POLİTİKA
03 Mart 2026 Salı - 20:15 Başkan Er, vatandaşların mahalle bakkallarına ve fırınlarına olan borçlarını kapattı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, mübarek Ramazan ayında Osmanlı’dan miras kalan zimem defteri geleneğini sürdürerek, ihtiyaç sahibi vatandaşların mahalle bakkallarına olan borçlarını kapattı. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Osmanlı döneminde Ramazan aylarında maddi durumu iyi olanların bakkal esnafının veresiye defterlerini rastgele sayfalar seçerek satın alıp borçlarını silme geleneğini sürdürdü. Kentte ihtiyaç sahiplerinin yoğunlukta yaşadığı mahallelere giden Başkan Er, zimem defteri geleneği kapsamında ihtiyaç sahiplerinin bütün borçlarını kapattı. Bakkalların mahalle için önemli yerler olduğunu dile getiren Başkan Er, "3,5 sene bakkallık yaptım. Mahalle bakkalı çok önemli; mahallenin en güvendiği yerdir. Bakkal, o mahallenin ağabeyidir, amcasıdır, kardeşidir, evladıdır. Gelir derdini sana anlatır. Aileler çocuklarını bakkala emanet ederlerdi. Ben bakkallık yaparken aileler çocuklarını getirirlerdi. Benim matematiğim çok iyiydi. Çocuklara ders çalıştırırdım" dedi. Ziyaretinde bakkallardan borç defterlerini isteyen Başkan Sami Er, "Osmanlı’da zimem defteri geleneği vardır. Hali vakti yerinde olan insanlar bakkala gider, mahallelinin ne borcu varsa bir sayfayı açar öderdi. Biz sadece bir sayfayı değil, bütün borç defterini kapatacağız. Bakkala borcu olan mutlaka ihtiyaç sahibidir. Biz o borçları kapatmaya geldik. Büyükşehir Belediyemizin de imkânları var ama hayır sahipleriyle vatandaşlar arasında bir köprü oluşturuyoruz" diye konuştu. Hayırseverler ile ihtiyaç sahibi vatandaşlar arasında köprü görevi üstlenen Büyükşehir Belediyesi, bakkallara ve fırınlara borçlu olan ihtiyaç sahibi vatandaşların borçlarını kapatmak isteyen hayırseverlerin de desteklerini bekliyor.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum"
03 Mart 2026 Salı - 11:49 MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum" MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.- "Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların son bulmasını, küresel güçlerin dolduruşuna gelerek ilerletilen savaş ve çatışmaların yerini barış ve sükûnet ortamına bırakmasını içtenlikle diliyorum" ANKARA (İHA) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır"
03 Mart 2026 Salı - 11:35 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
Prof. Dr. İsmail Köse: "Yaşananlar İran’da iç çatışmaları ve muhtemel iç savaşı tetikleyecek"
03 Mart 2026 Salı - 09:41 Prof. Dr. İsmail Köse: "Yaşananlar İran’da iç çatışmaları ve muhtemel iç savaşı tetikleyecek" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları 4. gününe girilirken, yaşananların İran’da iç çatışmaları ve muhtemel iç savaşı tetikleyeceği belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse, Ortadoğu’daki her savaş ve çatışmanın bölgemizi ve ülkemizi olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Köse "Göç, artan enerji maliyetleri, istikrarsızlık ve insan krizi; her şekilde, soğuk savaşın bitiminden itibaren Irak’ta yaşananlardan günümüze kadar doğrudan ülkemizi olumsuz etkiliyor. Göç hareketlerini engellemek çok güç, sınırları korumak çok güç. Bunun bir de insanî boyutu var. Enerji fiyatlarının artışı, istikrarın bozulması ve ekonomik problemler Tam da bunun ortasındayız, göbeğindeyiz. İkinci Dünya Savaşı’nda ülkemiz savaşın ateşinin tam ortasındaydı. Savaş dışı kalmayı başarmıştı; bu başarı yine sağlanabilir fakat etkilerinden tamamen kurtulmak imkansız" dedi. Son yüz yıla, uluslararası ilişkiler ve devletlerarası politikalara bakıldığında normatif liberal düşüncelerin ve uluslararası örgütlerin egemen olduğu dönemler olduğuna dikkat çeken Köse "Bu dönemlerde dünya daha barışçıldı. Fakat normların ortadan kalktığı, anomalilerin yaygınlaştığı dönemlerde dünya barıştan uzak, çatışmalara savrulan bir hâl alıyor. Şu anda dünyada iki lider; Netanyahu ve Trump, hiçbir uluslararası normu dikkate almıyorlar. Hiçbir uluslararası kural gözetmeksizin dünyanın herhangi bir yerine saldırı düzenleyebileceklerini düşünüyorlar. Uluslararası ilişkilerde "güç haklı kılar" diye çok yaygın bir kavram vardır. Şu anda tam da bu durumla karşı karşıyayız. Gücün haklı kıldığı hiçbir ortamda normlardan, uluslararası hukuktan, örgütlerden ve barıştan söz etmek mümkün olmaz. Trump rakiplerini ’Kaldır ya da yok et’ anlayışıyla şu anda açık bir şekilde uyguluyor: Venezuela başkanını evinden kaldırdı ve İran’daki yönetici kadrolar dahil pek çok kişi öldürüldü. Bu müdahaleler ABD dış politikası içinde yer alıyor ve dünya politikasında aktif şekilde uygulanıyor" diye konuştu. "İran’da huzursuz, mutsuz bir toplum vardı; mevcut yönetimden bıkmış bir toplum söz konusuydu. Bu toplumun tamamı değil, ancak büyük bir çoğunluğu bu görünümdeydi" diyen Prof. Dr. İsmail Köse "İran’ı şu anda büyük bir iç çatışma sarmalı bekliyor benim öngörüm, umarım yanılırım. Şu anda yangın var. Apartman yanarken herkes yangını söndürmeye uğraşıyor; İran’daki durum da buna benziyor. Yangın söndüğünde ise herkes kendi malını kurtarmanın peşine düşecek. Bu da İran’da iç çatışmaları ve muhtemel iç savaşı tetikleyecek. Burada Devrim Muhafızları büyük bir imtihanla karşı karşıya kalacaklar. Rafsancani döneminden sonra, Humeyni döneminde ve Hamaney döneminde İran’daki tüm güçleri ellerinde tuttular. Fakat o gücü ne kadar ellerinde tutabilecekleri ve kendi iç birliklerini ne kadar sağlayabilecekleri büyük bir soru işareti. Sanki ABD bu savaşı planlamış gibiydi bu yönde yazılar da yer aldı. ABD, İran’ı oyalıyor, ilk fırsatta saldırdı ve bu saldırıların planlandığı ortaya çıktı. İran’ı güzel günler beklemiyor. İran’daki rejim hemen değişmeyecek, hemen devrilmeyecek; Suriye’de olduğu gibi bu süreç biraz sürecek. Fakat bu şekilde ayakta kalması imkânsız gibi görünüyor, çünkü halk desteğini kaybetmiş bir rejimden bahsediyoruz" ifadelerini kullandı.
YSK, illerin çıkaracağı milletvekili sayısını yeniden belirledi
03 Mart 2026 Salı - 00:48 YSK, illerin çıkaracağı milletvekili sayısını yeniden belirledi Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2025 yılı nüfus verilerine göre illerin çıkaracağı milletvekili sayısını ve seçim çevrelerini yeniden belirledi. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) yayımlanan 31 Aralık 2025 nüfus verilerini esas alarak, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nda değişikliğe gitti. YSK, illerin çıkaracağı milletvekili sayılarını ve seçim çevrelerini güncelledi. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre, toplam 600 milletvekilinden her il için 1 milletvekili garantisi verildi. Kalan milletvekillikleri ise nüfusa göre iller arasında dağıtıldı. Çok sayıda milletvekili çıkaran illerde birden fazla seçim çevresi oluşturuldu. Yapılan hesaplama sonucunda milletvekili sayısı 18’e kadar olan illerin tek seçim çevresi sayıldığı belirtilerek 18’den fazla milletvekili sayısına sahip olan 4 il için çevre düzenlemesine gidildiği aktarıldı. 19-35 arası milletvekili çıkaran illerde 2, 36 ve üzeri milletvekili çıkaran illerin ise 3 seçim çevresine bölündüğü ifade edildi. Bu hesaplamaya göre, Bursa’dan çıkan 21 milletvekili ve İzmir’den çıkan 28 milletvekili için 2 seçim çevresi, Ankara’dan çıkan 37 milletvekili ve İstanbul’dan çıkan 96 milletvekili için 3 seçim çevresi oluşturuldu. Kararda, YSK tarafından seçim çevrelerini belirlerken nüfus dengesi, ilçelerin idari bütünlüğü, coğrafi yakınlık ve ulaşım imkanlarının dikkate alındığı kaydedildi. Öte yandan, Ankara’nın Güdül ilçesi 2 numaralı seçim çevresinden 3 numaralı seçim çevresine alındı. Komisyon raporunda YSK’nın bu kararının seçim işlemlerinin daha sağlıklı yürütülmesi için alındığı vurgulandı.