POLİTİKA
24 Mart 2026 Salı - 16:31 Akçadağ’a 49,5 milyonluk modern hayvan pazarı Malatya’nın Akçadağ ilçesinde hayvancılık sektörünün geliştirilmesi amacıyla 49 milyon 510 bin TL bütçeli modern hayvan pazarı projesi hazırlandı. Akçadağ Belediyesi ile Akçadağ İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan proje kapsamında, hayvan alım-satım işlemlerinin daha düzenli, sağlıklı ve denetlenebilir bir ortamda gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Proje ile modern, hijyenik ve mevzuata uygun bir hayvan pazarı kurulacak. Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş, proje ile kontrolsüz ve altyapısı yetersiz alanlarda yapılan hayvan satışlarının önüne geçileceğini belirterek, hayvan sağlığı ve refahının artırılacağını, kayıt dışı hayvan ticaretinin ise azaltılacağını ifade etti. Ulutaş, kurulacak pazarda hayvan giriş-çıkışlarının kayıt altına alınacağını, veteriner sağlık kontrollerinin etkin şekilde yapılacağını ve hastalıkların yayılma riskinin düşürüleceğini kaydetti. Akçadağ’da hayvancılığın önemli bir geçim kaynağı olduğuna dikkat çekilen projede, mevcut satış alanlarının yetersizliği nedeniyle hem üreticiler hem de kamu açısından çeşitli sorunların yaşandığı belirtildi. Yeni tesisle birlikte çevre kirliliği, kontrolsüz hayvan hareketleri ve sağlık risklerinin azaltılması öngörülüyor. Proje kapsamında 1 adet hayvan pazarı ile 400 metrekarelik kesimhane kurulması planlanırken, toplam bin 500 metrekarelik alanda hizmet verilecek. 24 ayda tamamlanması planlanan projenin yaklaşık 5 bin kişiye doğrudan fayda sağlaması bekleniyor. Öte yandan proje ile 10 kişiye doğrudan istihdam sağlanması, üreticilerin pazarlama imkanlarının geliştirilmesi ve yıllık yaklaşık 37 milyon TL gelir artışı oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasının ardından tesisin, kendi gelirleriyle sürdürülebilir bir yapıda işletilmesi planlanıyor.
24 Mart 2026 Salı - 16:19 Moritanya’da Türkoloji okuyan Afrikalı öğrenciler UCLG Başkanı Altay’ı coşkuyla karşıladı UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, UCLG Afrika Genel Kurulu’na katılmak üzere gittiği Moritanya’da üniversite öğrencileriyle buluştu. Moritanya’da Nuakşot Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencileriyle bir araya gelen Başkan Altay, büyük coşku ve samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette Afrikalı öğrencilerle sohbet etti. Konya’nın köklü medeniyet geçmişi ve kültürel mirası hakkında da öğrencilere bilgiler veren Başkan Altay, Moritanya’da Türkçe’ye ve Türk kültürüne ilgi duyan öğrencilerle bir arada bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Üniversitede gördüğü manzara karşısında çok etkilendiğini kaydeden Başkan Altay, "Bu kadar genci Türkiye sevgisiyle görmek, Türkçe konuşmayı öğrenmeniz, Türk dilini öğrenmeniz, bu konuda eğitim almanız bizim için çok kıymetli. Bu bölümün açılmasında büyükelçimizin çok büyük emekleri olmuş. Kendisine ülkemiz adına teşekkür ediyorum. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke. Türk dili de tüm dünyada önemli bir dil. Sizin bunu öğrenmeye niyet etmeniz, bu konuda akademik çalışma yapmanız hakikaten çok kıymetli. Biz Türklerin en mutlu olduğu an herhalde Türkçe konuşan bir yabancı gördüğümüz an. ‘Hazreti Mevlana aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşırmış’ diyor. Her ne kadar sizin dışınızdaki Moritanyalılarla aynı dili konuşmasak da birbirimize büyük bir muhabbet besledik. Hem de sizin gibi aynı dili konuştuğumuz kardeşlerimizle gönül bağımızın artarak devam edeceği kesin. Bu vesileyle hepinize çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Altay, Moritanya Türkiye Büyükelçiliği tarafından seçilecek öğrencileri Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Konya’da misafir edeceklerini de sözlerine ekledi. Moritanyalı öğrenci İstiklal Marşı okudu Ziyaret esnasında Yuma isimli Moritanyalı öğrenci İstiklal Marşı’nı okurken, Başkan Altay, öğrenciyi tebrik etti. Türkiye’nin Nuakşot Büyükelçisi Burhan Köroğlu ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’ün de katıldığı ziyarette, Türkoloji bölümünde okuyan Afrikalı öğrenciler, Başkan Altay’a teşekkür ederek, Türkiye’ye ve Türk kültürüne olan ilgilerini paylaştı. Nouakchott Belediyesi ile kardeş şehir protokolü imzalandı Başkan Altay’ın Moritanya ziyareti kapsamında Nuakşot Belediyesi ile kardeş şehir protokolü de imzalandı. İmza töreni öncesi konuşan Başkan Altay, Moritanya’nın Türkiye için çok kıymetli bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Burası çok önemli bir İslam beldesi. Konya da önemli bir İslam şehri. Bu attığımız imza inşallah kardeşliğin gelişmesine çok önemli vesile olacak. Burada bulunmak benim için de çok büyük mutluluk" açıklamasını yaptı. UCLG Afrika Başkanı, Nouakchott Bölge Konseyi Başkanı Fatimetou Mint Abdel Malick de şehre gelen herkesin sıcak misafirperverliği gördükten sonra orada kalmak istediğini belirterek, imzalanan protokol için Başkan Altay’a teşekkür etti. Konuşmaların ardından Başkan Altay ile Başkan Malick Konya’yı ve Nouakchott’u kardeş şehir yapan protokolü imzaladı.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:22 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp." dedi.Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, " Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu."Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz"2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi."10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı""2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu."Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi."Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz"AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi."İstanbul’da asrın hırsızlığı var"Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu."Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Başkan Özgökçen: "Konya’da sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız arttı"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:18 Başkan Özgökçen: "Konya’da sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız arttı" AK Parti Konya İl Başkanlığı, 2025 yılı değerlendirme toplantısını gerçekleştirdi. AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, sahaya dayalı siyaset anlayışıyla Konya’nın 31 ilçesinde yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Selçuklu Kongre Merkezinde düzenlenen programa AK Parti Konya Milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve gazeteciler katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Fatih Özgökçen, "Masada değil, sahada olmayı tercih ettik" diyerek, kapı kapı gezmeye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonunu ve AK Parti’nin eser ve hizmetlerini anlatmaya devam edeceklerini söyledi. Özgökçen, "Karapınar’dan Kulu’ya, Beyşehir’e kadar 31 ilçemizin tamamında, mahalle mahalle, sokak sokak teşkilatlarımızda milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, meclis üyelerimizle, kadın ve gençlik kollarımızla bir araya geldik, istişare yaptık. Vatandaşımızın sesine kulak verdik, teşkilat mensuplarımızı dinledik. Vatandaşlarımızın taleplerini sıkıntılarını not ettik ve hızlıca bununla ilgili ne yapabiliriz diye durmadık mahalle başkanlarımızla kapsamlı toplantılar gerçekleştirdik. Çünkü eser ve hizmet anlayışımızın ilk basamağı, vatandaşlarımızla ilk temasımız, ilk dokunuşu bu mahalle başkanlarımız. Bugün AK Parti bu noktalara hiç şüphesiz onların sayesinde gelmiştir. Biz de bunu bildiğimiz için sık sık mahalle başkanlarımızla bir araya geliyoruz. Konya’mızın her bir köşesinde, mahallemizde, köylerimizde görev yapan muhtarlarımızla milletimize daha güzel hizmetler sunmak için yollarımız, bizim geleceğimizin teminatıdır anlayışla, düzenli aralıklarla gençlerimize birlikte programlara katıldı. AK Parti olarak bizim en büyük hedeflerimizden biri de Konya’da olmak üzere Türkiye’yi küresel ticarette bir yıldız, bölgesinde bir çekim merkezi, dünyada ise bir refah abidesi haline getirmektir" dedi. "Üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır" Türkiye siyasi tarihinde toplumsal karşılığı ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut göstergesi olduğunu vurgulan Başkan Özgökçen, "Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. Konya’mızda teşkilat olarak sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır. Bundan sonra da durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Biz, önümüzdeki süreçte de teşkilat olarak kapı kapı gezeceğiz. Liderimiz Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’mizin eserlerini anlatmaya devam edeceğiz. Özellikle, sadece seçim olarak değil, her zaman milletimizin her anında yanında olmak için gayret etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:35 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi. Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu. "Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz" 2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi. "10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı" "2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu. "Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi. "Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz" AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi. "İstanbul’da asrın hırsızlığı var" Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu. "Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun" Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:12 Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, beraberindeki heyetle birlikte Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı ziyaret etti. Ziyarette ilçede yürütülen çalışmalar ile planlanan projeler ele alındı. Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın’a, Adıyaman Milletvekili Hüseyin Özhan, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Sincik Belediye Başkanı Mehmet Korkut, il ve ilçe başkanları, teşkilat üyeleri ile İl Genel Meclisi üyeleri eşlik etti. Ziyarette konuşan Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, ilçenin gelişimi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Kahta’mızın ihtiyaçlarını gözeterek altyapıdan üstyapıya, sosyal projelerden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda çalışmalarımız sürüyor. Merkezi idare ile uyum içinde hareket ederek ilçemize en iyi hizmeti kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise Kahta’da yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade ederek, "Yerel yönetimlerimizin sahadaki gayretleri bizler için çok kıymetli. Kahta’nın kalkınmasına katkı sunacak her projede iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz. İlçemizin gelişimi adına yapılan çalışmaları desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Görüşmede, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulurken, Kahta’da hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapıldı.
Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:51 Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı ile siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor. AK Parti Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı, 17-18 Ocak tarihlerinde Erzurum’un ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Erzurum ile birlikte 7 ilin katılım sağladığı toplantıya; AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın tüm kadrosu, bölge illerinin il ve ilçe başkanları, ayrıca Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tam kadro katılıyor. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum’un böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İl Başkanı Küçükoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "AK Parti olarak gücümüzü teşkilatlarımızdan alıyoruz. Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantımız kapsamında, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın tüm kadrolarıyla birlikte 7 ilimizin il ve ilçe başkanlarımızı Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu toplantılar, sahadaki çalışmalarımızı daha da güçlendiren, ortak aklı ve istişare kültürümüzü pekiştiren son derece kıymetli buluşmalardır." Küçükoğlu, açıklamasının devamında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, AK Parti teşkilatlarının her zaman milletle iç içe, sahada ve güçlü bir koordinasyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Küçükoğlu, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde, teşkilatlarımızla birlikte milletimize hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı’nın, teşkilat çalışmalarına ivme kazandırması ve yeni döneme ilişkin stratejik adımların belirlenmesine katkı sunması bekleniyor. Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bayburt, Iğdır ve Ardahan Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Kampı programında bugün Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’de katılımcılara hitap etti. Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, Kuzeydoğu Anadolu Bölge Başkanı Kurtcan Çelebi’nin "Ak Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. MKYK üyesi, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız’ın Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi sunumundan sonra MKYK Üyesi Mahir Ünal "Siyasal iletişim eğitimi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen, Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Bölge Milletvekilleri, Teşkilat Başkan Yardımcıları, İl Koordinatörleri 7 İl ve İlçe Başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı" programının yarın yapılacak bölümünde ise Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün başkanlığında Çalıştay raporlarının değerlendirilmesi müzakereler yapılacak.
CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkenin ana gündemi emeklinin sesinin duyurulmasıdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 20:08 CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkenin ana gündemi emeklinin sesinin duyurulmasıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Kocatepe Camii’nde kıldığı cuma namazının ardından Kocatepe Kültür Merkezi’nde ‘Emekliler Buluşması’na katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik" açıklamasında bulundu. "Yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi" Özel, siyasetin öncelikleri belirleme işi olduğunu söyleyerek, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum" ifadelerine yer verdi.
CHP lideri Özel: "Ülkenin emeklinin sesinin duyurulmasıdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 20:02 CHP lideri Özel: "Ülkenin emeklinin sesinin duyurulmasıdır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Kocatepe Camii’nde kıldığı Cuma Namazı’nın ardından Kocatepe Kültür Merkezi’nde ‘Emekliler Buluşması’na katıldı. Özel, emeklilerin aylıklarının az olduğunu vurgulayarak, bunun düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. Burada bir konuşma gerçekleştiren Özel, "Bundan 2 yıldan biraz fazla geçti üzerinden, Genel Başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim. ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir, Cumhuriyet Halk Partisi, kimsenin sesini duymayanın sesidir. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi ‘Bizden olanlar, oradan olanlar’ diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak’ dedik. Dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi sadece CHP’li değil AK Parti’ye, MHP’ye ve diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak. Asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa, ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır’ dedik" açıklamasında bulundu. "Yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi" Özel, siyasetin öncelikleri belirleme işi olduğunu söyleyerek, "Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben bunu MYK’da arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisinde, Gölge Kabinedeki Bakanlarımıza, Politika Başkanlarımıza şöyle anlatıyorum. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim kardeşim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. Ama ilk kez son iki yıldır, o yüzden yerel seçimde, ana gündemimiz yine ekonomiydi, ana gündemimiz o zaman da emeklinin durumuydu. Çünkü bugüne doğru o serbest düşme başlamıştı. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda ki çok sayıda emekli geliyor, gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum" ifadelerine yer verdi.
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı: "AK Parti laf değil, eser üretir"
16 Ocak 2026 Cuma - 19:09 AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı: "AK Parti laf değil, eser üretir" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Bergama Millet Bahçesi’nin açılışı dolayısıyla yayımladığı mesajda, "AK Parti laf değil, eser üretir; polemik değil, hizmet yapar. Tüm engelleme ve mazeret siyasetine rağmen bu eseri Bergama’ya kazandırdık" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Bergama Millet Bahçesi ve Çamlı Park projesinin tamamlanarak hizmete açılmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Projenin Bergama’nın çehresini değiştiren örnek bir yatırım olduğunu vurgulayan Saygılı, eser ve hizmet siyasetine dikkat çekti. "Bergama’nın çehresini değiştiren örnek bir yatırım" Bergama Millet Bahçesi’nin toplam 63 bin metrekarelik bir alan üzerinde inşa edildiğini belirten Saygılı, "Bugün Bergama’da, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti iktidarlarının İzmir’e ve Bergama’ya kazandırdığı eser ve hizmet siyasetinin en somut örneklerinden birini daha milletimizle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Bergama Millet Bahçesi ve Çamlı Park; doğasıyla, sosyal yaşam alanlarıyla, spor ve kültür donatılarıyla şehre değer katan örnek bir yatırımdır. Proje kapsamında otopark, Millet Kıraathanesi ve ticari birimler titizlikle inşa edilmiştir" ifadelerini kullandı. Sosyal donatılar ve geniş yeşil alanlar Başkan Saygılı, tesisin içeriğine dair teknik detayları da paylaşarak şu bilgileri verdi: "Millet Kıraathanesi binasında kütüphane, çocuk kütüphanesi, kafeterya ve çocuk oyun alanı gibi sosyal alanlar yer alıyor. Çevre düzenlemesi kapsamında ise kaykay pisti, tenis ve basketbol sahaları, biyolojik gölet, macera parkuru, yürüyüş ve bisiklet yolları hemşehrilerimizin hizmetine sunuldu. Peyzaj uygulamalarında 16 bin 139 metrekare çim alan, 579 yapraklı ağaç, erguvanlar ve binlerce çalı grubu bitki kullanılarak yeşili merkeze alan bir yaşam alanı oluşturuldu." "Engellemelere rağmen kazandırdık" Projenin hayata geçirilme sürecine değinen Saygılı, "Bir zamanlar 14 Eylül Stadı ve atıl durumdaki eski dükkânların bulunduğu bu alan; bugün modern bir Millet Bahçesine dönüştürülmüştür. Tüm engelleme ve mazeret siyasetine rağmen; AK Parti iktidarının kararlı iradesi ve bakanlıklarımızın güçlü desteğiyle bu eser Bergama’ya kazandırılmıştır. AK Parti laf değil, eser üretir; polemik değil, hizmet yapar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde İzmir’i ve Bergama’yı yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz" dedi.