SAĞLIK
Kuşadası Belediyesi patili dostların yanında 08 Nisan 2026 Çarşamba - 13:19:22 Kuşadası Belediyesi Veteriner Hekimi Ceren Yağmur Aktaş, bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte sokak kedilerinde hastalık riskinin arttığına dikkati çekip, "Hayvan severler bakımını üstlendikleri kedileri, kedi kısırlaştırma merkezlerimize getirip ücretsiz olarak kısırlaştırabilirler. Merkezde kısırlaştırılan her sokak kedisine iç ve dış parazit uygulaması da yapıyoruz" dedi. Kuşadası Belediyesi, 2026 yılında da Veteriner İşleri Müdürlüğü aracılığıyla sahipsiz can dostlar için çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Kuşadası Belediyesi, Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, kente kazandırılan 2 kedi kısırlaştırma merkezi ve hayvan ambulansı olan ’Haybulans’ araçları aracılığıyla patili dostların sağlıklı bir yaşam sürmesi için birçok hizmeti ücretsiz olarak sağlıyor. Kuşadası Belediyesi Veteriner Hekimi Ceren Yağmur Aktaş, bahar mevsiminde sokak kedilerinde hastalık riskinin arttığına dikkati çekip, "Hayvan severler bakımını üstlendikleri sahipsiz kedileri, sabah 09.00 ile 11.00 saatleri arasında kent merkezi ile Davutlar Mahallesi’nde bulunan kedi kısırlaştırma merkezlerimize getirip, ücretsiz olarak kısırlaştırabilirler. Merkezde kısırlaştırılan her sokak kedisine iç ve dış parazit uygulaması da yapıyoruz. Kuşadası Belediyesi olarak patili dostlarımızın daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 13:15 Kanser hastalarına sosyal ve psikolojik destek verilecek Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde kanser tanısı almış bireyler ile yakınlarının, hastalık sürecini daha iyi anlayabilmeleri, tedaviye uyumlarını arttırmaları ve yaşam kalitelerini yükseltmeleri amacıyla "Onkoloji Hasta Okulu" açıldı. Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nde "Onkoloji Hasta Okulu" açıldı. Hastaların tedavi sürecini doğru ve güvenilir bilgilerle öğrenmesi hedeflenen "Onkoloji Hasta Okulu" için hastane konferans salonunda açılış töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Onkoloji Hasta Okulu’nda tıbbi onkolog, hematolog, diyetisyen, psikolog gibi alanında uzman birçok sağlık profesyonelinin hasta ve hasta yakınlarına eğitim vereceğini belirtti. Kanserin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmasının yanında sosyal ve psikolojik yönleri de olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Akın, "Kanser, aileyi ve çevreyi de ilgilendiriyor. O duygusal süreçleri iyi yönetmek gerekiyor. Biz burada size sadece ders anlatmayacağız. Bu tedavi süresi boyunca da yoldaşlık edeceğiz, size destek olmaya çalışacağız. Çünkü özellikle kemoterapi tedavisi başlanan hastalarımızın; ‘Başıma neler gelecek? Günlük hayatım nasıl etkilenecek? Ne gibi yan etkilerle karşılaşacağım?’ gibi birçok soru kafalarını meşgul ediyor. Bizim amacımız da bu derslerde doğru ve güvenilir bilgileri sunarak, onlara bu süreçte karşılaşacakları ufak tefek problemlerle, yan etkilerle nasıl daha doğru bir şekilde başa çıkabileceklerini anlatmak, göstermek. Gerçekten çok ufak müdahalelerle bu yan etkiler atlatılabiliyor ve gereksiz yere tedavilerimiz yarım kalmamış oluyor" dedi. "Dayanışma sergileyeceğiz" Kanser tedavisini eksiksiz tamamlamanın çok önemli olduğunun altını çizen Akın, "Bazen üzülerek görüyoruz ki bazı hastalarımız bu süreçte işin psikolojik boyutunda pes ederek kemoterapiyi yarıda bırakabiliyorlar. Bunu yapmamamız gerekiyor. Bunlarla ilgili hem eğitim hem dayanışma sergileyeceğiz. Bu eğitimler süresince ve burada Kanserle Savaş Derneği’nin de destekleriyle haftada bir gün, 8 saat boyunca ders anlatmayı planlıyoruz. Bu derslerde hem konular anlatılacak hem de hastalarımızın yaşadığı farklı deneyimler konuşulacak ve bunlarla ilgili çözüm önerileri üzerine konuşacağız" şeklinde konuştu. Akademik çalışmalarla desteklenecek Bursa Kanserle Savaş Derneği’nin katkıları ile Onkoloji Hasta Okulu’nu hayata geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise, "Bu okuldan çıktıktan sonra hastalarımızın sağlık okuryazarlığı artacak, sağlık okuryazarlığı artan bir kanser hastasının da tedaviyle uyumu çok iyi hale gelecektir. Biz bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü olarak Bakanlığımızdan aldığımız ilhamla sahada bu tür uygulamalarımızı, iyi uygulama örneklerimizi artıracağız ve bunu akademik çalışmalarla destekleyeceğiz. Bu akademik çalışmalar ışığında yeni verilerin ortaya çıkacağına ve sonraki çalışmalarımızı daha üst seviyelere çıkaracağından eminiz. Bu okulumuzun, bize sunduğu bu imkanların vatanımıza, milletimize, Bursa’mıza ve bölgemize hayırlı olmasını temenni ediyorum." İfadelerini kullandı. Çetin son olarak, kanser tedavisi sürecinin zorlu ancak rehberlik eşliğinde yürünürse çok kolay atlatılacak bir süreç olduğuna dikkat çekerek; yeni teşhis almış bütün kanser hastaları, bu okuldan hizmet almaya davet etti. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Melike Savaş, Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Başhekim Uzm. Dr. Mehmet Akın, Bursa Kanserle Savaş Derneği Başkanı Ümit Ecemiş, hastane personeli ve kanser tanısı almış hasta ile yakınları katıldı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:30 Kahramanmaraş’ta otizme dikkat çeken konferans KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, otizme dikkat çekmek amacıyla konferans düzenledi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi ve Özel Gereksinimli Çocuklar ve Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÖGÇAD) iş birliğiyle otizme dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla konferans düzenlendi. Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler otizmi bilimsel ve sosyal yönleriyle ele aldı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, otizmin nörolojik temellerinden eğitim süreçlerine, erken tanının öneminden günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara kadar birçok başlık kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programa konuşmacı olarak Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Dilber, KSÜ Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hatice Altun, ÖGÇAD Başkanı Hatice Güzel ve Özel Eğitim Uzmanı Dr. Mehmet Küçükgöz katıldı. Uzman isimler, özellikle erken tanının otizmli çocukların gelişiminde belirleyici rol oynadığını vurgularken, ailelerin bilinçlendirilmesi, eğitimcilerin donanımı ve toplumun duyarlılığının artırılmasının önemine dikkat çekti. Otizmli bireylerin sosyal hayata daha aktif katılım sağlayabilmesi için kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve aileler arasında güçlü bir iş birliği gerektiği ifade edildi. Etkinlik boyunca katılımcılar, uzmanların aktardığı bilimsel veriler ve saha deneyimleri sayesinde otizme ilişkin bilgi düzeylerini artırma fırsatı buldu. Program, soru-cevap bölümüyle interaktif şekilde tamamlandı. Düzenlenen konferansın, otizme yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve aileler ile eğitimcilerin bilinçlendirilmesi açısından önemli bir katkı sağladığı belirtildi.
Önce bilgilendiler, sonra eğlendiler
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:22 Önce bilgilendiler, sonra eğlendiler Özel İmperial Hastanesi ve Umut ve Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Kanserle Mücadelede Umut Işığında Daha da Güçleniyoruz" temalı toplantıda, meme kanserinde erken tanının önemi vurgulanırken, toplantı sonrası aralarında meme kanseri olan hastalar canlı müzik eşliğinde coşması renkli görüntüler oluşturdu. Toplantıda söz alan Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Topsakal, meme kanserine yönelik erken teşhisin önemine vurgu yaparken Özel İmperial Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek Aydın, "HPV Korunma Yolları" Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Adnan Çalık, "Erken Tanı; Meme ve Hayat Kurtarır!" Radyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Soytürk "Meme Kanseri Teşhisinde Mamografi ve Ultrasonografinin Yeri" üzerine kendi alanlarında sunum yaptı. Toplantının moderatörlüğünü Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki yaparken Baki, dünyada bu yıl 4 milyon kadının meme kanserine yakalanmasının beklendiğini söyledi. Baki, "Burada meme kanseri yakalanan hastalarımız var. Her dört dakikada bir kadın meme kanserine yakalanıyor. En fazla çalışılan kanser türü, yüzde 95 kurutabilen bir kanser türü. O bakımdan şanslıyız. Dünyada bu yıl yaklaşık 4 milyon kadının meme kanserine yakalanacağını bunun yaklaşık bir milyonu bu kanserden öleceği söylenmekte. Oysa erken teşhis edildiğinde son derece tedavi edilebilir bir hastalık" dedi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek Aydın, "HPV Korunma Yolları" üzerine sunum yaparak "En önemli durumlardan biri ne zaman bulaşmıştır. Çünkü hasta endişe içinde acaba şimdi mi oldu üç ay önce mi oldu bir yıl öncemi olmuştur. Normalde virüsle karşılaştıktan üç haftayla sekiz ay arasında ortaya çıkıyor. Bazı hastalarda hiç bir bulgu vermeyebilir. Kadınların yüzde 80’i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez HPV virüsüne maruz kalmaktadır. Bunların yüzde 20 sinde HPV görülür. HPV virüsüne maruz kalmak servix kanser riskini yüzde 40 artırır. 250 den fazla çeşidi vardır" diye konuştu. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek "Meme kanserleri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Yaklaşık kanser türlerinin yüzde 45’i. Bunu çok ciddiye almak lazım. Meme kanseri, erken tanındığında tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Her kadının kendi sağlığını önemsemesi, en güçlü korunma yoludur. Her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 25 bin yeni vaka tespit ediliyor. Erken tanı konulan kadınların yüzde 90’ı tamamen iyileşiyor" şeklinde konuştu. Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Soytürk ise erken teşhisin önemine vurgu yaparak "Erken dönemde teşhis önemli. Zaten geç dönemde bunu teşhis etmek hiç de zor değil. Erken meme kanseri teşhisinde halen daha ultrasyondan üstü emardan (MR) üstü kolay uygulanabilir bir tetkik. Mamografi meme kanserinin erken teşhisinde yararı gösterilmiş tek görüntüleme yöntemidir. Tarama amaçlı mamografinin mortaliteyi ortalama yüzde 3 oranında azalttığı kabul edilmektedir. US’nin tarama amaçlı kullanımı hastaya yarar sağlamadığı gibi yalancı bir güven verebileceği için zarar da verebilir" ifadelerini kullandı. Toplantının ardından canlı müzik eşliğinde eğlenceli vakit geçiren hastalar, renkli görüntüler oluşturdu. Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki, eğlence sayesinde hastaların moralli bir şekilde toplantıdan ayrıldıklarını kaydederek "Hastalarımızla birlikte güzel eğlenceli günümüzü taçlandırmak istedik. Hasan Şılbır saz heyetine teşekkür ediyorum...Gelenlerin yaklaşık yüzde 50’si kanser hastasıydı. Müzikle birlikte eğlendiler. Toplantı kısmı da son derece güzel oldu. Çok verimli bir toplantı oldu. Moralleri harikaydı herkes buradan mutlu olarak ve bilgili olarak ayrıldı" dedi. Orkestra solistlerinden Hasan Şılbır da "Bütün sosyal sorumluluk projelerinde varız. Burada herhangi maddiyat gözetmeden varız. Buradakiler hastalıkla uğraşan insanlar bu hastalıklarını bir nebze olsun hafifletmek, unutturmak adına ekibimle beraber onlara güzel bir vakit geçirmek farklı bir ortam oluşturmak en azından hastalık ortamından hastane ortamından uzak bir atmosferde onları buluşturmak için buradayız" diye konuştu.
Parkinson hastası: "Yeniden yürümek çok güzel"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:14 Parkinson hastası: "Yeniden yürümek çok güzel" Adana’da Prof. Dr. Orhan Şen tarafından belinden ameliyat edilen 54 yaşındaki Parkinson hastası kadın, ameliyattan önce kaplumbağa gibi yürüdüğünü, ameliyattan sonra normale döndüğünü belirterek, "Yeniden yürümek çok güzel, anlatamam" dedi. Parkinson hastası 54 yaşındaki Necla Sarıhan, uzun süredir çok yavaş yürüme, bir yerden bir yere giderken çok fazla yorulma şikayetiyle birçok hastaneye gitti. Ancak Sarıhan, hem yaşından dolayı hem de hastalığından dolayı doktorlar tarafından ameliyatı riskli bulunduğu için bir türlü sağlığına kavuşamadı. Adana’da Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’i bulan Sarıhan, tedaviye başlayarak ameliyat oldu. Prof. Dr. Şen, yaşanan süreci şöyle anlattı: "Hastamız 54 yaşında, ayakta duramama ve yürüyememe şikayetiyle bana başvurdu. Aynı zamanda 7 yıldır Parkinson hastası ve tedavi görüyor. Son birkaç yıldır bir odadan diğer odaya gidişi 3 dakikayı bulurken, şu an bir koltuktan diğerine geçecek kadar bile ayakta duramıyormuş. Parkinson hastaları zaten yavaş yürürler. Küçük adımlarla yürümeye razıymış ama artık onu da kaybetmiş. Şehir şehir doktor gezmişler. ’Parkinson hastalığın var, ameliyat olamazsın’ demişler. Bana geldiklerinde, ’Parkinson hastası olmanız ameliyata engel değil’ dedim. Kardiyoloji, nöroloji ve anestezi uzmanı meslektaşlarıma göstereceğimi, eğer onlar da ameliyat için uygun görürse eskiden razı olduğu Parkinson yürüyüşüne tekrar kavuşabileceğini, rahat yürüyebileceğini söyledim. Hasta ve ailesi buna ikna oldu. İlgili tetkikleri yaptırdıktan sonra 3 ay önce mikro cerrahi yöntemle ameliyatını yaptık. Belinde kanal darlığı vardı. Yürüyememesinin asıl sebebi buydu. Şu an aradan 3 ay geçti ve gayet rahat yürüyor." Genç meslektaşlarına mesaj da veren Şen, "Farklı rahatsızlıkları olabilir ancak bu kişiler Parkinson hastasıysa, nöroloji, kardiyoloji ve anestezi uzmanlarının onayını almadan ’ameliyat olamazsınız’ demeyin. İnsanların geleceğiyle oynamayın" diyerek öneride bulundu. "Yeniden yürümek çok güzel" Tedavisi yapılan Necla Sarıhan ise, "Parkinson hastasıydım ve yürüyemiyordum. Yürümekte zorluk çekiyordum ama artık iyiyim. Doktor beyin sayesinde ameliyattan sonra düzeldim. Çok doktora gittim ama ’yatakta kalırsın, ameliyat olamazsın’ dediler. Önceden kaplumbağa gibi küçük adımlarla yürüyordum ama artık kendi işlerimi yapabiliyorum. Yeniden yürümek çok güzel, anlatamam yani" diye konuştu.
Çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve morluklar löseminin ilk sinyali olabilir
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:08 Çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve morluklar löseminin ilk sinyali olabilir Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Ömer Doğru, çocukluk çağı lösemisinde erken belirtilerin dikkatle gözlenmesinin erken tanı ve başarılı tedavi için büyük önem taşıdığı konusunda ailelere uyarılarda bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Ömer Doğru, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hastalığın belirtileri ve tedavi süreci hakkında merak edilenleri yanıtlayan Dr. Doğru, uzun süren belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı. "Belirtiler uzun sürüyorsa doktora başvurulmalı" Çocukların zaman zaman yorgun ya da isteksiz olabileceğini ifade eden Dr. Doğru, "Bazı belirtiler uzun süre devam ediyorsa, bunları göz ardı etmemek gerekiyor. Çocukluk çağı lösemisinde en sık görülen erken belirtiler arasında halsizlik, oyun oynamaya isteksizlik, iştahsızlık, solukluk, vücutta kolay morarma, diş eti kanamaları ve tekrarlayan enfeksiyonlar yer alıyor" dedi. "Basit bir kan testiyle anlaşılabilir" Lösemi belirtilerinin çoğu zaman sıradan hastalıklarla karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Doğru, "Ancak bu şikayetler uzun sürdüğünde ya da çocuğun günlük hayatını etkilemeye başladığında mutlaka bir doktora başvurulmalı. Basit bir kan testiyle lösemi şüphesi ortaya konabilir ve gerekli yönlendirmeler yapılabilir" diye konuştu. "Tedavide yüz güldüren gelişmeler var" Lösemi tedavisinde yüz güldüren gelişmeler yaşandığını aktaran Dr. Doğru, "Bugün çocukluk çağı lösemisi, geçmişe göre çok daha yüksek oranda tedavi edilebiliyor. Modern kemoterapi protokollerine ek olarak hedefe yönelik immünoterapiler, akıllı ilaçlar ve gerektiğinde kök hücre nakli sayesinde lösemi hastalarının büyük çoğunluğu tamamen sağlığına kavuşabiliyor" şeklinde konuştu. Dr. Doğru, lösemide erken tanı ve düzenli tedavi ile çocukların hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebileceğini sözlerine ekledi. "Ailelerin dikkati hayat kurtarabilir" Ailelerin rolüne değinen Dr. Doğru, "Ebeveynlerin çocuğundaki küçük değişiklikleri önemsemesi, sürecin erken yakalanmasında kritik rol oynuyor. Uzun süren halsizlik, oyun isteğinde belirgin azalma, tekrarlayan enfeksiyonlar ya da vücutta açıklanamayan morluklar gibi belirtiler gözlemlendiğinde bir sağlık kuruluşuna başvurulması, erken teşhis ve tedavide hayat kurtarıcı olabiliyor. Unutmayın, çocukluk çağı lösemisi erken fark edildiğinde ve uygun tedaviyle çoğu zaman tamamen iyileştirilebilir bir hastalıktır" dedi.
Tuzla Devlet Hastanesi’nde yapay zekâ destekli estetik cerrahi dönemi başladı
02 Kasım 2025 Pazar - 15:58 Tuzla Devlet Hastanesi’nde yapay zekâ destekli estetik cerrahi dönemi başladı Tuzla Devlet Hastanesi’nde görev yapan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Berkay Canbaz, estetik cerrahide yapay zekâ sistemlerinin giderek daha fazla kullanılmaya başlandığını belirterek, "Bu sistemler hekimlerin yerini almasa da ameliyat öncesi ve sonrası değerlendirmelerde bize yardımcı olacak" dedi. Tuzla Devlet Hastanesi’nde yapılan operasyonlarla estetik cerrahi hizmetleri artık daha erişilebilir hale geldi. Burun eğriliği ve nefes alma problemi yaşayan İlennur Aydın, ameliyat sonrası yaşadığı memnuniyeti dile getirerek, "Hocamdan çok memnunum. Böyle bir ameliyatın olduğunu bilmiyordum. Geldikten sonra öğrendim. Nefes alamama problemim vardı ve burnumda eğrilik olduğu için çok rahatsızdım. Her ikisini de birleştirip yaptığı için Tuzla Devlet Hastanesi’ne ve Berkay hocama çok teşekkür ediyorum" dedi. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Berkay Canbaz, yapay zekâ ve robotik sistemlerin estetik cerrahide hekimlere yardımcı olduğunu vurgulayarak, "Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası değerlendirmelerinde bizlere yardımcı olması için bu sistemleri kullanıyoruz. Dolayısıyla bu sistemlerin zamanla geliştirilmesi bizim de daha fazla faydalanmamız demek. Fakat ben yine de bir hekim olarak her zaman hastalara dokunmanın önemini savunuyorum. Yapay zekâ yalnızca hastaların algoritmalarında ve tedavi süreçlerinde bizlere yardımcı olan bir sistem; hekimlerin yerini almayacaktır" dedi. "Sosyal medya bazı hastalarda beklenti problemine yol açabiliyor" Son dönemde özellikle sosyal medyanın estetik operasyonlara olan ilgiyi artırdığını belirten Canbaz, şunları söyledi: "Özellikle genç hasta popülasyonu çok arttı, sosyal medyada gördükleri görsellerden etkilenip gelebiliyorlar. Ancak her hasta bireyseldir ve beklentileri farklıdır. Dolayısıyla her hastayı kendi içerisinde ve özel düşünmek lazım. Hastalarımızın bir başkasından gördüğü işlemle değil de kendi vücudunda rahatsızlık duyduğu herhangi bir fiziksel görünümünün düzelmesi adına bize başvurması lazım. Çünkü sosyal medya bazı hastalarda beklenti problemine yol açabiliyor. Bu noktada da onların beklentisiyle bizim onlara verebileceğimiz şeylerin uyuşması gerekiyor. Bu bizim için çok önemli bir konu. Hekimler olarak da hastaların ameliyat ihtiyaçları hakkında bir değerlendirme yapmamız ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Çünkü hem ameliyat öncesi hem de sonrası fiziksel ve psikolojik bir süreç demek. Bu süreçte de hastaları iyi anlayıp dinleyebilmek ve süreci doğru yönlendirmek çok önemli." "Ruhsatsız merkezlerde yapılan bazı işlemler hatalı ve geri döndürülemez oluyor" Tuzla Devlet Hastanesi’nde meme estetiği, vücut şekillendirme, kepçe kulak, liposuction ve karın germe gibi birçok estetik operasyonun güvenli şekilde yapılabildiğini belirten Canbaz vatandaşlara, "Hastalarımız tercih yaparken mutlaka doğru merkezlere başvurmalı. Devlet hastanesi de bu noktada güvenebilecekleri en öncelikli kurumlardan bir tanesidir. Özellikle branş dışı uygulamalar ve ruhsatsız merkezlerde, işi ehli olmayan kişilerce yapılan işlemler maalesef toplum sağlığını ciddi derecede tehdit etmektedir. Biz de bazen bu yerlerde yapılan hatalı işlemleri düzeltmekle uğraşıyoruz. Maalesef bazıları geri döndürülemez hatalar ve işlemler oluyor. Bu noktada hastaların mutlaka gittikleri yerde ruhsatlı ve uzman bir hekim tarafından tedavi edildiğinden emin olması ve bunu sorgulaması gerekiyor" uyarısında bulundu.
Bursa organ bağışında yine zirvede
02 Kasım 2025 Pazar - 13:49 Bursa organ bağışında yine zirvede Bursa bölgesi, organ bağışında 10,5 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra donör sayısı) ile 2025 yılında Türkiye’deki 9 bölge arasında birinciliği elde etti. Böylece Bursa bölgesi, son 14 yılda 12. kez zirvede yer almayı başardı. Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini de kapsayan Bursa bölgesi, organ bağışında Türkiye liderliğini bu yıl da sürdürmeye devam etti. Tüm bölgeler arasında en fazla donör bildirimi yapan bölge olarak dikkat çeken Bursa bölgesi, bunun yanı sıra aile izni alma oranı ile de birinciliği göğüsledi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi’ne bağlı olarak 5 böbrek nakli merkezi, 3 karaciğer nakli merkezi, 1 kalp nakli merkezi ve 3 Göz Bankası/kornea nakli merkezi ile organ bağışı çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Bursa bölgesinde son 5 yıl içerisinde 360’ü kadavradan, 755’i canlıdan olmak üzere 1.115 böbrek nakli gerçekleştirildiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çetin, "Bunun yanı sıra 162’si kadavradan 247’si canlıdan olmak üzere 409 karaciğer nakli yapılmıştır. Ayrıca bölgemizde faaliyet gösteren göz bankası ve kornea nakli merkezlerinde 2020 yılından bu yana 1035 kornea temini yapılmış ve bunlardan 971’i bölgemizdeki kornea nakli merkezlerinde nakledilerek hastalarımıza yeniden umut ışığı olmuştur" dedi. "Organ bağışına duyarlı olalım" Bursa bölgesinin organ bağışında uzun yıllardır zirvede yer aldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, "Bölgemiz 2025 yılı Ekim ayı itibariyle 10,5 pmp oranı ile yine zirvede yer almayı başardı. Bakanlığımız bu yıl organ bağış onaylarını e-Nabız uygulaması üzerinden online ortamda da yapılmasını mümkün hale getirdi. Bu düzenlemenin de bağışları arttırmasını umuyoruz. Bağışlanan her organ, bir hastanın hayata tutunmasını sağlıyor. Tüm vatandaşlarımızı bu organ bağışına duyarlı olmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda olarak ülke genelinde farkındalık etkinlikleri düzenlediğinin bilgisini veren Uzm. Dr. Çetin, son olarak hafta boyunca Bursa’da birçok etkinlik gerçekleştireceklerini sözlerine ekledi.
Beyincik sarkması ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu
02 Kasım 2025 Pazar - 12:00 Beyincik sarkması ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu Kahramanmaraş’ta uzun süredir yemek yiyemeyen, yürüyemeyen ve konuşma güçlüğü çeken 26 yaşındaki Ali Toplama, HG Hospital’da geçirdiği başarılı ameliyat sonrası yeniden sağlığına kavuştu. Bir süredir baş dönmesi, yutma güçlüğü ve denge kaybı yaşayan Toplama, farklı şehirlerde birçok doktora başvurdu ancak sonuç alamadı. Durumu giderek ağırlaşan genç adam, son çare olarak geldiği Kahramanmaraş’taki HG Hospital’da yapılan tetkiklerin ardından "beyincik sarkması" tanısı konuldu. Ameliyat öncesi dönemde yemek yiyemediğini, yürüyemediğini ve konuşamadığını anlatan Toplama, "Yemek yiyemiyordum, başım ağrıyordu, yürümekte zorluk çekiyordum. Çok doktor gezdim, Antep’e de gittim ama bir şey yapamadılar. En son HG Hospital’a geldim, hocam sayesinde iyi oldum" dedi. HG Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, hastanın durumu hakkında detaylı bilgi vererek, "Ali bize geldiğinde yutkunamıyor, konuşamıyor ve ayakta duramıyordu. Yaptığımız tetkiklerde beyincik sarkması ve beynin aşırı basıncından dolayı beyin sapı dediğimiz hayat merkezinde ciddi zedelenmeler tespit ettik. Buna bağlı olarak da sinirlerde sinyal değişiklikleri mevcuttu. KBB muayenesinde ses tellerinden birinin tamamen, diğerinin ise yüzde 70 oranında zedelendiğini belirledik. Ameliyat öncesinde nefes borusunu güvenli hale getirmek için trakeostomi işlemi yaptık, ardından beynin arka kısmındaki kemiklerde rahatlatma işlemi uyguladık" dedi. Altun, başarılı geçen operasyon sonrası hastada hızlı bir iyileşme gözlendiğini ifade ederek, "Ameliyattan iki gün sonra yutması rahatladı, sesi geri geldi. Üçüncü gün yürümeye başladı. Sonrasında yaptığımız kontrollerde ses tellerinin birinin tamamen, diğerinin ise kısmen çalışmaya başladığını gördük. Şu anda genel durumu gayet iyi, trakeostominin tamamen kapanmasını bekliyoruz. Kısa sürede taburcu edeceğiz" diye konuştu. Ameliyat sonrası eski sağlığına kavuşan genç hasta doktorlarına teşekkür ederek, "Şimdi yemek yiyebiliyorum, yürüyebiliyorum, konuşabiliyorum. Eski günlerime döndüm" ifadelerini kullandı.
Uzmanlar uyardı: "Aşırı kahve hafızayı zayıflatıyor"
02 Kasım 2025 Pazar - 11:21 Uzmanlar uyardı: "Aşırı kahve hafızayı zayıflatıyor" Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan, "Günde 3-4 fincandan fazla kahve tüketimi uykusuzluk, anksiyete ve kalıcı öğrenme bozukluğuna yol açabilir" dedi. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan, özellikle öğrenciler arasında yaygın olan kahve ve enerji içeceği tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Ceyhan, kafeinin doğru miktarda alındığında dikkat ve hafızayı güçlendirdiğini, ancak aşırı tüketildiğinde uyku düzenini bozarak öğrenmeyi olumsuz etkilediğini söyledi. Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan, çay, kahve ve enerji içeceklerinin günümüzde özellikle gençler ve öğrenciler tarafından yoğun şekilde tüketildiğini belirterek, kafeinin vücut üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kafeinin konsantrasyonu artırarak zihni berraklaştırdığını vurgulayan Ceyhan, fayda görmek için tüketim miktarının sınırında kalınması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Ceyhan, "Kafein, dikkat dağınıklığını azaltır ve zihinsel performansı destekler. Ancak günlük 300-400 miligramı yani 3-4 fincan kahveyi aşmamak gerekir. Özellikle öğrencilerde sabah saatlerinde tüketilen 1-2 fincan kahve fayda sağlar" dedi. Fazla kafein tüketiminin olumsuz etkilerine de değinen Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan, "Aşırı miktarda kahve uykusuzluk, gerginlik ve anksiyeteye neden olur. Gece geç saatlerde içilen kahve, uyku düzenini bozarak hafızayı zayıflatır. Bu da kalıcı öğrenme bozukluklarına yol açabilir" ifadelerini kullandı. Kafeinin bilinçli tüketilmesi gerektiğini hatırlatan Ceyhan, "Doğru beslenme ile doğru zamanda, doğru miktarda alınan kahve; hafızayı güçlendirir, sınav başarısını artırır. Ama fazlası, yarardan çok zarar getirir" diye konuştu.
Koruyucu halk sağlığı hizmetine hepatit testi dahil edildi
02 Kasım 2025 Pazar - 11:13 Koruyucu halk sağlığı hizmetine hepatit testi dahil edildi Diyarbakır kent merkezi ve kırsal mahallelerde 10 bin kişiye sağlık hizmeti veren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, bilgilendirici ve önleyici halk sağlığı hizmetine hepatit testini de dahil etti. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, koruyucu ve önleyici halk sağlığı hizmetlerini etkin şekilde yürütmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Sağlık Merkezi ekipleri, kent merkezi başta olmak üzere 13 kırsal ilçede vatandaşlara bilgilendirici ve önleyici sağlık hizmeti sunuyor. Vatandaşların tansiyonunu kontrol eden, kan şekerini ölçen ve kan grubunu belirleyen ekipler, bunların dışında rahatsızlıkları tespit edilen vatandaşları ilgili sağlık merkezlerine yönlendiriyor. Sağlık Merkezi ekipleri, koruyucu hekimlik hizmeti kapsamında Ekim 2024’ten bu yana 42 mahallede yaklaşık 10 bin vatandaşı sağlık taramasından geçirdi. Ekipler, özellikle kırsal mahallelerde vatandaşların sağlık hizmetlerine rahat ulaşabilmesi amacıyla kent merkezinde yaptıkları işlemlerin yanı sıra beden kitle indeksi ölçümü, gebelik testi ile çocukların boy, kilo ölçümü ile ağız ve diş sağlığı kontrollerini yapıyor. Ekipler ayrıca gittikleri yerlerde sağlık eğitim programları düzenleyerek vatandaşları sağlık konusunda bilgilendiriyor. Çalışmalarına hepatit testini de ekleyen ekipler, hizmet yelpazesini biraz daha genişletti. Karaciğer iltihaplanmasıyla ortaya çıkan hastalık, yapılan testlerle erken teşhis edilerek ilerlemesi önlenebiliyor. Çınar ilçesine bağlı Kürekli Mahallesi’nde sağlık taraması ve hepatit testleri yapan ekipler, daha sonra ağız ve diş sağlığı eğitimine katılan çocuklara balon dağıttı. Programa katılan Çınar Belediyesi Başkanı Semra Akyüz ve Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Vahap Saçaklı da vatandaşların sorunlarını dinleyerek, çocuklara ağız ve diş bakım seti hediye etti. Çalışmaya ilişkin bilgi veren Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Vahap Saçaklı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı olarak koruyucu hekimlik kapsamında halk sağlını korumaya ve halkı bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarına devam ettiklerini belirtti. Kadın sağlığına yönelik meme ve rahim ağzı kanseri farkındalık eğitimlerini de sürdürdüklerini kaydeden Saçaklı, "Bunun yanında diyabet, HIV, AIDS, uyuz ve obezite ile ilgili eğitimler devam ediyor. Ayrıca alanda arkadaşlarımız şeker, tansiyon, kan ölçümü, kan grubu testleri yapmaktadır" dedi. Çalışma alanlarına hepatit testlerini de eklediklerini vurgulayan Saçaklı, şunları söyledi: "Bugün itibarıyla çalışma alanlarımıza hepatit testlerini de ekleyerek hizmet yelpazemizi biraz daha genişlettik. Hepatit karaciğerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Genellikle virüsler alkol kullanımı, bazı ilaçlar veya toksinler nedeniyle gelişir. Erken tanı ve tedavi amacıyla önceden testlerimizi yapıp, pozitif çıkması durumunda ise doktora yönlendiriyoruz vatandaşlarımızı. Bu güne kadar koruyucu hekimlik kapsamında 42 mahallede yaklaşık 10 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak koruyucu hekimlik anlamında vatandaşlarımızın yanında durmaya devam edeceğiz."