SAĞLIK - 18 Şubat 2026 Çarşamba 10:48

Doç. Dr. Gülcü: "Herkes için oruç güvenli değil"

A
A
A
Doç. Dr. Gülcü: "Herkes için oruç güvenli değil"

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü, Kardelen Televizyonu’nda yayınlanan Analiz programına konuk oldu. Ramazan ayı öncesi önemli uyarılarda bulunan Gülcü, bazı kalp hastaları için oruç tutmanın ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Riskli hasta gruplarına oruç tutmalarını önermiyoruz" dedi.


Kardelen Televizyonu’nun ilgiyle takip edilen programı Analiz, alanında uzman isimleri ağırlamaya devam ediyor. Programın son konuğu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Gülcü oldu. Gülcü, programda Genel Yayın Yönetmeni Soner İstanbullu ve Gazeteci-Yazar Esat Bindesen’in sorularını yanıtladı. Yayında, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde özellikle kalp hastalarının dikkat etmesi gereken konular ele alındı.



"Kalp hastaları oruç tutabilir mi?"


Programda ilk olarak "Kalp rahatsızlığı olanlar, stent takılan hastalar Ramazan’da oruç tutabilir mi?" sorusu gündeme geldi. Doç. Dr. Gülcü, bu soruya net yanıtlar verdi. Sıvı kaybının yalnızca yaz aylarında yaşanmadığını vurgulayan Gülcü, kış aylarında da vücudun ciddi sıvı kaybına uğrayabileceğini söyledi.


Her hastanın durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülcü, riskli grupları şöyle sıraladı: Ciddi kalp yetersizliği bulunan, Son bir yıl içinde iki veya daha fazla kez kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışı olan, Kontrol altına alınamayan hipertansiyonu bulunan, Birden fazla ilaç kullanmasına rağmen tansiyonu düşmeyen hastalar, Kontrolsüz diyabeti olan ve diyabete bağlı koma geçirmiş hastalar, Yakın zamanda büyük cerrahi operasyon geçirenler, Son bir ay içinde kalp krizi geçiren, son üç ay içinde bypass ameliyatı olan hastalar, Ciddi ritim bozukluğu bulunanlar, Diyalize girmemiş ancak ileri derecede böbrek yetersizliği olan hastalar. Bu gruplardaki hastalara oruç tutmayı kesinlikle önermediklerini ifade eden Gülcü, "Bu hastalarımızın ilaçlarını düzenli kullanmaları, yeterli sıvı almaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri hayati önem taşıyor. Diğer, stabil seyreden hastalar ise doktor kontrolünde oruç tutabilir" dedi.



"Ani hava değişimleri kalp krizini tetikleyebilir"


Programda kalp krizine yol açan faktörlere de değinen Gülcü, özellikle Erzurum gibi yüksek rakımlı ve soğuk iklimli bölgelerde yaşayan vatandaşları uyardı. Soğuk havanın damarlar üzerinde büzüştürücü etkisi olduğunu belirten Gülcü, bunun pıhtılaşma riskini artırdığını söyledi.


"Soğuk havalarda vücut, hayati organları korumak için kanı beyin ve kalp bölgesine yönlendirir. Bu durum kol ve bacaklardaki dolaşımı yavaşlatır. Dolaşımın yavaşladığı yerde pıhtılaşma riski artar" diyen Gülcü, yüksek rakımın da kalp üzerindeki yükü artırdığına dikkat çekti.


Yüksek rakımda oksijen oranının düşük olduğunu belirten Gülcü, "Kalp, vücudun ihtiyacı olan oksijeni karşılamak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Talep artıyor ama arz düşüyor. Bu da kalp hastaları için ciddi bir risk oluşturuyor. Özellikle ani hava değişimlerinden hastalarımız mutlaka uzak durmalı" ifadelerini kullandı.



Doç. Dr. Gülcü: "Herkes için oruç güvenli değil"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Büyükşehir Meclisi’nden çok yönlü destek paketi Denizli Büyükşehir Belediyesi Meclisi Şubat Ayı Olağan Toplantısı’nın ikinci oturumu, Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda sosyal desteklerden eğitime, tarımdan afet hazırlıklarına kadar birçok alanda Denizli halkını doğrudan ilgilendiren önemli kararlar oy birliğiyle kabul edildi. Mecliste alınan kararlara göre, ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlara Ramazan ayında tek seferlik 5 bin TL destek verilecek. Ayrıca hane yardımı almaya uygun görülen Horozkart sahibi vatandaşlara 2026 Ramazan Bayramı dolayısıyla 2 bin 500 TL bayram ikramiyesi sağlanacak. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen Denizli Büyükşehir Belediyesi, lise ve dengi okulların son sınıflarında öğrenim gören dar gelirli öğrencilerin, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) başvuru ücretlerini karşılayacak. Tarıma destek genişliyor Tarımsal üretimin güçlendirilmesi amacıyla Çivril ve Çardak ilçelerinde belirlenen mahallelerde mera ıslahı kapsamında gübreleme çalışmaları yapılacak. Öte yandan Çal, Bekilli, Baklan ve Güney ilçelerinde yeni bağ tesisi kuracak üreticilere 41B Amerikan asma anacı desteği verilecek. Çölyak hastalarına temel ihtiyaç paketi Sağlık alanında alınan karar doğrultusunda, çölyak hastalarına temini zor ve maliyeti yüksek glutensiz ürünlerden oluşan temel ihtiyaç paketi desteği sağlanacak. Kardeş şehirle ortak hizmet protokolü Mecliste ayrıca 6 Şubat depremlerinde zarar gören Malatya Doğanşehir Belediyesi ile Doğanşehir’de cami yapımı için ortak hizmet protokolü imzalanması kararlaştırıldı. Yine mecliste alınan kararlar kapsamında herhangi bir afet ve acil durumlarda hızlı ve etkin müdahale sağlanabilmesi amacıyla belediye envanterine bir adet mobil komuta aracı kazandırılacak. Bunun yanı sıra belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere çeşitli iş makinelerinin araç filosuna dahil edilmesi de oy birliğiyle kabul edildi. Uluslararası turnuva ve Avrupa ağı üyeliği Spor ve tanıtım faaliyetleri kapsamında Türkiye Satranç Federasyonu iş birliğiyle "2. Uluslararası Pamukkale Açık Satranç Turnuvası" düzenlenecek. Ayrıca kentin uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla Avrupa Şehir Ağı’na (European City Network)’e üyelik kararı alındı. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda Denizli’nin her alanda daha güçlü, daha dayanıklı ve daha üretken bir şehir olması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, alınan kararlara destek veren tüm meclis üyelerine teşekkür etti.
İstanbul İstanbul’da son 1 buçuk ayda 202 şüpheli yakalandı İstanbul’da yılın ilk bir buçuk ayında sokak çetelerine ve suç ağlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 202 kişinin yakalandığı, bunların 128’inin tutuklandığı bildirildi.İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, işyerine ve ikamete silahlı saldırı, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, yağma, tehdit ve 6136 Sayılı kanuna muhalefet da dahil çok sayıda suça karışan sokak çeteleri ve suç örgütlerine yönelik yılın ilk gününden bu yana düzenlenen operasyonların bilançosunu açıkladı.Şüphelilerin yakalanması ve suçların önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, 1 Ocak ile 18 Şubat tarihleri arasında belirlenen adreslere yönelik düzenlenen operasyonlarda 202 şüphelinin yakalandığı duyuruldu. Bu operasyonlarda yapılan aramalarda, 404 tabanca, 1 uzun namlulu silah, 336 değişik çap ve markalarda mermi, bin 363 parça ateşli silah mekanizması, 392 namlu, 5 çelik yelek, 3 illegal silah atölyesi, silah imalatında kullanılan mengene taşlama makinesi, matkap, eğe, çok sayıda silah yapımında kullanılan pim, yay ve tetik tertibatı ele geçirildi.Operasyonlarda yakalanarak gözaltına alınan ve adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 32’si işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli makamlarca serbest bırakıldı. 42 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, yakalanan zanlıların 128’inin ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı.Öte yandan son 48 günde ele geçen silah ve mermi de dahi çok sayıda suç unsuru emniyette sergilendi.
Antalya AÜ Rektörü Prof.Dr.Özkan:" Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta konuşan Özkan, dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur." Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de, temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ Özkan Tekniği" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara şu şekilde işaret etti: "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor." "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var; ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, Nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane, bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor.900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim." Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin, her zaman ifade ettiğim gibi, iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir; insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir; bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı; çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek, ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum; bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz, geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."
Mersin Mersin’de ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmeti 85 bin hastaya ulaştı Mersin Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz ‘hasta nakil ambulansı’ hizmetiyle, yatağa bağımlı ve oksijen desteği alan hastalar güvenli şekilde hastaneye ve evlerine ulaştırılıyor. 16 ambulans ve 44 personelle yürütülen hizmet kapsamında 2019’dan bu yana 85 bin hastaya destek verildi. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığının vatandaşlara sunduğu ‘hasta nakil ambulansı’ hizmeti, yatağa bağımlı hastaların ücretsiz olarak hastaneye veya evden eve nakillerini sağlıyor. Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren ambulans servisinin merkezde ve ilçelerde verdiği hizmet, hasta ve hasta yakınları tarafından memnuniyetle karşılanıyor. 11’i merkezde ve 5’i ilçelerde olmak üzere toplam 16 hasta nakil ambulansı ile hizmet veren servisin bünyesinde, bir de acil yardım ambulansı bulunuyor. Büyükşehir Belediyesinin 16 hasta nakil ambulansı, merkez ve ilçelerde görev başında Merkezde ve ilçelerde vatandaşların sağlık hizmetleri ve konforu için çalışan hasta nakil ambulans servisi, yapılan planlama ile gün içinde randevularla hareket ediyor. Gerekli ekipmanlar ve uzman sağlık personeli refakatinde gerçekleştirilen nakil hizmetinden, yatağa bağımlı veya oksijen desteği alması gereken vatandaşlar ücretsiz yararlanabiliyor. 44 sağlık personeli ile vatandaşların yanında olan servis, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya hizmet verdi. Merkez ilçeler dışında yaşayan vatandaşlar, planlama ile hareket eden ekiplerin nakil hizmeti için bir gün önceden randevu oluşturabiliyor. Ekipler, hastaların tedavi süreçleri bittikten sonra yine evlerine güvenli bir şekilde naklini sağlıyor. Hizmetten faydalanmak isteyen vatandaşlar, ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden randevu alabiliyor. "2019 yılından bu yana 85 bin hastaya nakil hizmeti verdik" Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü Ambulans Servisi Mesul Müdürü Deniz Anahtar, kent genelinde kesintisiz hizmet verdiklerini vurgulayarak, 2019 yılından bu yana 85 bin hastaya ulaştıklarını ifade etti. Hastaların güvenli ulaşımını esas aldıklarını dile getiren Anahtar, "Sürekli oksijen desteği alan veya yatağa tam bağımlı hastalarımızın evden hastaneye, hastaneden de eve nakillerini sağlıklı ve güvenli bir şekilde sağlamaktayız. Vatandaşlarımız ‘Alo 185’ Teksin Çağrı Merkezinden bizlere ulaşım sağlıyor. Hastalarımıza uzman personelimiz ve teknolojik cihazlarla donatılmış ambulanslarımızla hizmet vermekteyiz" dedi.