POLİTİKA - 27 Mart 2026 Cuma 14:27

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savaşın, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunduğunu belirterek, "Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen olan ve alanında dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026 (Stratcom Summit 2026) "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı.


Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ’Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır" dedi.



"Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını bekliyoruz"


Şu anda en sıcak meselenin İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İran’da bunlar yaşanırken bir anlamda İran’daki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria’da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan’ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye’deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksa’nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir" diye konuştu.



"Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek"


Yapılanların hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs’ün ruhuna ve Hazreti İbrahim’in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Yılmaz," Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız. Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi.


Gazze’de yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazetecilerin, basın mensuplarının bu süreçlerin en güçlü şahitleri olduğuna Yılmaz, "Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmiştir. Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan ziyade toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini arttıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmiştir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur. Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır. Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı, süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegane güvencesidir. Liderler her zaman önemlidir, her şartta önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya’da Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika’da Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye’nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır" diye konuştu.



"Daha adaletli bir dünya mümkündür"


Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın ’Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5’ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. ’Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim’ diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugünkü güç siyaseti, ’Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü parfüm fabrikası yangını davasında savcı tutukluluğun devamını istedi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm dolum tesisi yangınına ilişkin davanın duruşmasında savcı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşma saat 12.10’da başladı. Yoğun katılımın olduğu oturumda müşteki ve tanık beyanları alınırken, sanık avukatları da söz alarak müvekkilleri yönünden sorumluluk bulunmadığını savundu ve tahliye talebinde bulundu. Ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Yabancı uyruklu müştekiler ise kendilerine ulaşılamaması nedeniyle dinlenemedi. Dosyada 2 firari sanığın bulunduğu davada, toplam 14 sanığın dinlenmesi tamamlandı. "Evimiz tamamen yanmaktan ramakla kurtuldu" Müşteki Necmettin Çalbıyık, "Olay çok vahim, ilk müdahale edenlerden biriyim. Evimizin tamamen yanmasından ramakla kurtulduk. Evimiz yangından zarar gördü. İçeri girip kurtarmaya çalıştık ama olmadı. O sırada evimiz de yanıyordu. Maddi ve manevi zararım var, şikayetçiyim. Maddi zararım 1,5 milyon TL" dedi. "Çocuk işçiler çalıştırılıyordu, sistem kölelik gibiydi" Tanık Engin Aras, "Raviva’daki iki yere de evimiz yakın. Kurtuluş ile tanıştığımda ‘Burası senin mi?’ diye sordum. Bana ‘Değil ama sayılır’ dedi. Ortaklığının olduğunu söyledi. Bu firma yaşı tutmayan kız çocukları ve kadınları çalıştırıyordu. Kölelik gibi bir sistem vardı. Tuncay, Kurtuluş’un kara kutusuydu. İkisinin de ölümünü şaibeli buluyoruz. Çalışanlar yemek yiyecek yer olmadığı için sokakta yiyordu" diye konuştu. "Sadece tasarım konusunda yardımcı olmuştur" Aleyna Oransal’ın avukatı Velat Karahan, müvekkilinin LYKEE isimli şirkete sadece tasarım konusunda yardımcı olduğunu, olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamile olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Karahan, "Atıl durumda olan LYKEE isimli şirketin devri Altay’dan Gökberk ile Aleyna’ya geçmiştir. Müvekkilim bu süreçte İsmail ile nişanlıydı, 2022’de evlendikten sonra işi bırakıp ev hanımlığı yapmaya başlamıştır. Gökberk ile Aleyna arasında herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Emek karşılığı girdiği ortaklıktan ayrılmış, ancak bu durum resmi kayıtlara yansıtılmamıştır. Aleyna suç teşkil eden bir faaliyete katılmamıştır. Müvekkilim olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamiledir. Hakkında beraat kararı verileceğini düşünüyoruz. Tahliyesini talep ediyoruz" dedi. "Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır" Aynı zamanda Ali Osman Akat’ın da avukatı olan Karahan, müvekkilinin olay günü yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellediğini, yangını sonradan haberlerden öğrendiğini ve "suçluyu kayırma" suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu. Karahan, "Akat ailesi uzun yıllardır kozmetik alanında faaliyet gösteren köklü bir ailedir. Müvekkilim ile yeğenleri arasında zaman zaman ticari sebeplerle küslükler yaşanmaktadır. Olay günü de bu sebeple yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellemiştir. Olayla ilgili bilgisi yoktur, sonradan haberlerden öğrenmiştir. Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilim sabit ikamet sahibidir ve 9 şirketi bulunmaktadır. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. "Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir" Avukat Karahan, diğer müvekkili Altay Ali Oransal için ise asıl yetkilinin hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal olduğunu, olayın Tuncay Yıldız’ın kusurundan kaynaklandığını düşündüklerini belirterek, "Müvekkilimin babası Kurtuluş Oransal ciddi borçları olan birisidir. Bu sebeple şirketleri kendi üzerine alamamış, çocuklarından destek istemiştir. Raviva’daki tek yetkili Kurtuluş Oransal’dır. Shauran markalı ürünlerin üretimi Fransa’da yapılmaktadır. Raviva’da üretildiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilim işlerini Alaşehir’deki ofisinden yürütmektedir. Olayın Tuncay’ın kusurundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ara mütalaada tutukluluk talebi Müşteki avukatları, taleplerinin ardından sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Beyanların ardından ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşmaya ara verildi.