SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Yanlış sünnet organ kaybına kadar götürebilir
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Yanlış sünnet organ kaybına kadar götürebilir Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çocuk cerrahisi uzmanı Op. Dr. Mesut Siğa, sünnette çocuğun psikolojik ve fizyoloji gelişimi için çok önemli bir işlem olduğunu belirterek, işi ehline yaptırmamak en çok yapılan sünnet hatası. Kozmetik sonuçları olan yani görüntüsel olarak problemlere sebep olabilecek durumlar olabileceği gibi organik olarak da vücutta yaralanma, idrar yolu yararlanmasına ya da kalıcı ve şekilsel bozukluklara ileride ameliyat olması gereken durumlara tekrar müdahaleye, sünnete, hatta daha ağır organ kayıplarına kadar olan kötü sonuçlarını duyduk, biliyoruz" dedi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Çocuk Cerrahi Op. Dr. Mesut Siğa, hastalık gruplarında insanların bilinçlenmelerini istediklerini söyledi. Siğa, "Bir apandisit hastalığı erken tanı konulduğunda çok kolay bir şekilde kısa bir süre içinde ameliyatı yatışı tedavisi çok kolay olabilecekken, gecikmiş bir apandisit çok daha sıkıntılı ve uzun süreli tedavi gerektirebiliyor. Bunun tanısı da bugünkü imkanlarla mümkün, Siirt’imiz de buna uygun, şartlarımız da çok güzel. Ayrıca toplumumuzda neredeyse nüfusun yarısını ilgilendiren bir durum var. Sünnet konusu dünyada en çok yapılan cerrahi işlem. Sünnetin bir mevsimi yok, Sünnetin mevsimi varmış gibi bazen düşünülebilir. Öyle bir şey yok. Sünnetin bir mevsimi yok. Sünnetin mevsimi çocuk için uygun olan zamandır. Belli bir yaş grubu dışında sünnet çocuklarda uygundur" diye konuştu. 3-6 yaş arasında psikologların psikolojik açıdan sünnete uygun görmediğini, o yaş aralığını bırakmamaları gerektiğini söylediğini kaydeden Siğa, "İşin ehline yapılması, temiz şartlarda yapılmasını öneriyorum. Ama en önemlisi sünnetin işin ehline yaptırılmasıdır. Çocuğun psikolojik ve fizyoloji gelişimi için çok önemli bir işlem. Bu konuda yapılan en büyük hata az önce söylediğim yaş mevzusunda 3- 6 yaş arasında bence yapılmamasında fayda var. İşi ehline yaptırmamak en çok yapılan sünnet hatası. Kozmetik sonuçları olan yani görüntüsel olarak problemlere sebep olabilecek durumlar olabileceği gibi. Organik olarak da vücutta yaralanma, idrar yolu yararlanmasına ya da kalıcı ve şekilsel bozukluklara ileride ameliyat olması gereken durumlara tekrar müdahaleye, tekrar sünnete, hatta daha ağır organ kayıplarına kadar olan kötü sonuçlarını duyduk, biliyoruz" şeklinde konuştu. (ZG-YRT
Hemoroid tedavisinde kişiye özel yaklaşım
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Hemoroid tedavisinde kişiye özel yaklaşım Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, toplumda oldukça yaygın görülen hemoroid hastalığının artık geleneksel yöntemlerin ötesinde, kişiye özel planlanan modern tedavi seçenekleriyle daha hızlı ve konforlu şekilde yönetilebildiğini söyledi. Hemoroidin kanama, ağrı, kaşıntı ve dışkılama zorluğuna yol açarak günlük yaşamı önemli ölçüde bozabildiğine dikkat çeken Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yetgin, "Hemoroid yalnızca bölgesel bir rahatsızlık değildir; yaşam kalitesini, sosyal hayatı ve psikolojik durumu etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi yaklaşımımızda hastalığın evresini ve hastanın bireysel ihtiyaçlarını detaylı şekilde değerlendiriyoruz" dedi. Hemoroid tedavisinde artık tek bir yöntemle sınırlı kalınmadığını, bunun yerine hastalığın boyutu ve şikâyet düzeyine göre en uygun teknolojinin seçildiğini belirten Op. Dr. Servet Yetgin, bazı hastalarda lazer yöntemi ile hemoroid dokusuna kontrollü ısı enerjisi verilerek doku küçültülürken, özellikle kanamanın yoğun olduğu durumlarda Doppler ultrason eşliğinde hemoroidi besleyen damarların bağlanmasıyla kanamanın etkin şekilde kontrol altına alınabildiğini aktardı. Op. Dr. Servet Yetgin, radyofrekans uygulamalarının ise ameliyatsız alternatifler arasında yer aldığını, kontrollü ısı desteğiyle özellikle erken ve orta evre iç hemoroidlerde başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade etti. Son yıllarda daha fazla gündemde olan mikrodalga (microwave) tedavisinin de hemoroid dokusunda hızlı ve kontrollü küçülme sağlayarak hasta konforuna katkı sunduğunu dile getirdi. İleri evre vakalarda cerrahi yaklaşımların da devreye girdiğini vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, LONGO (Stapler Hemoroidopeksi) tekniğinin anatomik yapıyı koruyan, iyileşme sürecini hızlandıran cerrahi seçeneklerden biri olduğunu söyledi. Daha erken evredeki hastalarda ise lastik bant ligasyonu (RBL) ile hemoroid paketlerinin zaman içinde küçülmesinin sağlanabildiğini ekledi. Modern tedavi alternatiflerinin genişlemesine rağmen en önemli noktanın doğru hasta seçimi olduğunun altını çizen Op. Dr. Yetgin, "Her hastada hemoroidin seyri farklıdır. Yöntemi belirlerken sadece hastalığın evresi değil, hastanın yaşı, yaşam alışkanlıkları ve varsa ek hastalıkları da değerlendiriyoruz. Bu kişiye özel yaklaşım, hem tedavinin başarısını hem de hastanın tedavi sürecindeki konforunu belirgin şekilde artırıyor. Maalesef hastaların önemli bir kısmının şikâyetleri ilerlemedikçe hekime başvurmuyor. Çekingenlik ya da zamanla geçeceği düşüncesi, hastalığın daha ileri evrelere ilerlemesine neden oluyor. Oysa erken uygulanacak tedaviler çok daha pratik, hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar sunuyor." diyerek topluma erken muayene çağrısında bulundu.
Kanser ve Alzheimer tedavisinde kuantum noktalarının gücü araştırılıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:17 Kanser ve Alzheimer tedavisinde kuantum noktalarının gücü araştırılıyor Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS) arasında, TÜBİTAK destekli "Kendiliğinden Etkili, Anti-İnflamatuvar Kuantum Noktalarının Farmasötik Mühendisliği" başlıklı proje kapsamında yürütülen işbirliği, kanser ve Alzheimer gibi küresel sağlık sorunlarında yeni nesil tanı ve tedavi yaklaşımlarının kapısını aralıyor. Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Ecz. Gamze Çamlık, karbon temelli kuantum noktalarının hem iltihap ve ödem giderici etkiye sahip olması hem de ilaç taşıyıcı ve görüntüleme ajanı olarak işlev görebilmesi sayesinde, "akıllı ilaç sistemleri" döneminin başlaması için önemli bir potansiyel sunduğunu belirtti. "Hastalıkların erken teşhis ve tedavisi için kullanmayı hedefliyoruz" Kuantum noktalarının farmasötik bilimlerde devrim niteliğinde bir platform sunduğunu belirten Dr. Çamlık, "Bu proje ile iltihap ve ödem giderici özelliklere sahip karbon kuantum noktalarını hem kanser hem Alzheimer gibi hastalıkların tedavisi ve erken teşhisi için kullanmayı hedefliyoruz. Geliştireceğimiz akıllı sistemler; hem ilaç taşıyabilen, hem iltihabı baskılayan hem de hastalıklı dokuları yüksek hassasiyetle görüntüleyebilen çoklu fonksiyonlara sahip olacak" dedi. Kronik hastalıklar için yeni bir yaklaşım Kuantum noktalarının kanser mikro çevresindeki sürekli devam eden iltihabı modüle edebildiğini belirten Dr. Çamlık, bu sayede kemoterapi ilaçlarının etkinliğinin artırılabileceğini ifade etti. Alzheimer’da ise kuantum noktalarının, amiloid plakların erken görüntülenmesi ve nöroenflamasyonun azaltılması için kullanılabileceğini kaydetti. "Dünyada ilk kez iltihap ve ödem giderici özellikte kuantum noktaları geliştirilecek" Projenin, uluslararası literatürde de dikkat çeken özgün bir niteliği olduğuna vurgu yapan Dr. Çamlık, "Dünyada ilk kez sentezlenecek bu iltihap ve ödem giderici kuantum noktaları, yalnızca ilaç taşıyıcısı değil; aynı zamanda doğrudan tedavi edici etki üreten aktif ajanlar olacak. Bu yapı, kişiselleştirilmiş tıpta önemli bir paradigma değişikliğine yol açabilir" şeklinde konuştu. Uluslararası işbirliği ile farmasötik mühendislik için işbirliği Biruni Üniversitesi ve Singapur Ulusal Üniversitesi arasındaki işbirliğinin yalnızca bilimsel keşiflerle sınırlı olmadığını belirten Dr. Çamlık, doktoralı araştırmacılar ve lisans öğrencileri için açılacak değişim programlarının da proje kapsamında büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu sayede genç araştırmacıların, Singapur’un ileri teknoloji laboratuvarlarında çalışma fırsatı bulacağı kaydedildi. Patent, yeni tedavi platformları ve küresel etki Projenin amacından söz eden Dr. Çamlık, "Projenin tamamlanmasıyla birlikte, erken teşhisten hedefe yönelik tedaviye kadar pek çok alanı kapsayan yeni nesil "teşhis ve tedavi" ürünlerin geliştirilmesi, uluslararası patent başvuruları yapılması ve sonuçların yüksek etki değerine sahip bilimsel dergilerde yayımlanması hedefleniyor" dedi. Dr. Gamze Çamlık, "Bu çalışmalar geleceğin tıbbına yönelik bir köprü oluşturacak. Amacımız sadece yeni bir ilaç formu değil, yeni bir tedavi anlayışı geliştirmek" diyerek sözlerini tamamladı.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde çocuk periton diyalizi ünitesi hizmete girdi
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:00 Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde çocuk periton diyalizi ünitesi hizmete girdi Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde çocuk periton diyalizi ünitesi hizmete açıldı. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, deneyimli sağlık personeli, 5 yıldızlı otel konforundaki donanımı ve sağlık alanındaki son teknolojiye sahip cihazlarıyla dünya standartlarında hizmet veriyor. Bin 38 yatak kapasiteli hastanede, gelişen teknolojinin tüm imkanları hasta ve hasta yakınlarının hizmetine sunuluyor. Hizmetlerine yenilerini eklemeye devam eden hastanede çocuk periton diyalizi ünitesi de hizmete girdi. Ünitenin, diyaliz ihtiyacı olan çocuklar için çok önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Nefroloji Uzmanımız Dr. Fatma Uzun, "Çocuklarda daha çok konjenital anomalilerden kaynaklı olan kronik böbrek yetmezliğinin son evresinde tedavide nakil ve diyaliz seçenekleri vardır. Organ bağışının yetersizliği nedeniyle diyaliz programları daha çok uygulanmaktadır. Hemodiyaliz ve periton diyalizi olmak üzere 2 çeşit diyaliz modelimiz bulunmaktadır. Hemodiyalizde çocuklarda damar yolu girişimlerinin zor olması, fistül açılmasında ki zorluklar ve hastanın hastaneye bağımlılığı gibi nedenlerle periton diyalizi çocuklarda hayatı önem taşımaktadır. Hastanemizde 2 çocuk nefroloji uzmanı ve eğitimli 2 diyaliz teknikeri ve çocuk cerrahisi ekibinin desteği ile periton diyalizi hizmeti sunmaya başladık. Tüm ekibimizle birlikte ilimize ve bölgemize katkı sunacak bu hizmeti sürdürmeyi planlıyoruz. Periton diyalizi ünitemizin ilimiz ve bölgemiz için hayırlı ve faydalı olmasını diliyorum" dedi. Çocuk Nefroloji Uzmanımız Dr. Esra Genç ise " Periton diyaliz merkezimizde çocuklarda renal replasman tedavisini sunarak kendi ilimizle birlikte bölge illerindeki hastalara da destek olabilmeyi amaçlıyoruz. Bu süreci güzel sonuçlar alarak sürdürmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
Uzmanından mantar uyarısı: "Hepsi risk içeriyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 11:00 Uzmanından mantar uyarısı: "Hepsi risk içeriyor" Ormanlık alanlarda ortaya çıkmaya başlayan mantarların zehirli olabileceğini belirten acil tıp uzmanı Dr. Sinan Özdemir, "Zehirli mantar öldürebilir. Eğer zamanında ve etkin mücadelesi yapılmazsa, şikayetler başladığı anda hastaneye başvurulmazsa ilerleyen dönemlerde ciddi böbrek yetmezliklerine, karaciğer yetmezliklerine, organ yetmezliklerine sebep olabilir" dedi. Etkili olan yağışlarla birlikte Düzce’de vatandaşlar mantar toplamak için ormanlık alanlara yönelmeye başladı. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde acil tıp uzmanı olarak görev yapan Dr. Sinan Özdemir, her bir mantarın zehirli olabileceğine dikkati çekerek, vatandaşlara uyarılarda bulundu. "Ormanda toplanan mantarların hepsi risk içeriyor" İlkbahar ve sonbahar aylarında vatandaşların mantar topladığını ifade eden Özdemir, "Köylülerin yanı sıra bilimsel araştırma yapan insanlar da mantar toplamaya gidiyor. Bazı vatandaşlar ise ’Bu mantar yeniliyormuş’ diyerek mantar topluyorlar. Ormanda toplanan mantarların hepsi bir risk içeriyor. Bu mantarlar birbirleriyle etkileşime girebiliyor. Bu etkileşim sonucunda daha önce zehir yapmayan bir mantar zehirlenmeye sebep olabiliyor. Bizim bölgemizde kanlıca mantarı, içi kızıl dediğimiz kültür mantarına benzeyen mantarlar, ağaç mantarları gibi türler toplanıyor. Bunlar kesinlikle zehirlenme yapmaz diyebilir miyiz? Maalesef diyemiyoruz" dedi. "Şikayet saatleri çok önemli" Doğada 10 binden fazla, Türkiye’de ise 2-3 bin arasında mantar türü bulunduğunu ifade eden Dr. Özdemir, şöyle devam etti: "Tüketilen mantarlarda zehirlenme belirti bulgularının süresi önemli. Mantarı yedikten 6 saat sonra bir şikayet başlıyorsa bizim daha çok korkmamız gereken mantarlar olabiliyor. Ama 2-3 saatte başlıyorsa şikayetler daha az korkmamız gerektiğini söyleyebiliriz. İlk 2 saatte genelde mide bulantısı, ishal, karın ağrısı, kramplar gibi şikayetler olabiliyor ama 6 saatten sonra başlayan şikayetler, yine bulantı kusma karın ağrısıyla başlayıp ciddi böbrek yetmezliklerine, karaciğer yetmezliklerine kadar semptomlar olabiliyor." "Etkin müdahale yapılmazsa ciddi sorunların oluşabilir" Mantar zehirlenmelerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Zehirli mantar tabii ki öldürebilir. Eğer zamanında ve etkin mücadelesi yapılmazsa, şikayetler başladığı anda hastaneye başvurulmazsa ilerleyen dönemlerde ciddi böbrek yetmezliklerine, karaciğer yetmezliklerine, organ yetmezliklerine hatta bilinçsel yetmezliklere ve beyinle ilgili sıkıntılara kadar sebep olabilir" ifadelerini kullandı.
Van’da kritik şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:55 Van’da kritik şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı (glomus) tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesindeki hayati yapılar nedeniyle en riskli operasyonlar arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, tecrübe gerektirdiği için Türkiye’de sınırlı sayıda hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği deneyimle hem bölgeden hem de farklı illerden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Meslek hayatının ilk yıllarında şah damarı tümörüne neredeyse hiç rastlamadığını belirten Prof. Dr. Halil Başel, Van’a geldikten sonra bu tümörlerin bölgede daha yaygın olduğunu fark ettiklerini söyledi. Başel son olarak Bursa’dan gelen 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım ile Manisa’dan gelen 45 yaşındaki Gülnur Atalay’ın da şah damarı tümörü nedeniyle kendisine başvurduğunu ve ameliyatlarının başarılı geçtiğini dile getirdi. "İlk ameliyatımda stresten iki gün uyuyamadım" İlk ameliyat dönemlerinde yaşadıkları zorlukları ve bugün ulaşılan tecrübeyi anlatan Prof. Dr. Başel, "İlk kez Van’a geldiğimde bu hastalığın bu kadar yaygın olduğunu fark ettim. O dönemde yaptığımız ilk glomus tümörü ameliyatında inanın stresten iki gün uyuyamadım. Çünkü gerçekten çok zor ve stresli bir ameliyattı. Ama şu anda çok sayıda vaka yaptığımız için en büyük ve en komplike tümörleri bile rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Hasta yakınlarına da bilgi veriyorum; ameliyatlarımız genellikle yarım saat ile en fazla bir saat arasında sürüyor" dedi. "En küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir" Yıllar içinde yoğun vaka deneyimi kazandıklarını ve artık en komplike şah damarı tümörlerini dahi güvenle ameliyat ettiklerini dile getiren Başel, "Boyun bölgesi vücudun en karmaşık alanlarından biridir. Kalbe giden sinir, 12 kranial sinir, yemek borusu, soluk borusu, beyin damarları ve toplardamarlar, hepsi bu bölgededir. Dolayısıyla en küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir. Bu yüzden hekimler mümkün olduğunca bu bölgeye müdahale etmek istemez. Türkiye genelinde bu ameliyatı yapanların sayısı azdır. Ayda yılda bir gelen bir vakaya müdahale etmek tecrübesizlik anlamına gelir ve bu da hasta açısından risk demektir. Dolayısıyla birçok hekim bu bölgeye dokunmak istemez. Bu ameliyatların bizi bu kadar strese sokmasının nedeni de bölgenin zorluğu ve hayati önemi. Biz kalbin en komplike ameliyatlarını yapıyoruz. Normalde en zor ameliyat kalp ameliyatıdır. Fakat buna rağmen boyun bölgesi ameliyatları bize daha zor geliyor; çünkü boyun gerçekten çok kritik bir bölgedir" diye konuştu. "İyileşme süreci oldukça hızlı ve kolay oldu" Geldiği Bursa ilinde hastalığa 3 aylık bir süreç sonrası teşhis konulduğunu dile getiren 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım isimli hasta ise "Ameliyatın riskli olduğu ve doktorların bu konuda çok tecrübeli olmadığı söylendi. Ben de internetten araştırma yaparken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’i buldum. Hastalarının yorumları çok olumluydu. Bu sayede tedavi olmaya karar verdik. Ameliyat çok başarılı geçti. Şu an gayet iyiyim; istediğim zaman dışarı çıkabiliyor, gezip gelebiliyorum. İyileşme süreci de oldukça hızlı ve kolay oldu. Yani hiç yıpratıcı bir süreç yaşamadım" şeklinde konuştu. Eşinin internet üzerinden yaptığı araştırma sonucu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e denk geldiğini ifade eden Gülnur Atalay isimli hastanın eşi Meriç Atalay da doktorun şu an yaptığı ameliyat sayısının kendilerine güven verdiğini kaydetti.
Van’da zorlu şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:50 Van’da zorlu şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı (glomus) tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesindeki hayati yapılar nedeniyle en riskli operasyonlar arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, tecrübe gerektirdiği için Türkiye’de sınırlı sayıda hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği deneyimle hem bölgeden hem de farklı illerden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Meslek hayatının ilk yıllarında şah damarı tümörüne neredeyse hiç rastlamadığını belirten Prof. Dr. Halil Başel, Van’a geldikten sonra bu tümörlerin bölgede daha yaygın olduğunu fark ettiklerini söyledi. Başel son olarak Bursa’dan gelen 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım ile Manisa’dan gelen 45 yaşındaki Gülnur Atalay’ın da şah damarı tümörü nedeniyle kendisine başvurduğunu ve ameliyatlarının başarılı geçtiğini dile getirdi. "İlk ameliyatımda stresten iki gün uyuyamadım" İlk ameliyat dönemlerinde yaşadıkları zorlukları ve bugün ulaşılan tecrübeyi anlatan Prof. Dr. Başel, "İlk kez Van’a geldiğimde bu hastalığın bu kadar yaygın olduğunu fark ettim. O dönemde yaptığımız ilk glomus tümörü ameliyatında inanın stresten iki gün uyuyamadım. Çünkü gerçekten çok zor ve stresli bir ameliyattı. Ama şu anda çok sayıda vaka yaptığımız için en büyük ve en komplike tümörleri bile rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Hasta yakınlarına da bilgi veriyorum; ameliyatlarımız genellikle yarım saat ile en fazla bir saat arasında sürüyor" dedi. "En küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir" Yıllar içinde yoğun vaka deneyimi kazandıklarını ve artık en komplike şah damarı tümörlerini dahi güvenle ameliyat ettiklerini dile getiren Başel, "Boyun bölgesi vücudun en karmaşık alanlarından biridir. Kalbe giden sinir, 12 kranial sinir, yemek borusu, soluk borusu, beyin damarları ve toplardamarlar, hepsi bu bölgededir. Dolayısıyla en küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir. Bu yüzden hekimler mümkün olduğunca bu bölgeye müdahale etmek istemez. Türkiye genelinde bu ameliyatı yapanların sayısı azdır. Ayda yılda bir gelen bir vakaya müdahale etmek tecrübesizlik anlamına gelir ve bu da hasta açısından risk demektir. Dolayısıyla birçok hekim bu bölgeye dokunmak istemez. Bu ameliyatların bizi bu kadar strese sokmasının nedeni de bölgenin zorluğu ve hayati önemi. Biz kalbin en komplike ameliyatlarını yapıyoruz. Normalde en zor ameliyat kalp ameliyatıdır. Fakat buna rağmen boyun bölgesi ameliyatları bize daha zor geliyor; çünkü boyun gerçekten çok kritik bir bölgedir" diye konuştu. "İyileşme süreci oldukça hızlı ve kolay oldu" Geldiği Bursa ilinde hastalığa 3 aylık bir süreç sonrası teşhis konulduğunu dile getiren 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım isimli hasta ise "Ameliyatın riskli olduğu ve doktorların bu konuda çok tecrübeli olmadığı söylendi. Ben de internetten araştırma yaparken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’i buldum. Hastalarının yorumları çok olumluydu. Bu sayede tedavi olmaya karar verdik. Ameliyat çok başarılı geçti. Şu an gayet iyiyim; istediğim zaman dışarı çıkabiliyor, gezip gelebiliyorum. İyileşme süreci de oldukça hızlı ve kolay oldu. Yani hiç yıpratıcı bir süreç yaşamadım" şeklinde konuştu. Eşinin internet üzerinden yaptığı araştırma sonucu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e denk geldiğini ifade eden Gülnur Atalay isimli hastanın eşi Meriç Atalay da doktorun şu an yaptığı ameliyat sayısının kendilerine güven verdiğini kaydetti. (YLM-MSA-Y)
Akhisar’da lazerle böbrek taşı tedavisine başlandı
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:43 Akhisar’da lazerle böbrek taşı tedavisine başlandı lazer yöntemiyle böbrek taşı tedavisi başladı; yüksek başarı oranı ve hızlı taburcu süresi sayesinde hastalara daha güvenli ve konforlu bir süreç sunuluyor. Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi, böbrek ve idrar yolu taşlarının tedavisinde ileri teknoloji ürünü Flexible Üreteroskopi (Flexible URS) – lazerle böbrek taşı kırma yöntemini hizmete aldı. Cerrahi kesi gerektirmeyen bu modern teknikle taşlar, doğal idrar yolları kullanılarak lazerle parçalanıyor ve hastalara daha hızlı, güvenli ve konforlu bir tedavi süreci sunuluyor. Flexible URS yöntemi, esnek fiberoptik bir cihazla idrar yollarından böbreğe ulaşılarak taşın lazerle parçalanması veya özel basket aletleriyle tek parça halinde çıkarılmasını sağlıyor. Günümüz tıbbında en etkili taş tedavileri arasında gösterilen yöntem; yüksek başarı oranı, düşük risk ve hasta konforu nedeniyle tercih ediliyor. Hastane tarafından yapılan bilgilendirmede, tedavinin cerrahi kesi gerektirmemesi, kanama riskinin çok düşük olması, böbrek dokusuna zarar vermemesi, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da uygulanabilmesi ve hastaların çoğunun aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilmesi gibi önemli avantajlar öne çıktı. Ayrıca fazla kilolu hastalarda ve her iki böbreğinde taş bulunan kişilerde tek seansta tedavi yapılabildiği belirtildi. Başhekim Uzm. Dr. Hamza Bambal, yeni hizmetle ilgili değerlendirmesinde, kaliteli ve nitelikli sağlık hizmetini sürekli geliştirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Önceliğimiz, hastalarımızın konforlu, güvenli ve modern tedavilere ulaşması. Lazerle böbrek taşı kırma tedavisinin hastanemizde uygulanmaya başlaması, Akhisar halkına ileri teknolojiyle sağlık hizmeti sunma hedefimizin önemli bir adımıdır. Bu hizmeti bölgemize kazandırmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi, lazerle böbrek taşı tedavisi ile bölge halkına modern ve etkili sağlık hizmeti sunmayı sürdürmeyi hedefliyor.
Doç. Dr. Sert: "Ülkemizde her yıl 41 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konuyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:38 Doç. Dr. Sert: "Ülkemizde her yıl 41 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konuyor" Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Fatma Sert, Türkiye’nin akciğer kanseri görülme sıklığında dünyada 7. sırada yer aldığına dikkat çekerek, "Maalesef her yıl yaklaşık 41 bin vatandaşımıza yeni teşhis koyuyoruz. Bu hastalığa karşı en güçlü kalkanı size tekrar hatırlatıyorum. ‘Sigaradan uzak durun’" diye konuştu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde (EÜTF) Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında "Bir Kurdeleden Fazlası /Akciğer Kanserinde Gerçekler ve Mitler" paneli düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Fatma Sert ve Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akın Çinkooğlu katıldı. Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) ve öğrenci kulüplerinin iş birliğiyle Tıp Fakültesi D Amfisi’nde gerçekleşen etkinlik, öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü. Panelde, akciğer kanseriyle ilgili toplumda dolaşan yaygın yanlış inanışlar, alanında uzman hekimler tarafından bilimsel verilerle anlatılarak hastalığın güncel durumu, teşhis ve tedavi yöntemleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. "Akciğer hastalığına karsı en güçlü kalkan sigaradan uzak durmak" Öğrencilerin kulaktan dolma bilgilere değil, bilime kulak vermesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Fatma Sert, "Dünya genelindeki tabloya baktığımda, her yıl 2.5 milyon yeni vaka ve 1.9 milyon ölümle karşılaşıyoruz. Buda durumun ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemiz maalesef akciğer kanseri görülme sıklığında dünyada 7. sırada yer alıyor. Her yıl yaklaşık 41 bin vatandaşımıza yeni teşhis koyuyoruz. Özellikle kadınlarda sigara kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte vaka sayılarının yükseliş trendinde olduğunu üzülerek belirtmek isterim. Sizlerden ricam, kulaktan dolma efsanelere değil, bilime kulak vermenizdir. Bu hastalığa karşı en güçlü kalkanı size tekrar hatırlatıyorum. ‘Sigaradan uzak durun’" diye konuştu. "Elektronik sigara normal sigara kadar zararlıdır" Toplumda sıkça karşılaşılan ve sigara kullanımını meşrulaştırmaya çalışan bahaneleri net ifadelerle reddeden Doç. Dr. Fatma Sert, "’Komşum içmedi ama kanser oldu’ miti çöktü. Evet, sigara içmeyenlerde de genetik nedenlerle akciğer kanseri görülebilir, ancak bu sadece bir istisnadır. Vakaların yüzde 85-90’ı tütün kullanımıyla ilişkilidir. Bir istisnayı örnek gösterip sigarayı meşrulaştırmak, bile bile kendini büyük bir riske atmaktır. Elektronik sigaranın da halk arasında daha zararsız olduğu, kanseri etkilemediği düşünülse de normal sigara kadar zararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır" dedi. Doç. Dr. Sert, konuşmasında erken teşhisin hayat kurtarıcı önemine de dikkat çekti. "Erken tanıda yapay zekâ artık en büyük yardımcımız" Doç. Dr. Akın Çinkooğlu ise "Akciğer kanseri teşhisinde teknoloji hızla gelişiyor. Yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinin, insan gözünün atlayabileceği milimetrik nodülleri bile saptayabiliyor. Erken tanıda yapay zekâ artık en büyük yardımcımız. Hem teşhisin doğruluğunu artırıyor hem de tedavi süreçlerini kişiselleştirmemize imkân sağlıyor. Bu sayede hastalığa çok daha erken evrelerinde müdahale etme şansımız oluyor. Akciğer kanserinin artık eskisi kadar umutsuz bir tablo değildir. Kemoterapinin yerini giderek akıllı ilaçlar ve immünoterapiler alıyor. İleri evrelerde bile PD-1/PD-L1 inhibitörleri sayesinde uzun süreli yanıtlar alabiliyoruz. Akciğer kanseri artık birçok hasta için kronik bir hastalığa dönüşebiliyor ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor" diye konuştu. Etkinlik, Türk Akciğer Kanseri Derneği’nin "Bir nefes, bir yaşam. Farkındalıkla başlayalım, erken tanıyla sürdürelim" çağrısı ve etkinliği düzenleyen öğrenci gruplarının hazırladığı ‘Ne Kadar Biliyoruz?’ tarzındaki eğlenceli bilgi oyunu ile sona erdi.