Son Dakika
|
Mahmutbey’de 4 cezaevi sevk aracı kaza yaptı! 6 jandarma personeli yaralandı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı
Ordu’da sahile insansız araç olduğu değerlendirilen cisim vurdu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Diyarbakır’da bir günde 3 kuyumcu hedef alındı
Formula 1’de sıradaki durak Japonya
Uyuşturucu soruşturmasında Hande Erçel ifade verdi
Sürücüsüz araç trafiğe çıktı, kaza böyle geldi
Apartman dairesine tırmanıp girdi, dizüstü bilgisayar çaldı
Tokyo’daki AVM’de bıçaklı saldırı dehşeti: Saldırgan dahil 2 ölü
Suudi Arabistan ve Kuveyt'e yeni füze ve İHA saldırıları
POLİTİKA
Meram’ın yeni caddeleri şehir trafiğine nefes aldırdı
27 Mart 2026 Cuma - 14:47:09
Kentsel dönüşüm ve yeni ulaşım ağlarıyla çehresi değişen Konya’nın merkez Meram ilçesinde yeni cadde ve cadde genişletme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, ilçenin her geçen gün daha modern bir görünüme kavuştuğunu belirterek, "Sadece yaşam alanlarını değil, yolları da dönüştürüyor; Meram’ı geleceğe hazırlıyoruz" dedi. Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, ilçe genelinde yapımı süren yeni cadde açma ve mevcut yolları genişletme çalışmalarını yerinde inceledi. İncelemelerinde başkan yardımcıları ve teknik ekipten detaylı bilgi alan Başkan Kavuş, projelerde gelinen son durumu değerlendirdi. Son yıllarda Meram’da özellikle ulaşım ve kentsel dönüşüm alanında önemli mesafe kat edildiğini vurgulayan Başkan Kavuş, yürütülen çalışmaların hem şehir trafiğini rahatlatacağını hem de ilçeye modern bir görünüm kazandıracağını ifade etti. Başkan Kavuş, incelemelerinin ardından yaptığı açıklamada, belediye olarak Konya Büyükşehir Belediyesi ile koordineli şekilde önemli yatırımları hayata geçirdiklerini belirtti. "Büyüyen Meram’ın ihtiyaçlarına güçlü çözümler üretiyoruz" Başkan Kavuş, Meram’ın her geçen gün büyüyen ve gelişen bir ilçe olduğuna dikkat çekerek, "Şehrimiz büyüyor, Meram’ımız gelişiyor. Bu büyümeyle birlikte kentsel dönüşüm ve ulaşım en önemli başlıklar olarak karşımıza çıkıyor. Sadece bugünün değil, geleceğin Meram’ını planlayarak hareket ediyoruz. Bu doğrultuda hem kendi imkanlarımızı hem de Konya Büyükşehir Belediyesi ile olan güçlü iş birliğimizi en verimli şekilde değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu. "Alternatif arterlerle şehir içi trafik yeniden şekilleniyor" Ulaşım yatırımlarının detaylarına değinen Başkan Mustafa Kavuş, geçmişte açılan Necmettin Erbakan Caddesi, Alparslan Türkeş Caddesi ile Karabağ ve Kazakistan Caddeleri gibi ana arterlerin şehir trafiğinde önemli bir yükü sırtladığını belirterek şunları söyledi: "Şu anda Hasanköy ve çevresindeki bağlantı caddelerinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda açtığımız Küçük Aymanas Caddesi modern haliyle hizmet veriyor. Bu caddenin açılmasıyla hem trafik rahatladı hem de etrafında modern yapılar yükseldi. Ahmet Özcan Caddesi’nden Fen Lisesi’ne kadar olan bölüm tamamlandı. Bu caddeler, Ahmet Özcan Caddesi hattını dikine keserek alternatif ulaşım aksları oluşturan akslar. Şimdi sırada Fen Lisesi’nden Antalya Çevre Yolu’na kadar olan Ayşe Kemerşah Caddesi var. Orayı da en kısa zamanda tamamlayacağız. Böylece şehir içi trafik tek bir hatta sıkışmayacak, daha dengeli ve akıcı bir yapı oluşacak. Amacımız, vatandaşlarımızın günlük yaşamında zaman kaybını en aza indirmek, daha konforlu ulaşım imkanı sunmak." "Kentsel dönüşümle birlikte planlı ve modern yapılaşma sağlanıyor" Cadde açma çalışmalarının arka planında büyük bir dönüşüm süreci olduğunu vurgulayan Kavuş, "Bir caddeyi açmak sadece asfalt dökmek değildir. Öncelikle o hattın üzerindeki eski yapıların kaldırılması, imar planına uygun hale getirilmesi ve altyapısının hazırlanması gerekir. Biz bu süreçte acele etmeden, doğru planlamayla ilerledik. Müteahhitler aracılığıyla yapılan dönüşümler sayesinde kamulaştırma maliyetlerinde ciddi tasarruf sağladık. Bu yaklaşımımızla yaklaşık yüzde 50 oranında bir ekonomik avantaj elde ettik. Hasanköy Caddesi’nde yıkımlar büyük ölçüde tamamlandı, bu yaz modern altyapısıyla birlikte bir caddeyi daha ilçemize kazandıracağız" ifadelerini kullandı. "Sadece yolları değil, yaşam alanlarını da dönüştürüyoruz" Bölgedeki değişimin sadece ulaşım yatırımlarıyla sınırlı olmadığını belirten Kavuş, "Yeni açılan ve genişletilen caddelerin etrafında modern konutlar, ticaret alanları ve sosyal yaşam alanları hızla yükseliyor. Abdürreşit Caddesi gibi bölgelerde yeni siteler ve ticaret merkezleri oluşmaya başladı. Gerekirse kalan eski yapıları da kamulaştırarak bu bölgeleri tamamen modern bir görünüme kavuşturacağız. Artık bazı caddelerimiz eski haliyle tanınmaz durumda; bu da dönüşümün ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor" dedi. "Hedefimiz: konforlu ulaşım, huzurlu yaşam" Meram’ın geleceğine dair vizyonunu da paylaşan Başkan Mustafa Kavuş, "Sadece yolları açmakla yetinmiyoruz. Bu yolların çevresini de düzenliyor, yeşil alanlarımızı koruyor, mahalle kültürünü yaşatıyoruz. Ulaşımı konforlu hale getirirken aynı zamanda estetik, düzenli ve huzurlu yaşam alanları oluşturuyoruz. Amacımız; her yönüyle örnek gösterilen, yaşanabilirliği yüksek bir Meram inşa etmek" diye konuştu.
27 Mart 2026 Cuma - 14:27
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savaşın, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunduğunu belirterek, "Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen olan ve alanında dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026 (Stratcom Summit 2026) "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla İstanbul’da başladı. Stratejik iletişim konusunda dünyanın dört bir yanından alanında uzman isimleri bir araya getiren zirveye, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve farklı kuruluşlardan birçok temsilci katıldı. Belirsizliklerin arttığı bu dönemin, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti alırken; güven, meşruiyet ve anlatı eş zamanlı sorgulanmaktadır. ’Güçlüysem istediğimi yapabilirim’ anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze’de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını bekliyoruz" Şu anda en sıcak meselenin İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD ile İran savaşı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır. Çocuklar dahil savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret kanalıyla, lojistikle, turizm kanalıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle, yaşanan savaş dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız bir şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. İran’da bunlar yaşanırken bir anlamda İran’daki savaşın gölgesinde, bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek; İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria’da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan’ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye’deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur. Bir taraftan da tabii Mescid-i Aksa’nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulması hiçbir ölçüyle kabul edilebilir bir durum değildir" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" Yapılanların hukuka, temel insan haklarına, inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs’ün ruhuna ve Hazreti İbrahim’in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu söyleyen Yılmaz," Bütün dünyanın, uluslararası kurumların, yeniden bir güven inşa etmek isteyen tüm çevrelerin bu hukuk dışı yaklaşımlara mutlaka karşı çıkması ve güçlü bir şekilde sesini yükseltmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu haksızlıklara karşı ilkeli duruşunu gür bir şekilde itirazlarını ifade etmeye devam ediyor ve inanıyorum ki bir gün bu yaşadığımız sürecin muhasebesini yaptığımızda, tarihi yeniden yorumladığımızda, tarihin doğru tarafında olduğumuzu hepimiz görmüş olacağız. Doğru tutumları zor zamanlarda göstermek önemlidir. Rahat zamanlarda herkes konuşabilir. Önemli olan zor dönemlerde doğru tavrı, doğru iletişimi, doğru ilkeli duruşu sergileyebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu gerçekleştiriyor. Türkiye Cumhuriyeti barıştan yana, diplomasiden yana, savaşlara karşı tutumunu net bir şekilde sergiliyor ve sergilemeye devam edecek" dedi. Gazze’de yaşanan soykırımda bu gerçekleri yansıtmaya çalışırken hayatını kaybeden gazetecilerin, basın mensuplarının bu süreçlerin en güçlü şahitleri olduğuna Yılmaz, "Bu durum bilgi boşluklarının manipülatif içeriklerle doldurulmasına ve algı üretimini daha kırılgan hale getirmiştir. Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan ziyade toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini arttıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmiştir. Böylesine çalkantılı bir konjonktürde sahaya çıkan her aktörün önünde iki seçenek bulunur. Krizlerin önünde sürüklenmek ya da barış için, gidişatı değiştirmek için güçlü bir irade ortaya koymak. Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ikinci yolu tercih etmiş ve bu tercihini de sadece lafla, sözle değil; somut adımlarla tüm dünyaya kanıtlamıştır. Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı, süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegane güvencesidir. Liderler her zaman önemlidir, her şartta önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen için de son derece önemli bir değer olan Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hale geldiğini vurgulamak isterim. Rusya-Ukrayna savaşı yaşanırken her iki tarafla da görüşebilen, Tahıl Anlaşması gibi tüm insanlığı, küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya’da Azeri-Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika’da Etiyopya-Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye’nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük, bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan, barışı arayan, müzakereyi arayan bir tavırdır" diye konuştu. "Daha adaletli bir dünya mümkündür" Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın ’Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısı tam da bu zeminde çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Dünya 5’ten büyüktür. Dünya kaos arayanlardan, çatışma, savaş arayanlardan da büyük. Dünyanın barışa ihtiyacı var, insanlığın barışa ihtiyacı var ve bunun temeli de adalettir. Daha adaletli bir dünya mümkündür. Biz buna inanıyoruz ve bu yönde çaba sarf etmeye tüm gücümüzle devam edeceğiz. ’Güçlüysem haklıyım, güçlüysem her istediğimi yapabilirim’ diyen bir dünyada Türkiye olarak biz karşı bir tavır sergiliyoruz ve şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini bir arada yapacağız. Ben şuna yürekten inanıyorum. Bugünkü güç siyaseti, ’Güçlüysem her şeyi yapabilirim’ anlayışı sürdürülebilir bir anlayış değildir. İnsanlık ve insanlık ittifakı buna müsaade etmez. Mutlaka ve mutlaka bir dip dalgayla bu ortamın değiştiğini, farklı şartların oluştuğunu göreceğiz. İşte Türkiye Cumhuriyeti olarak insanlığın değerlerini en güçlü şekilde taşıma iradesiyle, hafızamızla, medeniyet birikimimizle bu sürece liderlik eden ülkeler arasında olacağımıza inanıyorum" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 13:43
Bakan Yumaklı: "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul Finans Merkezi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı ve Albayrak Medya işbirliği ile düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ne katıldı. Zirvede, gündeme dair soruları yanıtlayan Bakan Yumaklı özellikle bölgesel sorunlara vurgu yaparak Türkiye’nin güvenilir liman olduğu değerlendirmesini yaptı. "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur" Bölgesel çatışmaların tarımı, gıdayı, gübreyi ve yem fiyatlarını nasıl etkilediği ile ilgili yöneltilen soruyu yanıtlayan Bakan Yumaklı, " Türkiye’nin bir güvenli liman olması, uluslararası diplomasinin nasıl yapılması gerektiği konusunda ve dünyada bir lider vizyonunun nasıl olması gerektiği hususu tam da bugünlerde tezahür etmiş durumda. O yüzden ülke olarak taraflı tarafsız, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı arz ediyorum. Ve altını önemle çiziyorum ki; Türkiye halihazırda devam eden savaşın bir parçası değildir. Türkiye topraklarında herhangi bir savaş unsuru yoktur. Elbette o bölge enerji açısından son derece önemli bir bölge. Hepimiz özellikleri biliyoruz. Dünya petrolünün ve enerjinin yüzde 20’si, gübre hammaddesinin 1/3’ü de o bölgeden taşınıyor dünyadaki bütün ülkelere, ihtiyacı olan yerlere. Elbette bu tarımsal üretimi eğer konuşuyorsak, tabii ki ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu, yani bir gıda ürününe ulaşamama riskini oluşturabilir. Ama kimin için? Bugün için söylüyorum; üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olanlar için geçerli bu. Onun için yine ikinci altını çizeceğim husus, daha ilk günlerden itibaren söyledik. Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. "Herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil" Önceden tedbirlerin alındığının altını çizen Yumaklı, "Daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyoruz. Ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk gübreler konusunda. Hemen hızlıca onları sıfıra indirdik. Ben buradan özellikle bu noktada hızlı karar alıp hızlı uygulama konusunda destekleri için Sayın Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a teşekkür ediyorum. İkinci konu neydi? İkinci konu özellikle antrepolarda yer alan, farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin de ve gübre hammaddelerinin de yurt içine gelmesini sağladık. Üçüncüsü de 10 yıl önce hepiniz hatırlarsınız işte HSBC önünde o dönemde bir patlama olmuştu ve bir gübre türü yasaklanmıştı yaklaşık 10 yıl var. Onun da artık takip sistemleri, bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı, daha rahat hareket edebilme adınaydı. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım, işte bunları alıp sonra da işte farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç, onları zaten bizim konumuz değil" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Bir sektör temsilcisi, bütün bunların hepsi biz yetkili kişiler olarak, ilgili bakanlar ve bakanlıklar olarak; Enerji Bakanımız kendi sorumluluk alanıyla ilgili açıklamaları yapıyor. Kamuoyu bilgilendirmesidir bu. Yani benim de bakanlığım adına yaptığım "Türkiye’de gıdaya ulaşım anlamında herhangi bir problem yoktur" ya da "gübre ile alakalı herhangi bir problem yoktur" açıklamaları bir kamuoyu bilgilendirmesidir. Enerji Bakanımızın da öyle, diğer bakanlarımızın da öyle.Şimdi sanki bunlar yapılmıyormuş gibi, bunlar yokmuş gibi, sanki Türkiye’de o maalesef ki dört tarafımızda, beş tarafımızda devam eden çatışmalar bizim için de geçerliymiş gibi söylemler geliştiriliyor. Bir sektör temsilcisi diyor ki; "Meyve ve sebze fiyatları dört kat artacak, beş kat artacak." Bir başka dernek veya artık ne diyelim başkanı, bir sivil toplum kuruluşu başkanı "Açlık kapıda" diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan, bu müptezellere şunu söylüyorum; cürmünüz kadar yer yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine, bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır Onların moralini motivasyonunu kıracak bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var yani hiç kimseye faydası olmayan gerçek olmayan bu tür söylemler için de herhalde gerekli işlemleri ilgili birimler yapacaktır" ifadelerine yer verdi. Planlı destek konusuna değinen Yumaklı, "2024 yılının eylül ayında devreye aldığımız üretim planlamasını en önemli başlıklarından bir tanesidir desteklerin yeniden yapılandırılması konusu. Ve mazot ve gübreyi çıta alan bir desteklemesi, o günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var. piyasayı regüle eden bizim kadim kurumlarımız var ve bu kurumlarımızın da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması var bunda da bu maliyetlerin tamamı elbette dikkate alınacak sanki hiçbir şey yapılmıyor muş yani bir taraftan bir felaket tellahlığı bir taraftan. Bizim ülkemiz anlamını izole edecek ya da onu itibarsızlaştıracak bakışların başka yere doğru çevirecek söylemler ve bir taraftan gerçek olmayan olaydan kopup bir şey söylemiş olmak için söylenmemiş konuları hiçbir şekilde itibara alınmamasını ben özellikle buradan sizin aracılığınızla bizi izleyen bütün izleyicilerimize özellikle ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu" ’Türkiye’nin Rusya- Ukrayna savaşında ön ayak olduğu tahıl koridoru gibi tekrardan küresel anlamda bir hazırlığı var mı?’ sorusunu yanıtlayan Yumaklı, şunları söyledi: "Tekrar bir hafıza tazeleyelim. Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle hayata geçirilen Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu. O hamleyle gerçekten bütün dünyada tabiri caizse bunlara ulaşamayan ülkeler için ve bu ülkelerin insanları için bir çok ciddi gıda krizinin önüne geçildi. Bugün için yine aynı konu olursa hem ülkemiz kendi imkanları çerçevesinde hem de benzer çerçevelerde elbette üzerine düşeni yapacaktır. Biliyorsunuz Türkiye uluslararası kuruluşların bir gıda hub’ı, uluslararası bir merkezi olup dağıtımların Türkiye’den olmasıyla ilgili zaten bir karar var. Türkiye buna her zaman için hazır, altyapısı da mümkün. Dolayısıyla böyle bir şey olduğunda elbette biz de üzerimize düşeni yaparız. Bu konular da bizim masamızın üzerinde. Gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıktayız."
27 Mart 2026 Cuma - 13:26
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara’yı ziyaret etti. Burada sergi alanlarını gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Yayman, fuarın yalnızca Ankara’nın değil, coğrafyanın en önemli fuarlarından biri olduğunu anlattı. Yayman, "Sanat, kültür bizi bir arada tutan en önemli enstrümanların başında geliyor. Ülkemizde de hepimiz çok fazla siyaset konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla savaş konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla dış politika konuşuyoruz. İşte bir anlamda gündelik hayatımızda bizi bir nefes aldıracak sanat faaliyetlerinde bulunmak, kültürel faaliyetlerde bulunmak çok kıymetli, çok değerli. Herkes mühendis olabilir, çiftçi olabilir, marangoz olabilir ama herkes sanatçı olamaz" ifadelerini kullandı. "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" Sanatın en önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Yayman, "Tüm sanatçılarımızın yanındayız. Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz. Türkiye 86 milyon olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde pek çok başarıyı yakalamıştır. Şimdi artık kültür zamanıdır, şimdi artık sanatın zamanıdır, şimdi artık müziğin zamanıdır. Şimdi artık gerçekten kreatif sanatlarda büyük atılımlar yapma zamanıdır" açıklamasında bulundu. "Tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" Yayman, Türkiye’yi ileriye taşıyacak faaliyetlerin içinde olmayı önemsediklerine dikkati çekerek, "Millet kütüphanelerinden sanat galerilerine, müzik dinletilerinden resitallere, AKM’den CSO’ya ve bütün Anadolu’ya yayılan tüm sanat faaliyetlerinin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Hem bakanlığımız hem partimiz hem tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 15:14
Başkan Kahveci’den şehirler arası iş birliği için önemli görüşme
2
26 Mart 2026 Perşembe- 14:51
Eski başkanı sokakta protesto eden belediye işçisi konuştu
3
25 Mart 2026 Çarşamba- 21:35
İçişleri Bakanı Çiftçi sınırın sıfır noktasından duyurdu: "Sınır hattında tüm tedbirler alındı"
4
26 Mart 2026 Perşembe- 17:36
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 18:35
Sözcü Çelik: "Özel’in Cumhurbaşkanımızın dış politika iradesine karşı kullandığı dil Türkiye karşıtlarının dilidir"
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:39
MHP Grup Başkanvekilleri Kılıç ve Akçay TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekilleri Filiz Kılıç ve Erkan Akçay, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kılıç ve Akçay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Akçay, hem TBMM hem de milletin gözü, kulağı haber alma hakkını tarafsız ilkeli şekilde sürdüren çalışan gazetecilere şükranlarını sunduklarını belirterek, basının tarafsızlığı, özgürlüğü en iyi şekilde yasal düzlemde önemli hale geldiğini ifade etti. Akçay, "Sosyal medya mecralarını dezenformasyon yapanların olduğunu dikkate aldığımızda sizlerin kurumsal bir yapı halinde haberleri gerçekleştirmeniz daha çok önem arz ediyor. Gazeteciliğin önemi azalmamıştır, daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Kılıç, siyasetçiler için gazetecilerin vazgeçilmez olduğunu söyleyerek, "Halkla aramızdaki diyaloğu sağlayan, haberin kaynağı olan sizler bizim için çok çok önemlisiniz. Bana göre hiç bitmeyecek olan meslek gazeteciliktir. Dünyada olaylar bu şekilde geliştikçe, gelişmeye devam ettikçe daha doğrusu insanın olduğu her yerde haber olacaktır" şeklinde konuştu. Suriye’deki gelişmeleri değerlendiren Akçay, "Terörsüz Türkiye sürecine baktığımızda konunun Suriye’de düğümleneceği herkesin malumuydu. 10 Mart mutabakatına uyulmaması süreci bu duruma getirdiğini görüyoruz. 27 Şubat İmralı çağırısı aslında terör örgütünün bütün bileşenlerini kapsayan bir çağrıdır. Terörsüz Türkiye deyince sadece Türkiye içinde değil, bölgemizi de kapsayan bir politika, görüş olarak değerlendiriyoruz. Ancak PKK uzantısı SDG YPG uzantılarının da meseleyi duymazlıktan gelerek kendilerinin kapsamıyormuş gibi, oysa bütün dünyanın bildiği YPG, PYD, SDG bu PKK uzantısı. Biz farklıyız demeleri kabul edilebilir değil. Bölgede üçüncü ülkelerin başta İsrail olmak üzere bu terörsüz Türkiye sürecinin sabote etmeye yönelik gayretleri aynı zamanda Türkiye’yi hedef alan gayretler olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. Kılıç, Terörsüz Türkiye’nin devlet politikası olduğunu kaydederek, "Bunun sonunda sadece Türkiye’de değil, bölgemizde de huzuru getirmek, terörü bitirmek amacıyla yola çıktık" ifadelerini kullandı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:33
Çin Büyükelçisi Xuebin: "Çin’in önümüzdeki 5 yıllık gelişimi için gerekli planlar yapılmıştır"
Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, ‘Çin’in 15’inci 5 Yıllık Planı ve Dünyaya Fırsatları’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte Çin’in yeni kalkınma planı kapsamında ekonomik, teknolojik ve küresel iş birliği konuları ele alındı. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’nin düzenlediği ‘Çin’in 15’inci 5 Yıllık Planı ve Dünyaya Fırsatları’ etkinliğinde Çin’in önümüzdeki döneme ilişkin kalkınma hedefleri, sürdürülebilir büyüme stratejileri ve bu sürecin dünya ekonomisine sunacağı fırsatlar ele alındı. Etkinlikte Çin’in 5 yıllık planında yenilikçilik ve yüksek kaliteli kalkınma başlıklarının öne çıktığı ve planın uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi. Ayrıca etkinlikte, Çin ile diğer ülkeler arasında ticaret, yatırım ve teknoloji alanlarında geliştirilebilecek yeni iş birliği imkanları da masaya yatırıldı. "Bu toplantı Türkiye’de de ilgi görmüştür" Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, "Çin’in önümüzdeki 5 yıllık gelişimi için gerekli planlar yapılmştır. Bu toplantı, uluslarası toplumların dikkatini çekmiş ve Türkiye’de de ilgi görmüştür" diye konuştu. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Mali ve Ekonomik İşler Komitesi Ofisi Başkan Yardımcısı Han Wenxiu ise, Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin nasıl daha üst seviyeye taşınabileceği sorusu üzerine, "Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik liderliğinde Çin-Türkiye stratejik ilişkileri gelişme eğilimini korumaktadır. Herkes biliyor ki geçtiğimiz ağustos ayında Başkanımız Jinping ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi’nde bir araya geldi ve ikili ilişkiler konusunda önemli mutabakata varmıştır. Biz Türk tarafıyla birlikte çaba sarf ederek, önemli ikili mutabakatları hayata geçirmeye hazırız. Birincisi, karşılıklı siyasi güveni pekiştirmeli, Çin-Türkiye stratejik işbirliği ilişkilerinin temelini sağlamlaştırmalıyız. Çin tarafı her zaman olduğu gibi Türk tarafının kendi ulusal egemenliğini ve güvenliğini korumasını destekleyecek, Türk tarafının kendine uygun olan gelişme yolunda ilerlemesini destekleyecek. Yabancı güçlerin demokrasi ve insan hakları kisvesi altında Türkiye’nin iç işlerine karışmasına kararlılıkla karşıyız" şeklinde konuştu. Çin’de ortalama ömür 79 yaşına ulaştı Bu toplantının Ekim 2025 yılından beri hazırlandığını ve toplumsal değişime dair 15’inci 5 yıllık planın onaylandığını belirten Wenxiu, bu kapsamda Çin’in ekonomik anlamda gelişimine dair bilgilerin ele alındığını ve genel strateji planların uygulamaya konulacağını ifade etti. İlk olarak 1953’te başlayan 5 yıllık planların 2025 yılına kadar 15 kez uygulandığını vurgulayan Wenxiu, geçtiğimiz 5 yıl içerisinde Çin’in hem pandemi hem de dış güçlerin yaptırımlarıyla bir hayli zorluklarla karşılaştığının altını çizdi. 2025 yılında Çin’in ekonomik hacminin 140 trilyon dolara ulaştığını da açıklayan Wenxiu, Çin’in ortalama ekonomik büyümesinin yüzde 5,4’lere ulaştığını belirtti. Wenxiu, bunun yanı sıra Çin’de ortalama bir kişinin 79 yaşına kadar yaşadığını ve bu rakamın da orta gelirli ekonomilerde ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzenlenen programa Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Mali ve Ekonomik İşler Komitesi Ofisi Başkan Yardımcısı Han Wenxiu, Çin Komünist Partisi Dışişleri Müdür Yardımcısı Yu Wei ve Merkez Maliyet ve Ekonomi Komitesi Bakan Yardımcısı Zhu Dantao, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 17:29
TBMM Başkanı Kurtulmuş PMD’yi ziyaret etti
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak" dedi.Kurtulmuş, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla ziyaret etti.PMD Başkanı Kemal Aktaş, 2025 yılında kapanan televizyonlar, el koymalar ve ekran karartmaları yapıldığını belirterek, gazetecilerin işsiz kaldığını ifade etti.Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellikler getirmesi temennisinde bulunarak, "Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip Türkiye siyasetinin nabzını Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz" ifadelerini kullandı.Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi KomisyonuKurtulmuş gazetecilerin sorularını da cevapladı. Kurtulmuş, ortak rapor konusunda bir toplantı yapıldığını hatırlatan gazeteci nasıl bir metin ortaya çıkacağına ilişkin soruya, "Türkiye için, Türkiye demokrasisi için bu büyük bir hak eden demokrasi göstergesi olarak kabul ettim. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler bile olsa büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi bundan sonra nihayet safhaya girdik. Öncelikle siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa bunu sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş olur. Şimdi bundan sonra tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var. Bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya konuları, bir nihayet raporu hazırlayacağız. Bunun çok uzamayacağını ümit ediyoruz. İki toplantı yaptık, komisyonda temsil edilen grubu bulunan partilerin temsilcileriyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim, toplantılara katılan arkadaşlarımızın hepsi büyük bir iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclisin Genel Kurulu partilerin çalışmaları ile ortaya tespit edilen bu konularda tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir" dedi.SuriyeSuriye konusundaki soruya Kurtulmuş, "Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki, politikadaki yaklaşımlarımızla, özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak, bu bölgenin Türklerinin, Kürtlerinin, Araplarının, Acemlerinin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, Gayrimüslimlerin herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını hatta birbirine düşman hale getirmek istediklerini biliyoruz" ifadelerini kullandı.Kurtulmuş şöyle konuştu:"Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Dolayısıyla bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlanında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır."Meclis’te istismarMeclis’te istismar konusundaki soruya Kurtulmuş, "Ayın 19’u yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek görevinden yani idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli şekilde, en titiz şekilde, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşen bir meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, en ufak bir kayırma, en ufak bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Kefek Komisyonumuz üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki bu sürece isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. Şimdi bundan sonra 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" şeklinde konuştu.Anayasa değişikliğiAnayasa değişikliği konusunda sorulan soruya Kurtulmuş, "Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca Meclise bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, herkesin kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakere yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir Meclistir? Yani meclisin ikide bir, bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, dün bir vesilede yine şey yapıyorduk, efendim meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri ucuz şey yapıyorlar, milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, milletvekilleri bedava uçaklara biniyorlar gibi bir takım algılarla meclisin hep itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir şey oluyor, bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclis daha fazla, daha etkili çalışmak için bir görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların gidebilmesi için çalışmak meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir merci haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle meclis itibarını yükseltmemiz lazım" diye konuştu.Anayasa konusunda Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerine yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada, terörün sona erdirilmesi ve terörist Türkiye’nin tahkim edilmesi olduğu için. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor" şeklinde konuştu.İsrail Filistin’e saldırılarıİsrail’in Filistin’e karşı saldırılarına yönelik soruya Kurtulmuş, "Şimdi biliyorsunuz biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, meclis başkanı olarak ben de, katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Gazze’deki soykırımı aslında Auschwitz’deki soykırıma Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinin de aslında sadece o soykırımın muhatapları değil aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini dilediği gibi yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır"ifadelerini kullandı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:53
Milli Eğitim ve Aile Bakanı Antalya’daki Erzurum Günleri’nde
Antalya’da bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Erzurum Tanıtım Günleri’ni ziyaret etti. Stantları gezen bakanlar, vatandaşlarla buluştu, folklor gösterilerini izledi ve etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya’da birden çok program gerçekleştiren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri’ne ziyarette bulundu. 5-11 Ocak tarihlerinde gerçekleşen etkinlik kapsamında stantları gezen bakanlar, vatandaşlarla sohbet etti, Konyaaltı Belediyesi folklor ekibi ile Erzurum yöresine ait folklor gruplarının sahne aldığı gösterileri izledi. Erzurumlu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ziyarette yaptığı konuşmada hemşehri birliklerinin toplumsal dayanışma açısından önemine işaret etti. Bakan Tekin şöyle konuştu: "Dünyada her ülkede, toplumu bir arada tutan, milli birliği ve beraberliği pekiştiren çimento harcı olarak tanımlanabilecek kendine özgü yapılar mevcut. Bizim ülkemizde de bu anlamda milleti bir arada tutan en önemli unsur, sivil toplum örgütleri ve hemşehri birlikleridir. Bu birlikleri, federasyonları, dernekleri, vakıfları ayakta tutmak ciddi bir fedakarlık istiyor. Çok zor ve yorucu bir iş." "Devletimizin devamlılığı ve milli birliğimiz açısından bu birliktelik çok önemlidir" Milli Mücadele döneminde Erzurum’un oynadığı role dikkat çeken Tekin, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "Milli Mücadele’nin Erzurum’dan başladığını biliyorsunuz. Gazi Paşa da Erzurum’u daima ayrı bir yere koyar. Ulus devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli mihenk taşlarından biri Erzurum’dur. Rahmetli Raci Alkır’ın ifadesiyle Erzurum, Anadolu irfanının kilididir. Erzurumluların iyi günde kötü günde birlikte davranması beni gerçekten mutlu ediyor. Devletimizin devamlılığı ve milli birliğimiz açısından bu birliktelik çok önemlidir." Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise etkinliğin dayanışma kültürünün güzel bir örneği olduğunu söyledi. Bakan Göktaş, "Bu etkinlik hem birlik beraberlik hem de dayanışma ruhunun Antalya’da yaşatılması bakımından çok kıymetli. Dadaşlar diyarının burada tanıtılması, burada yaşayan Erzurumlu vatandaşlarımız kadar tüm Antalyalılara da bir Erzurum esintisinin ulaşması mutluluk verici. Kendimizi adeta Erzurum’da hissettik." dedi. Erzurum Tanıtım Günleri kapsamında yöresel lezzetler ve kültürel değerler hafta boyunca ziyaretçilerle buluşmaya devam edecek.
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:01
Başkan Er: "Malatya altyapıda ve üstyapıda dirençli bir yapıya kavuşuyor"
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, kentte ciddi bir altyapı çalışması yürütüldüğünü kaydederek eskisinden daha güzel olacağını söyledi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşayan Malatya yeniden ayağa kalkıyor. 104 bini TOKİ ve Emlak Konut, diğerleri de devlet destekli yerinde dönüşüm ile 121 bin bağımsız bölümün inşa edildiği kentte Büyükşehir Belediyesi ise altyapıda ciddi bir yatırım gerçekleştiriyor. 20 milyarı TOKİ, 15 milyarı ise Büyükşehir marifetiyle olmak üzere 35 milyar liralık altyapı yatırımlarıyla şehir hem güçlü hem dirençli hem de sağlam bir alt ve üst yapıya kavuşmuş olacak. İnşa çalışmalarında final aşamasına gelinirken kentin simge bölgelerinde de hummalı bir çalışma yürütülüyor. Fuzuli Caddesinde de altyapı noktasında ekipler çalışmalarını sürdürüyor. Malatya Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın ve ilgili kurum müdürleri Fuzuli Caddesinde yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, cadde üzerinde hizmet veren esnafla bir araya geldi. "Şehir yeniden inşa ediliyor" Malatya’nın yeniden ayağa kalktığını, altyapı çalışmalarının ise sürdüğünü dile getiren Başkan Sami Er, "Az kaldı Malatya ayağa kalkıyor. Bütün kurumlar burada, çalışmaları hızlandırma noktasında inceleme yapıyoruz. Şehir yeniden inşa ediliyor. Malatya, eskisinden daha güzel olacak. Bu noktada ekiplerimiz hummalı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Hep birlikte şehrimizi ayağa kaldıracağız. Artık son aşamaya geldik. Bu noktada altyapıya da önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz" dedi. "121 bin bağımsız bölüm yapılıyor" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve bütün kurumlarla koordine olduklarını ve planlamaların yapıldığını ifade eden Vali Seddar Yavuz ise, "Bu şehirde 121 bin bağımsız bölüm yapılıyor. Uçuk bir iş yapıyoruz. Yarın ne yapacağımıza odaklanırsak sorun çözülür. Daha güzel bir iş yapacağız. Kaldırımlardan altyapı geçecek. Yeni hatlar döşenecek, komple yenileyeceğiz. 2-3 hafta içinde burası çözülmüş olur" diye konuştu. Fuzuli Caddesi’nde hizmet veren esnaf da "Hep beraber ayağa kalkacağız" diyerek taleplerini Vali Yavuz ve Başkan Er’e iletti. Fuzuli Caddesinde MASKİ ekiplerinin çalışmaları hakkında bilgi alınmasının ardından valilik binasında süreçle ilgili bir toplantı gerçekleştirildi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 15:55
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ummanlı mevkidaşından ortak basın açıklaması
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 15:40
Diyarbakır, 2025 yılını 1 milyon 600 bin ziyaretçiyle geçirdi
Diyarbakır’da Vali Murat Zorluoğlu başkanlığında yapılan "Asayiş ve Güvenlik Bilgilendirme Toplantısı"nda 2025 yılı yatırım ve asayiş rakamları paylaşıldı. Zorluoğlu, kenttin 1 milyon 600 bin ziyaretçi ağırladığını açıklayarak, uyuşturucu operasyonlarında 46,5 milyon kök kenevirin imha edildiğini toplam 899 kişinin tutuklandığını söyledi. Valilikte yapılan toplantıya, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman ve İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu katıldı. Burada konuşan Vali Zorluoğlu, Diyarbakır’ın asayiş ve güvenlik bakımından sorunlu bir il olmadığının altını çizerek, 2024 yılında il genelinde toplam 36 bin 65 asayiş olayı meydana geldiğini, 2025 yılında meydana gelen asayiş olayı sayısı yüzde 13 azalarak 31 bin 470 olduğunu söyledi. Kasten öldürme suçunda 2024 yılına göre bir artış bulunmakta olduğunu belirten Zorluoğlu, genel olarak tüm suçların ortalamasında yüzde 12 oranında bir azalış olmakla birlikte, "kasten öldürme" suçunda 2024 yılına göre yüzde 42’lik bir artış söz konusu olduğunu ifade etti. Vali Zorluoğlu, terör örgütlerine karşı emniyet ve jandarmanın 2025 yılında da etkin bir şekilde mücadelesinin devam ettiğini söyleyerek, "2024 yılında toplam 6 bin 234 operasyon gerçekleştirilmişti. Bu operasyonlar 2025 yılında yüzde 34 oranında artırılarak 8 bin 374’e ulaşmıştır. Tabii ki çok sayıda gözaltı olmuş, bunların bir kısmı tutuklanmış, bir kısmı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ancak her türlü terör hadisesine karşı çok ciddi ve hassas bir şekilde mücadelemiz devam etmektedir. Uyuşturucuyla mücadeleye baktığımızda, 2024 yılında toplam 4 bin 132 operasyon gerçekleştirilmişti. 2025 yılında bu sayı yüzde 7 oranında artmıştır. Bu operasyonlar neticesinde, 5,3 ton uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Ayrıca 305 bin adet uyuşturucu hap ile 46,5 milyon kök kenevir bitkisi imha edilmiştir. Bu operasyonlar kapsamında 6 bin 643 şahıs gözaltına alınmış, bunlardan 899’u tutuklanmıştır. Bu sene, geçen senelerden farklı olarak özellikle altını çizerek ifade etmek isterim ki; sadece bu tarlaları ekenlere yönelik operasyonlar yapılmamış, aynı zamanda bunların üstündeki, kamuoyunda ’baron’ olarak tabir edilen kişilere yönelik de operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Bu manada çok başarılı çalışmalar ortaya konulmuştur. Emniyetimizle birlikte jandarmamızı da tebrik ediyoruz" dedi. 2024 yılında kentte trafik kazalarında 29 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatan Zorluoğlu, 2025 yılında bu oranın yüzde 24 seviyesinde artarak 36 kişiye ulaştığını kaydetti. Zorluoğlu, Şehir Hastanesinin inşaatı devam ettiğini aktararak, "Gelinen noktada gerçekleşme oranı şu an itibarıyla yüzde 72’dir. Yaklaşık bin yatak kapasiteli olacak bu hastane, ilimizin sağlık altyapısına güçlü bir destek sağlayacaktır. Hedefimiz, inşallah 2026 yılının sonu itibarıyla burayı tamamlamak ve 2027 yılının başında hizmete açmaktır. Bunun yanında Diyarbakır’da ikinci bir şehir hastanesi daha yapılacaktır. Bu konuda Sağlık Bakanlığımızla ve milletvekillerimizle mutabakata varılmıştır. Şu anda ikinci şehir hastanesinin yer tespit çalışmaları devam etmektedir" diye konuştu. Silvan Barajı projesi hakkında da bilgi veren Zorluoğlu, çok ciddi çalışmalar yürütülmekte olduğunu, şu an itibarıyla Silvan Projesi’nin toplam yatırım bedelinin 300 milyar lira olduğunu ifade etti. Turizm konusuna da değinen Vali Zorluoğlu, "Diyarbakır’ımızın önemli gelişim alanlarından birinin turizm olduğunu görmekteyiz. 2025 yılı, turizm açısından oldukça hareketli ve bereketli geçmiştir. 2025 yılı içerisinde toplam 1,6 milyon ziyaretçimiz olmuştur. Elbette bu ziyaretçilerin tamamı ilimizde konaklamamıştır. Bir kısmı günübirlik gelmiş, bir kısmı ise farklı amaçlarla ilimize uğramıştır. Konaklayan ziyaretçilere baktığımızda, 622 bini yerli, 46 bini yabancı olmak üzere yaklaşık 660 bin kişi Diyarbakır’da konaklamıştır. Bunun üzerine neredeyse 1 milyon kişi de günübirlik ziyaret, müze gezileri ve benzeri amaçlarla ilimize gelmiştir. Toplamda 1,6 milyon ziyaretçi rakamına ulaşılmıştır" dedi. "Diyarbakır’ın Elazığ ve Şanlıurfa istikametlerindeki tüm kavşaklar elden geçirilecek" Zorluoğlu, zamanla araç sayısının artmasıyla birlikte şehir içi trafikte yoğunluğun da artmakta olduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu kapsamda Karayolları Genel Müdürlüğü yaklaşık 3 milyar liralık bir ihale gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar 2026. yılının hemen başında başlayacaktır. Bu çerçevede Diyarbakır’ın Elazığ ve Urfa istikametlerindeki tüm kavşaklar elden geçirilecektir. Yeni nesil kavşak anlayışıyla yapılacak, geometrik düzenlemelerle trafikte yaklaşık yüzde 30’luk bir iyileşme sağlanması hedeflenmektedir. Bu çalışmalar kapsamında Elazığ yolu ve Şanlıurfa yolunun asfaltlarının yenilenmesi de yer almaktadır. Zira bu yolların asfaltlarının yenilenmesi artık zorunlu hale gelmişti. Ayrıca şehrimizin çevre yolu meselesi de önemli başlıklardan biridir. Özellikle Ergani tarafından gelen yolun Silvan’a bağlanacak olan ilk bölümü, yaklaşık 19 kilometrelik bir kesimi kapsamaktadır. Bu bölümün yatırım programına alınması konusunda yoğun bir mücadele verdik. İnşallah 2026 yılı, bu alanda da önemli aşamalar kaydettiğimiz bir yıl olacaktır."
08 Ocak 2026 Perşembe - 15:16
AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Özgür Özel, çirkin ve seviyesiz itham ve iftiraların sözcülüğünü yapmakta ısrar ediyor"
AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çirkin ve seviyesiz itham ve iftiraların sözcülüğünü yapmakta ısrar ediyor" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sözlerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi. Özel’in her fırsatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a saldırdığını ve yalana sarıldığını belirten Ala, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çirkin ve seviyesiz itham ve iftiraların sözcülüğünü yapmakta ısrar ediyor. Siyaset üretememenin, uluslararası düzeyde saygınlık elde edemememin hıncıyla her fırsatta Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor, yalana sarılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın uluslararası arenadaki stratejik duruşunu anlamak için siyasi akıl ve devlet tecrübesi gerekir. Küresel satranç tahtasını karalama tahtası sanan Özgür Özel’in sözleri, ancak kendi siyasi iflasının ilanıdır. Dünya gelişmelerini izlemek şöyle dursun, kendi hezeyanlarının içinde kaybolmuş durumda. Siyaset, bu tür düzeysiz iddiaları ciddiye alacak kadar hafif değildir."
08 Ocak 2026 Perşembe - 14:28
Prof. Dr. Akdağ’dan ETSO’ya ziyaret
Önceki Dönem Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek devam eden restore çalışmalarını ve yenilenen hizmet alanlarını ziyaret etti. Yapılan çalışmaları beğeniyle karşıladığını ifade eden Prof. Dr. Akdağ, ETSO’nun kurumsal kimliğine yakışır bir dönüşüm süreci yürütüldüğünü belirtti. Ziyaret kapsamında TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Başkanı Saim Özakalın’ı makamında ziyaret eden Prof. Dr. Akdağ ile Erzurum’un ekonomik gelişimi, sanayi altyapısı ve yatırım ortamı üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşmede özellikle 2. Organize Sanayi Bölgesi kapsamında Erzurum’a kazandırılan yeni yatırımlar ile hali hazırda devam eden yatırımlar ele alındı. ETSO Başkanı Saim Özakalın, Erzurum’un sahip olduğu teşvik avantajlarının yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayarak, "2. OSB ve açılması planlanan Mesleki ve Teknik Liselerin sayesinde ilimizde üretim, istihdam ve katma değeri artıracak yatırımların sayısı her geçen gün artıyor. ETSO olarak yatırımcılarımızın önünü açan, süreci kolaylaştıran her adımı desteklemeye devam ediyoruz" dedi. Prof. Dr. Recep Akdağ ise Erzurum’un stratejik konumu, teşvik imkanları ve gelişen sanayi altyapısıyla güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Yapılan çalışmalar ve hayata geçirilen yatırımlar, Erzurum’un ekonomik geleceği açısından son derece kıymetlidir. Odanın bu süreçte üstlendiği rol takdire şayandır" ifadelerini kullandı. Görüşme sonunda Başkan Saim Özakalın, Prof. Dr. Recep Akdağ’a ETSO Tarih Kitabı hediye etti. Ziyaret, karşılıklı iyi dilek ve temennilerin ardından sona erdi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 14:25
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özgür Özel siyaset yapmıyor, iftira üretim merkezi olarak çalışıyor"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özgür Özel siyaset yapmıyor, iftira üretim merkezi olarak çalışıyor. Her gün ‘yalan siyaseti’nde yeni bir rekor kırıyor" dedi. Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarının bir kere daha siyasi alanın dışına çıktığını ifade etti. Çelik, "Özgür Özel siyaset yapmıyor, iftira üretim merkezi olarak çalışıyor. Her gün ‘yalan siyaseti’nde yeni bir rekor kırıyor. Özgür Özel siyasi tarihimizin en çirkin iftiralarını üretiyor. Özgür Özel’in Cumhurbaşkanımızın yabancı bir devlet başkanıyla pazarlık yaparak meşruiyet arayışı içinde olduğunu ya da icazet almaya çalıştığını söylemesi, siyasi tarihimizin en büyük yalanıdır. Özgür Özel’in Cumhurbaşkanımızın yabancı bir devlet başkanı tarafından tehdit edildiğini, bu nedenle pazarlık yaptığını söylemesi, siyasi akıldan ve ahlaktan tamamen yoksun sözlerdir. Türkiye’de ve dünyada Özgür Özel’in sözlerini ciddiye alacak tek bir kişi yoktur. Özgür Özel’in Türkiye hakkında gerçek bir siyasi perspektifi yok. Ülkemizin etrafındaki gelişmeleri anlamıyor. Dünyadaki gelişmelerden haberi yok. Cumhurbaşkanımızın iradesini, bölgesel ve küresel karşısındaki yaklaşımını anlaması mümkün olmadığı için yaptığı tek iş iftira kampanyasıdır. Cumhurbaşkanımızın bölgesel ve küresel gelişmelerde nasıl bir yol izleyeceğini tüm dünya takip etmektedir. Özgür Özel’in bu dinamikleri iyi takip edip, öğrenme sürecine girmesinde fayda vardır" dedi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 14:10
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Bölge halklarının ve özellikle Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellijkler getirmesi temennisinde bulunarak, "Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip, Türkiye siyasetinin nabzının attığı, Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz" ifadelerini kullandı. Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda nasıl bir ortak rapor ortaya çıkacağı sorusu üzerine, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler olsa bile büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi nihayet son safhaya girdik. Siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş oldu. Tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var, bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak, şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya koyarak nihayet raporu hazırlayacağız. İki toplantı yaptık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, arkadaşlarımızın hepsi iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerhinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak. Komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacak. Örgütün silahları bıraktığının tespit edilmesinden sonra yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclis Genel Kurulunda partilerin çalışmaları ile tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir" dedi. "Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz" Suriye konusundaki soru üzerine Kurtulmuş, "Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren, Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur; biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki yaklaşımımızla özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak bölgede Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Acemlerin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını birbirine düşman hale getirmek" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş şöyle konuştu: "Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlamında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır." "16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak, Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" Meclis’teki istismar iddialarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Ayın 19’u, yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek, idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli, en titiz, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşeni Meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, kayırma, bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Komisyon üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki; bu süreci isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek" şeklinde konuştu. "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır" Bir başka soru üzerine Kurtulmuş, "Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılında başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakerenin yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir? Bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, ya Meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, bedava uçaklara biniyorlar gibi birtakım algılarla Meclisi hep itibarsızlaştırmaya çalışan bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclisin daha fazla, daha etkili çalışması için görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki, var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların giderilebilmesi için çalışmak Meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir mercii haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle Meclisin itibarını yükseltmemiz lazım" diye konuştu. Anayasa değişikliği konusunda Kurtulmuş, "Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerini yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada terörün sona erdirilmesi. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor" şeklinde konuştu. "Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır" İsrail’in Filistin’e karşı saldırılarını sürdürmesine yönelik soru üzerine Kurtulmuş, "Biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, Meclis başkanı olarak ben de katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek, orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak, Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Aslında Auschwitz’deki soykırımı, Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı, bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinde aslında sadece o soykırımın muhatapları değil, aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır" ifadelerini kullandı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 14:07
Dışişleri Bakanı Fidan, Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Al Busaidi ile araya geldi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile Ankara’da bir araya geldi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder