Son Dakika
|
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Oyun alanı savaş alanına döndü: O anlar kamerada
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran, Tel Aviv’i vurdu: 6 yaralı
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Irak’ta Haşdi Şabi'ye ABD-İsrail saldırılarına karşılık verme yetkisi
’Yenidoğan Çetesi’ davasının 8’inci duruşmasının görülmesine devam edildi
Kaan Kundakçı cinayetinde Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun gözaltına alındığı anlar kamerada
İran Milli Takımı kamp için Antalya’ya geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazak mevkidaşı Tokayev ile görüştü
MSB: Ağrı’da 1 asker şehit oldu
Pakistan Başbakanı Şerif: "ABD-İran görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazırız"
SAĞLIK
Veremin tanısı kolay, tedavisi ucuz, ihmali ise ölümle sonuçlanabiliyor
24 Mart 2026 Salı - 16:56:58
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Şahin, "144 yıl önce Robert Koch tarafından M. Tuberculosis Basilinin keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart ‘Dünya Tüberküloz Günü’ olarak anılmaktadır" dedi. Verem hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Özşahin, "Verem mikrobik bir hastalıktır. Tanısı kolay, tedavisi ucuz ve ülkemizde parasızdır. Hastalık kesin olarak tedavi edilebilmektedir. Ancak yine de dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi verem olmakta ve bunların 1/4’ü bu hastalıktan ölmektedir. Yoksulluk, sağlık alt yapısının olmayışı, sağlık personeli eksikliği vb. bu sorunun nedenleridir" diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verem hastalığı için 1993 yılında acil durum ilan ettiğine ve Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisini geliştirdiğine dikkat çeken Özşahin, "Balgam incelemesine dayalı kesin tanı, düzenli sağlanan ilaçlar ile en az 6 ay süre tedavi, ilaçların hastaya gözetim altında yutturulması ve uygun bir kayıt kontrol sistemi, bu stratejinin bileşenleridir. DSÖ’nün hedefi 2050 yılında tüberkülozdan arınmış bir dünyaya kavuşmaktır" dedi. Ülkemizde her yıl, her 100 bin kişiden yaklaşık 15’inin vereme yakalandığının altını çizen Özşahin, "Bu hastalar Verem Savaş Dispanserlerinin takibinde tedavi edilmektedir. Ülkemizde nüfus hareketlerinin yoğunluğu bu sorunun günümüzde ve ileride kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Öksürük, balgam çıkarma, iştahsızlık, zayıflama, terleme gibi yakınmaları olan hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmaları tanı ve tedavideki ilk basamaktır" ifadelerini kullandı.
24 Mart 2026 Salı - 16:18
Sinop’ta sağlıkta kalite ve denetim masaya yatırıldı
Sinop’ta, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı başkanlığı tarafından çevrim içi olarak gerçekleştirilen "Yönetimin Gözden Geçirmesi Toplantısı"nda, sağlık hizmetlerinde kalite standartları ve denetim süreçleri ele alındı. Sinop İl Sağlık Müdürlüğü, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile yürütülen programlar kapsamında ilaç güvenliği ve denetim faaliyetlerinin değerlendirildiği üst düzey toplantıya katıldı. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı başkanlığında çevrim içi olarak gerçekleştirilen "Yönetimin Gözden Geçirmesi Toplantısı"nda, sağlık hizmetlerinde kalite standartları ve denetim süreçleri ele alındı. Dünya Sağlık Örgütü ile ortaklaşa yürütülen program çerçevesinde; ecza deposu ve eczane denetimleri, klinik araştırmalar ve ilaç güvenliğini kapsayan farmakovijilans faaliyetleri detaylı bir şekilde değerlendirildi. Toplantıya Sinop’u temsilen İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Arslan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, Başkan Yardımcısı Dr. Aslı Kavizade, Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Hatice Demir Boz ve İl Kalite Koordinatörü Hacer Kaçmaz katıldı. Toplantıda, yerelde yürütülen denetim faaliyetlerinin uluslararası standartlarla uyumu ve ilaç takip sistemlerindeki son durumun titizlikle takip edildiği vurgulandı.
24 Mart 2026 Salı - 16:11
Sinop’ta veremden korunma yolları anlatıldı
Sinop’un Durağan ilçesinde 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla hastanede bilgilendirme standı açılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Sinop’un Durağan ilçesinde, 24 Mart Dünya Tüberküloz (Verem) Günü kapsamında toplum sağlığını korumaya yönelik anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Durağan Şehit Hakan Tanrıkulu Devlet Hastanesi yönetimi ve sağlık personeli, "Veremsiz Bir Türkiye" hedefiyle hastane içerisinde bilgilendirme standı açtı. Hastanenin ana hizmet binasında kurulan stantta, sağlık görevlileri tarafından gün boyu hasta, hasta yakınları ve hastane personeline tüberküloz hastalığı hakkında detaylı bilgiler verildi. Hazırlanan bilgilendirme broşürleri dağıtılarak; hastalığın belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri tek tek anlatıldı. Etkinlikte, tüberkülozun hala küresel bir sağlık sorunu olduğu ancak doğru tedavi ve erken teşhisle tamamen iyileşebileceği vurgulandı. Hastane yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "Amacımız; toplumda verem hastalığına karşı bilinç oluşturmak, erken tanı ve tedavinin hayati önemini vatandaşlarımıza aktarmaktır" denildi.
24 Mart 2026 Salı - 16:03
Balıkesir’de kan bağışına ilgi arttı
Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde Ramazanda düşen kan bağışı, bayram sonrası normale döndü. Bayram ertesi Cumhuriyet Meydanında konuşlanan Türk Kızılayı Kan Bağışı otobüsünü dolduran vatandaşlar kan verirken, kan bağışının yararına inandıklarını söyledi. Türk Kızılayı ekipleri ilgiden memnun olurken, Ramazan da günlük 15-20 dolayında olan bağışın bayram sonrası 50’yi bulduğunu açıklandı. Öte yandan kan veren vatandaşlarda, kan vermenin sağlık kazandırdığını kaydetti. Kan vermeye devam edeceğini kaydeden 55 yaşındaki Selahattin Karakuş, " 23 seferdir kan veriyorum. Kan vermeye devam edeceğim. Kan verince rahatlıyorum. Milletimize devletimize yararım dokunsun. Yani faydam dokunsun. Kan vermeye devam edeceğim. Teşekkür ederim" dedi. 22 yaşındaki Deniz Demir de, " İlk kez kan veriyorum. İnsanların kan bağışı yapmasını tavsiye ediyorum. Kan bağışı hayat kurtarır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mart 2026 Salı- 09:41
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası
2
24 Mart 2026 Salı- 10:38
Dokuz Eylül Üniversitesi Diş Sağlığı Merkezi yeşil kartlı hasta kabulüne başladı
3
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
4
24 Mart 2026 Salı- 11:36
Öğrencilere verem hastalığı anlatıldı
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
14 Aralık 2025 Pazar - 09:51
Nefes darlığı hastalığına dikkat
Nefes darlığı rahatsızlığı, dikkat edilmesi gereken hastalıklardan biri olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, önemsenmeyen nefes darlığının, zamanla daha ciddi rahatsızlıklara sebep olabileceğini söyledi. Nefes darlığı, kişinin efor sırasında zorlanma veya daha fazla hava ihtiyacı duyması ile tanımlanır. Fiziksel etkinlikleri kısıtlayan nefes darlığı hayat kalitesini olumsuz olarak etkilediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, "Tıp dilinde ’dispne’ olarak tabir edilen nefes darlığı, nefes alamama ya da nefes daralması şeklinde ortaya çıkar. Kişi sanki tam nefes alamıyormuş gibi hisseder. Nefes darlığı akciğer ve kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden tedavi yöntemleri farklılık gösterir. Kişi nefes darlığını yürüme ya da merdiven çıkma gibi durumlarda zorlanma, hava alma isteği artması veya geçmişe göre daha fazla güç harcama, yeterince hava alamama şeklinde görülür. Nefes darlığı, daha ciddi hastalıklara sebep olabileceğini için mutlaka bir sağlık kuruluşuna, hekime görünülmesi önemlidir" dedi. Hava yollarının daralması sebebiyle nefes almada güçlük çekilmesine yol açan ve yaşam boyu süren ataklar ile hastanın yaşam kalitesini düşüren astım, dünyada 300 milyon insanı etkisi altına aldığını ifade eden Gülay Kaplan, "Astım ataklarını en aza indirebilmek için öncelikle bu hastalığı tetikleyen etmenlerden kurtulmak gerekir. Astımın en yaygın belirtilerinin başında ise nefes darlığı ve öksürük gelir. KOAH ise istatistiklere göre dünyada ölüme yol açan hastalıklar arasında 4. sırada yer alıyor. İlerleyici ve geri dönüşümü olmayan bu akciğer hastalığı önlenebilir ve tedavi edilir. Ancak KOAH’ın bu denli ciddi mortalite rakamlarına ulaşmasının başlıca sebebi sigaradır. Aynı zamanda hastalığın teşhisinde yaşanan gecikmeler de ölüm oranlarını artırmaktadır. İnsanlar nefes darlığı ya da öksürüğü ciddiye almadan yaşamlarına devam ederler. Ancak bir zaman sonra KOAH fazlasıyla ilerlemiş olur ve tedavi edilemez bir hal alır" diye konuştu. Akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımlanan zatürre öncelikle bakteriler olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Kaplan, "Zatürre ilk olarak öksürükle birlikte kendini gösterir. Diğer belirtileri ise kirli ve iltihaplı balgam, halsizlik, iştahsızlık, ateş, üşüme, titreme, bulantı, kusma, baş ağrısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır. Göğüs ağrısı ve nefes darlığının yaşandığı durumlarda akla öncelikle göğüs boşluğuna iltihabi bir sıvının biriktiği ihtimali gelir. Erken teşhis ve tedavi ile hasta eski sağlığına kavuşabilir. Kalp her attığında kasılıp gevşeyen ve vücuda kan pompalayan bir kastır. Kalp kası görev bakımından düz kaslar gibi çalışır ancak yapı olarak çizgili kaslara benzer. Yani isteğe bağlı kasılmaz. Kalp yetmezliği genellikle kalp krizi, kalp damar hastalıkları ya da yüksek tansiyon gibi hastalıklar yüzünden kalp kasının zarar görmesinden kaynaklanır. Kalp yetmezliğinin başlıca belirtisi ise nefes darlığıdır. Diğer belirtileri ise öksürük, iştahsızlık, yorgunluk, ödem, çarpıntı, kilo alımı ve geceleri sık idrara çıkmadır. Bunun gibi, hastalık derecesine varan şişmanlık olarak tanımlanan obezitenin belirtileri arasında ilk sırada nefes darlığı yer almaktadır" şeklinde konuştu.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:35
Doç. Dr. Ali Erdoğan: "Kumar bağımlılığı gelir düzeyi tanımıyor"
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, son yıllarda kumar bağımlılığının arttığını belirterek "Kumar bağımlılığı her gelir düzeyindeki vatandaşımızı etkileyebilecek bir bağımlılık" dedi. Türkiye’de son dönemlerde kumar ve yasa dışı bahis özellikle çocuklar ve gençler arasında giderek büyüyen bir risk alanı haline geldi. Özellikle 16-18 yaş grubundaki gençlerde bahis oynama sıklığı her geçen gün artıyor. Kumar bağımlılığının maddi kayıpla beraber kişinin psikolojisini de bozduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Son yıllarda kumar bağımlılığının hızla arttığını gözlemlemekteyiz. Kumar bağımlılığı ülkemizde hızla artan çok önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son dönemde psikiyatri polikliniklerine başvuran kumar bağımlısı bireylerin sayısı hızla artmakta ve kumar nedeniyle bu kişiler çok önemli sorunlar yaşamaktadır" dedi. "Ülkemiz açısından önemli bir sorun" Kumar bağımlılığından korunmak için kişilerin sosyal ve aileleri ile etkileşim içerisinde olması ve spor aktivitelerine önem vermesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Kumar bağımlılığında özellikle ailelerin parçalanması, depresyon, anksiyete, büyük kayıplar ve bu kayıplar sonrası intihar davranışları sık olarak gözlemlediğimiz psikiyatrik sorunlar. Bu yüzden de bu konu ülkemiz açısından önemli bir sorun. Kumar bağımlılığından korunmak için yapmamız gereken çeşitli davranışlar uygulamalar var bir kere hiçbir şekilde kumara bulaşmamak en önemli yapacağımız davranış. Bunun haricinde özellikle kumar yerine sosyal etkileşimler, aile etkileşimi, aileyle bir arada bulunmak, düzenli spor aktiviteleri gibi uygulamalar mutlaka ve mutlaka bireylerin yapması gereken kumar gibi kötü alışkanlıklardan korunmaları için gerekli uygulamalar" ifadelerini kullandı. "Tedavi olmaktan çekinmeyin" Kumar bağımlılığının ilerlemesi durumunda ise kişilerin psikiyatrik destek alması gerektiğini söyleyen Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Ancak her şeye rağmen kumar bağımlılığı gelişirse bireyler psikiyatri polikliniklerine başvurabilirler. Yeşilay’ın YEDAM birimlerine başvurabilirler, buradan destek alabilirler. Özellikle Antalya’da ikamet eden vatandaşlarımız için Davranışsal Bağımlılık Polikliniğimiz var Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği’ne başvurabilirler. Mutlaka kumarla ilgili sorunlar olan bireylerin psikiyatrik yardım alması, yardım araması önemli. Çünkü bu hastalık bir sorun ve bunun tıbbi tedavisi var ve çok pozitif olumlu sonuçlar alıyoruz. Tedaviye başvurmaları, tedaviden çekinmemelerini öneriyorum" şeklinde konuştu. "Herkesin kumar bağımlılığı riski var" Kumar bağımlılığının her gelir düzeyinden vatandaşı etkileyebileceğini belirten Erdoğan, "Kumar bağımlılığı için risk faktörleri var. Bunlar dürtüsel özellikler, kısa heyecanlar arama özellikleri gibi kişilik özellikleri olabiliyor. Maddi durum önemli mi gibi bir soru gelebiliyor. Her maddi durumdan kişi de kumar bağımlılığı görebiliyoruz. Çok düşük geliri olan kişilerde de çok yüksek meblağlarla kumar oynama, borçlanma gibi davranışlar görebiliyoruz. Kumar bağımlılığı her gelir düzeyindeki vatandaşımızı etkileyebilecek bir bağımlılık, o yüzden hepimiz risk altındayız. Dikkatli olmamızda fayda var, ’ben küçük miktarlarla oynuyorum, ben bağımlı olmam’ gibi bir durum maalesef ki söz konusu değil. Oynanan miktardan bağımsız olarak her kişinin kumar bağımlılığı riski var. O yüzden mutlaka ve mutlaka kumardan uzak kalmak, hiçbir şekilde hayatımıza sokmamak önemli" dedi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:33
Erzurum sigaraya savaş açtı
Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara yönelik çağrıda bulundu. Erzurumlu hekimler, ikincisi düzenlenen Tütün Bağımlılığı Tedavisi ve Eğitimi’nde bir araya gelerek tütünle mücadeleye kararlılıkla devam ediyor. Sağlık İl Müdürlüğü tarafından konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "Güçlü bir ekip ruhuyla sigarayı bırakmak isteyen her bireyin yanında olmayı sürdürüyoruz. Sen yeter ki sigarayı bırakmak iste. Biz senin için buradayız" denildi
14 Aralık 2025 Pazar - 09:32
Erzurum’da 494 işletmeye denetim
Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile bağlantılı madde malzeme üreten işletmelere yönelik denetimler aralıksız devam ediyor. 5 Aralık-12 Aralık 2025 tarihleri arasında; kent merkezinde 494 denetim yapıldı. Denetimlerde olumsuzluk tespit edilen hususlarda işletmelere 3 idari yaptırım kararı uygulandı. Analize dayalı yapılan çalışmalarda 15 adet numune alındı. Tüketicilerin her an ulaşabilecekleri Alo 174 Gıda Hattı üzerinden gelen 20 başvuru değerlendirildi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:30
Kışın kalp krizi geçirme riski artıyor
Uzm. Dr. Nuri Cömert, kış aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarındaki ani düşüşün, özellikle kalp damar hastalığı olan kişilerde ciddi riskler oluşturduğunu söyledi. Kış aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklığında yaşanan ani düşüşlerde vücudun ısı dengesini korumak için bir dizi fizyolojik tepki vermesine neden olduğunu ve bu tepkiler kalp üzerindeki yükü önemli ölçüde arttırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Nuri Cömert Kış aylarında kalp krizi geçirme riski yaz aylarına göre arttığını söyledi. Soğuk havanın bir tetikleyici olduğunu vurgulayan Cömert, "Asıl sorun genellikle yıllardır sessizce ilerleyen damar sertliğidir. Bu nedenler özellikle risk altında olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması ve gerekli önlemleri alması kış aylarında daha da önemlidir" dedi. "Soğuk kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur" Kış aylarında kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Nuri Cömert, "Kış aylarında hava sıcaklığının ani düşmesi, vücudun ısı dengesini korumak için verdiği fizyolojik tepkiler nedeniyle kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Özellikle kalp damar hastalığı riski taşıyan kişilerde bu tepkiler, kan basıncında yükselme, kalbin oksijen ihtiyacında artış ve pıhtılaşma eğiliminde artma gibi tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Soğuk hava cildi ve yüzeysel damarları daraltır. Kan, vücudun merkezine (kalbe ve hayati organlara) yönlendirilir. Bu durum kan basıncını yükseltir ve kalbin daha fazla güç harcayarak kan pompalaması gerekir. Özellikle hipertansiyonu olan hastalarda soğuk hava kan basıncını 10-30 mmHg arasında artırabilir. Kontrolsüz hipertansiyon ise kalp krizi ve inme riskini katlar" ifadelerini kullandı. Kimler risk altında Soğukta vücudun ısısını korumak için metabolizmanın hızlandığını, kalbin daha hızlı atmaya başladığını ve oksijen ihtiyacının arttığını vurgulayan Cömert, "Koroner damarlarda darlık olan kişilerde bu durum göğüs ağrısı (anjina pektoris) veya kalp krizine yol açabilir. Soğuk hava platelet aktivasyonunu artırır ve kanın pıhtılaşma eğilimini yükseltir. Bu da damar tıkanıklığı (tromboz) riskini artırır. Kış aylarında sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları kalp yükünü daha da artırır. Özellikle influenza (grip) kalp krizi riskini 6 kata kadar yükseltebilir. Koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olanlar, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, kalp yetmezliği hastaları, kontrolsüz hipertansiyonu olanlar, diyabet hastaları, 65 yaş üstü bireyler, sigara içenler ve obezite sorunu olanlar risk altındaki kişilerdir" şeklinde konuştu. Alınacak önlemler Kış aylarında kalp sağlığı için alınması gereken önlemleri anlatan Uzm. Dr. Nuri Cömert "Kat kat giyinin, özellikle baş, boyun, el ve ayaklarınızı iyi koruyun (ısı kaybının çoğu bu bölgelerden olur), soğukta ağır egzersizlerden kaçının. Kar küreme özellikle 40 yaş üstü erkeklerde kalp krizi tetikleyici olarak bilinir. Grip aşısı yaptırın, Türk Kardiyoloji Derneği, kalp hastalığı olan herkesin yıllık grip aşısı olmasını önermektedir. İlaçlarınızı düzenli kullanın, tansiyon ve şeker takibinizi aksatmayın. Soğuk havada dışarı çıkmadan önce hafif bir şeyler yiyin; aç karnına soğuğa çıkmak riski artırabilir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı yorgunluk gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden 112’yi arayın veya en yakın acil servise başvurun" dedi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:19
Kedide dünyada görülmemiş anomali: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu
Adana’da sokakta bulunan 6 aylık British Longhair cinsi erkek kedi, veterinere götürüldüğünde dünyada ilk kez görülen doğumsal bir "Genital Anomali" ile doğduğu ortaya çıktı. Yapılan operasyonla kedi sağlığına kavuştu. Katya Gödeliner (37), evine giderken sokakta 6 aylık British Longhair cinsi erkek bir kedi buldu. Perişan halde miyavlayan kediyi yanına alan Gödeliner, hemen veterinere götürdü. Yapılan kontrollerde kedinin doğumsal "Genital Anomali" adı verilen, dünyada daha önce kayıtlara geçmemiş bir sorunla doğduğu ortaya çıktı. Veteriner muayenesinde erkek kedinin cinsel organlarının bulunamadığı fark edildi. Yapılan detaylı incelemede genital organların makat bölgesinin içinde geliştiği tespit edildi. "Sağlığına kavuştu Veteriner Hekim Mete Betin,"Bu kedimiz sokakta bulundu. Genel muayenesi için aşıları için ön kontrole geldiğinde, cinsel organını bulamadık. Detaylı muayene sonrası ‘Genital Anomali’ dediğimiz doğumsal bir sorunla karşılaştık. Genital organları makatın içerisinde çıktı. Sahibine durumu bildirip operasyona ağladık. Genital organlarını normal anatomik pozisyona getirerek sağlıklı bir şekilde yaşamasına vesile olduk." sözlerine yer verdi. "Literatürlerde böyle bir anomaliye rastlamadım" Betin, "Literatürlere baktık, henüz böyle bir anomaliye Türkiye’de bir ilk ama ben dünyada da rastlamadım. Sanki dünyada ilk gibi diyebilirim. Literatürlere baktığımızda böyle bir anomaliye rastlamadım. Türkiye’de ve dünyada ilk vaka diyebiliriz." ifadelerini aktardı. "Sahiplenip eve alacak" Kediyi bulan Katya Gödeliner, "Eve geçiyordum, bir ses duydum. Kedi miyavlıyordu, baktım ki perişan durumda. Muayene için veterinere getirdim. Veterinere sorununu anlattı, şu an çok şükür iyileşti. Artık eve alacağım sahipleneceğim." dedi.
14 Aralık 2025 Pazar - 09:17
Kedide dünyada görülmemiş anomali: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu
Adana’da sokakta bulunan 6 aylık British Longhair cinsi erkek kedi, veterinere götürüldüğünde dünyada ilk kez görülen doğumsal bir "Genital Anomali" ile doğduğu ortaya çıktı. Yapılan operasyonla kedi sağlığına kavuştu. Katya Gödeliner (37), evine giderken sokakta 6 aylık British Longhair cinsi erkek bir kedi buldu. Perişan halde miyavlayan kediyi yanına alan Gödeliner, hemen veterinere götürdü. Yapılan kontrollerde kedinin doğumsal "Genital Anomali" adı verilen, dünyada daha önce kayıtlara geçmemiş bir sorunla doğduğu ortaya çıktı. Veteriner muayenesinde erkek kedinin cinsel organlarının bulunamadığı fark edildi. Yapılan detaylı incelemede genital organların makat bölgesinin içinde geliştiği tespit edildi. "Sağlığına kavuştu Veteriner Hekim Mete Betin,"Bu kedimiz sokakta bulundu. Genel muayenesi için aşıları için ön kontrole geldiğinde, cinsel organını bulamadık. Detaylı muayene sonrası ‘Genital Anomali’ dediğimiz doğumsal bir sorunla karşılaştık. Genital organları makatın içerisinde çıktı. Sahibine durumu bildirip operasyona ağladık. Genital organlarını normal anatomik pozisyona getirerek sağlıklı bir şekilde yaşamasına vesile olduk." sözlerine yer verdi. "Literatürlerde böyle bir anomaliye rastlamadım" Betin, "Literatürlere baktık, henüz böyle bir anomaliye Türkiye’de bir ilk ama ben dünyada da rastlamadım. Sanki dünyada ilk gibi diyebilirim. Literatürlere baktığımızda böyle bir anomaliye rastlamadım. Türkiye’de ve dünyada ilk vaka diyebiliriz." ifadelerini aktardı. "Sahiplenip eve alacak" Kediyi bulan Katya Gödeliner, "Eve geçiyordum, bir ses duydum. Kedi miyavlıyordu, baktım ki perişan durumda. Muayene için veterinere getirdim. Veterinere sorununu anlattı, şu an çok şükür iyileşti. Artık eve alacağım sahipleneceğim." dedi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 13:42
ADÜ’nün ’OED Projesi’ Türkiye genelinde örnek gösteriliyor
ADÜ’nün kampüs geneline yaydığı Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Projesi, ani kalp durmalarında müdahale süresini kısaltmayı hedefleyerek Türkiye genelinde örnek uygulama olarak dikkat çekti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) tarafından hayata geçirilen Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Projesi, Türkiye genelinde örnek uygulama olarak kabul edilerek ulusal ölçekte dikkat çekti. ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in öncülüğünde yürütülen proje, ani kalp durması vakalarında müdahale süresini azaltmayı ve hayat kurtarma oranlarını artırmayı hedefliyor. Proje kapsamında kampüs geneline yerleştirilen OED cihazlarıyla ADÜ Hastanesi, bu sistemi uygulayan Türkiye’deki ilk üniversite hastanesi oldu. Bilimsel temellere dayanan ve toplumsal faydayı önceleyen çalışma, oluşturulan geniş kapsamlı OED güvenlik ağıyla ülkemizde ilk kez bu ölçekte hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından da yakından takip edilen projenin, 9 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik ile örtüşmesi dikkat çekti. Yeni düzenleme ile OED cihazlarının birçok kurum ve toplu kullanım alanında bulundurulmasının zorunlu hâle getirilmesi, ADÜ’nün bu alandaki öncü yaklaşımının ulusal politikalara yansıması olarak değerlendirildi. Rektör Danışmanı ve ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil, OED cihazlarının güvenli kullanımına dikkat çekerek, cihazların kullanıcıyı adım adım yönlendirdiğini vurguladı. Avcil, "Cihaz, kişiye ne yapması gerektiğini net ve anlaşılır şekilde söyler. Kullanıcı yalnızca pedleri yerleştirir ve cihazı açar; sonrasında tüm süreci cihaz yönetir. Şok gerekiyorsa ‘düğmeye basın’, kalp masajı gerekiyorsa ‘kalp masajına başlayın’ komutunu verir. Eğer hastanın kalbi çalışıyorsa da ‘hastanın kalbi çalışıyor, 112’yi arayın’ şeklinde uyarır" ifadelerini kullandı. "Yaşam kurtarmaya yönelik stratejik bir adım olarak tasarlandı" Rektör Prof. Dr. Bülent Kent ise projenin yalnızca cihaz yerleştirmeden ibaret olmadığını belirterek, "Bu proje, yaşam kurtarmaya yönelik stratejik bir adım olarak tasarlanmıştır. OED cihazları, kalp ritmini analiz ederek yalnızca gerekli olduğunda şok uygular ve kalbi çalışan bir kişiye kesinlikle şok vermez. Güvenli altyapısı ve kullanıcıyı yönlendiren yapısı sayesinde acil durumlarda tereddütsüz müdahale yapılmasına imkan tanır. Üniversitemiz tarafından ilk kez uygulanan bu sistemle birlikte kapsamlı eğitim faaliyetleri de başlattık" dedi. ADÜ, OED Projesi ile sağlık alanında öncü ve örnek bir üniversite olma konumunu güçlendirirken, toplumsal farkındalık ve yaşam kurtarma bilincinin yaygınlaşmasına da önemli katkı sağlamayı sürdürüyor.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 12:40
Prof. Dr. Çevik: "Sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmek tehlikelidir"
Diyarbakır’da Prof. Dr. Mehmet Uğur Çevik, sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmenin tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, "Çünkü yutma bozukluğu herkeste aynı değildir ve doğru tedavi mutlaka kişiye göre belirlenmelidir. Tedavinin ilk adımı, kişinin hangi kıvamı güvenle yutabildiğinin uzmanlar tarafından belirlenmesidir" dedi. DÜ Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Uğur Çevik, yutmanın yaşam olduğunu, yutma bozulduğunda insanın nefessiz, güçsüz ve sessizce hayattan kopabileceğini söyledi. Su içerken öksürmek, yemek yerken boğaza takılma hissi yaşamak çoğu kişinin önemsemediği ama aslında ciddi bir yutma bozukluğunun işareti olabileceğine dikkat çeken Çevik, inme, alzheimer, parkinson gibi hastalıklar arttıkça disfaji artık her evin kapısını çalan bir halk sağlığı sorunu hâline geldiğini ifade etti. Sosyal medyadaki rastgele egzersizlere güvenmenin tehlikeli olduğunu belirten Çevik, "Çünkü yutma bozukluğu herkeste aynı değildir ve doğru tedavi mutlaka kişiye göre belirlenmelidir. Tedavinin ilk adımı, kişinin hangi kıvamı güvenle yutabildiğinin uzmanlar tarafından belirlenmesidir. PEG, ağızdan yiyemeyen insanların beslenmesini sağlayan güvenli bir tüptür; hastayı aç kalmaktan ve zatürreden koruyan bir hayat yoludur. PEG’in etkisi doğru zamanlamayla ortaya çıkar. Çok erken yapılırsa gereksiz olur, çok geç yapılırsa risk büyür. Doğru zamanda yapılan PEG kötü bir son değil, hastayı güçlendiren hayati bir destektir. Yutma ihmal edilirse tehlike büyür; erken fark edilirse hayat kurtulur. Doğru kıvam, doğru tedavi, doğru zamanlama ve uzman ekipler sayesinde hastalar yeniden güvenle yemek yiyebilir ve güç kazanabilir. Bu açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" dedi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 11:47
Geleceğin diş hekimleri mesleğe ilk adımlarını attı
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Beyaz Önlük Giyme Töreni, akademisyenler, öğrenciler, aileler ve çok sayıda davetlinin katılımıyla coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi. Toplum sağlığı açısından kritik bir yere sahip olan diş hekimliği mesleğinin öneminin vurgulandığı törende, geleceğin diş hekimleri için anlamlı bir başlangıç yapıldı. Dekan Orbak: "Yarım Asrı Aşan Fakültemiz, Bilimin ve Etik Değerlerin Merkezidir" Açılış konuşmasını gerçekleştiren Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Orbak, fakültenin 1971 yılında Türkiye’nin dördüncü, Atatürk Üniversitesinin ise altıncı fakültesi olarak kurulduğunu hatırlatarak, geçen yarım asrı aşkın süreçte fakültenin sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bilimsel üretimin ve klinik mükemmeliyetin önemli bir merkezi hâline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Orbak, ağız ve diş sağlığının bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurgulayarak koruyucu hekimlik anlayışının fakültenin temel misyonlarından biri olduğunu ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: "Meslek Hayatınız Boyunca Her Hastanızın Yaşam Kalitesine Dokunacağınızı Unutmayın" Törenin devamında konuşmalarını yapmak üzere sahneye davet edilen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Beyaz Önlük Giyme Töreninin yalnızca bir başlangıç merasimi değil, aynı zamanda toplum sağlığına hizmet etme yolunda verilen büyük bir söz olduğunu belirtti. Rektör Hacımüftüoğlu konuşmasında şunları kaydetti: "Toplum sağlığının en temel yapı taşlarından birini oluşturan diş hekimliği mesleğinin kutsal sorumluluğunu bugün gençlerimize emanet ediyoruz. Beyaz önlük, sadece bir üniforma değildir; bilgiyle, ahlakla, empatiyle ve insan sevgisiyle taşınması gereken bir değerdir. Sizler, Atatürk Üniversitesinin köklü geleneğine yakışır şekilde eleştirel düşünen, teknolojik gelişmeleri takip eden, evrensel etik ilkelere bağlı diş hekimleri olarak yetişeceksiniz. Meslek hayatınız boyunca her hastanızın yaşam kalitesine dokunacağınızı unutmayın." Rektör Hacımüftüoğlu ayrıca Diş Hekimleri Gününü kutlayarak, ülkenin her köşesinde büyük bir özveriyle hizmet sunan tüm diş hekimlerine teşekkür etti. Başarılı öğrencilere ödül takdimi Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen resim ve şiir yarışmalarında dereceye giren Nisa Kapucu ve Solmaz Şahin’e ödülleri, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu tarafından takdim edildi. Rektör, çocukların ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlendirilmesinin geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan biri olduğuna dikkat çekti. Geleceğin diş hekimleri beyaz önlüklerini giydi Programın en heyecanlı anlarından biri, fakültenin 1. sınıf öğrencilerinin sahneye tek tek davet edilerek beyaz önlüklerini giymeleriydi. Öğrenciler, akademisyenleri ve ailelerinin gurur dolu bakışları eşliğinde mesleğe ilk adımlarını attı. Beyaz önlüklerini giyen öğrenciler, sağlık hizmetinin etik, bilimsel ve insani sorumluluğunu taşıyacaklarına dair güçlü bir mesaj verdi. Tören, sahnede gerçekleştirilen hatıra fotoğrafı çekimi ve salon dışında düzenlenen kokteyl ile sona erdi. Katılımcılar törenden büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek fakültenin yeni öğrencilerine başarı dileklerini iletti.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 11:39
Pazaryeri’nde kan bağışı seferberliği
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde Çarşı Meydanı’nda konuşlandırılan mobil kan bağışı aracında vatandaşlar kan vererek örnek bir dayanışma sergiledi. Türk Kızılayı Eskişehir Kan Merkezi tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyası, Pazaryeri İlçe Kaymakamlığı ve Pazaryeri Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirildi. Gün boyunca süren kampanyaya ilçe halkı yoğun ilgi gösterirken, birçok vatandaş gönüllü olarak kan vererek Kızılay’ın yürüttüğü çalışmalara katkıda bulundu.Yetkililer, düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek Pazaryeri halkına gösterdikleri duyarlılık için teşekkür etti. Kampanya kapsamında toplanan kanların, ihtiyaç sahibi hastalar için büyük önem taşıdığı vurgulanırken, benzer etkinliklerin belirli aralıklarla devam edeceği bildirildi.
13 Aralık 2025 Cumartesi - 10:37
Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın
Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, cilt kurumasının sadece soğuk havalarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Hastanın alt yapısında cilt kuruluğuna neden olacak sebepleri araştırmak gerekiyor" dedi. Kışın cilt rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Öncelikle tabi kış mevsiminin gelmesiyle birlikte bu konu hastalarımız açısından çok daha önem kazanmaya başladı. Cilt kuruluğu dediğimiz durumun bir sürü sebebi olabilir bunun. Yani bazı hastalarımızda tabi doğuştan gelen cilt kuruluğu, atopik hastalıklarda alerjik hastalıklarda gördüğümüz şekilde cilt kuruluğu doğuştan gelen genetik sebeplerle olabileceği gibi özellikle ev hanımlarında, kimyasal maruziyeti fazla olan çalışanlarda, bazı mesleki faktörlere bağlı da cilt kuruluğu çok çeşitli sebeplere bağlı meydana gelebilir. Burada en önemli şey tedaviden ziyade esasında önleyici faktörler. Dolayısıyla şimdi havanın nem dengesinin de azalması ile birlikte kışın bu rahatsızlıkların biz arttığını görüyoruz. Hastaları da kategorize ederek esasında biz önerilerimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesela ne gibi diyelim sürekli ev işlerine maruz kalan, çamaşır, bulaşık suyu gibi kimyasallara çok maruz kalan ev hanımlarında ya da bu tarz işlerle kimyasal maruziyeti olan meslek gruplarında biz özellikle yoğun nemlendiricileri tercih ediyoruz ve bunları kendi mesleklerine bağlı maruz kaldıkları maddelerden hemen sonra tercih ediyoruz. Yani mesela bir ev hanımı çamaşır bulaşık suyuna çok maruz kalıyorsa, ellerinde çok dezenfektan kullanımı ya da su teması çok fazla varsa ellerini kolları aldıktan hemen özellikle üre bazlı nemlendiricileri çok çok sık tercih ediyoruz bu tarz şikayeti olan hastalarımızda. Onun dışında majistral ilaçlarımız da var tabii ki. Belirli yağlarla vücudun nem dengesini koruma amaçlı belirli majsitral yani hazırlatma ilaçları eczanelerden çok sık kullanıyoruz. Bazen etkilenen bölgeye yani el ise bu el, vücut ise vücut, bazen tüm vücut yüzeyine kullanmamız gereken tedavilerimiz de olabiliyor" dedi. Dr. Yücel, hastaların cilt kuruluğuna sebep olacak durumların olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyerek, "Burada tabii dikkat etmemiz gereken diğer bir noktada sistemik belirti ile eşlik eden yani cilt kuruluğuna sebep olan, hastanın alt yapısında belirli durumlar var mı? Ne gibi mesela tiroid hormonlarının azlığı gibi. Hipotiroidi dediğimiz hastalarımız arasında böyle bilinebilir bunlar. Bunları araştırmak lazım. Herhangi bir vitamin mineral eksikliği var mı, hastanın anemisi var mı, kansızlığı var mı bunları da araştırıyoruz tabi ki. Çünkü dışarıdan verdiğimiz tedaviler eğer sistemik hastanın kendi hastalığıyla alakalı bir durum varsa ve buna bağlı cilt kuruluğu oluşuyorsa buna yardımcı oluyor. Esasında bizim altta yatan sebebi bulmamız ve ona yönelik tedavilerde vermemiz gerekiyor. Burada hastalarımız mutlaka eğer yoğun cilt kuruluğu yaşıyorlarsa, buna bağlı egzama şikayetleri dediğimiz ciltte kaşıntı, kızarıklık, kuruma ile giden ve hastaların günlük aktivitelerini yapmasına mani olan şikayetleri de oluyorsa mutlaka dermatoloji uzmanlarına muayene olsunlar ve hem altta yatan sebeplerinin araştırılması açısından hem de önlem ve tedavi tedbir konularında gerekli bilgilendirmeyi doktorlarından alarak bundan sonraki hayatlarında biraz daha en azından kendi kendinin de doktorları olarak tedbire ve tedavi şartlarına dikkat ederek hayatlarını daha konforlu şekilde devam edebilirler" ifadelerini kullandı. Soğuk havalarda cilt kuruluğunun altında farklı sebeplerin yatabileceğini söyleyen Yücel, "Soğukta cilt kuruluğunun altında farklı sebepler yatabilir. Bunları hastalarımızın tabi ki günlük kendilerine dikkat ettikleri zaman bulmaları tabi ki zor. Çünkü hepsi üç aşağı beş yukarı cilt kuruluğu ile ve bazen egzamatize şikayetlerle kendilerini gösterecektir. Buna bazen hastalarımız ‘biz sürekli nemlendirici kullanıyoruz hocam ama herhangi bir şekilde kuruluğum geçmiyor benim ve şikayetlerim artarak devam ediyor’ şeklinde bize ifade ederler çok kez. Eğer böyle şikayetlerle hastalarımız bize başvuruyorlarsa biz altta yatan sebepleri genelde araştırıyoruz. Mutlaka ayrıntılı kan tahlillerine, mutlaka hastanın öyküsüne yani ne iş yaptığına, aile içi davranışlarına, günlük neye maruz kaldığına, detaylı bir dermatolojik muayene ve hasta öyküsüne dayanan bir fizik muayene yapıyoruz. Bunun sonucunda tabi ki hastalarımıza biz önerilerde bulunuyoruz ve tedaviyi buna göre şekillendiriyoruz. Bu açıdan tabi ki altta yatan farklı sebepler de vardır cilt kuruluğunun altında demek çok doğru" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder