SAĞLIK
Selçuk Tıp’ta dört kritik birimin kapasite ve konforu artırıldı 10 Nisan 2026 Cuma - 18:44:10 Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve hasta memnuniyetini en üst seviyeye taşımak amacıyla gerçekleştirdiği revizyon çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda Tıbbi Onkoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği ve Günübirlik Tedavi Ünitesi ile Kan Alma Birimi modernize edilerek ileri teknolojik altyapı ve artırılmış kapasiteyle hizmete sunuldu. Bölgenin sağlık üssü konumunda bulunan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 4 biriminde poliklinik ve hizmet alanları yenileme çalışmalarıyla modern, fonksiyonel ve hasta odaklı bir yapıya kavuşturuldu. En önemli adımlardan biri Onkoloji Polikliniğinde atıldı. Enfeksiyon kontrolü ve hasta güvenliği esas alınarak yeniden yapılandırılan Kemoterapi Uygulama Ünitesi 22’den 46’ya, poliklinik sayısı ise 6’ya yükseltildi. Günübirlik Servis, 18 yatak kapasitesiyle yeniden düzenlendi. Toplam 750 metrekarelik alanda yeniden yapılandırılan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde egzersiz salonu, Pelvik Rehabilitasyon Ünitesi, EMG ve USG odaları yer alıyor. Ayrıca dil ve konuşma terapisi biriminde de iletişim ve yutma bozukluklarına yönelik bilimsel temelli tedaviler titizlikle uygulanıyor. Hastanenin yoğun hizmet alanlarından biri olan Kan Alma Birimi, 550 metrekarelik geniş bir alanda yeniden projelendirildi. Aynı anda 70 hastaya hizmet verebilen birimde 10 adet yetişkin kabini ile çocukların işlem sürecini daha stressiz geçirmesini hedefleyen 2 adet pediatrik kan alma kabini yer alıyor. Bu birimle entegre çalışan Transfüzyon Merkezi ise 200 metrekarelik alanında, kan ve kan ürünlerinin güvenli temini ile transferi süreçlerini uluslararası standartlara uygun bir şekilde sürdürüyor. Rektör Yılmaz: "Hedefimiz topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmak" Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz; üniversitenin eğitim ve araştırmadaki güçlü vizyonunu, sağlık hizmetleri alanında da kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Tıp Fakültesi Hastanesinin bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olma sorumluluğuyla fiziki ve teknolojik altyapısını sürekli olarak güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Tamamlanan revizyon çalışmalarıyla birimlerde tedavi kapasitesinden hasta konforuna kadar geniş bir yelpazede hizmet kalitesini daha da yukarı taşıdık. Temel hedefimiz, köklü bilimsel birikimi modern tıbbın imkanlarıyla birleştirerek topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmaktır. Selçuk Üniversitesi, bölge halkı için güven veren bir sağlık üssü olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:42 Parkinsonla yaşamak Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:04 Parkinson’da erken tanı hayat değiştiriyor Manisa Şehir Hastanesi’nde, Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, Parkinson hastalığının belirtileri ve erken tanının önemi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Manisa Şehir Hastanesi’nde Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme etkinliğinde, Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz vatandaşlara Parkinson hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Parkinson hastalığının, beyinde dopamin üreten hücrelerin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, hastalığın en sık görülen belirtilerinin titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve denge problemleri olduğunu ifade etti. Hastalığın yalnızca bu belirtilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Göz, "Uyku sorunları, depresyon ve koku kaybı gibi farklı belirtiler de Parkinson hastalığında görülebilmektedir." dedi. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisi bulunmadığını ancak doğru tedavi ve destekleyici yaklaşımlarla hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabildiğini belirten Göz, ilaç tedavileri, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemelerinin hastaların yaşam kalitesini artırdığını kaydetti. Erken tanı ve düzenli takibin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, "Erken tanı, düzenli takip ve güçlü bir sosyal destek, Parkinson ile yaşayan bireylerin hayatında büyük fark oluşturur. Bugün, onların yanında olduğumuzu hissettirelim." ifadelerini kullandı.
Bodrum’da bisiklet kazası geçiren genç kadın hayata tutundu
24 Ekim 2025 Cuma - 09:36 Bodrum’da bisiklet kazası geçiren genç kadın hayata tutundu Bodrum’da bisiklet kazasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki genç kız, cerrahi ekibinin hızlı ve koordineli müdahalesi sayesinde hayata tutundu. Hastanedeki tedavisi 21 gün süren kızın karaciğerinde meydana gelen hasar başarıyla tedavi edildi. Bodrum’da sabah işe giderken frenleri tutmayan bisikletiyle araca çarparak ağır yaralanan Simge Ürgün, Acıbadem Bodrum Hastanesi’ne sevk edildi. Ürgün’ün 21 gün süren tedavisinde acil servis, genel cerrahi, anestezi, yoğun bakım ve radyoloji ekiplerinin birlikte yürüttüğü süreç, adeta filmleri aratmayacak bir kurtuluş hikayesine dönüştü. Acıbadem Bodrum Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Murat Urkan, travma cerrahisinin en kritik yönünün hızlı karar verme ve hızlı hareket etme olduğunu belirtti. Dr. Urkan, "Bu hasta, araç dışı trafik kazası sonrası bilinci tam yerinde olmadan acil servisimize ulaştırıldı. Çoklu travma geçiren hastaya acil ekibimiz hızla müdahale etti, bizlerle koordineli bir şekilde süreci yürüttü" dedi. "Karaciğerin yarısı parçalanmıştı" Dr. Urkan, hastanın acil operasyona hazırlandığını belirterek, "Karaciğerin yarısının parçalandığını ve kalpten karaciğere giden toplardamarlarda yırtılma olduğunu gördük. Kanamayı kontrol altına aldıktan sonra hastayı yoğun bakıma aldık. 48 saat sonra ikinci ameliyatla karaciğerin üçte birlik kısmını çıkardık. Hızlı hareket etmemiz hastanın hayatını kurtardı" diye konuştu. Travma cerrahisinin ekip çalışması gerektirdiğini vurgulayan Dr. Urkan, "Hastanın acile gelişiyle birlikte 20 dakika içinde ameliyata alınması, tüm ekibin saniyelerle yarıştığını gösteriyor. Bu tür vakalarda deneyim ve hız çok önemlidir" ifadelerini kullandı. "Moralimi hep yüksek tuttum" Yaşadığı kaza sonrası konuşan Simge Ürgün, "Sabah işe giderken bisikletimin frenleri tutmadı ve bir arabaya çarptım. Ameliyat ve yoğun bakım sürecinde moralimi yüksek tutmaya çalıştım. Murat Bey ve ekibine minnettarım" dedi. Tedavisinin ardından taburcu edilen Ürgün’ün sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Prof. Dr. Ertuğrul Çakır: "Bel fıtığında erken teşhis ve doğru tedavi hayat kalitesini artırıyor"
24 Ekim 2025 Cuma - 09:29 Prof. Dr. Ertuğrul Çakır: "Bel fıtığında erken teşhis ve doğru tedavi hayat kalitesini artırıyor" Prof. Dr. Ertuğrul Çakır, bel fıtığının toplumda oldukça sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirterek erken tanı ve uygun tedavinin önemine dikkat çekti. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Çakır, omurga kemikleri arasındaki disklerin yaşlanma, travma, aşırı yüklenme gibi nedenlerle zaman içinde yıpranabildiğini söyledi. Çakır "Disklerin dış kısmı zayıflayıp içteki jelimsi yapı dışarı taştığında çevredeki sinirler üzerinde baskı oluşur. Bu baskı da bel ve bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk veya kas güçsüzlüğü gibi şikâyetlere yol açar. Özellikle öne eğilme, öksürme gibi hareketlerle ağrının artması tipik bulgulardandır" dedi. Prof. Dr. Çakır, bazı durumlarda tabloya idrar kaçırma veya his kaybı gibi ciddi belirtilerin de eşlik edebileceğini vurgulayarak, bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Bel fıtığı gelişiminde yaşlanma, ağır yük kaldırma, uzun süreli oturma, hareketsiz yaşam, duruş bozuklukları, obezite ve sigara kullanımının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Çakır, "Yanlış yük kaldırma teknikleri, mesleki zorlanmalar veya ani hareketler diskin yapısını bozarak fıtıklaşmaya yol açabilir. Günlük yaşamda doğru duruşu korumak, düzenli egzersiz yapmak ve kilo kontrolü sağlamak koruyucu önlemler açısından büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Bel fıtığı tanısında detaylı nörolojik muayenenin yanı sıra MRG, BT ve EMG gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Çakır, "Her hastada tedavi planı kişiye özel olarak belirlenmelidir. Sinir basısının şiddetine göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ya da cerrahi seçenekleri gündeme gelebilir" diye konuştu. "Cerrahi tedavide amaç; sinirleri rahatlatmak" Cerrahi tedavide temel amacın sinir dokusu üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Çakır, "Ameliyatlarda mikroskop veya endoskop destekli yöntemlerle sinir kanalına ulaşılır ve fıtıklaşan disk parçaları temizlenir. Bu sayede sinirler üzerindeki bası kaldırılarak hastanın ağrısız şekilde yaşamına dönmesi hedeflenir" şeklinde konuştu. Ameliyat sonrası süreçte hastaların genellikle kısa sürede mobilize edildiğini belirten Prof. Dr. Çakır, yara bakımı, ilaç kullanımı ve kontrollere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Çakır "İyileşme döneminde sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, zorlayıcı hareketlerden kaçınmak ve gerekirse fizik tedavi desteği almak süreci hızlandırır. Bel fıtığı belirtileri yaşayan bireylerin kendi kendine tedavi yöntemlerine başvurmadan mutlaka uzman bir hekime başvurmaları gerekir. Doğru zamanda, doğru tedaviyle hastaların büyük bölümü sağlığına kavuşmaktadır" dedi.
Hastane acil servisinde yeşil alan yenilendi
23 Ekim 2025 Perşembe - 17:51 Hastane acil servisinde yeşil alan yenilendi Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeşil alan muayene ve bekleme alanlarında kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirildi. Gelen yoğun talep ve artan hasta başvurularına cevap verebilmek adına yaptıkları bir dizi çalışmayı gazetecilere tanıtan Başhekim Doç. Dr. Hicabi Sezgin, "Daha önce tek bir alanda verilen hizmet artık bu amaç için özel olarak inşa edilen ve içinde dört ayrı hasta muayene alanını barındıran yeşil alan bölümünde sunulacak. Bu sayede bekleme süreleri önemli ölçüde kısalırken, hastalarımızın muayene süreci daha düzenli ve konforlu hale getirilmiş olacak" dedi. Yeşil alan muayene alanının modern tıbbi ekipmanlarla donatılarak daha modern, ferah, aydınlık bir mekan tasarımı kazandırıldığına değinen Sezgin, "Daha ferah bekleme alanları oluşturularak hasta ve refakatçilerimizin rahat hareket edebilecekleri bir ortam sağlandı. Oturma alanlarının sayısı yüzde 200 oranında arttırıldı ve alanlara ergonomik oturaklar kazandırıldı. Yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları yenilenerek, hastalarımızın alanlara kolay ulaşımı sağlandı. Alan genelinde havalandırma, aydınlatma hijyen şartları iyileştirildi" diye konuştu. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Sezgin, daha hızlı, konforlu, kaliteli ve hasta memnuniyetini önceleyen bir sağlık hizmeti sunma gayretiyle çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.
Türkiye-Fas İş birliği güçleniyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 17:19 Türkiye-Fas İş birliği güçleniyor Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, Fas Krallığı Ankara Büyükelçisi Mohammed Ali Lazreq’i büyükelçilikte ziyaret etti. Ziyarette, Türkiye ile Fas arasında sağlık turizmi, kültürel diplomasi ve yatırım alanlarında ortak bir vizyonun paylaşıldı. Görüşmede, iki ülkenin sağlık, kültür ve turizm alanındaki benzer potansiyelleri ile tarih boyunca oluşturdukları medeniyet köprüleri ve kültürel zenginlikleri ele alındı. Heyet, geleneksel tıp uygulamaları, sağlık yatırımları, akademik iş birlikleri ve helal sağlık turizmi gibi alanlarda ortak projelerin geliştirilebileceğini ifade etti. Ziyaret kapsamında, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir Balçova Termal Otel’de gerçekleştirilecek olan ‘1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri: Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Kongresi’ne’ davet de iletildi. Prof. Dr. Aysun Bay, ziyarette yaptığı değerlendirmede, "Fas ve Türkiye, sağlık turizmi alanında sadece coğrafi yakınlık değil, aynı zamanda vizyonel bir yakınlık da paylaşıyor. Ortak kültürel değerlerimiz, sürdürülebilir turizm ve sağlıkta kalite standartlarımızı birleştirerek, bölgesel iş birliklerine örnek teşkil edecek" dedi. Büyükelçi Mohammed Ali Lazreq, iki ülkenin sahip olduğu ortak kültürel mirasın sağlık ve turizm alanında benzersiz bir sinerji oluşturduğunu vurguladı. Büyükelçi Mohammed Ali Lazreq, "Fas ve Türkiye, hem medeniyet hem de sağlık vizyonu açısından ortak değerlere sahip iki ülkedir. Bu nedenle sağlık turizmi ve termal tedavi alanlarında iş birliği büyük önem taşıyor. Türkiye’nin özellikle Trabzon’da Körfez ülkeleriyle birlikte gerçekleştireceği sağlık yatırımları, bölgesel kalkınma açısından örnek bir model olacaktır. İzmir’de Kasım ayında düzenlenecek olan 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi’ne davetiniz için teşekkür ederim; ülkemizi temsilen katılmaktan memnuniyet duyacağım" diye konuştu. Ziyaretin sonunda, taraflar arasında kültürel mirasın tanıtımı, sağlık yatırımlarının geliştirilmesi ve kültür turizmi temelli etkinliklerin düzenlenmesi yönünde iş birliği kararı alındı.
Başkan Bozbey: "Üreten Bursa, daha güçlü bir Bursa demektir"
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:54 Başkan Bozbey: "Üreten Bursa, daha güçlü bir Bursa demektir" Bursa Food Point Fuarı’nda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, üreticiyi desteklediklerini, kadın ve gençleri üretimin merkezine taşıdıklarını vurguladı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde KFA Fuarcılık tarafından düzenlenen Bursa Food Point Fuarı ile Network Fuarcılık’ın gerçekleştirdiği 6. Turfood Horeca Fuarı, Bursa Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Bursa Food Point Fuarı, dondurulmuş, işlenmiş, kuru ve paketli gıda ürünleri, içecek, unlu mamuller, şarküteri ve atıştırmalık ürün grupları, gıda üretim ve paketleme teknolojileri, soğutma ve lojistik sistemleri alanlarındaki yenilikleri kapsarken; 6. Turfood Horeca Fuarı, ev dışı tüketim profesyonellerini odağına alarak otel, restoran, kafe ve catering sektörlerine yönelik ekipman, ürün ve hizmetleri bir araya getirdi. Bu yıl ilk kez eş zamanlı olarak düzenlenen fuarlarda 105 firma stant açarken, BTSO’nun çalışmalarıyla 200’ü aşkın yabancı alıcı, Bursa firmalarıyla iş görüşmeleri gerçekleştirecek. "Bursa, bölgenin gıda merkezi haline gelebilir" Fuarın açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’yı gıda üssü yapma konusunda kararlı olduklarını söyledi. Bursa’nın tarih boyunca ipeğiyle, zeytiniyle, sanayisiyle, tarımıyla üretimin başkenti olduğunu vurgulayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey, "Güçlü geçmişimizi teknoloji ve sürdürülebilirlikle birleştirerek geleceğe taşımak zorundayız. Tarımsal üretim kabiliyeti, sanayi altyapısı, lojistik avantajı ve yenilikçi girişim ekosistemiyle Bursa, sadece Türkiye’nin değil bölgenin de gıda merkezi haline gelebilir. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali, hem Bursa’nın gastronomisini öne çıkaran hem de gıdayla ilgili önemli bir vizyonu ortaya koyan bir festival olmuştur. Bugün dünya gıdayı, iklim krizini ve kuraklığı konuşuyor. Artık suya fazla ihtiyaç duymayan ürünler de geliştirmeliyiz. Sanayimizin de su kullanımı konusunda daha teknolojik yatırımlar yapmasını bekliyoruz" dedi. "Bursa, her alanda lider bir kent olma yolunda ilerlemektedir" Büyükşehir Belediyesi’nin suyun, toprağın, emeğin hakkını koruyan bir üretim modelini savunduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, sağlıklı, erişilebilir ve adil gıdaya ancak doğaya saygılı bir üretim anlayışıyla ulaşılacağını anlattı. Bu anlayışla kırsal kalkınmayı sürekli teşvik ettiklerini söyleyen Başkan Bozbey, "Üreticimize destek veriyoruz. Kadınları, gençleri üretimin merkezine taşıyoruz. Yerel markalarımızın ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlenmesi adına önemli adımlar atıyoruz. Tarım Peyzaj AŞ aracılığıyla başlattığımız projelerle binlerce üreticimize destek olduk. Tohumdan sofraya uzanan bu döngüyü adil, sürdürülebilir ve katılımcı bir yapıya dönüştürmek için çaba gösteriyoruz. Üreten Bursa, daha güçlü bir Bursa demektir. Bursa üreticisiyle, sanayicisiyle, yerel yönetimiyle el ele vererek tarımdan sanayiye, teknolojiden lojistiğe, gıdadan ihracata kadar her alanda lider bir kent olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Biz, üreteni koruyacağız. Doğayı, suyu, toprağı, emeği de koruyacağız. Bereketli ve hayırlı bir fuar diliyorum" diye konuştu. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret etti.
Bahçelievler’de Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:10 Bahçelievler’de Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi Bahçelievler Belediyesi, İlçe Kaymakamlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde geniş katılımlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Bahçelievler Belediyesi evi sahipliğinde İlçe Kaymakamlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Meme Kanseri Farkımdalık Ayı çerçevesinde etkinlik düzenlendi. Programa Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, Bahçelievler Kaymakamı Dr. Mehmet Boztepe, İstanbul Valisi Davut Gül’ün eşi Gülden Gül, uzman doktorlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlikte ilk olarak bir farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından alnında uzman doktorlar, Nurettin Topçu Kültür Merkezi’nde vatandaşlara meme kanseri hakkında detaylı bilgiler verdi. "Erken teşhis çok önemli" Programın açılış töreninde konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Bahadır, meme kanserinin yaygınlığına dikkat çekerek, erken teşhisin önemini vurguladı. Radyoloji alanında uzman olduğunu belirten Başkan Bahadır, "Bir 31 Ekim Meme Farkındalık Ayı. Artık kanser o kadar ilerledi ki çok yaygın, sanki bir virüs, bir bakteri gibi. Ben radyoloji alanındayım, yani teşhis kısmındayım; meme ultrasonu, tomografi. Şunu söylemek istiyorum: Kadınlar 40 yaştan sonra muhakkak kontrol edilmeli. ’Sakın ışın alıyoruz’ diye bir algı oluşmasın. Dışarıda, cep telefonunda, AVM’lerdeki giriş kapılarında hepsinde radyasyon var. Burada önemli olan erken teşhis. Bu çok önemli, erken teşhis ne kadar erken olursa o kadar sonuç almış oluruz" dedi. "Eşim de erken teşhis sayesinde metastaz yaşamadı" Görüntüleme yöntemlerinin elle teşhis edilemeyen derinlikteki kanser hücrelerini bile gösterdiğini ifade eden Dr. Bahadır, erken teşhisin tedavi sürecindeki kritik rolüne kendi ailesinden bir örnekle dikkat çekti: "Bu görüntülemelerde sizin elle teşhis edemediğiniz derindeki kanser hücrelerini de görüyoruz. Erken başlayınca inanın hiçbir sorun yaşanmıyor. Benim eşim de aynı şekilde meme kanseri teşhisi aldı. Allah’a şükür erken tanı aldı. Beş yıl boyunca doktor kontrolünde oldu. Allah’a şükür hiçbir metastaz yaşanmadı. Bundan sonra da inşallah hayatında sıkıntı olmadan devam edecek. Burada kırmızı kalemle çiziyorum: Erken teşhis önemli." "KETEM’ler ücretsiz tarama yapıyor" Devletin kanserle mücadeledeki imkanlarına da değinen Başkan Bahadır, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’nin (KETEM) ücretsiz tarama hizmeti verdiğini belirtti. Bahadır, "Devletin imkanı var: Kanser Erken Teşhis Merkezi, yani KETEM’ler. Burada taramalar ücretsiz yapılıyor. Bundan 20-30 yıl önce böyle bir imkan söz konusu değildi. Ben Mersin Mut’ta mecburi hizmete gittiğimde eski bir ambulansımız vardı, o zaman biz hastaya ’benzini doldurursan götür’ diyorduk. Şimdi 112 acil hastayı nerede olursa alıyor; ambulansla alıyor, uçakla alıyor, gemiyle, helikopterle alıyor. İşte bunları yapan bir irade var ve bu iradenin bir lideri var, o da Recep Tayyip Erdoğan. Bunun hakkını vermek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Belediyeden KETEM’e yer tahsisi ve evde bakım hizmeti Belediye olarak ilçedeki KETEM’in yerini tahsis ettiklerini dile getiren Dr. Bahadır, sağlık hizmetlerinde ayrım yapmadıklarını vurgulayarak sözlerine şunları ekledi: "Bunu sadece siyasi kimliğimle söylemiyorum, burada farklı kesimler, arkadaşlarımız var, onlar başımızın üstünde. Her partiye kapımız açık. Belediye olarak her ırka ve mezhebe açığız, insan ayırmıyoruz. Bundan 30 yıl önce filmlerden hatırlarsınız, bir Alman Fethiye’de kaza geçirse Almanya’dan bir ambulans uçak geliyordu, bu bize hayali geliyordu. Şimdi biz yurt dışından hastalarımızı alıyoruz. En son Gazze’den alınan aktivistleri Türkiye Cumhuriyeti’nin uçağı giderek aldı. Nereden nereye? Bu çok önemli. Belediye olarak ilçemizde KETEM’in yerini biz tahsis ettik. Bunun haricinde hastaneye gitmek zorunda olan hastalarımızı biz ambulansımızla götürüp getiriyoruz. Dört ambulansımızla Evde Hasta Bakımı yapıyoruz."
Datça’dan Bodrum’a tüm engeller aşılıyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:37 Datça’dan Bodrum’a tüm engeller aşılıyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde ikamet eden en az yüzde 40 engel oranına sahip ve toplu taşıma araçlarını kullanamayacak durumda olan vatandaşlara yönelik engelli nakil hizmetini aralıksız sürdürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi özel donanımlı 8 engelli nakil aracı ve alanında uzman ekipleriyle engelli bireylerin sağlık kuruluşları, bankalar, noterler, tamirat hizmeti veren işletmeler, gönüllü kuruluşlar ve sosyal etkinlik merkezlerine ulaşımını ücretsiz olarak sağlıyor. Bugüne kadar bu hizmetten 32 bin 187 özel ihtiyaçlı vatandaş yararlandı. Bu kapsamda, il genelinde yaşayan özel ihtiyaçlı bireyler evlerinden alınarak işlemlerini tamamladıktan sonra yeniden güvenli bir şekilde evlerine bırakılıyor. 4 yıldır engelli nakil hizmetinden yararlandığını söyleyen Anne Nargül Oğuz, "Büyükşehir Belediyemizin engelli nakil hizmetinden çok memnunuz. İstediğimiz zaman Büyükşehir Belediyemize ulaşabiliyoruz ve onlar da her konuda bize yardımcı oluyorlar. Bir arkadaşımın önerisiyle bu hizmetten haberdar oldum. Hastaneye randevu aldığımda aynı zamanda Büyükşehir Belediyemizden de nakil için randevu alıyorum. Gayet konforlu bir ulaşım sağlıyorlar. Bu hizmeti sundukları için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim" dedi. Annesi özel ihtiyaçlı olan Deniz Olgunman ise, "Engelli nakil aracıyla Datça’dan Menteşe’ye hastaneye geliyoruz. Bu araçlar, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu en iyi hizmetlerden biri. 4 yıldır bu imkândan yararlanıyoruz. Datça’dan çok rahat bir şekilde gidip geliyoruz. Bizlere böyle bir kolaylık sağladığı için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ünsal Paşalı şu ifadeleri kullandı: "13 ilçemizde görev yapan 8 donanımlı engelli nakil araçlarımız ve alanında uzman ekibimiz, özel bireylerimizin yanında. Bu hizmetimiz ile vatandaşlarımızı evlerinden alarak sağlık kuruluşlarının yanı sıra banka, noter gibi resmi işlemleri için güvenli bir şekilde gidecekleri yere götürüyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın eşit ve erişilebilir bir kent hedefi doğrultusunda, özel ihtiyaçlı vatandaşlarımızın sosyal yaşamlarına dokunabilmek, yaşam kalitelerini artırmak ve kent yaşamına aktif katılımlarını desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdik. Bu çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızda kimsenin kendini yalnız hissetmediği, herkesin eşit, adil ve erişilebilir bir şehirde yaşadığı düzeni kurmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu çalışmalarımızdan biri olan engelli nakil hizmetimiz ile vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırıyor, kent yaşamına eşit şekilde katılmalarını sağlıyoruz. Engelli nakil hizmetimiz dayanışmanın, empati ve sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden biridir. Bunun yanında, Kısa Mola Merkezlerimiz, engelsiz plajlarımız, erişilebilir kent düzenlemelerimiz, evde bakım desteklerimiz ve sosyal etkinliklerimizle özel bireylerimizin her zaman yanındayız. Tüm vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.
Diyarbakır’da kekemelik bu merkezde tedavi ediliyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:15 Diyarbakır’da kekemelik bu merkezde tedavi ediliyor Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Dil ve Konuşma Terapisi Polikliniği, vatandaşlara önemli bir sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Poliklinikte görev yapan Dil ve Konuşma Terapisti Üzeyir Aydın, kekemelikle ilgili önemli bilgiler paylaştı ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Aydın, ’’Kekemelik, konuşmada ses, hece ve kelime tekrarlarıyla kendini gösteren bir konuşma akış bozukluğudur. Kekemelik kimi zaman göz, kaş ve mimik hareketleriyle eşlik eden ikinci davranışlar sergiler. Bu belirtiler özellikle şiddetli kekemelik vakalarında görülebiliyor. Kekemeliğin tedavisine erken yaşta başlamak çok önemlidir. Erken müdahale ile kekemeliğin ilerlemesi yavaşlatılabilir hatta azaltılabilir. Kekemelik genellikle 2-5 yaş arasında kendini göstermeye başlar ve bazı çocuklarda bu durum geçici olurken, bazı bireylerde yetişkinliğe kadar devam edebilir. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisi Polikliniği’nde kekemelik için farklı yaş gruplarına yönelik çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor. 2-6 yaş arası çocuklar için oyun temelli Litcom yöntemi ile terapiler yapılırken, 7 yaş ve üstü çocuklarda ise kontrollü konuşma teknikleri kullanılıyır. Bu yöntemlerle kekemelik yavaşlatılabiliyor ve bireylerin konuşma akışı daha kontrollü hale gelebiliyor’’ dedi. ‘’Kekemelik bir hastalık değil’’ Kekemeliğin doğuştan gelen ve genetik faktörlerle eşlik eden bir durum olduğunu belirten Aydın, bunun bir hastalık olmadığını kaydederek, ‘’Kekemeler kendilerini bir hastalığa yakalanmış gibi hissetmemelidir. Kekemelik bir konuşma tarzıdır ve bu tarzla yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Kekemelikle başa çıkmanın en önemli adımı bu durumu kabul etmek. Kekemeliği baskılamaya çalışmak durumu daha da kötüleştirebilir. Bireylerin bu durumu kabullenmesi tedavi sürecinde büyük önem taşıyor. Erken teşhisin ve hızlı bir şekilde terapiye başlanması kekemelik tedavisinde kritiktir. Kekemeliği fark eden ailelerin, erken yaşta dil ve konuşma terapisine başlaması çok önemlidir. Dil ve konuşma terapistleri olarak, çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir yaş aralığında tedavi yöntemlerimiz mevcut’’ diye konuştu.