POLİTİKA
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:21 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.
2026 yılı bütçesi açıklandı: "En büyük pay eğitim alanına ayrıldı"
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:55 2026 yılı bütçesi açıklandı: "En büyük pay eğitim alanına ayrıldı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılı bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığına 1 trilyon 944 milyar lira ödenek öngördüklerini söyleyerek, yüzde 15,3 oranıyla en büyük payın eğitime ayrıldığını açıkladı.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen ‘2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’ne katıldı.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılı bütçesi hazırlıklarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği vizyon talimatları doğrultusunda; tüm bakanlıklar, bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşların katkılarıyla tamamlanarak TBMM’ye sunulmaya hazır hale geldiğini dile getirdi.Yılmaz, 2026 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 24’üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ise 8’inci bütçesi olduğuna ve bu kadar uzun süre kesintisiz bir şekilde bütçe hazırlama imkanının siyasi istikrarın en temel göstergesi olduğuna dikkati çekti."2026 yılı bütçe teklifinin her kaleminde ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür"Bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlere ve küresel belirsizliklere rağmen 21.yüzyılı, Türkiye Yüzyılı yapma hedefine ilişkin çalışmaların aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde özellikle ulaştırma, enerji, sağlık ve dijitalleşme alanlarında yaptığımız yatırımlarla son 23 yılda ülkemizin fiziki altyapısında büyük ilerlemeler sağladık. Bugünün önceliği ise kamu altyapı yatırımlarını daha etkin hale getirmek ve özel sektör yatırımlarını destekleyecek şekilde üretim ve ticaret altyapısını güçlendirmektir. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; kaynak verimliliğini artıran ve çevresel sürdürülebilirliği önceleyen; yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçedir. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür" dedi.Son üç yılda merkezi yönetim bütçesinden 2025 yılı fiyatlarıyla 90 milyar dolar tutarındaki önemli bir kaynağın deprem yaralarının sarılması için ayırdıklarına işaret eden Yılmaz, bu duruma rağmen uygulanan program sayesinde yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme göstergelerinde olumlu sonuçlar alındığını ve 16 yıldır kesintisiz büyümenin devam ettiğini dile getirdi."2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,4’e gerilemesi beklenmektedir"Yılmaz, 2025 yılında istihdamın görece yatay seyretmesinin öngörüldüğünü, işgücüne katılma oranının ise yüzde 53,7 olarak gerçekleşmesinin beklendiğini ifade ederek, "Bu çerçevede işsizlik oranının yüzde 8,7’den yüzde 8,5’e düşeceği tahmin edilmektedir. 2026 yılında, öngörülen büyüme oranı çerçevesinde işgücüne katılım oranı yüzde 54,4’e yükselirken istihdamın bir önceki yıla göre 730 bin kişi artmasıyla işsizlik oranının yüzde 8,4’e gerilemesi beklenmektedir" diye konuştu."2026 yılı içinde ihracatta 282 milyar dolar tutarını yakalamayı öngörüyoruz"Küresel ticaretin 2025 yılında tarifelerden ve artan belirsizlerden kaynaklı kırılganlıklar içermesine rağmen ihracatın ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 oranın artış kaydettiğine değinen Yılmaz, ihracatın yıllıklandırılmış olarak 269,7 milyar dolar ile rekor seviyelere yükseldiğini bildirdi. Yılmaz, "2025 yılı genelinde 273,8 milyar dolar ile bir önceki yılın üzerinde bir ihracat performansına ulaşmayı, 2026 yılı için de ihracatta kesintisiz artışı sürdürerek 282 milyar dolar tutarındaki ihracat hedefimizi yakalamayı öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2025 yılına ilişkin milli gelirin 62,2 trilyon lira olmasını beklediklerini, 2026 yılında ise Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün 77 trilyon liraya ulaşacağını dile getirdi."2026 yılında bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağını öngörmekteyiz"Bütçe kanun teklifinin kamuya ait harcama tavanları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını, 2026 yılında bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağının öngörüldüğünü söyleyen Yılmaz, "Bu gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; Gelir Vergisi 3 trilyon 517 milyar lira, Kurumlar Vergisi 1 trilyon 613 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 2 trilyon 532 milyar lira, Katma Değer Vergisi 3 trilyon 993 milyar lira, Diğer Vergi Gelirleri 2 trilyon 128 milyar lira, Vergi Dışı Gelirler ise 2 trilyon 433 milyar liradır. 2023 yılında yaşadığımız tarihimizin en büyük depremi sonrasında bölgenin yeniden imarı ve depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına yönelik harcamalar nedeniyle bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 5,1 olarak gerçekleşmiş, deprem harcamaları hariç tutulduğunda ise bu oran yüzde 1,6 seviyesinde olmuştur. 2024 yılında yüzde 4,7 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 3 seviyesindedir. 2025 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 3,6 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç ise bu oranın yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. 2026 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 653 milyar lira tutarında ödenek öngörülmüştür. 2026 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. Deprem hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,7 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörmekteyiz" ifadelerine yer verdi."Yüzde 15,3 oranıyla en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz"AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini ve Milli Eğitim Bakanlığına 2026 yılı bütçesinde 1 trilyon 944 milyar lira ödenek öngördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2025 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 35 bin kişiye ulaşmıştır. Artan üniversite ve öğrenci sayısıyla birlikte üniversitelerimize ayırdığımız kaynağı da sürekli artırıyoruz. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2026 yılında 651 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dâhil ettiğimizde eğitim bütçemizi; 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz" şeklinde konuştu."Sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır"Eğitimle beraber AK Parti hükümetleri döneminde en fazla önem verilen konuların başında sağlık alanının geldiğini kaydeden Yılmaz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi."Sosyal yardım ve destekler için 2026 yılı bütçemizde 917 milyar lira kaynak ayırdık"Sosyal devlet anlayışıyla Türkiye’nin ürettiği refahı, toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, "Sosyal yardım ve destekler için 2026 yılı bütçemizde 917 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2026 yılı bütçesinin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir. 2026 yılında; ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 157 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 106 milyar lira, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla 100 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 90 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 56 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 44 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 23 milyar lira, engelli eğitim taşıma giderleri için 11 milyar lira ve koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 3 milyar lira kaynak ayırdık" ifadelerine yer verdi.Vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerinin altını çizen Yılmaz, halihazırda mesken aboneleri için doğalgazda yüzde 43, elektrikte düşük kademede yüzde 57 oranında faturalarda devlet desteğinin uygulandığını vurguladı."Sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar toplamda 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır"Yılmaz, 2022 yılı itibarıyla asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışında tuttuklarını söyleyerek, "Bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2026 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 92 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğalgaz ve elektrikteki Devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynaklar toplamda 2 trilyon 382 milyar liraya ulaşmaktadır. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,6 seviyesindedir" dedi.Tarıma stratejik önem verdiklerini, bu doğrultuda 2026 yılı bütçesi içerisinde 888 milyar liralık kaynağı tahsis ettiklerini dile getiren Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:"Bu kapsamda; Tarım sektörü vergi harcamaları için 262 milyar lira, Tarımsal kredi desteği için 220 milyar lira, Tarım sektörü yatırım ödenekleri için 190 milyar lira, Tarımsal destek programları için 168 milyar lira, Tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 48 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Son iki yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2026 yılında da devam ediyoruz. ‘Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat’ odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz."Reel kesim destekleri için bütçeden 713 milyar lira ödenek öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "Bu kapsamda; Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 283 milyar lira, Tarımsal krediler sübvansiyon desteği olarak 220 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 70 milyar lira, İhracat başta olmak üzere diğer reel sektör destekleri için 60 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 50 milyar lira, Mesleki eğitim kapsamında ödenen Devlet katkısı için 29 milyar lira kaynak ayırdık" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma harcamalarında 1 trilyon 202 milyar lira, iç güvenlik için 953 milyar lira olmak üzere toplam 2 trilyon 155 milyar lira ödenek öngördüklerini de sözlerine ekledi.Öte yandan Yılmaz, mahalle iradeleri de güçlendirmeye devam ettiklerini belirterek, büyükşehir ve diğer belediyeler ile il özel idarelerine ayrılan toplam kaynağı 1 trilyon 657 milyar liraya çıkardılarını, 2002 yılında bu kaynağın bütçe içerisindeki payının yüzde 4 olduğunu ve bu oranı 2026 yılında yüzde 8,8’e yükselttiklerini dile getirdi.
YRP Kayseri İl Başkanı Özcan: "Halkımız ve genel başkanımız ile büyük bir coşkuya ortak olacağız"
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:28 YRP Kayseri İl Başkanı Özcan: "Halkımız ve genel başkanımız ile büyük bir coşkuya ortak olacağız" Yeniden Refah Partisi (YRP) Kayseri İl Başkanı Ali Özcan, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın Kayseri’de düzenlenecek 3. Olağan Kongre’ye katılacağını söyleyerek, "Halkımız ve genel başkanımız ile büyük bir coşkuya ortak olacağız" dedi. YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın kongre ile beraber yeni il başkanlığı binasının da açılışını yapacağını söyleyen İl Başkanı Ali Özcan, "Genel başkanımız Allah nasip ederse Cuma günü Kayseri’de olacak. Kayseri’de 3. Olağan Kongremizi gerçekleştirmek için bizlerle beraber olacak. Kayseri ziyareti kapsamında esnaf ziyaretlerimiz olacak ve Kayseri’de yeni il binamızın açılışı olacak. Ardından da kongre programımız hayata geçecek. Kongremiz stadyum yanındaki Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda olacak. Teşkilatımız bu konu ile alakalı hazırlıklarını yaptı. Tek eksiğimiz Kayseri halkımız kaldı. İnşallah halkımız da güzel bir teveccüh göstererek salonu doldurursa genel başkanımızla beraber büyük bir coşkuya ortak olacağız. Genel başkanımız saat 16.00 sıralarında Kayseri’de olacak, ardından kongrenin bitmesi ile beraber de uğurlayacağız Ankara’ya kendisini" dedi. Özcan, Kayseri’nin iktidar yükselişinin başladığı yerlerden bir tanesi olacağını söyleyerek, "Sahada neredeyse tüm çalışmalarımızı tamamladık. Geri sayım başladı diyebiliriz. Duyuru ve tanıtım açısından çalışmalarımız bittiğinde Kayseri, Yeniden Refah Partisi’nin kongresine şahitlik edecek. Milli görüş davasını omuzlayan, aşkla yürüten Yeniden Refah Partisi, Kasım ayında da büyük kongresini gerçekleştirecek. Kayseri’nin de aslında iktidar yükselişinin başladığı yerlerden bir tanesi olacağı kanaatindeyiz. Geçtiğimiz seçimlerde Kayseri’deki oy oranımız aslında bizim potansiyelimizi de ortaya koydu. Vatandaşlarımız güzel bir teveccüh gösterdi. Bu konuda da inşallah bundan sonraki süreçte de üzerine koyarak devam edeceğiz. Genel başkanımız geldiğinde tabi ülke genelinde güzel ve heyecan uyandıracak açıklamalarını da bekliyoruz. Genel başkanımız bulunduğu şehirle ilgili birkaç konuya da değinir. Bununla alakalı da raporlarımızı sunduk. İnşallah kendinden dinleriz bunları da" ifadelerini kullandı.
AK Partili Kasapoğlu: "Sahadan gelen her söz, Meclis raporuna dönüşecek"
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:25 AK Partili Kasapoğlu: "Sahadan gelen her söz, Meclis raporuna dönüşecek" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Mardin’de düzenlenen bölgesel istişare toplantısında "Amacımız; eğitimden istihdama, sağlıktan erişilebilirliğe kadar her alanda engelli bireylerimizin yaşam kalitesini artıracak güçlü politikaları ortak akılla şekillendirmek" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, bölgesel istişare toplantılarına Mardin’den başladı. Valiliğin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, Komisyon Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, uzmanlar ve vatandaşlarla bir araya geldi. Komisyonun 3 Temmuz itibarıyla çalışmalarına başladığını hatırlatan Kasapoğlu, Mardin buluşmasının sadece bir toplantı değil, sahadan gelen sesin Meclis’e taşındığı önemli bir adım olduğunu söyledi. Kasapoğlu, "Komisyonumuz sahadaki sesi doğrudan dinleyecek, notlarımızı alacak ve önerileri raporlaştırarak Meclis raporumuza taşıyacağız. Amacımız; eğitimden istihdama, sağlıktan erişilebilirliğe kadar her alanda engelli bireylerimizin yaşam kalitesini artıracak güçlü politikaları ortak akılla şekillendirmek" dedi. Bugüne kadar 90’dan fazla sivil toplum örgütü ve 250’ye yakın paydaşla istişarelerde bulunduklarını belirten Kasapoğlu, "Artık sahadayız, yerinde gözlemleyeceğiz. Her öneri bizim için ayrı bir başlık" ifadelerini kullandı. "Mardin’den Türkiye’ye yayılan ortak akıl çağrısı" Kasapoğlu, Mardin toplantısının sembolik önemine dikkat çekerek, "Mardin, bir arada yaşamanın en güzel örneklerinden biridir. Bu nedenle ilk bölgesel toplantımızı burada yapmak istedik. Mardin’den yükselecek her öneri, tüm Türkiye’ye ışık tutacak" dedi. Toplantılarda belirlenen sorunların "acil, kısa, orta ve uzun vadeli" eylem planlarına ayrılacağını ifade eden Kasapoğlu, "Bizim için rapor sadece bir belge değil, uygulanabilir bir yol haritası olacak. Hedefimiz; ayrımcılığa sıfır tolerans, erişilebilirliğe tam kararlılıktır" diye konuştu. "Dinleyeceğiz, yazacağız, takip edeceğiz" Komisyonun çalışma anlayışını üç kelimeyle özetleyen Kasapoğlu, "Dinleyeceğiz, yazacağız, takip edeceğiz. Sivil toplumun ve vatandaşlarımızın katkılarını dikkatle dinleyeceğiz, alınan notları raporlaştıracağız ve ilgili kurumlarla süreci yakından takip edeceğiz. Bu yalnız Gazi Meclis’imizin değil, milletin ortak çalışmasıdır" dedi. "Bu ülkenin imkanları hepimizin" Kasapoğlu, konuşmasının sonunda, "Bu ülkenin imkanları hepimizin. Engelleri sistemden, mekandan ve alışkanlıklarımızdan birlikte kaldıracağız" dedi. Kasapoğlu, katılımcılara teşekkür ederek toplantı çıktılarının komisyon raporuna dahil edileceğini belirtti. Toplantı, engelli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı sorunların paylaşılması, iyi uygulama örneklerinin aktarılması ve çözüm önerilerinin değerlendirilmesiyle devam etti.
CHP Genel Başkanı Özel: "Sarıyer’de son 3 seçimdir partimiz kazanıyor"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 23:34 CHP Genel Başkanı Özel: "Sarıyer’de son 3 seçimdir partimiz kazanıyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisi tarafından Sarıyer’de düzenlenen mitinge katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde partisi tarafından düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. Sarıyer Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan Özel, "Sarıyer’de son 3 seçimde partimiz kazanıyor. 19 ayda 52 ton safalt dağıttık 6750 metre kanal döşedik. 20 yıllık içme suyu sorununu Fatih Sultan ve Baltalimanı mahallelerinde çözdük. 6 mahallede 40 yıllık altyapı sorunlarını çözdük. İlk sosyal tesis Kireçburnu’nda açtık. 2 yaşam vadisini, Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nı, Hacıosman Atatürk Kent Ormanı’nı, Cendere Sanat Müzesi’ni, Sarıyer’e ve şehrimize kazandırdık. Son seçimlerde İstanbul’da 39 ilçede 28 ilçeyi hedefledik 26’sını kazandık. Türkiye’de Ege’de hiç alınmadık bir il bırakmadık. Türkiye coğrafyasının yüzde 65’ni, ekonominin yüzde 80’ini 31 Mart’ta hep birlikte kazandık. Seçim akşamı sandıklar açılırken eskisi gibi mesaj gelmedi. Önceden moralinizi bozmayın görev yerinizi bırakmayın sandıkları terk etmeyin derdik. 31 Mart ruhu şu. Aynı mesaj geldi ama şöyle geldi. Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından birbirinden güzel haberler alacaksınız. Sevinip de sandığı bırakmayın. Son ıslak imzalı tutanağı imzalamadan göreviniz başından ayrılmayın. Bu değişimin ruhudur" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu
15 Ekim 2025 Çarşamba - 20:48 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eskişehir’de bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında oluşturdukları Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin 50’nci toplantısını tamamladıklarını belirterek kabine toplantısında kritik konuları görüştüklerini bildirdi.Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdiklerini aktardı.İçeride toplu açılış törenleri ve il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirveler ve seyahatler ile hizmet mücadelesini kararlılıkla devam ettirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ana muhalefet partisiyle aramızdaki ufuk, vizyon, zihniyet farkı, yaşanan her gelişmede kendini daha net belli ediyor. Milletim şunu bilsin Dünyanın içinden geçtiği sancılı dönemde, Türkiye liyakatli kadroların riyasetindedir; emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada, Cumhur İttifakı olarak tam bir uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede, kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Yargımız, kendi alanında anayasanın çizdiği sınırlar çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor" şeklinde konuştu.Devletin bütün organlarının, mesuliyet sahaları içerisinde, görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmekte kararlıyız. Özellikle, batılı ülkelerin ciddi yönetim bunalımıyla yüzleştiği bugünlerde, istikrar ve güven ikliminin değerini, milletçe daha iyi anlıyoruz. Dünyada birçok ülkenin başına gelse, yerle yeksan olacağı krizleri, biz 86 milyonun kılına dahi zarar gelmeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizinden Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa Bölgemizdeki kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik; ülkemize ekonomik ve sosyal maliyet üretecek hiçbir maceraya atılmadık. "Batılı ülkeler bize ne der" diye değil; 23 yıllın engin tecrübesi, birikimi ve müktesebatıyla politikalarımızı belirledik" değerlendirmesini yaptı."Dün bizi hem koronavirüs salgınında, hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler, bugün utangaç da olsa, hak verir noktaya geldiler." diyen Erdoğan," Dün bizi Avrupa’dan ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar, bugün takip ettiğimiz dengeli politikalara övgüler diziyor. Dün, hükümetimin Suriye ve Gazze’deki vicdanlı duruşunu eleştirenler, sayemizde bugün yurt dışına başları dik, alınları ak bir şekilde gidiyor. Bizi tenkit edenlerin; kimi zaman 2 yıl, kimi zaman 4 yıl, kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir ve taltif eder konuma gelmeleri, elbette kendi gelişimleri açısından önemlidir.Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere ise maalesef yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdikleri programlara İlişkin,"İşte onlar boş-beleş işler peşinde koşarken, biz geride bıraktığımız iki hafta boyunca ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk.1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin 28’inci Dönem 4’üncü Yasama Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni dönemin; farklı fikir, teklif ve değerlendirmelerin saygı, uzlaşı ve hoşgörü içinde özgürce ifade edildiği bir yıl olması temennilerimizi ilettik.4 Ekim’de, toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. Bu yatırımların bir kez daha hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum.4 Ekim tarihi, bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu" dedi.İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Küresel Sumud Filosu’na güçlü moral desteği verildiğini,Türk vatandaşlarının da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettiklerini hatırlatan Erdoğan,"4 Ekim’de başlattığımız tahliye operasyonuyla 36’sı Türk vatandaşı, toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle indirdik. 7 Ekim’deki ikinci tahliye sürecinde 16 vatandaşımızın ilk etapta Ürdün’e geçişini, ardından 15’inin ülkemize gelişini sağladık.Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız bir şekilde ulaştı. Türk Havayollarımızın 10 Ekim’de düzenlediği özel bir seferle, 18’i vatandaşımız olan, 21 ülkeden toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. Filoya katılarak insanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, tüm aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun, diyorum.Batılı aktivistlerin dahi tahliye operasyonlarımızdan sitayişle bahsettiği bu olayda, Türkiye’yi suçlayanları ise milletimin vicdanına havale ediyorum" açıklamasında bulundu.- Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor5 Ekim’de yine İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu’na iştirak ettiklerini belirten Erdoğan Akkuyu’da nükleer ajanda dışında başka projelerinin de olduğunu belirterek," Burada aynı zamanda, ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını da tek tek çürüttük. Sakarya Gaz Sahasından, şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona, 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Halihazırda toplam 34 ülkeyle doğalgaz ithalat ve ihracatımız var. Akkuyu Nükleer Santralinde ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor. Ana muhalefetin, balıkları üne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan, nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı.Muhalefete tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan nadir toprak elementleriyle ilgili eleştirilere cevap verdi. . Erdoğan,"Bu vesileyle, yine muhalefetin çarpıttığı bir konuya açıklık getirmek istiyorum:Enerji politikamızın bir diğer önceliği, sahip olduğumuz madenlerin katma değerli bir şekilde uluslararası pazarlara sunulmasıdır. Nadir toprak elementleri; savunma sanayiinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerine, pek çok alanda kritik rol oynuyor.Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri Sahasında, bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı.Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır.17 nadir toprak elementinden 10’unun bulunduğu Beylikova Sahası’nda, yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Kaynağın uluslararası sertifikasyon işlemleri devam ediyor" dedi.Nadir toprak elementlerinde dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak için bu doğrultudaki çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk etapta yıllık bin 200 ton cevher işleyeceğimiz ETİ Maden Pilot Üretim Tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüştürülmesi için, saflaştırma teknolojisi de dahil, çalışmalarımıza devam ediyoruz.Şunu da altını çizerek ifade etmek durumundayım: Nadir toprak elementleri teknolojisine sahip ülke ve firmalar, bu alandaki üretim süreçlerine ilişkin tecrübelerini, maalesef paylaşmaktan kaçınıyor. Bu engelin aşılması ve mevcut sahaların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması, uluslararası iş birliklerini zorunlu kılıyor. Pek çok ülke; teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için bu konularda deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor" ifadelerini kullandı.Türkiye olarak, teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu anlamda, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri Sahası’nın herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir.Her kim bunu iddia ediyorsa, kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını ekonomisine kazandırmasını istemeyenler hep şunu yapıyorlar: Önce, maden tetkik ve arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca, bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar. Denklem aslında çok basit. Mümkünse engellemek, değilse itibarsızlaştırmak. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur.Amaç, Türkiye’nin bu yeraltı kaynağından istifade etmesini engellemektir. Dikkat edin, bu konuda hükümetimize iftira atanlar, Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi de dillerine dolayanlardır. Hatırlarsanız, orada da destek vermek yerine, hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, inanın, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum. Milletim bize güvensin, bize inansınAllah’ın izniyle biz bu güveni asla boşa çıkarmayacağız" açıklamasında bulundu."Dilde, fikirde, işte birlik" ilkesi ışığında, Türk Devletleri arasındaki dayanışma ve ortaklıkları ilerletiyoruz. " diyen Erdoğan sözlerini şöyle devam ettirdi;"7 Ekim’de Gebele’de "Bölgesel Barış ve Güvenlik" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12’nci Zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve imzaladığımız Gebele Bildirisi’nin tüm Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde düzenlenen törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni Akademik Yılın öğrencilerimiz, hocalarımız, üniversitelerimizde görevli idari personelimizle birlikte milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve temel atma törenlerimizi vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.Burada 38 projemizin toplu açılışını yaptık, 2 projenin temellerini attık; devamında şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 3 milyar 84 milyon lirayı aşan bu yatırımlarımız, Rize’mize ve bölgemize bir kez daha hayırlı-uğurlu olsun.12 Ekim’de Trabzon’a geçerek,13 milyar 514 milyon liralık 130 projemizin toplu açılışını gerçekleştirdik."Deniz üzerine üçüncü havalimanınıTrabzon’da inşa edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini bu sene yapıyoruz.Çalışmalarına ise önümüzdeki yıl başlamayı arzu ediyoruz.Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından, itibarının aziz milletimize yakışan bir seviyeye yükselmesinden gurur duyuyoruz" dedi.Türkiye’nin dış politikasındaki barıştan, diyalogdan, adaletten ve çözümden yana aktif tutumuyla, günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Özellikle çatışma çözümlerinde Batıyı takip eden değil, Batının takip ettiği, örnek aldığı, gıptayla izlediği bir ülke konumundayız.Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık.Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık.Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler, mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken; biz "kimseyi geri göndermeme" politikasıyla Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık. Üç-beş oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen, en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi göze alarak, vicdanlı tavrımızı sonuna kadar muhafaza ettik. Hamdolsun, neticede de tarihin doğru tarafında duran biz olduk.Zaman; lümpen ırkçıları, oy avcılığı yapanları, mülteci düşmanlarını değil, bizi haklı çıkardı. Türk milleti, kardeşlik ve komşuluk sınavını başarıyla verdi."Suriye’yle ilişkilerin her alanda güçlendiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bugün birbirimizin yüzüne mahcubiyetle değil, tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe, inşallah her şey çok daha iyi olacak. Bakınız sadece Suriye’de değil, Gazze’de de Türkiye, ilk günden itibaren hakkın, haklının ve adaletin safında yer almıştır. Gazze’nin, vatanlarını savunan evlatlarına terörist iftirası asla atmadık. Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. İnandığımız neyse, kalbimizden geçen neyse; eğip bükmeden, kimseden de çekinmeden, onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduk. Katıldığımız tüm toplantılarda, uluslararası bütün platformlarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk. Bütün bunları yaparken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı da hiçbir zaman ihmal etmedik" açıklamasını yaptı.- Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştuBir süredir çok farklı kanallardan yürüttükleri diplomasinin de katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İki yıllık zulmün, vahşetin ve soykırımın ardından, elhamdülillah, Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu. Sizler de televizyonlardan takip ettiniz İki yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerine tebessüm çiçekleri açıyor. Gazzeli kardeşlerimiz zorla çıkarıldıkları yerlere insan seli olup akıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak, hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar, bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil, sadece izleyip tahayyül edebileceğimiz mutluluklardır. Gazze’de neler yaşadıklarını, en iyi Gazzeli mazlumlar bilir. İki yıl boyunca çektikleri çileleri, en iyi masum çocuklar bilir.68 bin şehidi toprağa vermenin acısını, yüreği yanık anneler, babalar bilir. Enkazdan çıkan bir parça eşyanın anlamını, en iyi her şeyi kaybetmiş o kardeşlerimiz bilir. Tekrar söylüyorum; biz sadece empati kurabiliriz, sadece onları anlamaya çalışabiliriz. Gazzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Çıkıp bunu "sadece ateşkes imzaladılar" diyerek küçümsemek, kimsenin haddi de, hakkı da değildir. Bir defa bunun açıkça ortaya konulması gerekiyor. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin, herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin, Filistin Direniş Hareketi HAMAS ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında. Ama buna rağmen ümit varlar. Buna rağmen umutlu olmak istiyorlar.Biz de bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için, mevcut tüm baskı unsurlarını devrede tutuyoruz" ifadelerini kullandı.Önceki gün Şarm El Şeyh’te yapılan zirvenin, bu bakımdan çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan," Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri, hem de diğer ülkelerin liderleri olarak, hep beraber çok net bir irade ortaya koyduk. Şarm El Şeyh Deklarasyonuyla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli bir adım attık. Biz, deklarasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın da bezer bir tavır sergileyeceğine inanıyorum. Ateşkes mutabakatının uygulanmasının da yakından takipçisi olacağız. Rehine ve mahkûm takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımların girişleri hızlandı" dedi.Tüm aksaklıklara rağmen 350’ye yakın Türk TIR’ının Gazze’ye giriş yaptı;ğını 400’den fazla TIR’ın ise giriş için beklediğini belirten Erdoğan,"Dün, 900 ton yardım taşıyan 17’nci İyilik Gemimizi bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz. Şov yapmadan, başkaları gibi Pİ-AR peşinde koşmadan, Gazze’ye ve Gazzeli mazlumlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Şunu bir kez daha açıkça söylemek isterim Biz, mazluma kol kanat gererken, sadece Rabbimizin rızasını gözetiyoruz. Hakk’ın rızasından, halkımızın duasından başka kimseden bir beklentimiz yok. Bugüne kadar olduğu gibi samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüstlükten, bu aziz millet ve tüm mazlumlar için canla başla çalışmaktan geri durmayacağız. Cenab-ı Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum. Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden evvel; dün Kocaeli’nde, Dünya Kupası Elemelerinde Gürcistan’ı 4-1 skorla yenerek milletimize büyük bir sevinç yaşatan A Milli Futbol Takımımızı tebrik ediyorum. Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim, Bizim Çocuklar’ın ayaklarına taş değdirmesin, diyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 20:41 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eskişehir’de bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında oluşturdukları Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin 50’nci toplantısını tamamladıklarını belirterek kabine toplantısında kritik konuları görüştüklerini bildirdi. Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdiklerini aktardı. İçeride toplu açılış törenleri ve il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirveler ve seyahatler ile hizmet mücadelesini kararlılıkla devam ettirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ana muhalefet partisiyle aramızdaki ufuk, vizyon, zihniyet farkı, yaşanan her gelişmede kendini daha net belli ediyor. Milletim şunu bilsinDünyanın içinden geçtiği sancılı dönemde, Türkiye liyakatli kadroların riyasetindedir; emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada, Cumhur İttifakı olarak tam bir uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede, kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz.Yargımız, kendi alanında anayasanın çizdiği sınırlar çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor" şeklinde konuştu. Devletin bütün organlarının, mesuliyet sahaları içerisinde, görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmekte kararlıyız. Özellikle, batılı ülkelerin ciddi yönetim bunalımıyla yüzleştiği bugünlerde, istikrar ve güven ikliminin değerini, milletçe daha iyi anlıyoruz. Dünyada birçok ülkenin başına gelse, yerle yeksan olacağı krizleri, biz 86 milyonun kılına dahi zarar gelmeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizinden Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa Bölgemizdeki kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik.Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik; ülkemize ekonomik ve sosyal maliyet üretecek hiçbir maceraya atılmadık.’Batılı ülkeler bize ne der’ diye değil; 23 yıllın engin tecrübesi, birikimi ve müktesebatıyla politikalarımızı belirledik" değerlendirmesini yaptı. "Dün, hükümetimin Suriye ve Gazze’deki vicdanlı duruşunu eleştirenler, sayemizde bugün yurt dışına başları dik, alınları ak bir şekilde gidiyor" "Dün bizi hem koronavirüs salgınında, hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler, bugün utangaç da olsa, hak verir noktaya geldiler" diyen Erdoğan, "Dün bizi Avrupa’dan ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar, bugün takip ettiğimiz dengeli politikalara övgüler diziyor. Dün, hükümetimin Suriye ve Gazze’deki vicdanlı duruşunu eleştirenler, sayemizde bugün yurt dışına başları dik, alınları ak bir şekilde gidiyor. Bizi tenkit edenlerin; kimi zaman 2 yıl, kimi zaman 4 yıl, kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir ve taltif eder konuma gelmeleri, elbette kendi gelişimleri açısından önemlidir. Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere ise maalesef yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdikleri programlara ilişkin, "İşte onlar boş beleş işler peşinde koşarken, biz geride bıraktığımız iki hafta boyunca ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk. 1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin 28’inci Dönem 4’üncü Yasama Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni dönemin; farklı fikir, teklif ve değerlendirmelerin saygı, uzlaşı ve hoşgörü içinde özgürce ifade edildiği bir yıl olması temennilerimizi ilettik.4 Ekim’de, toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. Bu yatırımların bir kez daha hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum.4 Ekim tarihi, bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu" dedi. İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Küresel Sumud Filosu’na güçlü moral desteği verildiğini, Türk vatandaşlarının da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "4 Ekim’de başlattığımız tahliye operasyonuyla 36’sı Türk vatandaşı, toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle indirdik. 7 Ekim’deki ikinci tahliye sürecinde 16 vatandaşımızın ilk etapta Ürdün’e geçişini, ardından 15’inin ülkemize gelişini sağladık. Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız bir şekilde ulaştı. Türk Hava Yollarımızın 10 Ekim’de düzenlediği özel bir seferle, 18’i vatandaşımız olan, 21 ülkeden toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. Filoya katılarak insanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, tüm aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun, diyorum. Batılı aktivistlerin dahi tahliye operasyonlarımızdan sitayişle bahsettiği bu olayda, Türkiye’yi suçlayanları ise milletimin vicdanına havale ediyorum" açıklamasında bulundu. "Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor" 5 Ekim’de yine İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu’na iştirak ettiklerini belirten Erdoğan, Akkuyu’da nükleer ajanda dışında başka projelerinin de olduğunu belirterek, "Burada aynı zamanda, ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını da tek tek çürüttük. Sakarya Gaz Sahasından, şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona, 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Halihazırda toplam 34 ülkeyle doğalgaz ithalat ve ihracatımız var. Akkuyu Nükleer Santralinde ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor. Ana muhalefetin, balıkları üne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan, nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı. "Bu saha; dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, nadir toprak elementleriyle ilgili eleştirilere cevap vererek, "Bu vesileyle, yine muhalefetin çarpıttığı bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Enerji politikamızın bir diğer önceliği, sahip olduğumuz madenlerin katma değerli bir şekilde uluslararası pazarlara sunulmasıdır. Nadir toprak elementleri; savunma sanayiinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerine, pek çok alanda kritik rol oynuyor. Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri Sahasında, bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır. 17 nadir toprak elementinden 10’unun bulunduğu Beylikova Sahası’nda, yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Kaynağın uluslararası sertifikasyon işlemleri devam ediyor" dedi. Nadir toprak elementlerinde dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak için bu doğrultudaki çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlk etapta yıllık bin 200 ton cevher işleyeceğimiz ETİ Maden Pilot Üretim Tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüştürülmesi için, saflaştırma teknolojisi de dahil, çalışmalarımıza devam ediyoruz.Şunu da altını çizerek ifade etmek durumundayım: Nadir toprak elementleri teknolojisine sahip ülke ve firmalar, bu alandaki üretim süreçlerine ilişkin tecrübelerini, maalesef paylaşmaktan kaçınıyor. Bu engelin aşılması ve mevcut sahaların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması, uluslararası iş birliklerini zorunlu kılıyor. Pek çok ülke teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için bu konularda deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor" ifadelerini kullandı. "Nadir Toprak Elementleri Sahası’nın herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir, kim bunu iddia ediyorsa, kendi ülkesine iftira atıyor demektir" Türkiye olarak, teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu anlamda, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri Sahası’nın herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa, kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını ekonomisine kazandırmasını istemeyenler hep şunu yapıyorlar: Önce, maden tetkik ve arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca, bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar. Denklem aslında çok basit. Mümkünse engellemek, değilse itibarsızlaştırmak. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur. Amaç, Türkiye’nin bu yeraltı kaynağından istifade etmesini engellemektir. Dikkat edin, bu konuda hükümetimize iftira atanlar, Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi de dillerine dolayanlardır. Hatırlarsanız, orada da destek vermek yerine, hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, inanın, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum. Milletim bize güvensin, bize inansınAllah’ın izniyle biz bu güveni asla boşa çıkarmayacağız" açıklamasında bulundu. "Dilde, fikirde, işte birlik, ilkesi ışığında Türk Devletleri arasındaki dayanışma ve ortaklıkları ilerletiyoruz" diyen Erdoğan sözlerini şöyle devam ettirdi: "7 Ekim’de Gebele’de ’Bölgesel Barış ve Güvenlik’ temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12’nci Zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve imzaladığımız Gebele Bildirisi’nin tüm Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde düzenlenen törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni Akademik Yılın öğrencilerimiz, hocalarımız, üniversitelerimizde görevli idari personelimizle birlikte milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve temel atma törenlerimizi vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.Burada 38 projemizin toplu açılışını yaptık, 2 projenin temellerini attık; devamında şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 3 milyar 84 milyon lirayı aşan bu yatırımlarımız, Rize’mize ve bölgemize bir kez daha hayırlı-uğurlu olsun. 12 Ekim’de Trabzon’a geçerek,13 milyar 514 milyon liralık 130 projemizin toplu açılışını gerçekleştirdik." Deniz üzerine üçüncü havalimanını Trabzon’da inşa edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini bu sene yapıyoruz. Çalışmalarına ise önümüzdeki yıl başlamayı arzu ediyoruz. Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından, itibarının aziz milletimize yakışan bir seviyeye yükselmesinden gurur duyuyoruz" dedi. "Türk milleti, kardeşlik ve komşuluk sınavını başarıyla verdi" Türkiye’nin dış politikasındaki barıştan, diyalogdan, adaletten ve çözümden yana aktif tutumuyla, günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle çatışma çözümlerinde Batı’yı takip eden değil, Batı’nın takip ettiği, örnek aldığı, gıptayla izlediği bir ülke konumundayız. Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık. Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık. Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler, mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken; biz ’kimseyi geri göndermeme’ politikasıyla Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık. Üç-beş oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen, en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi göze alarak, vicdanlı tavrımızı sonuna kadar muhafaza ettik. Hamdolsun, neticede de tarihin doğru tarafında duran biz olduk. Zaman; lümpen ırkçıları, oy avcılığı yapanları, mülteci düşmanlarını değil, bizi haklı çıkardı. Türk milleti, kardeşlik ve komşuluk sınavını başarıyla verdi" dedi. Suriye’yle ilişkilerin her alanda güçlendiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün birbirimizin yüzüne mahcubiyetle değil, tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe, inşallah her şey çok daha iyi olacak. Bakınız sadece Suriye’de değil, Gazze’de de Türkiye, ilk günden itibaren hakkın, haklının ve adaletin safında yer almıştır. Gazze’nin, vatanlarını savunan evlatlarına terörist iftirası asla atmadık.Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. İnandığımız neyse, kalbimizden geçen neyse; eğip bükmeden, kimseden de çekinmeden, onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduk. Katıldığımız tüm toplantılarda, uluslararası bütün platformlarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk.Bütün bunları yaparken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı da hiçbir zaman ihmal etmedik" açıklamasını yaptı. "Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu" Bir süredir çok farklı kanallardan yürüttükleri diplomasinin de katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yıllık zulmün, vahşetin ve soykırımın ardından, elhamdülillah, Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu. Sizler de televizyonlardan takip ettiniz. İki yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerine tebessüm çiçekleri açıyor. Gazzeli kardeşlerimiz zorla çıkarıldıkları yerlere insan seli olup akıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak, hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar, bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil, sadece izleyip tahayyül edebileceğimiz mutluluklardır. Gazze’de neler yaşadıklarını, en iyi Gazzeli mazlumlar bilir. İki yıl boyunca çektikleri çileleri, en iyi masum çocuklar bilir. 68 bin şehidi toprağa vermenin acısını, yüreği yanık anneler, babalar bilir. Enkazdan çıkan bir parça eşyanın anlamını, en iyi her şeyi kaybetmiş o kardeşlerimiz bilir. Tekrar söylüyorum; biz sadece empati kurabiliriz, sadece onları anlamaya çalışabiliriz. Gazzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Çıkıp bunu ’sadece ateşkes imzaladılar’ diyerek küçümsemek, kimsenin haddi de, hakkı da değildir. Bir defa bunun açıkça ortaya konulması gerekiyor. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin, herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin, Filistin Direniş Hareketi Hamas ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında. Ama buna rağmen ümit varlar. Buna rağmen umutlu olmak istiyorlar. Biz de bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için, mevcut tüm baskı unsurlarını devrede tutuyoruz" ifadelerini kullandı. "Şarm El Şeyh Deklarasyonuyla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli bir adım attık" Önceki gün Şarm El Şeyh’te yapılan zirvenin, bu bakımdan çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, "Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri, hem de diğer ülkelerin liderleri olarak, hep beraber çok net bir irade ortaya koyduk. Şarm El Şeyh Deklarasyonuyla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli bir adım attık. Biz, deklarasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın da bezer bir tavır sergileyeceğine inanıyorum. Ateşkes mutabakatının uygulanmasının da yakından takipçisi olacağız. Rehine ve mahkum takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımların girişleri hızlandı" dedi. Tüm aksaklıklara rağmen 350’ye yakın Türk tırının Gazze’ye giriş yaptığını 400’den fazla tırın ise giriş için beklediğini belirten Erdoğan, "Dün, 900 ton yardım taşıyan 17’nci İyilik Gemimizi bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz. Şov yapmadan, başkaları gibi PR peşinde koşmadan, Gazze’ye ve Gazzeli mazlumlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Şunu bir kez daha açıkça söylemek isterim; biz, mazluma kol kanat gererken, sadece Rabbimizin rızasını gözetiyoruz. Hakk’ın rızasından, halkımızın duasından başka kimseden bir beklentimiz yok. Bugüne kadar olduğu gibi samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüstlükten, bu aziz millet ve tüm mazlumlar için canla başla çalışmaktan geri durmayacağız. Cenab-ı Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum. Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden evvel; dün Kocaeli’nde, Dünya Kupası Elemelerinde Gürcistan’ı 4-1 skorla yenerek milletimize büyük bir sevinç yaşatan A Milli Futbol Takımımızı tebrik ediyorum.Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim, Bizim Çocuklar’ın ayaklarına taş değdirmesin, diyorum" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu
15 Ekim 2025 Çarşamba - 20:26 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eskişehir’de 694 milyon ton nadir element bulundu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eskişehir’de bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında oluşturdukları Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin 50’nci toplantısını tamamladıklarını belirterek kabine toplantısında kritik konuları görüştüklerini bildirdi. Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdiklerini aktardı. İçeride toplu açılış törenleri ve il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirveler ve seyahatler ile hizmet mücadelesini kararlılıkla devam ettirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ana muhalefet partisiyle aramızdaki ufuk, vizyon, zihniyet farkı, yaşanan her gelişmede kendini daha net belli ediyor. Milletim şunu bilsin Dünyanın içinden geçtiği sancılı dönemde, Türkiye liyakatli kadroların riyasetindedir; emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada, Cumhur İttifakı olarak tam bir uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede, kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Yargımız, kendi alanında anayasanın çizdiği sınırlar çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor" şeklinde konuştu. Devletin bütün organlarının, mesuliyet sahaları içerisinde, görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirten Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmekte kararlıyız. Özellikle, batılı ülkelerin ciddi yönetim bunalımıyla yüzleştiği bugünlerde, istikrar ve güven ikliminin değerini, milletçe daha iyi anlıyoruz. Dünyada birçok ülkenin başına gelse, yerle yeksan olacağı krizleri, biz 86 milyonun kılına dahi zarar gelmeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizinden Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa Bölgemizdeki kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik; ülkemize ekonomik ve sosyal maliyet üretecek hiçbir maceraya atılmadık. "Batılı ülkeler bize ne der" diye değil; 23 yıllın engin tecrübesi, birikimi ve müktesebatıyla politikalarımızı belirledik" değerlendirmesini yaptı. "Dün bizi hem koronavirüs salgınında, hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler, bugün utangaç da olsa, hak verir noktaya geldiler." diyen Erdoğan," Dün bizi Avrupa’dan ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar, bugün takip ettiğimiz dengeli politikalara övgüler diziyor. Dün, hükümetimin Suriye ve Gazze’deki vicdanlı duruşunu eleştirenler, sayemizde bugün yurt dışına başları dik, alınları ak bir şekilde gidiyor. Bizi tenkit edenlerin; kimi zaman 2 yıl, kimi zaman 4 yıl, kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir ve taltif eder konuma gelmeleri, elbette kendi gelişimleri açısından önemlidir.Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere ise maalesef yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdikleri programlara İlişkin,"İşte onlar boş-beleş işler peşinde koşarken, biz geride bıraktığımız iki hafta boyunca ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk.1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin 28’inci Dönem 4’üncü Yasama Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni dönemin; farklı fikir, teklif ve değerlendirmelerin saygı, uzlaşı ve hoşgörü içinde özgürce ifade edildiği bir yıl olması temennilerimizi ilettik.4 Ekim’de, toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. Bu yatırımların bir kez daha hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum.4 Ekim tarihi, bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu" dedi. İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Küresel Sumud Filosu’na güçlü moral desteği verildiğini, Türk vatandaşlarının da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettiklerini hatırlatan Erdoğan,"4 Ekim’de başlattığımız tahliye operasyonuyla 36’sı Türk vatandaşı, toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle indirdik. 7 Ekim’deki ikinci tahliye sürecinde 16 vatandaşımızın ilk etapta Ürdün’e geçişini, ardından 15’inin ülkemize gelişini sağladık.Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız bir şekilde ulaştı. Türk Havayollarımızın 10 Ekim’de düzenlediği özel bir seferle, 18’i vatandaşımız olan, 21 ülkeden toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. Filoya katılarak insanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, tüm aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun, diyorum.Batılı aktivistlerin dahi tahliye operasyonlarımızdan sitayişle bahsettiği bu olayda, Türkiye’yi suçlayanları ise milletimin vicdanına havale ediyorum" açıklamasında bulundu. - Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor 5 Ekim’de yine İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu’na iştirak ettiklerini belirten Erdoğan Akkuyu’da nükleer ajanda dışında başka projelerinin de olduğunu belirterek," Burada aynı zamanda, ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını da tek tek çürüttük. Sakarya Gaz Sahasından, şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona, 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Halihazırda toplam 34 ülkeyle doğalgaz ithalat ve ihracatımız var. Akkuyu Nükleer Santralinde ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Akkuyu dışında nükleer ajandamızda başka projelerimiz de bulunuyor. Ana muhalefetin, balıkları üne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan, nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı. Muhalefete tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan nadir toprak elementleriyle ilgili eleştirilere cevap verdi. . Erdoğan,"Bu vesileyle, yine muhalefetin çarpıttığı bir konuya açıklık getirmek istiyorum:Enerji politikamızın bir diğer önceliği, sahip olduğumuz madenlerin katma değerli bir şekilde uluslararası pazarlara sunulmasıdır. Nadir toprak elementleri; savunma sanayiinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerine, pek çok alanda kritik rol oynuyor.Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri Sahasında, bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda, yaklaşık 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında; nadir toprak elementleri, barit ve florit başta olmak üzere, tam 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha; "Dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır.17 nadir toprak elementinden 10’unun bulunduğu Beylikova Sahası’nda, yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Kaynağın uluslararası sertifikasyon işlemleri devam ediyor" dedi. Nadir toprak elementlerinde dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak için bu doğrultudaki çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk etapta yıllık bin 200 ton cevher işleyeceğimiz ETİ Maden Pilot Üretim Tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüştürülmesi için, saflaştırma teknolojisi de dahil, çalışmalarımıza devam ediyoruz.Şunu da altını çizerek ifade etmek durumundayım: Nadir toprak elementleri teknolojisine sahip ülke ve firmalar, bu alandaki üretim süreçlerine ilişkin tecrübelerini, maalesef paylaşmaktan kaçınıyor. Bu engelin aşılması ve mevcut sahaların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması, uluslararası iş birliklerini zorunlu kılıyor. Pek çok ülke; teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için bu konularda deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye olarak, teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile iş birlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yaptıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu anlamda, Beylikova’daki Nadir Toprak Elementleri Sahası’nın herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir.Her kim bunu iddia ediyorsa, kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını ekonomisine kazandırmasını istemeyenler hep şunu yapıyorlar: Önce, maden tetkik ve arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca, bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar. Denklem aslında çok basit. Mümkünse engellemek, değilse itibarsızlaştırmak. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur.Amaç, Türkiye’nin bu yeraltı kaynağından istifade etmesini engellemektir. Dikkat edin, bu konuda hükümetimize iftira atanlar, Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi de dillerine dolayanlardır. Hatırlarsanız, orada da destek vermek yerine, hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, inanın, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum. Milletim bize güvensin, bize inansınAllah’ın izniyle biz bu güveni asla boşa çıkarmayacağız" açıklamasında bulundu. "Dilde, fikirde, işte birlik" ilkesi ışığında, Türk Devletleri arasındaki dayanışma ve ortaklıkları ilerletiyoruz. " diyen Erdoğan sözlerini şöyle devam ettirdi; "7 Ekim’de Gebele’de "Bölgesel Barış ve Güvenlik" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12’nci Zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve imzaladığımız Gebele Bildirisi’nin tüm Türk Dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde düzenlenen törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni Akademik Yılın öğrencilerimiz, hocalarımız, üniversitelerimizde görevli idari personelimizle birlikte milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve temel atma törenlerimizi vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.Burada 38 projemizin toplu açılışını yaptık, 2 projenin temellerini attık; devamında şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 3 milyar 84 milyon lirayı aşan bu yatırımlarımız, Rize’mize ve bölgemize bir kez daha hayırlı-uğurlu olsun.12 Ekim’de Trabzon’a geçerek,13 milyar 514 milyon liralık 130 projemizin toplu açılışını gerçekleştirdik." Deniz üzerine üçüncü havalimanınıTrabzon’da inşa edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini bu sene yapıyoruz.Çalışmalarına ise önümüzdeki yıl başlamayı arzu ediyoruz.Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından, itibarının aziz milletimize yakışan bir seviyeye yükselmesinden gurur duyuyoruz" dedi. Türkiye’nin dış politikasındaki barıştan, diyalogdan, adaletten ve çözümden yana aktif tutumuyla, günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Özellikle çatışma çözümlerinde Batıyı takip eden değil, Batının takip ettiği, örnek aldığı, gıptayla izlediği bir ülke konumundayız.Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık.Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık.Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler, mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken; biz "kimseyi geri göndermeme" politikasıyla Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık. Üç-beş oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen, en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi göze alarak, vicdanlı tavrımızı sonuna kadar muhafaza ettik. Hamdolsun, neticede de tarihin doğru tarafında duran biz olduk. Zaman; lümpen ırkçıları, oy avcılığı yapanları, mülteci düşmanlarını değil, bizi haklı çıkardı. Türk milleti, kardeşlik ve komşuluk sınavını başarıyla verdi." Suriye’yle ilişkilerin her alanda güçlendiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bugün birbirimizin yüzüne mahcubiyetle değil, tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe, inşallah her şey çok daha iyi olacak. Bakınız sadece Suriye’de değil, Gazze’de de Türkiye, ilk günden itibaren hakkın, haklının ve adaletin safında yer almıştır. Gazze’nin, vatanlarını savunan evlatlarına terörist iftirası asla atmadık. Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. İnandığımız neyse, kalbimizden geçen neyse; eğip bükmeden, kimseden de çekinmeden, onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olduk. Katıldığımız tüm toplantılarda, uluslararası bütün platformlarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk. Bütün bunları yaparken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı da hiçbir zaman ihmal etmedik" açıklamasını yaptı. - Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu Bir süredir çok farklı kanallardan yürüttükleri diplomasinin de katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşıladıklarını bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İki yıllık zulmün, vahşetin ve soykırımın ardından, elhamdülillah, Gazze’de kırılgan da olsa bir güven iklimi oluştu. Sizler de televizyonlardan takip ettiniz İki yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerine tebessüm çiçekleri açıyor. Gazzeli kardeşlerimiz zorla çıkarıldıkları yerlere insan seli olup akıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak, hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar, bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil, sadece izleyip tahayyül edebileceğimiz mutluluklardır. Gazze’de neler yaşadıklarını, en iyi Gazzeli mazlumlar bilir. İki yıl boyunca çektikleri çileleri, en iyi masum çocuklar bilir.68 bin şehidi toprağa vermenin acısını, yüreği yanık anneler, babalar bilir. Enkazdan çıkan bir parça eşyanın anlamını, en iyi her şeyi kaybetmiş o kardeşlerimiz bilir. Tekrar söylüyorum; biz sadece empati kurabiliriz, sadece onları anlamaya çalışabiliriz. Gazzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Çıkıp bunu "sadece ateşkes imzaladılar" diyerek küçümsemek, kimsenin haddi de, hakkı da değildir. Bir defa bunun açıkça ortaya konulması gerekiyor. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin, herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin, Filistin Direniş Hareketi HAMAS ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında. Ama buna rağmen ümit varlar. Buna rağmen umutlu olmak istiyorlar. Biz de bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için, mevcut tüm baskı unsurlarını devrede tutuyoruz" ifadelerini kullandı. Önceki gün Şarm El Şeyh’te yapılan zirvenin, bu bakımdan çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan," Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri, hem de diğer ülkelerin liderleri olarak, hep beraber çok net bir irade ortaya koyduk. Şarm El Şeyh Deklarasyonuyla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli bir adım attık. Biz, deklarasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın da bezer bir tavır sergileyeceğine inanıyorum. Ateşkes mutabakatının uygulanmasının da yakından takipçisi olacağız. Rehine ve mahkûm takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımların girişleri hızlandı" dedi. Tüm aksaklıklara rağmen 350’ye yakın Türk TIR’ının Gazze’ye giriş yaptı;ğını 400’den fazla TIR’ın ise giriş için beklediğini belirten Erdoğan,"Dün, 900 ton yardım taşıyan 17’nci İyilik Gemimizi bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz. Şov yapmadan, başkaları gibi Pİ-AR peşinde koşmadan, Gazze’ye ve Gazzeli mazlumlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Şunu bir kez daha açıkça söylemek isterim Biz, mazluma kol kanat gererken, sadece Rabbimizin rızasını gözetiyoruz. Hakk’ın rızasından, halkımızın duasından başka kimseden bir beklentimiz yok. Bugüne kadar olduğu gibi samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüstlükten, bu aziz millet ve tüm mazlumlar için canla başla çalışmaktan geri durmayacağız. Cenab-ı Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin, diyorum. Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden evvel; dün Kocaeli’nde, Dünya Kupası Elemelerinde Gürcistan’ı 4-1 skorla yenerek milletimize büyük bir sevinç yaşatan A Milli Futbol Takımımızı tebrik ediyorum. Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim, Bizim Çocuklar’ın ayaklarına taş değdirmesin, diyorum" diye konuştu.