POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor" 27 Mart 2026 Cuma - 14:27:06 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savaşın, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunduğunu belirterek, "Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen olan ve alanında dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026 (Stratcom Summit 2026) "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı. Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ’Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını bekliyoruz" Şu anda en sıcak meselenin İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İran’da bunlar yaşanırken bir anlamda İran’daki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria’da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan’ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye’deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksa’nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" Yapılanların hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs’ün ruhuna ve Hazreti İbrahim’in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Yılmaz," Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız. Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Gazze’de yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazetecilerin, basın mensuplarının bu süreçlerin en güçlü şahitleri olduğuna Yılmaz, "Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmiştir. Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan ziyade toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini arttıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmiştir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur. Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır. Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı, süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegane güvencesidir. Liderler her zaman önemlidir, her şartta önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya’da Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika’da Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye’nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır" diye konuştu. "Daha adaletli bir dünya mümkündür" Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın ’Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5’ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. ’Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim’ diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugünkü güç siyaseti, ’Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 13:43 Bakan Yumaklı: "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul Finans Merkezi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı ve Albayrak Medya işbirliği ile düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ne katıldı. Zirvede, gündeme dair soruları yanıtlayan Bakan Yumaklı özellikle bölgesel sorunlara vurgu yaparak Türkiye’nin güvenilir liman olduğu değerlendirmesini yaptı. "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur" Bölgesel çatışmaların tarımı, gıdayı, gübreyi ve yem fiyatlarını nasıl etkilediği ile ilgili yöneltilen soruyu yanıtlayan Bakan Yumaklı, " Türkiye’nin bir güvenli liman olması, uluslararası diplomasinin nasıl yapılması gerektiği konusunda ve dünyada bir lider vizyonunun nasıl olması gerektiği hususu tam da bugünlerde tezahür etmiş durumda. O yüzden ülke olarak taraflı tarafsız, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı arz ediyorum. Ve altını önemle çiziyorum ki; Türkiye halihazırda devam eden savaşın bir parçası değildir. Türkiye topraklarında herhangi bir savaş unsuru yoktur. Elbette o bölge enerji açısından son derece önemli bir bölge. Hepimiz özellikleri biliyoruz. Dünya petrolünün ve enerjinin yüzde 20’si, gübre hammaddesinin 1/3’ü de o bölgeden taşınıyor dünyadaki bütün ülkelere, ihtiyacı olan yerlere. Elbette bu tarımsal üretimi eğer konuşuyorsak, tabii ki ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu, yani bir gıda ürününe ulaşamama riskini oluşturabilir. Ama kimin için? Bugün için söylüyorum; üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olanlar için geçerli bu. Onun için yine ikinci altını çizeceğim husus, daha ilk günlerden itibaren söyledik. Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. "Herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil" Önceden tedbirlerin alındığının altını çizen Yumaklı, "Daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyoruz. Ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk gübreler konusunda. Hemen hızlıca onları sıfıra indirdik. Ben buradan özellikle bu noktada hızlı karar alıp hızlı uygulama konusunda destekleri için Sayın Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a teşekkür ediyorum. İkinci konu neydi? İkinci konu özellikle antrepolarda yer alan, farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin de ve gübre hammaddelerinin de yurt içine gelmesini sağladık. Üçüncüsü de 10 yıl önce hepiniz hatırlarsınız işte HSBC önünde o dönemde bir patlama olmuştu ve bir gübre türü yasaklanmıştı yaklaşık 10 yıl var. Onun da artık takip sistemleri, bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı, daha rahat hareket edebilme adınaydı. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım, işte bunları alıp sonra da işte farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç, onları zaten bizim konumuz değil" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Bir sektör temsilcisi, bütün bunların hepsi biz yetkili kişiler olarak, ilgili bakanlar ve bakanlıklar olarak; Enerji Bakanımız kendi sorumluluk alanıyla ilgili açıklamaları yapıyor. Kamuoyu bilgilendirmesidir bu. Yani benim de bakanlığım adına yaptığım "Türkiye’de gıdaya ulaşım anlamında herhangi bir problem yoktur" ya da "gübre ile alakalı herhangi bir problem yoktur" açıklamaları bir kamuoyu bilgilendirmesidir. Enerji Bakanımızın da öyle, diğer bakanlarımızın da öyle.Şimdi sanki bunlar yapılmıyormuş gibi, bunlar yokmuş gibi, sanki Türkiye’de o maalesef ki dört tarafımızda, beş tarafımızda devam eden çatışmalar bizim için de geçerliymiş gibi söylemler geliştiriliyor. Bir sektör temsilcisi diyor ki; "Meyve ve sebze fiyatları dört kat artacak, beş kat artacak." Bir başka dernek veya artık ne diyelim başkanı, bir sivil toplum kuruluşu başkanı "Açlık kapıda" diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan, bu müptezellere şunu söylüyorum; cürmünüz kadar yer yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine, bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır Onların moralini motivasyonunu kıracak bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var yani hiç kimseye faydası olmayan gerçek olmayan bu tür söylemler için de herhalde gerekli işlemleri ilgili birimler yapacaktır" ifadelerine yer verdi. Planlı destek konusuna değinen Yumaklı, "2024 yılının eylül ayında devreye aldığımız üretim planlamasını en önemli başlıklarından bir tanesidir desteklerin yeniden yapılandırılması konusu. Ve mazot ve gübreyi çıta alan bir desteklemesi, o günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var. piyasayı regüle eden bizim kadim kurumlarımız var ve bu kurumlarımızın da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması var bunda da bu maliyetlerin tamamı elbette dikkate alınacak sanki hiçbir şey yapılmıyor muş yani bir taraftan bir felaket tellahlığı bir taraftan. Bizim ülkemiz anlamını izole edecek ya da onu itibarsızlaştıracak bakışların başka yere doğru çevirecek söylemler ve bir taraftan gerçek olmayan olaydan kopup bir şey söylemiş olmak için söylenmemiş konuları hiçbir şekilde itibara alınmamasını ben özellikle buradan sizin aracılığınızla bizi izleyen bütün izleyicilerimize özellikle ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu" ’Türkiye’nin Rusya- Ukrayna savaşında ön ayak olduğu tahıl koridoru gibi tekrardan küresel anlamda bir hazırlığı var mı?’ sorusunu yanıtlayan Yumaklı, şunları söyledi: "Tekrar bir hafıza tazeleyelim. Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle hayata geçirilen Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu. O hamleyle gerçekten bütün dünyada tabiri caizse bunlara ulaşamayan ülkeler için ve bu ülkelerin insanları için bir çok ciddi gıda krizinin önüne geçildi. Bugün için yine aynı konu olursa hem ülkemiz kendi imkanları çerçevesinde hem de benzer çerçevelerde elbette üzerine düşeni yapacaktır. Biliyorsunuz Türkiye uluslararası kuruluşların bir gıda hub’ı, uluslararası bir merkezi olup dağıtımların Türkiye’den olmasıyla ilgili zaten bir karar var. Türkiye buna her zaman için hazır, altyapısı da mümkün. Dolayısıyla böyle bir şey olduğunda elbette biz de üzerimize düşeni yaparız. Bu konular da bizim masamızın üzerinde. Gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıktayız."
27 Mart 2026 Cuma - 13:26 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara’yı ziyaret etti. Burada sergi alanlarını gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Yayman, fuarın yalnızca Ankara’nın değil, coğrafyanın en önemli fuarlarından biri olduğunu anlattı. Yayman, "Sanat, kültür bizi bir arada tutan en önemli enstrümanların başında geliyor. Ülkemizde de hepimiz çok fazla siyaset konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla savaş konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla dış politika konuşuyoruz. İşte bir anlamda gündelik hayatımızda bizi bir nefes aldıracak sanat faaliyetlerinde bulunmak, kültürel faaliyetlerde bulunmak çok kıymetli, çok değerli. Herkes mühendis olabilir, çiftçi olabilir, marangoz olabilir ama herkes sanatçı olamaz" ifadelerini kullandı. "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" Sanatın en önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Yayman, "Tüm sanatçılarımızın yanındayız. Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz. Türkiye 86 milyon olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde pek çok başarıyı yakalamıştır. Şimdi artık kültür zamanıdır, şimdi artık sanatın zamanıdır, şimdi artık müziğin zamanıdır. Şimdi artık gerçekten kreatif sanatlarda büyük atılımlar yapma zamanıdır" açıklamasında bulundu. "Tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" Yayman, Türkiye’yi ileriye taşıyacak faaliyetlerin içinde olmayı önemsediklerine dikkati çekerek, "Millet kütüphanelerinden sanat galerilerine, müzik dinletilerinden resitallere, AKM’den CSO’ya ve bütün Anadolu’ya yayılan tüm sanat faaliyetlerinin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Hem bakanlığımız hem partimiz hem tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" diye konuştu.
27 Mart 2026 Cuma - 13:13 CHP Genel Başkanı Özel: "Sosyal demokratların yönettiği bir Türkiye oluşturacağız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Gençlik Örgütü Dünya Kongresi’ne konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Gençlik Örgütü Dünya Kongresi’ne katıldı, 150 ülkeden 250 gence seslendi. Barselona’ya hep birlikte gideceklerini söyleyen Özel, "Bugünlerde mobilizasyonu, küresel mobilizasyonu konuşuyoruz. Türkiye’de mobilizasyon, gençlerin harekete geçtiği ve ilk başlatıcısı olduğu eylemlilik süreci dünya için önemli bir örnektir. Türkiye’de Brezilya’da yaşanan benzer bir süreç yaşanıyor. Lula’ya atılan iftiraları, hapiste tutulmasını ve seçime sokulmamaya çalışılmasını hatırlayın. Lula başardı, şu an ülkesinde Cumhurbaşkanı. Eğer biz başarırsak, neyi başarmış olduğumuzu bir düşünün arkadaşlar. Şunu başarmış olacağız. 90 milyona yakın nüfusuyla, genç nüfusuyla, kendini Avrupa’nın bir parçası, Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmayı en önemli hedefi olarak gören sol, sosyal demokrat bir parti, Sosyalist Enternasyonal’in bileşeni bir parti, 90 milyonluk bir ülkede iktidar olacak. Biz son seçimlerde yerel yönetimleri yüzde 65’ini kazandık. 47 yıl sonra birinci parti olduk. Bütün anketlerde birinci partiyiz" diye konuştu. "Sosyal demokratların yönettiği bir Türkiye oluşturacağız" Öngörmedikleri şeylerle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Özel, "21’nci yüzyılın ikinci çeyreği yaklaşırken hep şu endişeden bahsediyorduk ve şunu konuşuyorduk. Yapay zeka, ışıksız fabrikalar, robotlar, robotların oluşturacağı işsizlik ve o kendi kendini yönetebilen makinelerin birbiriyle konuşup, birbiriyle öğrenmesi insanlık için tehdit midir? Bunu hala daha tartışmalıyız. Ama öngörmediğimiz bir şeyle karşı karşıyayız. Dünyanın otoriter popülist liderleri birbirleriyle konuşuyorlar ve birbirlerinden öğreniyorlar. Bir ülkede çıkan bir kısıtlayıcı yasa, bir diğerine ilham ya da cesaret kaynağı oluyor. Dezenformasyon yasaları, baskılar, düşünebildiğiniz otoriter popülist liderlerin ülkelerine, dünyaya ve demokrasiye yaşattığı gerileme. Birbirlerinden destek, cesaret ve ilham alıyorlar. Buna karşı yapılması gereken tek şey; ilericilerin birbirleriyle aynı bugün olduğu gibi konuşmaları, birbirlerinden öğrenmeleri, birbirlerine ilham ve cesaret vermeleri. Biz sizlerden güç ve cesaret alıyoruz. Gösterilen uluslararası dayanışmayı çok önemsiyoruz. Artarak devam etmesini istiyoruz. Birimizin düştüğü yerde elinden bayrağı diğeri alıyor ve yürümeye devam ediyor. İki sene sonra 100 yıl önce olduğu gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu topraklarda verdiği antiemperyalist mücadele, dünyanın bütün mazlum milletlerine, ezilen ülkelerine, sömürülen ülkelerine, işgal edilmeye çalışılan ülkelerin ilham olmuştu. Ve bunun dünyadaki bütün sol, sosyalist hareketlere ilham olacağını, buradaki mobilizasyonun küresel mobilizasyon mücadelemize çok önemli katkılar sağlayacağını, Türkiye örneği ile ki, öyle bir ülke oluşturacağız ki 90 milyona yakın nüfusuyla İran’ın komşusu, sosyal demokratların yönettiği bir Türkiye. Rusya’ya sınır, sosyal demokratların yönettiği bir Türkiye. Avrupa’ya elini uzatmış, üç köprüsü ile Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan sosyal demokratların yönettiği bir Türkiye. Müslüman olan, demokratik yönetilen, hak ihlalleri olmayan, kadın haklarına saygılı, gençleri ve bilimi baş tacı yapan bir Türkiye. Bu Türkiye, Avrupa’ya da dünyaya da çok şey kazandıracak" dedi.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack: "SDG’ye ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz, çatışmalara ara verin"
08 Ocak 2026 Perşembe - 23:51 ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack: "SDG’ye ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz, çatışmalara ara verin" ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, "Suriye hükümeti liderliğine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel otoritelere ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz; çatışmalara ara verin, tansiyonu derhal düşürün ve gerilimin azaltılmasına yönelik bir taahhütte bulunun" dedi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Amerika Birleşik Devletleri, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde yaşanan gelişmeleri derin bir endişeyle yakından takip etmektedir. Tüm tarafları azami itidal göstermeye, sivil hayatın ve mülkiyetin korunmasını her türlü mülahazanın üzerinde tutmaya davet ediyoruz. Geçtiğimiz on üç ay boyunca Suriye, onlarca yıl süren yıkıcı çatışmaların ardından istikrar, ulusal uzlaşı ve yeniden inşa yolunda tarihi adımlar atmıştır. Bu hafta İsrailli temsilcilerle gerçekleştirilen dönüm noktası niteliğindeki görüşmeler, daha geniş kapsamlı bölgesel barışa doğru atılmış kritik bir adımı teşkil etmekte olup, Suriye’nin yarım asrı aşkın süredir ülkeyi etkisi altına alan şiddet, acı ve zulüm döngüsünü kırma konusundaki kararlı iradesini ortaya koymaktadır. Bu ölçekteki derin dönüşümlerin kısa sürede gerçekleşmesi mümkün değildir. Uzun süreli çatışmaların açtığı derin yaraların sarılması zaman almakta; kalıcı ilerleme ise sabır, hoşgörü ve Suriye toplumunun tüm kesimleri arasında samimi ve karşılıklı anlayışı zorunlu kılmaktadır" ifadelerini kullandı. 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakatın hala ulaşılabilir bir hedef olduğunu söyleyen Barrack, "Bununla birlikte, Sünni, Kürt, Dürzi, Hristiyan, Alevi ve diğer tüm topluluklar dahil olmak üzere, hiçbir istisna olmaksızın her vatandaş için tam kapsayıcılık ve eşit hakları güvence altına alan bir Suriye vizyonuna olan bağlılığımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Yalnızca geçtiğimiz hafta, SDG ile Suriye hükümeti arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan entegrasyon anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılmasının eşiğine gelinmişti. Bu mutabakat, güvenlik koordinasyonu, ortak yönetişim ve ulusal birlik açısından kayda değer bir ilerleme sağlayacaktır. Söz konusu hedef halen ulaşılabilir durumdadır. Müttefiklerimiz ve sorumluluk sahibi bölgesel ortaklarımızla birlikte, gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları kolaylaştırmaya ve Suriye ile halkına bölünme yerine diyaloğu tercih edebilecekleri yeni bir fırsat sunmaya hazırız" açıklamasında bulundu. SDG’ye ve bölgedeki yerel otoritelere çatışmayı bırakmaları çağrısında bulunan Barrack, şunları kaydetti: "Bu çerçevede, Suriye hükümeti liderliğine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel otoritelere ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz; çatışmalara ara verin, tansiyonu derhal düşürün ve gerilimin azaltılmasına yönelik bir taahhütte bulunun. Fikir ve yapıcı önerilerin değişimini, silahların ve ateşin değişiminin önüne koyalım. Halep’in ve Suriye’nin tamamının geleceği, şiddetle değil, barışçıl yollarla şekillenmeli ve Suriye halkına ait olmalıdır. Bu kritik dönemeçte, bölgenin, geçtiğimiz yıl kaydedilen kayda değer ilerlemeyi baltalamayı ve Donald Trump’un Orta Doğu barış girişimlerinin kalıcı mirasını zayıflatmayı amaçlayan, istikrarı bozucu dış unsurlar ve onların vekillerine karşı birlik içinde durması gerekmektedir. Bu unsurların hedefi yeniden istikrarsızlıktır; bizim hedefimiz ise karşılıklı saygı ve ortak refaha dayalı kalıcı barıştır. Suriye’nin yeni dönemi, çatışmanın değil iş birliğinin dönemidir. Bu hedefe birlikte ulaşacağız."
Bakan Yumaklı: "Algıyı değil, suyu yönetin"
08 Ocak 2026 Perşembe - 21:22 Bakan Yumaklı: "Algıyı değil, suyu yönetin" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Algıyı değil, suyu yönetin. Son günlerde Ankara’da yaşanan su kesintilerinin gerçek nedenlerini gizleyerek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalar yapılmaktadır. Şunun altını açık ve net şekilde çiziyoruz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu sağlama görevi, yetkisi ve sorumluluğu belediyelere aittir. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenlerin, beceriksizliklerini başka kurumlara havale etmeye çalışması kabul edilemez ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz" dedi. Bakan Yumaklı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Algıyı değil, suyu yönetin. Son günlerde Ankara’da yaşanan su kesintilerinin gerçek nedenlerini gizleyerek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalar yapılmaktadır. Şunun altını açık ve net şekilde çiziyoruz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu sağlama görevi, yetkisi ve sorumluluğu belediyelere aittir. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenlerin, beceriksizliklerini başka kurumlara havale etmeye çalışması kabul edilemez ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yıllardır yenilenmeyen altyapılar, göz ardı edilen yatırımlar ve yüksek su kayıp-kaçak oranları ortadayken, konuyu çarpıtarak algı oluşturma çabası ne sorunu çözer ne de vatandaşın mağduriyetini giderir" ifadelerini kullandı. Su yönetimi bahane üreterek değil planlama ve zamanında yatırım yapma işi olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, "Su yönetimi, bahane üretme değil; planlama, zamanında yatırım yapma, kaynakları doğru yönetme ve hesap verebilme işidir. Belediyeler artık sorumluluktan kaçmayı değil, görevlerini yerine getirmeyi tercih etmelidir. Devletimizin köklü kurumu DSİ, görev alanı çerçevesinde üzerine düşeni yapmış, verileriyle ve açıklamalarıyla durumu şeffaf biçimde ortaya koymuştur. Bakanlık olarak, ülkemizin su kaynaklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik yatırımlara bütün hızımızla devam edeceğiz" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli mihenk taşlarından biri Erzurum’dur"
08 Ocak 2026 Perşembe - 19:26 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli mihenk taşlarından biri Erzurum’dur" Antalya’da bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Erzurum Tanıtım Günleri’ni ziyaret etti. Stantları gezen iki bakan, vatandaşlarla buluştu. Antalya’da çeşitli programlara katılan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri’ni ziyaret etti. 5-11 Ocak tarihleri arasındaki etkinlik kapsamında stantları gezerek vatandaşlarla sohbet eden iki bakan Konyaaltı Belediyesi folklor ekibi ile Erzurum yöresine ait folklor gruplarının gösterilerini izledi. Kendisi de Erzurumlu olan Bakan Tekin, hemşehri birliklerinin toplumsal dayanışma açısından önemine işaret etti. Bakan Tekin, "Dünyada her ülkede toplumu bir arada tutan, milli birliği ve beraberliği pekiştiren çimento harcı olarak tanımlanabilecek kendine özgü yapılar mevcut. Bizim ülkemizde de bu anlamda milleti bir arada tutan en önemli unsur, sivil toplum örgütleri ve hemşehri birlikleridir. Bu birlikleri, federasyonları, dernekleri, vakıfları ayakta tutmak ciddi bir fedakarlık istiyor. Çok zor ve yorucu bir iş" dedi. "Devletimizin devamlılığı ve milli birliğimiz açısından bu birliktelik çok önemlidir" Milli Mücadele döneminde Erzurum’un oynadığı role dikkat çeken Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milli Mücadele’nin Erzurum’dan başladığını biliyorsunuz. Gazi Paşa da Erzurum’u daima ayrı bir yere koyar. Ulus devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli mihenk taşlarından biri Erzurum’dur. Rahmetli Raci Alkır’ın ifadesiyle Erzurum, Anadolu irfanının kilididir. Erzurumluların iyi günde kötü günde birlikte davranması beni gerçekten mutlu ediyor. Devletimizin devamlılığı ve milli birliğimiz açısından bu birliktelik çok önemlidir." Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise etkinliğin dayanışma kültürünün güzel bir örneği olduğunu söyledi. Bakan Göktaş, "Bu etkinlik hem birlik beraberlik hem de dayanışma ruhunun Antalya’da yaşatılması bakımından çok kıymetli. Dadaşlar diyarının burada tanıtılması, burada yaşayan Erzurumlu vatandaşlarımız kadar tüm Antalyalılara da bir Erzurum esintisinin ulaşması mutluluk verici. Kendimizi adeta Erzurum’da hissettik" dedi. Erzurum Tanıtım Günleri kapsamında yöresel lezzetler ve kültürel değerler hafta boyunca ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen ’işgal’, ‘istila’ ve ‘bölünme’ gibi ifadeleri reddediyoruz"
08 Ocak 2026 Perşembe - 18:38 Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen ’işgal’, ‘istila’ ve ‘bölünme’ gibi ifadeleri reddediyoruz" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı’nı devralması vesilesiyle 7 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikte yapılan çeşitli konuşmalarda Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen ’işgal’, ‘istila’ ve ‘bölünme’ gibi ifadeleri reddediyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) AB Dönem Başkanlığı’nı devralması vesilesiyle düzenlenen etkinlikte yapılan konuşmalar hakkında açıklama yaptı. Keçeli, "GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı’nı devralması vesilesiyle 7 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikte yapılan çeşitli konuşmalarda Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen ’işgal’, ‘istila’ ve ‘bölünme’ gibi ifadeleri reddediyoruz. Söz konusu ifadeler, Ada’daki tarihi ve güncel gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Ada’daki tek ’işgal’, Kıbrıs Rum tarafının 1963 yılında Anayasa’yı ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını açıkça ihlal ederek ortaklık devletinin makamlarını gaspından kaynaklanmaktadır" dedi. AB yetkililerin Kıbrıslı Türkleri görmezden gelen tutumun AB’nin çifte standart izlediğini gösterdiğini vurgulayan Keçeli, "AB yetkililerinin Kıbrıslı Türklerin varlığını görmezden gelen tutumu, AB’nin savunma iddiasında olduğu temel insani değerlerle ilgili çifte standart izlediğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Öte yandan, Kıbrıs Rum tarafının, kamuoyu önünde verilen taahhütlerin aksine, AB Dönem Başkanlığı’nı en başından itibaren Kıbrıs meselesine dair çarpık söylem ve uzlaşmaz pozisyonlarını ortaya koymak amacıyla kötüye kullanması, AB’nin Kıbrıs meselesinin çözümünde neden tarafsız ve yapıcı bir aktör olamayacağını gözler önüne sermektedir" ifadelerini kullandı.
Başkan Geçit’ten sahada görev yapan personellere moral ziyareti
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:50 Başkan Geçit’ten sahada görev yapan personellere moral ziyareti Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, ilçenin muhtelif bölgelerinde kar küreme, buzlanmaya karşı tuzlama, cadde ve sokakların temizliği ile park ve yeşil alanların bakım çalışmalarını sürdüren Temizlik İşleri, Park ve Bahçeler ile Makine İkmal Müdürlüğü personelleriyle bir araya geldi. Başkan Geçit, gece gündüz demeden sahada görev yapan personellere özverili ve fedakâr çalışmalarından dolayı teşekkür ederek tebriklerini iletti. Yeşilyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü binasında gerçekleşen programda ilk olarak birimlerin faaliyetleri hakkında bilgiler aktaran Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Nogay, saha çalışmalarının başarılı bir şekilde ilerlemesi için her türlü desteği sağlayan Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’e teşekkürlerini sundu. İlçe genelinde çalışmalarını sürdüren personellerin birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalıştığını hatırlatan Başkan Yardımcısı Nogay, "Kar yağışının etkili olduğu bugünlerde görevli personellerimiz her türlü fedakarlığı yaparak, görevini aksatmadan çalışmalarını titizlikle yürütüyor, bu çalışmalar aralıksız devam edecektir. Tabiri caiz ise kar taneleri gökten düşmeye başladığı andan itibaren görevli arkadaşlarımız şehrimizin sokaklarına, caddelerine ve kaldırımlarına, kırsal mahalle yollarına dökülmeye başlıyorlar ve alın teriyle emek sarf ediyorlar. Kendilerine verilen tüm görevleri kusursuz bir şekilde yapan, hizmet aşkıyla, yüksek görev bilinci ve şehir sevdasıyla işine dört elle sarılan personellerimiz belli bir koordinasyonla, el birliğiyle güç birliğiyle vatandaşlarımıza en güzel şekilde hizmet ediyorlar. Belediye Başkanımızın "birlikte hareket etme" talimatının sahaya en güzel şekilde yansıtılması neticesinde çalışmalarımızı başarıyla yürütüyoruz. Bugüne kadar ki tüm taleplerimizi ve isteklerimizin yerine getirilmesi noktasında desteklerini eksik etmeyen Belediye Başkanımıza ayrıca teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ise, Yeşilyurt’un dört bir yanında yürütülen hizmetlerin aksamadan devam etmesinde belediye personelinin büyük bir emeği olduğunu söylerken, 7/24 sahada olan personellerin fedakarlığı ve özverisini takdirle karşıladıklarını söyledi. Kar yağışı ve soğuk havaların etkili olduğu bugünlerde vatandaşların günlük yaşamının olumsuz etkilenmemesi için belediye ekiplerinin yoğun bir mücadele verdiğine dikkat çeken Başkan Geçit, "Yeşilyurt’umuzun daha temiz, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir ilçe olması için sahada büyük bir özveriyle çalışan siz kıymetli mesai arkadaşlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Kışın zorlu şartlarına rağmen görevlerini aksatmadan yerine getirerek belediyemizin görünen yüzü ve hizmet kalitesinin en önemli temsilcileri oluyorsunuz. Şehrimizin ve düzenli bir kimliğe sahip olması temizlik ve çevre düzenlemelerine bağlıdır. Belediyemizin bu birimlerinde üstün hizmet aşkıyla görevini başarıyla yerine getiren personellerimizin emeğini her zaman takdirle karşılıyoruz. Temizlikten park ve bahçe hizmetlerine kar küremeden diğer saha hizmetlerinde büyük bir özveriyle çalışan mesai arkadaşlarımızın emeğini, gayretini ve çabasını yakından görüyoruz ve takdir ediyoruz. İşine dört elle sarılan bir kadroyla ilçemize hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Saha çalışmalarını sürdüren ekiplerimizin ihtiyaç ve eksikliklerinin giderilmesi noktasında her türlü desteği veriyoruz, bundan sonrada aynı iyileştirmeleri devam ettirip, yeni düzenlemelerle birlikte mevcut kapasitemizi güçlendireceğiz" diye konuştu. Vatandaş memnuniyetini esas alan bir hizmet anlayışıyla çalışmaların sürdürüldüğünü kaydeden Başkan Geçit, ilçenin her noktasında temizlikten çevre düzenlemesine, yeşil alanların korunmasından karla mücadeleye kadar tüm hizmetlerin planlı ve koordineli bir şekilde devam ettiğini ifade ederken, "Belediye birimlerimizin hep birlikte hareket etmesi, belirleyen plan ve koordinasyonla bu çalışmaları sürdürmesi bizim için ayrı bir önem taşıyor. Belediye olarak bu noktasında önemli mesafe aldık, tüm çalışmalarımızı dayanışma içerisinde, birlik ve beraberlikle sürdürüyoruz. Yardımlaşma ve dayanışma ile hemşerilerimize hizmet ediyoruz. Bundan sonrada aynı anlayışla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. Program sonunda personellere kolaylıklar dileyen Başkan Geçit, belediye olarak çalışanların her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, emek ve alın terinin karşılığının her zaman takdirle anılacağını ifade etti.
İletişim Başkanı Duran: "Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı hedef alan ifadeleri apaçık iftira mahiyeti taşımaktadır"
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:45 İletişim Başkanı Duran: "Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı hedef alan ifadeleri apaçık iftira mahiyeti taşımaktadır" ANKARA (İHA) – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, hiçbir temele dayanmayan sorumsuz ifadeleri apaçık iftira mahiyeti taşımaktadır" dedi. İletişim Başkanı Duran, resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, hiçbir temele dayanmayan sorumsuz ifadeleri apaçık iftira mahiyeti taşımaktadır. Bununla birlikte, siyasetin dilini iftiralar, mesnetsiz ithamlar ve suçlamalarla doldurmak ve bunu ısrarla tekrar etmek; milletimizin demokrasi kültürüne yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Cumhurbaşkanımızın meşruiyetini sorgulamaya ya da sorgulatmaya çalışmak; millet iradesine yönelik açık bir saygısızlığın tezahürüdür. Türkiye, uluslararası alanda kendi politikalarını belirleyen, küresel meselelerde sözü dinlenen bir ülkedir. Türkiye, adaletin ve vicdanın sesi olarak tüm insanlığa umut vermektedir. CHP Genel Başkanı’nın ifadeleri sadece Cumhurbaşkanımızı değil, Türkiye’nin dış politikadaki bağımsızlığını ve devlet geleneğini de hedef almaktadır. İç politik hesaplarla devlet yönetimi ve milli çıkarlar konularında iftira dilini kullanmak liyakat sorunlarına da işaret etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik bu çirkin dili ve yakışıksız ifadeleri kesin bir dille kınıyorum. Özgür Özel, devletin en yüce makamına karşı daha sorumlu, saygılı ve ölçülü bir üslup benimsemelidir" dedi.
MHP Grup Başkanvekilleri Kılıç ve Akçay TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:39 MHP Grup Başkanvekilleri Kılıç ve Akçay TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kılıç ve Akçay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Akçay, hem TBMM hem de milletin gözü, kulağı haber alma hakkını tarafsız ilkeli şekilde sürdüren çalışan gazetecilere şükranlarını sunduklarını belirterek, basının tarafsızlığı, özgürlüğü en iyi şekilde yasal düzlemde önemli hale geldiğini ifade etti. Akçay, "Sosyal medya mecralarını dezenformasyon yapanların olduğunu dikkate aldığımızda sizlerin kurumsal bir yapı halinde haberleri gerçekleştirmeniz daha çok önem arz ediyor. Gazeteciliğin önemi azalmamıştır, daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Kılıç, siyasetçiler için gazetecilerin vazgeçilmez olduğunu söyleyerek, "Halkla aramızdaki diyaloğu sağlayan, haberin kaynağı olan sizler bizim için çok çok önemlisiniz. Bana göre hiç bitmeyecek olan meslek gazeteciliktir. Dünyada olaylar bu şekilde geliştikçe, gelişmeye devam ettikçe daha doğrusu insanın olduğu her yerde haber olacaktır" şeklinde konuştu. Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Akçay, "Terörsüz Türkiye sürecine baktığımızda konunun Suriye’de düğümleneceği herkesin malumuydu. 10 Mart mutabakatına uyulmaması süreci bu duruma getirdiğini görüyoruz. 27 Şubat İmralı çağırısı aslında terör örgütünün bütün bileşenlerini kapsayan bir çağrıdır. Terörsüz Türkiye deyince sadece Türkiye içinde değil, bölgemizi de kapsayan bir politika, görüş olarak değerlendiriyoruz. Ancak PKK uzantısı SDG YPG uzantılarının da meseleyi duymazlıktan gelerek kendilerinin kapsamıyormuş gibi, oysa bütün dünyanın bildiği YPG, PYD, SDG bu PKK uzantısı. Biz farklıyız demeleri kabul edilebilir değil. Bölgede üçüncü ülkelerin başta İsrail olmak üzere bu terörsüz Türkiye sürecinin sabote etmeye yönelik gayretleri aynı zamanda Türkiye’yi hedef alan gayretler olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. Kılıç, Terörsüz Türkiye’nin devlet politikası olduğunu kaydederek, "Bunun sonunda sadece Türkiye’de değil, bölgemizde de huzuru getirmek, terörü bitirmek amacıyla yola çıktık" ifadelerini kullandı.