POLİTİKA
12 Mart 2026 Perşembe - 22:43 AK Parti’nin "Gelenekten Geleceğe İftarı"nda 400 usta sanatçı bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gelenekten Geleceğe Bir İstanbul Buluşması" temalı iftar programında, geleneksel Türk-İslam sanatlarına hayat veren 400 usta isim aynı sofrada buluştu. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde geleneksel Türki-İslam sanatçısı için düzenlediği iftar programı gerçekleşti. İl Başkanlığında yapılan iftar programına AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Jülide İskenderoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, İl Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgül ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen çok sayıda sanatçı katıldı. Sanatın medeniyetin en ince dili olduğunu vurgulayan AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Helin Görgül, sanatçıların kültürel mirasın yaşayan taşıyıcıları olduğunu belirtti. Görgül, "Bugün burada bulunan her bir sanatkarımız, bu kadim mirasın çok kıymetli yaşayan taşıyıcılarıdır. Sizler asırlardan süzülüp gelen bu sanat damarını geleceğe taşıyan kıymetli emanetçilersiniz. İnanıyoruz ki toplumun ruhu kültür ve sanatında saklıdır. Eğer sanat ve zanaat yaşıyorsa, o toplumun hafızası da yaşıyor demektir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde 24 yıldır kültürel inşa çalışmaları yürüttüklerini ifade eden AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Jülide İskenderoğlu, "Gelenekli sanatlarımızı sadece müzelik değerler olarak görmüyoruz. Onları yaşayan ve hayatın içinde nefes alan birer disiplin olarak geleceğe taşımak, ’Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken o yüzyılın eserlerini ve kodlarını sizlerle belirlemek niyetindeyiz. Sanatçılarımızın emeğinin zayi olmadığı, sanatın el üstünde tutulduğu bu çalışmalara devam edeceğiz. Sizin dertleriniz derdimiz, başarınız gururumuz olacak" diye konuştu. "İstanbul, Yaradan’ın sunmuş olduğu en önemli sanat eseri" Kültür ve sanatına sahip çıkmayan bir milletin geleceği inşa edemeyeceğinin altını çizen AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, "İstanbul, Yaradan’ın sunmuş olduğu en önemli sanat eserlerinin başında gelmektedir. Böylesine kutsal, tarihi ve kadim bir şehrin üzerinde yaşıyoruz. Napolyon’un ’Dünya tek bir ülke olsa başkenti İstanbul olurdu’ sözü çok iddialı ve yerindedir. Benim bir hayalim var; neden seneye İstanbul dünyada ’Ramazan’ın Başkenti’ olmasın? Tüm dünya insanları İstanbul’un ortaya koyduğu bu güzel resmi görmeye gelsinler. İl Başkanlığı olarak bu noktada bir çalışma yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.
12 Mart 2026 Perşembe - 22:14 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bölgedeki bölüp parçalama senaryolarına işaret ederek, "Bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Emekçilerle İftar Programı"na katıldı. Kurtulmuş, işçi ve memur sendikalarının temsilcileri ve işçilerle Türkiye demokrasisinin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM’deki iftar sofrasında bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu mübarek ramazan akşamında Allah oruçlarımızı, dualarımızı, niyazlarımızı, dileklerimizi kabul etsin. İnşallah sağlık afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber nice ramazanlara ulaşmayı hayırlısıyla her birimize nasip etsin" ifadesini kullandı. Ramazan ayının manevi ikliminin oluşturduğu güzelliklerin başta Türkiye olmak üzere bütün İslam dünyasına ve bütün insanlığa huzur, barış, esenlik getirmesini temenni eden Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemin koşulları en kısa süre içerisinde değişir ve başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman ülkeler huzur ve selamete erer" diye konuştu. "Bu aziz millet sıradan bir millet değildir" Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, şimdiye kadar kabul edilen ne kadar kural varsa bunların hepsinin altüst olduğu ve kuralın yerine kuralsızlığın geçtiği bir sürecin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, gücü elinde bulunduranın güçsüz gördüğünü istediği gibi terbiye etmeye çalıştığı, orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme de girildiğine işaret etti. Kurtulmuş, "İçinde yaşadığımız dönemin şartları bizi çok daha uyanık olmaya mecbur bırakmaktadır. Çok daha güçlü olmak, olan biteni çok iyi anlamak ve kendi içimizde birliği, dirliği, beraberliği, kardeşliği tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Başka şansımız yoktur. Çünkü Türkiye, diğer ülkeler gibi değildir. Bütün muhataplarının hem bölgesinde büyük bir güç olarak telakki ettiği hem de tarihten getirmiş olduğu mirasına her an sahip çıkabilecek bir güç ve potansiyele sahip olduğunu gördüğü oldukça önemli bir ülkedir. Böyle baktığınız zaman Türkiye, sıradan bir ülke, bu aziz millet de sıradan bir millet değildir" şeklinde konuştu. Türkiye’ye karşı dost düşman herkesin bakışlarının başka bir ülkeyi değerlendirdiklerinden çok daha farklı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Düşmanlarımız, rakiplerimiz Türkiye’nin güçlü bir şekilde ayakta durmamasını isterler. Aynı şekilde dostlarımız ve bizden bir şekilde dostluk sözleri duymak isteyenler de Türkiye’nin daha güçlü olmasını, ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasını arzu ederler. Onun için bizler elimizdeki bütün imkanları seferber ederek her alanda barışı, iç huzuru, güvenliğimizi ve kardeşliğimizi tesis etmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecek" TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya koyduğu çalışmasının büyük bir demokratik başarı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon’un nihai raporunun da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitvar olmak için fevkalade değerli bir çalışma olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muktedir olduğunu, en zor meseleleri bile çözebilecek bir demokratik olgunluğa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunun yanında milletimizin büyük bir çoğunluğunun, Türkiye’deki bu çalışmaya yürekten destek verdiğini ve bir an evvel bu işin artık tamamıyla sonlandırılmasıyla ilgili dilek ve temennilerini ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki böylesine zor bir süreçte inşallah Türkiye bu meseleyi de geride bırakacak ve artık bu ülkenin her yerinde, her köşesinde sadece kardeşliğin diliyle konuşulacak, Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecektir." Gelecek dönemde emekle ilgili konuşacak konuların en başında "emeğin değeri" konusunun geleceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ülkelerin bir kısmının yeraltı zenginlikleri olabilir, bir kısmının yerüstü zenginlikleri olabilir, kiminin serveti olabilir, kiminin çok büyük zenginlikleri olabilir ama bütün insanların ortak olan tek varlığı emektir. Yani herkesin emeği vardır ve herkesin emeğinin değerinin korunması önemlidir. Zaten başından itibaren insanlık tarihi boyunca çalışma hayatıyla ilgili verilen mücadelenin de ana fikri bu terminoloji etrafında dönmek durumundadır. Emeğin değeri bilinmezse, emeğin kadri kıymeti bilinmezse o toplumda birliğin dirliğin olması, o toplumda paylaşmanın olması asla mümkün olmaz" ifadesini kullandı. "Emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir" Savaşlardan, çatışmalardan, enerji arzındaki sıkıntılardan, iklim değişikliklerinden bahsedildiği bir dönemde, belki de dünyanın en önemli sorununun gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğunu söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "1970’lerden sonraki süreçte, yani yüksek teknolojilerin hızlı bir şekilde dünyada yayılmasıyla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik dünyanın hemen her ülkesinde, her bölgesinde alabildiğince açılmıştır. Bu dünyanın en temel sorunlarından birisidir. Bunun için emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir. Dünyada adaletin sağlanabilmesinin en temel şartlarından birisi de gelir dağılımındaki adaletin temin edilmesidir. Gelir dağılımında adalet olmazsa, toplumsal sınıflar arasındaki gerilim başka hiçbir şey olmaksızın zaten artmaya müsait hale gelir. Orta sınıf çöker. Orta sınıf çöktüğü zaman toplumda zenginle fakir arasındaki uçurum ayrı çatışma konularını da gündeme getirir. Onun için diyoruz ki, gelir dağılımı adaletine odaklanan, bunun için emeğin değerini artırmayı temel felsefesi olarak kabul eden ve böylece adaletli bir ekonomik düzeni kurmak isteyen niyetler ve bu yöndeki çabalar fevkalade önemlidir ve dünya barışına büyük bir katkı sunar" Dünyada gelecek dönemde gelir dağılımıyla ilgili adaletsizliği artıracak gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, dijitalleşmenin artması, robotik alandaki gelişmeler ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte emek alanıyla ilgili yeni tartışmaların ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, sadece emek ve ekonomiyle ilgili değil, bu konudaki gelişmelerin hukuk alanında da ciddi tartışmaları beraberinde getireceğini vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye olarak gelişmeleri hem çok yakın takip etmek hem de bu gelişmelerle birlikte emeğin değerini korumak gibi bir vazifelerinin bulunduğunun altını çizdi. Emeği birinci derece ilgilendiren önemli gelişmelerden birisinin de bu döneme ilişkin "kırılganlıklar" olduğunu ifade eden Kurtulmuş, jeostratejik birtakım gerilimlerin ve kırılganlıkların dünyadaki ekonominin bildik gidişatını da derinden ve çarpıcı şekilde etkileyeceğine dikkati çekti. "Türkiye olarak daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü yılına girdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Birileri Netanyahu’ya gaz veriyor, ikinci Davut’sun diyorlar. Yani ‘Sen yürü, Davut’un krallığını kuracaksın’ diye dini bir misyonla donatmaya çalışıyorlar. Netanyahu’dan olsa olsa ikinci Davut değil, ikinci Hitler çıkar, ikinci Führer çıkar, o istikamette ilerliyor. Gazze’deki en ağır bedeli çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ödüyor. Şifa Hastanesi’nde öldürülenlerle bugün İran’da ilkokulda öldürülen çocukların acısı aynıdır ve bedeli yine hep dediğim gibi masum ve mazlum insanlar ödemektedir. Onun için bizim Türkiye olarak hem bölgemizdeki gelişmelerden hem de dünyadaki bu küresel türbülanstan etkilenmemek için daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" ifadesine yer verdi. Türkiye’de uzun yıllar bu milletin insanları sımsıkı sarılıp kucaklaşmasın diye oynanan oyunları hatırlatan Kurtulmuş, binlerce gencin hayatını kaybettiği 1980’lerdeki sağ-sol çatışmasının Türk halkının kendi iç kavgası olmadığını emperyalistlerin bu milletin üstüne tahmil ettiği bir çatışma olduğunu kaydetti. Bu ülkede çıkarılmak istenen Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına prim verilmediğini, bundan sonra da verilmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede hiçbir vatandaşımızın hiçbir gerekçeyle bir diğerinden ayrıldığı senaryoya asla ve asla eyvallah etmeyeceğiz. Türk’ün, Arap’ın, Kürt’ün, Sünni’nin, Alevi’nin, Şii’nin hiçbirisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiçbir vatandaşımızın bir diğerinden farkı yoktur. Bütün bu farklılıklarımızı, etnik, mezhebi, kültürel, hayat tarzına ilişkin farklılıklarımızı ise sadece büyük zenginliğimizin bir parçası olarak kabul edeceğiz" dedi. "Bu oyunu bozuyoruz" Türkiye gibi bu kadar zengin kültürel bir mirasa sahip birkaç ülkenin bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, Anadolu’da taşınan her bir kültürel farklılığı, "pırlanta değerinde tarihsel miras" şeklinde niteledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesiyle, bölgede terörün sona ermesi, halkların arasına sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu coğrafyanın her yerinde insanların barış ve huzur içerisinde olacağını vurguladı. Bu topraklarda yaşayan Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü birbirinden ayırt edecek bir tek rasyonel sebep bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bunların bölgeyi bir asır evvel bölüp parçalayıp kendilerince kolay lokma haline getirmek isteyenlerin ortaya koyduğu senaryolar olduğunu anlattı. Kurtulmuş, "Üzülerek ifade ediyorum ki bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Allah’ın izniyle birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bize düşer, bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. Bunun için gayretle mücadele ettiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Her birimiz bulunduğumuz her noktada, her yerde bu kardeşlik türkülerini birlik ve beraberlikle ilgili konuları gündeme getireceğiz ve sonuç alacağız. Bir asır evvel yapmış oldukları o ayrılık senaryosunun üzerinden nasıl bu aziz millet hep bir araya gelerek, ’Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı, bir büyük kurtuluş mücadelesi verdi, istiklalini kazandıysa biz de Allah’ın izniyle istikbalimizi garanti altına alarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın kabul edilmesinin 105. yıl dönümünü iftiharla kutladıklarını da ifade ederek, "Mehmet Akif Bey, sadece İstiklal Marşı’mızın yazarı değil, o dönemdeki milletimizin tamamının sahip olduğu ruhu anlatabilen bir büyük insandır. O ruhu bugün de taşıyoruz, o ruhu bugün de yaşıyoruz. Mehmet Akif Bey, aynı zamanda Burdur Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin de fevkalade önemli, kahraman kurucularından birisidir. Kendisinin şahsında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere saygıyla anıyorum ve Türkiye’nin bu ulusal kurtuluş mücadelesinde yaşadıklarımızın bizim için yarınımızın da teminatı olduğunun altını çizerek ifade ediyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şu dua ile sonlandırdı: "Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin, hanelerimize neşe, birlik ve beraberlik versin. Cenab-ı Allah bu milletimize kıyamete kadar beraber olmayı nasip etsin. Allah bizi sevsin, bizleri sevdirsin ve kendisini hakkıyla sevenlerden olmayı nasip etsin. Ahirimiz ve akıbetimiz hayır olsun, dinimiz ve dünyamız mamur olsun diyorum." TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milletvekilleri ve işçilerle fotoğraf çektirdi.
Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni başkanı Yusuf Salih Tatar oldu
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:33 Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni başkanı Yusuf Salih Tatar oldu Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’in seçim vaatleri arasında yerini alıp, 2025 yılında hayata geçen ‘Yeşilyurt Genç Meclis’ 2026 yılı yeni dönem yapılanmasını gerçekleştirdi. Yapılan seçim sonucunda Genç Meclis Başkanlığına Yusuf Salih Tatar seçildi. Yeşilyurt Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen 2026 yılı seçim toplantısına, Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Doğan, Yeşilyurt Kent Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Ercan, Yeşilyurt Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Zafer Katırcı ile yeni dönem Genç Meclis üyeleri katıldı. Gizli oy, açık tasnif yöntemiyle yapılan oylama sonucunda Genç Meclisi Başkanlığına Yusuf Salih Tatar seçildi. "Gençlerimizin enerjisi, heyecanı ve vizyonu Yeşilyurt’un geleceğine yön verecektir" Toplantıda konuşan Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Doğan, gençlerin fikir ve önerilerinin şehir yönetimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Gençlerimizin kent yönetiminde aktif ve katılımcı hale getirmeye büyük önem veren Belediye Başkanımız Sayın Prof. Dr. İlhan Geçit’in seçim vaatleri arasında yer alan Genç Meclisimizin 2026 yılı yapılanması kapsamında Meclis Başkanlığına seçilen Yusuf Salih Tatar ile meclis üyelerimizi tebrik ediyor, üstün başarılar diliyorum. Gençlerimizin enerjisi, heyecanı ve vizyonu Yeşilyurt’un geleceğine yön verecektir. Bu bilinçle yeni dönemin ilçemiz ve gençlerimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu. "Fikirleri birlikte üretecek ve birlikte başaracağız" Yeşilyurt Genç Meclis Başkanlığına seçilen Yusuf Salih Tatar ise, "Genç Meclisimizde ortaya konulan her fikri hayata geçirmek için her türlü çaba ve gayreti göstereceğiz. Belediyemizin güçlü destekleri sayesinde gönül rahatlığıyla Belediye Başkanımıza giderek ‘Bir projemiz var, bir hayalimiz var’ diyebilecek ve bu hayalleri birer birer gerçeğe dönüştüreceğiz. Bizim en büyük gücümüz; birlik, beraberlik ve dayanışma olacaktır. Burada kimse yalnız değildir. Herkes birbirine destek olacak, birlikte üretecek ve birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı. Yeşilyurt Kent Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Ercan da yaptığı değerlendirmede, gençlerin karar alma mekanizmalarına dâhil edilmesinin demokratik katılım kültürünü güçlendirdiğini ifade ederek, yeni dönemin Yeşilyurt için hayırlı olmasını temenni etti. Gençlerin fikirlerini özgürce ifade edebildiği, proje geliştirme ve liderlik becerilerini artırabildiği bir platform olma özelliği taşıyan Yeşilyurt Genç Meclis’in yeni dönem çalışmalarıyla Yeşilyurt’ta genç odaklı projelerin artarak devam etmesi bekleniyor.
Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:38 Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerginlikte Türkiye’nin kilit bir noktada olduğunu belirterek, "Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor" dedi. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında son dönemde gerilimler arttı. ABD, İran ile müzakere süreci devam etmesine rağmen Orta Doğu’da yoğun deniz ve hava gücü konuşlandırarak bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam ediyor. Son sevkiyatlarla ABD’nin bölgedeki deniz, hava ve savunma kapasitesi belirgin şekilde genişledi. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. "ABD, diplomasiyi ve masayı da ihmal etmiyor" ABD ile İran arasında son dönemde artan gerilime dikkat çeken Akıncı, "Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’da İsrail’i rahatsız edecek pozisyonda kimsenin olmasını istemiyor. Amerika Birleşik Devletleri, bu işi güç kullanarak çözmek istiyor ancak gücünü kullanırken diplomasiyi, masayı da ihmal etmiyor. ABD’nin Orta Doğu’da barışı ve refahı getirmeyi önceleyen bir süreciyle karşı karşıyayız. ABD, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte bu tür hamleleri gücünü göstererek yaptırma arayışında" ifadelerini kullandı. "Trump, ABD’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor" Akıncı, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte ABD’nin gücünü daha fazla baskı aracı olarak kullandığını belirterek, "Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor. Venezuela’da bunu gördük, şu anda da bunun başka bir türevini İran’da da görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Basra Körfezi’ne bir üs kurmuş vaziyette. Savaş uçakları, uçak gemileriyle İran’a gözdağı veriyor. Özellikle bu bölgedeki bölge ülkeleri İran’ın güç kullanarak dize getirilme ve rejim değişikliği yapılmasına çok sıcak bakmıyor" diye konuştu. "Türkiye, bölgede savaş istemiyor" Türkiye’nin bölgede savaş istemediğini de anlatan Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi: "Başta Türkiye olmak üzere hiçbir ülke bölgemizde savaş olmasını istemiyor. Dolayısıyla Türkiye bu noktada tekrar masaya oturtulma, diplomasinin çalıştırılması ve sorunların çözülmesinde bir arabulucu noktasında. Türkiye’nin temel tezlerinin dikkatlice takip edilmesi gerekiyor. Bölge ülkelerinin ve İran’ın da Türkiye’den yükselen sese kulak vermesi gerekiyor. Türkiye bu bölgede denge, kilit noktada. Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor. Bu işlerin masada çözülebileceğini biliyor ve diplomasinin sesinin, silahların sesinden daha güçlü olduğunu biliyor. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ne aslında siz bu bölgede barışı sağlamak istiyorsanız, İsrail’in saldırgan ve yayılmacı politikalarına da karşı çıkması gerektiğini söylüyor."
MHP’li Akçay: "CHP cinnet geçiriyor"
15 Şubat 2026 Pazar - 21:51 MHP’li Akçay: "CHP cinnet geçiriyor" MHP Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "CHP tam anlamıyla bir cinnet geçirme halindedir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bir dizi program kapsamında Soma’yı ziyaret etti. Soma İlçe Başkanlığı’nda partililerle bir araya gelen Akçay, CHP’ye eleştirilerde bulundu. "İhbarcısının, tanığının, sanığının hepsinin de CHP mensubu olduğu gerçeğini dikkate alırsak, bunlar adeta birbirlerine düşmüş bir bunalım içindedir" diyen Akçay, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nın Meclisteki yemin töreninde yaşanan tartışmalara işaret etti. Akçay, "CHP’nin bu bunalımının bir cinnete dönüştüğünü gördük. CHP tam anlamıyla bir cinnet geçirme halindedir. Ne yaptığını bilmez, tutarsız davranışlar sergilemektedir. O çirkin görüntülere yol açan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Sorumlusu da başta Sayın Özgür Özel ve CHP’nin grup başkanvekilleridir" ifadelerini kullandı. "CHP kaos ve kutuplaşmadan besleniyor" CHP’nin kaos ve kutuplaşmadan beslendiğini savunan Akçay, Türkiye’nin Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde hedeflerine kararlılıkla ilerlediğini belirtti. CHP’nin çözüm üretmek yerine toplumu kutuplaştırdığını söyleyen Akçay, "Yalan, çarpıtma, demagoji, kışkırtma, kara propaganda, sokak eylemleri ve algı operasyonlarıyla toplumu geriyorlar. Türkiye’yi yabancılara şikâyet ediyorlar. Türkiye’nin milli meselelerinde CHP’yi her zaman karşı safta görürsünüz" dedi. Akçay, CHP’nin dış politika ve terörle mücadeledeki tutumunu da eleştirerek, Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki operasyonlar, Libya ile yapılan anlaşmalar, mavi vatan ve Karabağ sürecinde CHP’nin karşı durduğunu iddia etti. Mecliste yaşanan tartışmalara da değinen Akçay, "Kendileri buna ‘eylem’ diyorlar ancak bunun doğru olmadığını düşünen CHP’li milletvekilleri de sıralarında oturarak sessiz tepkilerini göstermiştir. Bazen susarak da tepki gösterilir. Meydana gelen hadisede Milliyetçi Hareket Partisi olarak yer almadık. Bu olaylar çirkindir ve başrol Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir" ifadelerini kullandı. Akçay, "Cumhurbaşkanı atayacağı bakanları sizden icazet alarak mı atayacak? Anayasa ve İçtüzüğün verdiği hakka hangi yetkiyle mani olmaya çalışıyorsunuz? Kendine gel ey CHP. Kendini rehabilite et, kendini tedavi et. Bu bir cinnet halidir, bir akıl tutulmasıdır. Türkiye’nin ikinci büyük partisisiniz ama sorumluluk duymuyorsunuz" dedi.
Tutuklama sonrası Görele’de CHP’li 2 meclis üyesi partisinden istifa etti
15 Şubat 2026 Pazar - 19:01 Tutuklama sonrası Görele’de CHP’li 2 meclis üyesi partisinden istifa etti Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin tutuklanmasının ardından Belediye Meclisi’nde yapılacak başkan seçimi öncesi Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) iki meclis üyesi istifa etti. Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede hakkında sosyal medya üzerinden paylaştığı öne sürülen bir mesajla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında "cinsel taciz" suçlamasıyla tutuklama kararı verilmesinin ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırma kararı alınmıştı. Belediye Meclisi’nde 16 Şubat Pazartesi günü yapılacak başkan seçimi öncesinde CHP’li meclis üyeleri Hüseyin Gürel ve Fırat İmat, partilerinden istifa ettiklerini açıkladı. Hüseyin Gürel, yaptığı açıklamada son günlerde kamuoyuna yansıyan iddiaların toplum vicdanında rahatsızlık oluşturduğunu belirterek, partisinin kamu vicdanını rahatlatacak açık bir siyasi duruş sergilememesi ve vicdani sorumluluğu gereği CHP üyeliğinden istifa ettiğini ifade etti. Fırat İmat ise açıklamasında, toplumun ahlaki hassasiyetleri karşısında sessiz kalmanın doğru olmadığını belirterek, siyasi sorumluluğun yalnızca hukuki süreci beklemek değil, kamu vicdanını da gözetmek olduğunu vurgulayarak, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. İstifaların ardından Görele Belediye Meclisi’nde CHP’nin üye sayısı 5’e düşerken, AK Parti’nin 4 meclis üyesi bulunuyor. Mecliste ayrıca 2 bağımsız üye yer alıyor.