Son Dakika
|
Malatya’da tır ile otomobil kafa kafaya çarpıştı: 3 ölü, 1 yaralı
Romanya Milli Takımı’nda Mircea Lucescu dönemi sona erdi
Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde Yasin Kol düdük çalacak
Burundi'de mühimmat deposunda patlama: 13 ölü, 57 yaralı
Endonezya'da 7.4 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD’ye ait bir savaş uçağı imha edildi"
Rusya: "Hürmüz Boğazı bize açık"
Orban: "Tek çıkış yolu, Rus enerjisine uygulanan yaptırımları kaldırmak"
ABD Adalet Bakanı Bondi istifa etti
Balık firmasında amonyak zehirlenmesi: 14 kişi hastaneye kaldırıldı
İngiltere’de "Hürmüz Boğazı" konulu zirve
Marmaris’te çatı katı yangını: Mahsur kalan bir kişi kurtarıldı
SAĞLIK
Muş’ta 2 günlük bebek için seferberlik
02 Nisan 2026 Perşembe - 17:08:14
Muş’ta 38 haftalık olarak dünyaya gelen ve doğumsal anomali öyküsü bulunan 2 günlük bebek için ileri tetkik ve tedavi amacıyla sevk kararı alındı. Muş Devlet Hastanesi’nde doğan 2 günlük bebek, ileri tetkik ve tedavi amacıyla ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi. Yenidoğan bebek, hastanede yapılan ilk müdahalenin ardından sağlık ekipleri eşliğinde Muş Sultan Alparslan Havalimanı’na götürüldü. Burada hazır bekleyen Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçağa alınan bebek, Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’ne sevk edildi. Sevk işlemi, sağlık ekiplerinin koordinasyonunda güvenli bir şekilde gerçekleştirildi. Bebeğin ileri tetkik ve tedavisi Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde devam edecek.
02 Nisan 2026 Perşembe - 17:01
Alanya’da otizm farkındalık ayı’na anlamlı etkinlik
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi , "Otizm Farkındalık Ayı" kapsamında otizm ve otizmli bireylerin toplumsal yaşama katılımı konusunda farkındalığı artırmak ve kapsayıcı bir toplum anlayışını desteklemek amacıyla bir etkinlik düzenledi. Otizmli bireyler ve aileleriyle dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen stantta hastaneye başvuran ebeveynlere ve tüm bireylere otizm konusunda bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturmak adına erken evrede tespit ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunuldu. Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz ve hastane yönetimi de etkinliğe tam destek vererek stantta katılan kişilerle otizm hastalığını konuştu. Daha sonra sağlık çalışanlarına otizm rahatsızlığı konusunda bilgilendirme amacıyla broşür dağıtıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Karakuş Yılmaz "Bu tür güzel çalışmalar, hem tıbben hem de sosyal sorumluluk faaliyeti olarak Eğitim ve Araştırma hastanesi etiketine yakışan bir uygulamadır. Otizmli bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak, eğitimden sağlığa her alanda destekleyici ortamlar oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu gibi farkındalık etkinlikleri, toplumsal anlayış ve duyarlılığın gelişmesi açısından çok değerlidir’’ dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:30
Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir"
Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:57
Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı
MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar ile bir araya gelen AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen heyeti, Türkiye’nin sağlık ve ekonomik yapısında ihtiyaç duyulan dönüşümlere ilişkin değerlendirmede bulundu. AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğündeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, Türkiye’nin sağlık ve iktisadi geleceğine yönelik kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen görüşmede; Hekimlik Meslek Kanunu başta olmak üzere sağlık sisteminde köklü dönüşüm ihtiyacı, hekim haklarının güçlendirilmesi ve kamu yararını esas alan sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Aynı zamanda iktisadi yapılanma süreçleri ve çalışan odaklı projelerin ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar stratejik bir perspektifle değerlendirildi. "Sağlıkta ve ekonomide adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz" AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Attığımız her adım; yalnızca bugünü değil, yarının güçlü Türkiye’sini inşa etme hedefinin bir parçasıdır. Sağlıkta ve ekonomide sürdürülebilir, adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz. Bayraktar’ın üstlendiği bu önemli görevin, milletimizin refahına ve devletimizin bekasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Nisan 2026 Perşembe- 10:10
Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor"
2
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:01
20 yıllık ses teli çilesi ameliyatla son buldu
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:30
60 yıl önce 10 binde bir görülüyordu, günümüzde 33 çocuktan birinde var
5
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:49
Ağrı’da sağlık yatırımları sahada incelendi
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:45
Türkiye’de 35 bin kişi organ bağışı bekliyor
Güncel verilere göre Türkiye’de yaklaşık 35 bin hastanın organ yetmezliği nedeniyle organ bekleme listelerinde yer aldığı biliniyor. Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Volkan Turunç, organ nakli ve bağışı hakkında bilgi verdi. Günümüzde organ yetmezliklerinin tedavisinde yaygın bir şekilde tercih edilen tedavi yöntemi olan organ nakli hakkında bilgiler veren Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Volkan Turunç, "Organ nakli, organ yetmezliği yaşayan hastaların hayat kalitesini önemli ölçüde yükseltmektedir. Organ nakli sayısının artırılabilmesi için en önemli faktör ise organ bağışıdır. Organ bağışı, bir kişinin kendi organlarını tıbbi olarak ölü ilan edildikten sonra başka hastaların tedavisinde kullanılmak üzere bağışlaması ve bunu belgelerle resmileştirmesi sürecidir. Yasal olarak 18 yaşını doldurmuş her birey, organ bağışında bulunabilir. Organ bağışı sayesinde, insan sağlığının korunması ve hastalıkların tedavi süreçlerinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Günümüzde birçok organın nakli, yüksek başarı oranıyla gerçekleştirilebilmektedir" dedi. Bir yılda 300-400 bağış yapılıyor "Sağlık Bakanlığı’nın güncel verilerine göre ülkemizde yaklaşık 35 bin hastanın organ yetmezliği nedeniyle organ bekleme listelerinde yer aldığı görülmektedir" diyen Op. Dr. Volkan Turunç, "25 bin 246 hasta böbrek nakli, 2 bin 650 hasta karaciğer nakli ve bin 477 hasta kalp nakli beklemektedir. Ancak 85 milyon nüfuslu ülkemizde bir yılda sadece 300-400 kadar organ bağışı yapılmaktadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, beyin ölümü gerçekleşen kişilerin sadece yüzde 20’sinde aileler organ bağışını kabul etmektedir. Ayrıca istatistikler ülkemizde zaten yetersiz olan organ bağışı sayısının son yıllarda daha da düşmeye başladığını göstermektedir. Türkiye organ naklinde dünyanın en önemli ülkelerinden biri haline gelmiştir. Ancak ne yazık ki organ bekleyen hasta sayısının her geçen yıl artması ve yetersiz organ bağışı nedeniyle ülkemizde gerçekleştirilen nakillerin %80’den fazlası canlı vericilerden gerçekleştirilmektedir. Ülkemiz canlı vericili nakillerde dünyada ilk 3 sıradayken, kadavra vericili nakillerde son sıralarda yer almaktadır" şeklinde konuştu. Bağışın artması gerekiyor Kadavradan nakiller hakkında bilgi veren Op. Dr. Volkan Turunç, "Avrupa ülkelerinde kadavra vericili nakillerin tüm nakiller içindeki oranı en az yüzde 50’dir. Eurotransplant kriterlerine göre bir ülkedeki yoğun bakım yatak sayısı başına yılda en az 1 beyin ölümü bildirimi olmalıdır. Ülkemizde 2024 verilerine göre yoğun bakım yatak sayısı 30 binin üstündeyken, yine 2024 yılında beyin ölümü bildirimi 2078, aile görüşmesi sonrasında gerçekleşen organ bağışı sayısı sadece 364’tür. Eurotransplant kriterlerine göre milyon nüfus başına yıllık 25 olması beklenen kadavra verici sayısı, ülkemizde 4.1’dir. Bu veriler incelendiğinde, organ bağışında dünya geneline göre ne kadar geride olduğumuz açıkça anlaşılmaktadır. Batılı ülkelerle aynı düzeye ulaşabilmek için bu sayının en az 10 kat artması, yani yılda 2 bin–3 bin kadavra vericiye ulaşılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Organ nakli yalnızca bir tedavi yöntemi değil Organ naklinin, organ yetmezliği yaşayan hastalar ve aileleri için önemli olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Volkan Turunç, "Bu sadece bir tedavi yöntemi değildir. Organ nakli, yaşam konforunu önemli ölçüde artırdığı, hastaların ve onlara bakmakla yükümlü aile fertlerinin sosyal yaşamlarına ve çalışma hayatlarına dönebilmelerini sağladığı için büyük önem taşımaktadır. Organ naklinin önündeki en büyük engel, organ bağışındaki yetersizliktir. Organlarımızı bağışlayarak, biz öldükten sonra yeni yaşamlara vesile olacağımızı ve bu sayede, hayata çok değerli bir iz bırakacağımızı asla unutmamalıyız" şeklinde görüş verdi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:37
Osmangazi’de kemirgenlere karşı ilaçlama çalışması başlatıldı
Osmangazi Belediyesi, halk sağlığını tehdit eden kemirgenlerle mücadele kapsamında ilçe genelinde kapsamlı ilaçlama çalışması başlattı. Osmangazi Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, halk sağlığının korunması ve çevre güvenliğinin sağlanması amacıyla vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda anında ilaçlama çalışmalarını sürdürüyor. Çevre Sağlığı İlaçlama ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar, son olarak Kanalboyu Caddesi başta olmak üzere Soğanlı, Çirişhane ve Çiftehavuzlar mahallelerinde yapıldı. Titizlikle harekete geçen ekipler, ızgara ile rögarlarda, kanal boyu ile kanal kenarlarında, atık alanlar ve riskli bölgelerde detaylı ilaçlama gerçekleştirerek kentte muhtemel kemirgen üremesinin önüne geçmek için yoğun mesai harcadı. Talepleri anında yerine getirildiği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür eden mahalle sakinleri ve esnaflar, ekiplerin yaptığı çalışmadan oldukça memnun kaldıklarını vurguladı.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:31
Dr. Can: "Uzun süre oturmak bel fıtığını tetikliyor"
Beyin Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Can, bel fıtığının en yaygın belirtisi olan bel ağrısının genellikle ani bir hareket, ağır kaldırma ya da uzun süre oturma gibi durumlarda artacağını belirterek, düzenli egzersiz ve doğru duruş alışkanlıkları geliştirerek bel fıtığına karşı önlem alınabileceğini söyledi. Acıbadem Adana Hastanesi Beyin Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Can, tıptaki adıyla "lomber disk hernisi", halk arasında "bel fıtığı" olarak anılan hastalığın "omurgadaki omur kemikleri arasındaki disklerin (yumuşak jelimsi yapıların) dışa taşarak ya da yırtılarak, sinir köklerine baskı yapması sonucu ortaya çıkan bir durum" olduğunu ifade etti. Omurlar arasında amortisör görevi gören disklerin dış kısmının lifli, iç kısmının ise jel kıvamında olduğunu belirten Dr. Can, "Zamanla ya da ani zorlanmayla diskin dış kısmı zayıflar veya yırtılır, içteki jelimsi madde dışarı taşar ve yakındaki sinir köklerine bası yapar. Bu da ağrı, uyuşma, karıncalanma, kas güçsüzlüğü gibi şikayetlere yol açar" diyerek bel fıtığı oluşumunu açıkladı. "Öne eğilince artan bel ağrısı fıtığa işaret eder" Bel fıtığının sıklıkla bel ve bacak ağrısı (siyatik) ve uyuşma ile kendini gösterdiğini dile getiren Dr. Can, hastalığın ayırt edici belirtilerini, "özellikle öne eğilince artan bel ağrısı, kalça ve bacak boyunca yayılan ağrı, bacakta uyuşma veya karıncalanma, kas gücünde azalma ve ciddi durumlarda idrar veya dışkı kaçırma (acil durum)" olarak sıraladı. Dr. Can, en yaygın belirti olan bel ağrısının genellikle ani bir hareket, ağır kaldırma ya da uzun süre oturma gibi durumlarda artacağını, ağrının keskin, yanıcı ya da donuk bir şekilde hissedilebileceğini sözlerine ekledi. Tedavinin fıtığın şiddetine ve belirtilerin süresine göre belirleneceğini söyleyen Can, ilk aşamada genellikle dinlenme, fizik tedavi, ağrı kesici ilaçlar ve anti-enflamatuar ilaçların kullanıldığını ifade etti. İstirahat ve korunma kapsamında 2-3 günden uzun olmayan kısa süreli yatak istirahati, ağır kaldırmamak, uzun süre oturmamak, dik oturma ve bel desteği kullanmak olduğunu anlatan Dr. Can, ilaç tedavisinin parasetamol, NSAİ ilaçlar gibi ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ile doktor kontrolünde verilen sinir kökü ödemine karşı kortizonlu ilaçları kapsadığını dile getirdi. "Fizik tedavi gerekebilir" Fizik tedavi ve rehabilitasyonun bel ağrısı tedavisinde temel aşamalardan biri olduğunu belirten Dr. Can, bu sürecin hem ağrıyı hafifletmek hem de kasları güçlendirerek omurga üzerindeki yükü azaltmak için uygulandığını ve bazı durumlarda fizik tedaviyle iyileşme sağlanabildiğini vurguladı. İlaç veya egzersizle kontrol altına alınamayan durumlarda enjeksiyon yöntemlerinin devreye girdiğini vurgulayan Dr. Can, "Bu uygulamalar mutlaka bel anatomisine hakim deneyimli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Epidural steroid enjeksiyonu, foraminal blokaj, kluneal sinir enjeksiyonu ve faset eklem blokajı ağrının kaynağına doğrudan etki eder" dedi. "Tedaviye yanıt vermeyen ağrı durumunda ameliyat düşünülebilir" Radyofrekans yöntemlerinin de kronik ağrılarda oldukça etkili olduğunu belirten Dr. Can, faset eklem veya medial dal blokajının hastaların birçoğunda aynı gün içinde rahatlama sağladığını anlattı. Ayrıca sinir kökü baskısını ortadan kaldıran nükleoplasti işleminin hem hızlı sonuç verdiğini hem de konforlu bir yöntem olduğunu ifade eden Can, bu uygulamaların temel amacının ağrıyı azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Cerrahi tedavi yöntemlerine de değinen Dr. Can, "Ameliyatın gerektiği belli durumlar vardır. 6-8 haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen ağrı, bacakta belirgin kas güçsüzlüğü, MRI ile belirlenen büyük disk hernileri gibi durumlarda ameliyat tercih edilir. İdrar-dışkı kontrol kaybı ise acil ameliyat olmayı gerektirir" diye konuştu. "Uzun süreli oturmalardan kaçının" Bel fıtığını önlemek için bazı uyarılarda bulunan Can, şunları söyledi: "Özellikle bel ve karın kaslarını güçlendiren düzenli egzersiz yapmak, uzun süre oturmaktan kaçınmak, doğru duruş alışkanlıkları geliştirmek, ağır kaldırmaktan kaçınmak, dizleri büküp, beli dik tutarak uygulanan kaldırma tekniğini uygulamak ve sağlıklı bir kiloda kalmak önemlidir. Ayrıca ergonomik bir çalışma ortamı oluşturmak, örneğin ergonomik sandalye kullanmak ve çalışırken molalar vermek fayda sağlayacaktır."
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:13
Uzmanından hamilelere grip aşısı tavsiyesi
Gebe olan kişilere grip aşısı yapılmasının hayati önem taşıdığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Prof. Dr. Faruk Buyru, "Ağır seyredilen gribal enfeksiyonlar bebekte gelişme geriliğine ve erken doğuma neden olabiliyor. Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli. Aşılama sayesinde hastalık daha hafif geçer, antiviral tedavi gereksinimi azalır, anne adayının hastaneye yatma ihtimali düşer" dedi. Yüksek ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ve baş ağrısı ile seyreden grip, risk grubunda ölümcül olabilen bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 290 bin ila 650 bin kişi solunum yolu ilişkili nedenlerle hayatını kaybediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, gribin hamilelerde ağır seyrettiğini kaydediyor. Buyru, "Gebelikte bir takım değişiklikler ortaya çıkıyor. Gebenin bağışıklık sistemi baskılanıyor, kan değerlerinde bir takım değişiklikler ortaya çıkıyor ve enfeksiyonlar daha ağır seyredebiliyor. Normal kişilerde çok fazla problem çıkartmayan solunum yolu enfeksiyonları gebede daha ağır seyredip, hem anne hem bebek açısından bir takım problemlere neden olabiliyor" ifadelerini kullandı. "Grip virüsü gebelerde normal kişilere göre daha hızlı yayılabilir" Gebelikte anne bedeninin bebeği kabul edebilmesi için bağışıklık sistemi fizyolojik olarak baskılandığını, bu durumun da infeksiyonlara karşı savunmayı zayıflattığına dikkat çeken Buyru, "Gebelikte akciğer kapasitesi azalıyor, diyafram yukarı doğru yükseliyor. Bu nedenle enfeksiyonların akciğerlere ilerleme riski artıyor. Grip virüsü gebelerde normal kişilere göre daha hızlı yayılabilir ve akciğer dokusunda iltihaplanma yani zatürre gelişebilir. Yüksek ateş, nefes darlığı, hızlı solunum, halsizlik durumu hastaneye yatış ihtiyacı gerektirir. Gribin zatürreye neden olmaması için 48 saat içerisinde eğer belirtiler gerilemediyse antiviral tedavi başlamak büyük önem taşıyor" dedi. Gebelik sürecinde doktor kontrolünde ilaç kullanıldığını belirten Buyru, "Eğer semptomlar ağır seyrediyorsa doktoruna danışarak hastanede tedavi yapılması tercih edilebilir. Bu annenin ve bebeğin etkilenmemesi açısından çok önemli. Çünkü ağır seyredilen gribal enfeksiyonlar bebekte gelişme geriliğine ve erken doğuma neden olabiliyor. Onu önlemek amacıyla ağır seyreden enfeksiyonlarda hastaneye yatırmayı tercih ediyoruz. İlaç kullanmama diye bir şey söz konusu değil. Tabi birtakım ilaçların gebelikte kullanımı sakıncalı. Ama hekimin önerdiği ilacı hastanın ya da anne adayının, gebenin kullanması önerilir. Annenin ürettiği antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçiyor. Bebek doğduktan sonra ilk 6 ay bu antikorlarla korunur. Bu nedenle yeni doğan için de çok önemli koruyucu" ifadelerini kullandı. "Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli" Grip aşısının bebek ve anne için güvenli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Faruk Buyru, "Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli. Aşılama sayesinde hastalık daha hafif geçer, antiviral tedavi gereksinimi azalır, anne adayının hastaneye yatma ihtimali düşer. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma ve kapalı alanlarda virüs yükü çok yüksek olabilir. Mecbur olmadıkça bu ortamda uzun kalmamak önemli. Grip virüsü en çok eller ve damlacıklar yoluyla bulaşıyor. 20 saniye ellerin sabunla yıkanması, ağız, burun, gözler virüsün giriş kapısı olduğu için kirli ellerle dokunulmaması gerekiyor. Yeterli uyku, dengeli beslenme, su tüketiminin artırılması, stresten uzak durmak da gripten korunmak için önemli" dedi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:00
Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi"
DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını ve diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Çocuklarda diyabet görülme sıklığı hakkında bilgi veren Arslanoğlu, "Genel çocuk diyabeti sayılarının arttığı şeklinde bir takibimiz var, ancak sağlam istatistik veri yok. Ama çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını, bir de diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi. Çocukluk döneminde en sık tip 1 diyabet görüldüğünü bildiren Arslanoğlu, "Şu anki şartlarda ömür boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Ancak eskiden çocuk diyabetliler içinde tip 2 diyabetin oranı yüzde 1’lerdeyken şimdi özellikle bizim hitap ettiğimiz coğrafyada yüzde 10’larda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. Çocuklarda diyabetin erken belirtileri Çocuklarda diyabet belirtileri hakkında ailelere bilgilendirmede bulunan Prof. Dr. Arslanoğlu, "Daha önceki durumuna göre artan su içme, idrara çıkma, yatağını ıslatma, halsizlik ve zayıflama en önemli belirtilerdir. Tablo ağırlaştığı zaman sık ve derin nefes alma, ağızda asetona benzer koku, kusma ve hatta bilinç bulanıklığı eklenir" ifadelerine yer verdi. Çocuklarda diyabet tedavisinin genel prensip olarak erişkinlerden farklı olmadığını belirten Arslanoğlu, ancak çok daha yoğun ve titizlikle uygulanması ve çok daha sık güncellemeler yapılması gerektiğinin altını çizdi. İnsülin tedavisi alan çocukların günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi veren Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "En önemlisi en az 4 kez yapılacak olan insülin enjeksiyonlarının, zamanlama dahil, aksatılmamasıdır. İkinci sırada düzenli şeker takibi gelir. Ardından planlı beslenme. Planlı beslenme diyet anlamına gelmez, tabii sağlıklı beslenmelerini öneriyoruz, ama asıl önemli olan öğün alındığında önceden insülin gerektiğini unutmayarak gereksiz ara atıştırmalardan kaçınmaktır" dedi. Teknolojik gelişmelerin en çok çocuk diyabetliler için gerekli olduğunu vurgulayan Arslanoğlu, "Öncelikle glukoz sensörleri sayesinde hem defalarca parmak delmekten kurtuldular hem de daha konforlu bir şekilde şeker dalgalanmaları hakkında kat kat fazla bilgiye sahip olmaya başladılar. Ama bundan bile önemli bir şey var. Çocuklarda günden güne insülin ihtiyacı o kadar değişiyor ki, şu anda yarı yapay pankreas diyebileceğimiz akıllı pompalar olmadan aşırı sapmaları önlemek çok zor. İşte burada yine teknoloji devreye giriyor" ifadelerine yer verdi. "Çocuklar insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmeli" Diyabet tedavisinde son yıllarda öne çıkan yeniliklere de değinen Prof. Dr. Arslanoğlu, "Bu yenilikler başlıca üç kanalda ilerliyor: Teknoloji, hücresel tedaviler ve bağışıklık değiştirici tedaviler. Anlaşılması için yapay pankreas, kök hücre ve ilaç-aşıyla diyabetin silinmesi olarak özetleyebiliriz" dedi. Fiziksel aktivitenin çocuk diyabetlilerin genel sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu belirten Arslanoğlu, "Ancak diyabetli çocuğun insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmesi gerekir. Aksi takdirde ağır, yaşamı tehdit eden şeker düşüklükleri yaşanabilir. Bazı adrenalin salgılatıcı etkinliklerde de geçici şeker yükselmesi görülebilir" şeklinde konuştu. Diyabet Haftası vesilesiyle ailelere ve topluma mesaj vererek açıklamasını tamamlayan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "Çevremizi koruyarak ve yaşam tarzımızı sağlıklı hale getirerek diyabetten korunabilir veya diyabetliysek diyabetin vücudumuzda tahribat yapmasını önleyebiliriz. Diyabet hakkında bilinçlenerek erken tanı konmasını sağlayabilir ve diyabetli bireylere okulda, işte, toplum yaşamında fırsat eşitliği sağlayabiliriz" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 09:28
Akciğer kanserinde erken teşhis ve cerrahi müdahale hayat kurtarıyor
Akciğer kanseri, dünya genelinde en sık rastlanan ve ölümcül seyreden kanserlerden biri olarak öne çıkar. Her ne kadar ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıksa da erken teşhis ve bilinçli yaklaşımlarla bu hastalıkla mücadele etmek mümkündür. Erken evrelerde genellikle belirgin bir belirti göstermemesi, teşhisi zorlaştırabilir ve tedavinin gecikmesine neden olabilir. Ancak günümüzde tıbbi gelişmeler ve artan farkındalıkla birlikte, erken tanı şansı da yükselmektedir. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muharrem Erol, akciğer kanserinde erken tanı ve cerrahi tedavinin hayatta kalma oranlarını belirgin biçimde artırdığını vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Erol, akciğer kanserinin hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, "Ne yazık ki hastalık çoğu zaman ileri evrelere gelene kadar belirgin bir belirti vermez. Bu nedenle erken tanı, tedavi başarısının en kritik anahtarıdır" dedi. Doç. Dr. Erol, akciğer kanserinin tedavisinde cerrahi müdahalenin yeri ve zamanlamasının hayati önem taşıdığını belirterek, "Tümör küçükken ve diğer organlara yayılmamışken yapılan ameliyat, hastalığın tamamen ortadan kaldırılma şansını büyük ölçüde artırır. Erken evrede yapılan cerrahi tedavilerde 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 70’lerin üzerindedir. Bu oran, ileri evrelerde dramatik biçimde düşmektedir" ifadelerini kullandı. Gelişen teknoloji sayesinde minimal invaziv yöntemlerin artık hastalar için önemli avantajlar sunduğunu da belirten Doç. Dr. Erol, "Videotorakoskopik cerrahi teknikleri ile hastalar daha kısa sürede iyileşiyor, ağrı ve komplikasyon oranları azalıyor" diye konuştu. Doç. Dr. Muharrem Erol, özellikle uzun yıllar sigara kullanmış ve 50 yaş üzeri bireylerin düşük doz bilgisayarlı tomografi ile düzenli tarama yaptırmasının erken tanı açısından hayati önem taşıdığını belirterek, "Akciğer kanseri erken yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Farkındalık, düzenli kontrol ve zamanında cerrahi müdahale, hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 09:27
298 işletmeye denetim yapıldı
Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile temas eden madde malzeme üreten işletmelere yönelik denetimler devam ediyor. Erzurum’da 31 Ekim-7 Kasım 2025 tarihleri arasında; 298 denetim yapıldı. Denetimlerde karşılaşılan olumsuzluklar için 5 idari yaptırım uygulandı. Analize dayalı yapılan çalışmalarda 22 adet numune alındı. Tüketicilerin her an ulaşabilecekleri Alo 174 Gıda hattı ile gelen 10 başvuru değerlendirildi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 08:59
Restoratif Diş Hekimliği Derneği’nin 26. Uluslararası Kongresi Gaziantep’te gerçekleşti
Gaziantep’te Restoratif Diş Hekimliği Derneği tarafından düzenlenen 26. Uluslararası Kongre, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden akademisyen ve diş hekimlerinin katılımıyla yapıldı. Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Gürsel Sürmelioğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilen kongrenin açılışına; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkan Yardımcısı Cuma Güzel, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, Gaziantep Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Yücel Özbaş ve GBB Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü İsmail Özer katıldı. Açılış konuşmalarında, Gaziantep’in bilimsel toplantılar için uygun bir şehir olduğu ve bu tür etkinliklerin sağlık alanındaki gelişmelere katkı sunduğu ifade edildi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in tarihi ve kültürel özelliklerinin yanı sıra bilimsel çalışmalara da ev sahipliği yaptığını belirterek, bu tür etkinliklerin kent tanıtımına katkı sağladığını söyledi. Restoratif Diş Hekimliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Esra Can, kongrenin bilimsel bilgi paylaşımını artırdığını ve meslektaşlar arasındaki iletişimi güçlendirdiğini dile getirdi. Kongre kapsamında ayrıca 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı düzenlendi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87. yıl dönümü dolayısıyla yapılan törende, Doç. Dr. Mehmet Biçiçi, Atatürk’ün bilimsel düşünceye verdiği önemi vurgulayan bir konuşma yaptı. Bilimsel oturumların yanı sıra düzenlenen sosyal etkinliklerde katılımcılar, Gaziantep’in gastronomisi ve kültürel mirası hakkında bilgi edindi. Kapanışta, kongreye katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür edilerek bir sonraki kongreye yönelik hazırlıkların başlatıldığı bildirildi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 02:04
Obezite Üniteler ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik Resmi Gazete’de
Obezite Üniteler ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılması hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Obezite tedavisinde hizmet sunumunu daha sistematik, güvenli ve bilimsel standartlara dayalı hale getirmek amacıyla Sağlık Bakanlığınca düzenlenen "Obezite Üniteleri ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile obezite tedavisi süreçlerinde; cerrahi dışı programların güçlendirilmesi, klinik başarı göstergelerinin izlenmesi ve hasta güvenliğinin artırılması hedefleniyor. "Önce medikal tedavi" yaklaşımı tüm merkezlerde zorunlu hale geldi Yönetmelik ile birlikte, daha önce de mevzuatta yer alan "önce diyet, yaşam tarzı değişikliği ve medikal tedavi" ilkesi artık tüm obezite birimlerinde standart hale getirildi. Bu kapsamda obezite tedavisinde hastaların öncelikle yaşam tarzı düzenlenecek, beslenme alışkanlıkları değiştirilecek. Gerekirse psikolojik ve davranışsal destek verilerek medikal tedavi alması sağlanacak. Cerrahi tedavi ise klinik olarak gerekli görülen durumlarda yalnızca uygun kriterleri karşılayan hastalarda uygulanabilecek. Bu sayede, her hastanın kişisel ihtiyaçlarına uygun, bütüncül ve kademeli bir tedavi sürecinin yürütülmesi sağlanacak. Obezite ünitelerinin klinik başarı ve performansı sistematik olarak değerlendirilecek Yeni düzenleme ile yalnızca merkezlerin fiziki şartları değil, sunulan tedavinin etkinliği, güvenliği ve sürdürülebilir klinik başarısı da izlenecek. Merkezlerin performansı klinik kalite göstergeleri üzerinden sistematik olarak değerlendirilecek. Sonuçlara göre merkezler "yeterli", "kısmen yeterli" veya "yetersiz" olarak sınıflandırılacak. "Kısmen yeterli" merkezler için iyileştirme planı zorunluluğu getirilirken, "yetersiz" bulunan merkezlerin faaliyetleri gerekirse durdurulabilecek. Bu yapıyla obezite cerrahisinde hasta güvenliği, klinik kalite ve hesap verebilirlik esası güçlendirilmiş olacak. Obezite cerrahisi sadece belgeli ve onay almış uzmanlar tarafından yapılabiliyor Obezite cerrahisi uygulamaları yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından verilen "Obezite Cerrahisi Uygulama Belgesi"ne sahip genel cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilebiliyordu. Bu kapsama çocuk cerrahisi uzmanları da eklendi. Obezite Cerrahisi belgesini alabilmek için ise belirli sayıda vaka deneyimi, Sağlık Bakanlığınca tanımlanan eğitimlerin tamamlanması ve "Obezite Cerrahisi Onay Komisyonu" tarafından değerlendirilme şartları aranıyor. Obezite ünitelerine multidisipliner ekip ve elektronik takip zorunluluğu getirildi Yeni yönetmelik ile her obezite ünitesinde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hemşire ve ilgili uzman hekimlerden oluşan multidisipliner ekip bulunması zorunlu hale getirildi. Ayrıca tüm tedavi süreçleri elektronik kayıt sistemi üzerinden izlenecek ve yıllık değerlendirmelere tabi tutulacak. Bu yapıyla tedavi etkinliği dijital olarak takip edilecek, ulusal ölçekte karşılaştırılabilir klinik kalite verileri elde edilecek. Sağlık Bakanlığı, bu düzenleme ile obezite tedavisinde bilimsel rehberlere dayalı, sonuç odaklı ve sürdürülebilir bir ulusal sağlık hizmeti modeli oluşturmayı amaçlıyor. Bu kapsamda yeni yönetmelik ile cerrahi dışı tedavi programlarının güçlendirilmesi, bilimsel rehberlere dayalı klinik uygulama birliğinin oluşturulması, hasta güvenliğini ve hesap verebilirliği merkeze alan bir denetim sisteminin kurulması ile klinik başarı göstergelerinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor.
11 Kasım 2025 Salı - 14:47
MSKÜ’nün sağlık taraması hayat kurtardı, küçük öğrenci şifa buldu
MSKÜ’nün "Birlikte Gelişim Programı" kapsamında başlattığı Menteşe’nin Dokuzçam Mahallesi’nde öğrencilere yönelik yapılan sağlık taramasında ameliyatlık durumu tespit edilen öğrenci tedavi edildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) geçtiğimiz Mayıs ayında "Birlikte Gelişim Programı" başlatmış, Menteşe’nin kırsal kesimi olan Dokuzçam Mahallesi’nde öğrenci ve velilerle bir araya gelerek, sağlık kontrolü gerçekleştirmişti. Program kapsamında Tıp Fakültesi tarafından öğrencilere yönelik yapılan genel sağlık taramasında 1 öğrencinin ameliyatlık durumu tespit edilmişti. Gelişen sürecin ardından öğrenci, İnguinal bölgesinden ameliyat olarak sağlığına kavuştu. Erken teşhisin önemine vurgu yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, "Üniversite olarak başlattığımız bu program kapsamında kırsal mahallelerdeki çocuklarımıza sağlık taraması uygulamalarımız olacak. Bunun ilk ayağını Dokuzçam Mahallesi’nde gerçekleştirmiştik. Orada muayeneler sırasında 1 öğrencinin ameliyatlık durumunu tespit etmiştik. Bu noktada erken teşhis çok önemli. Akabinde hemen harekete geçtik ve süreci takip ettik. Çocuğumuzun ameliyatı başarılı geçti. 1 günlük dinlenme sonrasında taburcu ettik. Bu tür taramalara devam edeceğiz" diye konuştu.
11 Kasım 2025 Salı - 14:27
Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
Mevsim geçişlerinde artan öksürük ve boğaz ağrısı gibi basit şikayetlerin ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına dönüşebileceği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Basit bir boğaz ağrısı veya hafif öksürük, birkaç gün içinde ciddi bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebilir. Özellikle kronik hastalığı olan, yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde bu tablo çok daha ağır seyredebilir" dedi. Havaların soğuması ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte Kasım ayında solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, özellikle bu dönemde grip, bronşit ve zatürre gibi hastalıkların hızla yayıldığını belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Uzm. Dr. Gökrem, "Basit bir boğaz ağrısı veya hafif öksürük, birkaç gün içinde ciddi bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebilir. Özellikle kronik hastalığı olan, yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde bu tablo çok daha ağır seyredebilir" diye konuştu. "Kasım ayı, vücudun direncini sınayan bir dönem" Bu dönemde mevsim aşılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gökrem, bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemine dikkat çekti. "Kasım ayı, vücudun direncini sınayan bir dönemdir diyen" Dr. Manolya Gökrem, yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, düzenli uyku ve el hijyeninin hastalıklardan korunmada temel rol oynadığını söyledi. Uzm. Dr. Gökrem ayrıca, "Uzun süren ateş, öksürük veya nefes darlığı gibi şikayetlerde gecikmeden bir dahiliye uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.
11 Kasım 2025 Salı - 13:59
Servergazi Devlet Hastanesi Denizli’de bir ilke imza attı
Denizli Servergazi Devlet Hastanesi, enerji yönetimi alanında yürüttüğü kapsamlı çalışmalar sonucunda Enerji Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazandı. Böylece hastane, Denizli’de bu belgeyi almaya hak kazanan ilk kamu hastanesi unvanını elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Enerji politikaları kapsamında da büyük önem verilen bu alanda, "Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Arttırılmasına Dair Yönetmelik" doğrultusunda kapsama dahil kuruluşların Enerji Yönetim Sistemi kurarak güncel tutmaları zorunlu hale getirildi. Bu kapsamda Servergazi Devlet Hastanesi, 2025 yılı Nisan ayı itibariyle başlatılan ve detaylı çalışmalar içeren süreçte, akredite belgelendirme kuruluşu tarafından iki aşamalı denetime tabi tutuldu. Tüm kriterleri başarıyla yerine getirerek denetimlerde başarılı olan hastane, Türkiye’de ISO 50001:2018 Belgesi almaya hak kazanan sayılı kurumlardan biri oldu. Denizli ilinde kamu kurumları içeresinde, Enerji Yönetim Sistemi sertifikasına sahip ilk kamu hastanesi unvanını elde etti. "Enerjini boşa harcama, sahip çık anlayışıyla sürdürülebilir gelecek için çalışıyoruz" Enerji verimliliğinin yalnızca maliyet tasarrufu değil, aynı zamanda çevreye duyarlı bir yönetim anlayışının göstergesi olduğunu vurgulayan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, ‘Enerjini Boşa Harcama, Sahip Çık’ sloganıyla yıllardır enerji verimliliği çalışmalarına önem verdiklerini söyledi. Öztürk: "Müdürlüğümüze bağlı hastanelerin tamamında enerji verimliliği ve tasarrufu çalışmaları uzun yıllardır özveri ile yapılmaktadır. Tükettiği elektriğin tamamından fazlasını güneş enerjisinden sağlayan Kale Devlet Hastanemiz, bu özelliği ile Türkiye’de sayılı kamu binaları arasına girdi. Enerjinin verimli kullanılması esasına dayanan enerji verimliliği politikaları, bir taraftan ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerinin sürdürülebilirliği ile doğrudan ilişkili olması, diğer taraftan ise sera gazı salınımlarının azaltılmasında oynadığı kilit rol nedeniyle hassasiyetle ele alınması gereken alanların başında geliyor. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda hazırlanan ‘Enerji Yönetim Sistemi’ standardı ile işletmeler ve kurumlar, enerji tüketiminin doğru yönetilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve çevresel etkinin azaltılması konusunda avantaj sağlıyor. Servergazi Devlet Hastanemizin TS EN ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikasını alması bizleri çok sevindirdi. Enerji verimliliği alanında sürdürdüğümüz güzel çalışmaların belgelendirilmesinin ve Denizli’de yine bir ilk olmanın gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu belgenin alınmasında emeği olan Hastane Yönetimimize ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ederim, Hastanemize hayırlı olsun. Bu adım Cumhurbaşkanlığımızın Kamu Binalarında Enerji Tasarrufu konulu 2023/15 sayılı genelgesi doğrultusunda hedeflenen enerji tasarrufunun sağlanabilmesi için atılmış önemli bir adım olmakla birlikte, bu doğrultuda yürütülen çalışmalar açısından da örnek teşkil ediyor. Sağlık tesislerimizde enerji yönetimi kültürünün yerleşmesine ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılmasına katkı sağlayacak enerji verimliliğine yönelik adımlarımız geliştirilerek atılmaya devam edecektir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder