SAĞLIK - 24 Mart 2026 Salı 09:41

Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası

A
A
A
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası

Mersin’de biyopsi işlemi sonrası fenalaşarak hayatını kaybeden 36 yaşındaki eczacı kalfasının ölümünde, hastane ve görevli doktorların ihmali olduğu iddia edildi. Aile, yaşanan sürece tepki göstererek sorumlular hakkında şikayetçi oldu.


İddiaya göre, rahatsızlığı dolayısıyla gittiği hastanede karaciğerindeki kitle nedeniyle biyopsi yapılmasına karar verilen 36 yaşındaki Umut Ballı, 18 Mart’ta Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde biyopsi işlemi yapıldıktan yaklaşık 2 saat sonra taburcu edildi. Taburcu olduktan sonra evine dönen Ballı, ertesi gün tekrar fenalaştı. Baygınlık geçirerek kusan Ballı, bir süre sonra kendine gelince tekrar hastanenin acil servisine götürüldü. Ballı’ya burada 4 ünite eritrosit (kırmızı kan) ve 2 ünite plazma (beyaz kan) verildi. Ancak kan değerlerinde beklenen yükselişin sağlanamadığı öne sürüldü. Ballı’nın, 21 Mart günü sabah saat 07.00 sıralarında taburcu edildiği, taburcu edildikten kısa bir süre sonra saat 10.00 civarında tekrar rahatsızlandığı belirtildi.


Durumunun ağırlaşması üzerine Mersin Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Ballı’nın, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği iddia edildi.



"Üniversite Hastanesinin ihmali nedeniyle öldü"


Olayla ilgili konuşan baba Yusuf Ballı, oğlunun ölümünde ihmal olduğunu öne sürerek Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi hakkında şikayetçi olduklarını söyledi. Baba Yusuf Ballı, oğlunun hastanede 2 gün boyunca tedavi gördüğünü belirterek, "Oğluma kan verdiler fakat kan seviyesi hiç yükselmedi. Yanımda gelen ve doktor olan kayınbiraderim, ‘iç kanama olabilir müdahale edin’ dedi ancak hiçbir müdahale yapılmadı. 4 ünite kırmızı kan, 2 ünite beyaz kan verdiler. Ertesi gün sabah saat 07.00’de tekrar taburcu ettiler. Saat 10.00’da hayatını kaybetti. Benim oğlum Üniversite Hastanesinin ihmali nedeniyle öldü, başka bir şeyden değil. Şikayetçi oldum" dedi.



"İç kanama olabileceğini düşündük, 112’yi aradık"


Umut Ballı’nın eşi Handan Ballı ise eşinin Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldüğünde ayaklarıyla yürüyerek sapasağlam şekilde girdiğini belirterek, "Biyopsisi yapıldı. Biyopsiden çıktıktan sonra iki saat müşahede altında tuttular ve bizi eve gönderdiler. Eve geldikten sonra sabah saatlerinde eşim uyandı, rengi gitti ve baygınlık geçirdi. İç kanama olabileceğini düşündük. 112’yi aradık, geldiklerinde biyopsi orada yapıldığı için tekrar Mersin Üniversitesi’ne götürdüler" diye konuştu.



"Eşim bir sedyenin üzerinde dört büklüm şekilde müdahale bekledi"


Eşinin 3 gün boyunca bir sedye üzerinde kaldığını öne süren Ballı, "Üniversitede acil girişinden giriş yaptığımız için yatışını yaptılar ama 3 gün boyunca eşim bir sedyenin üzerinde dört büklüm şekilde müdahale bekledi. Sadece serum ve kan takviyesiyle toparlayabileceklerini düşündüler. Biz biyopsi olduğunu, kanama ihtimali olabileceğini söylememize rağmen hiçbir müdahale yapılmadı. Servise çıkarılmasını talep ettim ancak ‘doktorun talebi yok’ denilerek kabul edilmedi. Bir ihmal sonucunda eşimi kaybettim" ifadelerini kullandı.



"Benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın"


Oğlunu hastanede sedye üzerinde gördüğünü belirten acılı anne Naciye Ballı ise "Ben onu orada sedyede öyle gördüğüm için çok üzüldüm. ‘Bu nasıl yatak? Niye bir yatak vermediler? Niye temiz bir oda vermediler?’ dedim. Her taraf mikrop içindeydi. Sonuna kadar davacıyım. Ben acı çektim, başkaları çekmesin. Benim yüreğim yandı, başkasının yüreği yanmasın" dedi.


Hayatını kaybeden 36 yaşındaki Umut Ballı’nın cenazesi, dün Toroslar ilçesi Güneykent Mezarlığında ailesi ve yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.



Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Türkiye’nin yeni ekmeği Konya’da geliştirildi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan ve Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" kapsamında, ekmek üretim standartlarına yönelik pilot çalışmalar Konya’da devam ediyor. Projenin pilot ili olarak belirlenen Konya’daki yeni ekmek standartlarının belirlenme sürecindeki paydaşlardan biri de Eksun Gıda Konya Un Fabrikası oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin koordinasyonu ve yönlendirmesindeki çalışmalarda yeni ekmeğin AR-GE ve deneme süreçleri yürütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan, Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen ‘Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyasının’ ilk pilot ili Konya oldu. Kampanya sürecinde Tarım ve Orman Bakanlığı Konya’daki birçok kuruluşla çalışmalar yaparken, yeni ekmek için Eksun Gıda Konya Fabrikasında da AR-GE ve deneme çalışmaları yürütüldü. Bakanlık yetkililerinin gözetimi ve koordinasyonunda gerçekleşen ve yaklaşık 1,5 yıl süren çalışmalar boyunca; üretim denemeleri, reçete optimizasyonu, kalite analizleri ve standardizasyon testleri gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen yeni ekmek projesiyle; ekmeğin daha sağlıklı bir hale getirilmesi amaçlanırken aynı zamanda fırınlarda satılan beyaz ekmeklerin en az yüzde 40 oranında tam buğday unu içermesi ve ekmeğe koyu rengini veren kavrulmuş malt ununun kesinlikle kullanılmaması hedefleniyor. "Tarım ve Orman Bakanlığı liderliğinde yürütülen sürece teknik katkı sağladık" Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Hepimizin bildiği gibi Bakanlığımız tarafından büyük bir titizlikle hazırlanan ve ülke insanımızın sağlığı açısından bir dönüm noktası olacak yeni ekmek projesi için ilk pilot il Konya seçilmişti. Eksun Gıda olarak Tarım ve Orman Bakanlığı liderliğinde yürütülen süreçte bilgi birikimimiz ve insan kaynağımızla yeni ekmeğin geliştirilme çalışmalarında yer aldık. Böylesine önemli bir projede katkı sağlamamız için bize bu fırsatı veren Bakanlık yetkililerine ve çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz." Pilot uygulama sürecinin ardından, yeni ekmeğin öncelikle kamu kurumlarının yemekhanelerinde kullanıldıktan sonra tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması bekleniyor.
Ankara ODTÜ Sanat, 6 yıllık aranın ardından tekrar hayata geçiriliyor Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), kuruluşunun 70’inci yılı kapsamında kültür ve sanat alanındaki geleneklerinden biri olan ODTÜ Sanat’ı, 6 yıllık aranın ardından Türkiye İş Bankası katkılarıyla yeniden hayata geçiriyor. Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla ODTÜ’nün 70’inci yıl vizyonu doğrultusunda yeniden başlatılan ODTÜ Sanat, üniversitenin bilimsel üretiminin yanında kültürel ve sanatsal bir merkez olma iddiasını güçlendirmeyi hedefliyor. 6 yıl aradan sonra yeniden düzenlenen etkinlik, kampüs yaşamının önemli kültürel buluşmalarından biri olarak yeniden konumlanıyor. Yıllar içinde kampüs sınırlarını aşarak Ankara’da kültür-sanat organizasyonlarından biri haline gelen ODTÜ Sanat, bu yıl da geniş katılımlı bir festival yapısıyla kente açılıyor. Birçok önemli sanatçı konser verecek 28 Mart’ta başlayacak ODTÜ Sanat 70’inci Yıl Günleri kapsamında Kemal Kurdaş Kültür ve Kongre Merkezi’nin ana sahnesinde ulusal ve uluslararası birçok önemli sanatçının sahne alacağı belirtildi. Programda Kerem Görsev Quartet ft. Fatih Erkoç, Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu, Bill Laurance & Michael League, Yeni Türkü, Şakalı Akustik -Harun Tekin & Koray Candemir, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası & Sibel Köse, Fazıl Say, Buena Vista All Stars-Una Noche En La Habana ve Dhafer Youssef gibi farklı müzik türlerinden önemli isimlerin yer alacağı açıklandı. Ayrıca ODTÜ Sanat kapsamında gerçekleştirilecek ücretli etkinliklerden elde edilecek gelir, ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na aktarılacak. Böylece festival yalnızca bir kültür-sanat etkinliği değil, aynı zamanda öğrencilerin eğitimine destek sağlayan sürdürülebilir bir dayanışma modeli olacağı vurgulandı. Sadece konserlerle sınırlı değil ODTÜ Sanat, yalnızca ana sahne konserleriyle sınırlı kalmayarak kampüsün tamamına yayılan zengin programıyla öne çıkıyor. Festival boyunca gerçekleştirilecek film gösterimleri, tiyatro oyunları, çocuk etkinlikleri, atölye çalışmaları, sergiler ve pop-up konserler, etkinliğin önemli kısımlarını oluşturacak. Gün boyu sürecek program akışında; bağımsız film seçkileri, farklı disiplinlerden tiyatro gösterimleri, çocuklara yönelik sahne performansları ve önemli atölyeler dikkat çekerken, kampüsün çeşitli noktalarında gerçekleşecek küçük ölçekli konserler ve sürpriz performanslar festival atmosferini canlı tutacak. Fuaye alanları, açık alanlar ve geçiş noktaları sanatın gündelik yaşamla iç içe geçtiği dinamik mekanlara dönüşecek. Ayrıca festival kapsamında gerçekleştirilecek panellerde sanat, teknoloji ve kent kültürü farklı perspektiflerle ele alınacağı belirtildi. Programda yer alan söyleşiler arasında "Kültür Diplomasisi: Başkent Olmanın Yumuşak Gücü", "Yapay Zeka: Algoritmalar Sanatı Nasıl Tasarlar?" ve "Ankara’da Kültür Sanatı Konuşmak" başlıklı oturumlar bulunuyor. Bu panellerde Ankara’daki kültür kurumları, uluslararası kültür enstitüleri, akademisyenler ve sanatçılar bir araya gelerek sanatın güncel üretim biçimlerini ve kültür ekosistemini tartışacak. ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri, 28 Mart-4 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek ODTÜ Sanat’ın yeniden başlamasıyla birlikte kampüs, yalnızca üniversite bileşenleri için değil, Ankara’nın kültür-sanat hayatı için de önemli bir buluşma alanı haline geleceği ifade edildi. Etkinliklerin önemli bir bölümü Ankaralı sanatseverlerin katılımına açık olarak düzenleneceği açıklanırken, üniversite 70 yıllık akademik birikimini kültür ve sanat üretimiyle buluşturacak. Ankara’ya yayılan bu çok yönlü program, ODTÜ Sanat’ı kentin önemli kültür-sanat festivallerinden biri olarak yeniden konumlayacak. ODTÜ Sanat 70. Yıl Günleri, 28 Mart-4 Nisan tarihleri arasında ODTÜ kampüsünde gerçekleşecek.
İstanbul McDonald’s Türkiye’den yeni reklam serisi McDonald’s Türkiye, televizyon ve dijital mecralarda yayına giren dört filmden oluşan reklam serisini duyurdu. McDonald’s Türkiye, McHesaplı Menüler kampanyası kapsamında yayına aldığı dört filmden oluşan reklam serisini duyurdu. Televizyon ve dijital mecralarda yayına giren dört filmden oluşan seri, sadece uygun fiyatı değil, McDonald’s’ın günlük hayattaki küçük ama gerçek mutluluk anlarındaki yerini hatırlatıyor. "Uygun fiyatla mutluluğu katla" mottosuyla hayata geçirilen kampanya, gençlerin ve ailelerin hayatından kesitleri samimi ve tanıdık hikayelerle ekrana taşıyor. "Mutlu anlara eşlik ediyoruz" Kampanyaya ilişkin değerlendirmede bulunan McDonald’s Türkiye CMO’su Özdeş Dönen Artak, tüketici beklentilerini yakından takip ederek erişilebilir fiyat stratejilerini güçlü bir marka deneyimiyle desteklediklerini belirtti. Artak, "McHesaplı Menüler ile amacımız sadece uygun fiyat sunmak değil, aynı zamanda gençlerin ve ailelerin hayatındaki mutlu anlara eşlik etmek. Bu doğrultuda hazırladığımız yeni reklam serimiz, McDonald’s’ın günlük hayatın içindeki yerini samimi bir dille yansıtıyor" dedi. McDonald’s anlarını yansıtan 4 reklam filmi yayında İlk filmde, çocuklarıyla tek başına ilgilenen bir babanın McDonald’s ziyareti sayesinde hem kendine hem ailesine keyifli bir mola oluşturması ekranlara taşınıyor. Bu film, markanın aileler için mutlu molalar sunduğu yaklaşımını merkezine alıyor. İkinci filmde ilk buluşmasına çıkan genç bir çiftin eğlenceli diyaloğu üzerinden "sevdiğinin McDonald’s siparişini bilmenin gerçek bir yakınlık ve sevgi göstergesi olduğu" içgörüsü işleniyor. Üçüncü filmde, çok konuşan bir sevgiliyi dinleyen genç karakter üzerinden, söz konusu McDonald’s patatesi olduğunda herkesin iyi bir dinleyiciye dönüşebildiği anlatılıyor. Dördüncü film ise öğrenci evi dinamiklerinden yola çıkarak McDonald’s’ın bulunduğu her ortamın değerini ve keyfini artırdığı mesajını veriyor. Geleceğin restoran deneyimi dijital etkileşimle birleşiyor Kampanya, MyMcDonald’s uygulaması üzerinden sunulan puan toplama ve ödül kazanma imkanıyla da destekleniyor.
Kocaeli Kocaeli’de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde parfüm dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde başladı.Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti.Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından kabul edildi. Tutuklu şüpheliler İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Altay, Onay Yürüklü, Ünal Aslan, Güven Demirbaş ve tutuksuz sanık Ömer Akat ile soruşturma sürecinde cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Kurtuluş Oransal’ın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında dava açıldı.7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin ilk duruşma bugün başladı. Taraf sayısının fazlalığı nedeniyle adliyedeki duruşma salonlarının kapasitesinin yetersiz kalacağından yargılama, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki 250 kişi kapasiteli duruşma salonunda gerçekleştiriliyor.