Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Konya
Konya’da kağıt fabrikasının bahçesindeki yangın korkuttu
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:52:05
Konya’nın Ereğli ilçesinde bir kağıt fabrikasının bahçesinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerince söndürüldü. Yangın, akşam saatlerinde Ereğli-Konya yolu Kargacı mevkii yakınlarında organize sanayide bulunan bir kağıt fabrikasının bahçesinde çıktı. Edinilen bilgiye göre, fabrika bahçesinde bulunan kağıtlar yanmaya başladı. İhbar üzerine adrese çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler tarafından uzun süren müdahalenin ardından yangın fabrikaya sıçramadan kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangının çıkış sebebi araştırılıyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:46
Kağıt fabrikası bahçesindeki yangın korkuttu
Konya’nın Ereğli ilçesinde bulunan kağıt fabrikası bahçesinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerince söndürüldü. Yangın, akşam saatlerinde Ereğli - Konya yolu üzeri Kargacı mevkii yakınlarında organize sanayide bulunan bir kağıt fabrikasının bahçesinde çıktı. Edinilen bilgiye göre, fabrika bahçesinde bulunan kağıtlar yanmaya başladı. İhbar üzerine adrese çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler tarafından uzun süren müdahalenin ardından yangın fabrikaya sıçramadan kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangının çıkış sebebi araştırılıyor.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:48
Selçuk Üniversitesi öğrencileri TEKNOSEL’de 7 ödülün sahibi oldu
Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ve İnnoPark iş birliğinde düzenlenen TEKNOSEL 2026 Teknoloji Festivali gerçekleştirilen yarışmalarda Selçuk Üniversitesi öğrencileri farklı kategorilerde 7 ödülün sahibi oldu. TEKNOSEL 2026’da serbest ve özel kategorilerde toplam 120 takım, Gazze temalı yapay zeka film yarışmalarında 20 finalist takım, mBlock kodlama yarışmalarında 355 takım ve robot yarışmalarında 7 kategoride 567 takım mücadele etti. Selçuk Üniversitesi öğrencileri ise 15 projesiyle finale kaldığı festivalde 7 ödül kazanma başarısı gösterdi. Serbest Proje Üniversite kategorisinde Mustafa Şayin ve Berat Arslan’ın "Yerli Dikey Kalkışlı Kamikaze (DİKA) Sistemi" projesi ikincilik ödülüne layık görülürken Taybe Alabed ve Fatuma Çelebi’nin "DyslexiGo" projesi üçüncülük elde etti. Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise Efsanur Çeliköz, Şilan Akdemir ve İkbal Gökçe’nin "ÇevirElim" projesi oldu. Yapay Zeka Film Yarışması Üniversite kategorisinde Veysel Aksoy ve Baran Baysal’ın hazırladığı "Vizörün Ardındaki Cennet" çalışması birincilik ödülünü kazanırken Widad Khir Eddin ve Sara Sameh Mansour Mohamed Youssef’in "Köklerim" isimli eseri ikinci oldu. Aynı kategoride Gizem Dede ve Mustafa Çelik’in "Cihannüma" adlı yapay zeka film çalışması üçüncülük ödülüne değer görüldü. Son olarak Merve Nazlı Ürün, Sefa Nur Yiğit ve Feyzanur Toral’ın "Endüstriyel Simbiyoz" projesi ise "En İyi Sunum" ödülünün sahibi oldu.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:48
Çanakkale Şehitliğinde dalgalanan bayrak, Konya’nın tarihi lisesinde
Çanakkale Şahindere Şehitliği’nde dalgalanan bayrak, törenle Konya Lisesi’ne teslim edildi. Çanakkale Savaşı’nın hatırasını yaşatmak ve şehitlerin aziz emanetlerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla anlamlı bir program gerçekleştirildi. Çanakkale Şahindere Şehitliği’nde dalgalanan bayrak, tarihi Konya Lisesi’ne törenle teslim edildi. Törende konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nda görevli inşaat mühendisi Ali Topçu, "Emanet edeceğimiz bu bayrak Çanakkale Muharebelerinin Güney Cephesi Seddülbahir bölgesinde muharebenin ilk günlerinde gösterdikleri sarsılmaz metanet ve dirayetle muharebenin gidişatını değiştiren 26. Alay’ın şanlı sancağı altında destanlaşan Konyalı komutanlarımızın, 70., 71. ve 124. Alaylarda görev almış Konyalı askerlerimizin ebedi istirahatgahlarında dalgalanmıştır. Bugün o mukaddes topraklardan sizlerin sinesine bir onur nişanesi olarak dönmüştür. Bilinmelidir ki Konya Lisesi ruhu Çanakkale’deki o dik duruşla ve vatan sevdasıyla yaşamaya devam edecektir" dedi. Konya İl Milli Müdür Yardımcısı Aynur Türkoğlu da, "Çanakkale ruhunu içinde taşıyan gençler, bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın bize getirdiği kutsal emaneti birlikte teslim alacağız" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 14:02
Başkan Altay, LİMAN Gönüllüleri Platformu üyesi gençlerle buluştu:
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Lise Medeniyet Akademisi (LİMA) öğrencileri tarafından kurulan "LİMAN Gönüllüleri Platformu" tanıtım programına katıldı. Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda LİMAN gönüllüsü gençler, gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Daha sonra, yapılan faaliyetlerin anlatıldığı video izlendi. "Gençlerimizle ilgili meselelerde imkanlar oluşturmaya çalışıyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ilme ve irfana yatırım yapmanın öneminde dikkat çekerek, "Ne kadar güçlü olursanız olun, zaman sizi unutturuyor zaten. Ne kadar kudretli olursanız olun unutuluyorsunuz. Ama kimler unutulmuyor? Fikir üretenler unutulmuyor. Kimse Hz. Mevlana’nın mezarını arama zahmetinde bulunmadı, çünkü o hep baş tacıydı. Kimse Sadreddin Konevi Hazretleri’nin türbesini arama zahmetinde bulunmadı, çünkü o baş tacıydı. Onun için güç ve kudret, Allah’ın bahşettiği ilim ve irfanladır. Aslında ilme ve irfana yatırım yapmamızın göstergesi bu tür işler. Yoksa köprüler de yollar da unutuluyor. Bir süre sonra kimin yaptığı bile hatırlanmıyor. Dolayısıyla biz bu konuda öncü ve önder olmaya, özellikle gençlerimizle ilgili meselelerde imkanlar oluşturmaya çalışıyoruz. Yoksa işi yapan sizlersiniz. Bir araya gelen, vakit ayıran, koordine olan sizlersiniz" dedi. "İnsanlığa faydalı olmaya çalışırken kendimizi eğitiyoruz" Başkan Altay, LİMAN’ın Konya’nın önemli markalarından biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Eğer içinde insan varsa, gönüllüler varsa, bu işi sahipleniyorlarsa bir başarıya ulaşılıyor. LİMAN da şu anda Konya’nın en önemli markalarından birisi olma yolunda ilerliyor. Aslında fayda kendimize arkadaşlar. İnsanlığa faydalı olmaya çalışırken kendimizi eğitiyoruz ve unutmayalım hepimiz kendi hesabımızı vereceğiz. Yanımızda hiç kimse olmayacak" ifadelerini kullandı. "Hep birlikte çok daha güzel işleri yapmaya devam ederiz" Günümüzde insanların sosyal medya yüzünden içine kapanık bir hale geldiğini vurgulayan Başkan Altay, "Aynı evde herkesin elinde bir telefon kendi hayatını yaşıyor. Aynı odada kalıyorsunuz, arkadaşınızın nereli olduğundan, anne-babasının ne yaptığından bile iletişiminiz yok. Dolayısıyla dünyanın bizi zorladığı bu zamanda biz bir araya gelip gönüllü hareketi oluşturmaya gayret ediyoruz. İşte Bilgehaneler’imiz, Lise Medeniyet Akademileri’mizin oluşturduğu havuzdan, sizin gibi kıymetli gençlerin oluşturduğu bu yapı inşallah başarıya ulaşacaktır. Önce sizin için önemli bir fırsat oluşturacak. Sizin gibi düşünen, geleceğe dair güzel bir şey yapmak için zamanını harcama cesareti gösteren insanlarla bir araya gelme fırsatınız oluyor. Bence kazanımın en büyüğü bu. Onun için ben bu işi çok kıymetli ve önemli buluyorum. Biz de görevimiz gereği, Rabbim ne kadar nasip eder bilmiyorum ama gençlerimizle bir arada olmaya, gençlerimize fırsatlar sunmaya devam edeceğiz. Yaptığımız işlerden dolayı çok mutluyuz. İşin bereketini görüyoruz. İnşallah bundan sonra da hep birlikte çok daha güzel işleri yapmaya devam ederiz" diye konuştu. "Sorumluluğumuz sadece kendimize değil" Başkan Altay, dünyanın birçok yerinde özellikle Müslüman ülkelerin bulunduğu yerlerde insanların kısıtlı imkanlara sahip olduğunu dile getirerek, "Ya ekonomik olarak özgürlükleri yok ya da siyasi olarak böyle bir güçleri yok. Ama bizim ikisine de sahip olduğumuz bir zaman diliminde bulunuyoruz. Dolayısıyla sorumluluğumuz sadece kendimize, ülkemize ait değil. Suriye’de yaşayan çocuğun da bizde vebali var, Gazze’deki çocuğun da bizde vebali var. Hatta New York’taki, Londra’daki çocuğun da bizde vebali var. Dolayısıyla biz bu tür hareketleri yüceltmeli, bu tür hareketlerin bilinirliğini artırmalı ve daha çok insanın katılımını sağlayarak süreci sadece kendimize değil, hedefi büyük tutarak tüm insanlığa faydalı bir hale dönüştürmemiz gerekiyor. İnşallah bunu da ben başarabileceğimize inanıyorum" dedi. Başkan Altay, toplumsal farkındalığı yüksek, afet çalışmaları, kültür, sanat, sağlık, sosyal hizmetler, çevre duyarlılığı, spor, dijital gönüllülük gibi çok alanda faaliyet gösteren gençleri kutlayarak, program sonunda "LİMAN Gönüllüleri Platformu" temsilcilerine sertifikalarını verdi.
26 Ekim 2025 Pazar - 12:15
(Düzeltme) Gölde sular çekildi, yatlar karaya oturdu: Aşk Adası’nın etrafında da su kalmadı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde göl suları çekildi, gezinti yatları ve balıkçı tekneleri kıyılarda karaya oturdu, tarihi Taşköprünün eşik kotundaki tabanı da yıllar sonra yeniden ortaya çıkarak görünür oldu. Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde son iki yıldır yaşanan şiddetli kuraklık, bilinçsiz tarımsal sulama, yaz dönemindeki buharlaşma kayıpları gibi yaşanan birçok etkenle birlikte su seviyesi gözle görülür şekilde düştü. Göl, uzun yıllar sonra yeniden kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Göl sularının yüzlerce metre geriye çekilmesi sonucu kıyı kesimlerde görenleri ürküten balçık, bataklık görüntüler oluştu, insan boyunu aşan devasa sazlıklar ortaya çıktı. Göl sularının çekilmesi sonucu bazı adalar karaya bağlandı, eskiden dört tarafı sularla çevrili olan adalar artık tekneler yerine yürüyerek ya da taşıtlarla ulaşılabilir hale geldi. Beyşehir ilçe merkezindeki Aşk Adası’nın etrafındaki sular da tamamen çekildi. Ada karaya bağlandı, ahşap köprüyle ulaşılabilen minyatür adaya karadan yürüyerek de gidebilme imkanı ortaya çıktı. Adanın kenarındaki gezinti yatları karaya oturdu, kıyılarda su kalmayınca deniz bisikletleri de faaliyetlerine ara verdi. Göldeki su seviyesinin giderek düşmesi ile kıyılarda sığlaşma göze çarparken, bir zamanlar teknelerin seyrettiği sular ise kara parçası haline dönüştü. Gölde suların çekilmesi balıkçılık faaliyetlerini de olumsuz etkiledi. Gölde balıkçılık neredeyse durma noktasına geldi. Göl sularında tekne seyrinin su seviyesinin düşmesi, otlanma ve sığlaşmalar nedeniyle güçlükle seyir yapabilmesi dolayısıyla balıkçıların büyük bölümü faaliyetlerine ara verdi. Kuruma tehlikesi ile bir kez daha yüzleşen Beyşehir Gölü’nden uzun yılar sonra 2025 yılı içerisinde Konya ovalarına da tarımsal su verilemedi. Beyşehir Gölü Çevre Doğa Koruma, Sosyal ve Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Yunus Çürük, Beyşehir Gölü’nü kurtarmak ve yeniden eski günlerine döndürebilmek için yeni bir dernek kurduklarını belirtti. Derneğin oluşumu ile birlikte Beyşehir Gölü’ne yeni alternatif su kaynakları aramaya başlayacaklarını anlatan Çürük, "Bundan sonra bu çalışmayı bekliyoruz. Bu çalışmaların sonucunu ileride açıklayacağız" dedi. "Maalesef göl şu anda büyük sıkıntılar içerisinde" Tamamen susuz kalması nedeniyle tabanı ortaya çıkan tarihi Taşköprü regülatörünün eşik kotundaki tabanı üzerinde açıklamalarda bulunan Çürük, İstanbul’da yaşarken 2014 yılında geldiği Beyşehir’de, BSA kanalının da şırıl şırıl akan bir kanal olduğunu hatırlatarak, "Göl de çok temizdi. Gerçekten buraya aşık oldum ve onun için yerleştim ama maalesef göl şu anda büyük sıkıntılar içerisinde" diye konuştu. Beyşehir’in gölü ve doğası ile özellikle emeklileri de cezbettiğini ve dışarıdan gelenlerin de emekli olduktan sonra şehre yerleştiğini anlatan Çürük, ancak şu anki haliyle kendilerine büyük bir hayal kırıklığı yaşattığını belirterek, "Gölün kurtarılması için büyük bir çaba sarf etmemiz lazım" dedi. Çürük, Beyşehir Gölü sularının yüzlerce metre geriye doğru çekilmesi dolayısıyla teknelerin tamamen karaya oturmasının da kendilerini üzdüğünü dile getirerek, "Tabii ki şu anda yapacak bir şey yok. Su kalmadı, temiz su kaynakları arayacağız ve bu gölü kurtaracağız" ifadelerini kullandı. "Göl bugünlerdeki kadar şiddetli çekilmemişti" Derneğin onursal başkanı Sami Tan ise, bir süre önce faaliyetlerine son verdikleri derneklerinin farklı bir isimle yeniden Beyşehir Gölü’nün kurtarılması için seferber olacak olmasına çok sevindiğini anlattı. Yıllarca Beyşehir Gölünün yaşadığı sorunlarını gündeme getirip sıkıntılarının çözüme kavuşturulması noktasında çaba gösterdiklerini vurgulayan Sami Tan, "Beyşehir Gölünde 1967’de de böyle bir çekilme oldu. Bir de 2007’de oldu. Fakat, 2025’in bu günlerindeki kadar şiddetli çekilmemişti. Şimdiki çekilme çok fena oldu" diye konuştu. Taşköprü regülatör eşiğinin ortaya çıkan tabanı üzerinde açıklamada bulunan Tan, kısa vadedeki tek temennilerinin bahar ve kış dönemlerindeki yağışlar olduğunu bunun gelmesi için dua ettiklerini belirterek, "İnşallah, göl yine aynı durumuna gelir, halkımız kazanır. Ama bu küresel ısınmanın 2030 yılına kadar süreceğini söylüyor uzmanlar. Eğer böyle devam edecek olursa Allah korusun bir bardak içme suyuna ihtiyacımız olacak" ifadelerini kullandı. Beyşehir Gölü’nde suların çekilmesi sonucu yaşanan görüntülere de dikkati çeken ve bir zamanlar eğilip su içtikleri gölün son haline üzüldüklerini vurgulayan Tan, "Şurada eğilip su içtiğimizi biliriz. Çok güzel suyu vardı, şimdi burada abdest dahi alınmaz" diye konuştu. Tan, Beyşehir kent merkezinin içme suyunu halen Beyşehir Gölü’nden temin ettiğini ancak göl sularının çekilmesi nedeniyle gölden su alımının da zorlaştığını anlatarak, bu konuda yürütülen çalışmalara da dikkati çekerek, "Şimdi boruları daha kaliteli su almak için derin yerlere götürecekler. Şebeke suyumuz da tehlikede. Çünkü suların çekildiği yerde su bitti. Kıyılar balçık bataklık oldu" ifadelerine yer verdi. "Beyşehir Gölü’nü uzun yıllardır hiç böyle susuz görmedim" Beyşehir’in sakinlerinden Osman Yurdagülen ise yaşının 66 olduğunu belirterek, Beyşehir Gölü’nü uzun yıllardır hiç böyle susuz görmediğine vurgu yaptı. "Şu an gölün geldiği durum içler acısı, çok vahim bir durumda. Allah yardımcımız olsun" diye konuşan Yurdagülen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eşik kotunu daha önce de böyle görmüştüm bugünkü gibi. Ama, uzun yıllar önce göl sularının taştığı günleri de bilirim. O yüzden buraya benim çocukluğumda kum torbası yığarlardı, köprünün üzerine. Su akar giderdi, taşardı. Bu dediğim 50-55 yıl önce. 30 sene önce de güzeldi, kot bayağı idi o zaman. Fakat son zamanlarda bu 20-25 senedir durum çok kötü. Vatandaşlarımız da çok duyarsız kaldı. Gölden vahşi sulama ile tarımsal sulama alınıyor. Bu çok yanlıştı. İşte göl bu hale geldikten sonra da aklımız başına geldi. Artık insan oğlu olarak şu anda yapabileceğimiz bir şey kalmadı. Mevladan yağış dilemek ve dua etmekten başka bir durum kalmadı. Yeni nesile vereceğimiz en büyük mirasımız bu Beyşehir Gölü, atalarımız bize bırakmış Allah razı olsun, biz onlara bırakamazsak arkamızdan çok beddua edecekler’ Bize çöplük bıraktılar’ diyecekler. Göl suları geriye gidiyor, o yüzden içme demeyelim de şebeke suyumuz de tehlikede diyebiliriz. Çünkü bu su içilecek durumda da değil bence. Ben içmiyorum. O yüzden şebekeye su alabilmek için göl sularının çekildiği noktalara borular yerleştiriliyor bugünlerde" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 11:06
Selçuklu Belediyesi "Evde yaşlı bakım hizmeti" ile örnek olmaya devam ediyor
Konya’nın merkez Selçuklu ilçe belediyesi, hizmete sunduğu günden bu yana başarılı bir şekilde sürdürdüğü Yaşlı Bakım Hizmeti ile yaşlı ve bakıma ihtiyacı olan vatandaşların yanında oluyor. Selçuklu Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ’Evde Yaşlı Bakım Hizmeti’ni sürdürmeye devam ediyor. Bu uygulama ile Selçuklu’da ikamet eden 65 yaş üstü, ekonomik olanakları düşük, bakım ihtiyacı olan ve yalnız yaşayan yaşlılara evlerinde bakım hizmeti veriliyor. 2010 yılından bu yana başarıyla devam eden uygulama, Konya’da ilk olma özelliği taşırken Türkiye’de de birçok belediyeye örnek oluyor. Bu çerçevede yaşlı bakım hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların Selçuklu Belediyesi Sosyal Destek Hizmetler Müdürlüğü’ne başvurması gerekiyor. Yapılan incelemeler sonucunda bakıma ihtiyacı olduğu tespit edilen vatandaşlara evinde hizmet sunuluyor. Yaşlı Bakım sertifikası olan personeller tarafından yaşlıların ev temizliği yapılırken kişisel bakım ihtiyaçları da karşılanıyor. Ayrıca görevli hemşireler tarafından rutin şeker, tansiyon, kolesterol ölçümü yapılan yaşlıların, enjeksiyon, yara bakımı, pansuman, serum gibi müdahale gereken durumları da düzenli olarak yapılıyor. Başkan Pekyatırmacı: "Büyüklerimizin yalnız olmadıklarını hissettirmek ve dualarını almak büyük bir mutluluk" Selçuklu Belediyesi olarak sosyal belediyecilik alanında bu tür hizmetlere önem verdiklerini vurgulayan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Selçuklu’da başımızın tacı olan büyüklerimizin yalnız olmadıklarını hissettirmek ve dualarını almak bizim için büyük bir mutluluk. Bu hizmetimizle yaşlılarımıza hem destek oluyor hem de onların yaşamlarını kolaylaştırmak için çalışıyoruz. Yaşlıya hürmet bereket vesilesidir. Onların en hassas oldukları bu dönemde yanı başlarında olmak, ihtiyaçlarını karşılamak, hayır dualarını almak bize Allah’ın rızasını kazandıracak en önemli kazanımlardan. Bu vesile ile Evde Yaşlı Bakım hizmeti ile bugüne kadar birçok vatandaşımızın önemli ihtiyaçlarına çözüm olduk. Bundan sonraki süreçte de bakıma muhtaç olan büyüklerimizin yanında olmaya ve onların dualarını almaya devam edeceğiz" dedi.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:50
Karatay, şehircilikte küresel model haline geldi
Kanada’nın Toronto kentinde düzenlenen 7. Kentsel Ekonomi Forumu’nda (UEF7) Türkiye’yi temsil eden Konya’nın merkez Karatay Belediyesi, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında "Türkiye’nin ilk öncü şehri" unvanını aldı. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, toplantıda ilçede hayata geçirilen kentsel dönüşüm ve kooperatif konut projelerini anlattı. Başkan Hasan Kılca, Karatay Belediyesi’nin çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik erişilebilirlik temelli projelerini aktararak ilçenin şehircilik vizyonunu uluslararası platformda paylaştı. Forum kapsamında Karatay, Türkiye’de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG’ler) alanında "ilk öncü şehir" unvanını aldı. Bu önemli başarı, Karatay Belediyesi ile Urban Economy Forum (UEF) arasında imzalanan iş birliği anlaşmasıyla resmileşti. Anlaşma, UEF Başkanı Reza Pourvaziry ile Başkan Hasan Kılca tarafından imzalandı. Karatay, Türkiye’nin ilk öncü şehri oldu Toronto’da düzenlenen 7. Urban Economy Forum, şehirlerarası iş birliklerini güçlendirmeyi, kentsel ekonomileri yeniden şekillendirmeyi ve sürdürülebilir kalkınma çabalarını küresel ölçekte ilerletmeyi amaçlıyor. Forum, konut finansmanı, kaynakların verimli kullanımı ve dirençli şehirler oluşturma konularına odaklanarak dünyanın önde gelen kentsel ekonomi platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Karatay Belediyesi, forum kapsamında Türkiye’de Kentsel Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları alanında ilk öncü şehir unvanını alarak, küresel ölçekte örnek bir şehir olma yolunda önemli bir adım attı. Kılca: İnsanı merkeze alan bir şehircilik anlayışıyla hareket ediyoruz Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, forumda yaptığı konuşmada Karatay’ın Konya’nın en hızlı gelişen ilçesi olduğunu vurguladı. İlçedeki dönüşüm ve konut üretim çalışmaları hakkında bilgiler veren Kılca, Karatay’ın yüzölçümü bakımından Konya’nın en geniş merkez ilçesi olduğunu hatırlattı. Kılca, "Karatay hızla büyüyen ve gelişen bir ilçedir. Bu durum, yeni konut alanlarının oluşturulmasını ve sosyal ile teknik altyapının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Artan nüfusla birlikte sosyal tesislerden eğitim alanlarına, ibadethanelerden çocuk parklarına, yeşil alanlardan yaşam merkezlerine kadar her alanda kişi başına düşen kullanım oranını artırmayı hedefliyoruz." dedi. Başkan Kılca şöyle devam etti; "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin dünya ölçeğinde üstlendiği büyük misyonu, yerel yönetimler olarak model şehirleşme çalışmalarıyla destekliyoruz. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uygun, dirençli şehirler oluşturmak ve hemşehrilerimizin yaşam kalitesini yükseltmek en öncelikli hedefimizdir." 184 bin metrekare alan kamulaştırıldı Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay’ın eski yerleşim alanlarını da bünyesinde barındırdığını belirterek, kentsel dönüşüm çalışmalarını bu hassasiyetle yürüttüklerini söyledi. Başkan Kılca; "Merkezdeki eski yapılar, tescilli binalar ve miras yoluyla bölünmüş mülkiyet yapısı, yeni yapılaşmayı ve dönüşümü zorlaştırıyor. Bu alanlarda Kentsel Dönüşüm ve Toplu Konut Projelerini kararlılıkla hayata geçiriyoruz." dedi. Hasan Kılca, 2019-2025 yılları arasında 184 bin metrekarelik alanın kamulaştırıldığını ve geçmiş dönemlerle birlikte kurulan 47 konut yapı kooperatifinin kurulmasıyla toplam 23 bin 420 konutun inşa edildiğini açıkladı. "Bu projeler, ilçedeki toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturuyor." diyen Kılca, hedeflerinin her vatandaşın güvenli, modern ve konforlu bir yaşam standardına ulaşmasını sağlamak olduğunu ifade etti. "Yalnızca binalar değil, yaşanabilir mahalleler inşa ediyoruz" Başkan Kılca, yalnızca konut üretimiyle sınırlı kalmadıklarını, doğayla uyumlu ve sosyal alanlarıyla öne çıkan projeler geliştirdiklerini vurgulayarak; "Konut inşa etmek kadar, doğayla uyumlu projeler geliştirmek de önemli. Bu kapsamda kamu-özel iş birliklerini güçlendiriyor, yeşil finans çözümlerini ve çevre dostu uygulamaları destekliyoruz." dedi. Her yeni konut projesine sosyal alanlar eklediklerini belirten Kılca, "Mahallelerimize parklar, spor alanları, yürüyüş yolları ve çocuk oyun alanları kazandırıyoruz. Çünkü bir şehir yalnızca binalardan değil; insanların huzurla nefes aldığı, çocukların güvenle oynadığı, ailelerin mutlulukla vakit geçirdiği mekanlardan oluştuğunda gerçek anlamda yaşanabilir olur. Bizim hedefimiz, insanı merkeze alan bir şehir inşa etmektir." şeklinde konuştu. "Şehircilik faaliyetlerimiz küresel bir model haline geldi" Başkan Hasan Kılca, Karatay’ın "Türkiye’nin ilk öncü şehri" unvanını almasından duyduğu gururu da paylaşarak, "Yürüttüğümüz şehircilik faaliyetleri artık küresel bir model olarak değerlendiriliyor. Karatay, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri alanında Türkiye’nin ilk öncü şehri oldu. Bu unvan, ülkemizin küresel vizyonuna da katkı sağlıyor." diye konuştu. Kılca sözlerini şöyle tamamladı; "Kentsel dönüşüm süreçlerinde konut arzıyla birlikte dengeli nüfus ve trafik dağılımına, sosyal alanlara erişime, yeşil dokunun korunmasına ve yatay şehirleşme ilkelerine önem veriyoruz. Planlı şehirleşmeyi emin adımlarla sürdürüyoruz. Her yatırım, bu vizyonumuzun bir parçasıdır ve bu doğrultuda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz."
26 Ekim 2025 Pazar - 10:29
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor
Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı Beyşehir Gölü’nün kuruyan kesimlerinde şimdilerde vatandaşlar yürüyüş yapıyor. Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı. Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı. "Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş" Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi. "Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge" Prof. Dr. Yıldıztugay, "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor" dedi. Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim" Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:12
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor
Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı gölün kuruyan kesimlerinin kara parçasına dönüştüğü yerlerde şimdilerde vatandaşlar gezinti yapıyor, yürüyüş gerçekleştiriyor. Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı. Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı. "Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş" Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof.Dr.Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi. "Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge" Prof. Dr. Yıldıztugay, "Keşke eskiye dönebilsek, yani kıymetini bilsek." diye devam ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor." Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim" Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.
26 Ekim 2025 Pazar - 09:57
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibarıyla kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması için en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır. Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
26 Ekim 2025 Pazar - 09:43
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibariyle kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır; Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:28
Konyaspor, Gençlerbirliği maçının hazırlıklarını tamamladı
Konyaspor, Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında yarın deplasmanda oynayacağı Gençlerbirliği maçının hazırlıklarını yaptığı antrenmanla tamamladı. Kayacık Tesisleri’nde Teknik Direktör Recep Uçar ve yardımcı antrenörler yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, topla ısınmayla başladı. Çabukluk ile devam eden antrenman, taktik çalışma ile sona erdi.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:32
İnşaatta yüksekten düşen işçi yaralandı
Konya’nın Karapınar ilçesinde inşaatta çalışan bir işçi, dengesini kaybederek yaklaşık 5 metrelik yükseklikten düşerek yaralandı. Olay, ilçeye bağlı Alaaddin Mahallesi’nde bulunan 3 katlı bir inşaatta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, inşaatta çalışan 20 yaşındaki R.T. henüz belirlenemeyen bir nedenle dengesini kaybedip aydınlatma boşluğuna düştü. Diğer işçilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı R.T. sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Karapınar Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayla ilgili tahkikat başlatıldı.
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:42
Kamyondan düşüp pelvis kemiği kırıldı, Konya’da 2 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu
67 yaşındaki Mehmet Coşkun, sevk edildiği Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 saatlik ameliyatın ardından kırılan kemiği tedavi edildi.
24 Ekim 2025 Cuma - 20:19
Otomobil ile hafif ticari araç çarpıştı: 1 ölü, 1 yaralı
Konya’nın Karapınar ilçesinde otomobil ile hafif ticari aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Kaza, Karapınar ilçesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgine göre, Emirgazi ilçesinden Karapınar ilçesine seyir halinde olan A.Y. idaresindeki 46 AEM 245 plakalı otomobil, aynı yönde ilerleyen Cumaali Pekince’nin kullandığı 42 JA 618 plakalı hafif ticari araçla çarpıştı. Kazada her iki aracın sürücüsü de yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü Cumaali Pekince, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Karapınar Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Diğer araçta bulunan A.Y. ise ağır yaralanarak Ereğli Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza ile ilgili tahkikat sürüyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder