POLİTİKA - 24 Mart 2026 Salı 13:22

MHP lideri Bahçeli: "Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail’de yaşanmalıdır"

 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, İran-İsrail-ABD savaşı ve Terörsüz Türkiye başta olmak üzere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ramazan Bayramı'nı geride bıraktıklarını anımsatan Bahçeli, Bayram boyunca savaşların devam ettiğini belirterek, "Ramazan Bayramı'nı doğasına müzahir şekilde hangi seviyede kutlayabildiğimizi elbette takdirlerinize sunuyorum. Siyonist-emperyalist cinayet şebekesi Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi" açıklamasında bulundu.

"Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz"

Bahçeli, etrafa kanla, silahla, şiddetle çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ettiklerinin altını çizerek, "Milli birlik ve kardeşliğimizin güçlenen iç barış ve huzur ortamının en büyük direncimiz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız, sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceğiz. Biz kavgayı ağacın yaprağına yazıyoruz, sonbahar gelince yapraklar kurusun diye. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgar esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneş açınca erisin diye. Dostluğu, kardeşliği ve hasbi sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazıyoruz, onlar büyüsün de dünyayı A'dan Z'ye sarsın diye. Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kudretli bir devlet gayretimizdir" ifadelerine yer verdi.

"‘Terörsüz Türkiye' hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır"

Türkiye'nin küresel güç olması için yeni bir imkan doğduğunu belirten Bahçeli, "Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde ‘Terörsüz Türkiye' hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı barış ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık Türk-İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyor, bu zulmetin son bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliğin ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayış ve özlemindeyiz. Böylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye'mizi de bir kutup başı yapacaktır" diye konuştu.
Katar'da kaza kırıma uğrayan helikopterdeki şehitlere ilişkin de konuşan Bahçeli, "Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, bunun sonucunda bir askerimizin ve iki Aselsan çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyorum" dedi.

"ABD, İsrail ve İran'ın açıklamaları barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır"

Bahçeli, Birleşmiş Milletler'in kurulduğu günden beri en aciz dönemini yaşadığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi:

"Trump'ın ‘İran'ı yok edeceğiz' tehdidi, İran Dışişleri Bakanı'nın ‘Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir' açıklaması, İsrail Başbakanı'nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek ‘Savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini' ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır. Siyonist-emperyalist haydutluğun, dünya için stratejik öneme haiz İran'ın Pars Doğal Gaz Sahası'nı ve Natanz Nükleer Tesisini vurması, bunun ardından İran'ın, Katar ve Suudi Arabistan'daki rafinelerin yanında İsrail'in nükleer sahası olan Arad ve Dimona'ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kabus senaryolarının tedavüle sokulması, üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, 3. Dünya Savaşı'nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, enerji krizinin kapıya dayanması, bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı'nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir."

"‘Terörsüz Türkiye' hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır"

İran'ın dini liderlerinin, devlet ve siyaset hayatındaki üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınmasına rağmen rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen İran halkının saldırılara karşı etten duvar ördüğünü dile getiren Bahçeli, "Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki, bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden "Terörsüz Türkiye" hedefimizin hem Allah'ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamd olsun teyit edilmiştir. ‘Terörsüz Türkiye' hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. ‘Terörsüz Türkiye', ‘Terörsüz Bölge' çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir"

Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, Türkiye'nin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyu olduğunu kaydederek, "Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt'ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir. Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'yiz" dedi.

"'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında ihtiyaç duyulan, hukuki düzenlemeler yerine getirilecektir"

Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde hukuki adımların da atılacağını da söyleyen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:

"'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır.Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. ‘Terörsüz Türkiye' dedik, Allah'ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur."

"Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir"

Bayramın ardından, söz konusu reformların aşama aşama hayata geçeceğine inandığını vurgulayan Bahçeli, "Ucuz hesaplara tevessül etmeden, cılız anlaşmazlıklardan çıkar devşirmeden, basit yargıların peşine takılmadan maşeri vicdanın beklentisine müzahir yasal ve demokratik adımlar sırasıyla atılacaktır. Türkiye'mizin yeni yüzyılda kronikleşmiş ve kökleşmiş sorunlarından kurtarılması gerçek vatanseverliktir, gerçekçi milletseverlik ve milliyetçiliktir. Türk ile Kürt anca beraber kanca beraberdir. Birliğin olduğu yerde dirlik vardır, esenlik vardır, gelişmişlik vardır, kuvvet vardır, kudret vardır, ölmüşlere rahmet, yaşayanlara ise selamet vardır. Tevazu ve teenni ile yol alacağız. Dayanışma ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.

"Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir"

Türkiye'nin ‘Terörsüz Türkiye' süreci sonunda bölgesinde ve dünyada her alanda örnek gösterilecek bir ülke olacağının altını çizen Bahçeli, "Türk milleti kardeşliğine ve kaderine önşartsız sahip çıkacak. Terörsüz Türkiye belirli süreli ve çekişmeli bir spor müsabakası değildir; bu yüzden mağlup olan ve sahadan boynu eğik çıkacak taraflar da asla olmayacaktır. Terörsüz Türkiye doğaçlama nitelikli tuluat tiyatrosu değildir; özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı vardır, millet ahlakı hâkimdir. Terörsüz Türkiye mevsimlik bir macera değildir; zamanlar üstü bakış ve kavrayış özelliğiyle Türk milletinin topyekûn barış ve kardeşlik sancağının altında toplanmasını esas almaktadır" dedi.

"Dışişleri Bakanımız son derece dengeli şekilde Türkiye'nin mesajlarını anlatmaktadır"

Türkiye'nin, ABD-İsrail ortaklığının İran'ı hedef alan saldırıları karşısında barışçıl arayışlarını samimiyetle icra ettiğini kaydeden Bahçeli, "Memnuniyetle söylemeliyim ki, Türk dış politikasının uygulayıcıları; görevlerinde dikkatli ve ciddi, temaslarında saygılı ve hazırlıklı, sözlerinde cesur ve nazik, düşüncelerinde olgun ve yapıcı, eylemlerinde ısrarlı ve seviyelidir. Cumhurbaşkanımızın diplomatik temasları aralıksız sürmektedir. Dışişleri Bakanımız son derece dengeli ve şuurlu bir şekilde Türkiye'nin mesajlarını, hassasiyetlerini ve takip edilen seviyeli siyaseti muhataplarına anlatırken, faal şekilde barış ve uzlaşma atmosferinin tecelli etmesi için çırpınmaktadır" şeklinde konuştu.

"Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir"

Körfez ülkelerini içine alacak bir savaş ikliminin yalnız bir bölgeyle sınırlı kalmayacağını, yayılacak ve yaygınlaşacağını belirten Bahçeli, "Uluslararası toplum sıcak savaş ortamına tribünden bakmayı terk etmelidir. En azından her ülkenin, buna bazı İslam ülkeleri de dahil İspanya Başbakanı'nın onurlu, ilkeli ve cesur tavrından ilham almaları, bununla mündemiç hareket etmeleri insani değerlerin ve devletlerin egemenlik hukukunun savunulması adına tarihi bir mecburiyettir. Korku duvarlarını yıkmış bir milletin evladı olarak bunu beklemek en tabii hakkımızdır. Çünkü bu dünya insanım diyen herkesin ortak yaşam alanıdır" ifadelerini kullandı.

"Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır"

Bahçeli, masum insanların ölümünün cinayet olduğunu ve cinayete ortak olanların da insanlık karşısında suçlu olduğunu vurgulayarak, "İsrail gözü kararan, kan içen, can alan, önüne gelene saldıran bir ölüm aygıtına dönüşmüştür. Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır. ABD Başkanı'nın ilk gündemi evvela bu olmalıdır. İsrail'in ABD'nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir. İsrail'in 20 Mart'ta Suriye'nin güneyindeki askeri alt yapıyı hedef alan saldırısı bölgesel gerilimi tırmandıran düşmanca bir tutumdur. Lübnan'a yönelik askeri operasyonları da hem uluslararası hukukun ihlali hem de Ortadoğu'nun kanayan ağır yarasıdır. Üstelik bu terör devleti Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'yı ablukaya almış, zor kullanarak ibadete kapalı tutmuştur. Lütfen dikkat ediniz, 59 yıl aradan sona ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'da bayram namazı kılınamamıştır. Bu alçak muamele Müslüman gönülleri ve İslam alemini ileri düzeyde rahatsız ve rencide etmiştir" açıklamasında bulundu.

Kemal Diri - İbrahim Çakmak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ERÜ Hastaneleri’nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri’de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri’de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi. ERÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen, yaptığı açıklamada "Bu cerrahi, ana bilim dalımızda ve Kayseri’de ilk defa uygulanması şehrimiz, üniversitemiz ve kliniğimiz adına son derece mutluluk verici olmuştur" dedi. Minimal invaziv (küçük kesi) mitral kapak ameliyatı hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Rifat Özmen, "Göğüs kemiği (sternum) kesilmeden, kaburgalar arasından veya koltuk altından yapılan modern bir kalp cerrahisi yöntemidir. Bu teknik sayesinde daha az doku travması oluşmakta, ameliyat sonrası ağrı azalmakta ve hastaların iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşmektedir. Hastalar genellikle 2-3 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir." dedi. Doç. Dr. Özmen; "Çabuk yorulma ve nefes darlığı şikâyetleri ile kliniğimize başvuran 60 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkik ve değerlendirmelerinde mitral ve triküspit kapaklarında ileri derecede yetmezlik olduğu tespit edildi. Hasta, Kalp Konseyi’nde değerlendirilerek cerrahi müdahale kararı alındı. Ameliyat öncesi hazırlıkları tamamlanan hastanın minimal invaziv kapak cerrahisi için uygun olduğu belirlendi" diye konuştu. Doç. Dr. Rifat Özmen; "Gerçekleştirilen operasyon sırasında onarım için uygun olmayan mitral kapak, mekanik protez kapak ile değiştirildi. Triküspit kapak ise ring anüloplasti yöntemi kullanılarak minimal invaziv cerrahi teknik ile başarıyla tamir edildi. Ameliyat sonrası takip ve tedavi süreci sorunsuz seyreden hasta, şifa ile taburcu edildi" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Rifat Özmen, minimal invaziv kalp cerrahisi hakkında şunları kaydetti: "Özel ekipmanlar kullanılarak gerçekleştirilen ve anestezi, perfüzyonist ve cerrahi ekiplerin uyumlu çalışmasını gerektiren multidisipliner bir süreçtir. Küçük kesi ile uygulanması yalnızca kozmetik avantaj sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kan ve kan ürünü kullanımında azalma, daha az doku hasarı, hastanede kalış sürecinde kısalma ve hastaların günlük yaşamlarına daha erken dönmesi gibi önemli avantajlar sunar. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri günümüzde yalnızca mitral ve triküspit kapak hastalıklarında değil; kalp odacıkları arasında bulunan ve ASD olarak adlandırılan deliklerin kapatılmasında, kalbin iyi huylu tümörlerinin cerrahisinde ve aort kapak ameliyatlarında da uygulanabilmektedir." Doç. Dr. Rifat Özmen son olarak "Cerrahi işlemde desteklerinden dolayı üniversite ve hastane yönetimimize, ana bilim dalı öğretim üyeleri ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hastamıza da şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı.
Manisa Alaşehir’de tarım için güç birliği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde tarımsal kalkınmayı güçlendirmek amacıyla TARİŞ Üzüm Birliği ile Alaşehir Belediyesi arasında iş birliği mesajı verildi. TARİŞ Üzüm Birliği Başkanı Ferhat Şen, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nu ziyaret ederek bölge tarımına yönelik çalışmalar ve üreticilerin beklentileri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nun makamında gerçekleşen ziyarette, ilçenin en önemli geçim kaynaklarından biri olan bağcılık başta olmak üzere tarımsal üretimin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. Yerel yönetim ile üretici birlikleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilen görüşmede, bölge ekonomisine katkı sağlayacak ortak projeler üzerinde de değerlendirmelerde bulunuldu. Başkan Ahmet Öküzcüoğlu, Alaşehir’in tarımsal potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için köklü kurumlarla birlikte hareket etmenin büyük önem taşıdığını belirterek, "TARİŞ gibi güçlü ve köklü bir kurumla omuz omuza çalışmak hem üreticilerimiz hem de ilçemizin tarımsal geleceği açısından son derece değerli. Nazik ziyaretleri için Sayın Ferhat Şen’e teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi. TARİŞ Üzüm Birliği Başkanı Ferhat Şen ise Alaşehir Belediyesi’nin tarıma verdiği destekten memnuniyet duyduklarını ifade ederek, üreticinin güçlenmesi için her türlü iş birliğine hazır olduklarını söyledi. Şen, yerel yönetimlerin desteğiyle Alaşehir üzümünün ve bölge tarımının markalaşma sürecinin daha da hız kazanacağını vurguladı.
Çanakkale Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu Çanakkale’de nadir görülen ’Wilkie Sendromu’ hastalığına yakalanan kadın gerçekleştirilen ameliyatla sindirim sistemindeki tıkanıklığın ortadan kaldırılması sonucu sağlığına kavuştu. Çanakkale’de yaklaşık 1 yıldır devam eden bulantı ve kusma şikâyetleri olan 37 yaşındaki hasta Songül Asiltürk, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda nadir görülen Wilkie Sendromu (Superior Mezenterik Arter Sendromu) tanısı kondu. Songül Asiltürk, başka merkezlerde kendisine ameliyatın Çanakkale’de gerçekleştirilemeyeceği söylenmesine rağmen öneri üzerine Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk’e danıştı. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk tetkikler ardından hasta için uygun tedavi planı oluşturuldu. Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik duodenojejunostomi ameliyatı başarıyla tamamlandı. Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen operasyon sayesinde hasta, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 4 gün sonrasında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Op.Dr. Uğur Kahan Öztürk, Wilkie Sendromu’nun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastamız uzun süredir ciddi şikâyetler yaşıyordu. Uyguladığımız cerrahi yöntemle sindirim sistemindeki tıkanıklığı ortadan kaldırdık. Laparoskopik teknik sayesinde hastamız daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme avantajı elde etti. Bu tür özellikli ameliyatların hastanemizde başarıyla yapılabiliyor olması hem hastalarımız hem de ilimiz adına önemli bir kazanımdır" dedi. Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ise yaptığı açıklamada, "Hastanemizde ileri cerrahi yöntemlerin başarıyla uygulanabiliyor olması, sağlık hizmetlerimizin geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman hekimlerimiz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde daha önce il dışına sevk edilen birçok hastalığın tedavisini artık kendi ilimizde gerçekleştirebiliyoruz. Hastamızın sağlığına kavuşmuş olması bizler için en büyük mutluluktur. Emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, hastamıza sağlıklı bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı. Hasta Songül Asiltürk ise ameliyat için başka bir merkeze gitmek zorunda kalmadan kendi ilinde tedavi olabilmenin memnuniyetini dile getirerek, başta Dr. Uğur Kahan Öztürk olmak üzere ameliyat sürecinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.