Yerel Haberler
Kocaeli
Başiskele’nin yol haritası ortak akılla şekilleniyor 24 Nisan 2026 Cuma - 10:56:40 Başiskele’de mahalle muhtarlarıyla gerçekleştirilen istişare toplantısında ilçenin mevcut durumu ve öncelikli ihtiyaçları ele alınırken; altyapı, ulaşım ve sosyal alanlara yönelik talepler masaya yatırıldı. Başiskele’de yerel yönetim ile mahalleler arasındaki güçlü iletişim ağı bir kez daha pekiştirildi. Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, ilçede görev yapan mahalle muhtarlarıyla kapsamlı istişare toplantısında bir araya geldi. Başiskele Belediyesi’nin ev sahipliğinde Antik Köfte ve Restoran’da gerçekleştirilen toplantıya; belediye başkan yardımcıları, Kocaeli ve Başiskele Muhtarlar Derneği Başkanı İlhan Altıntaş ile ilçenin farklı mahallelerinden çok sayıda muhtar katıldı. Gerçekleşen buluşmada; ilçenin mevcut durumu, devam eden projeler ve mahallelerin öncelikli ihtiyaçları masaya yatırıldı. Muhtarlar tek tek dinlendi Toplantı boyunca Başkan Özlü ve beraberindeki heyet, muhtarların sahadan getirdiği talep ve önerileri tek tek dinledi. Özellikle altyapı çalışmaları, ulaşım düzenlemeleri, sosyal donatı alanları ve mahalle bazlı ihtiyaçlar üzerine detaylı değerlendirmeler yapıldı. Muhtarların, vatandaşla birebir temas halinde olmaları nedeniyle ortaya koydukları geri bildirimlerin, hizmet planlamasında önemli rol oynadığı vurgulandı. "Ortak akılla yönetiyoruz" Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Başkan Yasin Özlü, muhtarların yerel yönetim anlayışındaki önemine dikkat çekerek, "Başiskele’nin dört bir yanında özveriyle görev yapan kıymetli muhtarlarımızla bir araya geldim. İlçemizin her köşesini planlarken muhtarlarımızın talep ve önerilerini yol haritamızın merkezine alıyor, devam eden projelerimizin sahadaki yansımalarını birlikte değerlendiriyoruz" dedi. Katılımcı belediyecilik vurgusu Katılımcı yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Özlü, düzenli olarak gerçekleştirilen bu tür toplantıların hizmet kalitesini artırdığını ifade etti. İlçenin gelişimi için tüm paydaşlarla birlikte hareket ettiklerini dile getiren Başkan Özlü, muhtarlarla kurulan güçlü iletişimin vatandaş memnuniyetine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Toplantıya katılan muhtarlar da organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirerek, mahallelerine yönelik taleplerin doğrudan yetkililere aktarılmasının önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Karşılıklı görüş alışverişiyle geçen buluşmanın, yerel hizmetlerin daha etkin ve hızlı şekilde hayata geçirilmesine katkı sunacağı belirtildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:40 Cam atıklar öğrencilerin elinde sanata dönüştü Kocaeli’de sıfır atık çalışmaları kapsamında düzenlenen sanat atölyesinde öğrenciler, cam atıkları dekoratif ürünlere dönüştürerek hem geri dönüşüm bilinci kazandı hem de keyifli anlar yaşadı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde cam atık temalı sanat atölyesi düzenledi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim gören öğrencilerle birlikte düzenlenen sanat atölyesinde cam atıkların yeniden değerlendirilmesi üzerine uygulamalı çalışmalar yapıldı. Etkinlikte, kullanılmayan cam materyaller çeşitli süsleme teknikleri ve geri dönüşüm malzemeleriyle birleştirilerek dekoratif objelere dönüştürüldü. Öğrencilerin aktif katılımıyla gerçekleşen atölye çalışmasında hem geri dönüşüm bilincinin artırılması hem de atıkların sanatsal üretimle yeniden hayata kazandırılması hedeflendi. Cam atıkların sürdürülebilir geri dönüşümü Cam atıkların doğru yönetimi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar, sıfır atık hareketi çerçevesinde belirlenen tematik uygulamalarla çevre dostu yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasını ve gelecek nesillere daha temiz çevre bırakılmasını vurguluyor. Doğada çözünmesi binlerce yıl sürebilen cam atıklar; kalite kaybı olmadan yüzde 100 ve sonsuz kez geri dönüştürülebilen, kum, soda ve kireçten oluşan değerli bir malzeme olarak öne çıkıyor.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:34 Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir Sosyal medyadaki şaşırtıcı "öncesi-sonrası" fotoğrafları ve fenomenlerin önerdiği ağır antrenmanlar ciddi sakatlıklara yol açabiliyor. İnternette satılan veya paylaşılan paket egzersiz programlarının herkes için uygun olamayacağını vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spora başlamak gerekiyor" diyerek sağlıklı yaşam için doğru bilinen yanlışlara dikkati çekti. Sağlıklı yaşam için yapılan sporun, yanlış teknikler ve bilinçsiz yüklenme nedeniyle sakatlığa dönüştüğünü belirten uzmanlar, özellikle ısınmadan başlanan egzersizler ile kişiye uygun olmayan antrenman programlarının kas, bağ ve eklem yaralanmalarını artırdığına dikkat çekiyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ulaş Serarslan, günümüzde birçok kişinin sporu bilimsel kurallardan uzak, kulaktan dolma bilgilerle yaptığını söyledi. Serarslan, sporun kişiye özel planlanması gerektiğini, yaş, cinsiyet, kas gücü, eklem sağlığı ve aerobik kapasite dikkate alınmadan yapılan egzersizlerin ciddi sakatlıklara yol açabileceğini belirtti. Özellikle ısınmadan başlanan antrenmanlar, yanlış yüklenme ve yetersiz dinlenmenin sağlıklı olmak için yapılan sporu, tam tersine sağlık sorununa dönüştürebildiğini kaydetti. "Sporun ilk ve birinci kuralı ısınma" Spora başlamadan önce uygun ısınma ve esneme egzersizlerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Serarslan, "Maalesef sporda yapılan en büyük hatalardan biri, hatta en önemlisi uygun ısınma ve esneme egzersizlerini yapmadan spora başlamak. Eğer bu kurala riayet etmeden egzersize başlarsak zaten gergin olan kaslarımız spor sırasında daha da zorlanıyor ve çok daha fazla hasar görme ihtimaline maruz kalıyor. Bu yüzden sporun ilk ve birinci kuralı, başlamadan önce uygun ısınma egzersizlerini belirli bir süre yapmak, daha sonra sportif faaliyetlere geçmektir. Vücudu spora başlamadan önce birdenbire zorlamamamız lazım. Önce hafif hareketlerle, yavaş egzersizlerle başlayarak, yüksek ağırlıkların altına girmeden, ani zorlayıcı hareketler yapmadan sadece vücudu ısıtmaya yönelik hafif egzersizlerle başlanmalı. Kasların esnekliğini kazandığını hissettikten sonra daha ağır egzersizlere geçmek gerekiyor. Aksi halde kaslar ve eklemler çok daha kolay şekilde sakatlanabiliyor" dedi. "Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir" "Yanlış antrenman" kavramının yalnızca hareketlerin hatalı yapılmasından ibaret olmadığını söyleyen Serarslan, "Yanlış antrenman derken sadece teknik yanlıştan söz etmemiz mümkün değil. Sağlıklı spor, birçok faktörün bir araya gelmesiyle yapılan bir şey. Antrenmanın süresi, yoğunluğu, güç egzersizlerinde kaldırılan ağırlıklar, bunların hepsini tedrici olarak artırmak gerekiyor. Düşük yoğunluktan başlayıp haftalar içerisinde yavaş yavaş artırarak güç kazandıkça zorlamayı artırmak gerekir. Bu kurallardan bir tanesini bile atlamak, o egzersizin yanlış yapıldığı anlamına gelebilir. Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi, ne kadar yoğun egzersiz yaparsak kaslarımızın o kadar gelişeceği yönündedir ama bu yanlış. Kaslar özellikle dinlenirken ve dinlenme halinde gelişir. Her egzersiz sırasında kaslarımızda ödem, mikro yırtıklar ve laktik asit birikimi gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluyor. Eğer biz vücuda ve kaslara bu dinlenme fırsatını tanımazsak, daha çok hasar oluşur ve tam tersine beklediğimiz faydayı değil zararlı etkileri görmüş oluruz" diye konuştu. "Her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil" Özellikle profesyonel olmayan bireylerde her gün spor yapmanın doğru bir yaklaşım olmayabileceğini kaydeden Serarslan, ağır geçen antrenmandan sonra en az 24 saat dinlenilmesi gerektiğine dikkati çekti. Op. Dr. Ulaş Serarslan, "Eğer profesyonel sporcu değilseniz, sporu sadece sağlık ve hobi amaçlı yapıyorsanız her gün antrenman yapmak genelde çok uygun bir yaklaşım değil. Biz haftada iki ya da üç gün antrenmanı öneriyoruz. İnsanlar bazen ne kadar fazla yaparlarsa o kadar iyi sonuç alacaklarını düşünüyor ama vücudun toparlanması için yeterli süre tanınmazsa sakatlık kaçınılmaz hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor" İnternet ve sosyal medyada görülen her egzersiz programının doğru kabul edilmemesi gerektiğine de dikkati çeken Serarslan, şöyle devam etti: "En büyük yanlışlarımızdan biri de sosyal medyada veya internette gördüğümüz şeyleri doğru olarak kabul edip hemen uygulamaya geçmek. Halbuki sosyal medya sağlıklı spor için bazen tuzak olabiliyor. Orada gördüğümüz ağır antrenmanlar, öncesi-sonrası paylaşımları ya da paket programlar bizi yanıltabiliyor. Bir kişi için uygun olan program sizin için uygun olmayabilir. Bu yüzden gördüğümüz her şeyi doğru kabul etmeyip mutlaka işi bir bilenden, uzmandan akıl alarak spor yapmak gerekiyor. Egzersiz tamamen kişiseldir. Her kişinin fizyolojisi, vücut yapısı farklıdır. Sosyal medyada ve internette gördüğünüz paket programlar biri için uygunken sizin için uygun olmayabilir. Vücut yapınız, cinsiyetiniz, yaşınız, o anki aerobik kapasiteniz, kas gücünüz, eklem sağlığınız; bunların hepsi sizin için uygun egzersizi belirlemek adına göz önünde bulundurulması gereken faktörlerdir. Herkese uyan bir egzersiz yoktur. Egzersiz mutlaka kişiye özel planlanmalı ve ona göre uygulanmalıdır." En sık görülen yaralanmalar diz ve tendonlarda Klinik pratikte en sık karşılaştıkları spor yaralanmalarına da değinen Serarslan, özellikle halı sahada yapılan futbolun sakatlık riskini artırdığını belirterek, "Bizim klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız sakatlıkları birkaç gruba ayırabiliriz. Birincisi ani travmayla gelişen akut yaralanmalar, ikincisi ise zamanla tekrarlayan zorlanmalara bağlı oluşan kronik problemler. En çok karşılaştığımız akut travmalar arasında diz yaralanmaları, ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yaralanmaları, kas travmaları, kas yırtıkları, omuz çıkıkları, omuz bağ ve kas yırtıkları ile özellikle aşil tendon yaralanmaları yer alıyor. Türkiye’de halı sahada futbol çok yaygın ama bu zemin sakatlık açısından da çok riskli bir alan oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Vücut sakatlıktan önce mutlaka uyarı verir" Zamanla gelişen sakatlıklarda vücudun önceden sinyal verdiğini de ifade eden Serarslan, "Bu bahsettiğim tabii akut, ani gelişen travmalar değil; daha çok zamanla gelişen sakatlıklarda vücut mutlaka size bir uyarı verir. Bu genelde ağrı şeklinde olur. Bazen bu ağrıya şişlikler, kas krampları ve kas sertlikleri de eşlik eder. Eğer bir eklemde veya vücudun herhangi bir yerinde dinlenmeye rağmen geçmeyen ağrı, şişlik ya da istirahat halinde ağrı oluyorsa mutlaka bu uyarıyı dikkate alıp bir uzmana danışmak gerekir" dedi. "Sakatlığa rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilir" Küçük görülen sakatlıkların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Serarslan, sakatlık varken spora devam etmenin hem amatör hem de profesyonel sporcularda ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bazen insanlarımız maalesef ufak sakatlıkları göz ardı edebiliyorlar. Sakatlıklara rağmen spora devam etmek geri dönüşsüz bazı sonuçlara yol açabiliyor. Bu konuda sadece amatör spor yapanlardan bahsetmiyorum, elit düzeyde, profesyonel düzeyde bu sporu yapanlar da bazen aynı hatayı tekrarlayabiliyorlar. Hatta yakın zamanda dünyada ses getiren ciddi bir sakatlık oldu. Kış olimpiyatlarında dünyaca ünlü kayakçı Lindsey Vonn, ön çapraz bağı kopuk olduğu halde özel bir dizlikle olimpiyatlarda yarışmaya karar verdi. Dünyanın en elit sporcularından biri olmasına rağmen maalesef yarışmanın ilk metrelerinde ciddi bir kaza yaparak çok ciddi parçalı bir kırıkla karşılaştı. Yani bu her zaman sadece amatör sporcuların başına gelen bir şey değil, profesyonel sporcular da bazen bu hatalara düşebiliyorlar. İşte burada aşırı hırs, aşırı ego gibi şeyler devreye giriyor. Bu nedenle sakatlık varken spora devam etme konusunda çok ciddi önlemler almak lazım."
24 Nisan 2026 Cuma - 10:23 İzmit’te 23 Nisan’a uluslararası ilgi: Çocuklar bayram coşkusunu birlikte yaşıyor İzmit Milli İrade Meydanı’nda 23 Nisan coşkusu, farklı ülkelerden gelen ailelerin katılımıyla renklenirken çocuklar etkinlik alanlarında hem eğleniyor hem öğreniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Milli İrade Meydanı’nda düzenlediği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, ilk günden itibaren yoğun katılımla devam ediyor. Alanda kurulan 60’tan fazla atölyede çocuklar gün boyu hem eğleniyor hem öğreniyor. Meydan, farklı ülkelerden gelen ailelerin de katılımıyla uluslararası bir buluşma noktasına dönüşüyor. Etkinlikler arasında en çok ilgiyi kruvasan süsleme atölyesi görüyor. Çocuklar hazır kruvasanları çikolata, meyve ve renkli süslemelerle kendi zevklerine göre hazırlarken ortaya hem eğlenceli hem de görsel açıdan dikkat çekici görüntüler çıkıyor. Minikler, kendi hazırladıkları ürünleri keyifle tüketerek hem üretmenin hem de paylaşmanın mutluluğunu yaşıyor. 60’tan fazla atölyede kesintisiz eğlence Sanat, bilim, spor ve doğa temalı atölyelerde çocuklar yeteneklerini ortaya koydu. Resim, seramik, çömlek, vitray ve tezhip gibi alanlarda yeni beceriler kazanan minikler, bilim atölyelerinde deneyler yaparak keşfetmenin heyecanını yaşadı. Gün boyu süren etkinliklerde ortaya çıkan çalışmalar çocuklar için anlamlı hatıralara dönüştü. Etkinliklerin başlamasıyla birlikte Milli İrade Meydanı kısa sürede doldu. Kırmızı beyaz kıyafetleri ve ellerindeki Türk bayraklarıyla alana renk katan çocuklara aileler de eşlik etti. Gün ilerledikçe artan yoğunlukla birlikte meydan adeta bayram alanına dönüştü. Uluslararası katılım dikkat çekti Etkinlikler, yalnızca Türkiye’den değil farklı ülkelerden gelen ailelerin de ilgisini çekti. Kocaeli’de yaşayan Güney Koreli Hong Sua ailesi de çocuklarıyla birlikte şenliğe katıldı. Aile, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilen özel bir bayram olmasından etkilendiklerini belirterek bu deneyimin kendileri için unutulmaz olduğunu ifade etti. Aile üyeleri, Türkiye’de böyle bir bayramın kutlanmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getirirken, Kocaeli’de yaşamaktan duydukları memnuniyeti de paylaştı. Etkinlik alanındaki atölyeleri beğendiklerini belirten aile, çocuklarıyla birlikte keyifli bir gün geçirdiklerini söyledi. Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen 23 Nisan Çocuk Şenliği, 26 Nisan’a kadar her gün 11.00-19.00 saatleri arasında devam edecek. Büyükşehir Belediyesi, tüm çocukları etkinlik alanına davet ediyor.
Çayırova Belediyesi 17 sayı geriden gelip kazandı
10 Şubat 2026 Salı - 10:10 Çayırova Belediyesi 17 sayı geriden gelip kazandı Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 23. haftasında Çayırova Belediyesi, sahasında karşılaştığı Parmos Otel Bandırma Bordo Basketbol’u 72-70 mağlup etti. Çayırova Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaya ev sahibi ekip; Arca Tülüoğlu, Roberto Gallinat, Erdi Gülaslan, Hakan Yapar ve Nysier Brooks beşiyle başladı. Müsabakanın ilk yarısında rakibi karşısında zorlanan ve bir ara 17 sayı geriye düşen Çayırova Belediyesi, soyunma odasına 42-36 mağlup gitti. Üçüncü çeyrekte savunma sertliğini artırmasına rağmen son periyoda 57-50 geride giren Kocaeli temsilcisi, final periyodunda etkili bir oyun sergiledi. Karşılaşmanın son anları büyük heyecana sahne olurken, bitime saniyeler kala Roberto Gallinat’ın basketiyle Çayırova Belediyesi 72-70 öne geçti. Maçın son topunda Enes Berkay Taşkıran’ın rakip oyuncu Ty Gordon’a yaptığı blokla üstünlüğünü koruyan ev sahibi ekip, parkeden galibiyetle ayrıldı. Karşılaşmada 29 sayı üreten Roberto Gallinat maçın en skorer ismi olurken, Hakan Yapar 12, Ömer Utku Al ise 9 sayıyla galibiyete katkı sağladı. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, maçın ardından yaptığı açıklamada, "Birlikte inandık, birlikte kazandık. Sahamızda Bandırma Bordo Basketbol’u mağlup ederek bir engeli daha aşan takımımızı ve tribünleri dolduran hemşehrilerimizi kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 22:13 Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki ud yapım ustası Burhan Çeşni, askerlik dönüşü tesadüfen başladığı meslekte 42 yılı geride bıraktı. Kuveyt’te geçirdiği 12 yılda Arap udları üzerine uzmanlaşan Çeşni, kişiye özel enstrümanlar üretiyor. Askerlik dönüşü tesadüfen tanıştığı ud yapımında 42 yılı geride bırakan Burhan Çeşni, ağaca şekil vererek, notalara can veriyor. Meslek hayatına 1984 yılında adım atan ve 12 yılını Kuveyt’te geçirerek Arap udunun inceliklerine hakim olan 63 yaşındaki Çeşni, seri üretimi reddediyor. Her enstrümanı sanatçının fiziksel özelliklerine, parmak yapısına ve aradığı tınıya göre terzi titizliğiyle işleyen Çeşni, atölyesinden çıkan udların sadece bir müzik aleti değil, sanatçının sesi ve karakteri olduğunu savunuyor. Piyasadaki "öğrenci udu" algısına karşı çıkarak kalitenin önemini vurgulayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sayılı ustalardan biri haline gelen Çeşni’nin udları yaklaşık 50 ülkede rağbet görüyor. "O gün bu gündür bu işin içindeyim" Mesleğe başlama hikayesini anlatan Burhan Çeşni, "Askerden geldikten sonra iş aramaya başladım. Abim sanat okulu, ben lise mezunuydum. Gazetede müzik aletleriyle ilgili bir iş ilanı vardı. Abimi çağırdılar ama ben de gittim. Ortam hoşuma gitti, aletler hoşuma gitti, sesler hoşuma gitti. O gün bu gündür bu işin içindeyim. 1984’te başladım. 42 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birdenbire usta olunmaz. Yanlış yapmadan usta olunmaz. Yanlış yaparsın, bozarsın, tekrar yaparsın. O yanlışları düzelte düzelte insan ustalaşıyor" dedi. "Şu an çok şükür zirvedeyiz" 1989 yılında gittiği Kuveyt’te 12 yıl kalarak Arap udları üzerine uzmanlaştığını belirten Çeşni, "Arap udu Türk uduna göre çok farklıdır. Hacmi farklıdır, boyu farklıdır, şekli farklıdır, sesi farklıdır. Yani her bakımdan ayrı bir dünyadır. Başta tam hakim değildik ama seneler geçtikçe, tecrübe kazandıkça, yavaş yavaş ustalaştık. Şu an çok şükür zirvedeyiz" diye konuştu. Çeşni, özellikle Arap udunun tekne kısmının büyük ustalık istediğini ifade ederek, "El işçiliği olarak en zor bölüm Arap kalıbıdır. Türk kalıbı daha kolaydır, bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbı çok zordur. Özellikle tekne aşaması, yani arka tarafının o tombul yapısını vermek en zor iştir. Kapak kısmı da önemlidir. Kimisi sade ister, kimisi sedef ister, kimisi işlemeli ister. Ağaçların da mutlaka iyi kurumuş olması gerekir" şeklinde konuştu. "Kişinin fiziğine göre 11 ayrı kalıp kullanıyoruz" Çeşni, udun sanatçının bir parçası olması gerektiğini, bu nedenle kişiye özel üretim yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Biz seri imalata girmiyoruz. Kişiye göre ud yapıyoruz. 11 tane ayrı kalıbım var. Minyon yapılı insanlar var, uzun boylu olan var, kilolu olan var. Hepsi için ayrı ayrı ud yapıyoruz. Kadınlar için de ayrıca kalıp yaptım. Bayanların rahat kavrayabilmesi için kalıplar farklı oluyor. Ayda bazen 50 ud yapıyoruz, bazen 60, bazen 70. Bu tamamen talebe göre değişiyor. Sanatçı udunu eline aldığı zaman rahat etmek ister. Kavraması önemli, icrası önemli, tınısı önemli. Kimisi Davudi tını ister, kimisi Arap tınısı ister. Biz de ona göre ayar yapıyoruz. Arka tarafın biraz basık olması, alt kısmın kavisli olması rahatlık sağlar. Bunlar icrayı birebir etkiler." "Öğrenci udu diye bir şey yoktur" Piyasada "öğrenci udu" adı altında satılan kalitesiz enstrümanlara karşı vatandaşları uyaran Çeşni, "Öğrenci udu diye bir şey yoktur. Kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Öğrenci bile kaliteli ud ile başlamalı. Marketlerde satılan udları görüyorum. Ses yok, burgular tutmuyor. Kişi daha baştan müzikten soğuyor, icrayı bırakıyor. O yüzden mutlaka ustasından alsınlar, ustasıyla muhatap olsunlar" ifadelerini kullandı. Genç ustalara da tavsiyelerde bulunan Çeşni, mesleğin sadece parçaları birleştirmek olmadığını belirterek, "Bu işi yapmak isteyen kişi udu A’dan Z’ye kendi yapmalı. Teknesini de kapağını da kendi işlemeli. Montajcılıkla bu iş olmaz, bu meslek el emeği göz nurudur. Toz yutarız, ter dökeriz, stres yaşarız ama udu bitirip bir sanatçı çaldığında bütün yorgunluk gider. Ben Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" dedi.
Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 22:01 Burhan ustanın kişiye özel udları dünyaya açılıyor Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki ud yapım ustası Burhan Çeşni, askerlik dönüşü tesadüfen başladığı meslekte 42 yılı geride bıraktı. Kuveyt’te geçirdiği 12 yılda Arap udları üzerine uzmanlaşan Çeşni, seri üretime karşı çıkarak sanatçının fiziğine ve icra tarzına uygun kişiye özel enstrümanlar üretiyor. Askerlik dönüşü tesadüfen tanıştığı ud yapımcılığında 42 yılı geride bırakan Burhan Çeşni, ağaca şekil vererek notalara can veriyor. Meslek hayatına 1984 yılında adım atan ve 12 yılını Kuveyt’te geçirerek Arap udunun inceliklerine hakim olan 63 yaşındaki Çeşni, "seri üretim" kolaycılığını reddediyor. Her enstrümanı sanatçının fiziksel özelliklerine, parmak yapısına ve aradığı tınıya göre terzi titizliğiyle işleyen Çeşni, atölyesinden çıkan udların sadece bir müzik aleti değil, sanatçının sesi ve karakteri olduğunu savunuyor. Piyasadaki "öğrenci udu" algısına karşı çıkarak kalitenin önemini vurgulayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sayılı ustalardan biri haline gelen Çeşni’nin udları yaklaşık 50 ülkeden rağbet görüyor. "O gün bu gündür bu işin içindeyim" Mesleğe başlama hikayesini paylaşan Burhan Çeşni, "Askerden geldikten sonra iş aramaya başladım. Abim sanat okulu, ben lise mezunuydum. Gazetede müzik aletleriyle ilgili bir iş ilanı vardı. Abimi çağırdılar ama ben de gittim. Ortam hoşuma gitti, aletler hoşuma gitti, sesler hoşuma gitti. O gün bu gündür bu işin içindeyim. 1984’te başladım. 42 yıldır bu mesleği yapıyorum. Birdenbire usta olunmaz. Yanlış yapmadan usta olunmaz. Yanlış yaparsın, bozarsın, tekrar yaparsın. O yanlışları düzelte düzelte insan ustalaşıyor" dedi. "Şu an çok şükür zirvedeyiz" 1989 yılında gittiği Kuveyt’te 12 yıl kalarak Arap udları üzerine uzmanlaştığını belirten Çeşni, "Arap udu Türk uduna göre çok farklıdır. Hacmi farklıdır, boyu farklıdır, şekli farklıdır, sesi farklıdır. Yani her bakımdan ayrı bir dünyadır. Başta tam hakim değildik ama seneler geçtikçe, tecrübe kazandıkça, yavaş yavaş ustalaştık. Şu an çok şükür zirvedeyiz" diye konuştu. Mesleğinin zor aşamalarına da değinen Çeşni, özellikle Arap udunun tekne kısmının büyük ustalık istediğini ifade ederek, "El işçiliği olarak en zor bölüm Arap kalıbıdır. Türk kalıbı daha kolaydır, bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbı çok zordur. Özellikle tekne aşaması, yani arka tarafının o tombul yapısını vermek en zor iştir. Kapak kısmı da önemlidir. Kimisi sade ister, kimisi sedef ister, kimisi işlemeli ister. Ağaçların da mutlaka iyi kurumuş olması gerekir" şeklinde konuştu. "Kişinin fiziğine göre 11 ayrı kalıp kullanıyoruz" Çeşni, udun sanatçının bir parçası olması gerektiğini, bu nedenle kişiye özel üretim yaptıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Biz seri imalata girmiyoruz. Kişiye göre ud yapıyoruz. 11 tane ayrı kalıbım var. Minyon yapılı insanlar var, uzun boylu olan var, kilolu olan var. Hepsi için ayrı ayrı ud yapıyoruz. Kadınlar için de ayrıca kalıp yaptım. Bayanların rahat kavrayabilmesi için kalıplar farklı oluyor. Ayda bazen 50 ud yapıyoruz, bazen 60, bazen 70. Bu tamamen talebe göre değişiyor. Sanatçı udunu eline aldığı zaman rahat etmek ister. Kavraması önemli, icrası önemli, tınısı önemli. Kimisi Davudi tını ister, kimisi Arap tınısı ister. Biz de ona göre ayar yapıyoruz. Arka tarafın biraz basık olması, alt kısmın kavisli olması rahatlık sağlar. Bunlar icrayı birebir etkiler." "Öğrenci udu diye bir şey yoktur" Piyasada "öğrenci udu" adı altında satılan kalitesiz enstrümanlara karşı vatandaşları uyaran Çeşni, "Öğrenci udu diye bir şey yoktur. Kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Öğrenci bile kaliteli ud ile başlamalı. Marketlerde satılan udları görüyorum. Ses yok, burgular tutmuyor. Kişi daha baştan müzikten soğuyor, icrayı bırakıyor. O yüzden mutlaka ustasından alsınlar, ustasıyla muhatap olsunlar" ifadelerini kullandı. Genç ustalara da tavsiyelerde bulunan Çeşni, mesleğin sadece parçaları birleştirmek olmadığını belirterek, "Bu işi yapmak isteyen kişi udu A’dan Z’ye kendi yapmalı. Teknesini de kapağını da kendi işlemeli. Montajcılıkla bu iş olmaz, bu meslek el emeği göz nurudur. Toz yutarız, ter dökeriz, stres yaşarız ama udu bitirip bir sanatçı çaldığında bütün yorgunluk gider. Ben Türkiye’yi dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum" dedi.