POLİTİKA - 17 Ocak 2026 Cumartesi 12:35

Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"

A
A
A
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi.


Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu.


"Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz"


2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi.


"10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı"


"2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu.


"Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem"


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi.


"Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz"


AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi.


"İstanbul’da asrın hırsızlığı var"


Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu.


"Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"


Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"



Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Belediye iştirakleri soruşturmasında 5 kişi tutuklandı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret A.Ş. (ALDAŞ) ve Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) üzerinden toplam 399 milyon 507 bin liralık kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 14 şüpheliden, aralarında eski ASAT genel müdürü ve eski ALDAŞ genel müdür yardımcısının da bulunduğu 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret A.Ş. (ALDAŞ) ve Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) üzerinden toplam 399 milyon 507 bin liralık kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen 14 şüpheliden 2’si savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken 3 şüpheli adli kontrol, 9 şüpheli ise tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza mahkemesine sevk edildi. Mahkeme heyeti adli kontrol talebiyle sevk edilen 3 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verirken tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 9 kişiden 4’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aralarında eski ASAT genel müdürü ve eski ALDAŞ genel müdür yardımcısının da bulunduğu 5 kişi ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan Mülkiye Başmüfettişi raporu ile bilirkişi raporları doğrultusunda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden ALDAŞ Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret A.Ş. üzerinden yapılan usulsüz harcamalar nedeniyle 399 milyon 507 bin 249 lira 78 kuruş tutarında kamu zararı tespit edildi. Raporda, 1995 yılında ASAT Genel Müdürlüğü ile yapılan müşavirlik sözleşmesi kapsamında ALDAŞ A.Ş. tarafından gerçekleştirilen harcamaların yüzde 15 fazlası ile ASAT’a yansıtıldığı, ancak bu harcamalara ilişkin faturalara dayanak belgelerin sunulmadığı, incelemenin engellendiği ve faturaların yalnızca ASAT Genel Müdürü tarafından onaylandığı ifade edildi. ALDAŞ A.Ş. kayıtlarında, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin büyük bölümünün şirket tarafından karşılandığı, görevlendirmesi bulunmayan ya da görevle ilgisi olmayan kişilerin bu seyahatlere katıldığı, bazı uçuş ve konaklamaların ALDAŞ ve ASAT ile herhangi bir bağı bulunmayan kişiler adına yapıldığı tespit edildi. Seyahat, konaklama ile temsil ve ağırlama giderlerinin isim, tarih ve oda bilgisi olmaksızın muhasebeleştirildiği; belediye ya da şirketle ilişkisi bulunmayan çok sayıda kişi ile aile bireylerinin ve bazı yabancı uyruklu kişilerin konaklama giderlerinin ödendiği belirlendi. Bilirkişi raporunda, temsil ve ağırlama harcamalarının lüks işletmelerde gerçekleştirildiği, bazı yurt dışı faturalarında alkol tüketiminin yer aldığı, ancak harcamaların kimler adına yapıldığının belirtilmediği kaydedildi. Bu kalemler nedeniyle 63 milyon 414 bin 381 lira 54 kuruş kamu zararı oluştuğu bildirildi. Şirket tarafından kiralanan hizmet araçlarının kişisel amaçlarla ya da şirketle ilgisi olmayan üçüncü kişiler tarafından kullanıldığı, bu araçlara ait trafik cezalarının da kamu kaynaklarıyla ve yüzde 15 fazlası ile ASAT’a fatura edildiği tespit edilirken, bu kalemde 24 milyon 782 bin 903 lira 15 kuruş kamu zararı hesaplandı. Şirket demirbaşına kayıtlı çok sayıda cep telefonu, tablet ve dizüstü bilgisayarın üçüncü kişilerin kullanımına verildiği ve bu nedenle 8 milyon 400 bin 700 lira kamu zararı oluştuğu belirlendi. Yönetim Kurulu kararıyla iç denetçi olarak görevlendirilen ve fiili hizmeti bulunmadığı tespit edilen bir kişi adına yapılan ödemeler nedeniyle 1 milyon 912 bin 43 lira, yine fiili hizmeti olmadığı belirlenen bir personel için yapılan maaş ve sigorta ödemeleri nedeniyle 2 milyon 686 bin 400 lira kamu zararı oluştuğu raporda yer aldı. Yöneticilerin kişisel kredi kartı harcamalarının da şirket tarafından karşılandığı kaydedilirken, yürütülen yazılım projesi kapsamında bugüne kadar 158 milyon 171 bin 162 lira harcandığı, bu tutarın yüzde 94’ünün personel giderlerinden oluştuğu ve projeden herhangi bir gelir elde edilmediği ifade edildi. Ayrıca yazılım geliştirme amacıyla başka bir firmadan 59 milyon lira bedelle program satın alındığı, bu işlem sonucunda şirketin herhangi bir mali kazanım elde etmediği belirtildi. Bu kalemde toplam 274 milyon 969 bin 96 lira 7 kuruş kamu zararı tespit edildi. Şüpheli alacaklar, iş avansları ve belgesiz danışmanlık ödemeleri nedeniyle ise yaklaşık 2,7 milyon liralık ek kamu zararına yol açıldığı kaydedildi. 14 kişi gözaltına alındı Soruşturma kapsamında 14 Ocak tarihinde dosyada yer alan 18 şüphelinin yakalanarak gözaltına alınmasının, 4 şüphelinin ise ifadeye davet edilmesinin ve şüphelilerin ikametlerinde arama yapılmasının planlandığı bildirildi. ALDAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda, haklarında gözaltı kararı çıkartılan ve aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile ASAT eski genel müdürü ve çalışanlarının da yer aldığı 18 kişiden 14’ü gözaltına alındı. Gözaltı kararı bulunan 4 kişiden birinin tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu, iki kişinin yurt dışında olduğu, bir kişinin ise ameliyat nedeniyle hastanede tedavi gördüğü öğrenildi. 5 kişi tutuklandı Emniyetteki işlemleri iki gün süren 14 şüpheli, kamu zararına yol açıldığı iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden B.K. ve O.Y. savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edilen ASAT Genel Müdür Yardımcısı N.E. ile şoförler Y.N. ve A.B., nöbetçi sulh ceza mahkemesince adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanı Selahattin A., İdari İşler Müdürü ve Bilişim Şube Sorumlusu Yüksel Ö. ile şoförler Mehmet Y. ve Oktay Ö. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, eski ASAT Genel Müdürü İbrahim K., ALDAŞ eski Genel Müdür Yardımcısı Murat Z., Finans Müdürü Merve D., Muhasebe ve Ödeme Hizmetleri Kontrolörü Pınar B. ve Satış Pazarlama Müdürü Lütfi E. tutuklanarak cezaevine gönderildi.