SAĞLIK - 22 Şubat 2026 Pazar 10:46

Kalp krizi yaş dinlemiyor

A
A
A
Kalp krizi yaş dinlemiyor

Genç yaşta kalp ve damar hastalıklarından dolayı hastanelere başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durumun genç yaşlara düşmesindeki en önemli sebebin, son yıllarda değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suat Büket, "Hastaların bir kısmı göğüs ağrısı ve kalp krizi geçirdikten sonra geliyor. Bir kısmının ailesinde koroner hastalık öyküsü var ya da lipit metabolizması bozukluğu, yani kan lipitlerinin yüksekliği bulunuyor. Bir kısmı ise asemptomatik olarak, yani hiçbir şikayeti olmadan geliyor. Bu sıklık eskiden yüzde 5’in altındaydı. Şu anda giderek artıyor ve yüzde 10-15’e doğru çıkmaya başladı. Özellikle çok genç yaşta olan hastalar da var. Sıklık giderek artıyor" diyerek uyardı.


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, yılda 17,9 milyon kişinin ölümüne neden olarak tüm ölümlerin yüzde 32’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşlarca yapılan diğer araştırmalara göre de kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı olduğu belirtilirken, son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu artışta hem tanı yöntemlerindeki gelişmelerin hem de yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Suat Büket, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu ifade etti.



"Genç hastalarda belirgin artış var"


Prof. Dr. Suat Büket, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıkların ilk sırada yer aldığını, bunu kanser ve diğer onkolojik hastalıkların izlediğini belirterek, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu aktardı. Prof. Dr. Suat Büket, "Genç hastaların bir kısmı göğüs ağrısı veya kalp krizi sonrası sağlık kuruluşlarına başvururken; bir kısmında ailesel koroner arter hastalığı öyküsü ya da lipit metabolizması bozukluğu (kan yağlarının yüksekliği) bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, hiçbir şikâyeti olmayan (asemptomatik) genç bireylerde de hastalığın tespit edilme oranının artması. Bu oranın geçmişte yüzde 5’in altında olduğu, günümüzde ise yüzde 10-15 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor" dedi.



"En yaygın neden: Ateroskleroz"


Prof. Dr. Suat Büket, damar sertliğinin (ateroskleroz) yalnızca kalp damarlarını değil; beyin, böbrek, bağırsak ve periferik damarları da etkileyebildiğini ifade ederek, "Ancak hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda en sık tutulum koroner damarlarda görülüyor. Aterosklerozun doğumdan itibaren başlayabildiği, ancak uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği ifade ediliyor. Hastalık çoğu zaman asemptomatik dönemde gelişiyor; ilerleyen aşamalarda göğüs ağrısı, eforla gelen yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor ve ileri evrede komplikasyonlar görülebiliyor" açıklamasını yaptı.



"Yaşam tarzı riskleri artırıyor"


Gençlerde kardiyovasküler hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan faktörlerden birinin de değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Suat Büket, "Fast food ve rafine gıda tüketiminin artması, hareketsiz yaşam tarzı, bilgisayar başında uzun süre geçirilmesi, sigara kullanımı, obezite, ailesel yatkınlık, lipit metabolizması bozuklukları gibi faktörler kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Özellikle toksik maddelerin beslenme yoluyla vücuda alınmasının da kalp damar sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket, işlenmiş ve koruyucu içeren gıdalar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren besinler ile bazı kimyasal kalıntıların damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktardı.



"Erken teşhis cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor"


Erken teşhisin ve düzenli kontrollerin cerrahi gereksinimi azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Suat Büket, "Uygun hastalarda ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor veya kontrol altına alınabiliyor. Gerekli durumlarda ise invaziv kardiyolojik yöntemler ve minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde daha küçük kesilerle müdahale edilerek iyileşme süreci hızlandırılabiliyor" dedi.


Öte yandan, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin bir kardiyoloji uzmanına başvurarak düzenli kontrol yaptırmalarında fayda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket genel risk durumuna göre yılda bir kez yapılacak kontrolün çoğu birey için yeterli olabileceğini dile getirdi.



"Kalbiniz için alışkanlıklarınızı değiştirin"


Gençlerin kalp ve damar hastalıklarından korunmak için dikkat etmesi gereken basit yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Suat Büket, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Suat Büket, "En önemli nokta; sağlıklı beslenmek, kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek ve özellikle doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır" ifadelerine yer verdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kazada kollarını kaybetti, taekwondoyla hayata yeniden bağlandı Kastamonu’da ailesine yardım ederken yaşanan kazada iki kolunu kaybeden Mehmet Ünal, taekwondo sayesinde hayata tutundu. Geçen yıl Avrupa şampiyonu olan Ünal, azmiyle herkese örnek oluyor. Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde yaşayan 21 yaşındaki Mehmet Ünal, 2017 yılında köyde ailesine yardım ederken kollarını iş makinesine kaptırdı. İki kolunu kaybeden Ünal, olayın ardından uzun süre boyunca psikolojik problemler yaşadı. Okula bile gitmek istemeyen Mehmet Ünal, daha sonra taekwondoya başlamaya karar verdi. Taekwondo Antrenörü İsmail Arıkan ile tanışan Ünal, azmiyle kısa sürede kendisini geliştirerek müsabakalara katılmaya başladı. 24 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Para Gençlik Oyunları’nda milli takım adına K44 70 kiloda mücadele eden 21 yaşındaki sporcu, Avrupa şampiyonu oldu. 9-10 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Para Taekwondo Türkiye Şampiyonası’nda ise Türkiye ikincisi olan Mehmet Ünal, en büyük hedefinin Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil etmek olduğunu söyledi. Taekwondoya başlama sürecini anlatan Mehmet Ünal, "Uzun bir süre hiçbir şey yapmak istemedim. Okula bile gitmek istemiyordum, zorla gidiyordum. Lise bittikten sonra taekwondoya başlamaya karar verdim. İsmail hocamı önerdiler, yanına gittim, konuştuk. Sağ olsun bana çok destek oldu, başlamama vesile oldu. İlk başta ’Acaba yapabilir miyim?’ dedim ama süreç ilerledikçe, maçlara gittikçe ve hocamın desteğiyle bu düşünceleri aştım" dedi. "Taekwondo hayatımda çok şeyi değiştirdi" Beyaz kemerle başladığı taekwondoda şu anda siyah kemere yükseldiğini ifade eden Ünal, taekwondonun hayatında büyük değişimlere vesile olduğunu vurgulayarak, "Taekwondo hayatımda çok şeyi değiştirdi. Sosyal açıdan olsun, psikolojik açıdan olsun her yönden beni değiştirdi. Haftada üç gün taekwondo antrenmanı, üç gün de ağırlık antrenmanı yapıyorum. Fiziksel olarak yoruluyoruz ama antrenman biçimi ve beslenme düzeni sayesinde bu beni aşırı zorlamıyor" diye konuştu. İki kez Türkiye şampiyonası seçmelerine, iki kez de milli takım seçmelerine katıldığını belirten 21 yaşındaki sporcu, "Ülkeme altın madalya kazandırdığım için çok mutluyum. Hedefim olimpiyat şampiyonu olmak. Yeni şampiyonluklar için çalışmaya devam ediyorum" şeklinde konuştu. İsmail Arıkan: "Dezavantajını avantaja çevirdi" Taekwondo Antrenörü İsmail Arıkan ise Mehmet Ünal’ın örnek bir mücadele ortaya koyduğunu söyledi. Ünal’ın köyde geçirdiği kazayı duyduktan sonra kendisine ulaştıklarını aktaran Arıkan, "Bu dezavantajı avantaja çevirebileceğini, hayata daha güçlü bağlanabileceğini söyledik. İlk zamanlarda gelmek istemedi. Bir süre sonra karar verdi ve yanımıza geldi. Görüştük, ikna ettik ve taekwondoya başlattık. İlk milli takım seçmelerine gittiğimizde amacımız sadece orayı görmesiydi. Diğer paralimpik sporcuların hayata nasıl tutunduklarını görmesini istedik. Sonrasında kendisi devam etmek istedi. İki yıldır aktif olarak çalışıyoruz" açıklamasında bulundu. Toplamda dört önemli şampiyonaya katıldıklarını söyleyen Mehmet Arıkan, "İkisi Türkiye şampiyonası, ikisi milli takım seçmesi olmak üzere önemli tecrübeler edindik. En son 2025 Temmuz ayında İstanbul’da yapılan Avrupa Para Gençlik Oyunları’nda ülkemize altın madalya kazandırdı. Kendi dezavantajlı durumunu nasıl avantaja çevireceğini yaşayarak öğrendi" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Diyarbakır’da Ramazan ayında ’hurma’ tezgahlarına yoğun ilgi Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Diyarbakır’da hurma satışlarında artış yaşanıyor. Hz. Muhammed’in (aleyhisselam) sünneti olan hurma ile oruç açma geleneğini sürdürmek isteyen vatandaşlar, iftar sofralarının vazgeçilmezi için çarşı ve pazarlara akın etti. Kent merkezindeki marketler, aktarlar ve semt pazarlarında farklı çeşitlerde hurmalar tezgahlardaki yerini aldı. Medine hurması başta olmak üzere Kudüs, İran ve Tunus hurmaları en çok tercih edilen ürünler arasında yer alıyor. Esnaf, Ramazan’ın ilk günleriyle birlikte satışların belirgin şekilde arttığını ifade ederek, özellikle iftara yakın saatlerde yoğunluk yaşandığını belirtti. Vatandaşlar ise hem sünnet olduğu hem de uzun süren açlığın ardından vücuda hızlı enerji verdiği için hurmayı tercih ettiklerini söyledi. Fiyatların kalite ve çeşide göre değiştiğini belirten satıcılar, her bütçeye uygun hurma bulunduğunu söyledi. Sur ilçesi esnafı Ali Baran Çelik, Ramazan ayı dolayısıyla hurma satışlarının yükseldiğini söyledi. Çelik, "Vatandaşlarımız sünnet olduğu için ezan ilk okunduğunda oruçlarını ilk hurma ile açarlar. Hurma fiyatları ise 150 liradan başlıyor, 900 liraya kadar çıkıyor. Vatandaşlarımız genelde bütçesine göre alıyor. 200-400 lira arası hurmalar çoğunlukla tercih ediliyor" ifadelerini kullandı. Bir diğer esnaf Mehmet Şah Güçlü ise Ramazan ayından satışların arttığını bunun da kendilerini çok mutlu ettiğini aktardı. Güçlü, "Ramazan ayının sünneti olarak hurma ile iftarımızı açıyoruz. Herkesin Ramazan ayı mübarek olsun" şeklinde konuştu. Hurma almaya gelen vatandaşlardan Eyüp Baydan, orucun hurma ile açılmasının sünnet olduğunu ve kan şekerini dengelediğini söyledi. Baydan, "İlk olarak hurma ile iftarımı açıyorum" diye konuştu.