POLİTİKA
Milli Parklar ile ilgili düzenleme TBMM’de kabul edildi 12 Mart 2026 Perşembe - 00:29:40 Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenlemeye göre, kanun kapsamına giren alanların kaynak değerlerinin korunarak kullanılmasına imkan sağlamak amacıyla uzun devreli gelişim planlarına uygun olarak yapılan ziyaretçi yönetim planlarının etkin bir şekilde uygulanması ve korunan alanlara gelen ziyaretçilerin doğru bilgilendirilmesi bakımından ve korunan alan yönetiminden olumsuz etkilenen yöre insanının kayıplarının en aza indirilmesine imkan sağlanmak üzere, korunan alan sınırları dahilinde ve yakın çevresinde yaşayan yöre insanının alan kılavuzu olarak yetiştirilmeleri konusunda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli çalışmaları yapacak. Eğitime alınacak alan kılavuzu adaylarının seçimi, eğitimleri, eğitim sonunda başarılı olanların görevlendirilmeleri ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller ile av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri ve orman muhafaza memurlarının çalışma usul ve esasları Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü döner sermayeli işletmeler kurabilecek. Milli parklarda, tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değerini bozanlara, yaban hayatı tahrip edenlere, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile kirlilik ve benzeri çevre sorunları oluşturanlara bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilebilecek.
11 Mart 2026 Çarşamba - 23:10 İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız ittifak görüşmesi dahi yoktur" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur" dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, ‘İftar Buluşmaları’ programı kapsamında Ankara’da gazetecilerle iftar yaptı. Dervişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), NATO’nun en güçlü ordularından biri olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Ülke güvenliği teminat altındadır. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordudur. Türk milleti de basiretli bir millettir. Ülkenin güvenliğini tartışma konusu yapmak gibi bir düşüncenin asla sahibi olamam. Bir kere bunu, milli duygularım engeller. Türkiye’nin hem ordusunun hem de teknolojik yeterliliklerinin çok üst düzey olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin jeopolitik durumu da zaten buna emrediyor" ifadelerini kullandı. "CHP’nin yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" İBB davasının canlı yayınlanıp yayınlanmaması konusuna ilişkin soruları cevaplayan Dervişoğlu, "Hassasiyetle üzerinde durulması icap eden bir şey. Ayrıca benim doğrudan bir karşı duruşum da yok. Ayrıca desem ki bu duruşmalar canlı yayınlansın, onu sağlayacak gücüm de yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nde de yok, İYİ Parti’de de yok. Dolayısıyla bu speküle edilmiş bir konu. Hem yargılananlar hem de Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir şey istiyorsa kanun teklifini verdiler, meclisin gündemine gelirse biz İYİ Parti olarak ona evet oyu veririz ama o kaygıları ifade ederek. Yarın bir önerge vereceklerine dair duyumlarımız var" şeklinde konuştu. "2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız ittifak görüşmesi dahi yoktur" İstanbul’da yaptığı konuşmayı hatırlatan ve iktidara talip olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Aksaray’da konuşurken de bayrağı İstanbul’da kaldırdım, iktidar yolculuğunu Aksaray’dan başlatıyorum diye dile getirdim. İttifak konusuna gelince zamanından önce herhangi bir değerlendirme yapmayacağım. Ayrıca buna tek başına karar verecek olan da ben değilim. Kiminle ittifak yapılacak ya da hiç kimseyle yapılmayacak türünden bir karar çıkacaksa bu benim tek başıma vereceğim bir karar değil. Ben şahsımla ilgili kararları tek başıma alırım. Partimle, ülkemle ilgili kararları, partinin en yetkili organlarında konuşarak ve tartışarak almaktan yanayım. 2023 seçimlerinden sonra İYİ Parti olarak bizim herhangi bir siyasi partiyle yaptığımız bir ittifak değil, bakın bir ittifak görüşmesi dahi yoktur. Ümit Özdağ ile bir görüşmemiz yok. Ümit Bey de böyle bir görüşmenin olmadığını biliyor. Ümit Bey’in ifadesi de şu, ittifak olmaya yakın görüyor İYİ Parti’yi. Ben de konuşmamız gereken şeyler var diyorum. Mesele o" diye konuştu. "İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir" Dervişoğlu, "Yüzde 9 oy bizim bir işimize yaramıyor, Türkiye’nin de işine yaramıyor. Bu sistemde çok daha yüksek oranda oy almak gerekiyor. İYİ Parti, altında toplanılabilecek bir şemsiye parti haline gelmiştir. Bizimle birlikte olmak isteyen partilerin taleplerine şahit oluyoruz, zamanı gelince konuşuruz. İki parti arasında sıkıştırılmış Türkiye’yi oradan çıkartıp alacağız. Buna ’üçüncü yol’ demiyorum. Bizim yolumuz, Türkiye’nin kurtuluşunun yegane yolu olarak tanımlanacak hale gelecektir" dedi.
BBP Genel Başkanı Destici: "Ne yapmış Akın Gürlek, bahisçilerin üstüne gitmiş. Millet olarak teşekkür etmemiz lazım"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:47 BBP Genel Başkanı Destici: "Ne yapmış Akın Gürlek, bahisçilerin üstüne gitmiş. Millet olarak teşekkür etmemiz lazım" BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi’ye yönelik hakaret ve ithamlarına devam etiğini belirterek, "Nesi var İçişleri Bakanımızın? Hafızmış, Kur’an’ı güzel okuyormuş, dindarmış, dürüstmüş. Bundan daha iyisi nedir? Gurur duymamız lazım. Akın Gürlek ne yapmış? Yolsuzluklarla mücadele etmiş. Bahisçilerin üstüne gitmiş. İstanbul’un göbeğinde belli mekanları uyuşturucu ve fuhuş merkezi haline getirmiş sözde sanatçıların, sözde gazetecilerin, iş adamlarının üstüne gitmiş. Kara para aklayanların üzerine gitmiş. Bizim hep birlikte millet olarak ne yapmamız lazım? Teşekkür etmemiz lazım" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni İstanbul, Nevşehir ve Karaman il başkanlarını tanıtarak, gündeme dair açıklamalarda bulundu. CHP’nin çizgisini bozmadan, şaşırtmadan tam gaz devam ettiğini söyleyen Destici, "Dün grup toplantısında izledik. Özgür Özel diyor ki, ’İktidara geçtiğimizde ilk iş İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek olacaktır.’ Türkiye gibi İslam ülkelerinin ahlakını bozmak, aile yapısını zayıflatmak, boşanmaları artırmak, çocuk sayısını azaltmak, en kötüsü de bütün inançlara sapkınlık olarak, insan yaratılışına aykırı olarak LGBT’lileri teşvik eden İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirecekmiş. Bravo diyorum Özgür Özel. Türkiye’de denendi, hiçbir faydası olmadığı gibi zararı oldu. Kadın cinayetleri İstanbul Sözleşmesi’nden önce hangi rakamlarda, sözleşmenin olduğu dönemde ve sonrasında hangi rakamlarda istatistiklere bakın. Evlilikler azalmış, boşanmalar artmış, çocuk sayısı azalmış, LGBT sapkınlığı artmış. Bu kadar yönetim, bilim kurullarınız var. Birisi de açıp bakmıyor mu? Onun için millete havale ediyoruz" diye konuştu. "Ne yapmış Akın Gürlek? Bahisçilerin üstüne gitmiş" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanlığına atanan Akın Gürlek’e ve İçişleri Bakanlığına atanan Mustafa Çiftçi’ye yönelik hakaretlerine, ithamlarına devam etiğini söyleyen Destici, "Nesi var İçişleri Bakanımızın? Hafızmış, Kur’an’ı güzel okuyormuş, dindarmış, dürüstmüş. Bundan daha iyisi nedir? Gurur duymamız lazım. Akın Gürlek ne yapmış? Yolsuzluklarla mücadele etmiş. Neticede başsavcılık soruşturur, kararı mahkemeler verir. Herkes kararlara saygı duymalıdır. Ne yapmış Akın Gürlek? Bahisçilerin üstüne gitmiş. İstanbul’un göbeğinde belli mekanları uyuşturucu ve fuhuş merkezi haline getirmiş sözde sanatçıların, sözde gazetecilerin, iş adamlarının üstüne gitmiş. Kara para aklayanların üzerine gitmiş. Bizim hep birlikte millet olarak ne yapmamız lazım? Teşekkür etmemiz lazım" ifadelerini kullandı. "Demokratikleşme adı altında temel niteliklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna değinen Destici, "Raporun 6. ve 7. bölümünde dile getirilen sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri ya da 7. bölümdeki demokratikleşmeye ilişkin öneriler, bu vazgeçmeyeceklerimize vurgu yapıyorsa ya da bunları da kapsamı içerisine alıyorsa buna bakacağız. Şimdiden söylüyoruz, demokratikleşme adı altında temel niteliklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün televizyonlarda dinledik. Kayyum uygulamalarının sona ermesi ve tutuklanan ya da görevden alınan bir belediye başkanının yerine meclis içinden bir belediye başkanı seçilmesi. Biz de normal şartlarda bunu doğru buluruz ama PKK’nın siyasi partisinin yönettiği diyelim ki işte bugün Mardin, Batman, Diyarbakır, Hakkari. Şimdi oradaki teşkilatlarımızla görüşüyoruz. Bunların belediye başkanı ya da eş başkanı olarak seçilenle meclis üyesi olarak seçilenin arasında bir fark yok ki, hepsi hain. Terör örgütü belirlemiş listeyi. Eş başkanları da, meclis üyelerini de, belediye başkanlarını da Kandil belirlemiş" dedi. "Amerika’nın esas niyeti İran’da yönetimi değiştirmek" Dün İran büyükelçisi ve heyetiyle görüştüklerini belirten Destici, "Bizim gördüklerimiz ve bildiklerimiz şunu gösteriyor. ABD, İran’a saldırmak için iki bahane üretiyor. Birincisi İran’ın nükleer silaha sahip olmak için çalıştığı uranyum zenginleştirme çalışmalarının devam ettiği. İkincisi de İran’ın geçtiğimiz günlerde yaşanan iç hareketlilik, İran hükümetine karşı vatandaşların gerçekleştirdiği protestolar. Her ülkede bu tür gösteriler, protestolar olabilir. Amerika’nın esas niyeti tıpkı Irak’ta, Suriye’de, Venezuela’da yaptığı gibi İran’da yönetimi değiştirmek. İran petrolü, doğal gazı ve diğer zenginliklerinin üzerine çökmek. İkinci boyutu ne? Terörist ve soykırımcı İsrail’in güvenliği. Onun güvenliğini garanti altına almaya çalışıyor. Biz bunu görüyoruz ve duruşumuzu da buna göre tayin ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem bu süreçte hem önceki süreçlerde takındığı tavır ve durduğu yer çok müstesnadır. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız ikili ziyaretleriyle yaptığı görüşmeler ve açıklamalarıyla bu sürece dair Türkiye’nin duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştur" şeklinde konuştu.
Bakan Göktaş: "Adana’ya sel felaketi için 40 milyon liralık destek aktarmış olduk"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:44 Bakan Göktaş: "Adana’ya sel felaketi için 40 milyon liralık destek aktarmış olduk" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Yakın zamanda Adana’da sel felaketinde zarar gören haneler için 25 milyon lira kaynak aktarmıştık. Bugün de yaşanan sel felaketi için 15 milyon liralık bir kaynak daha aktarıyoruz. Diğer ihtiyaçları da peyderpey göndermeye devam edeceğiz" dedi. Adana’nın İmamoğlu ilçesinde bir hayırsever tarafından yaptırılan ’Karsantılı Hasan Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin açılış töreni gerçekleştirildi. "Avrupa’nın birçok yerinde yaşlılar 20-30 gün sonra huzurevinde ölü bulundu" Açılışta konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Biz bugün ne söylüyorsak, ne yaşıyorsak bize atalarımızdan, büyüklerimizden kalan hayatı, geleneği, onların bize aktardığı temiz bilgileri yaşatarak hayatımıza devam ediyoruz. Sen iyi ol ve iyilerle karşılaş. Bizde iyilik bir lütuf değil, bir hayat tarzı. Kovid zamanında daha ilk verilen emirlerden bir tanesi, bütün polis, asker ve bakanlık çalışanlarının yaşlıları gezip evlerinde eksik var mı diye not almasıydı. Avrupa’nın birçok yerinde yaşlılar 20-30 gün sonra huzurevinde ölü bulundu. Bizim bakanlığımız onlara tek tek gidip bakım hizmetini götürdü" diye konuştu. "Bayramların, özel günlerin hikmeti yeni yeni anlaşılıyor" Hayat karmaşıklaştıkça ailesinden uzaklaşan nesiller yetiştiğine de vurgu yapan Çelik, daha sonra şunları söyledi: "Hayat karmaşıklaştıkça, dedesinin nerede olduğunu bilmeyen, ailesinden uzaklaşan nesiller yetişiyor. Tarihi olmayanın tarifi olmaz. Tarihimiz önce dedelerimiz, büyüklerimizdir. Köksüz ve zeminsiz bir nesilde her şeyden uzak oluruz. İnsanın karnının doyması yetmiyor. Önümüzdeki yüzyılın en büyük hastalığı yalnızlık olacak. İnsanlar artık savaşlar, açlık kadar yalnızlığın ruhlarında oluşturduğu yaralar ile hayatını kaybediyor. Kaybolmaya yüz tutmuş bir gelenek yeniden yaşatılmaya başlandı, bayramdan sonra artık tatil yapılıyor. Bayramların, özel günlerin hikmeti yeni yeni anlaşılıyor. Yoksulluk içinde olan, yalnız insanlara gitmek çok önemli." "Siyaset sadece iktidar olmak için yapılmaz" Her evin yuva olmadığını da anlatan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Üzerinize yağmur yağmasın diye karnın doysun diye girdiğiniz yer evdir. Ancak her ev yuva değildir. Oranın yuva olması için insanların birbiriyle anlamlı bağlarının olduğu dünya gerekir. Burada yapılan hobi bahçeleri, spor alanları büyüklerimiz için burayı ev olmaktan çıkartıp yuva yapmıştır. Siyaset sadece iktidar olmak için yapılmaz, pek çok değeri yaşatmak için yapılır" dedi. "Hiç kimseyi geride bırakmadık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise huzurevinin 71 kişi kapasiteli olduğunu anlatarak, "Adana’da sosyal hizmet ağımıza yeni bir kuruluşu katıyoruz. Açılışı yaptığımız 71 kişilik bu huzurevi büyüklerimiz için yeni bir yuva olacak. 24 yılda yaptığımız her yatırımda sosyal politikayı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kalıcı bir güvenceye dönüştürdük. Hiç kimseyi geride bırakmayarak, hizmetlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırdık. Depremlerde, kovid zamanında önce yaşlı büyüklerimizi, engellilerimizi ve bakım ihtiyacı olanları güvenli yerlere yerleştirdik. Cumhurbaşkanımızın iradesiyle sosyal devleti, vatandaşın derdine hızlı çözüm üreten bir sisteme kavuşturdu. Sosyal hizmeti, her haneye erişen bir hizmete dönüştürdük" ifadelerini kullandı. "Adana’ya 2,19 milyar lira kaynak aktardık" Adana’ya geçen yıl bakanlık olarak 2,19 milyar lira kaynak aktardıklarını anlatan Bakan Göktaş, "Büyüklerimiz için bakım, rehabilitasyon ve sosyal hayata katılımla güçlenen bir yapı inşa ediyoruz. Her aşamada yaşlılarımızın aktif bir yaşam sürmesini sağlıyoruz. Sadece Adana’da 3 bin 400 yaşlımıza evinde vefa hizmeti sunuyoruz. Evde bakım yardımıyla bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl sadece Adana’ya 2,19 milyar lira kaynak aktardık. Bu ay evde bakım yardımıyla 16 bin 207 aileye aylık 13 bin 878 lira ödeme gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Desteklerimizi tüm Türkiye’ye ulaştırıyoruz" Adana’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen kişiler için toplam 40 milyon liralık kaynak aktarıldığını de vurgulayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, daha sonra şunları söyledi: "Bugün Türkiye’de 456 kamu ve özel huzurevinde 28 bin 901 yaşlımız yatılı bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalanıyor. Adana’da ise 2 huzurevi ve yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezimizde 387 yaşlımıza sıcak yuva hizmeti sunuyoruz. Yakın zamanda Adana’da sel felaketinde zarar gören haneler için 25 milyon lira kaynak aktarmıştık. Bugün de yaşanan sel felaketi için 15 milyon liralık bir kaynak daha aktarıyoruz. Diğer ihtiyaçları da peyderpey göndermeye devam edeceğiz. Adanalı vatandaşlarımıza 40 milyon liralık destek sunmuş olacağız. Geçtiğimiz yıl 380 binden fazla aileye bakanlık olarak misafir olduk. Bu senede bakanlık olarak vatandaşlarımızın iftar sofralarına misafir olmaya devam edeceğiz. Ramazan ayında aktardığımız 1,9 milyar liralık kaynakla desteklerimizi tüm Türkiye’ye ulaştırıyoruz. Sosyal hizmetlerimizle hayatına dokunduğumuz tüm hanelere hizmetlerimizi kesintisiz ulaştırmaya devam edeceğiz." Konuşmaların ardından huzurevinin açılışı gerçekleştirildi. Törene milletvekilleri, kent protokolü ve vatandaşlar katıldı.
Bakan Bak: "Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda önümüzü açıyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:28 Bakan Bak: "Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda önümüzü açıyor" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda, Türkiye’nin dönüşümü noktasında çok büyük yatırımlar yapıyor, büyük bir vizyon ortaya koyuyor, önümüzü açıyor" dedi. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "75. Gençler Bakanlığında" programı çerçevesinde 17-18 Şubat tarihlerinde Batman, Kars, Amasya, Yozgat ve Şanlıurfa illerinden gelen 400 genç, iki gün boyunca Gençlik ve Spor Bakanlığınca misafir ediliyor. Programda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yatırım programına alınarak doğrudan destek almaya hak kazanan ve Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ‘GENÇ2030’ projesinin tanıtımı da gerçekleştirildi. "Yaklaşık 10 bin genç Deneyap atölyelerine katıldı ve sertifika aldı" Programda konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, bakanlık bünyesinde bulunan 570 gençlik merkezinde birçok eğitim verdiklerini belirtti. Bakan Bak, "Deneyap atölyelerindeki çocukların heyecanını gördükçe ve buna katkı sundukça muhteşem bir şey ortaya çıktı. Bundan 1 ay önce mezuniyet töreni yaptık. Yaklaşık 10 bin genç Deneyap atölyelerine katıldı ve sertifika aldı. Bu ülkenin gelişmesine, teknolojinin gelişmesine katkı yapmak için ’ben varım’ dedi. Ben varım ve ülkemi seviyorum, ülkem için çalışacağım, ülkem için üreteceğim dedi" diye konuştu. ‘GENÇ2030’ projesiyle geleceğin nesli çalışmalarını başlattıklarını vurgulayan Bakan Bak, "2030’da gençlerimiz neler yapacak? Teknolojik olarak neler yapacağız? Yapay zeka çağında Gençlik ve Spor Bakanlığı neler yapacak? Bunları arkadaşlarımız kısmen tanıttı ama ben hedefleri anlatmak istiyorum. Bir ülkenin en önemli güçlerinden bir tanesi insan kaynağı. Biz genç bir nüfusa sahibiz ülke olarak. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla inanılmaz bir milli teknoloji hamlesi, heyecanı, coşkusu oluşturuldu. Herkes bu ülkede üretmek istiyor. Bu ülkenin sanayisine destek olmak istiyor. Yüksek teknoloji öğrenmek istiyor. Yapay zekaya yetişmiş bir gençlik istiyor. Teknolojiyi iyi kullanan bir gençlik istiyor. İşte size gelecek yüzyılda, gelecek on yıllarda üstünlük sağlayacak nokta burası. Pek çok işte karar verici yapay zeka olacak ama bunu üreten kişiler olmak önemli. O yüzden 2030 bu noktada çok önemli. Bakanlık çalışmalarımıza 2030’u ekledik. Arkadaşlarımız ifade etti. Bu atölyelerde 93 tane sorumlu var. 527 gelirli eğitmen aktif olarak yer alacak" dedi. "Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda önümüzü açıyor" Milli teknoloji hamlesiyle yüksek teknoloji çağına atlamış, büyük yüksek teknoloji yatırımları yapan bir Türkiye istediklerini ve insan kaynağına ihtiyaçları olduğunu belirten Bakan Bak, "Hedef olarak 2030’a kadar bu atölyelerde 100 bin yapay zeka girişimcisi genci, teknolojik olarak yapay zeka sistemine entegre olabilecek, üretilebilecek, kendi ürünlerini ortaya koyabilecek veya teknolojinin içerisinde yer alabilecek gençleri yetiştirmek. Büyük bir vizyon. Bu noktada Cumhurbaşkanımız dijitalleşme konusunda Türkiye’nin dönüşümü noktasında çok büyük yatırımlar yapıyor, büyük bir vizyon ortaya koyuyor, önümüzü açıyor. Devletimiz; araştırma, geliştirmemize bu tip yatırımlara büyük destek veriyor" ifadelerini kullandı. Program, Bakan Bak’ın yapay zeka ile üretilen tablosunun kendisine takdim edilmesi ve salondaki katılımcılar ile öz çekim yapmasının ardından sona erdi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu oy çokluğa ile kabul edildi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 16:02 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu oy çokluğa ile kabul edildi TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapor oy çokluğuyla kabul edildi. Oylamada 47 milletvekili ’evet’ oyu verirken, TİP ve EMEP’li milletvekilleri ’hayır’ oyu kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser kaldı. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Toplantıda raporun kamuoyu ile paylaşılmasının ardından söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Raporda kamu vicdanını kanatmadan bazı düzenlemeler yapılacaktır. Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohça haline gelmiştir. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım ve bu sistemde eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun da ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemeleri gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaf zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda anayasamızın emri açıktır, anayasanın 90’ıncı maddesi ortadadır. Elbette AİHM kararlarına da, AYM kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız" diye konuştu. "Bugünden sonra asıl soru şudur; bu rapor tam anlamıyla hayata geçecek midir" Yıldız’ın ardından rapora ve sürece ilişkin konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Türkiye’nin önüne bir perspektif koyacağını ama beklenen umutları yeşertebilmesi için somut adımların, en azından kolay somut adımların atılması gerektiğini ısrarla söyledik ama bugüne kadar bu gerçekleşmedi. Bugünden sonra asıl soru şudur; bu rapor tam anlamıyla hayata geçecek midir? Bugüne kadar sadece sözde kalan demokrasi, toplumsal barış, hukuk devleti, adalet, anayasa, AİHM kararları artık hayata geçecek midir? Asıl cevap vermeniz gereken burasıdır. Bu rapor, her birimize bir ödev yüklemektedir. Bu rapor lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeleri idarenin atması gerekir. İktidar ve yargı atması gereken adımları ivedilikle atmalı. Barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaleti ayağa kaldırmış bir ülke inşa etmek zorundayız" dedi. "Bu rapor bir Türkiye mutabakatıdır" Söz konusu rapora ilişkin değerlendirmede bulunan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül de, "Terörsüz Türkiye, bir uzlaşma, bir ortak akıl ve demokratik katılımla daha da güçlenerek yoluna elbette devam edecek. Bu çalışmalarımız özellikle toplumsal mutabakatın siyasal mutabakatla sonuçlanması açısından çok kıymetlidir. Bu ortaya çıkan rapor ve bu çaba bir Türkiye mutabakatıdır. Bir Türkiye uzlaşısıdır. Bu anlamda da kardeşliğimizin manifestosu olma adına ve çok özgün bir modeldir. Bir millet projesinin millet aklı ve vicdanıyla birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz. Ve bu hususta özellikle Meclis Başkanımız bundan sonraki süreçlerde de yine desteğini sürdürecektir. Tespit, teyit mekanizmalarından diğer hususlara varıncaya kadar tüm bu çalışmalarımızı yaparken şehitlerimizin emaneti olan bu toprakları, onların da aziz hatıralarına halel getirmeden çalışmalarımızı ve çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz" diye konuştu. Rapor oy çokluğu ile kabul edildi. Oylamada 47 milletvekili ’evet’ oyu verirken, TİP ve EMEP’li vekiller ’hayır’ oyu kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ise çekimser kaldı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ediyoruz"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:36 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ediyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ettiklerini belirterek, "2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda konuştu. Memişoğlu, en fazla kadın istihdamına sahip Bakanlık olduklarını söyleyerek, "Biz biliyoruz ki kadının sağlık olduğu bir toplumun geleceği de sağlıklıdır. Kurumsal politikalarımızı da bu anlayışla koruyucu, kapsayıcı ve eşitliği güçlendiren bir anlayışla şekillendiriyoruz. 12. Kalkınma Planı’nda Bakanlığımızın kadın-erkek fırsat eşitliği kapsamındaki sorumluluk ve işbirliği alanları açıkça belirlenmiştir. Bu kapsamda evlilik öncesi ve yeni doğan taramalarının yaygınlaştırılması, çocuk ve kadın sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, anne ve bebek kayıplarının azaltılması, fırsat eşitliği eğitimlerinin verilmesi ve kadın istihdamının farklılaşması öncelikli çalışma alanlarımızdandır" dedi. Bakan Memişoğlu, kadın sağlığında önceliği koruyucu hizmetler ile birlikte tarama, izleme ve eğitim programlarına verdiklerini aktararak, "2025 yılında ülke genelinde yaklaşık 2 milyon 200 bin kadınımıza ücretsiz meme kanseri taraması yaptık. 1 milyon 800 bin vatandaşımıza ise rahim ağzı kanseri taraması gerçekleştirdik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başladılar. Normal doğum eylem planı ile tıbben gerekli olmayan SZL oranlarında ülkemiz tarihinde ilk kez yüzde 12.3’lük bir düşüş sağladık. 2025’in son 6 ayında 415 binin üzerinde gebemize birebir danışmanlık hizmeti sunduk. Misafir Anne uygulaması ile 7 bin 717 gebemizi güvenli ortamlarda ağırlayarak, risklerin önüne geçtik. Son bir yılda 1 milyon 38 bin 484 anne adayını izledik. Doğum sonu bakım programı kapsamında 925 bin 946 vatandaşımıza loğusalık döneminde destek verdik. Gebe okullarımızla 939 bin 538 anne adayını eğitim programlarımıza dahil ettik. Yüksek riskli gebe izlem sistemi ile riskli gruptaki vatandaşlarımıza ilgili branşlarda randevu önceliği sağlıyoruz. 211 kamu sağlık tesisimizi anne dostu hastane haline getirdik" diye konuştu. Bakan Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı personelin yaklaşık yüzde 57’sinin kadın olduğunu belirterek, "Bakanlığımız kadın istihdama öncü kurumlardan biridir. Bakanlığımızda çalışan 1 milyon 896 bin 260 personelimizin 514 bin 280’i, yani yaklaşık yüzde 57’si kadındır. Yönetim kademelerinde ise merkez ve taşra teşkilatımızda şube müdürü ve üstü görevlerde 3 binden fazla kadın yöneticimiz ile yüzde 32’lik bir temsil oranına ulaşmış durumdayız. Bu oranı daha da yukarı taşımak, kadın personelimizin karar alma mekanizmalarındaki gücünü arttırmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Kadın çalışanlarımızın iş ve aile hayatı dengesini korumak için somut adımlar atıyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, kreşleri yaygınlaştırmak için çalışmalarının devam ettiğini ifade ederek, "Halihazırda ülke genelinde sağlık tesislerimizde hizmet veren toplam 52 kreşte 3 binden fazla yavrumuza kucak açıyoruz. 2025 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme ile bin 932 kadın personelimiz, yarım zamanlı çalışma hakkından yararlanmıştır. Erkek personelimiz de talebi halinde ücretli normal izni kesintisiz olarak kullanabilmektedir. Mesleki ve kişisel gelişim eğitimleriyle kadın çalışanlarımızın kariyerlerini destekliyor, çalışma ortamlarını kalite standartları doğrultusunda iyileştiriyoruz" dedi. Bakan Memişoğlu, kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ettiklerini kaydederek şöyle konuştu: "Bu kapsamda 2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık. 44 bin 942 kadına aile işçi şiddetle mücadele, 41 bin 781 kadına madde kullanım bozukluğu, 127 bin 904 kadına davranışsal bağımlılıklar konusunda eğitim ve destek verdik. Ayrıca 160 bin 70 kadına, 0-18 yaş sağlıklı çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon desteği sağladık. Bununla birlikte 80 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile tam bağlı rapor kullanan hastalarımızın raporlarını randevu almaksızın yeniliyoruz. 27 Mayıs 2025’den bu yana 510 bin 716 vatandaşımızın raporunu evde bizzat giderek verdik."
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu sağlık Bakanı Memişoğlu’nu ağırladı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:29 Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu sağlık Bakanı Memişoğlu’nu ağırladı Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık" dedi. Memişoğlu, Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na katılarak, komisyon üyelerine bilgi verdi. Memişoğlu, en fazla kadın istihdamına sahip Bakanlık olduklarını söyleyerek, "Biz biliyoruz ki, kadının sağlık olan bir toplumun geleceği de sağlıklıdır. Kurumsal politikalarımız da bu anlayışla koruyucu, kapsayıcı ve eşitliği güçlendiren bir anlayışla şekillendiriyoruz. 12. Kalkınma Planı’nda Bakanlığımızın Kadın Erkek Fırsat Eşitliği kapsamındaki sorumluluk ve işbirliği alanları açıkça belirlenmiştir. Bu kapsamda evlilik öncesi ve yeni doğan taramalarının yaygınlaştırılması, çocuk, kadın ve yürüme sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, annem ve bebek kayıplarının azaltılması, fırsat eşitliği eğitimlerinin verilmesi ve kadın personel istihdamının farklılaşması öncelikli çalışma alanlarımızdandır" Memişoğlu, kadınların sağlığında önceliği koruyucu hizmetleriyle birlikte tarama, izleme ve eğitim programlarına verdiklerini aktararak, "2025 yılı belirlemelerimiz bu alandaki kararlarımızı açıkça ortaya koymaktadır. 2025 yılında ülke genelinde yaklaşık 2 milyon 200 bin kadınımıza ücretsiz meme kanseri taraması yaptık. Bir milyon 800 bin vatandaşımıza ise rahim ağzı kanseri taraması gerçekleştirdik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde başladılar. Normal doğum eylem planı ile tıbben gerekli olmayan SZL oranlarında ülkemiz tarihinde ilk kez yüzde 12.3’lük bir düşüş sağladık. Her gebeye gebe modeliyle 2025’in son 6 ayında 415 binin üzerinde gebemize birebir danışmanlık hizmeti sunduk. Misafir Anne uygulaması ile 7 bin 717 gebemizi güvenli ortamlarda ağırlayarak risklerin önüne geçtik. Son bir yılda bir milyon 38 bin 484 anne adayını izledik. Doğum sonu bakım programı kapsamında 925 bin 946 vatandaşımıza loğusalık döneminde destek verdik. Gebe okullarımız ile 939 bin 538 anne adayını eğitim programlarımıza dahil ettik. Yüksek riskli gebe izlem sistemi ile riskli gruptaki vatandaşlarımıza ilgili branşlarda randevu önceliği sağlıyoruz. 211 kamu sağlık tesisimizi anne dostluğu hastane haline getirdik" Memişoğlu Sağlık Bakanlığı personel sayısına dikkat çekerek, "Bakanlığımız kadın istihdama öncü kurumlardan biridir. Toplam Bakanlığımızda çalışan bir milyon 896 bin 260 personelimizin 514 bin 280’i yani yaklaşık yüzde 57’si kadındır. Yönetim kademelerinde ise merkez ve taşla teşkilatımızda şube müdürü ve üstü görevlerde 3 binden fazla kadın yöneticimiz ile yüzde 32’lik bir temsil oranına ulaşmış durumdayız. Bu oranı daha da yukarı taşımak kadın personelimizin karar alma mekanizmalarındaki gücünü arttırmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Kadın çalışanlarımızın iş ve aile hayatı dengesini korumak için somut adımlar atıyoruz" Memişoğlu, kreş alanlarını yaygınlaştırma adına çalışmalarının devam ettiğini belirterek, "Halihazırda ise ülke genelinde sağlık tesislerimizde hizmet veren toplam 52 kreşte 3 binden fazla yavrumuza kucak açıyoruz. 2025 yılında yürüttüğümüz yürürlüğe giren yasal düzenleme ile bin 932 kadın personelimiz yarım zamanlı çalışma hakkında yararlanmıştır. Erkek personelimizde talebi halinde ücretli normal izni kesintisiz olarak kullanılabilmektedir. Mesleki ve kişisel gelişim eğitimleriyle kadın çalışanlarımızın kariyerlerini destekliyor, çalışma ortamlarını kalite standartları doğrultusunda iyileştiriyoruz." Memişoğlu kadınların sağlığını ruhsal ve sosyal yönleriyle birlikte takip ettiklerini kaydederek şöyle konuştu: "Bu kapsamda 2025 yılında 5 bin 984 kadına intiharı önleme, 31 bin 701 kadına çocuk istismarını önleme ve çocuk izlem merkezi hizmetleri, 40 bin 790 kadına çocuk ve ergen ruh sağlığı, 47 bin 728 kadına yetişkin ruh sağlığı desteği sağladık. 44 bin 942 kadına aile işçi şiddetle mücadele, 41 bin 781 kadına madde kullanım bozukluğu, 127 bin 904 kadına davranışsal bağımlılıklar konusunda eğitim ve destek verdik. Ayrıca 160 bin 70 kadına 0-18 yaş sağlıklı çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon desteği sağladık. Bununla birlikte 80 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile tam bağlı rapor kullanan hastalarımızın raporlarını randevu almaksızın yeniliyoruz. 27 Mayıs 2025’den bu yana 510 bin 716 vatandaşımızın raporunu evde bizzat giderek verdik."
- Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:25 - Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Valiler Buluşması’na katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki İçişleri Bakanlığı görevini devreden Ali Yerlikaya’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek yeni İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diledi."Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum"Ramazan ayının tüm İslam alemine hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça birbirimizin yaralarını sardıkça yekvücut olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenabı Allah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır" diye konuştu."Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır"Devlet anlayışından ve devletin ne anlam ifade ettiğinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış ‘Ebed Müddet’ şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan derç edilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati ‘hükümet hikmet ile müşterektir’ sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız" ifadelerini kullandı."Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız"Valilerin, devletin sahadaki yansıması olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Valilik sadra şifa olma, derde deva bulma yeri milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır. Valilerimizden en büyük beklentimiz sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve mesuliyet dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlikte esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali iyi bir lider demektir. İyi liderlikte yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idareyi maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir. Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum. Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri hakkın rızasına vasıl olma aracı olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum. Bugün altını tekrar çiziyorum. Unvanımız ne olursa olsun, şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi."Beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz"Sosyal medya kullanımı konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde şikayetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse mahiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum" dedi.Tahir Bin Hüseyin’in Rakka ve Mısır Valisi olarak atanan oğluna verdiği nasihatleri hatırlatarak sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilesin ki mülk Allah’ındır. Dilediğine verir, dilediğinin elinden ise çeker, alır. En hızlı el değiştiren nimet bu nimettir. İdareci ve mahiyeti nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslarlar ise Allah’ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun.’ Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum" diye konuştu."Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlere eyvallah demeyeceğiz"Ramazan ayında hem Türkiye’de hem de sınırların ötesinde iftar ve sahur sofralarına konuk olacaklarını dile getiren Erdoğan, "Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz" diye konuştu.Ramazan ayında valilerden çok büyük gayret beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türk milletinin mağrur olduğunu, kalbini herkese açmadığını, derdini ve sıkıntısını herkese anlatmadığını ve maruzatını ya da ihtiyacını herkesle paylaşmadığını dile getirerek, onlar kendilerine gelmeden valilerin ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmaları gerektiğini söyledi."Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz"Ziyaretlerle, sahur ve iftar programlarıyla ve yardım çalışmalarıyla devletin şefkatli elini vatandaşa devlet elini valilerin uzatacağına dikkati çeken Erdoğan, "Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa, eğer bir hanede sahur sofrası kurulamıyor, tencere kaynamıyorsa Allah korusun bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz. Bu konuda siz kıymetli valilerimizden ayrı bir hassasiyet beklediğimi bir kez de tekrar ifade ediyor. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum" ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek bölgede gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde iç cepheyi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attıklarını kaydederek, "Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyduk. Süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz. İlgili kurumlarımız, sahadaki görevlerini özenle ve koordinasyon içinde icra etmeyi sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun inşallah suhuletle çözülmesiyle birlikte önümüz daha da açılacaktır. Türkiye olarak bunun gerçekleşmesi için kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde gereken desteği vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak, uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur"TBMM’de kurulan Milli dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu bugün tamamlandığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Komisyon, tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai raporunu kabul etti. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine bilhassa Cumhur İttifakımızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavrı için tebrik ediyorum. Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur. Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye’yi inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız. Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması; terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bu günlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin yerel yönetimlerimizin sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız."Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Şehit Kaymakam Ersin Ateş Üstün Hizmet Ödülü’nü İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer’e, Merhum Vali Celalettin Tüfekçi Meslek Ödülü’nü Kocaeli Derince Kaymakamı Mustafa Demirelli’ye, Vali Galip Demirel Sosyal Hizmet Ödülü’nü Sinop Boyabat Kaymakamı Enver Yılmaz’a, Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk Üstün Hizmet Ödülü’nü Batman Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a ve Vali Dr. Mehmet Vecdi Gönül Güvenlik Hizmet Ödülü’nü ise Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu’ya takdim etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Dijital bağımlılık, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:23 MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Dijital bağımlılık, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "2024 yılındaki Aile Kurumu Çalıştayımızın kapanış bildirgesinde kamuoyuna sunduğumuz üzere dijital bağımlılık artık yalnızca bireysel bir sorun değil, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, ‘Dijital Köleliğe Geçit Yok’ pilot projesi ve aile kurumunu koruma amaçlı faaliyetlere dair açıklama yaptı. Yurdakul, aileyi korumanın devletin ve milletin bekasını korumak olduğunu belirterek, "Bu çerçevede MHP olarak, Türk milletine hizmet etme gayesiyle 14-15 Eylül 2024 tarihinde Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin himayelerinde ‘Güçlü Türk Aile Yapısı, Sağlıklı Toplum ve Lider Ülke Türkiye’ parolasıyla gerçekleştirdiğimiz Aile Kurumu 2024 Çalıştayımızda aile kurumunu tehdit eden unsurları akademik ve politik çerçevede değerlendirmiştik. Aile Kurumu Çalıştayı sürecinde küresel tehditlerden demografik dönüşüme, bireyselleşmeden kültürel erozyona kadar pek çok başlık masaya yatırılmış, ‘Dijital Bağımlılık, Madde Bağımlılığı ve Aile’ başlığı ile aile yapısını doğrudan hedef alan en acil risk alanlarından biri olarak tespit edilmiştir. Dijital bağımlılığın çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını bozduğu, aile içi iletişimi zayıflattığı, eğitim, sosyal gelişim ve değer aktarımını sekteye uğrattığı bilimsel olarak ortaya konulmuştur" ifadelerini kullandı. "Dijital bağımlılık, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" Teknolojinin insanı yalnızlaştıran ve aileyi zayıflatan bir araca dönüştüğünü aktaran Yurdakul, "2024 yılındaki Aile Kurumu Çalıştayımızın kapanış bildirgesinde kamuoyuna sunduğumuz üzere dijital bağımlılık artık yalnızca bireysel bir sorun değil, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir. Bu tehdide karşı koruyucu ve önleyici politikalar, aile temelli rehberlik mekanizmaları, anne-baba dijital okuryazarlığı ve toplumsal farkındalık çalışmaları hayata geçirilmek zorundadır" açıklamasında bulundu. "Pilot projenin ilk ayağına başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinden başlıyoruz" Akademisyenler ve uzmanlarla yürüttükleri çalışmalar neticesinde ulaştıkları bilgi ve tecrübeleri Türk milleti ile paylaşmak ve MHP’nin ailelerin yanında olduğunu göstermek üzere yola çıktıklarını anlatan Yurdakul, şu ifadeleri kullandı: "Bu çerçevede pilot projenin ilk ayağına başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinden başlıyoruz. 21 Şubat 2026 Cumartesi günü Ankara Sincan’da gerçekleştirilecek olan ve ailelerimizin katılacağı ‘Dijital Köleliğe Geçit Yok’ başlıklı programda dijital bağımlılık meselesi, aile kurumu merkezli bir perspektifle ele alınacaktır. Programın bilimsel altyapısı, akademisyenler ve uzmanların görüşleriyle birlikte MHP Aile, Kadın ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı Birimi tarafından oluşturulmuştur. Etkinlik MHP Ankara İl Başkanlığı, İl ve Sincan İlçe MHP Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikalarından Sorumlu (KAÇEP) teşkilatlarımızın organizasyonunda icra edilecektir. Bu etkinlik Türk siyasetinde dijital bağımlılığı doğrudan aileler düzeyinde ve ailelerle birlikte ele alan ilk siyasi mücadele programı olma özelliği taşımaktadır." Programın içeriğine ilişkin bilgi veren Yurdakul, "MHP Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikalarından Sorumlu (KAÇEP) İl ve İlçe teşkilatımızın ev sahipliğinde yapılacak olan ve ailelerin ağırlanacağı çok etkileşimli programda dijital bağımlılığın çocuklar ve gençler üzerindeki psikolojik, sosyal ve kültürel etkileri, bilimsel veriler ışığında sağlıklı teknoloji kullanımı ilkeleri, ailenin koruyucu ve dengeleyici rolü, kadim değerler çerçevesinde aileyi merkeze alan koruma refleksi, MHP’nin ‘Teknoloji insana hizmet etmeli’ anlayışı doğrultusunda geliştirdiği çözüm önerileri kapsamlı biçimde ele alınacaktır" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarımızı ekrana teslim etmeyeceğiz" Söz konusu programın yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olmadığını ifade eden Yurdakul, şunları kaydetti: "MHP, dijitalleşmenin sunduğu fayda ve imkanları reddetmeden insanı, aileyi ve milli kültürü önceleyen bir yaklaşımı esas almaktadır. Bu doğrultuda söz konusu program, yalnızca bir bilgilendirme toplantısı değil, ailelerin sürece aktif katılımını hedefleyen, onlara bu mücadelede yeni teknik ve yöntemleri anlatan ve karşılıklı etkileşime dayalı bir toplumsal bilinç oluşturma adımıdır. Etkinliğin sonunda gerçekleştirilecek soru-cevap bölümünde ailelerin doğrudan sahadan getirdiği sorunlar değerlendirilecek; MHP’nin aile politikalarına yön veren bilimsel ve sosyal perspektifi kamuoyuyla ve bizzat katılımcı aileler ile paylaşılacaktır. MHP, Liderimiz ve Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin işaret ettiği gibi güçlü devletin temelinin güçlü aile olduğuna inanmaktadır ve bu çerçevede dijital çağın riskleri karşısında aileyi yalnız bırakmayan, sorumluluk alan ve çözüm üreten siyaset anlayışını her boyutta kararlılıkla sürdürecektir. Buradan açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki çocuklarımızı ekrana teslim etmeyeceğiz. Aile kurumunu dijital kuşatma karşısında yalnız bırakmayacağız. Türk milletinin değerlerini, dijital çağda da kararlılıkla koruyacağız. Başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinde pilot olarak başlattığımız bu süreci önümüzdeki dönemde farklı şehirlerimize de taşıyacağız. Çünkü bu önemli konu milli bir meseledir. Tüm ailelerimizi bu bilinç ve sorumluluk çağrımıza ortak olmaya davet ediyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kritik bir dönemde iç cephemizi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attık"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kritik bir dönemde iç cephemizi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attık" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Valiler Buluşması’na katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki İçişleri Bakanlığı görevini devreden Ali Yerlikaya’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek yeni İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diledi."Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum"Ramazan ayının tüm İslam alemine hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça birbirimizin yaralarını sardıkça yekvücut olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenabı Allah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır" diye konuştu."Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır"Devlet anlayışından ve devletin ne anlam ifade ettiğinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış ‘Ebed Müddet’ şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan derç edilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati ‘hükümet hikmet ile müşterektir’ sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız" ifadelerini kullandı."Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız"Valilerin, devletin sahadaki yansıması olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Valilik sadra şifa olma, derde deva bulma yeri milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır. Valilerimizden en büyük beklentimiz sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve mesuliyet dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlikte esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali iyi bir lider demektir. İyi liderlikte yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idareyi maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir. Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum. Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri hakkın rızasına vasıl olma aracı olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum. Bugün altını tekrar çiziyorum. Unvanımız ne olursa olsun, şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi."Beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz"Sosyal medya kullanımı konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde şikayetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse mahiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum" dedi.Tahir Bin Hüseyin’in Rakka ve Mısır Valisi olarak atanan oğluna verdiği nasihatleri hatırlatarak sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilesin ki mülk Allah’ındır. Dilediğine verir, dilediğinin elinden ise çeker, alır. En hızlı el değiştiren nimet bu nimettir. İdareci ve mahiyeti nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslarlar ise Allah’ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun.’ Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum" diye konuştu."Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlere eyvallah demeyeceğiz"Ramazan ayında hem Türkiye’de hem de sınırların ötesinde iftar ve sahur sofralarına konuk olacaklarını dile getiren Erdoğan, "Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz" diye konuştu.Ramazan ayında valilerden çok büyük gayret beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türk milletinin mağrur olduğunu, kalbini herkese açmadığını, derdini ve sıkıntısını herkese anlatmadığını ve maruzatını ya da ihtiyacını herkesle paylaşmadığını dile getirerek, onlar kendilerine gelmeden valilerin ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmaları gerektiğini söyledi."Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz"Ziyaretlerle, sahur ve iftar programlarıyla ve yardım çalışmalarıyla devletin şefkatli elini vatandaşa devlet elini valilerin uzatacağına dikkati çeken Erdoğan, "Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa, eğer bir hanede sahur sofrası kurulamıyor, tencere kaynamıyorsa Allah korusun bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz. Bu konuda siz kıymetli valilerimizden ayrı bir hassasiyet beklediğimi bir kez de tekrar ifade ediyor. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum" ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek bölgede gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde iç cepheyi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attıklarını kaydederek, "Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyduk. Süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz. İlgili kurumlarımız, sahadaki görevlerini özenle ve koordinasyon içinde icra etmeyi sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun inşallah suhuletle çözülmesiyle birlikte önümüz daha da açılacaktır. Türkiye olarak bunun gerçekleşmesi için kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde gereken desteği vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak, uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur"TBMM’de kurulan Milli dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu bugün tamamlandığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Komisyon, tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai raporunu kabul etti. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine bilhassa Cumhur İttifakımızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavrı için tebrik ediyorum. Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur. Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye’yi inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız. Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması; terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bu günlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin yerel yönetimlerimizin sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız."Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Şehit Kaymakam Ersin Ateş Üstün Hizmet Ödülü’nü İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer’e, Merhum Vali Celalettin Tüfekçi Meslek Ödülü’nü Kocaeli Derince Kaymakamı Mustafa Demirelli’ye, Vali Galip Demirel Sosyal Hizmet Ödülü’nü Sinop Boyabat Kaymakamı Enver Yılmaz’a, Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk Üstün Hizmet Ödülü’nü Batman Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a ve Vali Dr. Mehmet Vecdi Gönül Güvenlik Hizmet Ödülü’nü ise Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu’ya takdim etti.(MMG-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:07 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Valiler Buluşması’na katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki İçişleri Bakanlığı görevini devreden Ali Yerlikaya’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek yeni İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diledi."Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum"Ramazan ayının tüm İslam alemine hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça birbirimizin yaralarını sardıkça yekvücut olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenabı Allah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır" diye konuştu."Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır"Devlet anlayışından ve devletin ne anlam ifade ettiğinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış ‘Ebed Müddet’ şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan derç edilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati ‘hükümet hikmet ile müşterektir’ sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız" ifadelerini kullandı."Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız"Valilerin, devletin sahadaki yansıması olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Valilik sadra şifa olma, derde deva bulma yeri milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır. Valilerimizden en büyük beklentimiz sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve mesuliyet dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlikte esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali iyi bir lider demektir. İyi liderlikte yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idareyi maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir. Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum. Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri hakkın rızasına vasıl olma aracı olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum. Bugün altını tekrar çiziyorum. Unvanımız ne olursa olsun, şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi."Beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz"Sosyal medya kullanımı konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde şikayetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse mahiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum" dedi.Tahir Bin Hüseyin’in Rakka ve Mısır Valisi olarak atanan oğluna verdiği nasihatleri hatırlatarak sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilesin ki mülk Allah’ındır. Dilediğine verir, dilediğinin elinden ise çeker, alır. En hızlı el değiştiren nimet bu nimettir. İdareci ve mahiyeti nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslarlar ise Allah’ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun.’ Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum" diye konuştu."Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlere eyvallah demeyeceğiz"Ramazan ayında hem Türkiye’de hem de sınırların ötesinde iftar ve sahur sofralarına konuk olacaklarını dile getiren Erdoğan, "Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz" diye konuştu.Ramazan ayında valilerden çok büyük gayret beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türk milletinin mağrur olduğunu, kalbini herkese açmadığını, derdini ve sıkıntısını herkese anlatmadığını ve maruzatını ya da ihtiyacını herkesle paylaşmadığını dile getirerek, onlar kendilerine gelmeden valilerin ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmaları gerektiğini söyledi."Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz"Ziyaretlerle, sahur ve iftar programlarıyla ve yardım çalışmalarıyla devletin şefkatli elini vatandaşa devlet elini valilerin uzatacağına dikkati çeken Erdoğan, "Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa, eğer bir hanede sahur sofrası kurulamıyor, tencere kaynamıyorsa Allah korusun bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz. Bu konuda siz kıymetli valilerimizden ayrı bir hassasiyet beklediğimi bir kez de tekrar ifade ediyor. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum" ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek bölgede gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde iç cepheyi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attıklarını kaydederek, "Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyduk. Süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz. İlgili kurumlarımız, sahadaki görevlerini özenle ve koordinasyon içinde icra etmeyi sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun inşallah suhuletle çözülmesiyle birlikte önümüz daha da açılacaktır. Türkiye olarak bunun gerçekleşmesi için kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde gereken desteği vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak, uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur"TBMM’de kurulan Milli dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu bugün tamamlandığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Komisyon, tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai raporunu kabul etti. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine bilhassa Cumhur İttifakımızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavrı için tebrik ediyorum. Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur. Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye’yi inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız. Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması; terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bu günlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin yerel yönetimlerimizin sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız."Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Şehit Kaymakam Ersin Ateş Üstün Hizmet Ödülü’nü İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer’e, Merhum Vali Celalettin Tüfekçi Meslek Ödülü’nü Kocaeli Derince Kaymakamı Mustafa Demirelli’ye, Vali Galip Demirel Sosyal Hizmet Ödülü’nü Sinop Boyabat Kaymakamı Enver Yılmaz’a, Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk Üstün Hizmet Ödülü’nü Batman Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a ve Vali Dr. Mehmet Vecdi Gönül Güvenlik Hizmet Ödülü’nü ise Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu’ya takdim etti.