POLİTİKA - 20 Ocak 2026 Salı 10:53

MHP lideri Bahçeli: "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önemde olduğunu vurgulayarak, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır" dedi.

MHP lideri Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iç politikaya ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Bahçeli, MHP'nin siyasi yol haritasını netleştirdiğini belirterek, Cumhur İttifakı'nın hedefinin huzurlu, güvenli ve milli birlik içinde bir Türkiye olduğunu vurguladı.

"Pergelin sabit ucu Ankara'dır"

MHP olarak il başkanları toplantısı ile MYK-MDK ortak toplantılarını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bahçeli, bu süreçte iç ve dış gelişmelerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. Bahçeli, siyasi bakışlarının merkezine Türkiye'yi koyduklarını belirterek, "Politik kavrayışımızın ve fikir kuvvemizin kaynak ve harekât üssü başkent Ankara'nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur" ifadelerini kullandı.

"SDG/YPG sahadan silinmiştir"

Suriye'de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, SDG/YPG'nin Suriye ordusu karşısında tutunamadığını belirtti. Halep, Rakka ve Deyrizor'un terör örgütlerinden temizlendiğini dile getiren Bahçeli, "SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat'ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir" dedi.

SDG/YPG'nin Kürtleri temsil etmediğini vurgulayan ve bu yöndeki iddiaları sert sözlerle eleştiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi:

"Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur. Özellikle Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür."

"Üniter Suriye tartışmaya açılmamalıdır"

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın imzaladığı kararnameyi olumlu bulduklarını ifade eden Bahçeli, Suriye'nin üniter yapısının korunması gerektiğini belirterek, "Federasyon, konfederasyon ve özerklik gibi tartışmalar Suriye'yi yeniden çatışmaya sürükler. Tek bayrak, tek devlet, tek ordu esas alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, Fırat'ın doğusu ve batısında terörün tamamen temizlenmesi gerektiğini de dile getirerek "Sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da; Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız" diye konuştu.

"Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir"

Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önemde olduğunu dile getiren Bahçeli, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, 'Terörsüz Bölge' hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır" dedi.

"Terörsüz Türkiye hedefine mutlaka ulaşılacaktır"

Türkiye'nin 42 yıldır bölücü terörle mücadele ettiğini hatırlatan Bahçeli, bu sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye'ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar, uykuları kaçanlar, çılgına dönenler, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahaklardır" şeklinde konuştu.

Konuşmasında CHP'yi de hedef alan Bahçeli, CHP'nin milli meselelerde tutarsız bir çizgi izlediğini savunarak şöyle devam etti:

"Karabağ Savaşı'nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP'ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz. CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır. Hatırlarsanız, geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama, fakat demeden tekrar ediyorum: Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz."

İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın öldürülmesine değinen Bahçeli, toplumsal şiddet ve suç oranlarındaki artışa dikkat çekti. Uyuşturucu kullanım yaşının düşmesini "dehşet verici" olarak nitelendiren Bahçeli, "Çocuklarımızı uyuşturucu tacirlerinin eline teslim edemeyiz. Topyekûn bir mücadele başlatmalıyız" dedi.

Toplumda yaşanan yozlaşmanın ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Bahçeli, milli ahlak vurgusu yaptı. "Milli ahlak milletin kurtuluşudur. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür" diyen Bahçeli, adli süreçlerin hızla sonuçlandırılması çağrısında bulundu.

"Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır"

Gazze'de geçiş sürecinin yönetimi için kurulan Barış Kurulu'na ilişkin Bahçeli, "Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı" ifadelerine yer verdi.

Oğuzhan Halil Özbek - İbrahim Berat Yılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Kulp’ta kar esareti: Pazar esnafının büyük çoğunluğu tezgah açamadı Diyarbakır’ın Kulp ilçesini 3 gündür esir alan yoğun kar yağışı ticari hayatı durma noktasına getirdi. İlçenin en büyük pazarlarından olan salı pazarı bu hafta kurulamazken, ürününü satmaya gelen az sayıda esnaf teneke içinde yaktıkları ateşle nöbet tuttu. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde günlerdir etkili olan ağır kış şartları, günlük yaşamı ve yerel ekonomiyi olumsuz etkilemeye devam ediyor. İlçe genelinde üç gündür aralıksız süren kar yağışı ve ardından gelen dondurucu soğuklar nedeniyle, vatandaşların en önemli alışveriş noktası olan semt pazarları da nasibini aldı. Kulp ilçesi Turgut Özal Mahallesi’nde her hafta binlerce vatandaşın uğrak noktası olan ve yüzlerce tezgahın kurulduğu salı pazarı, bu hafta kar engeline takıldı. Caddelerin kar ve buzla kaplı olması nedeniyle pazar esnafının büyük çoğunluğu tezgah açamadı. Normal şartlarda sabahın erken saatlerinde başlayan pazar hareketliliği, yerini karla kaplı sessiz bir bekleyişe bıraktı. Zorlu hava koşullarına rağmen ekmek parası için pazar yerine gelen az sayıda esnaf ise tezgah açmak yerine kamyonet kasalarından satış yapmaya çalıştı. Özellikle narenciye ve kışlık sebze getiren esnaf, müşteri beklerken dondurucu soğuktan korunmak için teneke varillerin içinde ateş yakarak ısınmaya çalıştı. Pazar esnafından Hasan Yıldız, kış şartlarının bellerini büktüğünü belirterek yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: ’’Biz her hafta salı günü buraya gelir, tezgahımızı kurar, rızkımızı arardık. Ancak son iki haftadır Kulp’ta kış çok çetin geçiyor. Geçen hafta da zorlandık, bu hafta ise kar ve buzlanma nedeniyle tezgah açacak yer bile bulamadık. Soğuk hava hem ürünü donduruyor hem de vatandaşı dışarı çıkarmıyor. Çoğu arkadaşımız gelemedi, gelenler de ateş başında ısınarak günü kurtarmaya çalışıyor. Satışlarımız durma noktasına geldi."
Tokat Tokat’ın tarihi, okul öncesi çocuklara boyamayla öğretildi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) tarafından hazırlanan ve 5 bin adet basılarak okulöncesi çocuklara dağıtılan Tokat’ı Tanıyorum Boyama Kitabı, kentin tarihî yapılarının eğlenceli ve öğretici bir yöntemle çocuklara tanıtılmasını sağladı. TOGÜ, toplumsal katkı misyonu doğrultusunda hayata geçirdiği "Tokat’ı Tanıyorum Boyama Kitabı" projesi tamamlandı. 5 bin adet basılan ve Tokat’taki okulöncesi çocuklara dağıtılan boyama kitabı, kent merkezinde yer alan tarihî yapıların çocuklara eğlenceli ve öğretici bir yöntemle tanıtılmasını amaçlıyor. Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz: "Toplumsal katkıyı öncelikli bir sorumluluk olarak görüyoruz" Projenin imtiyaz sahipliğini üstlenen Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, "Üniversiteler yalnızca bilim üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları kentin sosyal ve kültürel gelişimine katkı sunan yapılardır. "Tokat’ı Tanıyorum Boyama Kitabı" projesiyle, çocuklarımızın yaşadıkları şehrin tarihî ve kültürel mirasını erken yaşta tanımalarını amaçladık. Bu tür projeleri, üniversitemizin toplumsal katkı vizyonunun önemli bir parçası olarak görüyor ve yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" dedi. Tarihî yapılar eğlenceli bir anlatımla sunuldu TOGÜ bünyesinde yürütülen çalışmada, kent merkezinde bulunan tarihî ve mimari yapılar illüstrasyon tekniğiyle görselleştirildi. Çocukların aktif katılımını teşvik eden bu görseller, boyanarak tamamlanacak şekilde tasarlandı. Her bir yapı, kısa ve sade bilgilendirici metinlerle desteklenerek çocukların hem Tokat’ın tarihî ve kültürel dokusunu tanımaları hem de öğrenirken eğlenmeleri hedeflendi. "Tokcan" karakteriyle öğrenme süreci güçlendirildi Boyama kitabında, çocukların ilgisini canlı tutmak ve anlatımı güçlendirmek amacıyla "Tokcan" isimli özgün bir karaktere de yer verildi. Tokcan karakteri aracılığıyla tarihî mekânlar çocuklara hikâye diliyle tanıtılırken, kitabın pedagojik yönü güçlendirildi. Bu yaklaşım sayesinde çocukların yerel kültürle daha güçlü bir bağ kurmaları ve öğrenme sürecine aktif olarak katılmaları amaçlandı. Okulöncesi çocuklara ulaştı Kitap, Tokat’ta Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren okulöncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören çocuklara dağıtılmak üzere hazırlandı. Toplam 5 bin adet basılan boyama kitabı, çocuklarla buluşturularak projenin sahadaki uygulama süreci de tamamlandı. Bu yönüyle çalışma, üniversite-kamu iş birliğinin somut bir örneğini oluşturdu.