kişi ameliyat oldu. ABC Grubu ameliyatlarında ise 2 bin 365 hastamız ameliyat oldu. Hastanemizde Gastroskopi olan hasta sayımız 263 kişi ve kolonoskopi olan hasta sayımız ise 260 kişidir. Birinci seviye yoğun bakım sayımız 6 ve ikinci seviye yoğun bakım yatağımız ise 6 kişi olup toplam 12 yoğun bakım yatağımız bulunmaktadır" dedi. Başhekim Aladağ son olarak, "Batı Antalya Bölgesinde ilk olacak olan kroner anjiyo bakım merkezimizdeki çalışmalar aralıksız sürüyor. En kısa zamanda da o merkezimizi hizmete açmayı hedefliyoruz dedi. Hastane yönetimi tarafından 112 acil merkezinin Temel Eğitim Mahallesi’nde yapılması planlanan yeni bir binaya taşınacağını, yetersiz olan ortopedi başta olmak üzere bazı branşlarda yeni doktorların geleceğinin bilgisi verilen Kaymakam Bahadır Güneş hastaneden ayrıldı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:09
İki öğünü tamamlamak önemli
Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi için iftar ve sahur arasında geçen sürede en az 2 öğünü tamamlamak önemlidir" dedi. Dr. Yasin Yılmaz, 11 ayın sultanı Ramazan ayını daha sağlıklı geçirmesi için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Yılmaz, "Ramazan ayı, oruç tutanlar için beslenme ve yaşam şeklinin değiştiği bir dönemdir. Sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi için iftar ve sahur arasında geçen sürede en az 2 öğünü tamamlamak önemlidir. İki vakit arasındaki zaman dilimin kısalması ve uykudan istifade etmek amacıyla sahurda yemek yenmemesi ya da sadece su içilmesi gün içerisinde açlık kan şekerinin ani düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır" ifadelerinde bulundu. Sahura kalkmak önemli Sahura kalkmanın vücut sağlığı açısından önemli olduğunu işaret eden Yılmaz, "Sahura mutlaka kalkılmalı. Sağlıklı bir oruç süreci için; süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edilmeli ancak aşırı yağlı ve tuzlu yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması gerekmektedir. İftar vaktinde ise yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir" dedi. Sıvı tüketimine dikkat! Doktor Yılmaz, İftar ve sahur arasında yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu halsizlik, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabileceğini belirterek "Günde ortalama en az 1,5-2 litre (8-10 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade maden suyu veya komposto gibi şeker içeriği düşük sıvıları tüketmeye özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu. Ramazanda beslenme önerileri Yasin Yılmaz, sağlıklı beslenme ile ilgili ise şu açıklamaları yaptı; "Sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek ve bağışıklığımızı güçlü tutmak adına oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklı ve her seferinde küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. Sahur öğününüzü atlamayın. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edin. iftara söğüş salata veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği ile devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı, kızarmış patates gibi yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna tercih edin. Mümkün olduğunca iftar ve sahurda badem, ceviz vb. tüketmeye özen gösterin. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi gibi) veya meyve tercih edin. Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz. Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin. Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden mümkün olduğunca uzak durun. İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler veya evde hafif egzersizler yapın. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek sindirim problemlerini önlemek için lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller -kuru fasulye, mercimek, nohut-, kepekli tahıllar ve tam buğday ekmeği, sebzeler ve salata) tercih edilmelidir. Taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, hurma, ceviz, badem vb gibi kuru yemişler tüketilmelidir."
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:39
İlk sahur öncesi uzmandan kritik uyarı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, ilk sahurda yapılan beslenme hatalarına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Zişan Sobacı, uzun sürecek açlık dönemine sağlıklı bir başlangıç yapmanın ay boyunca enerjiyi korumak açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Uzun saatler aç kalacağız düşüncesiyle aşırı ve ağır yemek tüketmek en sık yapılan hatalardan biri, özellikle kızartmalar, hamur işleri ve fazla tuzlu gıdaların gün içinde susuzluk hissini artırır ve mide problemlerine yol açabilir" dedi. Sahurda doğru beslenme İdeal sahur öğünü ile ilgili bilgi veren Diyetisyen Sobacı, "Yumurta, peynir, yoğurt gibi kaliteli protein kaynakları, tam buğday ekmeği ve yulaf gibi kompleks karbonhidratlar, bol yeşillik ve lifli sebzeler, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar, yeterli miktarda su içermeli, sahurda kan şekerini dengede tutan ve uzun süre tokluk sağlayan besinler tercih edilmeli. Aksi halde gün içinde halsizlik, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığı görülebilir" ifadelerini kullandı. "Çay ve tatlı tüketimine dikkat" Sahurda aşırı çay ve kahve tüketiminin vücuttan su atımını artırarak susuzluğa neden olabileceğini belirten Sobacı, şerbetli tatlılardan ise özellikle uzak durulması gerektiğini vurguladı. Diyetisyeni Zişan Sobacı, iftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak suyun zamana yayılarak tüketilmesi gerektiğini de hatırlattı. Diyetisyen Zişan Sobacı, "Ramazan ayı bir denge ayıdır. İlk sahurdan itibaren bilinçli ve ölçülü beslenmek hem sağlığımızı hem de ibadet sürecimizi olumlu etkiler" diye konuştu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:28
Diyet Uzmanı Başkülekçi: "Doğru Sahur, kontrollü iftar"
Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Ramazan ayının yalnızca ruhsal değil, bedensel denge açısından da önemli bir dönem olduğunu belirtti. Gün boyu süren açlık sonrası yapılan yanlış beslenme tercihlerinin halsizlik, baş ağrısı, mide yanması ve hızlı kilo artışı gibi sorunlara yol açabileceğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, doğru planlanan sahur ve iftar ile Ramazan’ın hem enerjik hem de sağlıklı geçirilebileceğini söyledi. Sahurun oruç tutmanın adeta sigortası olduğunu vurgulayan Diyetisyen Başkülekçi, sahura kalkmadan tutulan orucun kan şekerinin hızlı düşmesine ve gün içinde yoğun acıkmaya neden olabileceğini belirtti. En doğru sahurun kahvaltı tarzında ve dengeli içeriklerden oluşması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, protein açısından zengin yumurta, peynir ve yoğurt gibi besinlerin, tam buğday ekmeği ya da yulaf gibi kompleks karbonhidratların, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağların ve mutlaka sebzelerin yer aldığı bir öğünün gün boyu tokluk süresini uzatacağını söyledi. Buna karşılık börek, poğaça, salam, sucuk gibi işlenmiş ve aşırı tuzlu gıdaların susuzluğu artırabileceğini, fazla çay ve kahve tüketiminin de gün içinde daha fazla susamaya yol açabileceğini dile getirdi. İftarda ise en sık yapılan hatanın gün boyu boş kalan mideye bir anda yüklenmek olduğunu belirten Diyetisyen Başkülekçi, orucun 1-2 hurma ve su ile açılmasının ardından kısa bir mola verilmesini önerdi. Bu molanın sindirim sistemini hazırladığını ve aşırı yemek tüketimini engellediğini ifade eden Diyetisyen Başkülekçi, iftarın önce çorba ile başlaması, ardından kısa bir ara verilerek ana yemek ve salata ya da yoğurt ile devam edilmesinin daha sağlıklı bir yöntem olduğunu söyledi. Ana yemeklerde kızartma yerine ızgara, fırın ya da zeytinyağlı seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Tatlı tüketiminin iftardan hemen sonra değil, 1-2 saat sonra yapılmasının daha doğru olacağını belirten Diyetisyen Başkülekçi, sütlü tatlılar veya meyvenin daha dengeli bir tercih olduğunu, şerbetli tatlıların ise seyrek tüketilmesi gerektiğini ifade etti. İftar ile sahur arasında ortalama 2-2,5 litre su içmenin baş ağrısı, kabızlık ve halsizlik gibi şikayetleri büyük ölçüde önlediğini vurguladı. Ramazan ayında önemli olanın çok yemek değil, doğru ve dengeli beslenmek olduğunu belirten Diyetisyen Başkülekçi, dengeli bir sahur, kontrollü bir iftar ve yeterli su tüketimi ile bu mübarek ayın hem sağlıklı hem de rahat geçirilebileceğini ifade ederek sağlıklı ve bereketli bir Ramazan temennisinde bulundu.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:23
"Benim kahramanım sigarayı bıraktı"
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü ile Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülecek olan "Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti de Bizden Olsun" yarışmasına ilişkin protokol, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir ve Erzurum İl Millî Eğitim Müdürü Süleyman Ekici tarafından imzalandı. Yarışma ile çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif sağlık elçileri olmaları hedefleniyor. Yarışma kapsamında, Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokulların 5-8. sınıf öğrencileri arasından, 9 Şubat - 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Sigara Bırakma Polikliniklerine en fazla yetişkini yönlendiren her ilçeden 1, toplam 20 öğrenciye 17 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek törenle bisiklet hediye edilecek. Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla, çocukların sigara bırakma sürecinde yetişkinleri teşvik eden aktif birer sağlık elçisi olmasını sağlamak, Sigara Bırakma Polikliniklerinin (SBP) bilinirliğini artırmak ve SBP’ye başvuruları teşvik etmek amacıyla Erzurum’da bulunan resmi ve özel ortaokullarda eğitim gören 5-8. Sınıf öğrencileri arasında Dumansız Bir Dünya Bırak Çocuğuna, Bisikleti De Bizden Olsun yarışması başladı. Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında yürütülecek olan yarışmaya ilişkin bilgilendirme metni ve sosyal medya görseli yarışmaya ilişkin detaylı bilgi ve dokümanlara https://erzurumism.saglik.gov.tr/TR-374154/benim-kahramanim-sigarayi-birakti.html adresinden erişim sağlanabilmektedir.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:08
Dyt. Ayca Yılmaz Kaya: "Sağlıklı bir Ramazan geçirebilmek için besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli"
Ramazan ayında sağlıklı beslenmek için besin seçimi ve porsiyon kontrolünün önemli olduğu belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Ayca Yılmaz Kaya, Ramazan ayında aşırı yağlı, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, "Ramazan ayı, hem manevi hem fiziksel açıdan yenilenme fırsatı sunan özel bir dönemdir. Ancak bu sürecin sağlıklı geçirilmesi için doğru ve bilinçli beslenme planı yapılmalıdır. Gün boyu süren açlık mide asidinin artmasına neden olabilir; bu durum özellikle hassas mide yapısına sahip kişilerde yanma ve ağrı şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca sahurda aşırı besin tüketimi kilo artışına neden olabilmektedir. Kilo alımının yanında uzun açlık süresi sebebiyle kas kaybı da yaşanmaktadır. Sağlıklı bir Ramazan ayı geçirebilmek için besin seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Aşırı yağlı, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı; kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. İftarda yemekler yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmeli, çorba içildikten sonra 5-10 dakika ara verilerek ana yemeğe geçilmelidir. Bu uygulama hem sindirimi kolaylaştırır hem de aşırı besin tüketimini engeller. İftarda ana öğün dengeli porsiyonlanmış protein, sebze ve kompleks karbonhidrat içermeli. Yemeklerin pişirme yöntemine dikkat edilmeli; kızartma yerine, ızgara, fırında, haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır ki mide bağırsak problemleri yaşanmasın. Sahur öğünü mutlaka yapılmalı ve en az bir ara öğün planlanmalıdır. Sahurda aşırı yağlı besinler tercih edilmemelidir. Hem tok tutması hem de yaşanılabilecek rahatsızlıkları önlemesi nedeniyle sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein kaynaklarının tüketimi erken saatlerde açlık hissinin önüne geçer. Tercihe göre sahur menüsüne meyve eklenebilir. Her gün düzenli olarak meyve ve sebze tüketimi bağışıklık sistemini destekler, kabızlık gibi sindirim problemlerinin önlenmesine yardımcı olur" diye konuştu. "Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalı" "Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalıdır" diye Yılmaz, "Vücuda uzun süre besin alınmaması metabolizmanın savunmaya geçmesine neden olur. Bu nedenle Ramazan ayında öğün sayısının dengeli planlanması önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edildiğinde kilo alımı yerine kilo kontrolü sağlanabilir. Ara öğün ve sahur yapmadan tutulan oruçta vücudun ihtiyacı karşılanamamış olmakla beraber kas kaybı ve vücut yağı artışı görülebilir. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip bireyler mutlaka doktor kontrolünde oruç tutmalıdır. İftar ve sahur vakti arasında yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, günlük ortalama 2-2 buçuk litre su tüketilmelidir. Çay, kahve gibi kafeinli içecekler vücuttan sıvı atılımını artırdığı için su yerine tüketilmemelidir. Yetersiz su tüketimi; baş ağrısı, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabilir. Ramazan ayında fiziksel aktivite tamamen bırakılmamalıdır. İftardan en az bir saat sonra yapılacak 30-40 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, metabolizma hızının korunmasına ve kilo kontrolüne katkı sağlar" dedi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 08:38
Uzmanından sahur uyarısı: "Sahur günün sigortası"
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan’da en sık yapılan hatanın sahura kalkmamak olduğunu belirterek, "Oysa sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlıktır" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ramazan’ın yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda bedenin ritmini yeniden düzenleme fırsatı olduğunu belirten Aslantaş, bilinçli beslenmenin hem gün içindeki enerji seviyesini hem de genel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade etti. Ramazan’da metabolizmanın gündüz "enerji tasarruf moduna", akşam ise "yakıt ikmal moduna" geçtiğini kaydeden Aslantaş, "Mesele aç kalmak değil, dengeli beslenmeyi öğrenmektir. Uzun süren açlık sonrası ani ve yüksek karbonhidrat yüklemesi kan şekerinde hızlı dalgalanmalara neden olur. Bu da kısa sürede yeniden acıkma ve halsizlik oluşturur" dedi. Sahur metabolik hazırlıktır Sahura kalkmamanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlık demektir. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren bir sahur gün boyu tokluk sağlar ve susuzluğu azaltır" diye konuştu. İdeal sahur tabağında; 2 yumurta veya 1 yumurta + lor/yoğurt, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek ya da yulaf, zeytin/avokado/ceviz, bol yeşillik ve 2-3 bardak su bulunması gerektiğini belirten Aslantaş, sadece börek, beyaz ekmek ve reçel gibi basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin gün içinde baş ağrısı ve halsizliğe yol açabileceğini söyledi. İftarda yavaşlayın, mideye zaman tanıyın İftarın kültürel açıdan olduğu kadar fizyolojik olarak da önemli olduğuna dikkat çeken Aslantaş, "En sağlıklı yöntem; 1 hurma ve suyla orucu açmak, ardından 1 kase çorba içip 10 dakika ara vermektir. Bu, mide ve pankreasa ani yüklenmeyi önler" dedi. Ana öğünde ise 100-150 gram tavuk, balık, et veya kurubaklagil; bulgur ya da karabuğday gibi kompleks karbonhidratlar ve bol salata tüketilmesini öneren Aslantaş, yoğurt veya ayranın da sindirimi desteklediğini ifade etti. Tatlı tüketiminin haftada 1-2 kezle sınırlandırılması gerektiğini belirten Aslantaş, sütlü tatlıların şerbetli tatlılara göre daha dengeli bir tercih olduğunu söyledi. Ramazan pidesinin ise porsiyon kontrolüyle tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Su ve hareket vurgusu İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirten Aslantaş, çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını söyledi. İftardan 1-1,5 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif tempolu yürüyüşün kan şekerini dengelediğini ve sindirimi rahatlattığını ifade etti. Oruç kimler için riskli? Kontrolsüz diyabet hastaları, sık hipoglisemi yaşayanlar, ileri kalp yetmezliği bulunanlar, kronik böbrek hastaları, aktif kanser tedavisi görenler ve riskli gebelik yaşayan kadınlar için uzun süreli açlığın sakıncalı olabileceğini belirten Aslantaş, "İlaç saatleri kritik olan nörolojik hastalar da mutlaka hekim kontrolünde karar vermelidir. Oruç bir ibadettir; sağlık ise emanettir" dedi. Ramazan’ın bedeni zorlamak için değil disipline etmek için olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Gece kaloriyi iki katına çıkarma ayı değildir. Ölçülü, yavaş ve paylaşarak yemek esastır. Dengeyi kurduğumuzda Ramazan yalnızca ruhumuzu değil metabolizmamızı da arındırır" ifadelerini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 23:10
Hayırseverden MEAH’a Dijital Renkli Doppler Ultrasonografi cihazı bağışı
Muğlalı hayırsever vatandaş Sultan Köroğlu ve eşi tarafından Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine Dijital Renkli Doppler Ultrasonografi cihazı bağışı yapıldı. Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen teslim törenine Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ethem Acar, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Deliktaş, Doç. Dr. İlker Akarken ve asistan hekimler katıldı Dijital Renkli Doppler Ultrasonografi cihazı, hayırsever Sultan Köroğlu’nun eşi Şakir Köroğlu tarafından firma yetkilisi ile birlikte hastaneye teslim edildi. Başhekim Prof. Dr. Ethem Acar, "Sağlık hizmetlerimizin güçlenmesine katkı sunan kıymetli hayırseverlerimize teşekkür ediyor, bu anlamlı bağışın hastalarımıza hayırlı olmasını diliyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder