SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Renkli tabak kuralı ile bağışıklık güçlendirilebilir
25 Kasım 2025 Salı - 10:47 Renkli tabak kuralı ile bağışıklık güçlendirilebilir Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, mevsim geçişlerinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek "Sonbahar, rengarenk sebze ve meyveleriyle antioksidan açısından oldukça zengindir. Renkli tabak kuralı uygularsanız yani tabağınızda ne kadar farklı renkte gıda varsa, o kadar çok antioksidan alırsınız" dedi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, havaların serinlediği sonbaharın bağışıklık sisteminin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönem olduğuna dikkat çekerek "Sonbaharda günlerin kısalmasıyla birlikte enerji seviyemiz düşer, uyku düzenimiz değişir ve grip gibi mevsimsel hastalıklar sık görülür. Bu dönemde doğru beslenme, vücudun savunma hattını güçlendirmenin en etkili yollarından biridir" dedi. Vitamin ve mineraller bağışıklığın temelini oluşturuyor Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için yeterli C vitamini, D vitamini, çinko ve demir alınması gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Arabalı, C vitamininin serbest radikallerle savaşarak bağışıklık hücrelerini koruduğunu belirtti. Nar, portakal, kivi, brokoli ve kırmızı biberin sonbahar sofralarında sıkça yer alması gerektiğini söyledi. D vitamininin güneşin azaldığı aylarda en fazla eksikliği görülen vitamin olduğunu dile getiren Arabalı, haftada 2-3 kez balık tüketimi, yumurta sarısı ve takviyelerin D vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı olacağını ifade etti. Çinko ve demirin enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların etkinliğini artırdığını, kırmızı et, kabak çekirdeği ve kuru baklagillerin bu minerallerin önemli kaynakları olduğunu söyledi. "Sarımsak doğal antibiyotik" Zencefil, zerdeçal ve karabiber üçlüsünün antienflamatuar etkileri sayesinde hem solunum yollarını koruduğunu hem de vücut direncini artırdığını kaydeden Arabalı, sarımsağın "allicin" bileşiği sayesinde doğal bir antibiyotik olduğunu vurguladı. Yoğurt, turşu ve kombucha gibi fermente gıdaların bağırsak florasını desteklediğini, sağlıklı bağışıklığın sağlıklı bağırsakta başladığını söyledi. "Sofrada ne kadar renk varsa o kadar antioksidan var" Sonbaharın antioksidan açısından zengin sebze ve meyveler sunduğunu belirten Arabalı, balkabağı, pancar, havuç ve ıspanak gibi sebzelerin A vitamini ve beta karoten içerikleriyle hücre yenilenmesini desteklediğini aktardı. Elma, nar ve armut gibi meyvelerin lif bakımından zengin olduğunu söyleyen Arabalı "Renkli tabak kuralı çok önemlidir; tabağınızda ne kadar farklı renk varsa, o kadar fazla antioksidan alırsınız" dedi. Bitki çayları bağışıklığı destekliyor Havaların soğumasıyla birlikte ıhlamur, zencefil, adaçayı ve kuşburnu çaylarının günlük rutine eklenebileceğini belirten Arabalı, bu çayların hem bağışıklığı desteklediğini hem de vücudu ısıttığını ifade etti. Ancak fazla tüketimin bazı ilaçlarla etkileşime girebileceğini, bu nedenle ölçülü içilmesi gerektiğini söyledi. Bağışıklık sistemini güçlendirmeye hastalandıktan sonra değil, mevsim geçişinden önce başlamak gerektiğini vurgulayan Arabalı "Unutmayın, en güçlü ilaç tabakta başlar. Yeterli su tüketimi, kaliteli uyku, stres yönetimi ve düzenli egzersizle vücudumuz doğanın değişen temposuna kolayca uyum sağlar" dedi.
Kalp ameliyatında ECMO başarısı, bir ilk oldu
25 Kasım 2025 Salı - 10:30 Kalp ameliyatında ECMO başarısı, bir ilk oldu Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ilk kez ECMO cihazı ile başarılı kalp ameliyatı gerçekleştirildi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinde, Sivas’ta ilk kez uygulanan ECMO (Ekstrakorporeal Membran Oksijenasyonu) cihazı kullanılarak gerçekleştirilen kalp ameliyatında bir hasta sağlığına kavuştu. Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Ada, operasyon süreciyle ilgili şu bilgileri paylaştı, "Hastamız Orhan Akbulut, nefes darlığı şikâyetiyle başvurduğu kardiyoloji bölümünde yapılan değerlendirmeler sonucunda ameliyat olması gerektiği belirtildi. Tarafımızca yapılan incelemelerde hastanın kalp kapağının değiştirilmesi ve koroner damarına bypass yapılması gerektiği tespit edildi. Titizlikle yapılan hazırlıkların ardından 60 yaşındaki hastamızın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Ancak yoğun bakım sürecinde akciğerlerindeki sorun nedeniyle solunum cihazından ayrılması mümkün olmadı. Bu durum, açık kalp ameliyatları sırasında nadiren görülen ‘kapiller leak sendromu’ olarak adlandırdığımız bir tabloydu. Bunun üzerine hastaya solunum sistemini desteklemek amacıyla ECMO cihazı takıldı. ECMO ile birlikte hastanın akciğerleri toparlama sürecine girdi ve 4. günün sonunda cihaz desteğine ihtiyaç kalmadı. Hastamız kendi kendine nefes alabilir hale geldi, yoğun bakım süreci tamamlandıktan sonra servise alındı ve ameliyatın 12. gününde taburcu edildi"
Osmangazi’de gıda güvenliği için harekete geçildi
25 Kasım 2025 Salı - 10:07 Osmangazi’de gıda güvenliği için harekete geçildi Gıda zehirlenmelerinin artmasıyla birlikte halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sıklaştıran Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, çevre sağlığı ve denetim hizmetleri birimi ile Soğanlı Mahallesi’nde kapsamlı gıda denetimleri gerçekleştirdi. Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla Soğanlı Mahallesi’nde bulunan işletmelerin ruhsatlarından üretim alanlarına, çalışanların kişisel hijyeninden ürünlerin saklama koşullarına kadar pek çok alanı titizlikle inceledi. Bunun yanı sıra ekipler; ürün tazeliği, gramaj kontrolü, etiketleme, son kullanma tarihleri gibi kritik noktaları ayrıntılı bir şekilde değerlendirdi. Denetimler sonunda ise hijyen ve kalite standartlarına uygun üretim yapan işletmelere teşekkür edilirken, eksiklik tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar iletilerek en kısa sürede gerekli düzenlemelerin yapılması istendi. Halk sağlığını ilgilendiren konularda denetimlerini taviz vermeden sürdürdüklerini söyleyen Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürü Erhan Altıparmak, "Son zamanlarda ülke genelinde gündeme gelen gıda zehirlenmeleri nedeniyle denetimlerimizi artırarak sürdürüyoruz. Rutin olarak yaptığımız kontrollerin yanı sıra çevre sağlığı ve denetim hizmetleri birimi ile gerçekleştirdiğimiz denetimleri daha kapsamlı şekilde devam ettiriyoruz. Vatandaşlarımızdan gelen tüm ihbarlar anında değerlendirilerek, yerinde incelemeler yapılacaktır. Halk sağlığını tehdit edecek şekilde merdiven altı üretim yapan işletmelere gerekli cezai işlemler uygulanacaktır" dedi. Ayrıca Zabıta Müdürü Erhan Altıparmak, ihbar ve şikayetlerini iletmek isteyen vatandaşların 444 16 01 ve ya (0224) 270 70 88 numaralı telefonlardan kendilerine ulaşabileceklerini ifade etti.
Uzmanından diyabet tedavisi için 3 altın kural
25 Kasım 2025 Salı - 09:34 Uzmanından diyabet tedavisi için 3 altın kural Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, diyabet tedavisinde "düzenli ilaç, kişiye özel diyet ve düzenli egzersiz" olmak üzere 3 altın kural bulunduğunu belirterek, diyet programının, diyetisyen tarafından kişinin fiziksel durumu ve sağlık sorunlarını göz önünde tutarak hazırlanması gerektiğini söyledi. Diyabet hastalığında beslenmenin önemi büyük rol oynuyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz’de bu konuda açıklamalarda bulundu. Gündüz, "Sağlıklı kişilerde yenilen gıdaların bir kısmı sindirildikten sonra şeker yani glikoz olarak kana geçer ve çeşitli dokular tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. Diyabetli kişilerde ise kandaki glikoz (kan şekeri) düzeyini dengeleyen insülin hormonunun eksik veya az salgılanmasına rağmen, vücutta kullanılamaması sonucu bu kronik metabolizma bozukluğu ortaya çıkar" dedi. Diyetisyen Gündüz diyabetin tedavisinde kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabet ve beraberinde gelen çeşitli komplikasyonları önlemek ve geciktirmenin temel olduğunu, bu sayede kişinin yaşam kalitesinin yükseldiğini de ifade etti. "Kişiye özel diyet programı şart" Diyabet tedavisinin temelinde 3 altın kuralın yattığına dikkat çeken Diyetisyen Gündüz, daha sonra şunları söyledi: "Düzenli ilaç kullanımı, kişiye özel beslenme programı ile yeterli ve dengeli beslenme ve düzenli egzersiz çok önemli. Kişiye özel bir beslenme planının diyabetli kişiler için olmazsa olmaz. Yaş, cinsiyet, kullanılan ilaç ve kronik hastalıkları gibi kişinin bireysel özellikleri uygulanacak diyette farklılık oluşturabilir. Bu nedenle diyabetli kişilerin yeterli ve dengeli beslenme programı mutlaka bir diyetisyen tarafından oluşturulmalıdır." "Ara öğünler kan şekerini dengeler" Ara öğünlerin beslenme düzeninde oynadığı role işaret eden Diyetisyen Çisem Gündüz, "Gün içerisinde ana öğünlerinize ek yapacağınız ara öğünler kan şekeri seviyenizi dengede tutmanızı sağlar. Öğünler arası sürenin artması ve uzun süren açlıklar kişide hipoglisemi oluşturabilir. Bu nedenle diyabetli kişiler insülin düzeylerine göre muhakkak ara öğün yapmalıdır. Ara öğüne örnek olarak da "2 adet grisini yanında 1 dilim peynir ve şekersiz çay, 1 avuç leblebi, yanında 1 bardak ayran, 1 porsiyon meyve ve 10 adet kavrulmamış badem" tüketilebilir" diye konuştu. "Her öğün düzenli salata tüketin" Posa tüketiminin diyabetik bireyler için hem kan şekerini dengelemesi hem de kan kolesterol seviyelerini aşağıya çekmesi bakımından faydalı olduğuna değinen Gündüz, vücudumuza daha fazla posa almak için beyaz un yerine tam buğday unuyla yapılmış yiyecekleri tercih etmek gerektiğini belirtti. Ayrıca Gündüz, kuru baklagilleri haftada 2 kez tüketmek, her öğün düzenli salata tüketmek ve meyveleri kabuğuyla birlikte yemenin önemli olduğunu kaydetti. Pişirme yöntemlerinin diyabet ile ilişkisinden bahseden Diyetisyen Gündüz, yemek pişirirken kızartma veya kavurma yerine haşlama, buğulama veya fırınlama yönteminin tercih edilmesi gerektiğini ve evde pişen tüm sağlıklı yemeklerin diyabetli bireyler için uygun olduğunu dile getirdi. Ayrıca Gündüz, turşu, şalgam gibi salamura, konserve yiyecekler ile salam, sosis, sucuk, pastırma gibi şarküteri ürünlerinin tuz içeriği yüksek olduğu için diyabetli bireylerin bu ürünlerden kaçınması gerektiğini söyledi. "Meyve şekeriyle hazırlanan içecekleri tercih edin" Diyabetli kişilerin şeker ve şeker içeren tüm yiyecek ve içeceklerden uzak durması gerektiğinin altını da çizen Gündüz" Şerbetli veya sütlü tatlıların yerini meyvenin kendi şekerinden yararlanılarak yapılan doğal tatlılar almalıdır. Basit şekerler tüketilmemelidir; bunun yerine kompleks karbonhidratlar tüketilmelidir. Örneğin beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek yemek kan şekeri seviyesini dengede tutmak için oldukça doğru bir alternatiftir" diyerek sözlerini tamamladı.
Gıda zehirlenmeleri hafife alınmamalı
25 Kasım 2025 Salı - 09:28 Gıda zehirlenmeleri hafife alınmamalı Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 600 milyonun üzerinde insan gıda kaynaklı hastalıklardan etkileniyor ve en az 420 bin kişi hayatını kaybediyor. Türkiye’de de toplu beslenme alanlarında görülen zehirlenmelerin önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Medicana Sağlık Grubu Acil Bölümü Hekimlerinden Uzm. Dr. S. Nur Çetinkaya Bodur, gıda güvenliğinin bir seçenek değil, yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti. Gıda zehirlenmesi çoğu zaman birkaç gün süren basit bir bağırsak enfeksiyonu gibi algılansa da yanlış saklanan veya uygun şartlarda hazırlanmayan gıdalar ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Acil Bölümü’nden Uzm. Dr. S. Nur Çetinkaya Bodur, gıda zehirlenmesinin ihmal edilen küçük ayrıntıların sonucu olduğunu vurguladı. Gıdadan gelen sessiz tehlike Son günlerde Türkiye’de toplu beslenme kaynaklı birçok olay yaşanmasına rağmen, toplumun önemli bir bölümünün hala risklerin farkında olmadığını, gıda zehirlenmelerinin hafife alınmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. S. Nur Çetinkaya Bodur, "Gıda zehirlenmesi basit bir mide şikayeti değildir. Hızlı sıvı kaybı, elektrolit bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi ağır sonuçlara neden olabilir. İlk belirtiler başladığında özellikle risk gruplarının vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarır’’ dedi. Özellikle dışarıdan tüketilen hazır gıdalarda görünmeyen risklerin bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Bodur, açık büfelerde uzun süre bekleyen yemekler, sokak lezzetlerinin uygun olmayan şartlarda saklanması ve toplu yemek hizmetlerinde tek bir hatanın yüzlerce kişiyi etkileyebilmesi nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. "Ev ortamında da gerekli önlemler alınmazsa zehirlenmeler yaşanabilir" Ev mutfağının daha kontrol edilebilir görünse de en sık yapılan hataların yine burada ortaya çıktığını, basit hataların zararlı mikroorganizmaların hızla çoğalması için uygun ortamı hazırladığını kaydeden Uzm. Dr. Bodur, şu bilgileri verdi: "Ev ortamında da gerekli önlemler alınmazsa zehirlenmeler yaşanabilir. Sıcak yemeklerin doğru şekilde soğutulmadan buzdolabına konması, çiğ ve pişmiş gıdaların aynı yüzeyde hazırlanması veya yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesi de bakterilerin hızla çoğalmasına yol açar. Soğuk zinciri bozulmuş gıdalar kesinlikle tüketilmemelidir. Temel kural soğuk gıdalar soğuk, sıcak gıdalar ise sıcak tüketilmelidir. Ilık bölge en tehlikeli alandır. Gıdalar doğru sıcaklıkta saklanmalıdır’’ şeklinde konuştu. Gıda zehirlenmesi belirtilerinin genellikle bir ila iki gün içinde ortaya çıktığını, ancak özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı olan kişilerde hafif bulguların bile ciddiye alınması gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. S. Nur Çetinkaya Bodur, özellikle toplu zehirlenme şüphesi olan durumlarda sağlık profesyonellerine hızlı bildirim yapılmasının halk sağlığı açısından zorunlu olduğunu belirtti.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 18:04 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi" Erzincan’da 500 yataklı hastanenin açılışına katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Bugün ülkemizin her noktasına, her insana hakkaniyetli, erişilebilir ve güçlü bir sağlık hizmeti sunuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanında da yeni hedefler ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu anlayışla "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunun hayata geçirildiğini söyledi. "Aile hekimliği yeni sistemle güçlendi" Memişoğlu, aile hekimliği sisteminin yeniden yapılandırıldığını belirterek, artık aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı takip edebildiğini, hastanelerle entegre sistem üzerinden işlem yapabildiğini ve MHRS üzerinden vatandaşlara doğrudan randevu oluşturabildiğini ifade etti. Aile hekimlerinin 1.859 ilacı yazabildiğini ve bazı ilaç raporlarını düzenleyebildiğini kaydeden Memişoğlu, 2025’in ilk 10 ayında 374 milyon başvurunun Aile Sağlığı Merkezlerine yapıldığını açıkladı. Kanser taramalarında 19 bin kişiye erken tanı konulduğunu da belirtti. "Türkiye sağlıkta küresel bir güç hâline geldi" Millî Teknoloji Hamlesi’nin sağlıkta en somut yansımalarından birinin yerli üretim olduğunu dile getiren Memişoğlu, modern tıp cihazları, geniş yoğun bakım kapasitesi ve bilimsel altyapıyla Türkiye’nin bölgesinde örnek gösterilen bir ülke hâline geldiğini söyledi. Gökbey hava ambulansları 2026’da hizmette Bakan Memişoğlu, 2026 yılının ikinci yarısından itibaren yerli ve millî Gökbey helikopterlerinin hava ambulansı olarak hizmete başlayacağını müjdeleyerek, "Bu, Türkiye’nin kendi mühendisliğiyle ürettiği ve hayat taşıyan bir gurur kaynağı olacak" dedi. "794 yeni hastane yaptık, mevcut hastanelerin yüzde 80’ini yeniledik" Son 23 yılda sağlıkta büyük bir devrim gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, mevcut hastanelerin %80’inin yenilendiğini veya yeniden inşa edildiğini, 794 yeni hastanenin hizmete kazandırıldığını ve kamu hastanelerindeki yatak kapasitesinin 173 bine ulaştığını vurguladı. Erzincan’a 500 yataklı yeni hastane Bakan Memişoğlu, açılışı yapılan 500 yataklı Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi’nin, 80 poliklinik, 89 yoğun bakım yatağı, 59 acil müşahede yatağı ve 13 ameliyathanesiyle kentin sağlık kapasitesini ileri seviyeye taşıdığını ifade etti. Hastanenin 369 sismik izolatörle donatıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Erzincan gibi deprem riski bulunan bir şehirde bu teknoloji çok büyük önem taşıyor" dedi. Deprem bölgesinde yatak kapasitesi yüzde 16 arttı 6 Şubat depremleri öncesi 23.733 olan kamu hastaneleri yatak kapasitesinin bugün 27.503’e yükseltildiğini belirten Memişoğlu, "Bölgede eski kapasiteyi çoktan aştık, yatırımlar devam ediyor" diye konuştu. "Merkezinde insan olan bir sağlık sistemi inşa ediyoruz" Her yatırımın merkezinde insan olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sadece kendine yeten değil; bölgesinde ve dünyada sağlık alanında güven veren, örnek alınan bir ülkedir" dedi. Konuşmasını Erzincan’a ve Türkiye’ye duyduğu güveni belirterek tamamlayan Bakan Memişoğlu, "Milletimizden aldığımız güçle üretmeye, eser siyasetiyle yol yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun konuşmasının ardından Türkiye’nin son Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım’da katılımcılara hitap ederek hastanenin Erzincan’a hayırlı olması temennisinde bulundu. Daha sonra açılış gerçekleştirilerek hastane gezildi.
Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:24 Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı Malatya Büyükşehir Belediyesi, özel beslenme ihtiyacı duyan Çölyak hastaları için bölgenin ilk Glutensiz Kafesi’ni açtı. Sümerpark içerisinde 300 metrekarelik alan üzerine inşa edilen Glutensiz Kafe, gluten hassasiyeti bulunan Çölyak hastaları ve vatandaşlara hizmet verecek. Glutensiz Kafenin açılışında konuşan Çölyak Derneği Başkanı Serpil Karslıoğlu, "Çölyak hastalaları için bu kafenin açılması çok önemli. Çok büyük bir ihtiyaç karşılandı. Malatya Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyoruz. Bizler için çok büyük bir farkındalık oldu. Dışarıda yemek yiyemiyorduk bu kafe sorununuzu giderecek" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Bugün burada yalnızca bir işletmenin kapısını aralamıyoruz. Aynı zamanda sosyal sorumluluğu önceleyen, erişilebilirliği güçlendiren ve insan odaklı belediyecilik anlayışımızın önemli bir nişanesini daha şehrimize kazandırıyoruz. Yaşamımızda temel ihtiyaçlarımızı karşılamak kadar, yaşam kalitemizi artıracak hizmetlere ulaşabilmek de büyük önem taşıyor. Özellikle Çölyak hastalığı gibi özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlarımız için dışarıda güvenle yemek yiyebilmek, sosyalleşebilmek bir lüks değil, temel bir haktır. Biz de bu hakkı güçlendirmek, hassasiyeti olan hemşerilerimize güvenli bir sosyal alan sunmak için bu adımı atıyoruz. Dezavantajlı grupların şehir hayatında karşılaştığı engelleri azaltmak birinci önceliğimizdir" dedi. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise, "Malatya’da her gün güzel şeyler oluyor. Malatya her geçen gün değişiyor, güzel hizmetlerle buluşmaya devam ediyoruz. Dezavantajlı gruplara olan hizmetlerimizi de artırıyoruz. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve ekibinin çalışmasıyla böyle güzellikler ortaya çıktı" diye konuştu. Konuşmaların ardından bölgede ilk olan Glutensiz Kafenin açılışı yapıldı.