SAĞLIK - 22 Şubat 2026 Pazar 12:03

Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır

A
A
A
Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır

Ramazan ayında ağız bakımı hakkında merak edilenleri açıklayan Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, "Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.


Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, bu dönemde ağız hijyenine ekstra özen gösterilmesinin püf noktalarını sıraladı. Santral Klinik Diş Hekimi Öztürk, "Oruç sırasında tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna sebep olur. Bu durumla birlikte, ağız kokusunda değişiklik, diş çürükleri ve diş eti problemleri fark edilebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu risk ortadan kalkabilir" diye konuştu.


Öztürk, Ramazan ayında ağız ve diş sağlığı için altın kuralları şu şekilde sıraladı;


"Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalı. İftardan sonra ağız hijyeni tekrar sağlanmalı. Şekerli ve yapışkan gıdalar tüketildikten sonra ağız çalkalanmalı. Gün içinde ağız kuruluğu için iftar-sahur arasında bol su içilmeli. Dil temizliği ihmal edilmemeli. Ağız gargaraları ve şekersiz sakızlar iftar sonrası ağız sağlığı için destek olabilir. Ancak en etkili yöntem düzenli ve doğru fırçalamadır."


Ramazan’da diş tedavilerinin de ertelenmesine gerek olmadığını belirten Öztürk, "Birçok kişinin Ramazan ayı sebebiyle diş hekimi kontrollerini ertelemektedir. Ancak, iftar sonrası gereken müdahaleler yapılabilir. Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Aydın EKODOSD Başkanı Sürücü: "Söke Ovası antik dönemdeki deniz görünümüne döndü" Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, son yağışların ardından Söke Ovası’nda yaşanan taşkınlara dikkat çekerek ovanın antik dönemlerdeki deniz görünümünü andırdığını söyledi. Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyu olan Büyük Menderes Nehri’nin binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla verimli ovalar oluşturduğunu hatırlatan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, nehrin aynı zamanda zaman zaman taşkınlara yol açtığını belirtti. Sürücü, "Nehir, tarih boyunca hem bereketin hem de taşkının kaynağı olmuştur" dedi. Yaşanan taşkınların sadece iklim değişikliğine bağlanmasının doğru olmadığını ifade eden Sürücü, nehir ve dere yataklarında yapılan hatalı düzenlemelerin, devrilen ağaç kütüklerinin temizlenmemesinin ve havza boyunca taşınan çöplerin köprü ayaklarını tıkamasının taşkın riskini artırdığını söyledi. Ovanın güneyi su altında kaldı Sürücü, özellikle Akçakaya, Burunköy ve Bağarası ovalarında tarım arazilerinin tamamen su altında kaldığını belirterek, "Bugün Söke Ovası’nın güneyine gidildiğinde binlerce yıl önceki coğrafi görünümü hatırlatan manzaralarla karşılaşıyoruz" diye konuştu. Azmaklar doğal tampon görevi görüyor Büyük Menderes’in tarih boyunca yatak değiştirmesi sonucu oluşan azmakların taşkın dönemlerinde doğal rezervuar görevi gördüğünü kaydeden Sürücü, bu alanların fazla suyu depolayarak taşkının etkisini azalttığını dile getirdi. Kurak dönemlerde ise azmakların bölgenin adeta yaşam sigortası olduğunu belirten Sürücü, bu alanların göçmen kuşlardan su samurlarına kadar birçok canlıya ev sahipliği yaptığını söyledi. "Azmaklara sahip çıkalım" çağrısı Bazı azmakların doldurulduğunu ve sanayi atıklarıyla kirletildiğini ifade eden Sürücü, "Taşkın günlerinde suyu depolayan, kurak günlerde yaşamı ayakta tutan azmaklara sahip çıkalım. Onları korumak Söke Ovası’nın tarımsal geleceğini de korumaktır" dedi.