SAĞLIK - 03 Kasım 2025 Pazartesi 09:22

Önce bilgilendiler, sonra eğlendiler

A
A
A
Önce bilgilendiler, sonra eğlendiler

Özel İmperial Hastanesi ve Umut ve Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Kanserle Mücadelede Umut Işığında Daha da Güçleniyoruz" temalı toplantıda, meme kanserinde erken tanının önemi vurgulanırken, toplantı sonrası aralarında meme kanseri olan hastalar canlı müzik eşliğinde coşması renkli görüntüler oluşturdu.


Toplantıda söz alan Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Topsakal, meme kanserine yönelik erken teşhisin önemine vurgu yaparken Özel İmperial Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek Aydın, "HPV Korunma Yolları" Genel Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Adnan Çalık, "Erken Tanı; Meme ve Hayat Kurtarır!" Radyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Soytürk "Meme Kanseri Teşhisinde Mamografi ve Ultrasonografinin Yeri" üzerine kendi alanlarında sunum yaptı.


Toplantının moderatörlüğünü Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki yaparken Baki, dünyada bu yıl 4 milyon kadının meme kanserine yakalanmasının beklendiğini söyledi.


Baki, "Burada meme kanseri yakalanan hastalarımız var. Her dört dakikada bir kadın meme kanserine yakalanıyor. En fazla çalışılan kanser türü, yüzde 95 kurutabilen bir kanser türü. O bakımdan şanslıyız. Dünyada bu yıl yaklaşık 4 milyon kadının meme kanserine yakalanacağını bunun yaklaşık bir milyonu bu kanserden öleceği söylenmekte. Oysa erken teşhis edildiğinde son derece tedavi edilebilir bir hastalık" dedi.


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Dilek Aydın, "HPV Korunma Yolları" üzerine sunum yaparak "En önemli durumlardan biri ne zaman bulaşmıştır. Çünkü hasta endişe içinde acaba şimdi mi oldu üç ay önce mi oldu bir yıl öncemi olmuştur. Normalde virüsle karşılaştıktan üç haftayla sekiz ay arasında ortaya çıkıyor. Bazı hastalarda hiç bir bulgu vermeyebilir. Kadınların yüzde 80’i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez HPV virüsüne maruz kalmaktadır. Bunların yüzde 20 sinde HPV görülür. HPV virüsüne maruz kalmak servix kanser riskini yüzde 40 artırır. 250 den fazla çeşidi vardır" diye konuştu.


Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek "Meme kanserleri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Yaklaşık kanser türlerinin yüzde 45’i. Bunu çok ciddiye almak lazım. Meme kanseri, erken tanındığında tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Her kadının kendi sağlığını önemsemesi, en güçlü korunma yoludur. Her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 25 bin yeni vaka tespit ediliyor. Erken tanı konulan kadınların yüzde 90’ı tamamen iyileşiyor" şeklinde konuştu.


Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Soytürk ise erken teşhisin önemine vurgu yaparak "Erken dönemde teşhis önemli. Zaten geç dönemde bunu teşhis etmek hiç de zor değil. Erken meme kanseri teşhisinde halen daha ultrasyondan üstü emardan (MR) üstü kolay uygulanabilir bir tetkik. Mamografi meme kanserinin erken teşhisinde yararı gösterilmiş tek görüntüleme yöntemidir. Tarama amaçlı mamografinin mortaliteyi ortalama yüzde 3 oranında azalttığı kabul edilmektedir. US’nin tarama amaçlı kullanımı hastaya yarar sağlamadığı gibi yalancı bir güven verebileceği için zarar da verebilir" ifadelerini kullandı.



Toplantının ardından canlı müzik eşliğinde eğlenceli vakit geçiren hastalar, renkli görüntüler oluşturdu.


Umut ve Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nimet Baki, eğlence sayesinde hastaların moralli bir şekilde toplantıdan ayrıldıklarını kaydederek "Hastalarımızla birlikte güzel eğlenceli günümüzü taçlandırmak istedik. Hasan Şılbır saz heyetine teşekkür ediyorum...Gelenlerin yaklaşık yüzde 50’si kanser hastasıydı. Müzikle birlikte eğlendiler. Toplantı kısmı da son derece güzel oldu. Çok verimli bir toplantı oldu. Moralleri harikaydı herkes buradan mutlu olarak ve bilgili olarak ayrıldı" dedi.


Orkestra solistlerinden Hasan Şılbır da "Bütün sosyal sorumluluk projelerinde varız. Burada herhangi maddiyat gözetmeden varız. Buradakiler hastalıkla uğraşan insanlar bu hastalıklarını bir nebze olsun hafifletmek, unutturmak adına ekibimle beraber onlara güzel bir vakit geçirmek farklı bir ortam oluşturmak en azından hastalık ortamından hastane ortamından uzak bir atmosferde onları buluşturmak için buradayız" diye konuştu.



Önce bilgilendiler, sonra eğlendiler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Maaşını alamayınca vincin tepesine çıktı, banka hesabına yatan parayı teyit edip indi Isparta’nın Yalvaç ilçesinde maaşını alamadığını ileri süren kule vinç operatörü, vincin uç kısmına çıkarak intihar girişiminde bulundu. Ekiplerin yoğun çabalarına rağmen bir süre ikna edilemeyen şahıs, ecel terleri döktüren anların ardından maaşının hesabına yatırıldığını telefondan kontrol ettikten sonra bulunduğu yerden indi. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde toplu konutların yükseldiği inşaat sahasında meydana gelen olayda, kule vinç operatörü B.Ö., iddiaya göre birikmiş aylıklarını alamadı. Operatör, kullandığı kule vincin kumanda kabininden çıkarak vincin ağırlık merkezinin uç kısmına geçti. Durumu fark eden şantiye çalışanlarının 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunması üzerine olay yerine Yalvaç Belediyesi itfaiye ekipleri, sağlık ekipleri ve jandarma sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, vinç altına fanlı iki katlı hava yastığı kurdu, itfaiye erleri ise brandayla önlem aldı. Ayrıca bir asansörlü itfaiye aracı da hazır bekletildi. Jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri, jandarma ve bir şantiye çalışanının uzun süren ikna çabaları sonuç verdi. Operatörün birikmiş maaşlarının hesabına yatırılmasının ardından şahıs bulunduğu yerden indirildi. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen B.Ö., ifadesi alınmak üzere jandarma ekipleri tarafından karakola götürüldü.
Bursa BUÜ’de sanatın ve sanatçının geleceği mercek altına alındı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü tarafından düzenlenen "II. Ulusal Sahne ve Görüntü Sanatları Sempozyumu", sanat dünyasının önemli isimlerini ve akademisyenleri Bursa’da buluşturdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı’nın katkılarıyla Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyuma; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, Bursa Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar ve Nilüfer Kent Tiyatrosu Müdürü Kazım Güçlü’nün yanı sıra akademisyen ve öğrenciler katıldı. "Sanatın ve Sanatçının Geleceği" temasıyla yapılan ve 2 gün boyunca devam eden etkinlikte, dijitalleşen dünyada sanatın dönüşümü ve yapay zekanın estetik üretime etkileri disiplinler arası bir perspektifle ele alındı. Farklı üniversitelerden katılan 29 akademisyenin 25 bildiri sunduğu organizasyon, sahne ve görüntü sanatlarının güncel sorunlarına ve yarınına ışık tuttu. "Sanat insanın kendini tamamlama yolculuğudur" Program kapsamında düzenlenen törende konuşan BUÜ Rektörü ve Sempozyum Onursal Başkanı Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, araştırma üniversiteleri arasındaki yarışın genellikle sosyal bilimler ve sanat alanındaki faaliyetleri ihmal eden bir görüntü sergilediğini ifade etti. Uluslararası sıralama kriterlerinin sanat alanındaki birikimi tam olarak yansıtamamasının, bu alanlarda emek veren akademisyen ve öğrencilerde bir değersizlik hissi sebep olmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite kurumunun insanın tüm zenginliğini bünyesinde barındıran bir yapı olduğunu belirtti. Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin sanatın doğasını dönüştürdüğüne dikkat çeken Yılmaz, yapay zeka ve dijital teknolojilerin sunduğu imkanların yanı sıra insani varoluş açısından barındırdığı kaygılara da değindi. Konuşmasının sonunda sanatın insan kalabilmenin yegane yolu olduğunu hatırlatan Rektör Yılmaz, dünyanın distopyaya savrulduğu bir dönemde umudun ancak sanatsal faaliyetlerden neşet edebileceğini ve üniversite olarak buna katkı sunmaya devam edeceklerini önemle vurguladı. Geleceğin sanatını dijital teknolojiler şekillendiriyor BUÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Sait Liman ise konuşmasında sempozyumun bu yılki odağını dijital teknolojiler ve yapay zekanın sanata yansımaları olarak belirlediklerini ifade etti. Sinema, tiyatro, grafik tasarım ve fotoğraf gibi farklı sanat dallarıyla ilgili toplam 25 bildirinin sunulduğu sempozyuma 14 farklı üniversiteden 29 akademisyenin katıldığını açıklayan Prof. Dr. Ali Sait Liman, yerel yönetimlerin ve üniversite yönetiminin bu süreçteki lojistik ve manevi desteğinin önemine dikkat çekti. Bir araştırma üniversitesi olmanın getirdiği rekabetçi ortamda, kültür ve sanat alanındaki çalışmaların desteklenmesinin üniversitenin vizyonunu güçlendirdiğini belirten Liman, sempozyumun katılımcılar ve sanat dünyası için geleceğe ışık tutan verimli sonuçlar doğurmasını temenni ettiğini sözlerine ekledi. İki gün boyunca devam eden programda oturumlar, paneller ve sunumlar gerçekleştirildi.
Sivas SOSAD çağrıda bulundu: "Sanayi odalarının kurulmasının önü acilen açılmalıdır" Sivas OSB Sanayicileri Derneği’nden (SOSAD) yapılan açıklamada Sanayi Odalarının kurulmasının önünün açılması gerektiği ifade edildi. Sivas OSB Sanayicileri Derneği (SOSAD), üretimin, istihdamın ve sürdürülebilir büyümenin en önemli aktörlerinden biri olan sanayicilere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na çağrıda bulunan SOSAD yönetimi, "Büyük şehirler dışında kalan illerde faaliyet gösteren Ticaret ve Sanayi Odaları bünyesinde, sanayicilerin ayrı bir çatı altında temsil edilebilmesi için Sanayi odalarının kurulmasının önü acilen açılmalıdır. Bu konuda irade gösterilmesi ve gerekli teşviklerin sağlanması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bugün birçok ilde, sanayici belgesi almış ve sicillerde ‘sanayici’ olarak kayıtlı yeterli sayıda firma bulunmasına rağmen, Sanayi Odalarının kurulması çeşitli gerekçelerle engellenmektedir. Mevcut Ticaret ve Sanayi Odası yapıları içinde sanayicilerin temsili ise ne yazık ki oldukça sınırlıdır" dedi. Oda meclisinde temsil noktasında sorunlar yaşanabildiğine dikkat çeken açıklamada, "Öyle ki, binlerce kişiye istihdam sağlayan, üretim ve ihracat yapan büyük ölçekli sanayi kuruluşlarının meclis temsili, çoğu zaman birkaç üyeyi geçmemektedir. Buna karşılık, çok daha küçük ölçekli işletmelerle aynı düzeyde temsil edilmeleri, temsilde adalet ilkesini zedeleyen ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa bağımsız Sanayi Odalarının kurulması; sanayicilerin ortak bir ses altında toplanmasını sağlayacak, üretim, yatırım ve ihracat süreçlerini daha etkin destekleyecek, teşvikler, pazar araştırmaları ve dış ticaret imkanları konusunda rehberlik sunacak, hukuki ve ticari danışmanlık hizmetlerini güçlendirecek, eğitim, seminer ve iş birliği ağlarıyla rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca, yurt dışı ticaret heyetleri ve fuar organizasyonları aracılığıyla firmaların küresel pazarlara açılmasını kolaylaştıracak, şehir ekonomilerine dinamizm kazandıracaktır. Daha da önemlisi, Sanayi Odaları; sadece firmaların değil, bulundukları şehirlerin ve ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve istihdam artışına doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerine yer verildi. Ticaret ve sanayinin farklı alanlar olduğuna dikkat çeken dernek, "Unutulmamalıdır ki; ticaret ve sanayi farklı dinamiklere sahip alanlardır. Ticaret Odalarının Ticaret Bakanlığı ile, Sanayi Odalarının ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile daha etkin ve odaklı çalışması, hem üretici hem de satıcı kesimin daha sağlıklı temsil edilmesini sağlayacaktır. Bugün geldiğimiz noktada sanayiciler olarak beklentimiz nettir: Kendi kimliğimizle, kendi sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi ifade edebileceğimiz bağımsız bir kurumsal yapı. Sivas’tan yükselen bu çağrı, aslında Anadolu’nun dört bir yanındaki sanayicilerin ortak talebidir. Artık geç kalmadan, sanayicinin sesi olun" şeklinde açıklama yaptı.
Aydın Tarihi konağın duvarı yıkıldı, gerçek ortaya çıktı Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan tarihi konağın bahçe duvarının yıkılmasıyla bahçede kaçak kazı yapıldığı tespit edilirken, bahçede derinliği yaklaşık 30 metreyi bulan kazı kuyusu ile karşılaşıldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Aydın’a getirilen Macar ustalar tarafından inşa edilen tarihi konaklar zamana direnmeye devam ederken, zaman zaman definecilerin hedefi oluyor. Özellikle Köprülü-Veysipaşa Mahallesi’nde yoğunlukta olan ve Orta Avrupa mimarisinin izlerini taşıyan konaklardan olan 1614 Sokak üzerindeki tarihi konak da definecilerin hedefi oldu. Tarihi konağın bahçe duvarının yıkılmasıyla birlikte ise gerçek ortaya çıktı. Duvarın yıkıldığı ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen belediye, polis ve Müze Müdürlüğü ekipleri yaptıkları incelemeler esnasında konağın bahçe bölümünün kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kazıldığını fark etti. Yapılan ilk değerlendirmelere göre sit alanı olan bölgede tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapıldığı belirlenirken, ekipler yaklaşık 30 metre derinliğinde kazılmış bir kuyuyla karşılaştı. Bahçede ayrıca yaklaşık 5 metre derinliğinde ayrı bir çukura da rastlanırken, tarihi konağın talan edilmesi tepki topladı. Aydın Müze Müdürlüğü uzmanlarınca gerekli tutanakların tutulmasının ardından yıkılan duvar Efeler Belediye ekiplerince temizlendi. Bölgede gerekli güvenlik önleminin alınmasının ardından konuyla ilgili inceleme başlatıldı.