POLİTİKA - 16 Şubat 2026 Pazartesi 09:38

Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor"

A
A
A
Doç. Dr. Akıncı: "Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor"

Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerginlikte Türkiye’nin kilit bir noktada olduğunu belirterek, "Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor" dedi.


Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında son dönemde gerilimler arttı. ABD, İran ile müzakere süreci devam etmesine rağmen Orta Doğu’da yoğun deniz ve hava gücü konuşlandırarak bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam ediyor. Son sevkiyatlarla ABD’nin bölgedeki deniz, hava ve savunma kapasitesi belirgin şekilde genişledi.


Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.



"ABD, diplomasiyi ve masayı da ihmal etmiyor"


ABD ile İran arasında son dönemde artan gerilime dikkat çeken Akıncı, "Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’da İsrail’i rahatsız edecek pozisyonda kimsenin olmasını istemiyor. Amerika Birleşik Devletleri, bu işi güç kullanarak çözmek istiyor ancak gücünü kullanırken diplomasiyi, masayı da ihmal etmiyor. ABD’nin Orta Doğu’da barışı ve refahı getirmeyi önceleyen bir süreciyle karşı karşıyayız. ABD, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte bu tür hamleleri gücünü göstererek yaptırma arayışında" ifadelerini kullandı.



"Trump, ABD’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor"


Akıncı, özellikle Donald Trump yönetimiyle birlikte ABD’nin gücünü daha fazla baskı aracı olarak kullandığını belirterek, "Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünü baskı aracı olarak kullanıyor. Venezuela’da bunu gördük, şu anda da bunun başka bir türevini İran’da da görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Basra Körfezi’ne bir üs kurmuş vaziyette. Savaş uçakları, uçak gemileriyle İran’a gözdağı veriyor. Özellikle bu bölgedeki bölge ülkeleri İran’ın güç kullanarak dize getirilme ve rejim değişikliği yapılmasına çok sıcak bakmıyor" diye konuştu.



"Türkiye, bölgede savaş istemiyor"


Türkiye’nin bölgede savaş istemediğini de anlatan Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi:


"Başta Türkiye olmak üzere hiçbir ülke bölgemizde savaş olmasını istemiyor. Dolayısıyla Türkiye bu noktada tekrar masaya oturtulma, diplomasinin çalıştırılması ve sorunların çözülmesinde bir arabulucu noktasında. Türkiye’nin temel tezlerinin dikkatlice takip edilmesi gerekiyor. Bölge ülkelerinin ve İran’ın da Türkiye’den yükselen sese kulak vermesi gerekiyor. Türkiye bu bölgede denge, kilit noktada. Türkiye’nin temel duruşu çok net. Türkiye, bölgemizde bir savaş istemiyor. Bu işlerin masada çözülebileceğini biliyor ve diplomasinin sesinin, silahların sesinden daha güçlü olduğunu biliyor. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’ne aslında siz bu bölgede barışı sağlamak istiyorsanız, İsrail’in saldırgan ve yayılmacı politikalarına da karşı çıkması gerektiğini söylüyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Başkan Başdeğirmen: "Belediye olarak her yerde varız" Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy köyünü ziyaret etti. Köyde yapımı devam eden düğün salonu inşaatında incelemelerde bulunan Başkan Başdeğirmen, inşaatın tamamlanması için gerekli malzemeler konusunda talepleri dinledi, taleplerin yerine getirilmesi için talimat verdi. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gelendost ilçesine bağlı Yeşilköy köyünü ziyaret etti. Köyde ilk olarak inşaat çalışmaları devam eden düğün salonunda incelemelerde bulunan Başkan Başdeğirmen, inşaatın tamamlanması için gerekli malzeme desteğinin verileceğini söyledi. Yeşilköy köyü Muhtarı Hüseyin Aslan, Isparta Valisi Abdullah Erin, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve İl Özel İdare’nin destekleriyle düğün salonu inşaatını belli bir seviyeye getirdiklerini dile getirdi. Aslan, "Belediye başkanımız sayesinde inşaatın kalanını başaracağız. Kilit parke taşı ve yapıştırıcı talebimiz var" diye konuştu. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de düğün salonunun çok güzel olduğunu belirterek, "Elinize sağlık, güzel bir yer oluyor. Yapıştırıcı ne zaman istiyorsanız verebiliriz. Bundan sonra düğün, nişan, asker eğlenceleri burada olacak. Bu köylü muhtarımızı unutmaz" dedi. Başkan Başdeğirmen, düğün salonu inşaatında çalışan işçilere kolaylıklar diledikten sonra köy meydanında vatandaşlarla bir araya geldi, sohbet etti. Burada yoğun ilgiyle karşılanan Başkan Başdeğirmen, düğün salonu inşaatını incelediklerini, bölgenin en güzel düğün salonunun yapıldığını söyledi. Başkan Başdeğirmen, "Muhtarımız salona çok emek vermiş. Manzarası ve konumu ve içerisindeki çalışmalarla mükemmel bir yer oluyor. Köyünüz çok güzel, çok düzenli. Köylerdeki camilerimizin temizliğini de yapıyoruz. Gelendost’taki camilerimizin temizliklerini yaptık. Görevimiz devletimizin parasını devletimizin milletine harcamak. Layıkıyla harcayabilmek, tasarruflu bir şekilde ihtiyaç olana çok insanın istifade edebileceği yerlerde harcamak. Biz devletimizin parasını istikrarlı, tasarruflu ve gerekli yerlerde harcarsak görevimizi yerine getirmiş oluruz. Eksik olduğu zaman biz varız. Önce il genel meclis üyelerimiz imkanlarını değerlendirecekler yetişmediği yerde de Isparta Belediyesi hazır" dedi. Yeşilköy köyü Muhtarı Hüseyin Aslan, Vali Abdullah Erin’in de taleplerini geri çevirmediğini ve kendilerine çok yardımcı olduğunu ifade ederken, Başkan Başdeğirmen, "Mükemmel bir valimiz var. Allah razı olsun. Farklı düşünce yok ne denirse hemen çözmek için uğraşıyor. Milletvekillerimiz, ilçe teşkilatımız, il teşkilatımız, il başkanımız her şey güzel olsun diye uğraşıyorlar. Biz de belediye olarak her yerde varız" ifadelerinde bulundu. Ziyaret hatıra fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Manisa Kızılay’dan minik yüreklere moral desteği Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Çocuk Servisinde kurulan "Kızılay Dolabı" ile çocuklar kitap ve oyunlara ücretsiz ulaşabilecek. Türk Kızılay Manisa Şubesi, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında Merkezefendi Devlet Hastanesi çocuk servisinde tedavi gören minikler için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Servise yerleştirilen "Kızılay Dolabı" sayesinde çocuklar artık kitap ve oyunlara diledikleri zaman ulaşabilecek. Türk Kızılay Manisa Şubesi gönüllüleri, çocuk servisinde tedavi gören minik hastaları ziyaret ederek çeşitli hediyeler dağıttı. Etkinlik kapsamında servise kazandırılan ve içi kitap ile oyun materyalleriyle doldurulan "Kızılay Dolabı", çocukların hem eğlenebileceği hem de vakitlerini verimli geçirebileceği kalıcı bir alan olarak hizmete sunuldu. Proje ile hastanede tedavi gören çocukların moral ve motivasyonlarının artırılması hedeflenirken, oluşturulan dolap sayesinde gelecekte serviste tedavi görecek tüm çocukların da bu imkândan faydalanabileceği belirtildi. "Amacımız çocuklarımızın tebessümü" Kızılay yetkilileri, çocukların moral seviyesinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekerek, "Minik dostlarımızın hastanede geçirdikleri süreyi biraz olsun güzelleştirmek bizim en büyük görevimiz. Kızılay Dolabı ile bu iyiliği kalıcı hale getirdik. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm her şeye değer" ifadelerini kullandı. Hastane yönetimi ve çocukların aileleri ise yapılan destekten duydukları memnuniyeti dile getirerek Türk Kızılay Manisa Şubesi’ne teşekkür etti. Projeyle birlikte çocuk servisinde hem sosyal hem de psikolojik açıdan destekleyici sürdürülebilir bir ortam oluşturulduğu kaydedildi.
Samsun Profesör açıkladı: "Kadınlar hasta ve geç, erkekler ise sağlıklı ve erken ölüyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, erkeklerin sağlık kontrollerini ihmal etmesi nedeniyle ani ve erken ölümlerin daha sık görüldüğünü, kadınların ise şikayetlerde daha erken doktora başvurduğu için daha geç yaşta hayatını kaybettiğini söyledi. Özkaya, özellikle enfeksiyon sonrası gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Özkaya, ülkede özellikle salgın sonrası erkek cinsiyetinde artan ani ve erken ölümlerin görüldüğünü ifade ederek, "Kalp krizine benzer ani ölümlerin özellikle viral enfeksiyonlardan sonra gelişen ‘kalp gribi’ tablosu olduğunu biliyoruz. Kovid, influenza, Coxackie, adenovirüs ve RSV gibi üst ve alt solunum yollarına yerleşen virüsler; ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve eklem ağrıları ile başlayıp göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile devam edebiliyor. Bu virüslerde sadece akciğer tutulumu değil, kalp tutulumları da görülüyor" dedi. Bu durumun en çok günlük hayatın içinde aktif olan genç erkek ve çalışan grupta görüldüğünü belirten Özkaya, özellikle gençlerin grip benzeri şikayetler sonrası gelişen öksürük ve nefes darlığını ihmal ettiğini, ciddi kalp ve akciğer tutulumları ile acil servise başvurduklarını söyledi. "Acile başvuran grip hastalarının birçoğunda aynı tablo" Tipik kalp krizinden biraz farklı seyrettiği için özellikle genç erkeklerin doktora gitmediğini kaydeden Özkaya, "Ağır egzersiz, spor ve ani heyecan oluşturan durumlarda kalp krizi benzeri ani solunum ve kalp durmaları gözleniyor. Halk arasında ‘kalp gribi’ olarak bilinen bu durum, virüslerin oluşturduğu kan plazma toksisitesinin kalp damar duvarı ve kalp kasında oluşturduğu harabiyet sonucu kalp krizi belirtileri veriyor. Artık kalp ve damar hastalıklarının temelinde enflamasyon ve enfeksiyonların da olduğunu biliyoruz. Karşımıza pulmoner emboli (akciğerde kan pıhtısı), kalp krizi, perikardit (kalp zarı iltihabı), kalp yetmezliği veya viral miyokardit (kalp kası iltihabı) bulguları ile geliyorlar. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayeti ile acile başvuran grip hastalarının birçoğunda bu tablo görülüyor. Erken fark edilirse uygun tedavi ile iyileşme sağlanırken, geç kalınan vakalarda ani ölüme kadar gidebiliyor" diye konuştu. "20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrediyor" Rahatsızlığın her yaş grubunda görülebildiğini ancak özellikle 20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrettiğini vurgulayan Özkaya, "Genç erkekler günlük hareketlilikleri nedeniyle belirtilerin farkına varamıyor. Gripten 1-2 hafta sonra özellikle eforla gelen göğüste batma, yanma, baskı hissi, nefes darlığı, sırt üstü yatarken artan göğüs ağrısı ve çarpıntı görülebiliyor. En yüksek risk enfeksiyondan sonraki ilk üç gün içinde olmakla birlikte 90 güne kadar yüksek kalabiliyor" ifadelerini kullandı. Kadınların ise daha hassas ve duyarlı davranarak en ufak şikayetlerinde doktora başvurduğunu belirten Özkaya, erken tanı ve tedavi sayesinde kadınlarda ani ve erken ölümün erkeklere göre daha az görüldüğünü ifade etti. Türkiye için dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Özkaya, "Ülkemiz için şunu söylemek mümkün; kadınlarımız hasta ve geç, erkeklerimiz ise sağlıklı ve erken ölüyor" şeklinde konuştu. Vatandaşların Sağlık Bakanlığı’na bağlı ilçe düzeyinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak gerekli sağlık kontrollerini yaptırabileceklerini hatırlatan Özkaya, erken tanı ve düzenli takip ile risklerin azaltılabileceğini sözlerine ekledi.