SAĞLIK
19 Mart 2026 Perşembe - 16:05 Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.
Bilecik’te şap alarmı: Hayvan giriş-çıkışları yasaklandı
09 Ocak 2026 Cuma - 13:46 Bilecik’te şap alarmı: Hayvan giriş-çıkışları yasaklandı Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde şap hastalığı tespit edilirken, hayvan giriş-çıkışları yasaklandı. Pazaryeri ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan acil duyuruda, ilçeye bağlı Yeni Mahalle’de şap hastalığı tespit edildiği bildirildi. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla ilçe genelinde geniş kapsamlı karantina ve yasaklama kararları alındı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, 6 mahalle ile birlikte Ahmetler, Demirköy, Karaköy, Fırınlar, Arapdede, Dereköy, Kınık, Bulduk, Gümüşdere, Günyurdu, Dülgeroğlu ve Esemen köyleri yasaklı bölge ilan edildi. Bu bölgelerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların giriş ve çıkışları, ikinci bir duyuruya kadar kesin olarak yasaklandı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, "Alınan tedbirler hayvan sağlığının korunması ve bölge ekonomisinin zarar görmemesi açısından büyük önem taşıyor. Yasaklara uymayanlar hakkında idari ve cezai işlem uygulanacak. Özellikle hayvan alım-satımı yapan üretici ve tüccarlarımızın kurallara titizlikle uyması istiyoruz. Üreticilerimizin panik yapmadan ancak dikkatli olmaları, şüpheli durumları gecikmeden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Karantina sürecinde denetimlerimiz artırılacak. Gelişmelere ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Soğuk hava şartları anne adaylarını zorluyor
09 Ocak 2026 Cuma - 12:09 Soğuk hava şartları anne adaylarını zorluyor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, hamilelikte bağışıklık sisteminin bebeği korumak amacıyla doğal olarak baskılandığını belirterek, "Bu durum, grip, soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır" dedi. Anne adaylarının içinde bulundukları mevsime özgü riskleri tanıması ve bilinçli davranması hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Kış aylarında doğru önlemler alındığında gebeliğin güvenle sürdürülebileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmeye yardımcı olacak önerilerde bulundu. Bağışıklık sistemi etkileniyor Dr. Toyganözü, soğuk havalarda bağışıklık sisteminin daha kolay etkilenebildiğini belirterek, "Hamilelikte bağışıklık sistemi bebeği korumak amacıyla doğal olarak baskılanır. Bu durum, grip, soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Özellikle ateşle seyreden enfeksiyonlar, anne adayının genel durumunu bozabileceği gibi bebeğin sağlığı açısından da dikkatle takip edilmelidir. Kış aylarında artan kapalı alan temasları da enfeksiyon riskini yükseltir. Soğuk hava, dolaşım sistemi üzerinde de etkilidir. Düşük sıcaklıklar damarların büzüşmesine neden olarak el ve ayaklarda soğukluk, uyuşma ve bazen kramplara yol açabilir. Hamilelikte artan kan hacmi ve değişen dolaşım sistemi düşünüldüğünde, bu durum anne adaylarını zorlayabilir. Ayrıca uzun süre hareketsiz kalmak, bacaklarda ödem ve varis şikayetlerini artırabilir" diye konuştu. D vitamini seviyesi düşüyor Kış mevsiminin aynı zamanda D vitamini eksikliği açısından da önemli olduğunu ifade eden Toyganözü, "Güneş ışınlarından yeterince faydalanılamaması, hamilelerde D vitamini seviyelerinin düşmesine neden olabilir. D vitamini; bebeğin kemik gelişimi, annenin bağışıklık sistemi ve kas-iskelet sağlığı için oldukça önemlidir. Eksiklik durumunda halsizlik, kemik ağrıları ve bağışıklık zayıflığı görülebilir. Soğuk havalar cilt sağlığını da etkiler. Hamilelikte hormonal değişimlerle birlikte cilt zaten daha hassas bir hale gelir. Kışın nem oranının düşmesi, ciltte kuruluk, kaşıntı ve çatlakların artmasına yol açabilir. Özellikle karın ve göğüs bölgesinde görülen kuruluk, anne adaylarının yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Kış aylarında beslenme alışkanlıkları da ister istemez değişir. Sıcak karbonhidrat ağırlıklı ve sıcak yiyeceklere yönelim artar. Ancak hamilelikte dengeli ve yeterli beslenme her mevsimde olduğu gibi kışın da büyük önem taşır. Yetersiz sebze-meyve tüketimi, kabızlık gibi sindirim sorunlarını artırabilirken, aşırı kilo alımı gebelikte istenmeyen sonuçlara yol açabilir" dedi. Kış aylarında hamilelerin günlük yaşamlarında bazı önlemler almasının büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Toyganözü, şunları sıraladı: "Soğuk havalarda vücudu üşütmeyecek, kat kat ve mevsime uygun giyinmeye özen gösterin. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bulunmaktan kaçının, el hijyenine dikkat edin. Dengeli beslenin; taze sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin. Güneşli günlerde kısa süreli yürüyüşler yaparak hem hareket edin hem de D vitamininden faydalanın. Bol sıvı tüketin, kışın susama hissi azalsa bile su içmeyi ihmal etmeyin. Cilt kuruluğunu önlemek için nemlendirici kullanın. Grip benzeri belirtiler, yüksek ateş veya şiddetli ağrılar durumunda mutlaka doktorunuza başvurun."
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz"
09 Ocak 2026 Cuma - 11:55 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz" Balıkesir’i ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlıklı topluma işaret ederek başta sigara olmak üzere kötü alışkanlıklarla mücadele ettiklerini açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz" dedi. Bir dizi ziyaret için Balıkesir’e gelen Bakan Memişoğlu’nu Vali İsmail Ustaoğlu makamında ağırladı. Ziyarette AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Milletvekilleri Mustafa Canbey ve Ali Taylan Öztaylan hazır bulundu. Burada gazetecilere açıklamada bulunan Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinden bu yana Balıkesir’e toplam 96 sağlık tesisi yapmışız. 17’si hastane olarak 3 bin 381 yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. Hem Bandırma, hem Balıkesir Üniversitesi hem de sağlık bilimleri üniversitesinin eğitim anlamında büyük bir hizmeti de var. Bugün sağlık hizmetlerini değerlendireceğiz. Yatırımlarımızı değerlendireceğiz. Balıkesirli vatandaşlarımızın sağlığını korumak ve ihtiyaçlarımızı olan sağlıkla ilgili daha iyi hizmet almaları için toplantılar yapacağız, değerlendirmelerde bulunacağız. Tabii Balıkesir inşaatlarımız var. Özellikle Sındırgı ilçemizde devlet hastanesi inşaatımız vardı. Maalesef inşaat süreci de özellikle müteahhitlerin bırakmasıyla sorunlar yaşadık. Allah’a hamdolsun bu projeleri çözdük. Artık yeni ihalemizi yaptık, yer teslimi de yaptık. Allah nasip ederse 2026’nın ortasında vatandaşımızın hizmetine bu hastaneye sunacağız. Maalesef sorunlar yaşamıştık ama artık problemlerin hepsini çözdük. Özellikle deprem bölgesi, deprem yaşayan bu ilçemize duyurmak istiyorum. İnşallah 2026’nın ortasına bu hastaneyi oradaki vatandaşlarımızın hizmete açacağız. Tabii inşaatlarımız durmuyor. Merkezdeki hastanemizin de inşaatı hızlı bir şekilde devam ediyor. Aynı şekilde Edremit’te hastanemizin de inşaatı devam ediyor. Bunun yanında Kepsut Hastanemizin inşaatı devam ediyor. Bandırmalı hemşehrilerimize özellikle söylemek istediğim bir müjdemiz de var. Bandırma’da inşallah 300-350 yataklı kapasitesi arttırabilecek bir hastanenin ihalesini en kısa zamanda çıkıyoruz. İnşallah 2026’da bitirip hizmete başlayacağız" dedi. Hedef sigarasız toplum Sigara ve kötü alışkanlıklarla ilgili de konuşan Bakan Memişoğlu, "Biz her zaman sağlıkla ilgili problem olduğu zaman, insanlarımız hastalandığı zaman onları tedavi etmeye ve hastalığı iyileştirmeye hazırız. Çünkü Türkiye sağlık hizmetleri anlamında özellikle son 24 senede çok büyük bir yol kat etti. Bugün dünyanın 165 ülkesinden insanlar sağlık hizmeti almak için ülkemize geliyorlar. Ancak bizim en büyük hedeflerimizden bir tanesi toplumumuzu sağlıklı kalması ve hastalanmaması. Onun için ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. Toplumumuzun hastalanmadan vatandaşlarımıza bedenlerini bakmasını ve onlara sağlıklı kalmak için kötü alışkanlıklardan, sigara gibi tütün gibi maalesef insanımıza zarar veren bu alışkanlıklardan uzak durmasını ve başlamış olan arkadaşlarımızın da vatandaşlarımızı da bırakması için her türlü yardıma hazır olduğumuzu bir daha ifade etmek istiyorum. Çünkü yaklaşık üçte biri sigara içen bir toplumda yaşamak istemiyoruz. Yani Sağlık Bakanı olarak özellikle topluma beraber bırakılabileceğini sağlığa zarar veren bu alışkanlıktan zaten uzak durması gerektiğini ifade etmek istiyorum. İlacıyla, önerisiyle hekimiyle sigara bırakma insanlarımızın bu kötü alışkanlıklardan kurtulmasını sağlamaya çalışacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, daha sonra AK Parti İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek partililerle sohbet etti.
Rahim ağzı kanserinde "Aşı, tarama ve korunma ipuçları" ile riski sıfıra indirin
09 Ocak 2026 Cuma - 11:36 Rahim ağzı kanserinde "Aşı, tarama ve korunma ipuçları" ile riski sıfıra indirin Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre rahim ağzı kanseri her yıl yüz binlerce kadında teşhis edilirken, aşı ve düzenli taramayla büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olarak öne çıkıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Onur Erol, "Erken evrede yakalandığında başarı oranı yüzde 90’ların üzerindedir" diyerek erken tanının önemine dikkat çekti. Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 2022 yılında yaklaşık 660 bin yeni vaka kaydedilirken, 350 bin kadın bu hastalıktan hayatını kaybetti. GLOBOCAN 2022 tahminleri ise 662 bin 301 yeni vaka ve 348 bin 874 ölüm bildiriyor. Mevcut eğilimler değişmezse 2050 yılından itibaren yeni vakalarda yüzde 56,8’e ulaşan bir artış bekleniyor. En büyük neden HPV enfeksiyonu Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Erol, 1-30 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalığın nedenlerini ve korunma yöntemlerini anlattı. Prof. Dr. Erol, "Rahim ağzı kanseri, rahmin alt kısmında yer alan serviks bölgesindeki hücrelerin anormal büyümesiyle oluşur. Bu kanserin en yaygın nedeni, cinsel yolla bulaşan HPV 16 ve 18 virüsülerinin belirli tipleridir. Sigara kullanımı, çok sayıda cinsel partner, erken yaşta cinsel ilişki, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve düşük sosyoekonomik durum gibi faktörler riski artırır" dedi. Belirti vermediği için tarama şart Hastalığın erken evrelerde fark edilmediğini belirten Prof. Dr. Erol, "Hastalığın erken evrelerinde genellikle belirti vermez. Ancak ilerledikçe vajinal kanama, ilişki sonrası kanama, pelvik ağrı ve anormal akıntı gibi belirtiler ortaya çıkabilir bu yüzden belirtiler beklenmeden düzenli tarama yaptırılması önemlidir" ifadelerini kullandı. Aşı koruyor ancak tarama devam etmeli HPV aşısının etkinliğine dikkat çeken Prof. Dr. Erol, "HPV aşısı, kansere yol açan yüksek riskli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlar, yaklaşık yüzde 70-90 oranında rahim ağzı kanserini önler. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre öncelikli olarak 9-14 yaş arası kız çocuklarında cinsel aktivite başlamadan önce en etkilidir. 15-26 yaş arası gençler ve yetişkinler de aşılanabilir, koruma biraz azalır ama hala faydalıdır. Bazı ülkelerde virüsün yayılımını azaltmak için erkek çocuklar da aşılanıyor. Aşı yapılmış olsa bile tarama testleri ihmal edilmemelidir, çünkü aşı tüm HPV tiplerini kapsamayabilir" diye konuştu. KETEM’de ücretsiz tarama fırsatı Türkiye’de tarama programlarının sağladığı avantajlara değinen Prof. Dr. Erol, "Pap smear testi rahim ağzından hücre örneği alınarak anormal hücreler aranır. HPV DNA testi virüsün varlığını doğrudan tespit eder. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’na göre 30 yaşından itibaren, her 5 yılda bir HPV testi ve smear önerilir. 30-65 yaş arası kadınlar düzenli tarama yaptırırsa, kanser nedeniyle yaşam kaybı riski neredeyse sıfıra iner. Tarama ücretsiz olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM)’lerde yapılabilir" ifadelerini kullandı. Sigara ve bağışıklık sistemi riski etkiliyor Prof. Dr. Erol, HPV enfeksiyonunun kansere dönüşmesini etkileyen yaşam alışkanlıklarına da dikkat çekerek şunları söyledi: "Prezervatif kullanımı HPV bulaşını kısmen önler, tam koruma sağlamaz ama riski azaltır. Tek eşlilik veya partner sayısını sınırlamak riski düşürür. Sigara, HPV’nin kansere dönüşme riskini 2-4 kat artırır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek; sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stres yönetimi HPV enfeksiyonunun vücuttan atılmasına yardımcı olur." Tedavide başarı erken tanıyla artıyor Hastalığın evresinin tedavi yöntemlerini belirlediğini vurgulayan Prof. Dr. Erol, "Tedavi seçenekleri ise kanserin evresine göre cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi veya immünoterapiyi içerir. Erken evrede yakalandığında başarı oranı yüzde 90’ların üzerindedir" diyerek rahim ağzı kanserinin doğru zamanda müdahale ile büyük oranda kontrol altına alınabileceğini belirtti.
75 yaşında ‘minimal invaziv’ yöntemiyle bypass olan hastaya doktorlardan mesaj: "Bu seni 40 sene götürür"
09 Ocak 2026 Cuma - 11:34 75 yaşında ‘minimal invaziv’ yöntemiyle bypass olan hastaya doktorlardan mesaj: "Bu seni 40 sene götürür" Ankara’da ‘minimal invaziv’ yöntemiyle bypass olan 75 yaşındaki hastaya doktorlar, "Bu seni 40 sene götürür" dedi. Ankara’da bir süre önce göğüs ağrısı şikayetiyle 29 Mayıs Devlet Hastanesi’ne başvuran 75 yaşındaki Ahmet Sevük, kemik kırılmadan küçük bir kesiyle bypass oldu. Uzmanlar ‘minimal invaziv’ denilen bu yöntemle hastaların ameliyat sonrasında daha kolay iyileştiğini ve günlük yaşantısına daha hızlı döndüğünü vurguluyor. Ameliyat sonrasında eski hayatına dönmek için sabırsızlandığını aktaran Sevük ise, yeniden spor yapmaya başlamak istiyor. 29 Mayıs Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Levent Enver, 1 hafta önce hastaya bypass yapıldığını belirterek öncesinde anjiyo olduğunu ve hastada 2 damar hastalığı tespit ettiklerini aktardı. Daha sonra cerrahi müdahale önerdiklerini dile getiren Enver, "Ameliyatı yan kesiyle yaptık. Minimal invaziv dediğimiz kemik kırılmadan yaptık. Hastanın tabii hızlı toparlamasının da faydası oldu" diye konuştu. "Enfeksiyon ve kanama risklerini azaltıyor" Bypass işleminin kemik kırılmadan yapılmasının daha konforlu olduğunu aktaran Enver, "Kemik kırılmadığı için ağrı daha az oluyor. Hastanın hareketini sağladığı için daha hızlı harekete geçiyor. Hastanın hayata dönmesini, normal günlük işlerini yapmasını sağlıyor. Daha hızlı bir şekilde de taburcu olduğu için enfeksiyon, kanama risklerini azaltıyor" açıklamasında bulundu. "29 Mayıs Devlet Hastanesi Ankara’da bu işlemi tek yapan ikinci basamak devlet hastanesidir" Bu işlemin ikinci basamak devlet hastanelerinde yaygın olmadığını ifade eden Enver, "Ankara 29 Mayıs Devlet Hastanesi ikinci basamak hastane olarak Ankara’da bu işlemi tek yapan ikinci basamak devlet hastanesidir" dedi. Göğüs ağrısı şikayetiyle önce aile hekimine danıştığını belirten Sevük, aile hekiminin yönlendirmesiyle ve yardımıyla hastaneye başvurduğunu anlattı. "Hasta ve doktor arasındaki güven çok önemli" Ardından anjiyo olduğunu ve bypass kararını doktorla birlikte aldıklarını dile getiren Sevük, bypass işleminin yalnızca küçük bir kesiyle yapıldığını anlattı. Sevük, "Ne yapacaksınız diye sorduğumda, yandan keseceğim dedi, kalbi de durdurmayacağım dedi. Ben kalbin durdurulmayacağını da bilmiyordum. Gözlerine baktım. ‘Bu dediklerini yapar mısın’ dedim. İşte bu güven çok önemli, karşılıklı hasta ve doktor arasındaki güven. ‘Yaparım’ dedi. Dediklerinin hepsini yapmıştı. Harika bir şey. Ben dün de çıkardım, evvelsi gün de çıkabilirdim. Birazcık ihtimam gösterdi eksik bir şeyimiz kalmasın diye" ifadelerine yer verdi. "Bu seni 40 sene daha götürür dediler" Şu anda kendisini iyi hissettiğini anlatan Sevük, "Kalp damar ve sistemim de iyiymiş diğerleri. Dediler ki ‘abi bu seni 40 sene daha götürür’. Yani razı oldum ama bilmiyorum. Onu uzatırız gibi geliyor bana" şeklinde konuştu.
Malatya’da Menopoz Okulu’nda kadın sağlığına yönelik eğitimler sürüyor
09 Ocak 2026 Cuma - 11:26 Malatya’da Menopoz Okulu’nda kadın sağlığına yönelik eğitimler sürüyor Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Menopoz Okulu’nda, menopoz sürecindeki kadınların bilinçlendirilmesi, sürece uyumlarının kolaylaştırılması ve yaşam kalitelerinin artırılması amacıyla ücretsiz eğitimler devam ediyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fatih Yiğit, menopozun yumurtalık aktivitelerinin azalmasına bağlı olarak adet döngüsünün kalıcı şekilde sona ermesiyle ortaya çıkan, doğal ve fizyolojik bir süreç olduğunu belirtti. Türkiye’de ortalama menopoz yaşının 48 ila 52 arasında değiştiğini ifade eden Op. Dr. Fatih Yiğit, bu dönemin her kadında farklı belirtilerle seyredebildiğine dikkat çekti. Menopoz sürecinde ateş basması, gece terlemeleri, halsizlik, yorgunluk, duygu durum değişiklikleri, anksiyete, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve kalp-damar hastalıkları gibi çeşitli sorunlar ortaya çıkabiliyor. Op. Dr. Fatih Yiğit, bu belirtilerin şiddeti ve süresinin kişiden kişiye değişebildiğini belirterek, menopozun her kadında farklı bir seyir izleyebileceğine dikkat çekti. Kadınların bu süreci daha sağlıklı ve bilinçli şekilde geçirebilmeleri amacıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Menopoz Okulu’nda kapsamlı eğitimler veriliyor. Menopoz Okulu’nda kadın doğum uzmanı, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, diş hekimi, ebe ve hemşireler tarafından bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri sunuluyor. Menopoz sürecinin menopoz yaşı, kültürel yapı, psikososyal durum ve bireysel algılara bağlı olarak bazı kadınlarda olumsuz tutum ve davranışlara yol açabildiğini belirten Op. Dr. Fatih Yiğit, bu durumun sürece uyumu zorlaştırabildiğine dikkat çekti. Sağlık profesyonelleri tarafından verilen eğitimlerle kadınların bilgi eksikliklerinin giderildiğini vurgulayan Yiğit, menopoza yönelik tutumların olumlu yönde değiştirildiğini ifade etti.
Isparta 112’de vakaya dönüşen çağrılar arttı
09 Ocak 2026 Cuma - 11:16 Isparta 112’de vakaya dönüşen çağrılar arttı Isparta’da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2025 yılında gelen toplam çağrı sayısı bir önceki yıla göre azalırken, vakaya dönüşen çağrılarda artış yaşandı. Asılsız ve gereksiz çağrı oranı ise düşüş gösterdi. Isparta’da 2025 yılında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 379 bin 707 çağrı geldi. Bu çağrıların 147 bin 851’i vakaya dönüşürken, 231 bin 856’sı asılsız ve gereksiz arama olarak kayıtlara geçti. 2024 yılında ise 112 Acil Çağrı Merkezi 410 bin 882 çağrı almıştı. Bu çağrıların 143 bin 603’ü vakaya dönüşürken, 267 bin 279’u asılsız ve gereksiz çağrı olarak değerlendirilmişti. 2025 yılı, bir önceki yıl ile kıyaslandığında toplam çağrı sayısında düşüş, vakaya dönüşen çağrılarda ise artış yaşandığı görüldü. Ayrıca 2024 yılında vakaya dönüşmeyen çağrı oranı yüzde 65,05 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 61,06’ya geriledi. 7 bin 535 öğrenciye bilgilendirme Isparta 112 Acil Çağrı Merkezi’nin müdürü İsmail Ünal, ’’2025 yılında merkezimize 379 bin çağrı gelmiştir. Bu çağrıların 147 bini vakaya dönüşmüş, yani sağlık ve emniyet ekiplerimizin müdahale ettiği ve hizmet verdiği olaylar olmuştur. Bu oran yüzde 38.8’dir. Geçen yıla nazaran, vakaya dönüşmeyen, yani sizin tabirinizle asılsız çağrılarda, yüzde 65’ten yüzde 61’e bir düşüş yaşanmıştır. 2025 yılı içerisinde ilkokul ve ortaokullarda eğitim faaliyetlerinde bulunduk. 53 ilkokul ve ortaokulu ziyaret ederek 7 bin 535 öğrenciye merkezimizle ilgili tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirdik’’ dedi. Olayla ilgili herhangi bir olumsuzluk yoktu Yılın son günlerinde bir vatandaşın bir kişinin öldürüldüğüne dair ihbarda bulunduğunu söyleyen Ünal, ’’Olay yerine iki emniyet ekibi ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiştir. Ancak yapılan incelemelerde olayla ilgili herhangi bir olumsuzluğun olmadığı anlaşılmıştır. Bu kişi hakkında yasal mevzuat gereği idari işlem başlatılmış olup süreç devam etmektedir’’ ifadelerini kullandı. ’’Adres bilgilerini doğru şekilde paylaşmalarını rica ediyoruz’’ Vatandaşların etrafında gördükleri acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramalarını isteyen İsmail Ünal, ’’Merkezimizi aradıklarında sakin olmalarını, operatörlerimizin sorduğu sorulara kısa ve net cevaplar vermelerini, olayın ne olduğunu ve adres bilgilerini doğru şekilde paylaşmalarını rica ediyoruz. Son olarak, araç kullanan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: Yolda acil durum araçlarını gördüklerinde, mümkün olduğunca yol verme konusunda yardımcı olmalarını istiyoruz’’ dedi.
Profesör uyardı: "Lodos sizi hastanelik edebilir"
09 Ocak 2026 Cuma - 11:06 Profesör uyardı: "Lodos sizi hastanelik edebilir" Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, kuvvetli lodosun baş ağrısı, halsizlik, uykusuzluk ve nefes darlığı gibi şikâyetlere yol açabileceğini belirterek, özellikle yüksek tansiyonu olanların mevsimsel hava değişikliklerinde kan basınçlarını takip etmeleri gerektiğini söyledi. Son günlerde yurdun büyük bir bölümünde zaman zaman etkisini sürdüren kuvvetli lodos insan sağlığını olumsuz etkilediği belirten Prof. Dr. Şevket Özkaya, açıklamalarda bulundu. Lodosun yol açtığı hava basıncındaki ani değişimlerin pek çok insanda baş ağrısı halsizlik şikayetleri yaşattığını belirten Dr. Özkaya, "Bunu ’lodos çarptı’ olarak tanımlıyorlar. Lodos ayrıca hormonal dengeyi bozan ve psikolojik sorunlara da yol açarak; Yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk, çalışma isteğinin azalması, göz kanlanması, ağrı, mide bulantısı, nefes darlığı, uyuşukluk, iştah değişiklikleri ve psikolojik sorunlar gibi şikayetlere de sebep oluyor" dedi. Lodosun kan basıncına etkisi Lodos ve soğuk hava gibi mevsimsel hava değişikliklerinin kan basıncına etkisi hakkında bilgi veren Özkaya," Kan basıncı genellikle kışın daha yüksek, yazın ise daha düşüktür. Bunun nedeni, düşük sıcaklıkların kan damarlarının geçici olarak daralmasına neden olmasıdır. Daralmış damarlardan ve atardamarlardan kanı geçirmek için daha fazla basınca ihtiyaç duyulur. Bu da kan basıncının yükselmesine neden olur. Kan basıncı ayrıca, hava cephesi veya fırtına gibi ani hava değişikliklerinden de etkilenebilir. Vücut, kan damarları da dahil olmak üzere, nem, atmosfer basıncı, bulut örtüsü veya rüzgardaki ani değişikliklere, soğuğa verdiği tepkiye benzer şekilde tepki verebilir. Kan basıncındaki bu hava şartlarına bağlı değişiklikler, 65 yaş ve üstü kişilerde daha yaygındır. Yüksek tansiyonunuz varsa, mevsimler değiştikçe kan basıncı ölçümlerinizi not edin. Yüksek tansiyonun mevsimsel nedenleri arasında kilo alımı, tatillerde sık sık tüketilen tuzlu yiyecekler ve soğuk hava nedeniyle azalan fiziksel aktivite yer alır. Hava şartlarının kan basıncınızı nasıl etkileyebileceği konusunda sorularınız varsa, sağlık ekibinize danışın. Kan basıncı ölçümlerinizde değişiklikler olursa, sağlık uzmanınıza bildirin. Yeni bir doz kan basıncı ilacına veya farklı bir ilaca ihtiyacınız olabilir. Sağlık ekibinizle konuşmadan ilaçlarınızı değiştirmeyin" diye konuştu.
Tüberküloza karşı online savaş
09 Ocak 2026 Cuma - 10:58 Tüberküloza karşı online savaş Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, tüberkülozla mücadelede geliştirilen online takip sistemi sayesinde hastaların mobil uygulama üzerinden izlenerek son 3 yılda 300 hastanın tedavisinin başarıyla tamamlandığını belirtti. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası etkinlikleri kapsamında Samsun Şehir Hastanesi Göğüs Kliniğinde program düzenlendi. Programda Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras ile Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, sağlık çalışanlarına, hasta ve hasta yakınlarına çiçek takdim etti. Dr. Mustafa Uras, tüberküloz hastalığının önemine dikkat çekerek Samsun’da tüberkülozla ile mücadele de yapılan çalışmalar hakkında şunları söyledi: "Tüberküloz halen tek bir bulaşıcı etkenin neden olduğu ölümler arasında dünyada birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca tüm hastalıklar içerisinde en yaygın ölüm nedeni olan ilk 10 hastalıktan da biridir. Her ne kadar hastalığa maruz kalan vaka sayısı Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen başarılı çalışmalarla azalsa da halen vakalar görülmeye maalesef devam etmektedir. Bu kapsamda 2025 yılında ilimizde verem savaş dispanserlerine kayıtlı tüberküloz vaka sayısı 131’dir. Bu hastalarla temas etmiş bin 359 kişinin kontrol amaçlı taraması ekiplerimiz tarafından yapılmıştır. Bu kişilerin 656’sına da koruyucu ilaç tedavisi başlanmıştır. Düzenli ilaç kullanımı ile hastaların tamamen iyileştiği tüberküloz hastalığında ilaçlar, Sağlık Bakanlığımız tarafından ücretsiz olarak, dispanserler aracılığı ile hastalarımıza verilmektedir. Tüberküloz hastasının 6 ay boyunca her gün ortalama 10 adet ilaç kullanması gerekir. Tedavi süresinin uzun oluşu ve günlük içilen ilaç miktarının fazlalığı nedeni ile tedavide Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) uygulaması ilimizde devam etmektedir. Sağlık Müdürlüğümüz tarafından geliştirilen mobil bir aplikasyonla hastalarımız 3 yıldır online uygulama üzerinden video ve canlı görüşmelerle takip edilmekte, ilaç kullanımları ve sağlık durumları kontrol altında tutulmaktadır. 3 yıllık dönem zarfında şu ana kadar 300 hastamız bu şekilde takip edilmiş ve tedavilerini başarılı şekilde tamamlamıştır. İlimizde İlkadım, Çarşamba ve Bafra olmak üzere 3 Verem Savaş Dispanserimiz bulunmaktadır. Dispanserlerimizde her gün ücretsiz akciğer grafisi çekilmektedir. Dispanserlerimizde hastalarımıza 2025 yılında toplam 33 bin 26 poliklinik hizmeti verilmiştir. Ayrıca Müdürlüğümüze bağlı Mobil Tarama aracımız tarafından Çorum, Amasya, Tokat, Kastamonu ve Sinop illerindeki cezaevlerinde tarama gerçekleştirilmektedir. 2025 yılında Mobil Tarama ekibimiz tarafından 18 bin 678 kişiye akciğer grafisi çekilmiş, Tüberküloz yönünden değerlendirilmeleri sağlanmıştır" dedi.