Son Dakika
|
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Oyun alanı savaş alanına döndü: O anlar kamerada
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
İran, Tel Aviv’i vurdu: 6 yaralı
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baba ocağında led imza sürprizi yapılmış
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Antalya’da inşaat malzemeleri deposunda yangın
Alperen Şengün’den Chicago Bulls karşısında triple-double
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davası başladı
POLİTİKA
BBP Genel Sekreteri Yelis: "Aklımızdan çıkarmadığımız suikast dosyası, hala tüm yönleriyle açıklığa kavuşmamıştır"
24 Mart 2026 Salı - 14:43:50
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Sekreteri Ahmet Yelis, "Aklımızdan bir an dahi çıkarmadığımız, suikast dosyası hala tüm yönleriyle açıklığa kavuşmamıştır" dedi. Yelis, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün 17’nci yıl dönümü kapsamında parti genel merkezinde açıklama yaptı. Yelis açıklamasında, "Rahmetli Muhsin başkanımız, İslam’ın getirdiği güzelliklerin rehber olması, Türk devletinin bekası ve milletimizin refahı için hayatını adamış örnek bir dava ve devlet adamıydı. Siyasi hayatında nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğilmemiş, kendi tabiriyle; bir nefeslik ömür için fırıldak olmaya gerek duymamıştır. Dünya menfaati için yapılan politikayı tercih etmemiş ve milletimizin gönlünde yer bulup milletin adamı olmayı başarmıştır" ifadelerini kullandı. "Çalışmalarımızı birileri plaket versin, apolet taksın diye yapmıyoruz" Konuşmasında, Yazıcıoğlu’nun sözlerine yer veren Yelis, "Biz, çalışmalarımızı birileri plaket versin, apolet taksın diye yapmıyoruz. Atalarımızdan miras kalan ve üç asırdır dumura uğrayan î’la-yi Kelimetullah için Nizam-ı Alem davasını yaşamak ve yaşatmak için uğraş veriyoruz" diye konuştu. "Aklımızdan çıkarmadığımız suikast dosyası, hala tüm yönleriyle açıklığa kavuşmamıştır" Yelis, Yazıcıoğlu davasının tüm yönleriyle aydınlatılamadığını vurgulayarak, "Aklımızdan bir an dahi çıkarmadığımız, suikast dosyası hala tüm yönleriyle açıklığa kavuşmamıştır. Bugün şehadet süreci çözüme kavuşmadan, vicdani, yasal ve hukuki olarak süreci aydınlatmak görevi üzerlerinde olanlar, rahat uyuyamazlar, dünya ve ahiret sorumluluktan kurtulamazlar" şeklinde konuştu. "Kapanmış olan dosyalar yeniden açtırılmıştır" Davanın mahkeme süreci hakkında da bilgi veren Yelis, şu ifadelere yer verdi: "Bu cezalar ve dosyalar, tarihi dosyalar olarak nitelendirilebilecek kapsamda dosyalardır ve bu cezalar da bu kapsamda verilmiştir. Ancak Genel Başkanımız Mustafa Destici’nin ilk günden bu yana davaya gösterdiği hassasiyet sayesinde kapanmış olan dosyalar yeniden açtırılmıştır. Bugün de ana dosya üzerinden çalışmalarımız, hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcımız nezaretinde, Büyük Birlik Partimizin Divanı’nın takibinde ve en başta Genel Başkanımız Mustafa Destici’nin öncülüğünde devam etmektedir. Beklentimiz, bu dosyanın en kısa sürede yeniden açılması ve gerçek anlamda suçun faillerinin ortaya çıkarılmasıdır." Yelis, Muhsin Yazıcıoğlu adına düzenlenecek anma programının 25 Mart Çarşamba günü saat 08.30’da kabri başında yapılacağını sözlerine ekledi.
24 Mart 2026 Salı - 13:22
MHP lideri Bahçeli: "Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır" dedi.
24 Mart 2026 Salı - 13:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baba ocağında led imza sürprizi yapılmış
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’yi ziyareti sırasında ana baba ocağındaki evinin karşısındaki tepeye led ışıkla imzasının çizildiği ortaya çıktı.
24 Mart 2026 Salı - 11:55
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği İsrail’de yaşanmalıdır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır" dedi.Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, İran-İsrail-ABD savaşı ve Terörsüz Türkiye başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Ramazan Bayramı’nı geride bıraktıklarını anımsatan Bahçeli, Bayram boyunca savaşların devam ettiğini belirterek, "Ramazan Bayramı’nı doğasına müzahir şekilde hangi seviyede kutlayabildiğimizi elbette takdirlerinize sunuyorum. Siyonist-emperyalist cinayet şebekesi Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi" açıklamasında bulundu."Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz"Bahçeli, etrafa kanla, silahla, şiddetle çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ettiklerinin altını çizerek, "Milli birlik ve kardeşliğimizin güçlenen iç barış ve huzur ortamının en büyük direncimiz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız, sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceğiz. Biz kavgayı ağacın yaprağına yazıyoruz, sonbahar gelince yapraklar kurusun diye. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgar esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneş açınca erisin diye. Dostluğu, kardeşliği ve hasbi sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazıyoruz, onlar büyüsün de dünyayı A’dan Z’ye sarsın diye. Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kudretli bir devlet gayretimizdir" ifadelerine yer verdi."‘Terörsüz Türkiye’ hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır"Türkiye’nin küresel güç olması için yeni bir imkan doğduğunu belirten Bahçeli, "Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı barış ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık Türk-İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyor, bu zulmetin son bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliğin ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayış ve özlemindeyiz. fBöylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye’mizi de bir kutup başı yapacaktır" diye konuştu.Katar’da kaza kırıma uğrayan helikopterdeki şehitlere ilişkin de konuşan Bahçeli, "Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, Bunun sonucunda bir askerimizin ve iki Aselsan çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum" dedi."ABD, İsrail ve İran’ın açıklamaları barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır"Bahçeli, Birleşmiş Milletler’in kurulduğu günden beri en aciz dönemini yaşadığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi:"Trump’ın ‘İran’ı yok edeceğiz’ tehdidi, İran Dışişleri Bakanı’nın ‘Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir’ açıklaması, İsrail Başbakanı’nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek ‘Savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini’ ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır. Siyonist-emperyalist haydutluğun, dünya için stratejik öneme haiz İran’ın Pars Doğal Gaz Sahası’nı ve Natanz Nükleer Tesisini vurması, bunun ardından İran’ın, Katar ve Suudi Arabistan’daki rafinelerin yanında İsrail’in nükleer sahası olan Arad ve Dimona’ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kabus senaryolarının tedavüle sokulması, Üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, Üçüncü Dünya Savaşı’nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, Enerji krizinin kapıya dayanması, bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı’nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir.""‘Terörsüz Türkiye’ hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır"İran’ın dini liderlerinin, devlet ve siyaset hayatındaki üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınmasına rağmen rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen İran halkının saldırılara karşı etten duvar ördüğünü dile getiren Bahçeli, "Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki, bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden "Terörsüz Türkiye" hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamd olsun teyit edilmiştir. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Terörsüz Bölge’ çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu."Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir"Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, Türkiye’nin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyu olduğunu kaydederek, "Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz" dedi."’Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında ihtiyaç duyulan, hukuki düzenlemeler yerine getirilecektir"Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde hukuki adımların da atılacağını da söyleyen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:"’Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır.Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. ‘Terörsüz Türkiye’ dedik, Allah’ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur.""Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir"Bayramın ardından, söz konusu reformların aşama aşama hayata geçeceğine inandığını vurgulayan Bahçeli, "Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan maşeri vicdanın beklentisine müzahir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye’mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir, gerçekçi milletseverlik ve milliyetçiliktir. Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir. Birliğin olduğu yerde dirlik vardır, esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır, ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve teenni ile yol alacağız. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi."Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir"Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ süreci sonunda bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecek bir ülke olacağının altını çizen Bahçeli, "Türk milleti kardeşliğine ve kaderine önşartsız sahip çıkacak. Terörsüz Türkiye belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir; bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynu eğik çıkacak taraflar da asla olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli tuluat tiyatrosu değildir; özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlakı hâkimdir. Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliğiyle Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır" dedi."Dışişleri Bakanımız son derece dengeli şekilde Türkiye’nin mesajlarını anlatmaktadır"Türkiye’nin, ABD-İsrail ortaklığının İran’ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle icra ettiğini kaydeden Bahçeli, "Memnuniyetle söylemeliyim ki, Türk dış politikasının uygulayıcıları; görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde cesur ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımızın diplomatik temasları aralıksız sürmektedir. Dışişleri Bakanımız son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye’nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarına anlatırken, faal şekilde barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır" şeklinde konuştu."Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir"Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş ikliminin yalnız bir bölgeyle sınırlı kalmayacağını, yayılacak ve yaygınlaşacağını belirten Bahçeli, "Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin, buna bazı İslam ülkeleri de dahil İspanya Başbakanı’nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündemiç hareket etmeleri insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihi bir mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabii hakkımızdır. Çünkü bu dünya insanım diyen herkesin ortak yaşam alanıdır" ifadelerini kullandı."Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır"Bahçeli, masum insanların ölümünün cinayet olduğunu ve cinayete ortak olanların da insanlık karşısında suçlu olduğunu vurgulayarak, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır. ABD Başkanı’nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail’in ABD’nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail’in 20 Mart’ta Suriye’nin güneyindeki askeri alt yapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerilimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur. Lübnan’a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Ortadoğu’nun kanayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz, 59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da bayram namazı kılınamamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir" açıklamasında bulundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
22 Mart 2026 Pazar- 22:38
MİT Başkanı Kalın, Hamas heyetiyle görüştü
2
24 Mart 2026 Salı- 13:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a baba ocağında led imza sürprizi yapılmış
3
23 Mart 2026 Pazartesi- 14:41
Pakistan Milli Günü Ankara’da düzenlenen programla kutlandı
4
20 Mart 2026 Cuma- 15:14
Başkan Kahveci’den şehirler arası iş birliği için önemli görüşme
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 15:09
Bahçeli’den merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun kabrine ziyaret
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:51
CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin’de buluştu
Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Büyükşehir Belediye Başkanları, ’Halk için hep beraber’ sloganıyla Mersin’de bir araya geldi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek başkanlığında gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen toplantıda, büyükşehir belediyelerinin 2025 yılı çalışmaları değerlendirilirken, 2026 yılına yönelik planlamalar ele alındı. Tutuklu belediye başkanları, devam eden operasyonlar, küresel ve ulusal siyasetin yerel yönetimlere etkisi ile kuraklıkla mücadele gündem başlıkları arasında yer aldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP’li belediyelerin 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde önemli bir başarı elde ettiğini söyledi. Seçer, "Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 60’ından fazlasını ve ülke ekonomisinin yaklaşık dörtte üçünü CHP’li belediyeler yönetiyor. Belediye başkanları yalnızca yerel yöneticiler değil, aynı zamanda ülke siyasetinin de önemli aktörleridir" dedi. Toplantıya ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade eden Seçer, kentin ülke içindeki konumuna değindi. Mersin’in stratejik konumu ve tarihsel sürecini değerlendiren Seçer, kentin Türkiye’de ekonominin en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin dinamik yapısından söz ederek göçlerle büyüdüğünü belirten Seçer, Mersin’in liman kenti olmasının tarihsel süreçteki önemine değindi. Gerçekleştirilen toplantının geçmiş dönemde de faydalarını gördüklerini dile getiren Seçer, "Bugün burada olma nedenimiz; bir yandan kendi görev ve sorumluluk alanlarımız içerisindeki sorunlarımızı konuşmak, tartışmak ve deneyim paylaşımı yapmak, bir yandan da Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın yaşadığı siyasal çalkantılar içerisindeki durumunu konuşmak. Çünkü her birimizin şehrinin kendine münhasır özelliklerinden dolayı hem iç siyasi gelişmelerden hem dış siyasi gelişmelerden etkilendiğini biliyoruz. Mersin ve komşumuz Adana bu konuda son derece hassas kentler. Orta Doğu’daki ve Kafkaslar’daki her gelişme buraya yansıyabiliyor. Çünkü bizim bölgelerimiz ulusal güvenlik açısından da son derece stratejik lokasyondalar" diyerek kentlerde yaşanan süreçleri bir arada tartışacaklarını belirtti. Türkiye’nin geleceğinin yerelden inşa edileceğini vurgulayan Seçer, "Belediyeler yalnızca altyapı hizmeti üreten kurumlar değildir. Aynı zamanda vatandaşın umudunu diri tutan yapılardır" ifadelerini kullandı. "Mersin modeli örnek bir belediyeciliktir" CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ise Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal adalet, kapsayıcılık ve krizlere karşı direnç temelinde örnek bir yerel yönetim modeli sunduğunu söyledi. Zeybek, "Vahap Seçer, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyor" dedi. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti. Belediye başkanları, yürüttükleri projeler ve deneyimlere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:35
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran: "ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etmiştir"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde, Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla bir mektup göndererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etmiştir"dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları dedi: "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı (Comprehensive Plan to End the Gaza Conflict) desteklemeyi kararlaştırmıştır. Bu çerçevede, Gazze’de güvenliğin sağlanmasından ve yeniden imarından sorumlu olacak Barış Kurulu ve Organları tesis edilmektedir. ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde, Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla bir mektup göndererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etmiştir."
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:32
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran:"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı (Comprehensive Plan to End the Gaza Conflict)
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran:"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı (Comprehensive Plan to End the Gaza Conflict) desteklemeyi kararlaştırmıştır. Bu çerçevede, Gazze’de güvenliğin sağlanmasından ve yeniden imarından sorumlu olacak Barış Kurulu ve Organları tesis edilmektedir. ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde, Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla bir mektup göndererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etmiştir."
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:24
DEM Parti:"DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adasına gitti"
DEM Parti:"DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adasına gitti"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:22
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp." dedi.Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, " Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu."Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz"2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi."10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı""2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu."Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi."Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz"AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi."İstanbul’da asrın hırsızlığı var"Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu."Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:18
Başkan Özgökçen: "Konya’da sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız arttı"
AK Parti Konya İl Başkanlığı, 2025 yılı değerlendirme toplantısını gerçekleştirdi. AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, sahaya dayalı siyaset anlayışıyla Konya’nın 31 ilçesinde yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Selçuklu Kongre Merkezinde düzenlenen programa AK Parti Konya Milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve gazeteciler katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Fatih Özgökçen, "Masada değil, sahada olmayı tercih ettik" diyerek, kapı kapı gezmeye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonunu ve AK Parti’nin eser ve hizmetlerini anlatmaya devam edeceklerini söyledi. Özgökçen, "Karapınar’dan Kulu’ya, Beyşehir’e kadar 31 ilçemizin tamamında, mahalle mahalle, sokak sokak teşkilatlarımızda milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, meclis üyelerimizle, kadın ve gençlik kollarımızla bir araya geldik, istişare yaptık. Vatandaşımızın sesine kulak verdik, teşkilat mensuplarımızı dinledik. Vatandaşlarımızın taleplerini sıkıntılarını not ettik ve hızlıca bununla ilgili ne yapabiliriz diye durmadık mahalle başkanlarımızla kapsamlı toplantılar gerçekleştirdik. Çünkü eser ve hizmet anlayışımızın ilk basamağı, vatandaşlarımızla ilk temasımız, ilk dokunuşu bu mahalle başkanlarımız. Bugün AK Parti bu noktalara hiç şüphesiz onların sayesinde gelmiştir. Biz de bunu bildiğimiz için sık sık mahalle başkanlarımızla bir araya geliyoruz. Konya’mızın her bir köşesinde, mahallemizde, köylerimizde görev yapan muhtarlarımızla milletimize daha güzel hizmetler sunmak için yollarımız, bizim geleceğimizin teminatıdır anlayışla, düzenli aralıklarla gençlerimize birlikte programlara katıldı. AK Parti olarak bizim en büyük hedeflerimizden biri de Konya’da olmak üzere Türkiye’yi küresel ticarette bir yıldız, bölgesinde bir çekim merkezi, dünyada ise bir refah abidesi haline getirmektir" dedi. "Üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır" Türkiye siyasi tarihinde toplumsal karşılığı ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut göstergesi olduğunu vurgulan Başkan Özgökçen, "Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. Konya’mızda teşkilat olarak sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır. Bundan sonra da durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Biz, önümüzdeki süreçte de teşkilat olarak kapı kapı gezeceğiz. Liderimiz Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’mizin eserlerini anlatmaya devam edeceğiz. Özellikle, sadece seçim olarak değil, her zaman milletimizin her anında yanında olmak için gayret etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:46
Bakan Güler başkanlığında "Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Değerlendirme Toplantısı" gerçekleştirildi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler başkanlığında, "Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yıllık Değerlendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda icra edilen toplantıya Bakan Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de yer aldı. Toplantıda devam eden faaliyetler hakkında bilgi alan Bakan Yaşar Güler, yapılacak çalışmalara ilişkin talimatlar verdi.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:35
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi. Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu. "Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz" 2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi. "10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı" "2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu. "Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi. "Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz" AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi. "İstanbul’da asrın hırsızlığı var" Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu. "Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun" Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:12
Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, beraberindeki heyetle birlikte Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı ziyaret etti. Ziyarette ilçede yürütülen çalışmalar ile planlanan projeler ele alındı. Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın’a, Adıyaman Milletvekili Hüseyin Özhan, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Sincik Belediye Başkanı Mehmet Korkut, il ve ilçe başkanları, teşkilat üyeleri ile İl Genel Meclisi üyeleri eşlik etti. Ziyarette konuşan Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, ilçenin gelişimi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Kahta’mızın ihtiyaçlarını gözeterek altyapıdan üstyapıya, sosyal projelerden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda çalışmalarımız sürüyor. Merkezi idare ile uyum içinde hareket ederek ilçemize en iyi hizmeti kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise Kahta’da yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade ederek, "Yerel yönetimlerimizin sahadaki gayretleri bizler için çok kıymetli. Kahta’nın kalkınmasına katkı sunacak her projede iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz. İlçemizin gelişimi adına yapılan çalışmaları desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Görüşmede, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulurken, Kahta’da hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapıldı.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:51
Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor
AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı ile siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor. AK Parti Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı, 17-18 Ocak tarihlerinde Erzurum’un ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Erzurum ile birlikte 7 ilin katılım sağladığı toplantıya; AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın tüm kadrosu, bölge illerinin il ve ilçe başkanları, ayrıca Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tam kadro katılıyor. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum’un böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İl Başkanı Küçükoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "AK Parti olarak gücümüzü teşkilatlarımızdan alıyoruz. Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantımız kapsamında, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın tüm kadrolarıyla birlikte 7 ilimizin il ve ilçe başkanlarımızı Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu toplantılar, sahadaki çalışmalarımızı daha da güçlendiren, ortak aklı ve istişare kültürümüzü pekiştiren son derece kıymetli buluşmalardır." Küçükoğlu, açıklamasının devamında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, AK Parti teşkilatlarının her zaman milletle iç içe, sahada ve güçlü bir koordinasyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Küçükoğlu, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde, teşkilatlarımızla birlikte milletimize hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı’nın, teşkilat çalışmalarına ivme kazandırması ve yeni döneme ilişkin stratejik adımların belirlenmesine katkı sunması bekleniyor. Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bayburt, Iğdır ve Ardahan Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Kampı programında bugün Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’de katılımcılara hitap etti. Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, Kuzeydoğu Anadolu Bölge Başkanı Kurtcan Çelebi’nin "Ak Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. MKYK üyesi, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız’ın Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi sunumundan sonra MKYK Üyesi Mahir Ünal "Siyasal iletişim eğitimi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen, Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Bölge Milletvekilleri, Teşkilat Başkan Yardımcıları, İl Koordinatörleri 7 İl ve İlçe Başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı" programının yarın yapılacak bölümünde ise Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün başkanlığında Çalıştay raporlarının değerlendirilmesi müzakereler yapılacak.
16 Ocak 2026 Cuma - 21:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş adamları heyetini kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) heyetini İstanbul’daki çalışma ofisinde kabul etti.
16 Ocak 2026 Cuma - 20:27
Bakan Fidan, Ummanlı mevkidaşı ile telefonda görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Al Busaidi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bakan Fidan ile Umman Dışişleri Bakanı Busaidi arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, bölgedeki ihtilaf ve gerilimlerin giderilmesi amacıyla Umman ve Türkiye tarafından son günlerde gerçekleştirilen temasların sonuçları değerlendirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder