SAĞLIK - 03 Kasım 2025 Pazartesi 09:08

Çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve morluklar löseminin ilk sinyali olabilir

A
A
A
Çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve morluklar löseminin ilk sinyali olabilir

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Ömer Doğru, çocukluk çağı lösemisinde erken belirtilerin dikkatle gözlenmesinin erken tanı ve başarılı tedavi için büyük önem taşıdığı konusunda ailelere uyarılarda bulundu.


Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Ömer Doğru, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hastalığın belirtileri ve tedavi süreci hakkında merak edilenleri yanıtlayan Dr. Doğru, uzun süren belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı.



"Belirtiler uzun sürüyorsa doktora başvurulmalı"


Çocukların zaman zaman yorgun ya da isteksiz olabileceğini ifade eden Dr. Doğru, "Bazı belirtiler uzun süre devam ediyorsa, bunları göz ardı etmemek gerekiyor. Çocukluk çağı lösemisinde en sık görülen erken belirtiler arasında halsizlik, oyun oynamaya isteksizlik, iştahsızlık, solukluk, vücutta kolay morarma, diş eti kanamaları ve tekrarlayan enfeksiyonlar yer alıyor" dedi.



"Basit bir kan testiyle anlaşılabilir"


Lösemi belirtilerinin çoğu zaman sıradan hastalıklarla karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Doğru, "Ancak bu şikayetler uzun sürdüğünde ya da çocuğun günlük hayatını etkilemeye başladığında mutlaka bir doktora başvurulmalı. Basit bir kan testiyle lösemi şüphesi ortaya konabilir ve gerekli yönlendirmeler yapılabilir" diye konuştu.



"Tedavide yüz güldüren gelişmeler var"


Lösemi tedavisinde yüz güldüren gelişmeler yaşandığını aktaran Dr. Doğru, "Bugün çocukluk çağı lösemisi, geçmişe göre çok daha yüksek oranda tedavi edilebiliyor. Modern kemoterapi protokollerine ek olarak hedefe yönelik immünoterapiler, akıllı ilaçlar ve gerektiğinde kök hücre nakli sayesinde lösemi hastalarının büyük çoğunluğu tamamen sağlığına kavuşabiliyor" şeklinde konuştu.


Dr. Doğru, lösemide erken tanı ve düzenli tedavi ile çocukların hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebileceğini sözlerine ekledi.



"Ailelerin dikkati hayat kurtarabilir"


Ailelerin rolüne değinen Dr. Doğru, "Ebeveynlerin çocuğundaki küçük değişiklikleri önemsemesi, sürecin erken yakalanmasında kritik rol oynuyor. Uzun süren halsizlik, oyun isteğinde belirgin azalma, tekrarlayan enfeksiyonlar ya da vücutta açıklanamayan morluklar gibi belirtiler gözlemlendiğinde bir sağlık kuruluşuna başvurulması, erken teşhis ve tedavide hayat kurtarıcı olabiliyor. Unutmayın, çocukluk çağı lösemisi erken fark edildiğinde ve uygun tedaviyle çoğu zaman tamamen iyileştirilebilir bir hastalıktır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Maaşını alamayınca vincin tepesine çıktı, banka hesabına yatan parayı teyit edip indi Isparta’nın Yalvaç ilçesinde maaşını alamadığını ileri süren kule vinç operatörü, vincin uç kısmına çıkarak intihar girişiminde bulundu. Ekiplerin yoğun çabalarına rağmen bir süre ikna edilemeyen şahıs, ecel terleri döktüren anların ardından maaşının hesabına yatırıldığını telefondan kontrol ettikten sonra bulunduğu yerden indi. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde toplu konutların yükseldiği inşaat sahasında meydana gelen olayda, kule vinç operatörü B.Ö., iddiaya göre birikmiş aylıklarını alamadı. Operatör, kullandığı kule vincin kumanda kabininden çıkarak vincin ağırlık merkezinin uç kısmına geçti. Durumu fark eden şantiye çalışanlarının 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunması üzerine olay yerine Yalvaç Belediyesi itfaiye ekipleri, sağlık ekipleri ve jandarma sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, vinç altına fanlı iki katlı hava yastığı kurdu, itfaiye erleri ise brandayla önlem aldı. Ayrıca bir asansörlü itfaiye aracı da hazır bekletildi. Jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri, jandarma ve bir şantiye çalışanının uzun süren ikna çabaları sonuç verdi. Operatörün birikmiş maaşlarının hesabına yatırılmasının ardından şahıs bulunduğu yerden indirildi. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen B.Ö., ifadesi alınmak üzere jandarma ekipleri tarafından karakola götürüldü.
Bursa BUÜ’de sanatın ve sanatçının geleceği mercek altına alındı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü tarafından düzenlenen "II. Ulusal Sahne ve Görüntü Sanatları Sempozyumu", sanat dünyasının önemli isimlerini ve akademisyenleri Bursa’da buluşturdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı’nın katkılarıyla Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyuma; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Sait Liman, Bursa Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar ve Nilüfer Kent Tiyatrosu Müdürü Kazım Güçlü’nün yanı sıra akademisyen ve öğrenciler katıldı. "Sanatın ve Sanatçının Geleceği" temasıyla yapılan ve 2 gün boyunca devam eden etkinlikte, dijitalleşen dünyada sanatın dönüşümü ve yapay zekanın estetik üretime etkileri disiplinler arası bir perspektifle ele alındı. Farklı üniversitelerden katılan 29 akademisyenin 25 bildiri sunduğu organizasyon, sahne ve görüntü sanatlarının güncel sorunlarına ve yarınına ışık tuttu. "Sanat insanın kendini tamamlama yolculuğudur" Program kapsamında düzenlenen törende konuşan BUÜ Rektörü ve Sempozyum Onursal Başkanı Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, araştırma üniversiteleri arasındaki yarışın genellikle sosyal bilimler ve sanat alanındaki faaliyetleri ihmal eden bir görüntü sergilediğini ifade etti. Uluslararası sıralama kriterlerinin sanat alanındaki birikimi tam olarak yansıtamamasının, bu alanlarda emek veren akademisyen ve öğrencilerde bir değersizlik hissi sebep olmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite kurumunun insanın tüm zenginliğini bünyesinde barındıran bir yapı olduğunu belirtti. Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin sanatın doğasını dönüştürdüğüne dikkat çeken Yılmaz, yapay zeka ve dijital teknolojilerin sunduğu imkanların yanı sıra insani varoluş açısından barındırdığı kaygılara da değindi. Konuşmasının sonunda sanatın insan kalabilmenin yegane yolu olduğunu hatırlatan Rektör Yılmaz, dünyanın distopyaya savrulduğu bir dönemde umudun ancak sanatsal faaliyetlerden neşet edebileceğini ve üniversite olarak buna katkı sunmaya devam edeceklerini önemle vurguladı. Geleceğin sanatını dijital teknolojiler şekillendiriyor BUÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Sait Liman ise konuşmasında sempozyumun bu yılki odağını dijital teknolojiler ve yapay zekanın sanata yansımaları olarak belirlediklerini ifade etti. Sinema, tiyatro, grafik tasarım ve fotoğraf gibi farklı sanat dallarıyla ilgili toplam 25 bildirinin sunulduğu sempozyuma 14 farklı üniversiteden 29 akademisyenin katıldığını açıklayan Prof. Dr. Ali Sait Liman, yerel yönetimlerin ve üniversite yönetiminin bu süreçteki lojistik ve manevi desteğinin önemine dikkat çekti. Bir araştırma üniversitesi olmanın getirdiği rekabetçi ortamda, kültür ve sanat alanındaki çalışmaların desteklenmesinin üniversitenin vizyonunu güçlendirdiğini belirten Liman, sempozyumun katılımcılar ve sanat dünyası için geleceğe ışık tutan verimli sonuçlar doğurmasını temenni ettiğini sözlerine ekledi. İki gün boyunca devam eden programda oturumlar, paneller ve sunumlar gerçekleştirildi.
Sivas SOSAD çağrıda bulundu: "Sanayi odalarının kurulmasının önü acilen açılmalıdır" Sivas OSB Sanayicileri Derneği’nden (SOSAD) yapılan açıklamada Sanayi Odalarının kurulmasının önünün açılması gerektiği ifade edildi. Sivas OSB Sanayicileri Derneği (SOSAD), üretimin, istihdamın ve sürdürülebilir büyümenin en önemli aktörlerinden biri olan sanayicilere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na çağrıda bulunan SOSAD yönetimi, "Büyük şehirler dışında kalan illerde faaliyet gösteren Ticaret ve Sanayi Odaları bünyesinde, sanayicilerin ayrı bir çatı altında temsil edilebilmesi için Sanayi odalarının kurulmasının önü acilen açılmalıdır. Bu konuda irade gösterilmesi ve gerekli teşviklerin sağlanması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bugün birçok ilde, sanayici belgesi almış ve sicillerde ‘sanayici’ olarak kayıtlı yeterli sayıda firma bulunmasına rağmen, Sanayi Odalarının kurulması çeşitli gerekçelerle engellenmektedir. Mevcut Ticaret ve Sanayi Odası yapıları içinde sanayicilerin temsili ise ne yazık ki oldukça sınırlıdır" dedi. Oda meclisinde temsil noktasında sorunlar yaşanabildiğine dikkat çeken açıklamada, "Öyle ki, binlerce kişiye istihdam sağlayan, üretim ve ihracat yapan büyük ölçekli sanayi kuruluşlarının meclis temsili, çoğu zaman birkaç üyeyi geçmemektedir. Buna karşılık, çok daha küçük ölçekli işletmelerle aynı düzeyde temsil edilmeleri, temsilde adalet ilkesini zedeleyen ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa bağımsız Sanayi Odalarının kurulması; sanayicilerin ortak bir ses altında toplanmasını sağlayacak, üretim, yatırım ve ihracat süreçlerini daha etkin destekleyecek, teşvikler, pazar araştırmaları ve dış ticaret imkanları konusunda rehberlik sunacak, hukuki ve ticari danışmanlık hizmetlerini güçlendirecek, eğitim, seminer ve iş birliği ağlarıyla rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca, yurt dışı ticaret heyetleri ve fuar organizasyonları aracılığıyla firmaların küresel pazarlara açılmasını kolaylaştıracak, şehir ekonomilerine dinamizm kazandıracaktır. Daha da önemlisi, Sanayi Odaları; sadece firmaların değil, bulundukları şehirlerin ve ülke ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve istihdam artışına doğrudan katkı sağlayacaktır" ifadelerine yer verildi. Ticaret ve sanayinin farklı alanlar olduğuna dikkat çeken dernek, "Unutulmamalıdır ki; ticaret ve sanayi farklı dinamiklere sahip alanlardır. Ticaret Odalarının Ticaret Bakanlığı ile, Sanayi Odalarının ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile daha etkin ve odaklı çalışması, hem üretici hem de satıcı kesimin daha sağlıklı temsil edilmesini sağlayacaktır. Bugün geldiğimiz noktada sanayiciler olarak beklentimiz nettir: Kendi kimliğimizle, kendi sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi ifade edebileceğimiz bağımsız bir kurumsal yapı. Sivas’tan yükselen bu çağrı, aslında Anadolu’nun dört bir yanındaki sanayicilerin ortak talebidir. Artık geç kalmadan, sanayicinin sesi olun" şeklinde açıklama yaptı.
Aydın Tarihi konağın duvarı yıkıldı, gerçek ortaya çıktı Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan tarihi konağın bahçe duvarının yıkılmasıyla bahçede kaçak kazı yapıldığı tespit edilirken, bahçede derinliği yaklaşık 30 metreyi bulan kazı kuyusu ile karşılaşıldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Aydın’a getirilen Macar ustalar tarafından inşa edilen tarihi konaklar zamana direnmeye devam ederken, zaman zaman definecilerin hedefi oluyor. Özellikle Köprülü-Veysipaşa Mahallesi’nde yoğunlukta olan ve Orta Avrupa mimarisinin izlerini taşıyan konaklardan olan 1614 Sokak üzerindeki tarihi konak da definecilerin hedefi oldu. Tarihi konağın bahçe duvarının yıkılmasıyla birlikte ise gerçek ortaya çıktı. Duvarın yıkıldığı ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen belediye, polis ve Müze Müdürlüğü ekipleri yaptıkları incelemeler esnasında konağın bahçe bölümünün kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kazıldığını fark etti. Yapılan ilk değerlendirmelere göre sit alanı olan bölgede tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapıldığı belirlenirken, ekipler yaklaşık 30 metre derinliğinde kazılmış bir kuyuyla karşılaştı. Bahçede ayrıca yaklaşık 5 metre derinliğinde ayrı bir çukura da rastlanırken, tarihi konağın talan edilmesi tepki topladı. Aydın Müze Müdürlüğü uzmanlarınca gerekli tutanakların tutulmasının ardından yıkılan duvar Efeler Belediye ekiplerince temizlendi. Bölgede gerekli güvenlik önleminin alınmasının ardından konuyla ilgili inceleme başlatıldı.