Son Dakika
|
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD'ye ait F-35 vuruldu, ciddi hasar aldı"
Çatalca’da kıyıya vuran füze başlığı imha edildi
Büyükçekmece’de işçi servisi devrildi: 1 ölü, 9 yaralı
Pentagon'un İran savaşı için 200 milyar dolar ek bütçe talep edeceğini doğrulandı
Arakçi: "Altyapımız yeniden hedef alınırsa (saldırılarda) hiçbir kısıtlama olmayacak"
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
Suriye'de kimyasal silah kalıntılarının imhasına yönelik uluslararası görev gücü kuruldu
SAĞLIK
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
19 Mart 2026 Perşembe - 16:57:01
Geçtiğimiz günlerde yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 16:05
Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.
19 Mart 2026 Perşembe - 15:31
MUSKİ, Kötekli 261. sokaktaki su basınç sorununu giderdi
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin yer içinde yer alan Menteşe Kötekli Mahallesi 261 sokaktaki dairelerin üst katlarında yaşanan su sıkıntısı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekiplerinin çalışması ile giderildiği açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Menteşe ilçemizin Kötekli Mahallesi 261. sokakta başlattığımız çalışma ile bölgedeki basınç problemini giderdik. Vatandaşların sorunsuz bir Bayram tatili geçirmeleri için başlattığımız bu çalışma kapsamında özellikle üst katlarda yaşanan su basıncı problemini ortadan kaldırarak bölge halkı için kalıcı bir çözüm ürettik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın özellikle üzerinde durduğu gibi Ramazan Bayramı boyunca vatandaşlarımıza kesintisiz su ulaştırmak amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre sahada görevimizin başında olacağız" denildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 14:50
Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma
Ramazan Bayramı dolayısıyla Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma töreni gerçekleştirildi. Hastane yönetimi, hekimler ve sağlık çalışanlarının katıldığı törende bayram coşkusu birlikte yaşandı. Gerçekleştirilen törende konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mesul Müdür Op. Dr. Ekrem Sağlam, başta hastaneden hizmet alan hastalar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı. Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Doğan ise yaptığı konuşmada, tüm İslam âleminin bayramını tebrik ederek, sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice bayramlar temennisinde bulundu. Bayramlaşma töreni, toplu fotoğraf çekimi ile birlik ve beraberlik mesajlarının verilmesinin ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mart 2026 Çarşamba- 18:43
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:48
Uzmanından bayram için ’2 dilim’ uyarısı
3
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
4
17 Mart 2026 Salı- 10:14
34 yaşındayken bayram arifesinde kanser olduğunu öğrendi, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu
5
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
09 Ocak 2026 Cuma - 10:53
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şahiner’den kasık fıtığı uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığı tedavisinde hastaya özel yöntemlerin önemine dikkat çekti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığı tedavisiyle ilgili bilgi vererek hastaya özel yöntemlerin önemine dikkat çekti. Kasık fıtığının, karın içindeki organların ya da dokuların karın duvarındaki kasık bölgesi gibi zayıf bir noktadan dışarı doğru yer değiştirmesiyle oluşan yaygın bir sağlık sorunu olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığının en sık erkeklerde görülse de kadınlarda da ortaya çıkabildiğini söyledi. Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, özellikle uzun süre ayakta kalanlarda, ağır kaldıranlarda, kronik öksürüğü veya kabızlığı olan kişilerde kasık fıtığı riskinin daha fazla olduğunu vurguladı. Kasık fıtığının belirtileri ile ilgili de konuşan Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığının en belirgin belirtisinin kasık bölgesinde ele gelen şişlik olduğunu ve bu şişliğin ayakta dururken ya da ıkınırken belirginleştiğini, yatınca da kaybolabildiğini aktardı. Şahiner, bazı hastalarda ağrı, yanma hissi veya hareketle artan rahatsızlık görülebileceğini, tedavi edilmediğinde bağırsak düğümlenmesi, boğulması gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini söyledi "Kesin tedavi cerrahidir" Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığının kesin tedavisi cerrahi olduğunu aktararak, ilaçla ya da kendiliğinden iyileşme durumunun mümkün olmadığını ifade etti. Şahiner, günümüzde gelişen tıp teknolojileri sayesinde kasık fıtığı ameliyatlarının güvenli ve konforlu bir şekilde yapılabildiğini, eğer hasta uygunsa kapalı yöntem yani (laporoskopik) cerrahi tedavisinin artık standart hale geldiğini söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kasık fıtığı tedavisinde hastaya özel yöntemlerin önemine de dikkat çekti. Prof. Dr. Şahiner, "Kasık fıtığı ameliyatları açık ya da kapalı (laparoskopik) yöntemlerle yapılabilir. Hangi yöntemin uygun olacağına hastanın yaşı, fıtığın durumu ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak karar verilir" dedi. "Hızlı iyileşme, kısa sürede günlük hayata dönüş" Şahiner, günümüzde kullanılan modern cerrahi teknikler sayesinde hastaların genellikle kısa sürede taburcu olduğunu ve günlük yaşamlarına hızlıca dönebildiğini belirtti. Şahiner, özellikle kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda daha az ağrı, daha küçük kesiler ve daha hızlı iyileşme süreci sağlandığını vurguladı. Prof. Dr. Şahiner, kasık bölgesinde şişlik veya ağrı hisseden kişilerin vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini vurgulayarak, erken tanı ve doğru tedavinin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını belirtti.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:49
Burtom’dan geleceğin sağlık vizyonu
Bursa’da 1994 yılında bir tanı merkezi olarak kurulan ve bugün Türkiye’nin 15 ilinde kapsamlı bir sağlık ekosistemine dönüşen Burtom Sağlık Grubu, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla alanının öncüsü olmaya devam ediyor. Sağlık sektöründeki 32. yılını, tanı ve tedavi süreçlerini geliştiren dijital dönüşüm ve altyapı yatırımlarıyla taçlandıran Burtom Sağlık Grubu, 2026 yılından itibaren büyüme stratejisini "verimlilik esaslı genişleme" olarak belirledi. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç, tanı teknolojilerindeki yapay zekâ uygulamalarından onkolojideki milimetrik tedavi yöntemlerine ve yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımına kadar grubun çalışmalarını açıkladı. Hizmet ağını, teknolojinin en son uygulamalarını devreye alarak geliştirdiklerini anlatan Dr. Erol Kılıç, Burtom’un başarısının temelinde "tanı odaklılık" prensibinin bulunduğunu belirterek, "Burtom’un hikâyesi 32 yıl önce doğru tanıyı, doğru zamanda sunma vizyonuyla başladı. Bugün 850 kişilik büyük bir kadroya ulaşsak da ’tıbbi görüntüleme’ bizim hâlâ ana damarımızdır. Yatırımlarımızda sadece bina kapasitemizi artırmayı değil, klinik karar süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak ileri teknoloji entegrasyonunu daha da geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Yeni nesil PET-CT yatırımının bu anlayışın bir ürünü olduğuna işaret eden Dr. Kılıç, "Bu cihazımız sadece teşhiste hata payını minimize etmekle kalmıyor; daha az radyasyon yayılımı ve daha kısa çekim süresiyle hastaya konfor sağlarken, yıllık 7 MWH enerji tasarrufuyla da doğayı koruyor. Bizim için sağlık hizmeti, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam alanını da korumayı kapsayan bir bütündür" diye konuştu. Yapay zekâ destekli radyoloji Modern tıpta görüntüleme cihazlarının erken teşhisteki kritik rolüne değinen Dr. Kılıç, merkezlerindeki yapay zekâ (YZ) kullanımının sağladığı somut faydaları üç ana başlıkta topladı : YZ algoritmaları, geleneksel yöntemlerle gözden kaçabilecek en küçük patolojileri ve lezyonları tespit ederek özellikle felç ve dejeneratif hastalıkların teşhisini kolaylaştırıyor. Radyologlarımıza adeta ‘ikinci bir göz’ desteği sunuyoruz. Yapay zekâ destekli 3 Tesla MR cihazlarımız, tarama sürelerini yüzde 70’e varan oranlarda kısaltıyor. Bu, özellikle kapalı alan korkusu olan hastalar, yaşlılar ve çocuklar için büyük bir devrim niteliğinde. Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekimlerinde radyasyon dozu yapay zekâ tarafından otomatik olarak optimize ediliyor. Daha az kontrast madde kullanımıyla, böbrek hastalarımız için de riskleri minimize eden güvenli bir tarama protokolü uyguluyoruz" dedi. Dr. Kılıç ayrıca, hastaneye gelemeyen hastalar için sundukları evde sağlık hizmetlerinin kapsamını da genişlettiklerini; taşınabilir dijital röntgen, EKG ve ultrason cihazlarıyla klinik kalitesinde hizmeti hastanın yatağına kadar götürdüklerini vurguladı. Onkolojide milimetrik hassasiyet Kanserle mücadelede en kritik aşamanın doğru evreleme ve kişiselleştirilmiş tedavi olduğunu belirten Dr. Kılıç, onkoloji birimlerindeki teknolojik kapasiteye dikkat çekti : "Nükleer tıp birimlerimizdeki PET/CT sistemleri, tedavi yanıtını izlemede bize büyük avantajlar sağlıyor. Bu süreci, 7 milyon dolarlık bir yatırımla devreye aldığımız Tomoterapi cihazıyla birleştiriyoruz. Tomoterapi, BT tabanlı görüntüleme ile yoğunluk ayarlı radyoterapiyi (IMRT) tek bir platformda buluşturuyor. Cihaz 360 derece dönerek ışınlama yaparken tümörü milimetrik olarak hedefler. Bu hassasiyet sayesinde sağlıklı dokular maksimum düzeyde korunur; yan etkiler azalır ve özellikle baş-boyun, beyin ve çocukluk çağı tümörlerinde klinik başarı oranlarımız hissedilir derecede artar." Yüzde 100 yeşil enerji ile doğa dostu sağlık Burtom’un sürdürülebilirlik vizyonunun sadece tıbbi cihazlarla sınırlı kalmadığını söyleyen Dr. Kılıç, İnegöl’de hayata geçirdikleri Güneş Enerji Santrali’nin (GES) grubun toplam elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılandığını ifade etti. 2026 yılından itibaren büyüme stratejilerini "verimlilik esaslı genişleme" olarak tanımlayan Dr. Erol Kılıç, Burtom’u sadece bir hizmet sağlayıcı değil, uluslararası standartlarda bir sağlık ekosistemi haline getireceklerini belirtti. Gelecek 10 yıllık dönemde sağlık turizmi, geriatri (yaşlı bakımı), longevity (uzun ömür) ve bütüncül tıp alanlarına odaklanacaklarını, Bursa’nın termal kaynaklarını modern tıpla birleştirerek dünyaya açmayı planladıklarını dile getiren Dr. Kılıç, "Sayısal büyümeden ziyade, spesifik alanlarda uzmanlaşmış nitelikli sağlık profesyonellerini bünyemize katarak değer sağlamaya devam edeceğiz" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:39
Radyoloji uzmanları hematolojik hastalıklarda görüntüleme için Adana’da buluştu
"Tarihin İzlerini Görüntülemede Sürmek: Hematolojik Hastalıklarda Radyoloji" başlıklı eğitim toplantısı, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde radyoloji asistan ve uzmanlarını bir araya getirdi. Eğitim toplantısının açılış konuşmasında Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hülya Özdemir, hematolojik hastalıkların bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ulusal toplantıların dahi ertelenmek zorunda kaldığı zorlu bir dönemde bu bilimsel etkinliğin gerçekleştirilebilmesine katkı sunan hastane yönetimine ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer’e teşekkür etti. Toplantının özellikle Çukurova bölgesinde görev yapan radyoloji hekimleri için önemli bir eğitim fırsatı sunduğunu vurguladı. Türk Radyoloji Derneği (TRD) Adana Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tuğana Akbaş da açılış konuşmasında, antik çağlardan beri kadim uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan Çukurova Bölgesi’nde sık görülen hematolojik hastalıkların izlerinin Adana Arkeoloji Müzesindeki Geç Hitit Dönemi Heykelinde bile görünür olduğunu ifade etti. Yöremizdeki radyoloji hekimlerinin, toplantıda ele alınan hematolojik hastalıkların radyolojik bulgularını bilmesinin önemine dikkat çekti. Arkeologların insan kalıntılarında hastalık tanısı koymak için kullandığı radyolojik yöntemlere ve bilimsel çalışma örneklerine değindiği açılış konuşmasını; sunum gerçekleştiren öğretim görevlilerine, katılımcı radyoloji uzmanları ve asistanlarına, TRD Adana Şubesi üyelerine ve toplantıya ev sahipliği yapan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezine teşekkürlerini ileterek sonlandırdı. Bilimsel program kapsamında; pediatrik hematolojik hastalıklarda görüntüleme, lösemi ve hemoglobinopatiler, çocukluk çağında lenf nodu ve lenfoma görüntüleme gibi başlıklar ele alındı. Bunun yanı sıra hematolojik hastalıklarda meme tutulumundan, hematolojik hastalıklarda akciğer patolojileri ve hematolojik hastalıklarda santral sinir sistemi tutulumuna kadar birçok konu uzman konuşmacılar tarafından güncel literatür eşliğinde münazara edildi. Adana başta olmak üzere çevre şehirlerden yoğun ilgi göstererek gelen 100’e yakın katılımcı, sunumların hem teorik hem de günlük pratiğe yönelik olması nedeniyle son derece faydalı geçtiğini ifade etti.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:35
TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığa karşı beyin organoidi araştırması ile tedavi geliştirilecek
Acıbadem Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi Herdem Çare Derneği işbirliğiyle öğrenme güçlüğü, epilepsi ve otizmle benzer belirtiler gösteren TBL1XR1-ilişkili nadir hastalığın tedavisi için şimdi Türkiye’de bir araştırma hayata geçiriliyor.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:33
Nazilli’de vereme karşı erken tanı çağrısı
Nazilli Devlet Hastanesi, 79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası kapsamında kurduğu bilgilendirme standında vatandaşlara veremin belirtileri, bulaşma yolları ve tedavisinin önemi hakkında eğitim verdi. 79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası kapsamında Nazilli Devlet Hastanesi tarafından poliklinik girişinde bilgilendirme standı kuruldu. Toplumda verem hastalığına dikkat çekmek, erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak amacıyla düzenlenen etkinlikte vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Standı ziyaret eden vatandaşlara sağlık personeli tarafından verem hastalığının belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında kısa bilgilendirmeler yapıldı. Yetkililer, veremin erken tanı ile tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, uzun süreli öksürük, halsizlik, kilo kaybı ve gece terlemesi gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini vurguladı. Nazilli Devlet Hastanesi yaptığı açıklamada gerçekleştirilen farkındalık çalışmasının, toplum sağlığının korunması ve bilinç düzeyinin artırılması açısından önem taşıdığı ifade edildi.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:23
Uzmanlardan Van Gölü Havzası için uyarı: Kar yağışı aldatmasın
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, son günlerde etkili olan kar yağışlarının iklim değişikliğinin durduğu anlamına gelmediğini belirterek, "Bu yağışlar su sorununu çözecekmiş gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Dünya ısınmaya devam ediyor ve bu sürecin geri dönüşü yok" dedi. Bu yıl Aralık ayının son haftasında Türkiye’nin büyük bir kısmında olduğu gibi Van Gölü Havzası’nda da yoğun kar yağışı etkili oldu. Kar yağışlarının artmasıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerinin geri planda kaldığı yönünde bir algı oluştu. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu yağış ve soğuk hava dalgalarının yanıltıcı olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. "Su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir" İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, küresel ısınma sürecinin devam ettiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Bu yıl Aralık ayının son haftasıyla başlayan ve tüm ülkeyi etkisi altına alan yağışlı ve soğuk hava dalgası, Türkiye genelinde bazı bölgelerde kar, bazı bölgelerde ise yağmur şeklinde etkisini gösterdi. Havzamızda olduğu gibi ülkenin farklı bölgelerinde de görülen bu yağışlar elbette değerli ve anlamlıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, küresel ısınma olarak adlandırdığımız sürecin içindeyiz ve bu ısınma devam ediyor. Bu süreçte herhangi bir yavaşlama ya da iyileşme söz konusu değildir. Dünya ısınmaya devam ettiği sürece, içinde bulunduğumuz kapalı havza da bu durumdan payını alacaktır. Bu kar yağışları kuşkusuz önemlidir ancak önümüzdeki süreçte bölgenin ihtiyaç duyduğu suyu tamamen karşılayacağı ve su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir. Çünkü bu kar yağışı zaten beklenen, olağan bir durumdur" dedi. "Daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkün" İklim değişikliğiyle birlikte hava sistemlerindeki dengenin bozulduğunu vurgulayan Alaeddinoğlu, "İklim değişikliğinin en temel sonuçlarından biri; yaz aylarında sıcak hava dalgalarıyla birlikte aşırı sıcakların ve şiddetli buharlaşmanın yaşanması, kış aylarında ise özellikle kuzey kökenli soğuk hava dalgalarının Türkiye’yi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkilemesidir. Bu durum son derece doğaldır. Hatta önümüzdeki yıllarda daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkündür. Dünya ısınmaya devam ederken, Ekvator ile Kuzey ve Güney Kutbu arasındaki sıcaklık farkının azalması, bu bölgeler arasındaki geçirgenliği artırmaktadır. Bunun sonucunda kutupların soğuk havası daha güneye, güneyin sıcak hava dalgaları ise daha kuzeye ilerleyebilmektedir. Dolayısıyla sıcak havanın kuzeye, soğuk havanın güneye inmesi daha sık ve daha şiddetli hale gelecektir. Kış aylarında gördüğümüz bu tablo, iklim değişikliğinin bir sonucudur. Benzer şekilde bahar aylarında da şiddetli soğuklar ve yoğun kar yağışları görülebilir; hatta eksi 30, eksi 40 derecelere varan sıcaklıklar bile normal sayılabilir" diye konuştu. "Havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir" İklim değişikliği olarak adlandırılan bu yeni sürecin, bu tür ekstrem hava olaylarına zemin hazırladığının altını çizen Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki yıllarda özellikle içinde bulunduğumuz havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir. Bu durum, kuraklığın şiddetlenmesine, yaz ve kurak sezonun uzamasına, yağışsız ayların sayısının artmasına neden olacaktır. Tüm bunlar; içme, kullanma ve sulama sularını ciddi şekilde olumsuz etkileyecektir. Özetle, bu kar yağışları anlamlıdır ancak sorunun çözümü için kesinlikle yeterli değildir. Kar yağışının devam etmesi dahi, su sorununu tamamen çözdüğümüz ve sürecin geri kalanını sorunsuz şekilde geçireceğimiz anlamına gelmemektedir."
09 Ocak 2026 Cuma - 10:22
İzmir’de akciğerini kaybeden hasta karın dokusu nakliyle sağlığına kavuştu
İzmir’de geçirdiği başarısız ameliyatlar sonrası sağ akciğerini kaybeden ve hayati tehlikesi bulunan 57 yaşındaki hasta, karnından alınan dokunun göğüs boşluğuna nakledilmesiyle gerçekleştirilen zorlu operasyon sonucu sağlığına kavuştu. İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Nesrin Bayırlı, yaklaşık 7 ay önce akciğerde hava kaçağı ve enfeksiyon şikayetiyle iki kez özel bir hastanede ameliyat masasına yattı. Kanser dışı nedenlerle yapılan bu operasyonların ardından iyileşme süreci beklendiği gibi gitmedi. Hastada, akciğer ile göğüs boşluğu arasında "bronş fistülü" adı verilen bir kaçak ve buna bağlı olarak "ampiyem" ismi verilen ağır bir enfeksiyon tablosu gelişti. Gelişen komplikasyonlar nedeniyle 5 ay boyunca vücudunda dren (göğüs tüpü) takılı halde yaşayan ve yoğun antibiyotik tedavisi gören Bayırlı’nın enfeksiyonu kontrol altına alınamadı. Süreç içerisinde hava kaçağının devam etmesi, sağ akciğerin kalan tek lobunun da tamamen tükenmesine ve işlevini yitirmesine neden oldu. Günden güne kilo kaybeden ve genel sağlık durumu kötüleşen hasta için durum hayati bir risk boyutuna ulaştı. Riskli olduğu gerekçesiyle ameliyat edilemedi Vakanın taşıdığı yüksek risk ve komplikasyonların ağırlığı nedeniyle hastanın başvurduğu pek çok merkezde operasyon kararı alınamadı. Son olarak Medical Park İzmir Hastanesi’ne başvuran Bayırlı, Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz ve ekibi tarafından değerlendirilerek ameliyata alındı. Cerrahi müdahale sırasında ilk olarak, enfeksiyon odağına dönüşen ve fonksiyonunu yitiren sağ akciğer dokusu temizlendi. Operasyonun en kritik aşamasında ise tıp literatüründe "omental transpozisyon" olarak bilinen yöntem uygulandı. Doktorlar, karın bölgesinde bulunan, bol damarlı yapısıyla "vücudun tamirci dokusu" olarak bilinen omentum dokusunu hazırladı. Karın ile göğüs arasında açılan özel bir tünel (hiatus özofagus) vasıtasıyla bu canlı doku göğüs boşluğuna taşındı. Nakledilen doku ile akciğerdeki delik (fistül hattı) güvenli bir şekilde kapatılarak desteklendi. Vücudun kendi dokusuyla yapılan yama sayesinde hava kaçağı durduruldu ve bölgeye sağlanan taze kan akışı ile enfeksiyon tamamen kurutuldu. Operasyonun ardından 10 gün içerisinde enfeksiyon tablosu gerileyen ve hızla toparlanan Nesrin Bayırlı, yakın zamanda taburcu edilecek. Hayati tehlike ve zorlu ameliyat süreci Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, hastanın yaklaşık 6-7 ay önce sağ akciğerinde sönme şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ve gelişen enfeksiyon sonucu sağ taraftan iki kez ameliyat edilerek iki lobunun alındığını belirterek, "Ameliyat sonrası süreç maalesef oldukça ağır seyretmiş. Göğüs kafesi içinde yaygın enfeksiyonla seyreden ampiyem tablosu gelişmiş ve bu durum tedaviye uzun süre yanıt vermemiş. Yaklaşık 6 ayın sonunda hastamız bize başvurduğunda, sağ akciğerinin kalan üst kısmı tamamen sönmüş, akciğer zarları ciddi şekilde kalınlaşmış ve göğüs kafesi içindeki enfeksiyon cilt altı ile kas tabakasına kadar ilerlemişti. Bu tablonun son derece ciddi olduğunu, hava kaçağının mutlaka kesilmesi gerektiğini ve hayati risk taşıdığını hastamıza ve yakınlarına açıkça anlattık. Tüm riskleri kabul eden hastamızı opere ettik ve yaklaşık 7-10 gün içerisinde hava kaçağı tamamen kesildi, enfeksiyon kontrol altına alındı ve hastamız sağlığına kavuştu. Şu anda servisimizde rahatlıkla dolaşmakta, yemeğini yiyebilmekte ve iştahı artmış durumdadır; bu şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz." dedi. Yüksek riskli operasyon Hastanın daha önceden romatoid artrit tanısı olduğunu ve kortizon kullandığını, buna bağlı bağışıklık sistemi zayıflığının iyileşme sürecini olumsuz etkileyerek enfeksiyonun uzamasına ve sonuçta iki lobun alınmasına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz, "Göğüs cerrahisinde en korkulan komplikasyonlardan biri fistül gelişimidir ve bu durumda erken müdahale büyük önem taşır. Hastamız enfeksiyonun tedavisi amacıyla yaklaşık 4-5 ay medikal tedavi almış, ancak bu durum ameliyat sürecimizi oldukça zorlaştırmıştır. Buna rağmen gerekli görüşmeler yapıldıktan sonra, enfeksiyon kontrol altına alındığında masif hava kaçağını kesmek amacıyla ciddi bir cerrahi girişim gerçekleştirdik ve sağ akciğerin kalan üst lobunu da alarak hava kaçağını sonlandırdık. Hastamız bu süreçte birçok devlet ve özel sağlık kuruluşuna başvurmuş, ameliyatın ciddiyeti ve ölüm riski kendisine ifade edilmiştir. Ancak Medical Park’ta anestezi, hemşirelik ve tüm cerrahi ekibimizin deneyimiyle bu ameliyatın yapılabileceğini kendisine ve yakınlarına anlattık. Çok şükür ameliyat sorunsuz geçti ve hastamız kısa sürede normal yaşamına döndü." ifadelerini kullandı. "Yeniden doğmuş gibi hissediyorum" Tedavi süreci boyunca büyük zorluklar yaşadığını ancak pes etmediğini belirten Bayırlı, göğüs tüpünün çıkarılmasıyla rahat bir nefes aldığını ifade ederek şunları söyledi: "Sağ akciğerim sönmüştü ve iki kez ameliyat oldum. Bu süreçte çok zorluklar çektim ama hep direnerek ayakta kaldım. O zamana kadar buraya gelene dek büyük bir mücadele verdim. Onların sayesinde tüpten kurtuldum. Kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Elbette sürecim hala devam ediyor ve ağrılarım var, ama bunun normal olduğunu biliyorum. Daha önce yürürken nefes alamıyor, göğsümde ve sırtımda şiddetli ağrılar hissediyordum. Şu an ise rahatça yürüyebiliyorum, akıntım yok. Tüp hocamız tarafından çıkarıldı ve bu benim için her şeyden önce çok güzel bir gelişme. Doktorumuza, hemşirelerimize ve hastanemize çok teşekkür ederim; hepsinden son derece memnunuz."
09 Ocak 2026 Cuma - 10:18
İnme geçiren 93 yaşındaki hasta akut tedaviyle ayağa kalktı
Gece yarısı felç geçiren 93 yaşındaki Ayten Sincer, uygulanan akut inme tedavisi ile ayağa kalktı. Hastanın hastaneye getirildiğinde tansiyonunun 200/110 olduğunu, konuşmasının peltek, bilincinin uykulu ve sol tarafında felç bulunduğunu belirten Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nevin Çokpınar, "Hastayı zamanında görmemiz ve uygun tedaviyi hızla uygulamamız sayesinde, hastalık öncesi durumuna tamamen döndü" dedi. Sincer ise yaşadıklarını "Felçten kurtulmam mucize gibi" sözleriyle dile getirdi. İzmir’de kızı Edibe Elif Sincer ile yaşayan Ayten Sincer geçtiğimiz 24 Aralık’ta rahatsızlandı. Kızı Elif Sincer, geç saatlere kadar oturan annesinde ilk olarak konuşmasının bozulduğunu fark etti, sonrasında ağzında kayma olduğunu, sol tarafında güçsüzlük geliştiğini görerek 112 acil çağrı merkezine başvurdu. Gelen ekip ilk müdahaleyi yaptıktan sonra ambulans hastayı Acıbadem Kent Hastanesi acil servisine getirdi. Gece 01.00’de hastaneye giriş yapan hastayı ilk gören Acil Tıp Uzmanı Dr. Süveyda Yeşilaras oldu. Muayene ve tetkiklere başlayan Uzm. Dr. Yeşilaras hastanın inme geçirdiğini belirlemesi üzerine Nöroloji Uzmanı Dr. Nevin Çokpınar’a haber verdi. Evinden çağrılan Uzm. Dr. Çokpınar yarım saat içinde hastaneye ulaşırken hastaya müdahale için zamanla yarış başladı. Hastanın şikâyetlerinin başlamasından yaklaşık 40 dakika sonra acil servise ulaştığını ifade eden Dr. Çokpınar, "Uzmanımız Yeşilaras’ın çağrısı üzerine hastaneye geldim. Öncelikle tomografi çekildi. Hastanın tansiyonu çok yüksekti, Yeşilaras ile birlikte tansiyonu kontrol altına aldık. Hastaya hastaneye gelişinden 3,5 saat sonra damar açıcı tedaviyi uyguladık. Bulgular yavaş yavaş düzeldi. Ertesi gün yapılan kontrol görüntülemelerinde herhangi bir olumsuzluk saptanmadık. Hastayı tamamen mobil halde taburcu ettik. " diye konuştu. İnme toplum sağlığı için büyük risk Uzm. Dr. Çokpınar, inmenin toplumda engelliliğin en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. İnme belirtilerinin yüzde sarkma, kolda güçsüzlük ve konuşma bozukluğu olduğunu belirten Çokpınar, bu bulgulardan herhangi birinin görülmesi halinde inme olasılığının yüzde 72 olduğunu kaydetti. İnmenin sadece hastayı değil, ailesini ve bakım verenleri de etkilediğine dikkat çeken nörolog Çokpınar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken tanı ve hızlı tedavi hem hastanın yaşam kalitesini artırıyor hem de toplum üzerindeki yükü azaltıyor. Akut inme günümüzde tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi. İnmede en önemli faktör zamandır. İlk 4,5 saat içinde hastaneye ulaşan ve uygun koşulları sağlayan hastalarda damar açıcı (intravenöz trombolitik) tedavilerle felç bulgularını tamamen geri çevirebiliyoruz" diye konuştu. Türk Nöroloji Derneği’nin "Zaman beyindir" sloganını hatırlatan Dr. Çokpınar, "Ne kadar erken hareket edersek, hastalar için o kadar fayda sağlıyoruz" dedi. Öte yandan yaklaşık 10 yıl önce kalp pili takılan, yüksek tansiyon hastası Ayten Sincer, tedavi sonrası şifa ile taburcu edilirken, felçten kurtulmasını "mucize" olarak nitelendirdi. Kızı Sincer de, " Bu tedavi sayesinde annem yürüyerek hastaneden çıktı. Ambulans ekibinden başlayarak tüm doktorlarımıza hemşirelerimize çok teşekkür ediyoruz." diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:57
Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde 2025’te 272 bin 822 poliklinik muayenesi
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde hizmet veren Gazipaşa Devlet Hastanesi, 01 Ocak 2025 – 31 Aralık 2025 tarihleri arasında sunduğu sağlık hizmetleriyle dikkat çekti. Hastane, yıl boyunca yüz binlerce hastaya sağlık hizmeti sunarken, muayene, ameliyat ve görüntüleme sayılarıyla bölgenin sağlık yükünü önemli ölçüde karşıladı. Poliklinik ve acil başvuruları öne çıktı 2025 yılı boyunca Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde 272 bin 822 poliklinik muayenesi gerçekleştirildi. Acil servise başvuran hasta sayısı 133 bin 17 olarak kayıtlara geçti. Diş polikliniğinde yapılan muayene sayısı ise 11 bin 722 oldu. Bini aşkın ameliyat gerçekleştirildi Hastanede yıl içerisinde 7 bin 115 ameliyat yapıldı. Bu ameliyatların 2 bin 160’ı yatan hastalara uygulandı. Aynı dönemde 3 bin 997 hasta hastaneye yatırılarak tedavi edildi. Ayrıca 13 bin günübirlik hasta sağlık hizmetinden faydalandı. 2025 yılı boyunca hastanede 16 bin 389 ultrason, 8 bin 299 MR ve 3 bin 87 mamografi çekimi yapıldı. Bu rakamlar, hastanenin tanı ve görüntüleme alanındaki yoğunluğunu gözler önüne serdi. Doğum ve diş hizmetleri Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde 2025 yılı içerisinde 383 doğum gerçekleşti. Diş sağlığı hizmetleri kapsamında ise 223 protez diş uygulaması yapıldı. 58 hekim görev yapıyor Hastanede farklı branşlarda görev yapan toplam 58 hekim bulunuyor. Kadroda anestezi, acil tıp, çocuk sağlığı ve hastalıkları, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, ortopedi, kardiyoloji, nöroloji, radyoloji ve psikiyatri gibi birçok branş yer alıyor. Ayrıca 20 pratisyen tabip ve 6 diş tabibi görev yapıyor. Çevre ilçelerden yoğun hasta gelişi 2025 yılında Alanya’dan Gazipaşa Devlet Hastanesi acil servisine başvuran hasta sayısı 7 bin 764, polikliniğe başvuran hasta sayısı ise 10 bin 173 olarak kaydedildi. Bu veriler, hastanenin çevre ilçelere de hizmet verdiğini ortaya koydu. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından 2025 yılı boyunca 4 bin 653 hasta, evlerinde ziyaret edilerek sağlık hizmeti aldı.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:50
Elazığ’da 45 yaşındaki hasta 50 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürüldü
Elazığ’da 45 yaşındaki hasta, göğüs şikayetiyle bilinci kapalı halde geldiği Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 50 dakika süren kalp masajı sonrası hayata döndürüldü. Edinilen bilgilere göre, Sertaç Varol (45), 27 Aralık günü sabah saat 09.00 sıralarında göğüs ağrısı şikayeti üzerine kardeşini arayarak kendisini hastaneye götürmesini istedi. Kardeşiyle birlikte Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne doğru yola çıkan Varol, yolculuk sırasında bilincini kaybetti. Hastaneye ulaştığı sırada kalbi duran hasta, acil servis ekibinin hızlı müdahalesiyle yaklaşık 50 dakika süren kalp masajının ardından hayata döndürüldü. Acil servisteki müdahalenin hemen ardından anjiyoya alınan hastanın tıkalı olan damarları açıldı. Daha sonra yoğun bakıma alınan Varol, 4 gün boyunca entübe olarak tedavi gördü. Ardından kardiyoloji servisine alınan hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu, tedavisinin serviste devam ettiği ve taburculuğunun planlandığı öğrenildi. "Dört gün sonra uyandığımda başıma neler geldiğini öğrendim" Tedavi sürecini ve yaşadıklarını anlatan hasta Sertaç Varol, "27 Aralık günü sabah saat 08.30-09.00 civarında kardeşimi arayarak göğüs rahatsızlığı yaşadığımı söyledim ve beni hastaneye götürmesini istedim. Kardeşimle birlikte Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne doğru yola çıktık. Yolculuk sırasında bilincimi kaybettim. Dört gün sonra gözlerimi açtığımda, yolda kalbimin durduğunu, hastanede gerekli müdahalelerin yapıldığını ve bir süre uyutulduktan sonra uygun görülen zamanda uyandırıldığımı öğrendim. Kalp krizi geçirdiğimi ve bu süreçte acil serviste görev yapan tüm doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları tarafından gerekli müdahalelerin yapıldığını söylediler. Yoğun bakım sürecinde de çalışanların ilgisi ve desteği çok fazlaydı. Bu süreçte hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Dört gün sonra uyandığımda başıma neler geldiğini öğrendim. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde görev yapan tüm sağlık çalışanlarına ve personele teşekkür ediyorum. Benim için gizli kahramanlar oldular. En çok şaşırdığım nokta ise dört gün sonra uyanmış olmama rağmen yapılan kontrollerde herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmemesi. Kontrollerim halen devam ediyor ve sağlık durumumun iyi olduğunu bilmek beni mutlu ediyor" dedi. Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Çetin Mirzaoğlu, "Hastamız 45 yaşında. Yaklaşık 10 gün önce evde göğüs ağrısı şikayeti başlaması üzerine hasta yakınları tarafından hastaneye getirilmeye çalışılmış. Ancak ne yazık ki yolculuk sırasında hastanın kalbi durmuş. Hastaneye ulaştığında acil servis ekibimiz tarafından hızlı bir şekilde müdahale edilerek yaklaşık bir saat süren kalp masajı sonucunda hastanın kalbi yeniden çalıştırılmış. Kalp ritminin sağlanmasının ardından hastaya acil olarak anjiyografi yapılmış ve tıkalı olan iki damarı açılmış. Yaklaşık dört gün boyunca entübe edilen hastamız, dördüncü günün sonunda ekstübe edilerek servise alınmış. Serviste son kontrolleri yapılan hastanın, birkaç gün içerisinde taburcu edilmesi planlanmaktadır" şeklinde konuştu. Yaşanan sürece tanıklık eden hasta yakını Serpil Hazar ise hastane personeline teşekkür ederek, "Hakikaten hastanemize ne kadar teşekkür etsek azdır. Acil servisten yoğun bakıma, yoğun bakımdan servise kadar tüm süreçte doktorlarımız, hemşirelerimiz ve diğer sağlık personeli ellerinden gelenin fazlasını yaptı. Kardeşim için herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması adına gerekli görülen tüm imkanlar seferber edildi. Bu süreçte yenidoğan yoğun bakım ünitesinden getirilen cihazlarla hipotermi uygulaması da yapıldı. Uzun süre devam eden müdahalelere rağmen herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması bizim için büyük bir şükür vesilesi oldu. Hastanemizin tüm imkanlarını hastaları için kullandığını birebir tecrübe ettik. Rabbim bir daha hiç kimseye böyle bir durum yaşatmasın" diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:49
Elazığ’da 45 yaşındaki hasta 50 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürüldü
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde 45 yaşındaki hasta, acil serviste yaklaşık 50 dakika süren kalp masajı sonrası hayata döndürüldü, tedavisinin ardından taburculuğu planlandı. Edinilen bilgilere göre, Sertaç Varol(45) 27 Aralık günü sabah saat 09.00 sıralarında göğüs rahatsızlığı yaşaması üzerine kardeşini arayarak kendisini hastaneye götürmesini istedi. Kardeşiyle birlikte Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne doğru yola çıkan Varol, yolculuk sırasında bilincini kaybetti. Hastaneye ulaştığı sırada kalbi duran hasta, acil servis ekibinin hızlı müdahalesiyle yaklaşık 50 dakika süren kalp masajının ardından hayata döndürüldü. Acil servisteki müdahalenin hemen ardından anjiyoya alınan hastanın tıkalı olan damarları açıldı. Daha sonra yoğun bakıma alınan Varol, 4 gün boyunca entübe olarak tedavi gördü. 4 günün sonunda kardiyoloji servisine alınan hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu, tedavisinin serviste devam ettiği ve taburculuğunun planlandığı öğrenildi. "Dört gün sonra uyandığımda başıma neler geldiğini öğrendim" Tedavi sürecini ve yaşadıklarını anlatan hasta Sertaç Varol, " 27 Aralık günü sabah saat 08.30-09.00 civarında kardeşimi arayarak göğüs rahatsızlığı yaşadığımı söyledim ve beni hastaneye götürmesini istedim. Kardeşimle birlikte Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne doğru yola çıktık. Yolculuk sırasında bilincimi kaybettim. Dört gün sonra gözlerimi açtığımda, yolda kalbimin durduğunu, hastanede gerekli müdahalelerin yapıldığını ve bir süre uyutulduktan sonra uygun görülen zamanda uyandırıldığımı öğrendim. Kalp krizi geçirdiğimi ve bu süreçte acil serviste görev yapan tüm doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları tarafından gerekli müdahalelerin yapıldığını söylediler. Yoğun bakım sürecinde de çalışanların ilgisi ve desteği çok fazlaydı. Bu süreçte hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Dört gün sonra uyandığımda başıma neler geldiğini öğrendim. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde görev yapan tüm sağlık çalışanlarına ve personele teşekkür ediyorum. Benim için gizli kahramanlar oldular. En çok şaşırdığım nokta ise dört gün sonra uyanmış olmama rağmen yapılan kontrollerde herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmemesi. Kontrollerim halen devam ediyor ve sağlık durumumun iyi olduğunu bilmek beni mutlu ediyor" dedi. Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Çetin Mirzaoğlu," Hastamız 45 yaşında. Yaklaşık 10 gün önce evde göğüs ağrısı şikayeti başlaması üzerine hasta yakınları tarafından hastaneye getirilmeye çalışılmış. Ancak ne yazık ki yolculuk sırasında hastanın kalbi durmuş. Hastaneye ulaştığında acil servis ekibimiz tarafından hızlı bir şekilde müdahale edilerek yaklaşık bir saat süren kalp masajı sonucunda hastanın kalbi yeniden çalıştırılmış. Kalp ritminin sağlanmasının ardından hastaya acil olarak anjiyografi yapılmış ve tıkalı olan iki damarı açılmış. Yaklaşık dört gün boyunca entübe edilen hastamız, dördüncü günün sonunda ekstübe edilerek servise alınmış. Serviste son kontrolleri yapılan hastanın, birkaç gün içerisinde taburcu edilmesi planlanmaktadır" şeklinde konuştu. Yaşanan sürece tanıklık eden hasta yakını Serpil Hazar ise hastane personeline teşekkür ederek, " Hakikaten hastanemize ne kadar teşekkür etsek azdır. Acil servisten yoğun bakıma, yoğun bakımdan servise kadar tüm süreçte doktorlarımız, hemşirelerimiz ve diğer sağlık personeli ellerinden gelenin fazlasını yaptı. Kardeşim için herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması adına gerekli görülen tüm imkanlar seferber edildi. Bu süreçte yenidoğan yoğun bakım ünitesinden getirilen cihazlarla hipotermi uygulaması da yapıldı. Uzun süre devam eden müdahalelere rağmen herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması bizim için büyük bir şükür vesilesi oldu. Hastanemizin tüm imkanlarını hastaları için kullandığını birebir tecrübe ettik. Rabbim bir daha hiç kimseye böyle bir durum yaşatmasın" diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:41
Adilcevaz’da kuduz alarmı: Bir köy karantinaya alındı
Bitlis’in Adilcevaz ilçesine bağlı Kömürlü köyü, kuduz nedeniyle karantinaya alındı. Adilcevaz ilçe merkezine 33 kilometre uzaklıktaki Kömürlü köyünde bir köpekten alınan numunelerde kuduz tespit edildi. Yapılan tespitler sonunda Adilcevaz İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince köyde karantina uygulaması başlatıldı. Tedbirler alınan köye canlı hayvan giriş ve çıkışları da yasaklandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder