SAĞLIK - 12 Kasım 2025 Çarşamba 10:00

Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi"

A
A
A
Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi"

DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını ve diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini söyledi.


Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Çocuklarda diyabet görülme sıklığı hakkında bilgi veren Arslanoğlu, "Genel çocuk diyabeti sayılarının arttığı şeklinde bir takibimiz var, ancak sağlam istatistik veri yok. Ama çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını, bir de diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.


Çocukluk döneminde en sık tip 1 diyabet görüldüğünü bildiren Arslanoğlu, "Şu anki şartlarda ömür boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Ancak eskiden çocuk diyabetliler içinde tip 2 diyabetin oranı yüzde 1’lerdeyken şimdi özellikle bizim hitap ettiğimiz coğrafyada yüzde 10’larda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.



Çocuklarda diyabetin erken belirtileri


Çocuklarda diyabet belirtileri hakkında ailelere bilgilendirmede bulunan Prof. Dr. Arslanoğlu, "Daha önceki durumuna göre artan su içme, idrara çıkma, yatağını ıslatma, halsizlik ve zayıflama en önemli belirtilerdir. Tablo ağırlaştığı zaman sık ve derin nefes alma, ağızda asetona benzer koku, kusma ve hatta bilinç bulanıklığı eklenir" ifadelerine yer verdi. Çocuklarda diyabet tedavisinin genel prensip olarak erişkinlerden farklı olmadığını belirten Arslanoğlu, ancak çok daha yoğun ve titizlikle uygulanması ve çok daha sık güncellemeler yapılması gerektiğinin altını çizdi.


İnsülin tedavisi alan çocukların günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi veren Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "En önemlisi en az 4 kez yapılacak olan insülin enjeksiyonlarının, zamanlama dahil, aksatılmamasıdır. İkinci sırada düzenli şeker takibi gelir. Ardından planlı beslenme. Planlı beslenme diyet anlamına gelmez, tabii sağlıklı beslenmelerini öneriyoruz, ama asıl önemli olan öğün alındığında önceden insülin gerektiğini unutmayarak gereksiz ara atıştırmalardan kaçınmaktır" dedi.


Teknolojik gelişmelerin en çok çocuk diyabetliler için gerekli olduğunu vurgulayan Arslanoğlu, "Öncelikle glukoz sensörleri sayesinde hem defalarca parmak delmekten kurtuldular hem de daha konforlu bir şekilde şeker dalgalanmaları hakkında kat kat fazla bilgiye sahip olmaya başladılar. Ama bundan bile önemli bir şey var. Çocuklarda günden güne insülin ihtiyacı o kadar değişiyor ki, şu anda yarı yapay pankreas diyebileceğimiz akıllı pompalar olmadan aşırı sapmaları önlemek çok zor. İşte burada yine teknoloji devreye giriyor" ifadelerine yer verdi.



"Çocuklar insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmeli"


Diyabet tedavisinde son yıllarda öne çıkan yeniliklere de değinen Prof. Dr. Arslanoğlu, "Bu yenilikler başlıca üç kanalda ilerliyor: Teknoloji, hücresel tedaviler ve bağışıklık değiştirici tedaviler. Anlaşılması için yapay pankreas, kök hücre ve ilaç-aşıyla diyabetin silinmesi olarak özetleyebiliriz" dedi. Fiziksel aktivitenin çocuk diyabetlilerin genel sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu belirten Arslanoğlu, "Ancak diyabetli çocuğun insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmesi gerekir. Aksi takdirde ağır, yaşamı tehdit eden şeker düşüklükleri yaşanabilir. Bazı adrenalin salgılatıcı etkinliklerde de geçici şeker yükselmesi görülebilir" şeklinde konuştu.


Diyabet Haftası vesilesiyle ailelere ve topluma mesaj vererek açıklamasını tamamlayan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "Çevremizi koruyarak ve yaşam tarzımızı sağlıklı hale getirerek diyabetten korunabilir veya diyabetliysek diyabetin vücudumuzda tahribat yapmasını önleyebiliriz. Diyabet hakkında bilinçlenerek erken tanı konmasını sağlayabilir ve diyabetli bireylere okulda, işte, toplum yaşamında fırsat eşitliği sağlayabiliriz" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.