SAĞLIK - 13 Aralık 2025 Cumartesi 10:37

Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın

A
A
A
Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın

Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, cilt kurumasının sadece soğuk havalarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, "Hastanın alt yapısında cilt kuruluğuna neden olacak sebepleri araştırmak gerekiyor" dedi.


Kışın cilt rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Öncelikle tabi kış mevsiminin gelmesiyle birlikte bu konu hastalarımız açısından çok daha önem kazanmaya başladı. Cilt kuruluğu dediğimiz durumun bir sürü sebebi olabilir bunun. Yani bazı hastalarımızda tabi doğuştan gelen cilt kuruluğu, atopik hastalıklarda alerjik hastalıklarda gördüğümüz şekilde cilt kuruluğu doğuştan gelen genetik sebeplerle olabileceği gibi özellikle ev hanımlarında, kimyasal maruziyeti fazla olan çalışanlarda, bazı mesleki faktörlere bağlı da cilt kuruluğu çok çeşitli sebeplere bağlı meydana gelebilir. Burada en önemli şey tedaviden ziyade esasında önleyici faktörler. Dolayısıyla şimdi havanın nem dengesinin de azalması ile birlikte kışın bu rahatsızlıkların biz arttığını görüyoruz. Hastaları da kategorize ederek esasında biz önerilerimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesela ne gibi diyelim sürekli ev işlerine maruz kalan, çamaşır, bulaşık suyu gibi kimyasallara çok maruz kalan ev hanımlarında ya da bu tarz işlerle kimyasal maruziyeti olan meslek gruplarında biz özellikle yoğun nemlendiricileri tercih ediyoruz ve bunları kendi mesleklerine bağlı maruz kaldıkları maddelerden hemen sonra tercih ediyoruz. Yani mesela bir ev hanımı çamaşır bulaşık suyuna çok maruz kalıyorsa, ellerinde çok dezenfektan kullanımı ya da su teması çok fazla varsa ellerini kolları aldıktan hemen özellikle üre bazlı nemlendiricileri çok çok sık tercih ediyoruz bu tarz şikayeti olan hastalarımızda. Onun dışında majistral ilaçlarımız da var tabii ki. Belirli yağlarla vücudun nem dengesini koruma amaçlı belirli majsitral yani hazırlatma ilaçları eczanelerden çok sık kullanıyoruz. Bazen etkilenen bölgeye yani el ise bu el, vücut ise vücut, bazen tüm vücut yüzeyine kullanmamız gereken tedavilerimiz de olabiliyor" dedi.


Dr. Yücel, hastaların cilt kuruluğuna sebep olacak durumların olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyerek, "Burada tabii dikkat etmemiz gereken diğer bir noktada sistemik belirti ile eşlik eden yani cilt kuruluğuna sebep olan, hastanın alt yapısında belirli durumlar var mı? Ne gibi mesela tiroid hormonlarının azlığı gibi. Hipotiroidi dediğimiz hastalarımız arasında böyle bilinebilir bunlar. Bunları araştırmak lazım. Herhangi bir vitamin mineral eksikliği var mı, hastanın anemisi var mı, kansızlığı var mı bunları da araştırıyoruz tabi ki. Çünkü dışarıdan verdiğimiz tedaviler eğer sistemik hastanın kendi hastalığıyla alakalı bir durum varsa ve buna bağlı cilt kuruluğu oluşuyorsa buna yardımcı oluyor. Esasında bizim altta yatan sebebi bulmamız ve ona yönelik tedavilerde vermemiz gerekiyor. Burada hastalarımız mutlaka eğer yoğun cilt kuruluğu yaşıyorlarsa, buna bağlı egzama şikayetleri dediğimiz ciltte kaşıntı, kızarıklık, kuruma ile giden ve hastaların günlük aktivitelerini yapmasına mani olan şikayetleri de oluyorsa mutlaka dermatoloji uzmanlarına muayene olsunlar ve hem altta yatan sebeplerinin araştırılması açısından hem de önlem ve tedavi tedbir konularında gerekli bilgilendirmeyi doktorlarından alarak bundan sonraki hayatlarında biraz daha en azından kendi kendinin de doktorları olarak tedbire ve tedavi şartlarına dikkat ederek hayatlarını daha konforlu şekilde devam edebilirler" ifadelerini kullandı.


Soğuk havalarda cilt kuruluğunun altında farklı sebeplerin yatabileceğini söyleyen Yücel, "Soğukta cilt kuruluğunun altında farklı sebepler yatabilir. Bunları hastalarımızın tabi ki günlük kendilerine dikkat ettikleri zaman bulmaları tabi ki zor. Çünkü hepsi üç aşağı beş yukarı cilt kuruluğu ile ve bazen egzamatize şikayetlerle kendilerini gösterecektir. Buna bazen hastalarımız ‘biz sürekli nemlendirici kullanıyoruz hocam ama herhangi bir şekilde kuruluğum geçmiyor benim ve şikayetlerim artarak devam ediyor’ şeklinde bize ifade ederler çok kez. Eğer böyle şikayetlerle hastalarımız bize başvuruyorlarsa biz altta yatan sebepleri genelde araştırıyoruz. Mutlaka ayrıntılı kan tahlillerine, mutlaka hastanın öyküsüne yani ne iş yaptığına, aile içi davranışlarına, günlük neye maruz kaldığına, detaylı bir dermatolojik muayene ve hasta öyküsüne dayanan bir fizik muayene yapıyoruz. Bunun sonucunda tabi ki hastalarımıza biz önerilerde bulunuyoruz ve tedaviyi buna göre şekillendiriyoruz. Bu açıdan tabi ki altta yatan farklı sebepler de vardır cilt kuruluğunun altında demek çok doğru" dedi.



Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hakkari Yüksekova’nın biyoçeşitliliği kayıt altına alınacak Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Nehil Sazlığı’nın ekosistemini ve barındırdığı canlı türlerini incelemeyi hedefleyen "Suya Bağlı Yaşamlar: Nehil Sazlığı’nda Biyoçeşitlilik Keşfi" projesi, TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı kapsamında kabul edildi. Yüksekova Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) tarafından hazırlanan ve Hakkari Üniversitesi paydaşlığında geliştirilen proje, bölgenin en önemli sulak alanlarından biri olan Nehil Sazlığı’nı mercek altına alacak. Yürütücülüğünü İshak Göç’ün üstlendiği çalışma; akademisyenler, öğretmenler ve uzmanlardan oluşan geniş bir kadroyla yürütülecek. Proje kapsamında, ilçenin ekolojik dengesi açısından kritik öneme sahip olan Nehil Sazlığı, katılımcı öğrenciler için adeta bir "doğal laboratuvar" işlevi görecek. "Suya Bağlı Yaşamlar" temasıyla gerçekleştirilecek saha çalışmalarında, sulak alanların korunması ve nesli tehlike altındaki türlerin gözlemlenmesi üzerine uygulamalı eğitimler verilecek. Projenin akademik derinliğini sağlamak amacıyla Hakkari Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Sait Taylan, Doç. Dr. Melek Erdek, Dr. Öğretim Üyesi Metin Ertaş ve Doç. Dr. Muzafer Mükemre uzman olarak görev alacak. Ayrıca Yüksekova Fen Lisesi ve çeşitli kamu kurumlarından eğitmenlerin de yer alacağı projede, rehberler eşliğinde bilimsel gözlemler yapılacak. Yüksekova’nın bilimsel projelerle tanıtılmasına katkı sunması beklenen çalışmanın, bölgedeki gençlerin doğa bilimlerine olan ilgisini artırması ve ekolojik bilinci güçlendirmesi hedefleniyor.
Erzincan Başköy’de tarihi miras gün yüzüne çıkıyor Erzincan’ın Çayırlı ilçesine bağlı Başköy’de yer alan tarihi alan, geçmişin izlerini günümüze taşımayı sürdürüyor. Urartular’dan Akkoyunlu ve Karakoyunlular dönemine uzanan köklü geçmişe sahip bölgede, özellikle 15. ve 16. yüzyıla ait koç, koyun ve at figürlü mezar taşları dikkat çekiyor. Uzmanlar, söz konusu figürlerin dönemin kültürel yapısı ve inanç dünyasına ışık tuttuğunu, aynı zamanda cesaret, güç ve sosyal statüyü simgelediğini belirtiyor. Tarihi alanın bulunduğu coğrafyanın, 1473 yılında gerçekleşen Otlukbeli Savaşı’na da ev sahipliği yaptığı, mezar taşlarının bir kısmının bu savaşta hayatını kaybeden askerlere ait olabileceğinin değerlendirildiği ifade ediliyor. Bölgede yer alan ve köyle aynı adı taşıyan Başköy Kalesi’nin de Urartu dönemine kadar uzandığı, kalenin yaklaşık 28 metre genişliğinde ve 52 metre uzunluğunda olduğu, kuzey ve güney kesimlerinde duvar kalıntılarının günümüze ulaştığı bildirildi. Çayırlı bölgesinin, Urartuların kuzey ve batı yayılımını kontrol etmek amacıyla kurduğu yerleşim ağının önemli bir parçası olduğu kaydedilirken, Başköy ve çevresinin tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı belirtildi. Öte yandan mezar taşlarında yer alan ibrik, saz, ağaç ve çeşitli bitki motiflerinin de dönemin yaşam tarzı ve inanç sistemi hakkında önemli bilgiler sunduğu, Osmanlı dönemine ait taşlarda ise gül, kuş ve vazo gibi süslemelerin öne çıktığı ifade edildi. Erzincan Valiliği tarafından paylaşılan ve Mustafa Başgöze imzasını taşıyan görüntülerde de, asırlardır ayakta kalan mezar taşlarının bölgenin kültürel mirasını yansıttığı görüldü. Başköy’deki tarihi alan, hem bölge halkı hem de tarih meraklıları için önemli bir kültürel değer olmayı sürdürüyor.