SAĞLIK
Ula Kızılağaç ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasındaki içme suyu altyapısı yenileniyor 24 Mayıs 2026 Pazar - 16:05:05 MUSKİ Genel Müdürlüğü, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlattı. Çalışma kapsamında mevcut içme suyu hattı tamamen yenilenirken, hat çapları da büyütülerek özellikle yaz aylarında üst kotlarda yaşanan su basıncı sorunlarının giderilmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme suyu hatlarının yenilenerek çaplarının büyütülmesi ve basınç sorunlarının giderilmesine yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Ula ve Menteşe ilçelerinde yatırımlarına devam ediyor. Bu kapsamda Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında yer alan 2 bin 600 metre uzunluğundaki içme suyu hattında yenileme çalışması başlatıldı. Yürütülen çalışma ile mevcut hatların çapı büyütülerek bölgede özellikle yaz aylarında yaşanan su basıncı sorunlarının ortadan kaldırılması hedefleniyor. Ayrıca çalışma kapsamında 35 hanenin içme suyu abone hatları da yenilenecek. Kesintisiz içme suyu sağlanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Ula Kızılağaç Mahallesi Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahalleleri arasında içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Bölgede artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışma ile içme suyu altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Toplam 2 bin 600 metre uzunluğundaki hat boyunca mevcut hatlar yenilenirken, sistemin kapasitesi artırılarak daha yüksek çaplı iletim hattına geçiş yapılıyor. Böylece bölgeye iletilen su miktarının artırılması ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Çalışma kapsamında ayrıca 35 abonenin bağlantıları da yenilenerek daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı oluşturulacak. İçme suyu hatlarında yürütülen kapsamlı yenileme çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiren Kızılağaç Mahallesi Muhtarı Güler Keleş, "Burada sürekli su kesintileri, patlaklar, depolarımızda su olmuyordu. Böyle çok büyük sıkıntılarımız vardı bizim. Şimdi başvurularımızın sonucunda depolarımız yenilendi, isale hatlarımız yenilendi, içme suyu şebeke hatlarımız yenileniyor. Yani MUSKİ’den o kadar çok memnunuz ki köyümün tüm sorunları gitti desem bir yerdir" dedi. MUSKİ İşletmeler 2. Daire Başkanlığı Ula İşletme Şefi Osman Nuri Özçelik, "Ula Kızılağaç Mahallesi, Çamköy mevkii ile Menteşe Yenice Mahallesi arasında yaklaşık 2 bin 600 metre içme suyu hatlarını yenilemeye başladık. İş kapsamında yaz aylarında, üst kotlarda su basıncı problemi yaşayan mülkiyetlerde boru çapını büyülterek yeterli basınçta su iletebilir hale geleceğiz. Daha kaliteli, kesintisiz bir suya kavuşacak Kızılağaç Mahallesi" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 14:46 Kurban Bayramın’nda sağlıklı ve doğru beslenme önerileri İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi sağlıklı ve doğru beslenme önerilerinde bulundu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte Bartın Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşların hem zoonotik hastalıklara karşı hem de bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının etkilerine karşı daha bilinçli ve tedbirli davranmaları gerektiğini vurguladı. Bayramların, aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü pekiştiren özel günler olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü "Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir" dedi. Sağlık Müdürü Pulat "yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini ifade ederken, "Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar" açıklamasında bulundu. Etin demir, B12 ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olduğunu belirten Pulat, C vitamini yüksek sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emiliminin artmasına yardımcı olduğunu hatırlattı. Aynı zamanda "Bayram sabahı dengeli bir kahvaltı yapmak, gün içerisindeki besin tüketimini olumlu etkiler" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara yürüyüş yapmaları yönünde de tavsiyede bulunan İl Sağlık Müdürü, "Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim." dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55 Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:34 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca: Modern tıp uygulamaları sayesinde birçok diz probleminde cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabiliyor. Diz problemleri, günümüzde yalnızca ileri yaş grubunun değil; gençler, sporcular, masa başı çalışanlar ve aktif yaşam süren bireyler dahil toplumun geniş bir kesimini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Diz kireçlenmesi, menisküs yaralanmaları, bağ problemleri ve eklem yıpranmaları yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Son yıllarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerine olan ilgi dikkat çekici şekilde artıyor. Modern tıp uygulamaları, girişimsel tedaviler ve kişiye özel rehabilitasyon programları sayesinde birçok hastada ağrının azaltılması ve hareket kapasitesinin artırılması mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, diz problemlerinde artık multidisipliner ve kişiye özel tedavi yaklaşımının ön plana çıktığını belirterek, "Her diz probleminin tedavisinde cerrahi müdahale şart değildir. Günümüzde doğru hasta seçimiyle uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Önemli olan hastanın şikayetini, eklem yapısını, kas dengesini ve günlük yaşam ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun tedavi planlaması yapmaktır" dedi. Uzmanlara göre son dönemde özellikle PRP, Sanakin ve kök hücre uygulamaları; proloterapi, nöral terapi, hyaluronat enjeksiyonları, kitosan içerikli eklem uygulamaları, osteopati ve manuel terapi yöntemleri ile kişiye özel egzersiz programları ön plana çıkıyor. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, kinezyobant teknikleri ve geçirilmiş operasyonlara bağlı skar dokularına yönelik fasyal gevşetme tedavileri de destekleyici yöntemler arasında yer alıyor. Bunun yanında glikozamin, kolajen destekleri, D vitamini düzeyinin düzenlenmesi ve uygun beslenme programlarının da eklem sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İrfan KOCA, özellikle hareketsiz yaşam tarzının ve kilo problemlerinin diz sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Diz sağlığında en önemli unsurlardan biri kontrollü hareket ve kas gücünün korunmasıdır. Uzun süre hareketsiz kalmak eklem üzerindeki yükü artırırken kas yapısını zayıflatabilmektedir. Erken dönemde uzman değerlendirmesi yapılması, ileride gelişebilecek daha ciddi eklem problemlerinin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır" diye konuştu.
Mide kanserinde erken teşhis uyarısı
12 Mayıs 2026 Salı - 14:27 Mide kanserinde erken teşhis uyarısı Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Mide kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastalığın ilerleyen dönemlerde mide ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti. Mide kanserinin oluşumunda çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Aktaş, "Sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller ise hastalığa karşı koruyucu rol oynuyor" dedi. Toplumda kanser farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, özellikle mide şikayetlerini uzun süre yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Erken teşhis sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı ilerlediğini vurgulayan Aktaş, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Düzenli kontroller sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek tedavi şansı önemli ölçüde artırılabiliyor" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulundu.
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
12 Mayıs 2026 Salı - 14:14 İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye’deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye’de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi. "Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı" Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede ‘atrofik gastrit’ dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine ilgi gösteriyor
12 Mayıs 2026 Salı - 12:35 Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine ilgi gösteriyor Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, ’Hemşireler Haftası’ dolasıyla, "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Sağlık-Sen tarafından, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında "Hemşireler Konuşuyor" programı gerçekleştirildi. Memur-Sen Genel Merkezi Konferans Salonu’ndaki programda hemşirelerin sahadaki deneyimlerini doğrudan paylaşacağı, sorunlarını kendi pencerelerinden anlatacağı etkinlikler yer aldı. Tiyatro gösterimi, söyleşi, yarışmalar ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği programda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, tüm hemşire ve ebelerin 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü ile 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası’nı kutladı. "Türk hemşiresi hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır" Hemşirelerin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir görev üstlendiğini vurgulayan Doğan, "Bir hastanenin yükünü en çok omuzlayan mesleklerin başında hemşirelik gelmektedir. Çünkü sağlık hizmeti fedakarlık, sabır ve süreklilik ister. Herkes evindeyken hemşire görev başındadır. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk bakımında ebe vardır. Bir yaşlının duasında yine hemşire vardır. Bir hastanın ne yiyip içtiğini takip eder, moralini yükseltir, korkusunu azaltır, umudunu ayakta tutar. İşte bunun adı sadece görev değil; vicdanla yapılan bir insanlık hizmetidir ve biz biliyoruz ki Türk hemşiresi; yalnızca sağlık hizmeti sunmaz. Türk hemşiresi; hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır. Acının içine umut taşır. Çaresizliğin ortasında güven verir" ifadelerini kullandı. "Herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeği ayrıca değerlendirilmeli" Hemşire, ebe ve hekimlerin nöbet teşvik ödemelerinde yeniden düzenlemeye gidilmesi gerektiğini belirten Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Hemşirelik büyük bir özveri mesleğidir. Ancak böylesine ağır sorumluluk taşıyan bir mesleğin çalışma hayatının da aynı hassasiyetle desteklenmesi gerekir. Özellikle gece nöbetleri. İnsan biyolojisinin en zorlandığı saatlerde, herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü gece ile gündüz aynı değildir. Gece nöbetinin yükü de farklıdır, yorgunluğu da farklıdır. Bu nedenle gece çalışan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin ücretlerinde ve nöbet teşviklerinde güçlendirici düzenlemelerin önemli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde; hemşirelik mesleğini fiilen icra eden, doğrudan hastaya temas eden hemşirelerimizin emeğinin de kendi içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yoğun bakımda, acilde, ameliyathanede, serviste aktif görev yapan hemşiremiz ile daha farklı görev alanlarında çalışan personelin çalışma yükü aynı değildir. Bu mesele bir ayrıştırma meselesi değil; emeğin yükünü ve sorumluluğunu hakkaniyetle değerlendirme meselesidir." "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor" Hemşirelerin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışmaların sağlık sistemine güç katacağını aktaran Doğan, "Bir milletin en büyük gücü yetişmiş insan kaynağıdır. Bugün dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor. Bu durum bizler açısından hem önemli bir gurur kaynağı hem de hemşirelik mesleğinin geleceği adına üzerinde hassasiyetle düşünülmesi gereken bir konudur. Hemşirelerimizin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışma hayatlarını daha da destekleyecek her adım sağlık sistemimize güç katacaktır. Bir çocuğun tebessümünde izi olan, bir annenin duasında adı geçen bir hastanın umuduna dönüşen bütün hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeklerini saygıyla selamlıyorum. İyi ki bu milletin vicdanı olmaya devam ediyorsunuz. İyi ki bu milletin şefkati olmaya devam ediyorsunuz, iyi ki varsınız. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nüz kutlu olsun" diye konuştu.
Afyonkarahisar’da yeni sağlık yatırımları hayata geçirilecek
12 Mayıs 2026 Salı - 12:09 Afyonkarahisar’da yeni sağlık yatırımları hayata geçirilecek Afyonkarahisar’da İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, kentte sağlık alanında önemli projelerin hayata geçirileceğini açıkladı. Sağlık Müdürü Öztürk, Afyonkarahisarlıların ileri düzey sağlık hizmetlerine kendi şehirlerinde ulaşabilmesi amacıyla büyük önem verdiği 5 önemli projenin hazırlık çalışmalarının büyük bir titizlikle sürdüğünü söyledi. ‘Yanık Tedavisi, Hiperbarik Oksijen Tedavisi, Meme Cerrahi Merkezi ve Sporcu Rehabilitasyonu’ alanlarında planlanan projelerin, Afyonkarahisar’ın sağlık altyapısını daha da güçlendireceğini belirten Öztürk, projelerin sağlık hizmetlerinde kaliteyi artıracağını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu nitelikli sağlık hizmetlerini kendi ilimizde sunabilmek adına çok önemli projeleri hayata geçirmek için çalışıyoruz. Bilhassa özellikli sağlık hizmetlerinde sevk oranlarını azaltmak, ileri teknolojiyi ilimize kazandırmak ve vatandaşlarımızın modern sağlık hizmetlerine daha hızlı ulaşmasını sağlamak temel hedefimiz. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle ilimize değer katacak yatırımları kararlılıkla sürdürüyoruz." Öztürk, sağlık alanındaki tüm bu yatırımların, vatandaşlara kaliteli ve ileri teknolojiye sahip sağlık hizmeti sunmasının yanı sıra Afyonkarahisar’ın sağlık turizmine katkı sağlaması, spor kulüplerinin kamp dönemlerinde ilimizi daha fazla tercih etmesi ve bölgesel sağlık merkezi konumunun güçlenmesine önemli katkılar sunmasını beklediğini de söyledi.
Edirne’de Hemşireler Günü törenle kutlandı
12 Mayıs 2026 Salı - 12:01 Edirne’de Hemşireler Günü törenle kutlandı Edirne’de 5 Mayıs, "Dünya Ebeler Günü" ve "12 Mayıs Hemşireler Günü" dolayısıyla tören düzenlendi. Edirne’de Atatürk heykeli önünde yoğun katılımla gerçekleştirilen Hemşireler Günü ve Ebeler Günü töreni, çelenk sunumu ile başladı. Çelenk sunumunun ardından bando eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törene katılan Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan ile İl Sağlık Müdür Vekili Operatör Dr. Ali Kaya günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Eylem Paslı Gürdoğan, insan yaşamının en kırılgan anlarında bilimle vicdanı buluşturan çok özel bir mesleğin değerini vurgulamak, şefkati, bilgiyi, sabrı ve insan hayatına adanmış büyük bir emeği kutlamak için bir arada olduklarını söyledi. Hemşireliğin önce güçlü bir bilgi birikimi istediğine değinen Gürdoğan, "Bilimsel düşünebilmeyi, doğru karar verebilmeyi, yaşamı korumayı gerektirir. Ama bilgi tek başına yeterli değildir. Hemşirelik aynı zamanda çalışkan olmayı, geceyi gündüze katmayı gerektirir. Hemşireler yalnızca sağlık sisteminin bir parçası değil toplumun iyileşmesinde, güçlenmesinde ve geleceğe güvenle bakabilmesinde temel bir güçtür. Uluslararası Hemşireler Konseyi’nin 2026 yılı için belirlediği ‘’güçlenmiş hemşireler hayat kurtarır’’ teması da aslında hepimizin yakından bildiği ama belki de her zaman yeterince vurgulayamadığı çok önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır. Güçlü hemşireler, güçlü sağlık sistemleri demektir. Güçlü sağlık sistemleri ise daha sağlıklı toplumların temelidir" ifadelerine yer verdi. Törende konuşan İl Sağlık Müdür Vekili Op. Dr. Ali Kaya, hemşirelik ve ebeliğin yalnızca bir meslek değil; sabrın, merhametin, fedakarlığın ve insan sevgisinin en güçlü yansıması olduğunu söyledi. Hayatın en hassas anlarında, bir doğum esnasında, bir hastanın iyileşme sürecinde, acının ve umudun kesiştiği her noktada hemşireler ve ebelerin olduğunu aktaran Kaya, şunları söyledi: "Gece gündüz demeden büyük bir özveriyle görev yapan siz değerli sağlık çalışanlarımız sağlık sistemimizin en güçlü yapı taşlarından birisiniz. Son yıllarda yaşadığımız zorlu süreçler ebe ve hemşirelerimizin sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rolünü bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. İnsanı, hayatını merkeze alan yaklaşımınız, bilgi ve tecrübeniz, güler yüzünüz ve şefkatiniz, toplum sağlığının korunmasında büyük önem taşımaktadır. Bugün vesilesi ile vatandaşlarımıza kaliteli, güvenli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak adına büyük bir özveriyle ve gayretle çalışan tüm ebe ve hemşirelerimize en derin duygularımla teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum."
KBB Uzmanı Özbay: "Polen alerjisi olan vatandaşlar, planlarını öğleden sonra veya akşamüstü için planlamalıdır"
12 Mayıs 2026 Salı - 11:20 KBB Uzmanı Özbay: "Polen alerjisi olan vatandaşlar, planlarını öğleden sonra veya akşamüstü için planlamalıdır" Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, "Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, havaların ısınmasıyla birlikte artan bahar alerjisi hakkında açıklamalarda bulunarak, polen rahatsızlığı olan hastaların, yeşil alanlarda uzak durması eve geldiklerinde de polenlerde arınmak için duş almaları gerektiğini belirtti. Bahar alerjisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, "Bahar alerjisi tıbbi adıyla mevsimsel alerjik linit, bahar aylarında artan polenler vücudun bağışıklık sisteminin bu polenlere gösterdiği aşırı ve abartılı reaksiyonlar sonucu oluşan bir hastalıktır. En sık belirtileri, şiddetli burun tıkanıklığı, burun akıntısı, nöbetler şeklinde gelen hapşırıklar, göz ve kulak kaşıntıları akciğerlerde de tutmuşsa, kuru öksürük ve solunum yetmezliği gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bunun tedavisinde alerji ilaçları, burun damlaları, kulak damlaları ve göz damlaları gibi ilaçlar veriyoruz. Ayrıca polenlere karşı, olan hassasiyeti azaltıcı aşı tedavileri de uygulamalar arasındadır. Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır. Araç parkı veya yürüyüş alanları ve yeşillik alanlarda uzak alanlar seçilmelidir. Eve gelince polenlerden arınma amacıyla duş alınmalıdır. Yine, dışarıda özellikle gözlük ve maske kullanımı da polen temasını azaltılacaktır. Çalışılan ortamlarda ve araçlarda polen filtresi kullanılması da faydalı olacaktır. Ayrıca çamaşırlar evde kurutulmalıdır. Ev havalandırılması daha çok akşam saatlerine ertelenmelidir. Bunların yanında bitkisel çaylar kullanılabilir. Sıvı alınımı bol olmalıdır. Bağışıklığı güçlendirmek amacıyla da C vitamininin yanında sebze ve meyve tüketmek faydalı olur" ifadelerini kullandı.
Hareketsiz yaşama karşı adım attılar
12 Mayıs 2026 Salı - 11:11 Hareketsiz yaşama karşı adım attılar Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde "Sağlık İçin Hareket Et" farkındalığı: Vatandaşlara vücut analizi yapıldı, sağlık çalışanları yürüyüşte buluştu. Manisa’da Merkezefendi Devlet Hastanesi, "10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü" kapsamında düzenlediği etkinlikle sağlıklı yaşam ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. Hastane bahçesinde kurulan stantta vatandaşlara vücut analizi yapılırken, sağlık çalışanları ve vatandaşlar farkındalık yürüyüşünde bir araya geldi. Toplumda hareketli yaşam alışkanlığını yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte; hastane personeli, hastalar ve hasta yakınlarına yönelik detaylı vücut analizleri yapıldı. Etkinliğe katılan vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Program kapsamında hastane bahçesinde düzenlenen farkındalık yürüyüşüne Hastane Başhekimi Fatma Neslim Yağlı, hastane idarecileri ve sağlık çalışanları katıldı. Yürüyüş sonrası açıklama yapan Başhekim Uzm. Dr. Fatma Neslim Yağlı, fiziksel aktivitenin sağlıklı yaşam için vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerek, "Hastalıkların önlenmesinde ve sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinde düzenli hareket etmek en az beslenme kadar kritiktir. Bugün burada hem çalışanlarımızla hem de hastalarımızla bir araya gelerek ‘sağlıklı bir gelecek için hareket et’ dedik. Unutmamalıyız ki hareketli bir yaşam, sağlıklı bir ömrün anahtarıdır. Tüm Manisalı hemşehrilerimizi günlük rutinlerine sporu ve yürüyüşü dahil etmeye davet ediyoruz" dedi. Etkinlik, vatandaşların yoğun ilgisi ve toplu yürüyüşün ardından sona erdi.