Son Dakika
|
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Oyun alanı savaş alanına döndü: O anlar kamerada
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran, Tel Aviv’i vurdu: 6 yaralı
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kuveyt Uluslararası Havalimanı’na İHA saldırısı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür"
Körfez ülkelerine yeni füze ve İHA saldırıları
Irak’ta Haşdi Şabi'ye ABD-İsrail saldırılarına karşılık verme yetkisi
’Yenidoğan Çetesi’ davasının 8’inci duruşmasının görülmesine devam edildi
Kaan Kundakçı cinayetinde Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun gözaltına alındığı anlar kamerada
İran Milli Takımı kamp için Antalya’ya geldi
SAĞLIK
Veremin tanısı kolay, tedavisi ucuz, ihmali ise ölümle sonuçlanabiliyor
24 Mart 2026 Salı - 16:56:58
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Şahin, "144 yıl önce Robert Koch tarafından M. Tuberculosis Basilinin keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart ‘Dünya Tüberküloz Günü’ olarak anılmaktadır" dedi. Verem hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgiler aktaran Prof. Dr. Özşahin, "Verem mikrobik bir hastalıktır. Tanısı kolay, tedavisi ucuz ve ülkemizde parasızdır. Hastalık kesin olarak tedavi edilebilmektedir. Ancak yine de dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişi verem olmakta ve bunların 1/4’ü bu hastalıktan ölmektedir. Yoksulluk, sağlık alt yapısının olmayışı, sağlık personeli eksikliği vb. bu sorunun nedenleridir" diye konuştu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verem hastalığı için 1993 yılında acil durum ilan ettiğine ve Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisini geliştirdiğine dikkat çeken Özşahin, "Balgam incelemesine dayalı kesin tanı, düzenli sağlanan ilaçlar ile en az 6 ay süre tedavi, ilaçların hastaya gözetim altında yutturulması ve uygun bir kayıt kontrol sistemi, bu stratejinin bileşenleridir. DSÖ’nün hedefi 2050 yılında tüberkülozdan arınmış bir dünyaya kavuşmaktır" dedi. Ülkemizde her yıl, her 100 bin kişiden yaklaşık 15’inin vereme yakalandığının altını çizen Özşahin, "Bu hastalar Verem Savaş Dispanserlerinin takibinde tedavi edilmektedir. Ülkemizde nüfus hareketlerinin yoğunluğu bu sorunun günümüzde ve ileride kontrol altına alınmasını zorlaştırmaktadır. Öksürük, balgam çıkarma, iştahsızlık, zayıflama, terleme gibi yakınmaları olan hastaların sağlık kuruluşlarına başvurmaları tanı ve tedavideki ilk basamaktır" ifadelerini kullandı.
24 Mart 2026 Salı - 16:18
Sinop’ta sağlıkta kalite ve denetim masaya yatırıldı
Sinop’ta, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı başkanlığı tarafından çevrim içi olarak gerçekleştirilen "Yönetimin Gözden Geçirmesi Toplantısı"nda, sağlık hizmetlerinde kalite standartları ve denetim süreçleri ele alındı. Sinop İl Sağlık Müdürlüğü, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile yürütülen programlar kapsamında ilaç güvenliği ve denetim faaliyetlerinin değerlendirildiği üst düzey toplantıya katıldı. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı başkanlığında çevrim içi olarak gerçekleştirilen "Yönetimin Gözden Geçirmesi Toplantısı"nda, sağlık hizmetlerinde kalite standartları ve denetim süreçleri ele alındı. Dünya Sağlık Örgütü ile ortaklaşa yürütülen program çerçevesinde; ecza deposu ve eczane denetimleri, klinik araştırmalar ve ilaç güvenliğini kapsayan farmakovijilans faaliyetleri detaylı bir şekilde değerlendirildi. Toplantıya Sinop’u temsilen İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Arslan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, Başkan Yardımcısı Dr. Aslı Kavizade, Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Hatice Demir Boz ve İl Kalite Koordinatörü Hacer Kaçmaz katıldı. Toplantıda, yerelde yürütülen denetim faaliyetlerinin uluslararası standartlarla uyumu ve ilaç takip sistemlerindeki son durumun titizlikle takip edildiği vurgulandı.
24 Mart 2026 Salı - 16:11
Sinop’ta veremden korunma yolları anlatıldı
Sinop’un Durağan ilçesinde 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla hastanede bilgilendirme standı açılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Sinop’un Durağan ilçesinde, 24 Mart Dünya Tüberküloz (Verem) Günü kapsamında toplum sağlığını korumaya yönelik anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Durağan Şehit Hakan Tanrıkulu Devlet Hastanesi yönetimi ve sağlık personeli, "Veremsiz Bir Türkiye" hedefiyle hastane içerisinde bilgilendirme standı açtı. Hastanenin ana hizmet binasında kurulan stantta, sağlık görevlileri tarafından gün boyu hasta, hasta yakınları ve hastane personeline tüberküloz hastalığı hakkında detaylı bilgiler verildi. Hazırlanan bilgilendirme broşürleri dağıtılarak; hastalığın belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri tek tek anlatıldı. Etkinlikte, tüberkülozun hala küresel bir sağlık sorunu olduğu ancak doğru tedavi ve erken teşhisle tamamen iyileşebileceği vurgulandı. Hastane yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "Amacımız; toplumda verem hastalığına karşı bilinç oluşturmak, erken tanı ve tedavinin hayati önemini vatandaşlarımıza aktarmaktır" denildi.
24 Mart 2026 Salı - 16:03
Balıkesir’de kan bağışına ilgi arttı
Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde Ramazanda düşen kan bağışı, bayram sonrası normale döndü. Bayram ertesi Cumhuriyet Meydanında konuşlanan Türk Kızılayı Kan Bağışı otobüsünü dolduran vatandaşlar kan verirken, kan bağışının yararına inandıklarını söyledi. Türk Kızılayı ekipleri ilgiden memnun olurken, Ramazan da günlük 15-20 dolayında olan bağışın bayram sonrası 50’yi bulduğunu açıklandı. Öte yandan kan veren vatandaşlarda, kan vermenin sağlık kazandırdığını kaydetti. Kan vermeye devam edeceğini kaydeden 55 yaşındaki Selahattin Karakuş, " 23 seferdir kan veriyorum. Kan vermeye devam edeceğim. Kan verince rahatlıyorum. Milletimize devletimize yararım dokunsun. Yani faydam dokunsun. Kan vermeye devam edeceğim. Teşekkür ederim" dedi. 22 yaşındaki Deniz Demir de, " İlk kez kan veriyorum. İnsanların kan bağışı yapmasını tavsiye ediyorum. Kan bağışı hayat kurtarır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mart 2026 Salı- 09:41
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası
2
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
3
24 Mart 2026 Salı- 10:38
Dokuz Eylül Üniversitesi Diş Sağlığı Merkezi yeşil kartlı hasta kabulüne başladı
4
24 Mart 2026 Salı- 11:36
Öğrencilere verem hastalığı anlatıldı
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
13 Aralık 2025 Cumartesi - 09:36
Masal kahramanlarıyla minik hastalara moral
Duvarlara masal kahramanları çizilerek, minik hastalara moral verildi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Güzel Sanatlar Kulübü öğrencileri, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında hayata geçirdikleri ’Beyaz Önlükler Renkli Duvarlar’ projesinin ikinci etkinliğini bu yıl Çocuk Acil binasında gerçekleştirdi. Geniş bir öğrenci grubunun katılımıyla pediatri binasının dış duvarları, masal kahramanları, doğa figürleri, su altı manzaraları ve sevimli hayvanlarla donatıldı. Çocukların kaygılarını azaltmayı amaçlayan çizimler; terapi edici renk kullanımı, pozitif motifler ve çocukların hayal dünyasına hitap eden karakterlerle özenle tasarlandı. Projeye öncülük eden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, çalışmanın hem çocuklar hem de öğrenciler için büyük anlam taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Bizler çocuklarımızın sağlığı için çalışıyoruz. Aynı zamanda geleceğin iyi hekimlerini yetiştirmek için büyük bir özveri gösteriyoruz. Öğrencilerimizin heyecanı ve motivasyonu bize umut veriyor. Hastalarımızın acılarını unuturcasına duvarlara bakarken gülümsemesi ise paha biçilemez. Hem hastalarımızın motivasyonu hem de gelecekteki "iyi hekim" olma misyonunu adım adım gerçekleştirmeye başlayan tüm gönüllü öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu soğuk duvarlara hayat verilmesini sağlayan isimlerden biri de çocukluğunda burada tedavisini yaptığımız Doğukan Şimşek. Sevgili Doğukan tedavi gördüğü yuvayı unutmadı, büyük bir fedakarlıkla tüm boyaları temin edip, projenin tamamlamasına önemli bir katkı sundu. Kendisine de çok teşekkür ediyoruz". Kulüp Başkanı Hatice İkra Bahsi koordinasyonunda yapılan çalışmaya, Uzm. Dr. Elif Kılıç Könte de destek verdi. Çocuklar hem boyadı hem eğlendi Boyama süreci boyunca pediatri servisinde bulunan çocuklar da etkinliğe katılarak hem eğlendi hem de üretmenin mutluluğunu yaşadı. Aileler, renklenen duvarların çocukların moraline olumlu etki edeceğini belirtirken, sağlık çalışanları da yeni atmosferin iyileşme sürecine destek sağlayacağını ifade etti.
12 Aralık 2025 Cuma - 16:16
Aynı anda görülen karın ağrısı ve nefes darlığına dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, aynı anda görülen karın ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, son günlerde artış gösteren karın ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Polat Durukan, bu belirtilerin kimi zaman hayati risk taşıyan hastalıkların erken sinyali olabileceğini belirterek vatandaşları uyardı. "Bu iki belirti göz ardı edilmemeli" Acil servise yapılan başvuruların analiz edildiğini belirten Prof. Dr. Durukan, özellikle ani başlayan karın ağrısı ile nefes darlığının birlikte görülmesinin, yalnızca sindirim sistemiyle değil, kalp, akciğer, diyafram veya damar sistemiyle ilişkili ciddi sorunlara işaret edebileceğini ifade etti. Durukan, değerlendirmesinde, "Karın ağrısı çoğu zaman masum bir nedenle ortaya çıkabilir fakat nefes darlığıyla eşleştiğinde klinik tablo tamamen değişir. Akut karın, iç kanamalar, akciğer embolisi, kalp krizi, diyaframa bağlı komplikasyonlar ve daha birçok durum acil müdahale gerektirir. Vatandaşlarımız şikâyetleri geçiştirmeden mutlaka acil servise başvurmalıdır" dedi. "Erken müdahale kritik rol oynuyor" Acil servis yetkilileri, karın ağrısı ve nefes darlığının eşlik ettiği vakalarda hastanın ilk değerlendirmesinin hızla yapıldığını, gerek görüldüğünde kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ve kardiyolojik incelemelerin acil protokoller kapsamında başlatıldığını belirtti. Hastaneden vatandaşlara çağrı Medical Point Gaziantep Hastanesi, özellikle aniden başlayan ve şiddetlenen karın ağrısı, nefes almada güçlük, göğüste sıkışma hissi, baş dönmesi, soğuk terleme, çarpıntı, karın bölgesinde sertleşme veya hassasiyet, ağrının sırta, göğse veya omza yayılması gibi durumlarda acil yardım çağrısında bulunulması gerektiğini hatırlattı.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:23
Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek dünyaya geldi
Bursa Şehir Hastanesi bünyesinde 2024 yılı Aralık ayında hizmete giren Tüp Bebek Merkezi’nde ilk bebek doğumu gerçekleşti. Merkezin başarıyla tamamladığı doğum sonrası hem aile hem de sağlık çalışanları büyük mutluluk yaşadı. Bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiği ve annenin durumunun iyi olduğu bilgisini veren Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Özlem Çaylan Canıtez, yaptığı açıklamada merkezin henüz ilk yılında böyle bir başarı elde etmesinin, ekip çalışmasının ve modern teknolojilerin doğru kullanımının bir sonucu olduğunu belirtti. İlk gebeliğin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu dile getiren Canıtez, "Bakanlığımız desteğiyle tedavi sürecinde ileri embriyoloji teknikleri, titiz laboratuvar çalışmaları ve kişiye özel tedavi protokolleri kullandık. Hastamızın yumurta rezervi, rahim içi yapısı ve hormon profili detaylı şekilde değerlendirildi. Bu analizler sonucunda en uygun tedavi yöntemini belirleyerek kontrollü bir şekilde ilerledik. Embriyonun gelişim süreci boyunca son teknoloji inkübatörler ve embriyo izleme sistemleri kullandık. Transfer sonrası dönemi de yakından takip ettik ve bugün sağlıklı bir bebeği ailemize kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu. Ortaya çıkan başarının sadece tıbbi bir sonuç değil, aynı zamanda hastayla kurulan güven ilişkisinin de bir yansıması olduğunu kaydeden Canıtez, Bursa Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin bundan sonra da aynı hassasiyetle birçok aileye umut olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 1 yılda 242 çifte tüp bebek tedavisi 1 yıldır faaliyet gösteren üremeye yardımcı tedavi merkezlerine yaklaşık 10 bin hastanın başvurduğuna dikkat çeken Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Uzm. Dr. Nur Pınar Çimen ise, "Bu hastaların çocuk sahibi olabilmeleri için uygun tanı ve tedavi yöntemleri uygulanmıştır. 136 çifte aşılama tedavisi, 242 çifte tüp bebek tedavisi uygulanmıştır. Merkezimizin laboratuvarları çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yanı sıra kanser hastalarının da üreme hücrelerini dondurmaktadır ve bu hastaların doğurganlıklarının korunmasına önemli bir hizmet vermektedir" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 15:15
Van’da 3 hastane "Anne-Bebek Dostu Hastane" unvanı aldı
Van’da Gevaş, Muradiye ve Özalp devlet hastaneleri, Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda "Anne-Bebek Dostu Hastane" unvanını almaya hak kazandı. Bakanlık denetim ekibi tarafından yapılan incelemelerde; hastanelerde doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası süreçlerin anne ve bebek odaklı yürütülmesi, mahremiyet ve güvenliğin sağlanması, anne dostu doğum uygulamaları ile bebek dostu hizmet standartlarına uyum detaylı şekilde değerlendirildi. Yapılan denetimlerde üç hastanenin de tüm kriterleri başarıyla yerine getirmesi, ilde sunulan doğum hizmetlerinin niteliğinin ulusal standartlarla uyumlu olduğunu gösterdi. İl genelinde anne ve bebek sağlığını önceleyen hizmet anlayışının güçlenmesine katkı sağlayan bu başarı, sağlık tesislerinde kaliteli ve güvenli doğum hizmetlerinin sürdürülebilirliğine yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.
12 Aralık 2025 Cuma - 14:15
Soğuk havalarda ailelere uyarı: "Bağışıklığı güçlendirin"
Kırşehir’de hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte uzmanlar; soğuk havaya karşı bağışıklığın güçlendirilmesi konusunda aileleri uyardı. Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Çağla Begüm Yıldırım; soğuk havalarda enfeksiyon hastalıklarının çocuklarda daha sık görüldüğünü belirterek önerilerde bulundu. Yıldırım; "Havalar soğudu ve gribal enfeksiyon artışları yaşanmaya başlandı. Özellikle çocuklarda enfeksiyon hastalıkları ve bağışıklık sistemi çok önemli. Çocukların beslenme alışkanlıklarını düzenlemeleri gerekir. Yumurta sarısı, kabak, havuç gibi mevsim sebze ve meyvelerine mutlaka yer verilmelidir. Gripten korunmak için yeterli su tüketimi ve en az 9 saat uyku çok önemlidir. Paketli gıdalardan uzak durulmalıdır" dedi. Aksaray - Kırşehir Eczacılar Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hande Arıkan Atak da grip aşısına vatandaşların talebinin arttığını ifade ederek; "Geçen yıl talep edilen aşı miktarı kullanımın altında kalınca bu yıl vatandaşların talebi beklentinin üzerine çıktı. Talebin bir anda artması nedeniyle aşı tedarikinde sıkıntı oluştu. ifadelerini kullandı"
12 Aralık 2025 Cuma - 12:40
Mersin’de Çocuklara Özel Ruh Sağlığı Merkezi hizmete açıldı
Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başlayan Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi’nde (ÇÖZGEM) incelemelerde bulundu. Ekici’ye incelemeleri sırasında Başhekim Prof. Dr. Mehmet Ballı, başhekim yardımcıları ve idari yöneticiler de eşlik etti. Merkezin özellikle 0-6 yaş grubu çocukların özel gereksinim durumları başta olmak üzere ruh sağlığı ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılamayı hedeflediği belirtildi. ÇÖZGEM’de Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı, psikolog, çocuk gelişim uzmanı, dil ve konuşma terapisti, ergoterapist ve sosyal hizmet uzmanı gibi birçok branşın birlikte görev yaptığı ifade edildi. Gerektiğinde çocuk sağlığı uzmanı, genetik uzmanı ve diyetisyenlerin de sürece dahil olabildiği kaydedildi. Merkezde çocukların ruhsal bozukluklar açısından kapsamlı ve standart yöntemlerle değerlendirilerek ailelerle birlikte takip sürecinin planlandığı aktarıldı. Özellikle otizm gibi erken müdahalenin kritik önem taşıdığı durumlarda hızlı tanı ve etkin tedavi süreçlerinin merkezin öncelikleri arasında olduğu vurgulandı. İnceleme sırasında birim çalışanlarıyla görüşen İl Sağlık Müdürü Ekici, merkezin hizmet işleyişi ve multidisipliner çalışma modeli hakkında bilgi aldı. Ekici, çocuk ve genç ruh sağlığına yönelik hizmetlerin önemine dikkat çekerek, tüm personele emeklerinden dolayı teşekkür etti. Başhekim Mehmet Ballı ise merkezde yapılan fiziksel iyileştirmelerle birlikte hizmet kapasitesinin arttığını, çocuk ve gençlere daha kapsamlı bir ruh sağlığı hizmeti sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Merkezde yürütülen duvar yenileme, boya ve tematik görsel düzenleme çalışmalarını yerinde inceleyen heyet, koridorlara uygulanan doğa ve karakter temalı tasarımların merkeze çocuk dostu bir atmosfer kazandırdığını ifade etti. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren ÇÖZGEM’in, psikiyatri, psikoloji, ergoterapi, konuşma terapisi ve sosyal hizmet alanlarında multidisipliner yaklaşımla çocuk ve gençlere bütüncül sağlık hizmeti sunduğu bildirildi.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:37
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi yolları aşıyor, sağlık taşıyor
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) tarafından hayata geçirilen "Yolları Aşıyoruz, Sağlık Taşıyoruz" projesi kapsamında köyde sağlık eğitimleri ve kapsamlı taramalar gerçekleştirilerek köy halkının sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirildi. TOGÜ ÜNİDES desteğiyle hayata geçirdiği "Yolları Aşıyoruz, Sağlık Taşıyoruz" projesi, merkeze bağlı Kömeç köyünde başladı. Etkinlik kapsamında öğrencilere sağlık eğitimleri verilirken vatandaşlara da kapsamlı sağlık taramaları yapılarak köy halkının sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirildi. Düzenlenen eğitimlerde Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Solmaz "Hipertansiyon ve Korunma", Dr. Öğr. Üyesi Mukaddes Demir Acar ile Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Solmaz "Diyabet ve Korunma", Doç. Dr. Kübra Esin ise "Sağlıklı Beslenme" konularında bilgilendirici sunumlar gerçekleştirdi. Toplam 100 kişinin katıldığı bu eğitimler, halkın kronik hastalıklar hakkında farkındalığını artırarak günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri önemli bilgiler sundu. Köyde kapsamlı sağlık taramaları gerçekleştirildi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlığı Koruma ve Geliştirme Kulübü’ne üye hemşirelik bölümü öğrencileri ile öğretim üyeleri tarafından kapsamlı sağlık taramaları yapıldı. Boy-kilo, tansiyon ve kan şekeri ölçümlerinin gerçekleştirildiği taramalarda vatandaşlar, sağlık durumları hakkında detaylı bilgi edinme fırsatı buldu. Özellikle düzenli sağlık kontrolü imkânına sahip olmayan köy halkı, sunulan hizmetten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Rektör Yılmaz’dan projelere destek mesajı TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz da Kömeç köyünü ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Proje ekibi ve köy halkıyla bir araya gelen Rektör Yılmaz, üniversitelerin sadece şehir merkezlerinde değil, en uzak yerleşim birimlerinde de topluma hizmet görevini sürdürmesi gerektiğinin altını çizerek, "ÜNİDES kapsamında yürüttüğümüz bu proje TOGÜ’nün topluma hizmet vizyonunun önemli bir yansımasıdır. Öğrencilerimizin sahada aktif görev alması, halkımızın sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşması ve sağlık bilincinin artırılması bizim için büyük önem taşımaktadır. Bu tür çalışmaları desteklemeye devam edeceğiz" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:28
Hastalardan Ermenek Devlet Hastanesine mektuplu teşekkür
Karaman Ermenek İlçe Devlet Hastanesi tedavilerini yaptığı hasta ve yakınlarından teşekkür mektupları aldı. Hastanenin imkanları dahilinde yapılan tetkik ve tedavilerden memnun kalan hasta ve yakınları hastane doktorları başta olmak üzere hastane personellerine gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür mektupları yazdı. Teşekkür mektuplarından dolayı çok memnun olduklarını ifade eden Ermenek Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Rıdvan Tunç, "Amacımız, vatandaşımızın şifayı uzaklarda aramasına gerek kalmadan, en üst düzey sağlık hizmetini hastanemiz imkanları dahilinde kendi memleketinde almasını sağlamaktır. Tomografi, endoskopi, utrasonografi başta olmak üzere birçok tahlil ve tetkikin aynı gün içinde yapılıyor olması, çevre il ve ilçelerdeki vatandaşların hastanemizi tercih sebebidir. Hastalarımızın memnuniyeti ve güveni, bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:18
Güneş ışığının azalması ruh sağlığını etkiliyor
Yazı bitirip sonbahara geçerken havalar serinlemeye, günler kısalmaya başlıyor. Güneş ışınlarındaki azalma doğayı etkilediği gibi insanları da etkiliyor. Hemen hemen herkes bu dönemlerde çevresel ve hormonal değişimlerle birlikte hafif yorgunluk, isteksizlik, keyifsizlik yaşayabiliyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Furkan Bahadır Alptekin, sonbahar yorgunluğu olarak tanımlanan bu belirtilerin oldukça yaygın olduğunu belirterek, "Ancak bazı kişiler bu dönemi daha ağır geçirir. Depresyon olgularına benzer şekilde çökkün duygudurum, enerji kaybı, sosyal geri çekilme, konsantrasyon güçlüğü gibi duygusal ve bilişsel değişiklikler ortaya çıkabilir. Ayrıca ‘atipik depresyon’ özellikleri olarak bilinen uyku miktarında artış, iştah artışı ve aşırı yeme, karbonhidratlı yiyeceklere düşkünlük, kilo alma, sinirlilik, tahammülsüzlük ve kişilerarası ilişkilerde güçlük yaşama gibi belirtiler da bu tabloya eşlik etmektedir. Genelde sonbaharla başlayıp ilkbaharla sona eren bu belirtilerle seyreden mevsimsel depresyonu sonbahar yorgunluğundan ayıran, tablonun ağırlığı ve kişinin özel, sosyal ve iş hayatlarını eskisi gibi yürütememesidir" dedi. Serotonin ve melatonin dengesi Mevsimsel depresyonun ortaya çıkmasında, uyku uyanıklık döngüsündeki değişim ve bununla ilişkili hormonal değişimlerin rol oynadığını belirten Alptekin, "Güneş ışınlarının azalması ile salınan ve kişiyi uykuya hazırlayan melatonin hormonunun üretimi, günlerin kısalması ve güneş ışınlarının azalması ile artar. Melatonindeki artış kişiyi daha uykulu, yorgun ve isteksiz hale getirmektedir. Serotonin aktivitesinin azalması da bu durumu açıklayan bir başka değişikliktir" dedi. Kadınlar, genç yetişkinler ve ailesinde depresyon öyküsü olanların mevsimsel depresyon açısından daha yüksek riskli ve kırılgan olduğunun altını çizen Alptekin, "Ayrıca kutuplara yakın ya da daha bulutlu iklimlerde yaşamak, güneş ışınlarının azalması ile riski artırmaktadır. Risk grubunda olmak büyük ihtimalle mevsimsel depresyon yaşayacağınız anlamına gelmez. Ancak risk grubunda iseniz koruyucu değişikliklere daha fazla önem vermelisiniz. Depresyonu ağır geçiren kişiler için medikal tedavi ve psikoterapi gerekecektir. Yukarıda bahsettiğimiz belirtileri yaşıyorsanız ve işlevselliğinizde azalma olduysa profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Mevsimsel depresyon özelinde ise açık havada vakit geçirmek, özellikle D vitaminini vücutta etkin düzeyde tutmak ve ışık tedavisi çözüm sunmaktadır. Bu mevsimlerde sosyal ilişkileri devam ettirmek, gün içinde dışarıda geçirilen zamanı artırmak, düzenli egzersiz, yeterli vitamin ve mineral içeren dengeli beslenmeye devam etmek mevsimsel depresyonu engellemek için koruyucu olacaktır. Her şeyden öte, yanında getirdikleri zorluklarla birlikte dört mevsimi yaşayabilmenin bir armağan olduğunu fark edin. Yağmurlu ya da güneşli günlerin ritmini fark edin. Hayatın içinde akıp giden değerlerinizi yakalayın. Her günü değer verdikleriniz için bir şey yaparak kıymetlendirin" dedi.
12 Aralık 2025 Cuma - 12:06
Opr. Dr. Tüfekçi "Erkekler iyi huylu prostat büyümesiyle yaş ilerledikçe sık karşılaşır"
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH-Benign Prostat Hiperplazisi) erkeklerin yaş ilerledikçe sık karşılaştığı bir sağlık durumu olduğunu söyledi. Opr. Dr. Tüfekçi, "BPH, prostat kanserinden tamamen farklı bir hastalık olup, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir" dedi. İdrar kesesinin hemen altında yer alan prostatın, idrar kanalını (Üretra) çevreleyen bir bez olduğunu kaydeden Opr. Dr. Tüfekçi, "BPH, bu bezin hücrelerinin çoğalarak büyümesi ve idrar kanalına baskı yaparak idrar yapma ile ilgili şikayetlere neden olan bir hastalıktır" şeklinde konuştu. Opr. Dr. Tüfekçi, BPH’nin belirtilerini açıklayarak, "Sık İdrara Çıkma: Özellikle gece uykudan uyandıran sık idrara çıkma ihtiyacı. Ani Sıkışma Hissi: Aniden gelen ve ertelemesi zor olan idrara çıkma isteği. Zayıf İdrar Akımı: İdrar yapmaya başlama zorluğu, idrar akımının incelmesi ve yavaşlaması. İdrarı Kesik Kesik Yapma: İdrarı yaparken durarak, yeniden başlama durumu olması. Tam Boşaltamama Hissi: İdrar kesesinin tamamen boşalmadığı hissi. Bu belirtiler çoğunlukla 50 yaşından sonra başlar, yaşla birlikte görülme sıklığı artar" ifadelerine yer verdi. "BPH tanısı, genellikle bir üroloji uzmanı tarafından yapılan muayene ve çeşitli tetkikler ile konulur. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve rektal yolla yapılan parmakla prostat muayenesi tanı koyma açısından oldukça önemlidir" diyen Opr. Dr. Tüfekçi,"Kan testi ile Prostat Spesifik Antijen (PSA) seviyesi ölçülür. Bu test hem BPH hem de prostat kanseri için önemli olup 50 yaş üzerindeki her erkekte yapılması önerilmektedir. Tam idrar tahlili yapılarak, idrar yolu enfeksiyonu veya idrarda kan olup olmadığının kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yine üroflowmetri adı verilen işeme testi ile idrar akım hızı ölçülerek var olan prostat büyümesinin idrar yapmayı ne derecede etkilediği değerlendirilmelidir" dedi. BPH tedavisinin, semptomların şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özgü planlanması gerektiğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, tedaviye yönelik, "Hafif belirtileri olan hastalarda, yaşam tarzı değişiklikleri (Sıvı alımını ayarlama, diüretik etki yapan maddelerin alımını azaltma, bazı besin maddelerinin tüketimini azaltma vs.) önerilerek ve düzenli kontrollerle durumlarını takip ederek yönetilebilmektedir. Bu düzenlemelere rağmen şikayetlerinde gerileme olmayan ya da şikayetleri orta-şiddetli düzeyde olan hastalarda öncelikli olarak ilaç tedavileri uygulanmaktadır. İlaç tedavisinin yetersiz kalması, sürekli idrar yolu enfeksiyonu ya da idrarda kanama olması, BPH’ye eşlik eden bir mesane taşı varlığı veya hastanın ilaçlardan kurtulma isteğinin olması durumunda ise minimal invaziv yöntemler ile uygulanan cerrahi tedaviler gündeme gelmektedir. Burada önemli olan cerrahi tedavilere karar verme zamanlamasının doğru olmasıdır. İlaçlar ile yeterince kontrol altına alınamadığı zaman, BPH’ye bağlı idrar yapamama durumu ilerleyen aşamalarda idrar kesesinin de yapısının bozarak bazı semptomların geri dönüşsüz olmasına neden olabilmektedir. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesi için uygulanan en sık minimal invaziv cerrahi yöntemler; transuretral insizyon (TUİP), bipolar transuretral rezeksiyon prostat (TUR- P), holmium Lazer Prostat (HoLEP) ve thulium lazer prostat (ThuLEP) tedavileri olup yine daha az sıklıkta uygulanan çeşitli cerrahi yöntemler de mevcuttur. Bu tedaviler arasından seçim yaparken detaylı bir hasta değerlendirmesi ve büyümüş prostatın hacmi önemli rol oynamaktadır" şeklinde konuştu. BPH’nin, tedavi edilmediğinde zamanla daha ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Tüfekçi, hastaların yaşayabileceği sağlık sorunlarına yönelik, "Hastalarda idrarı hiç yapamamaya bağlı sonda takılma ihtiyacı gelişebilir. Uzun süreli mesanenin tam boşalamaması durumunda idrar içerisindeki minerallerin birikimi sonucu mesane taşı oluşabilir. Yine bu duruma bağlı olarak sık idrar yolu enfeksiyonu ve idrarda kanama atakları ortaya çıkabilir. İdrar kesesinin sürekli bir zorluk ile karşılaşmasından ötürü yapısı bozulabilir ve bu durum bir süre sonra şikayetlerin geri dönüşümsüz olmasına sebep olabilir. Hatta ilerleyen süreçte idrar kesesinde biriken idrarın geriye doğru böbreklere baskı yapması sonucunda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya dahi sebep olabilmektedir" diye konuştu. 50 yaş ve üzerindeki her erkeğin, belirti olsun veya olmasın, düzenli bir şekilde üroloji hekimine başvurmasının ve prostat kontrollerini yaptırmasının önemine değinen Opr. Dr. Tüfekçi, erken tanı ve uygun tedavinin, BPH’nin neden olabileceği ciddi komplikasyonları önlemek adına önemli olduğunu söyledi.
12 Aralık 2025 Cuma - 11:40
Salmonella enfeksiyonuna karşı altın kuralları uzmanı açıkladı
Gıda zehirlenmesi vakalarındaki artış sürerken, uzmanı Salmonella enfeksiyonunun mutfaktaki gizli kaynaklarına dikkati çekti. Öğr. Gör. Hacer Alpteker, el hijyeninin yanı sıra az pişmiş et ürünleri, kaynağı belirsiz sular, iyi yıkanmamış sebzeler ve evcil hayvanların da enfeksiyon riski taşıdığı belirterek vatandaşların önlem alması istedi. Türkiye genelinde son günlerde artış gösteren ve hastanelerin acil servislerinde yoğunluğa neden olan gıda zehirlenmesi vakaları, gözleri mutfak hijyenine çevirdi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Hacer Alpteker, son dönemde artan gıda zehirlenmesi vakalarına ilişkin Salmonella enfeksiyonuna dikkati çekti. "En temel bulaşma yolu, hijyen alışkanlıklarının kötü olması" Salmonellanın güvenli olmayan içme suları, iyi pişmemiş tavuk, kırmızı et, yumurta ve çiğ süt ürünleri vasıtasıyla bulaşabildiğini belirten Alpteker, "Özellikle hijyene dikkat etmediğimiz her durumda Salmonella enfeksiyonu karşımıza çıkabilir. Toplumda Salmonella ile enfekte olmuş hasta kişiler eğer hijyen kurallarına dikkat etmezlerse, en basitinden tuvaletten çıktıktan sonra elleri yıkamamak gibi, kirli elleriyle ortak alanlara dokunmak gibi çok kolay insandan insana da bulaşabilir. Ayrıca Salmonella bakterisi çiğ süt ve süt ürünleriyle, iyi pişirilmemiş yumurtayla bulaşabilir ama en temel bulaşma yolu, hijyen alışkanlıklarının kötü olması, kanalizasyon sularıyla içme sularının kirlenmesi, yeterince uygun şekilde klorlanmaması, Salmonella bulaşmış sebze ve meyvelerin çiğ tüketilmesi gibi yollarla insandan insana ya da insanlara bulaşmasıdır" dedi. "Çok daha tehlikeli olanları var" Öğr. Gör. Hacer Alpteker, geçtiğimiz günlerde ülke gündeminde tartışmalara sebep olan "Salmonella gıda zehirlenmesine mi yol açıyor?" sorusuna da cevap verdi. Gıda zehirlenmesine ve sindirim sisteminde ishallere sebep olabilecek pek çok etkenin bulunduğuna dikkati çeken Alpteker, "Salmonella da bunlardan bir tanesi. Çok daha ciddi, tehlikeli olanları da var ama hepsinden Salmonella sorumludur diyemeyiz" dedi. "Toplumdaki her yaş grubunda görülebilir" Hastalığın her yaş grubunda görülebileceğini aktaran Alpteker, "Yaşlılar, bağışıklık sistemi iyi olmayan, bağışıklığı zayıflamış kişiler, bebekler ve çocuklar Salmonella enfeksiyonlarından çok daha fazla etkilenecek gruptur. Risk grubu olarak da bu kişileri tanımlayabiliriz. Diğer yaş gruplarında Salmonella enfeksiyonları herhangi bir kayba ya da ciddi bir hastaneye yatışa gerek olmadan iyileşebilecekken, bu grupta hastaneye yatışa ya da istenmeyen sonuçlara sebep verebilir" diye konuştu. Enfeksiyonun belirtilerine de değinen Alpteker, hastalığın ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma, kramp ve ishalle kendini gösterdiğini kaydetti. "Hijyen alışkanlıklarına dikkat etmek gerekir" Hacer Alpteker, hastalıktan korunmak için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: "Salmonella hastalığından korunmak için aslında çok basit önlemler alabiliriz. Bunların en başında, el yıkama ve hijyen alışkanlıklarına dikkat etmek gerekir. Mutlaka yemeklerden önce ve sonra ellerin sabunla beraber düzgünce yıkanması, tuvaletten önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerin yine aynı şekilde yıkanması çok önemlidir. Güvenli olmadığını düşündüğümüz hiçbir suyu tüketmememiz gerekiyor, mutlaka güvenli su temin etmemiz gerekiyor. Evimizde sebze ve meyvelerimizi bol akarsu altında iyice yıkamamız gerekiyor. Eğer pişirilerek tüketilebilecek bir durum varsa mutlaka iyi pişirmemiz gerekiyor. Yine et ve et ürünlerinin iyi pişirilerek tüketilmesi, pastörize ya da steril süt tercih edilmesi gerekiyor. Hasta insanların, gerekiyorsa mutlaka tedavi olması ya da diğer insanlara bulaştırmayı önlemek için el yıkamaya dikkat etmesi, kirli elleriyle etrafa dokunmaması gerekiyor. Mutfakta çiğ yumurta tüketiminden uzak kalmak, bazen rafadan ya da az pişmiş yumurtalar tercih edilebiliyor fakat yumurtaları da bu anlamda iyi pişirerek tüketmek gerekiyor. Bir de evcil hayvanlardan da bir miktar Salmonella bakterisi bulaşabiliyor, bunu unutmamak lazım. Özellikle sürüngenler dediğimiz hayvanlar, kaplumbağalar, kuşlar gibi hayvanlardan da bulaşma söz konusu. Bunun için bu tür hayvanlar varsa onların temizliği ve bakımında da dikkatli olmamız gerekiyor."
12 Aralık 2025 Cuma - 11:38
Sinop’ta TİLYAD eğitimi tamamlandı
Sinop İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından 08–11 Aralık 2025 tarihleri arasında düzenlenen TİLYAD eğitimi, travma hastalarına yönelik müdahale kalitesini artırmak amacıyla teorik ve uygulamalı oturumlarla gerçekleştirildi. Sinop İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından 08–11 Aralık 2025 tarihleri arasında Travma İleri Yaşam Desteği (TİLYAD) eğitimi düzenlendi. İl Ambulans Servisi Başhekimliği Eğitim Birimi tarafından koordine edilen program dört gün boyunca teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Eğitimlerde çoklu travma yönetimi, şok ve havayolu kontrolü, kafa ve omurga travmalarına yaklaşım, toraks ve abdominal travmalar, pelvis ve ekstremite yaralanmaları, yanık ve donuk vakaları ile gebelikte travma yönetimi gibi kritik başlıklar ele alındı. Program kapsamında ayrıca trafik kazalarında araç içi kurtarma yöntemleri ile motosiklet kazalarında güvenli kask çıkarma teknikleri uygulamalı olarak gösterildi. Gerçek vaka senaryoları üzerinden yapılan çalışmalar, katılımcıların sahadaki travma vakalarına daha hazırlıklı olmasını sağladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder