ÇEVRE - 21 Ocak 2026 Çarşamba 13:32

Ordu’da kardan kapanan 692 mahalle yolu 1 günde ulaşıma açıldı

A
A
A
Ordu’da kardan kapanan 692 mahalle yolu 1 günde ulaşıma açıldı

Ordu Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde kar nedeniyle ulaşıma kapanan 692 mahalle yolu, 24 saat içerisinde ulaşıma açıldı.


Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekipleri, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da karla mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Araç filosuna eklenen yeni araç ve iş makineleriyle sahadaki gücünü arttıran ekip, yüksek rakımlı ilçelerde etkisi artarak devam eden kar nedeniyle zorluk çeken vatandaşlara yardımcı oluyor. 417 araç ve iş makinesi, 600 personelle karla mücadele çalışması yapan ekipler, ortalama kar kalınlığının 90 santimetreye ulaştığı şehirde vatandaşların mağdur olmaması için görev yapıyor.



692 mahalle yolu açıldı, 168 kişi hastaneye yetiştirildi


Yapılan çalışmalarla kilometrelerce kapalı mahalle ve grup yolunu ulaşıma açan ekipler, hastaların sağlık kuruluşlarına ulaşımını sağlarken, cenaze hizmetlerini de aksatmıyor. Bu kapsamda ekipler, 1 günde 692 mahalleye müdahale etti. Karla mücadelede önceliği hasta ve cenaze hizmetlerine veren ekipler, 1 günde 168 hastanın ulaşımını sağlarken, vefat eden 58 vatandaşa cenaze hizmeti verdi.


Öte yandan kar yağışı, özellikle yüksek rakımlı ilçelerde yaşamı zorluyor. Ekiplerin Akkuş, Kabadüz, Mesudiye, Perşembe, Gölköy, Gürgentepe, Ulubey ve Aybastı ilçesinde çalışmaları devam ediyor.



Ordu’da kardan kapanan 692 mahalle yolu 1 günde ulaşıma açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İstanbul Emniyeti, Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda sunum yaptı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda sunum yaptı. Sunumda, suç örgütlerinin dijital platformlar aracılığıyla çocukları suça özendirici propaganda faaliyetinde bulunduğu öne çıktı. TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Toplantıda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü sunum yaptı. Toplantının açılışında konuşan Komisyon Başkanı Durgut, "Bugün komisyon toplantımıza bizleri derinden sarsan çok acı kaybımız Atlas Çağlayan evladımızı anarak başlamak istiyorum. Atlas henüz 16 yaşında bir gençti, İstanbul’da çevresi tarafından sakin, çalışkan, sevecen birisi olarak biliniyordu. Eğitimini sürdürürken ailesine destek olmaya çalışan, ikiz kardeşiyle büyüyen, geleceğe dair idealleri, hayalleri ve planları olan tertemiz bir çocuktu ancak 14 Ocak akşamı bir yan bakma iddiasıyla başlayan sözlü taciz geri dönülemez bir trajediye dönüştü. Evinin yakınında her zaman gittiği bir kafede maruz kaldığı bu sözlü saldırı kafeden ayrıldıktan sonra bıçaklı saldırı olarak devam etti ve Atlas hayatının en güzel çağında onu çok seven ailesinden, arkadaşlarından ve hayatından koparıldı. Atlas’ın hayatına vahşice son veren failin yaşının 15 olduğunu öğrendik. Bu elim hadise yalnızca bir suç istatistiği değil, bir insanın, bir ailenin ve bir geleceğin kaybıdır. Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybetmesi hepimizin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu acının kelimelerle tarif edilemeyeceğinin farkındayız. Atlas çocuğumuzu çok derin bir üzüntü ve rahmetle anıyorum" dedi. "Suça sürüklenen çocuk, kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum" Faillerin yaşının küçük olsa dahi hayat hakkı elinden alınan çocuğun hukuki ve vicdani üstünlüğünün geri plana itilmesinin kabul edilebilir bir tarafının olmadığını dile getiren Durgut, "Bizler çocukları korumaktan söz ederken Türkiye’de ve dünyada değişen çocuk suçlu profillerini, dijitalleşmeyle birlikte dönüşen suç türlerini ve bu alandaki güncel eğilimleri dikkate alan bir anlayışla hareket etmek zorundayız çünkü bugün çocuk suçluluğu bireysel, tesadüfi ya da yalnızca sosyoekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar örgütlü, dijital mecralarla iç içe ve giderek daha ağır suç tiplerine evrilen bir yapı göstermektedir. Komisyon olarak elbette ki önleme, rehabilitasyon ve onarıcı adalet politikalarını esas alıyoruz ancak şunun altını özellikle çizmek isterim; ‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Vahşet içeren, organize, dijital mecralar üzerinden planlanan ve süreklilik arz eden suçlarla korumasızlık, ihmal ya da yönlendirilme sonucu ortaya çıkan fiilleri aynı hukuki kategoride değerlendirmek ne çocuğu ne de toplumu korur" ifadelerini kullandı. "Çocuklarımızın silahla tanıştıkları ilk yerler sosyal medya mecraları ve oyunlar olabiliyor" Konuya ilişkin sunum yapan İstanbul Ataşehir Emniyet Müdürü Abdulkadir Bilen, "Mobil telefon kullanım oranı Türkiye Dijitalleşme Raporu’nda yüzde 98’lerin üzerinde. Yine aynı şekilde, akıllı telefonu, dizüstü ve masaüstü bilgisayarı, tableti büyük oranda hem çocuklarımız hem yetişkinlerimiz de kullanıyor. Tabii, yine, teknolojisinin gelişmesiyle birlikte yapay zeka destekli sanal gerçeklik araçları, akıllı ev gereçleriyle birlikte son dönemde yoğun bir şekilde teknik araçları kullanıyoruz. Oyunların çocuklarımıza etkisi genelde silahlı ve savaş oyunları olduğu için aslında silahla tanıştıkları ilk yerler sosyal medya mecraları ve oyunlar olabiliyor. Bu açıdan da ailelerinin çocuklarımızın bu oyunları oynayıp oynamadıklarını kontrol etmesi ve özellikle bilgisayar başında ne kadar vakit geçiriyorlar, bilgisayar başında neler yapıyorlar, bunları kontrol etmesi çok çok önemli. Tabii, 18 yaş üzerinde de çokça oynanan oyunlar var. Her yaştan, belki hepimizin telefonunda mutlaka bir oyun kuruludur ve bir şekilde hayatımızın bir döneminde oyun oynamışızdır" diye konuştu. "Suç örgütleri propagandasını İnstagram ve TikTok üzerinden yapar iletişimi Telegram, Whatsapp ve Discord üzerinden kurar" Çocukları kullanan suç çetelerinin örgütlendikleri dijital platformları değerlendiren İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Alperen Süer, "Genelde suç örgütleri propaganda amaçlı İnstagram ve TikTok üzerinden propaganda yaparlar, keza iletişim de az da olsa vardır. Daha sonra iletişim Telegram, Whatsapp ve Discord üzerinden kurar genel akım bu şekildedir. Suç örgütlerinin çocuklara yönelik dijital platformda yaptıkları propagandayı ilk başta ilgi çekmek, daha sonra o ilgi kapsamında kendilerine bağlamak, bağladıktan sonra pozisyonuna ve kabiliyetine göre de suç örgütü faaliyetlerinde kullanmak olarak sıralayabiliriz. Propagandada ilk başta lüks hayatı özendirici paylaşımlar yaparlar. Villalarda ve havuz başlarında fotoğraflar, lüks araçlarla gezintiler gibi. Ardından kendileriyle özdeştirdikleri sembolleri bol bol kullanırlar. Yeni nesil suç örgütlerinin kullandıkları fotoğraflarda kartal, gülen yüz işareti gibi işaretler. Farklı fonksiyona sahip silahları temin ederek fotoğraf çekip paylaşım yaparak bu da kendilerini güçlü olarak gösterirler Mafyatik dizi, film karakterleri ve yeni nesil rap müziklerle suç örgütlerini bağdaştıracak, birleştirecek özendirici paylaşımlarda bulunmak. Keza, bu rap müziklerinde ima hâlinde defaatle adli işlem yaptığımız da oldu. Daha sonra siber şubede tespit edip de gerekli adli birimlere bildirdiklerimiz de oldu" dedi.
İstanbul Abdullah Gençal tutuklandı, Bilal Hancı’ya ev hapsi cezası İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında nöbetçi hakimliğe sevk edilen Abdullah Gençal’ın tutuklanırken, Bilal Hancı hakkında yurtdışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezası verildi. İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ ise, yurt dışı yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında Abdi İbrahim İlaç şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut’un oğlu İbrahim Barut, magazin yazarı Mehmet Üstündağ, sosyal medya fenomeni Bilal Hancı, ve Huzur Giyim’in sahibi Turgut Gençal’ın oğlu Abdullah Gençal gözaltına alınmıştı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilmişti. Savcılığa ifade veren şüphelilerden Bilal Hancı, ’konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle, Abdullah Gençal tutuklama talebiyle, İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ ise ’yurt dışına çıkış yasağı’ ile ’imza atmak’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilmişti. Nöbetçi hakimliğe sevk edilen Abdullah Gençal’ın tutuklanırken, Bilal Hancı hakkında yurtdışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezası verildi. İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ hakkında da yurtdışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.