KÜLTÜR SANAT
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 07:27 Çanakkale’de asırlık bayram geleneği, bayramlaşma zinciri IHAAW072035-KLT/27-05-2026 - Çanakkale’de asırlık bayram geleneği, bayramlaşma zinciri - Köy meydanında bayramlaşma zinciri (Fotoğraflı - Görüntülü) Emrah Elmas ÇANAKKALE (İHA) - Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Akçakoyun köyünde, Kurban Bayramı namazının ardından bir araya gelen yüzlerce vatandaş, nesillerdir aktarılan "bayram halkası" geleneğini yaşattı. Köy meydanında oluşturulan insan zinciriyle tüm köy halkı tek tek kucaklaşarak bayramlaştı. Çanakkale’nin Yenice ilçesi Akçakoyun köyünde, köklü bir Anadolu geleneği bu bayramda da renkli görüntülere sahne oldu. Kurban Bayramı’nın manevi iklimini yaşamak ve asırlık bir ritüeli geleceğe taşımak isteyen Akçakoyun sakinleri, bayram namazı için köy camisinde buluştu. Namazın eda edilmesinin ardından cami içindeki manevi coşku, köy meydanına taşındı. Yüzyıllardır her bayramda hiç aksatılmadan gerçekleştirilen ve bölgede "Bayram Halkası" olarak adlandırılan geleneksel adet için yüzlerce kişi meydanda bir araya geldi. Büyükler yerini aldı, yüzlerce kişi zincir oluşturdu Geleneksel bayramlaşma merasiminde ilk olarak köyün yaşça büyük koca çınarları meydandaki yerlerini aldı. Köy büyüklerinin sıralanmasının ardından, küçükten büyüğe yüzlerce vatandaş sıraya girerek büyük bir insan zinciri oluşturdu. Sırayla birbirinin bayramını tebrik eden köylüler, küslüklerin dargınlıkların geride kaldığı bayram gününde tam bir kenetlenme örneği sergiledi. Oluşan uzun kuyrukta gençlerin yaşlıların ellerini öptüğü, akranların kucaklaştığı anlar adeta duygu seli yaşattı. Akçakoyn Köyü Muhtarı Kamil Arıkan ise bu geleneğin yüzyıllardır gerçekleştirildiğini ve gelecek nesillere aktarılacağını ifade etti. Yarım saatte tüm köy tek tek bayramlaştı Köy meydanındaki yoğun katılımla gerçekleştirilen ve yaklaşık yarım saat süren tarihi bayramlaşma geleneği sayesinde, aynı köyde yaşayıp da iş güç sebebiyle görüşemeyen tüm vatandaşlar bir araya gelmiş oldu. Gurbetten bayram tatili için köylerine dönen vatandaşların da katılımıyla coşkusu ikiye katlanan "Bayram Halkası" merasimi, toplumsal dayanışma ve birlik duygularını bir kez daha pekiştirdi. Akçakoyun sakinleri, atalarından miras kalan bu güzel kültürü çocuklarına aktararak ömür boyu yaşatacaklarını ifade etti. Meydandaki toplu bayramlaşma, ikramların sunulması ve hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu. (EME-KU-Y)27.05.2026 07:28:11 TSINNNN
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 07:10 Yöresel kıyafetleriyle tarihi camide bayram namazı kıldılar Sivas’ta 4 asırlık tarihi Kale Camii’nde Kurban Bayramı sevinci yaşandı. Üniversite eğitimi için kente gelen yabancı uyruklu öğrenciler, yöresel kıyafetleriyle tarihi camide saf tutarak bayramın manevi atmosferine renk kattı. Dönemin Sivas Valisi Mahmut Paşa tarafından 1580 yılında yaptırılan tarihi Kale Camii’nde bayram namazı heyecanı yaşandı. Sabahın erken saatlerinde camilere akın eden vatandaşlar, bayram namazını eda etmek için tarihi camileri doldurdu. Sivas’ta üniversite öğrenimi gören yabancı uyruklu öğrenciler de bayram namazı için tarihi Kale Camii’ni tercih etti. Kendi ülkelerine ait yöresel kıyafetlerini giyerek camiye gelen öğrenciler, renkli görüntüler oluşturdu. Bayram namazını vatandaşlarla birlikte kılan öğrenciler, namazın ardından cemaatle bayramlaştı. Tarihi atmosferi ve manevi havasıyla dikkat çeken Kale Camii’nde oluşan yoğunluk, bayramın birlik ve beraberlik ruhunu gözler önüne serdi. "Kendimizi gurbette de mutlu hissediyoruz" Sudan’dan Sivas’a gelen Mohamed Elsıddıg, geleneksel kıyafetleri ile namaza geldiklerini söyleyerek, "Bugün Kurban Bayramı namazını Kale Camii’nde kılmaya geldik. Herkesin bayramını kutluyorum, hayırlı bayramlar diliyorum. Arap ülkelerinden ve Afrika’dan gelen bütün arkadaşlarla birlikte buraya geliyoruz. Bu ortamda huzur buluyor, kendimizi gurbette de mutlu hissediyoruz. Orayı özlesek de arkadaşlarla burada bunu hissetmiyoruz. Geleneksel Sudan kıyafetlerimle bayram namazı kılmaya geldim" dedi. "Çok heyecanlı ve mutluyum" Endonezya’dan gelen Rafli Muhammed ise bayram namazı için Kale Camii’ne geldiğini belirterek, "Ben Endonezyalıyım. Kurban Bayramı namazı için bugün Kale Camii’ne geldik. Bayram namazını burada kılacağım. Namaza, Endonezya’ya özgü geleneksel kıyafetimi giyerek geldim ve bu şekilde namaz kılacağım. Çok heyecanlı ve mutluyum. Herkese hayırlı bayramlar diliyorum" diye konuştu.
81 yıllık fotoğrafhanede geçmişin izleri yaşatılıyor
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:08 81 yıllık fotoğrafhanede geçmişin izleri yaşatılıyor Kahramanmaraş’ta 1945 yılında kurulan ve 81 yıldır aynı noktada hizmet veren fotoğrafhane, kentin hafızasını taşıyan yüz binlerce kareyi günümüze ulaştırıyor. Babasından devraldığı mesleği sürdüren 68 yaşındaki fotoğrafçı, dijital çağda unutulmaya yüz tutan karanlık oda kültürünü yaşatmaya devam ettiğini söyledi. Dulkadiroğlu ilçesi Kurtuluş Mahallesi’nde bulunan ve 1945 yılından bu yana aynı iş yerinde faaliyet gösteren fotoğrafhanede, siyah beyaz filmler, eski düğün kareleri, çete fotoğrafları ve aile portreleri özenle saklanıyor. "Elimizde Kahramanmaraş’a ait birçok arşiv bulunuyor" 1975 yılından bu yana dükkanda çalıştığını belirten ve mesleğin babasından kendisine geçtiğini ifade eden fotoğrafçı Fatih Mehmet Tekkes, "Kahramanmaraş’ın ilk fotoğrafçılarındanız. Babam 1945 yılında bu işe başlamış. Ben 1968 doğumluyum, 1975 yılından bu yana da aynı dükkanda çalışıyorum. O zamanlar film sistemi vardı. İnsanlar aileleriyle gelir, fotoğraf çektirirdi. Elimizde 1960’lı yıllardan kalma düğün fotoğrafları, çete fotoğrafları, kardeşlerin birlikte çekildiği kareler ve eski Kahramanmaraş’a ait birçok arşiv bulunuyor" diye konuştu. "Karanlık odamız halen aktif çalışıyor" Fotoğrafların film numarasıyla bulunduğunu anlatan Tekkes, "Fotoğrafların arkasına numara yazılırdı. Aynı numara filmin üzerinde de olurdu. Müşteri geldiğinde o numarayla film bulunur, yeniden baskı yapılırdı. Şimdi dijital sisteme geçildi, bunlar mazi oldu. Artık herkes telefonla fotoğraf çekebiliyor. Bilgisayar bilen herkes kendisini fotoğrafçı sanıyor ama esas sanat analog fotoğrafçılıktı. Eskiden rötuşlar tamamen elle yapılırdı. İnsanların yüzündeki sivilceler, yaralar özel kalemlerle düzeltilirdi. H1, V1 ve V2 kalemlerle gümüş atılarak rötuş yapılırdı. Şimdi bunların hepsi bilgisayar programlarıyla yapılıyor. Bizim yaklaşık 400 bin arşivimiz var. Karanlık odamız halen aktif çalışıyor" dedi. "Şuanda alınan şey gerçekten fotoğraf mı, orasını tartışmak lazım" Eskiden fotoğrafların aynı gün teslim edilemediğini, şimdiyse 3 dakika içerisinde vesikalık fotoğraf teslim edildiğini belirten Fatih Mehmet Tekkes, "Eskiden aynı gün çekilen fotoğraf ertesi gün alınırdı. Haftalık fotoğrafların işi daha zahmetliydi. 1990’lı yıllarda aynı gün teslim dönemi başladı. 1995’lerden sonra bir saat içinde teslim edilmeye başlandı. Dijital sistemden sonra ise insanlar artık 3 dakikada fotoğrafını alıp gidiyor. Şuanda alınan şey gerçekten fotoğraf mı, orasını tartışmak lazım" ifadelerini kullandı. Bölge esnaflarından Ali Kösesakal ise, "Ben 45 yıldır buradayım ve Yaşar abimizden çok ders aldık. Bizler onlardan aldıklarımızı sonraki nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Fotoğrafçılık eriyip gitmesine üzülüyorum. Babadan oğula devam ediyor" diye konuştu. (HLL-ELF-
Trendyolmilla ve SIEDRÉS’ten iş birliği
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:57 Trendyolmilla ve SIEDRÉS’ten iş birliği Türkiye’nin önde gelen online moda markalarından Trendyolmilla, çağdaş tasarım diliyle global moda sahnesinde dikkat çeken SIEDRÉS ile gerçekleştirdiği yeni iş birliğiyle yaz sezonuna giriş yapıyor. Trendyolmilla ve SIEDRÉS imzalı koleksiyon, yazın dinginliğini, doğallığını ve özgürlük hissini merkezine alarak zamansız bir stil önerisi sunuyor. Hafif ve nefes alabilen kumaşlar, zarif transparan katmanlar ve akışkan silüetler koleksiyonun ana karakterini oluşturuyor. Sahil stilinin rahatlığı ile şehir şıklığını bir araya getiren tasarımlar, günün farklı anlarına adapte olabilen çok yönlü bir gardırop kurgusu oluşturuyor. Akdeniz estetiğini modern gardıroplara taşıyan koleksiyon yalnızca estetik değil, aynı zamanda yüksek kalite hissiyle de dikkat çekiyor. Trendyolmilla’dan tasarım ve kalite odağında önemli bir iş birliği Trendyolmilla Genel Müdürü Sanem Tuna, iş birliğine dair şunları söyledi: "Platform olarak, tasarım gücü yüksek markalarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle modayı geniş kitleler için erişilebilir kılma vizyonumuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda SIEDRÉS ile hayata geçirdiğimiz koleksiyonun heyecanını yaşıyoruz. Akdeniz yaşamından ilham alan bu özel seçki; sahil ve şehir stilini bir araya getirirken kalite, tasarım ve stil dengesini güçlü bir şekilde yansıtıyor. Kullanıcılarımıza daha özgün bir yaz gardırobu sunan koleksiyonla, zarif olduğu kadar özgür bir stil deneyimi vadediyoruz." SIEDRÉS’in imza estetiği geniş kitlelerle buluşuyor Akdeniz ruhunu çağdaş bir bakış açısıyla yorumlayan SIEDRÉS’in Kurucusu Ceylin Türkkan Bilge ise koleksiyonu şu sözlerle değerlendirdi: "Bu koleksiyonda bizim için en önemli çıkış noktası, yazın o ‘kaçış’ hissini gerçek ve giyilebilir bir dile dönüştürmekti. Tasarım sürecinde özgürlük hissini sadece görsel bir estetik olarak değil, bir kullanım deneyimi olarak da ele aldık. Her detayda hafiflik, hareket ve rahatlık ön plandaydı. Aynı zamanda SIEDRÉS’in karakteristik desen dili ve işçiliğe verdiğimiz önemle her parçanın kendi hikâyesini taşımasını istedik. Bu iş birliğiyle birlikte kendi tasarım dilimizi daha geniş bir kitleyle buluşturmak ve tasarımı daha ulaşılabilir kılmak da bizim için önemli bir motivasyondu. Yaz stiline daha sezgisel ve kişisel bir yorum katarken, bu dünyayı daha fazla insanın deneyimleyebilmesini hedefledik." Plajdan şehre uzanan sofistike bir yaz gardırobu Açıklamaya göre, özgürlük duygusundan ilham alan koleksiyon, yazın hafifliğini ve doğallığını her tasarımda hissettiriyor. Nefes alabilen kumaşlar, zarif transparan katmanlar ve akışkan silüetler, koleksiyonun karakterini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Toplam 52 parçadan oluşan seçki, mayo ve bikini modellerinden elbiselere, aksesuar grubundan tamamlayıcı parçalara uzanan bütüncül bir yaz gardırobu sunuyor. SIEDRÉS’in imza desenleri, ince işçilikli nakış detayları ve özgün kesimleri koleksiyona güçlü bir kimlik kazandırırken, kıyı manzaralarından ilham alan doğal renk paleti modern ve dengeli bir görünüm oluşturuyor. Ayakkabıdan çantaya, kemerden şapka ve şallara uzanan aksesuar seçkisiyle tamamlanan koleksiyon, yaz stiline sofistike ve çok yönlü bir yaklaşım getiriyor. SIEDRÉS’in tasarım dili ile Trendyolmilla’nın geniş erişim gücünü buluşturan bu özel iş birliği, sezonun öne çıkan koleksiyonları arasında yer almaya hazırlanıyor.
Fuat Başar ve sekiz kuşak öğrencilerinin eserleri "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi"ne buluştu
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:18 Fuat Başar ve sekiz kuşak öğrencilerinin eserleri "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi"ne buluştu Sanat hayatının 50. yılını kutlayan şair, hat ve ebru sanatçısı Fuat Başar ve öğrencilerinin "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi", Erzurum Müzesi’nde açıldı. Hat ve ebru sanatının yaşayan ustalarından Fuat Başar, yarım asrı aşan sanat serüvenini "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi" ile bu defada memleketi Erzurum’da sanat severlerle buluşturdu. Hamid Aytaç ve Mustafa Düzgünman geleneğinden gelen sanatçı, hem uluslararası tanınırlığı hem de yetiştirdiği talebelerle Türk-İslam sanatlarının çağdaş temsilinde önemli bir konumda bulunuyor. Sergi, sekiz kuşağı kapsamasıyla, geleneksel sanatların kuşaklar arası aktarımını ve kültürel sürekliliğini görünür kılıyor. Küratörlüğünü Şükran Aydın’ın üstlendiği "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi", sanatçının 50 yıllık üretim sürecini merkezine alırken, aynı gelenekten gelen sekiz kuşaktan sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. "Erzurum’da olmaktan mutluyum" 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen Fuat Başar, ayrıca UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras çalışmaları kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2009 yılında "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanıyla onurlandırıldı. Erzurum Müzesi’ndeki serginin kendisi için ayrı bir anlamı olduğunu vurgulayan Fuat Başar, "Zorlu yollardan ve süreçlerden buraya geldik. Ama çok mutluyum. 50 yıla sığan 8 neslin eserleri burada var. Ailem, dostlarımla buluştum. Sergileri birleştiricidir. İnşallah sanatımız ve eserlerimiz geleceğe en iyi şekilde aktarılır. Çok mutlum" dedi. "Fuadname Hat ve Ebru Sergisi"nin açılışına Erzurum Vali Yardımcısı Güher Sinem Büyüknalçacı, Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, İl Müftüsü Yaşar Çapçı, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ergün Engin ve davetliler katıldı. Sergi 15 Mayıs-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Erzurum Müzesi’nde gezilebilecek. Fuat Başar, 7 Mart 1953’te Erzurum’da doğdu. Türkiye’nin yaşayan en önemli hat ve ebru sanatçılarından biri olarak kabul edilen bir sanatçıdır. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda sanata yönelen Başar, 1976’da hüsn-i hat sanatına ilgi duymaya başlamış, 1977’de ise ebru sanatına olan tutkusu nedeniyle Mustafa Düzgünman’a mektup yazarak eğitim sürecini başlatmış, aynı dönemde Hamid Aytaç ile de yazışarak hat dersleri almıştır. 1980 yılında tıp eğitimini bırakarak sanat yolculuğunu sürdürmek için İstanbul’a taşınan Başar, 10 Eylül 1980’de Hamid Aytaç’tan hat icazeti almış, 10 Eylül 1989’da ise Mustafa Düzgünman’dan biri Osmanlı Türkçesi olmak üzere üç ebru icazeti almıştır. Kendi atölyesini kurarak hem hat hem ebru alanında profesyonel çalışmalar yürüten sanatçı, yüzlerce öğrenci yetiştirerek geleneksel sanatların yeni kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynamıştır. Ulusal ve uluslararası alanda 350’den fazla kişisel ve karma sergiye katılan Başar, Amerika, Almanya, Japonya ve Malezya gibi birçok ülkede ebru sanatının tanıtımına katkı sağlamış, ayrıca ebru sanatının fizikokimyası üzerine çalışmalar yapmış, kitaplar ve makaleler kaleme almış, radyo ve televizyon programları ile belgesellerde yer almıştır. Eserleri yurt içi ve yurt dışındaki koleksiyonlarda ve müzelerde bulunan sanatçı, 2019 yılında geleneksel sanatlar alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüş, sanat ve ebru sanatlarını yeni nesillere aktarmadaki gayretleriyle takdir edilmiştir. Günümüzde de kendi atölyesinde üretmeye, öğretmeye ve geleneksel sanatların değerini yaşatmaya devam etmektedir.
Ecdada ait 143 yıllık cami restorasyon bekliyor
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:08 Ecdada ait 143 yıllık cami restorasyon bekliyor Eskişehir’de yıllar önce terk ettikleri köye geri dönen vatandaşlar, Osmanlı döneminden kalan 143 yaşında olan camilerinin restorasyonla yeniden faaliyete geçirileceği günü beklerken, köy nüfusu ise her geçen gün artıyor. Şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Tepebaşı ilçesindeki Yukarı Danışment köyü yaklaşık 40 yıl önce mevsim şartlar nedeniyle yaklaşık 5 kilometre aşağıya taşınmıştı. İlerleyen zamanda köyde uzun yıllar bir aile yaşamını sürdürürken, teknoloji ve şartların gelişmesi sonrasında köye dönüşler başladı. Hafta içi 4 aile hafta sonu ise 10 ailenin üzerinde köyde yaşam başladı. Her geçen gün temiz havası nedeniyle nüfusu artan köyden en dikkat çeken ise Osmanlı döneminden kalan 143 yıllık Danişment Camii. Yılların yorgunluğu nedeniyle kullanılamayan camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Köy halkı yetkililere defalarca yazılı ve sözlü camilerinin yapılması için istekte bulundu. Hicri takvime göre 1300, Miladi takvime göre ise 1883 yılında yapılan tarihi cami, kapılarının kilitlendiği ve kaderine terkedilmiş durumda. Vatandaşlar yeniden yaşam alanına dönen köylerinde, atalarının hatırası olan caminin yenilenmesiyle nüfusunun daha da artacağını düşünüyor. "Burası benim terapi merkezim gibi" Şehir yaşamını bırakıp Yukarı Danişment mahallesine geri dönen 66 yaşındaki Mehmet Altın, "Buranın yolu eskiden daha dikti. At arabasıyla çıkmak zor oluyordu, traktörler çıkınca da mazot parası çok gidiyor diyorlardı. Sonra Aşağı Danişment kuruldu herkes oraya geçti. Daha önce 5-6 hane vardı, hepsi gittiler. Hazine yer verince, devlet para verince oraya yerleştiler ama şimdi burayı çok arıyorlar. Şuan burada bulunan vatandaşlar hayvancılık yapıyor, biri emekli benim gibi. 3 ev kaldı benim dışımda. Hafta sonları gelenler var, yazlıkçı diyoruz onlara onlar gelince yaklaşık 16 hane oluyor. Ben buraya 2004 yılında emekli olduktan sonra geldim. Burası benim terapi merkezim gibi. Buraya geldikten sonra ilaç almayı bıraktım. Ben tek seferde altı ameliyat geçirdim, ölümlerden döndüm. Buraya gelince yaşamaya başladım" dedi. "Bir asırdan fazladır burada bu camii" Restorasyon ihtiyacı olan Danişment Camii’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna geçtiğini belirten Altın, "Camii Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmiş. Cami’nin arka tarafı çöktü. Bize ‘çivi bile çakamazsınız’ dediler. Bir asırdan fazladır burada bu camii, dedelerimiz kullanıyormuş. Biz yapmaya çalıştık ama çatılara çıkamıyoruz zaten yapamazsınız diyorlar. Büyükşehir Belediyesine de bildirdik. Geldiler resimlerini çektiler, yazıp çizdiler ama bir şey demediler" diye konuştu.