Yerel Haberler
Kocaeli
Başiskele’nin yol haritası ortak akılla şekilleniyor 24 Nisan 2026 Cuma - 10:56:40 Başiskele’de mahalle muhtarlarıyla gerçekleştirilen istişare toplantısında ilçenin mevcut durumu ve öncelikli ihtiyaçları ele alınırken; altyapı, ulaşım ve sosyal alanlara yönelik talepler masaya yatırıldı. Başiskele’de yerel yönetim ile mahalleler arasındaki güçlü iletişim ağı bir kez daha pekiştirildi. Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, ilçede görev yapan mahalle muhtarlarıyla kapsamlı istişare toplantısında bir araya geldi. Başiskele Belediyesi’nin ev sahipliğinde Antik Köfte ve Restoran’da gerçekleştirilen toplantıya; belediye başkan yardımcıları, Kocaeli ve Başiskele Muhtarlar Derneği Başkanı İlhan Altıntaş ile ilçenin farklı mahallelerinden çok sayıda muhtar katıldı. Gerçekleşen buluşmada; ilçenin mevcut durumu, devam eden projeler ve mahallelerin öncelikli ihtiyaçları masaya yatırıldı. Muhtarlar tek tek dinlendi Toplantı boyunca Başkan Özlü ve beraberindeki heyet, muhtarların sahadan getirdiği talep ve önerileri tek tek dinledi. Özellikle altyapı çalışmaları, ulaşım düzenlemeleri, sosyal donatı alanları ve mahalle bazlı ihtiyaçlar üzerine detaylı değerlendirmeler yapıldı. Muhtarların, vatandaşla birebir temas halinde olmaları nedeniyle ortaya koydukları geri bildirimlerin, hizmet planlamasında önemli rol oynadığı vurgulandı. "Ortak akılla yönetiyoruz" Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Başkan Yasin Özlü, muhtarların yerel yönetim anlayışındaki önemine dikkat çekerek, "Başiskele’nin dört bir yanında özveriyle görev yapan kıymetli muhtarlarımızla bir araya geldim. İlçemizin her köşesini planlarken muhtarlarımızın talep ve önerilerini yol haritamızın merkezine alıyor, devam eden projelerimizin sahadaki yansımalarını birlikte değerlendiriyoruz" dedi. Katılımcı belediyecilik vurgusu Katılımcı yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Özlü, düzenli olarak gerçekleştirilen bu tür toplantıların hizmet kalitesini artırdığını ifade etti. İlçenin gelişimi için tüm paydaşlarla birlikte hareket ettiklerini dile getiren Başkan Özlü, muhtarlarla kurulan güçlü iletişimin vatandaş memnuniyetine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Toplantıya katılan muhtarlar da organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirerek, mahallelerine yönelik taleplerin doğrudan yetkililere aktarılmasının önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Karşılıklı görüş alışverişiyle geçen buluşmanın, yerel hizmetlerin daha etkin ve hızlı şekilde hayata geçirilmesine katkı sunacağı belirtildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:40 Cam atıklar öğrencilerin elinde sanata dönüştü Kocaeli’de sıfır atık çalışmaları kapsamında düzenlenen sanat atölyesinde öğrenciler, cam atıkları dekoratif ürünlere dönüştürerek hem geri dönüşüm bilinci kazandı hem de keyifli anlar yaşadı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde cam atık temalı sanat atölyesi düzenledi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim gören öğrencilerle birlikte düzenlenen sanat atölyesinde cam atıkların yeniden değerlendirilmesi üzerine uygulamalı çalışmalar yapıldı. Etkinlikte, kullanılmayan cam materyaller çeşitli süsleme teknikleri ve geri dönüşüm malzemeleriyle birleştirilerek dekoratif objelere dönüştürüldü. Öğrencilerin aktif katılımıyla gerçekleşen atölye çalışmasında hem geri dönüşüm bilincinin artırılması hem de atıkların sanatsal üretimle yeniden hayata kazandırılması hedeflendi. Cam atıkların sürdürülebilir geri dönüşümü Cam atıkların doğru yönetimi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar, sıfır atık hareketi çerçevesinde belirlenen tematik uygulamalarla çevre dostu yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasını ve gelecek nesillere daha temiz çevre bırakılmasını vurguluyor. Doğada çözünmesi binlerce yıl sürebilen cam atıklar; kalite kaybı olmadan yüzde 100 ve sonsuz kez geri dönüştürülebilen, kum, soda ve kireçten oluşan değerli bir malzeme olarak öne çıkıyor.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:34 Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir Sosyal medyadaki şaşırtıcı "öncesi-sonrası" fotoğrafları ve fenomenlerin önerdiği ağır antrenmanlar ciddi sakatlıklara yol açabiliyor. İnternette satılan veya paylaşılan paket egzersiz programlarının herkes için uygun olamayacağını vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spora başlamak gerekiyor" diyerek sağlıklı yaşam için doğru bilinen yanlışlara dikkati çekti. Sağlıklı yaşam için yapılan sporun, yanlış teknikler ve bilinçsiz yüklenme nedeniyle sakatlığa dönüştüğünü belirten uzmanlar, özellikle ısınmadan başlanan egzersizler ile kişiye uygun olmayan antrenman programlarının kas, bağ ve eklem yaralanmalarını artırdığına dikkat çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, günümüzde birçok kişinin sporu bilimsel kurallardan uzak, kulaktan dolma bilgilerle yaptığını söyledi. Serarslan, sporun kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, cinsiyet, kas gücü, eklem sağlığı ve aerobik kapasite dikkate alınmadan yapılan egzersizlerin ciddi sakatlıklara yol açabileceğini belirtti. Özellikle ısınmadan başlanan antrenmanlar, yanlış yüklenme ve yetersiz dinlenmenin sağlıklı olmak için yapılan sporu, tam tersine sağlık sorununa dönüştürebildiğini kaydetti. "Sporun ilk ve birinci kuralı ısınma" Spora başlamadan önce uygun ısınma ve esneme egzersizlerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Serarslan, "Maalesef sporda yapılan en büyük hatalardan biri, hatta en önemlisi uygun ısınma ve esneme egzersizlerini yapmadan spora başlamak. Eğer bu kurala riayet etmeden egzersize başlarsak zaten gergin olan kaslarımız spor sırasında daha da zorlanıyor ve çok daha fazla hasar görme ihtimaline maruz kalıyor. Bu yüzden sporun ilk ve birinci kuralı, başlamadan önce uygun ısınma egzersizlerini belirli bir süre yapmak, daha sonra sportif faaliyetlere geçmektir. Vücudu spora başlamadan önce birdenbire zorlamamamız lazım. Önce hafif hareketlerle, yavaş egzersizlerle başlayarak, yüksek ağırlıkların altına girmeden, ani zorlayıcı hareketler yapmadan sadece vücudu ısıtmaya yönelik hafif egzersizlerle başlanmalı. Kasların esnekliğini kazandığını hissettikten sonra daha ağır egzersizlere geçmek gerekiyor. Aksi halde kaslar ve eklemler çok daha kolay şekilde sakatlanabiliyor" dedi. "Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir" "Yanlış antrenman" kavramının yalnızca hareketlerin hatalı yapılmasından ibaret olmadığını söyleyen Serarslan, "Yanlış antrenman derken sadece teknik yanlıştan söz etmemiz mümkün değil. Sağlıklı spor, birçok faktörün bir araya gelmesiyle yapılan bir şey. Antrenmanın süresi, yoğunluğu, güç egzersizlerinde kaldırılan ağırlıklar, bunların hepsini tedrici olarak artırmak gerekiyor. Düşük yoğunluktan başlayıp haftalar içerisinde yavaş yavaş artırarak güç kazandıkça zorlamayı artırmak gerekir. Bu kurallardan bir tanesini bile atlamak, o egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelebilir. Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi, ne kadar yoğun egzersiz yaparsak kaslarımızın o kadar gelişeceği yönündedir ama bu yanlış. Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir. Her egzersiz sırasında kaslarımızda ödem, mikro yırtıklar ve laktik asit birikimi gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluyor. Eğer biz vücuda ve kaslara bu dinlenme fırsatını tanımazsak, daha çok hasar oluşur ve tam tersine beklediğimiz faydayı değil zararlı etkileri görmüş oluruz" diye konuştu. "Her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil" Özellikle profesyonel olmayan bireylerde her gün spor yapmanın doğru bir yaklaşım olmayabileceğini kaydeden Serarslan, ağır geçen antrenmandan sonra en az 24 saat dinlenilmesi gerektiğine dikkati çekti. Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Eğer profesyonel sporcu değilseniz, sporu sadece sağlık ve hobi amaçlı yapıyorsanız her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil. Biz haftada iki ya da üç gün antrenmanı öneriyoruz. İnsanlar bazen ne kadar fazla yaparlarsa o kadar iyi sonuç alacaklarını düşünüyor ama vücudun toparlanması için yeterli süre tanınmazsa sakatlık kaçınılmaz hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor" İnternet ve sosyal medyada görülen her egzersiz programının doğru kabul edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Serarslan, şöyle devam etti: "En büyük yanlışlarımızdan biri de sosyal medyada veya internette gördüğümüz şeyleri doğru olarak kabul edip hemen uygulamaya geçmek. Halbuki sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor. Orada gördüğümüz ağır antrenmanlar, öncesi-sonrası paylaşımları ya da paket programlar bizi yanıltabiliyor. Bir kişi için uygun olan program sizin için uygun olmayabilir. Bu yüzden gördüğümüz her şeyi doğru kabul etmeyip mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spor yapmak gerekiyor. Egzersiz tamamen kişiseldir. Her kişinin fizyolojisi, vücut yapısı farklıdır. Sosyal medyada ve internette gördüğünüz paket programlar biri için uygunken sizin için uygun olmayabilir. Vücut yapınız, cinsiyetiniz, yaşınız, o anki aerobik kapasiteniz, kas gücünüz, eklem sağlığınız; bunların hepsi sizin için uygun egzersizi belirlemek adına göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Egzersiz mutlaka kişiye özel planlanmalı ve ona göre uygulanmalıdır." En sık görülen yaralanmalar diz ve tendonlarda Klinik pratikte en sık karşılaştıkları spor yaralanmalarına da değinen Serarslan, özellikle halı sahada yapılan futbolun sakatlık riskini artırdığını belirterek, "Bizim klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız sakatlıkları birkaç gruba ayırabiliriz. Birincisi ani travmayla gelişen akut yaralanmalar, ikincisi ise zamanla tekrarlayan zorlanmalara bağlı oluşan kronik problemler. En çok karşılaştığımız akut travmalar arasında diz yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yaralanmaları, kas travmaları, kas yırtıkları, omuz çıkıkları, omuz bağ ve kas yırtıkları ile özellikle aşil tendon yaralanmaları yer alıyor. Türkiye’de halı sahada futbol çok yaygın ama bu zemin sakatlık açısından da çok riskli bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Vücut sakatlıktan önce mutlaka uyarı verir" Zamanla gelişen sakatlıklarda vücudun önceden sinyal verdiğini de ifade eden Serarslan, "Bu bahsettiğim tabii akut, ani gelişen travmalar değil; daha çok zamanla gelişen sakatlıklarda vücut mutlaka size bir uyarı verir. Bu genelde ağrı şeklinde olur. Bazen bu ağrıya şişlikler, kas krampları ve kas sertlikleri de eşlik eder. Eğer bir eklemde veya vücudun herhangi bir yerinde dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ya da istirahat halinde ağrı oluyorsa mutlaka bu uyarıyı dikkate alıp bir uzmana danışmak gerekir" dedi. "Sakatlığa rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir" Küçük görülen sakatlıkların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Serarslan, sakatlık varken spora devam etmenin hem amatör hem de profesyonel sporcularda ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bazen insanlarımız maalesef ufak sakatlıkları göz ardı edebiliyorlar. Sakatlıklara rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz bazı sonuçlara yol açabiliyor. Bu konuda sadece amatör spor yapanlardan bahsetmiyorum, elit düzeyde, profesyonel düzeyde bu sporu yapanlar da bazen aynı hatayı tekrarlayabiliyorlar. Hatta yakın zamanda dünyada ses getiren ciddi bir sakatlık oldu. Kış olimpiyatlarında dünyaca ünlü kayakçı Lindsey Vonn, ön çapraz bağı kopuk olduğu halde özel bir dizlikle olimpiyatlarda yarışmaya karar verdi. Dünyanın en elit sporcularından biri olmasına rağmen maalesef yarışmanın ilk metrelerinde ciddi bir kaza yaparak çok ciddi parçalı bir kırıkla karşılaştı. Yani bu her zaman sadece amatör sporcuların başına gelen bir şey değil, profesyonel sporcular da bazen bu hatalara düşebiliyorlar. İşte burada aşırı hırs, aşırı ego gibi şeyler devreye giriyor. Bu nedenle sakatlık varken spora devam etme konusunda çok ciddi önlemler almak lazım."
24 Nisan 2026 Cuma - 10:23 İzmit’te 23 Nisan’a uluslararası ilgi: Çocuklar bayram coşkusunu birlikte yaşıyor İzmit Milli İrade Meydanı’nda 23 Nisan coşkusu, farklı ülkelerden gelen ailelerin katılımıyla renklenirken çocuklar etkinlik alanlarında hem eğleniyor hem öğreniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Milli İrade Meydanı’nda düzenlediği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, ilk günden itibaren yoğun katılımla devam ediyor. Alanda kurulan 60’tan fazla atölyede çocuklar gün boyu hem eğleniyor hem öğreniyor. Meydan, farklı ülkelerden gelen ailelerin de katılımıyla uluslararası bir buluşma noktasına dönüşüyor. Etkinlikler arasında en çok ilgiyi kruvasan süsleme atölyesi görüyor. Çocuklar hazır kruvasanları çikolata, meyve ve renkli süslemelerle kendi zevklerine göre hazırlarken ortaya hem eğlenceli hem de görsel açıdan dikkat çekici görüntüler çıkıyor. Minikler, kendi hazırladıkları ürünleri keyifle tüketerek hem üretmenin hem de paylaşmanın mutluluğunu yaşıyor. 60’tan fazla atölyede kesintisiz eğlence Sanat, bilim, spor ve doğa temalı atölyelerde çocuklar yeteneklerini ortaya koydu. Resim, seramik, çömlek, vitray ve tezhip gibi alanlarda yeni beceriler kazanan minikler, bilim atölyelerinde deneyler yaparak keşfetmenin heyecanını yaşadı. Gün boyu süren etkinliklerde ortaya çıkan çalışmalar çocuklar için anlamlı hatıralara dönüştü. Etkinliklerin başlamasıyla birlikte Milli İrade Meydanı kısa sürede doldu. Kırmızı beyaz kıyafetleri ve ellerindeki Türk bayraklarıyla alana renk katan çocuklara aileler de eşlik etti. Gün ilerledikçe artan yoğunlukla birlikte meydan adeta bayram alanına dönüştü. Uluslararası katılım dikkat çekti Etkinlikler, yalnızca Türkiye’den değil farklı ülkelerden gelen ailelerin de ilgisini çekti. Kocaeli’de yaşayan Güney Koreli Hong Sua ailesi de çocuklarıyla birlikte şenliğe katıldı. Aile, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilen özel bir bayram olmasından etkilendiklerini belirterek bu deneyimin kendileri için unutulmaz olduğunu ifade etti. Aile üyeleri, Türkiye’de böyle bir bayramın kutlanmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getirirken, Kocaeli’de yaşamaktan duydukları memnuniyeti de paylaştı. Etkinlik alanındaki atölyeleri beğendiklerini belirten aile, çocuklarıyla birlikte keyifli bir gün geçirdiklerini söyledi. Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen 23 Nisan Çocuk Şenliği, 26 Nisan’a kadar her gün 11.00-19.00 saatleri arasında devam edecek. Büyükşehir Belediyesi, tüm çocukları etkinlik alanına davet ediyor.
Planlı cinayette 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi
10 Şubat 2026 Salı - 16:42 Planlı cinayette 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Serdar Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada savcı, sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklardan Mahsun Ö., abisinin azmettiresiyle olayı işlediğini iddia ederken, abisi Habil Ö. ise "Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" savunmasını yaptı. Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30), Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış; Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti. Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı. "Habil, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu" Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları ve maktulün yakınları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Serdar Arslan’ın dini nikahlı eşi Gamze K., eşinin kaybolduğu sürece ilişkin, "Serdar benim adıma ev almıştı, bundan kaynaklı aralarında sorun olup olmadığını bilmiyorum. Eşim kayıp olduğu 16 gün boyunca Habil beni her gün arayıp, ’Ev senin üstüne ama idareten’ gibi şeyler söylüyordu, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu. Sürekli başkalarının üstüne suçu atıyordu. Arabanın kullanan kişinin tespit edildiğini söylediğimde Habil bana, ’Kim o? Bana söyle intikamını ben alacağım’ dedi. Arabanın içinde sigara izmaritleri olup olmadığını da sordu. Ayrıca Mert isimli kişinin de Gürcistan’a kaçtığını söyledi. Sevban’ı ise tanımıyorum" dedi. Serdar Arslan’ın zaman zaman öldürüldüğü bağ evine gittiğini söyleyen Gamze K., "Bu sebeple kayıp olduğu zamanda bağ evini kontrol etmek istediğimizde Habil orada tadilat olduğunu, orada kimsenin olmadığını söyleyerek sürekli bizi İstanbul’a yönlendirdi. Son günlerde Habil ile Serdar arasında ortaklık sebebiyle sorun olmaya başladı" diye konuştu. "Habil ile Serdar kardeş gibiydiler" Tutuklu sanıkların kardeşi Derya Y. ve babaları Şerafettin Ö. de tanık olarak dinlendi. Derya Y., "Maktul ile aralarında husumet olduğunu bilmiyorum. Habil ile Serdar kardeş gibiydiler. Mahsun, Habil’in sözüyle birini öldürecek yapıda biri değil. Silahı nasıl temin ettiler bilmiyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir" Şerafettin Ö. ise tarafların arasında husumet olup olmadığını bilmediğini belirterek, "Maktulle aralarında husumetleri var mı bilmiyorum ancak abi kardeş arasında yer davasına aralarında husumet vardı. İki oğlumda madde kullanır. Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir ancak Mahsun abisini dinleyecek yapıda biri değildir" ifadelerini kullandı. "Birbirlerinden ’Can kardeş’ diye bahsediyorlardı" Sanık Habil Ö.’nün eşi tanık Seviye Ö., "Serdar ile eşim arasında husumet ve kavgaya şahit olmadım. Kardeş gibiydiler. ’Can kardeş’ diye birbirlerinden bahsediyorlardı. Ev meselesinden haberim yok. Serdar ile aralarında motor davasını duymuştum. Eşim her ne kadar abi de olsa Mahsun onun lafıyla hareket etmez, zaten görüşmüyorlardı. Serdar ile eşim arasında herhangi resmi veya gayri resmi ortaklıkları yoktu. Eşlerimiz balık restoran işletiyorlardı, biz de maktulün eşi ile birlikte yanlarında çalışıyorduk. Habil öncülüğünde iş yürütülüyordu, Serdar oturuyordu" dedi. 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Duruşmada okunan mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayriresmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi. "Kardeşini ve akrabasını cinayete teşvik etti" Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi. Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı. Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi. Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi. Savcı, sanıklar Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T.’nin "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca Habil Ö. ve Mahsun Ö. hakkında "6136 sayılı kanuna muhalefet" suçundan da ceza istendi. "Cani değilim, abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" Mütalaaya karşı söz verilen sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Beni kullandılar. Durduk yere kimseyi öldürecek, cani bir insan değilim. Abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" dedi. "Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Serdar 20 yıllık arkadaşımdı, ölümünden bir çıkarım yok. Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem. Onun başına bir şey gelmesin diye olayı sakladığım doğrudur" savunmasını yaptı. Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, sadece tanık olduğunu ve korktuğu için konuşamadığını iddia etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi
10 Şubat 2026 Salı - 16:28 Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Serdar Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada savcı, sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklardan Mahsun Ö., abisinin azmettiresiyle olayı işlediğini iddia ederken, abisi Habil Ö. ise "Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" savunmasını yaptı. Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30), Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış; Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti. Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı. "Habil, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu" Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları ve maktulün yakınları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Serdar Arslan’ın dini nikahlı eşi Gamze K., eşinin kaybolduğu sürece ilişkin, "Serdar benim adıma ev almıştı, bundan kaynaklı aralarında sorun olup olmadığını bilmiyorum. Eşim kayıp olduğu 16 gün boyunca Habil beni her gün arayıp, ’Ev senin üstüne ama idareten’ gibi şeyler söylüyordu, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu. Sürekli başkalarının üstüne suçu atıyordu. Arabanın kullanan kişinin tespit edildiğini söylediğimde Habil bana, ’Kim o? Bana söyle intikamını ben alacağım’ dedi. Arabanın içinde sigara izmaritleri olup olmadığını da sordu. Ayrıca Mert isimli kişinin de Gürcistan’a kaçtığını söyledi. Sevban’ı ise tanımıyorum" dedi. Serdar Arslan’ın zaman zaman öldürüldüğü bağ evine gittiğini söyleyen Gamze K., "Bu sebeple kayıp olduğu zamanda bağ evini kontrol etmek istediğimizde Habil orada tadilat olduğunu, orada kimsenin olmadığını söyleyerek sürekli bizi İstanbul’a yönlendirdi. Son günlerde Habil ile Serdar arasında ortaklık sebebiyle sorun olmaya başladı" diye konuştu. "Habil ile Serdar kardeş gibiydiler" Tutuklu sanıkların kardeşi Derya Y. ve babaları Şerafettin Ö. de tanık olarak dinlendi. Derya Y., "Maktul ile aralarında husumet olduğunu bilmiyorum. Habil ile Serdar kardeş gibiydiler. Mahsun, Habil’in sözüyle birini öldürecek yapıda biri değil. Silahı nasıl temin ettiler bilmiyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir" Şerafettin Ö. ise tarafların arasında husumet olup olmadığını bilmediğini belirterek, "Maktulle aralarında husumetleri var mı bilmiyorum ancak abi kardeş arasında yer davasına aralarında husumet vardı. İki oğlumda madde kullanır. Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir ancak Mahsun abisini dinleyecek yapıda biri değildir" ifadelerini kullandı. "Birbirlerinden ’Can kardeş’ diye bahsediyorlardı" Sanık Habil Ö.’nün eşi tanık Seviye Ö., "Serdar ile eşim arasında husumet ve kavgaya şahit olmadım. Kardeş gibiydiler. ’Can kardeş’ diye birbirlerinden bahsediyorlardı. Ev meselesinden haberim yok. Serdar ile aralarında motor davasını duymuştum. Eşim her ne kadar abi de olsa Mahsun onun lafıyla hareket etmez, zaten görüşmüyorlardı. Serdar ile eşim arasında herhangi resmi veya gayri resmi ortaklıkları yoktu. Eşlerimiz balık restoran işletiyorlardı, biz de maktulün eşi ile birlikte yanlarında çalışıyorduk. Habil öncülüğünde iş yürütülüyordu, Serdar oturuyordu" dedi. 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Duruşmada okunan mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayriresmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi. "Kardeşini ve akrabasını cinayete teşvik etti" Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi. Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı. Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi. Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi. Savcı, sanıklar Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T.’nin "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca Habil Ö. ve Mahsun Ö. hakkında "6136 sayılı kanuna muhalefet" suçundan da ceza istendi. "Cani değilim, abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" Mütalaaya karşı söz verilen sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Beni kullandılar. Durduk yere kimseyi öldürecek, cani bir insan değilim. Abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" dedi. "Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Serdar 20 yıllık arkadaşımdı, ölümünden bir çıkarım yok. Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem. Onun başına bir şey gelmesin diye olayı sakladığım doğrudur" savunmasını yaptı. Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, sadece tanık olduğunu ve korktuğu için konuşamadığını iddia etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Dereye sürüklenen araç ertesi gün ortaya çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 15:54 Dereye sürüklenen araç ertesi gün ortaya çıktı Kocaeli’nin Gebze ilçesinde sağanak yağışta dereye sürüklenen otomobil, bir gün sonra sahibi tarafından bulundu. Suların çekilmesiyle ortaya çıkan ve ekiplerce dereden çıkarılan araç kullanılamaz hale geldi. Olay, 8 Şubat’ta Tavşanlı Mahallesi Elmacık Dere mevkisinde meydana geldi. Bölgede etkili olan sağanak, dere yatağındaki su seviyesini yükseltti. Yağışa bağlı toprak kayması sonucu, Ali Güvenç’e ait park halindeki otomobil dereye düşerek sel sularına kapıldı. Ertesi gün ters dönmüş halde bulundu Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi. Suyun yüksek olması ve akıntının şiddeti nedeniyle ilk gün yapılan aramalarda araca ulaşılamadı. Ertesi gün sabah saatlerinde kendi imkanlarıyla arama çalışması yapan araç sahibi Güvenç, saatler sonra otomobilini olay yerinin ilerisinde derede ters dönmüş halde buldu. İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma ve Gebze Belediyesi ekiplerinin çalışmasıyla sudan çıkarılan aracın kullanılamaz hale geldiği görüldü. "Saatlerce aradık bulamadık" Deredeki otomobilini cep telefonunun kamerasıyla kaydeden ve yaşananları anlatan araç sahibi Ali Güvenç, "Park halindeki otomobilimiz toprak kaymasının da etkisiyle sel sularına karışarak sürüklenmeye başladı. Dün saatlerce derede aracı aradık ama bulamadık. Jandarmaya bilgi verdik, olay yerine geldiler ve tutanak tutuldu. Arabayı göremediğimiz için araç hakkında bir de kayıp ilanı verdik. Bugün sabah saat 09.00’dan itibaren kendi imkanlarımızla arabamızı aramaya başladık ve öğle sıralarında bulduk. 112’yi aradık ve jandarma ekipleri geldi" dedi. Güvenç, olayın doğal afet ve altyapı sorunlarından kaynaklandığını savunarak, maddi zararının karşılanması için ilgili yetkililerden yardım talep etti.
Lastik sektöründe 4 bin 500 işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri başladı
10 Şubat 2026 Salı - 14:35 Lastik sektöründe 4 bin 500 işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri başladı Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sendikanın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarıyla gerçekleştirilen ilk oturumun ardından yaptığı açıklamada, sürecin müzakereyle yürütüleceğini ancak kazanılmış haklardan taviz verilmeyeceğini vurguladı. Lastik sektöründe yeni dönem toplu iş sözleşmesi süreci Kocaeli’de başladı. Lastik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarında çalışan yaklaşık 4 bin 500 işçiyi kapsayan görüşmelerin ilk toplantısının ardından Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız" Müzakereye açık olduklarını belirten Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, "Toplu sözleşmemizi Brisa, Pirelli ve Prometeon ile yaptık. Gün içerisinde de Goodyear fabrikasıyla toplu sözleşme görüşmemiz olacak. Görüşmelerde karşılıklı sunumlar yapıldı; işverenler kendi sıkıntılarını, problemlerini ve rekabet şartlarındaki genel durumlarını anlattı. Yapılan müzakere neticesinde Brisa fabrikasında 9 madde, Prometeon ve Pirelli fabrikalarında ise 8 madde geçtik. Önümüzdeki toplantı tarihleri belli, süreç bu doğrultuda devam edecek. Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız; bu, kazanılmış olan haklarımızı hiçbir şekilde vermeyeceğimiz anlamına geliyor. Daha adil, karşılıklı bir anlaşma istiyoruz. İşverenlerin sorunlarını biliyoruz ancak çalışan arkadaşlarımızın taleplerini ve kazanılmış haklarını da biliyoruz" dedi. "Kolay bir sözleşme olmayacak" Toplu sözleşmenin 4 bin 500 işçiyi kapsadığını belirten Sarı, "Bu toplu sözleşme sürecini sadece 4 bin 500 işçi olarak değerlendirmemek gerekir; aileleriyle birlikte Kocaeli’yi yakından ilgilendiren bir süreçtir. Şu ana kadar ağırlıklı olarak idari maddeler görüşüldü, maddi maddelere henüz geçilmedi. Bu nedenle kolay bir toplu sözleşme olmayacak. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan gerilim ortamına rağmen biz meseleleri müzakere ortamında, karşılıklı sulh ile masada çözmekten yanayız" diye konuştu.
Lastik sektöründe 4 bin 500 işçiyi ilgilendiren TİS görüşmeleri başladı
10 Şubat 2026 Salı - 13:47 Lastik sektöründe 4 bin 500 işçiyi ilgilendiren TİS görüşmeleri başladı Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sendikanın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarıyla gerçekleştirilen ilk oturumun ardından yaptığı açıklamada, sürecin müzakereyle yürütüleceğini ancak kazanılmış haklardan taviz verilmeyeceğini vurguladı. Lastik sektöründe yeni dönem toplu iş sözleşmesi süreci Kocaeli’de başladı. Lastik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarında çalışan yaklaşık 4 bin 500 işçiyi kapsayan görüşmelerin ilk toplantısının ardından Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız" Müzakereye açık olduklarını belirten Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, "Toplu sözleşmemizi Brisa, Pirelli ve Prometeon ile yaptık. Gün içerisinde de Goodyear fabrikasıyla toplu sözleşme görüşmemiz olacak. Görüşmelerde karşılıklı sunumlar yapıldı; işverenler kendi sıkıntılarını, problemlerini ve rekabet şartlarındaki genel durumlarını anlattı. Yapılan müzakere neticesinde Brisa fabrikasında 9 madde, Prometeon ve Pirelli fabrikalarında ise 8 madde geçtik. Önümüzdeki toplantı tarihleri belli, süreç bu doğrultuda devam edecek. Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız; bu, kazanılmış olan haklarımızı hiçbir şekilde vermeyeceğimiz anlamına geliyor. Daha adil, karşılıklı bir anlaşma istiyoruz. İşverenlerin sorunlarını biliyoruz ancak çalışan arkadaşlarımızın taleplerini ve kazanılmış haklarını da biliyoruz" dedi. "Kolay bir sözleşme olmayacak" Toplu sözleşmenin 4 bin 500 işçiyi kapsadığını belirten Sarı, "Bu toplu sözleşme sürecini sadece 4 bin 500 işçi olarak değerlendirmemek gerekir; aileleriyle birlikte Kocaeli’yi yakından ilgilendiren bir süreçtir. Şu ana kadar ağırlıklı olarak idari maddeler görüşüldü, maddi maddelere henüz geçilmedi. Bu nedenle kolay bir toplu sözleşme olmayacak. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan gerilim ortamına rağmen biz meseleleri müzakere ortamında, karşılıklı sulh ile masada çözmekten yanayız" diye konuştu. (RBA-HFV-
Darıcalı sporcular 2025 yılını 459 madalyayla kapattı
10 Şubat 2026 Salı - 11:47 Darıcalı sporcular 2025 yılını 459 madalyayla kapattı Geçtiğimiz yıl ulusal ve uluslararası müsabakalarda 459 madalya kazanan Darıca Belediyesi Eğitim ve Spor Kulübü’nün başarıları, düzenlenen törenle kutlandı. Darıca Belediyesi Eğitim ve Spor Kulübü sporcuları, "Bizim Çocukların Başarı Hikayesi" adıyla Darıca Konferans Salonu’nda düzenlenen yıl sonu değerlendirme toplantısında, 2025 yılı faaliyetleri ve elde edilen dereceler ele alındı. Toplantıya Darıca Kaymakamı Yaşar Dönmez, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, Darıca İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Resul Kotan, Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Murat Aydın ve Darıca Belediyesi Eğitim ve Spor Kulübü Başkanı Enver Demirci ile birlikte siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve sporcular katıldı. 13 farklı branşta eğitim veren kulübün sporcularının, geçen yıl bölgesel, ulusal ve uluslararası şampiyonalarda 138 altın, 150 gümüş ve 171 bronz olmak üzere toplam 459 madalya kazandığı açıklandı. "Hedefimizden geri adım atmayacağız" Programda konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, sporu sadece yarış alanı olarak değil, gençleri geleceğe hazırlayan bir karakter eğitimi süreci olarak gördüklerini söyledi. Sporcuların elde ettiği başarıların tesadüf olmadığını, emek ve planlamanın ürünü olduğunu vurgulayan Bıyık, "Darıca, yalnızca sporcu yetiştiren değil, büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan bir ilçe konumundadır. Spor şehri Darıca vizyonuyla spora desteğimiz artarak devam edecek. İlçemizde spor tesislerinin artırılması, mevcut tesislerin iyileştirilmesi yönündeki çalışmalarımız kararlılıkla sürmektedir. Darıca’yı sporla anılan, sporla büyüyen bir kent haline getirme hedefimizden geri adım atmayacağız. Önümüzdeki dönemde branş çeşitliliğini artıran, altyapıyı daha da güçlendiren ve başarıyı sürdürülebilir kılan bir kulüp yapısını hep birlikte inşa edeceğiz" dedi. Darıca Kaymakamı Yaşar Dönmez de ilçede spora verilen desteğin önemine işaret ederek, kulüp yöneticilerini ve sporcuları tebrik etti. Konuşmaların ardından başarılı sporculara ve kulübe katkı sunanlara plaket verildi. Törende ayrıca, aktif sporculuk kariyerini noktalayan olimpiyat madalyalı milli karateci Eray Şamdan’a, Türk sporuna ve ilçeye katkılarından dolayı özel hediye takdim edildi.
KOSTÜ, stratejik planını YÖK’ün 2030 vizyonuna göre güncelledi
10 Şubat 2026 Salı - 10:47 KOSTÜ, stratejik planını YÖK’ün 2030 vizyonuna göre güncelledi Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ), stratejik planını Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen "2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası" hedefleri doğrultusunda revize etti. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, güncelleme çalışmaları girişimcilik, dijital dönüşüm, kalite güvencesi ve uluslararasılaşma eksenlerinde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi. Yeni plan kapsamında, öğrencilerin yenilikçi düşünme ve proje geliştirme becerilerinin artırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda sertifika programlarının genişletilmesi, sektörün gerçek sorunlarına çözüm arayan proje temelli öğrenme modellerinin güçlendirilmesi, mentörlük mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve staj imkanlarının artırılması planlanıyor. Yapay zeka destekli analiz sistemi Dijital dönüşüm hedefleri çerçevesinde, Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas öncülüğünde geliştirilen "Yapay Zeka Destekli Öğrenci Başarı Analizi Sistemi"nin de stratejik plana entegre edildiği bildirildi. Geçen ay tanıtımı yapılan sistemle, eğitim programlarının güncelliğinin korunması ve öğrencilerin yetkinlik gelişiminin mezuniyete kadar veriye dayalı olarak izlenmesi amaçlanıyor. Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, sürecin hedef odaklı yürütüldüğünü belirterek, "Üniversitelerin, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından belirlenen 2030 hedeflerini kendi stratejik planlarına entegre etmeleri ve bu hedeflerin Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından izlenerek değerlendirilmesiyle birlikte süreç tamamlanmış olacaktır. Üniversitemiz bu anlamda gerekli adımları atmıştır" ifadelerini kullandı. Üniversite yönetimi ayrıca, kurumsal akreditasyonun güçlendirilmesi, uluslararası işbirliklerinin artırılması ve mezun ağının genişletilmesi konularında da çalışmaların sürdüğünü kaydetti.