SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Uzm. Dr. Filiz Mıhçı: "Çocuklarda epilepsi yüzde 80 oranında tedavi ediliyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:13 Uzm. Dr. Filiz Mıhçı: "Çocuklarda epilepsi yüzde 80 oranında tedavi ediliyor" Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, çocuklarda epilepsi hastalığının doğru tanı ve tedaviyle yüzde 70-80 oranında tamamen kontrol altına alınabildiğini ifade ederek, hatta ilaca gerek kalmadan nöbetlerin durabildiği bir hastalık olduğunu belirtti. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Nörolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "1-30 Kasım Epilepsi Farkındalık Ayı" nedeniyle çocuklarda epilepsi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Bir anne-babanın en büyük korkularından biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Çocuğunun aniden yere düşüp kasılması ya da bir anda dalıp gitmesidir. Bu tablo, çoğu zaman epilepsi (sara) hastalığıyla ilişkilendirilir. Çocuklarda epilepsi, beyindeki elektrik sinyallerinin ani ve kontrolsüz boşalmaları sonucu oluşan nöbetlerle kendini gösteren yaygın bir durumdur. İyi haber şu ki çocuklarda görülen epilepsi, doğru yaklaşımla büyük ölçüde tedavi edilebilir. Doğru tanı ve tedaviyle yüzde 70-80 oranında tamamen kontrol altına alınabilen, hatta ilaca gerek kalmadan nöbetlerin durabildiği bir hastalıktır. Özellikle nedeni bilinmeyen epilepsiler, en kolay iyileşenlerdir" dedi. "Genellikle nedeni bilinmiyor" Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve aşırı elektrik boşalmaları sonucu ortaya çıkan tekrarlayıcı nöbetler olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Tek bir nöbet epilepsi değildir; teşhis için en az iki nöbetin olması ve ateş gibi başka bir nedenin bulunmaması gerekir. Bazen genetik bir yatkınlık, bazen doğum sırasındaki oksijen eksikliği, bazen de menenjit gibi enfeksiyonlar tetikleyici olabilir. Ancak vakaların yarısından fazlasında hiçbir neden bulunmaz. Bu durum, hastalığın ‘kötü’ olduğu anlamına gelmez; tam tersine, nedeni bilinmeyen epilepsiler genellikle tedaviye daha iyi yanıt verir" şeklinde konuştu. "Epilepsi türünü nöbetlerin şekli belirliyor" Epilepsi türleri nöbet şekline göre ayrıldığını ifade eden Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Kısmi nöbetler beyinin bir bölgesinden başlar; jeneralize nöbetler ise tüm beyni etkiler. Çocuklarda sık görülenler türler şunlardır; Absence (Petit Mal): Çocuk birkaç saniyeliğine ‘donup kalır’, göz kırpıştırır. Öğretmenler ‘hayallere dalıyor’ sanabilir. Miyoklonik: Kol veya bacaklarda ani sıçramalar gerçekleşir. Toni-klonik (Grand Mal): Bilinç kaybı, kasılma ve gevşeme evreleri görülür. Epilepsi bir engel değil, yönetilebilir bir durumdur. Birçok ünlü bilim insanı, sporcu ve sanatçı epilepsiyle yaşamış ve zirveye ulaşabilmiştir. Epilepsi, çocuğun geleceğini çalmaz; yanlış bilgiler ve korku çalar. Erken tanı ve düzenli takip ile çoğu çocuk, ilaçsız ve nöbetsiz bir hayat sürebilir. Şüpheniz varsa, vakit kaybetmeden bir çocuk nöroloğuna başvurmak hayati önem taşımaktadır" diye konuştu. "Çocuklarda epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır" Tedavi genellikle ilaçlarla başladığını ve yüzde 70’i ilaçlarla tamamen kontrol altına alındığı anlatan Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "İlk ilaçla üç çocuktan ikisi tamamen nöbetsiz yaşar. Dirençli vakalarda ketojenik diyet, cerrahi müdahale veya vagus sinir stimülasyonu gibi alternatifler uygulanır. Erken teşhisle başarı oranı yüksektir" ifadelerini kullandı. Epilepsi nöbeti geçiren bir çocuğa yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Filiz Mıhçı, "Çocuğu yan yatırın, başını koruyun. Ağzına bir şey sokmayın. 5 dakikadan uzun sürerse 112’yi arayın. Saklamayın: Öğretmeni bilsin, arkadaşları ‘O bazen yıldızları sayıyor’ desin. Aşırı korumayın: Çocuğunuzu ‘hasta’ gibi büyütmeyin; futbol oynasın, ağaca tırmansın. Epilepsi değil, korku engeller. Nöbet günlüğü tutun: Not aldığınız her satır, doktorunuza büyük kolaylık sağlar. Banyoda yalnız bırakmayın. Bisiklete binerken kask ve yüzme sırasında yelek veya kolluk kesinlikle kullanın. Ateşli hastalıklarda parasetamolu erken verin; ateş nöbeti tetikleyebilir" dedi.
Çocuklarda kalp sağlığına dikkat: "Takipleri düzenli yaptıralım"
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:10 Çocuklarda kalp sağlığına dikkat: "Takipleri düzenli yaptıralım" Çocuklarda kalp sağlığına ilişkin uyarılarda bulunan uzmanlar, "Yılda 12 bin çocuk doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geliyor, erken tanı mümkün. Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların gerek anne karnında gerek doğum sonrası takiplerini düzenli olarak yaptıralım" dedi. Türkiye’de her yıl çok sayıda bebek doğumsal kalp hastalığıyla doğarken kalp hastalıkları sonradan da meydana gelebiliyor. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Damla Gökçeer Akbulut, Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Canan Yolcu da sağlıksız beslenme, hareketsizlik, obezite, gibi durumların süreç üzerine etkisine dikkat çekti. Uzmanlar, çocuklarda kalbi tehdit eden durumlara karşı bilgi verirken önemli uyarılarda bulundu. ‘Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl bin canlı doğumdan 8’inde doğumsal kalp hastalığı görebilmekteyiz’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Damla Gökçeer Akbulut, "Yılda 12 bin çocuk doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geliyor. Çeşitli nedenleri olabiliyor bazen annenin gebelikte kullandığı ilaçlar ya da diyabet gibi bir hastalığı olması, genetik rahatsızlıklar, bunlar genetik olarak kalp rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Bu hastalarda erken tanı mümkün, daha anne karnındayken fetal ekokardiyografi (anne karnındaki bebeğin kalp yapısını ve işlevini değerlendirmek amacıyla kullanılan bir tıbbi görüntüleme)yle doğumsal kalp hastalığı olan bebeklerde doğum sonrası erken müdahale yapabiliyoruz. Bazı bebekler mor doğabiliyor ancak bazılarında bu bulgular ilk ay içinde gelişebiliyor" dedi. "Müdahale edilmediğinde yaşamsal olabilecek sorunlarla karşılaşabiliyoruz, hasta kaybedilebiliyor" Uzm. Dr. Gökçeer Akbulut ise, "Ailede daha önceden tanısı olmayan doğumsal kalp hastalığı olan bir bebek olduğunda hızlı nefes alıp verme, morarma ya da emerken soğuk terleme gibi bulgular varsa mutlaka çocuk hekimi kontrolünde bir çocuk kardiyoloğuna hızlıca yönlendirilmesi lazım. Doğar doğmaz müdahale edilmediğinde yaşamsal olabilecek sorunlarla karşılaşabiliyoruz, hasta kaybedilebiliyor. Anne karnında olmuyorsa da doğar doğmaz ekokardiyografi yaparak tanısını koymak mümkün. Hastalarda viral enfeksiyon ve kış döneminde RSV virüsü, ilk 2 yaştaki çocuklarda sık gördüğümüz bir viral enfeksiyon, sezonuna girmiş bulunmaktayız. Doğumsal kalp hastalığı olan çocuklarda ekim, mart ayları arasında mutlaka RSV aşılaması yapılmasını tavsiye ediyorum. İnfluenza dediğimiz belirtiler varsa ya da covid sonrası miyokardit dediğimiz kalp kası iltihabı görebiliyoruz. Çok ciddi boyutlarda şok tablosu dediğimiz tansiyon düşüklüğü, taşikardi dediğimiz nabız hızlanması ve solunum yetersizliği bulguları, hastada ödem artışı, hızlı nefes alıp verme gibi bulgularla yoğun bakım yatışı gerektirebiliyor. Kalp hastası olduğundan emin olduğumuz bir çocukta yıllık aşılamalarına influenza açısından devam edilmesini öneriyoruz" diye konuştu. "Varsa enerji içeceği kullanımının önüne geçilmesini tavsiye ediyorum" "Günümüzde ekran maruziyetinin, paketli gıdaların tüketiminin artması hareketsizlikle birlikte obezite yaygın bir sorun oluşturmakta" diyen Uzm. Dr. Gökçeer Akbulut, "Özellikle sık göğüs ağrısı ve çarpıntı yaşayan çocuklarda ritim bozukluğu da varsa kafein tüketiminin sınırlandırılması, varsa enerji içeceği kullanımının önüne geçilmesini tavsiye ediyorum. Özellikle gazlı içecekler tüketilmemesini öneririm sadece kalp damar sağlığı açısından değil, diğer organ yağlanmaları, içerdiği ek koruyucu maddeler yönünden genel sağlık sorunu da oluşturabilmektedir. Spora katılım öncesi bir fizik muayene yapılması, ailede risk faktörü varsa ya da çocukta üfürüm duyulmuşsa mutlaka bir kardiyoloji kontrolünden geçirilmesi önerilir. Bir kardiyoloji hekimi muayenesi sonrası spora başlaması uygun olacaktır. Periyodik aralıklarla yürüyüş yapılmasını öneririm. Genel olmamakla beraber altta yatan bir kalp sorunu olduğu bilinmeyen bir çocukta, enerji içeceği kullanımı sonrası adrenalin deşarjı artacağı ve kalp kasının aniden daha fazla oksijen tüketmesine yol açacağı için ani kalp krizi riski taşıyabilmektedir. Altta yatan sorun bilinmediyse daha yaşamsal sıkıntılar gelişebilir. Sağlıklı beslenelim, yürüyüşümüzü ihmal etmeyelim. Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların gerek anne karnında gerek doğum sonrası takiplerini düzenli olarak yaptıralım. Sadece yağlı değil aynı zamanda şekerli ürünler de yağa dönüşerek kalp ve damar sağlığını bozabilmektedir" şeklinde konuştu. "Sağlıklı beslenmeye özen gösterelim, hareketsiz yaşama dur diyelim" Çocukların fast food vs. gibi tüketimler yerine sağlıklı besinlerle beslenmesi, hareketsiz kalmaması gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Canan Yolcu, "Biz aileler de herhalde çocuklarımızla çok fazla çatışmak istemiyoruz. Onların dediklerini yapan oluyoruz ve netice istemediğimiz, bu kötü sonuçlarla karşılaşıyoruz. Yağ oranları çok fazla sadece diyete bağlayamayız, tuzlu gıdalar alıyorlar, katkı maddesi içeren gıdalar da tabi etkileyebiliyor. Eşlik eden komorbidite dediğimiz durumların da olması ama en başta altını çizeceğimiz durumsa; birtakım hastalıkların ailesel, kalıtımsal özellikler göstermesi özellikle kan lipit oranlarının çok yüksek olmasına dikkat çekmek isterim. Covid döneminde MİS-C dediğimiz hastalarla karşılaştık, kawasaki hastalığına çok benziyordu. Her ağrı önemli olmayabilir ama ağrının karakteri gerçekten önemli. Ağrı uzun sürüyorsa 15 dakikanın üzerine çıkıyorsa sol tarafta başlıyor; sol kola, boyuna, çeneye yayılırsa ezici, sıkıştırıcı bir ağrıysa, altta yatan birtakım hastalıkları varsa çocuk daha önceden kawasaki hastalığı geçirmişse ailesel tromboza yatkınlık, hiperkolesterolemi (Kolesterolün kanda normalden fazla düzeylerde olması), farklı ilaç kullanımları varsa tabi ki dikkatli kontrollere gitmesi lazım. Bu tür ağrıları göz ardı etmemesi lazım. Göğüs ağrısının daha çok çocuklarda kalp dışı nedenli olduğunu biliyoruz. En çok kas, iskelet, gastrointestinal sistem, solunum sistemi hastalıkları izleyebilir. Nedeni belli olmayan bir grup da var. Acil muayenede bir üfürüm duyulmuşsa zaten hekim arkadaşımız çocuk kardiyoloji polikliniğine yönlendiriyordur. Ailelerimizi de uyarmak istiyorum; size söylendiğinde lütfen gidiniz, üzerine düşünüz. Sağlıklı beslenmeye özen gösterelim, sedanter yaşama dur diyelim" dedi.
Bakan Yumaklı: "Son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir"
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:50 Bakan Yumaklı: "Son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir" dedi. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürününün ele geçirildiğini açıkladı. Tarihi geçmiş ürünleri ucuza toplayıp piyasaya satmaya çalışanlara ekiplerin göz açtırmadığını belirten Yumaklı, işletmelerin mühürlendiğini ve ürünlere imha edilmek üzere el konulduğunu bildirdi. "Son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir" Bakan Yumaklı, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tarihi geçmiş ürünleri ucuza toplayıp, tekrar piyasaya satmaya çalışan gıda sahtekarlarına ekiplerimiz göz açtırmadı. İzmir’de sağlıksız şartlarda depolanan ve son tüketim tarihi geçmiş yaklaşık 30 ton gıda ürünü ele geçirilmiştir. Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüğü ekiplerimizin ‘Alo 174 Gıda’ hattına gelen ihbar üzerine yaptığı denetimde ürünlerin STT/TETT bilgilerinin silinip yeniden basılmaya çalışıldığı tespit edilmiş; işletme mühürlenmiş, ürünlere imha edilmek üzere el konulmuş, sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için Bakanlığımız, yerel yönetimlerimiz ve ilgili kurumlarımızla iş birliği içinde kararlılıkla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."
Yaşlı kadın omurga kırığı ameliyatı sonrası yeniden yürümeye başladı
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41 Yaşlı kadın omurga kırığı ameliyatı sonrası yeniden yürümeye başladı Kahramanmaraş’ta 74 yaşındaki kadın hasta, omurga kırığı nedeniyle gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden yürümeye başladı. Kahramanmaraş’ta yaşayan 74 yaşındaki Hüsne Deligönül, omurgasında kırıklar nedeniyle yürüyemez oldu. HG Hospital’da beyin ve sinir cerrahinde tedaviye alınan hastanın karaciğer ve akciğer problemleri ile anestezi açısından riskler taşıdığı öğrenildi. Yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı kadın sağlığına kavuştu. Hastaya yerleştirilen platinlerin ardından fizik tedavi süreci başlatıldı ve hastanın kısa sürede ayağa kalktığı öğrenildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, "Teyzemiz 74 yaşında bize omurga kırığı olarak gelmişti ve teyzemizin daha öncesinden anestezi açısından, ameliyata açısından riskleri vardı. Karaciğerde sorunu, akciğerde sorunları ve kemik yapısı ile ilgili sıkıntıları bulunuyordu. Omurgası kırık olduğu için anestezi doktorumuzla birlikte ameliyata aldık. Ameliyattan sonra platinlerini yerleştirdik ve fizik tedavi ile beraber rahatlıkla yürümesini sağladık" dedi. İyileşen Hüsne Deligönül ise, "Hocamın yanına geldikten sonra dört dörtlük oldum. Olmadım desem yalan konuşurum. Allah razı olsun. Çok şükür rahatsızlığım vardı, geldim ameliyat oldum, düzeldim. Rabbim onun ellerine daha çok kuvvet versin, benim gibi insanları kurtarsın" diye konuştu.
"Kapalı oyun alanları riskli olabilir"
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41 "Kapalı oyun alanları riskli olabilir" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Havalar soğuk, hastalıklar arttı. Kapalı oyun alanlarına yoğun ilgi gösterince hastalık durumu dezavantaja dönüyor. Kış aylarında kapalı oyun alanları riskli olabiliyor. Ayrıca şu anda doğru beslenme, uyku düzeni ve el hijyeni çok önemli. Çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. En önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalı" dedi. Liv Hospital Samsun’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, kapalı oyun alanlarına gösterilen yoğun ilgiden ötürü uyarıda bulundu. Soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Çebi, "Kış tüm anne babaların çocukları için korkulu rüya, okul döneminde birçoğumuz hastanelerin yolunu tuttu. Şu an kapalı oyun alanlarından uzak durmakta fayda var, açık alanlar doğa yürüyüşleri daha sağlıklı. Ek olarak çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız ve en önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. El yıkama alışkanlığı biz büyüklerde de çoğu hastalığı önlemekte, mikroplardan bizleri uzak tutmaktadır. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalıdır" diye konuştu. Çocuklarımızın düzenli, dengeli, doğal ve mevsimine göre beslenmesinin bağışıklık sistemi için çok önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Çebi, şunları söyledi: "Sebze ve meyveleri mevsimine göre tüketirsek hormonlu gıdalardan uzak durmuş oluruz. Bazı ilaçlar hakikaten sihirli dokunuşlar yapabilir. Doktor kontrolü ve önerisiyle alınan takviye vitaminler önerilerimiz arasındadır. Örneğin beta glukan içeren ilaçlar soğuk algınlığına karşı direnci arttırabilir ve artık her eczanede kolayca ulaşılabilir. Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin destekleri ve çeşitli ilaçlardan fayda görebilirsiniz. İdeali bu ilaçları 2 yaş ve üzerine kullanmaktır. Özel durumu olan, örneğin alerjik çocuklar için koruyucu ilaçlar dediğimiz birtakım ilaçlar astım ya da solunum sıkıntısı ataklarını azaltacaktır. Doktorunuzun düzenlediği şekilde bunları kullanırsanız acile taşınmalarınız azalacaktır. Öksürüklerimize kış boyunca ayva yaprağı ve ıhlamurları hazır tutalım, zararı yok, faydası çoktur. Karıştırıp demlersek içimi hoştur. Yine doğal öksürük şurubumuzun tarifi; bir turp tane karabiber ve balı içeren tariftir. Turp sebzesini oyup dibine tane karabiberi koyalım, içine balı döküp bir geniş kaba koyalım. Sabah kalktığımızda doğal öksürük şurubumuz hazır, günde 3 - 4 tatlı kaşığı verebilirsiniz. Tabi 1 yaşın altına vermiyoruz çünkü bal ile hazırlıyoruz. Bir de burnundan akıntı eksik olmayan, gece burun tıkanıklığından uyuyamayan çocuklar için önerimizde var. Bir soğanı soyun ve 4’e bölün. Yatağın başucuna asın, bir nebze akıntıyı hafifletir. İçinize sinmeyen her durumda, uykuyu bölen öksürük, 1 haftayı geçen grip nezle halinde mutlaka doktora başvurun. İlerlemeden hastalığın tedbirini alalım. Tedbirimizi aldığımız takdirde gelecek olan kıştan korkmamıza gerek yoktur."
Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41 Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor" Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, "Pankreas kanseri çok sinsi bir hastalık. Genelde hastalar doktora başvurduğunda ilerlemiş evrede oluyor" dedi. Vücudun sindirim ve kan şekeri dengesini sağlayan önemli bir organ olan pankreasta gelişen pankreas kanseri çoğu zaman sarılık, kilo kaybı, iştahsızlık ve sırt ağrısı gibi belirtiler ile ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre pankreas kanseri, tüm kanserler arasında ölüm oranı en yüksek türlerden biri ve vakaların yaklaşık yüzde 80’i ileri evrede teşhis ediliyor. Sigara kullanımı, obezite, aile öyküsü ve uzun süreli diyabet hastalığı ise risk faktörleri arasında öne çıkıyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerlediği için erken dönemde tespit edilmesinin oldukça zor olduğunu belirtirken, özellikle 50 yaş üzeri bireylerin rutin kontrolleri aksatmamasının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, pankreas kanserinin erken belirtilerinin genellikle fark edilmediğini belirterek, hastalığın tanı konulduğunda genellikle ileri evrede olduğunu söyledi. "Nedensiz kilo kaybına dikkat" Prof. Dr. Yağmur, dünya genelinde her yıl 250-300 bin kanser olgusunun tespit edildiğini, pankreas kanserinin erkeklerde 4. sırada yer aldığını belirterek, "Pankreas, karnın arka duvarına yakın uzun bir organ. Nedensiz kilo kaybı, sarılık ve büyük abdest renginde değişim, ilk uyarıcı belirtiler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğunu ifade ederken Prof. Dr. Yağmur, pasif içiciliğin de risk oluşturduğunu söyledi. Yağmur; "Asbest işçileri, obezite, alkol kullanımı, diyabet ve pankreas bezinin kronik iltihapları olanlar ile ağır sanayi işletmelerinde çalışanlar da risk grubunda. Hastalar doktora başvurduğunda yüzde 70-80 cerrahi müdahale mümkün olmuyor. Sadece yüzde 15-20’lik grup ameliyat edilebilir durumda oluyor. Bu alandaki yeni bilimsel gelişmeler de dikkat çekici. Gerek cerrahi gerekse diğer tıbbi yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde pankreas kanserinde sağkalım oranı giderek artıyor. Aynı zamanda hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Bu kanserin tedavisi pek çok kanser türünde olduğu gibi, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi tedavi başarısını yükselten çok önemli bir faktör" diye konuştu. Pankreas ameliyatlarının vücudun en kompleks operasyonlarından biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağmur, erkeklerde daha sık görülen hastalığın, son yıllarda artan sigara kullanımına bağlı olarak kadınları da risk grubuna soktuğunu belirtti.
Sessizce biten ilişkilerin sayısı her geçen gün artıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41 Sessizce biten ilişkilerin sayısı her geçen gün artıyor Eskişehir’de Psikolog Nazlı Ağın, dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyerek, "Sessiz ayrılık ve ghosting, modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak, ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" dedi. Psikolog Nazlı Ağın, günümüzde yeni kopuş biçimleri olarak öne çıkan ‘sessiz ayrılık’ ve ‘ghosting’ hakkında bilgilendirmede bulundu. Dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyen Psikolog Ağın, "Bir yanda ağır ağır sönen bağlar, diğer yanda bir anda kapanan iletişim kanalları sessiz ayrılık ve hepimizin sosyal medyada da sıklıkla denk geldiği bir terim olan ghosting, günümüzün en yaygın kopuş biçimleri haline geldi" şeklinde konuştu. "Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" Psikolog Ağın, "Sessiz ayrılık, ilişkiye yapılan duygusal yatırımın zamanla azaltılmasıyla ortaya çıkıyor. Konuşmalar yüzeysel hâle geliyor, yakınlık azalıyor, gelecek planları belirsizleşiyor. Partnerlerden biri çoğu ‘Bir şey değişti ama ne?’ duygusunun içinde kalıyor. Ortada resmi bir bitiş yok ama duygu çoktan tükenmiş oluyor. Ghosting ise, çok daha sert bir kopuş ve görmezden gelme hali. Kişi hiçbir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesiyor. Mesaj yok, arama yok, açıklama yok. Bu davranış çoğunlukla yüzleşme kaygısından, çatışmadan kaçma eğiliminden ve terk edilmeye yönelik duyulan kaygıdan besleniyor. Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı" Her 2 davranışın da ortak noktasının kaçınma olduğunu vurgulayan Psikolog Ağın, sözlerine şöyle devam etti: "Sessiz ayrılık düşük dozda, ghosting ise yüksek dozda kaçınma stratejisi. Ortada cesaret gerektiren bir konuşmayı yapmaktan, olumsuz duygularla yüzleşmekten kaçınmak var. Peki neden bu kadar yaygınlaştı? Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı. Kaçıngan bağlanma stilleri daha görünür oldu. Bir de ’alternatif bolluğu’ algısı var. Giderse yenisi gelir düşüncesi, ilişkileri yüzeyselleştiriyor. Sonuçta en küçük çatışmaya bile tahammül azalıyor." "Belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri" Bu kopuş biçimlerinin neden bu kadar yaralayıcı olduğunu anlatan Psikolog Nazlı Ağın, "Çünkü belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri. Açıklama olmadığında kişi kendini, ilişkisini ve değerini sorgulamaya başlıyor. ‘Neyi yanlış yaptım?’, ‘Bir anda neden yok oldu?’, ‘Ben mi anlamadım?’ gibi soruları kendine sormaya başlıyor. Bu yüzden sessiz ayrılık da ghosting de kişinin kendiliğine dair algısı üzerinde zedelenmelere yol açabiliyor" şeklinde konuştu. "İlişkide erken sinyalleri fark etmek önemli" ‘Sessiz ayrılık ve ghosting ile ilgili ne yapılabileceğini de anlatan Psikolog Ağın, "İlişkide erken sinyalleri fark etmek, duyguları açıkça konuşmak ve belirsizliğin oluşturduğu yükü tek başına taşımamak gerekir. Ghostinge maruz kalan kişinin de bunun kendi değerinden çok karşı tarafın içsel süreçleriyle ilgili olduğunu bilmesi önemli. Bunun yanında gerektiğinde profesyonel bir destek alınabilir. Sonuç olarak, sessiz ayrılık ve ghosting modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" diyerek sözlerini sonlandırdı.
Omurga kırığı ameliyatı sorası yeniden yürümeye başladı
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:34 Omurga kırığı ameliyatı sorası yeniden yürümeye başladı Kahramanmaraş’ta 74 yaşındaki kadın hasta, omurga kırığı nedeniyle gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden yürümeye başladı. Kahramanmaraş’ta yaşaya 74 yaşındaki Hüsne Deligönül, omurgasında kırıklar nedeniyle yürüyemez oldu. HG Hospital’da beyin ve sinir cerrahinde tedaviye alınan hastanın karaciğer ve akciğer problemleri ile anestezi açısından riskler taşıdığı öğrenildi. Yapılan tetkikler sonucu ameliyata alınan yaşlı kadın sağlığına kavuştu. Hastaya yerleştirilen platinlerin ardından fizik tedavi süreci başlatıldı ve hastanın kısa sürede ayağa kalktığı öğrenildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun, "Teyzemiz 74 yaşında bize omurga kırığı olarak gelmişti ve teyzemizin daha öncesinden anestezi açısından, ameliyata açısından riskleri vardı. Karaciğerde sorunu, akciğerde sorunları ve kemik yapısı ile ilgili sıkıntıları bulunuyordu. Omurgası kırık olduğu için anestezi doktorumuzla birlikte ameliyata aldık. Ameliyattan sonra platinlerini yerleştirdik ve fizik tedavi ile beraber rahatlıkla yürümesini sağladık" dedi. İyileşen Hüsne Deligönül ise, "Hocamın yanına geldikten sonra dört dörtlük oldum. Olmadım desem yalan konuşurum. Allah razı olsun. Çok şükür rahatsızlığım vardı, geldim ameliyat oldum, düzeldim. Rabbim onun ellerine daha çok kuvvet versin, benim gibi insanları kurtarsın" diye konuştu. (HLL-HİV-
Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor"
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:28 Uzmanı pankreas kanserine karşı uyardı: "Artan sigara kullanımı riski yükseltiyor" Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, "Pankreas kanseri çok sinsi bir hastalık. Genelde hastalar doktora başvurduğunda ilerlemiş evrede oluyor" dedi. Vücudun sindirim ve kan şekeri dengesini sağlayan önemli bir organ olan pankreasta gelişen pankreas kanseri çoğu zaman sarılık, kilo kaybı, iştahsızlık ve sırt ağrısı gibi belirtiler ile ortaya çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre pankreas kanseri, tüm kanserler arasında ölüm oranı en yüksek türlerden biri ve vakaların yaklaşık yüzde 80’i ileri evrede teşhis ediliyor. Sigara kullanımı, obezite, aile öyküsü ve uzun süreli diyabet hastalığı ise risk faktörleri arasında öne çıkıyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerlediği için erken dönemde tespit edilmesinin oldukça zor olduğunu belirtirken, özellikle 50 yaş üzeri bireylerin rutin kontrolleri aksatmamasının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özgür Yağmur, İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Prof. Dr. Yağmur, pankreas kanserinin erken belirtilerinin genellikle fark edilmediğini belirterek, hastalığın tanı konulduğunda genellikle ileri evrede olduğunu söyledi. "Nedensiz kilo kaybına dikkat" Prof. Dr. Yağmur, dünya genelinde her yıl 250-300 bin kanser olgusunun tespit edildiğini, pankreas kanserinin erkeklerde 4. sırada yer aldığını belirterek, "Pankreas, karnın arka duvarına yakın uzun bir organ. Nedensiz kilo kaybı, sarılık ve büyük abdest renginde değişim, ilk uyarıcı belirtiler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Sigara kullanımının hastalığın önde gelen nedenlerinden biri olduğunu ifade ederken Prof. Dr. Yağmur, pasif içiciliğin de risk oluşturduğunu söyledi. Ayrıca Yağmur, "Asbest işçileri, obezite, alkol kullanımı, diyabet ve pankreas bezinin kronik iltihapları olanlar ile ağır sanayi işletmelerinde çalışanlar da risk grubunda. Hastalar doktora başvurduğunda yüzde 70-80 cerrahi müdahale mümkün olmuyor. Sadece yüzde 15-20’lik grup ameliyat edilebilir durumda oluyor. Bu alandaki yeni bilimsel gelişmeler de dikkat çekici. Gerek cerrahi gerekse diğer tıbbi yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde pankreas kanserinde sağkalım oranı giderek artıyor. Aynı zamanda hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Bu kanserin tedavisi pek çok kanser türünde olduğu gibi, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi tedavi başarısını yükselten çok önemli bir faktör" diye konuştu. Pankreas ameliyatlarının vücudun en kompleks operasyonlarından biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağmur, erkeklerde daha sık görülen hastalığın, son yıllarda artan sigara kullanımına bağlı olarak kadınları da risk grubuna soktuğunu belirtti.
Uzm. Dr. Duman’dan damar hastalıkları ile ilgili uyarılar
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:06 Uzm. Dr. Duman’dan damar hastalıkları ile ilgili uyarılar Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ayhan Duman, yeni cihazlar ve gelişmiş yazılım altyapısıyla birlikte damar hastalıklarında erken tanı oranlarının belirgin şekilde arttığını söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, modern görüntüleme teknolojilerini güçlendirme çalışmaları kapsamında Doppler Ultrasonografi uygulamalarını ileri seviyeye taşıdı. Dr. Duman, "Doppler ultrasonografi, ses dalgaları kullanılarak kan akımının yönü ve hızını ölçmeye yarayan, radyasyon içermeyen gelişmiş bir görüntüleme yöntemidir. Özellikle son yıllarda daha net görüntü sağlayan yüksek çözünürlüklü prob teknolojileri sayesinde birçok hastalığın tanısında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yöntemle yalnızca damar yapısı görüntülenmiyor, aynı zamanda kan akımının nasıl ilerlediği, daralma, tıkanıklık veya pıhtı gibi durumlar da ayrıntılı olarak değerlendirilebiliyor" dedi. "Erken tanı, tedavide fark oluşturuyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ayhan Duman, Doppler ultrasonografinin kullanım alanlarının her geçen gün genişlediğini belirterek, "Doppler ultrasonografi, damar sağlığının aydınlatılmasında vazgeçilmez bir yöntemdir. Bacak damarlarında pıhtı şüphesi olan hastalarda dakikalar içinde tanı koymamızı sağlıyor. Atardamar darlıkları, karotis (boyun damarları) hastalıkları, varisler, böbrek damar darlıkları gibi birçok kritik durumda hızlı teşhis koyarak tedavi sürecini çok daha etkili yönetebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Dr. Duman, yöntemin özellikle gebelikte büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bebeğin ve plasentanın kan akımının değerlendirilmesinde güvenilir ve zararsız bir yöntem olduğu bilgisini de ekledi. Dr. Duman, "Doppler ultrasonografi biriminde kullanılan yeni nesil cihazların daha yüksek çözünürlük ve daha hassas ölçüm imkanı sunduğunu belirtti. Bu sayede hem arteriyel hem venöz sistemin çok daha detaylı incelenebildiği ifade edildi" şeklinde konuştu. Dr. Duman, hastanede yapılabilen Doppler ultrasonografi çeşitlerinden bazılarını sıralayarak, "Venöz Doppler: Derin ven trombozu (DVT) tespiti. Arteriyel Doppler: Damar darlıkları, akım bozuklukları. Karotis (Boyun) Doppleri: İnme riskinin değerlendirilmesi. Renal Doppler: Böbrek damar darlıkları. Obstetrik Doppler: Gebelikte fetal ve plasental akım analizi. Portal - Hepatik Doppler: Karaciğer damar sistemi incelemeleri" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi, Doppler ultrasonografi için hızlı randevu olanağı sunduğunu ve tetkiklerin büyük kısmında sonuçların aynı gün içinde Uzm. Dr. Ayhan Duman tarafından değerlendirildiğini duyurdu.