ASAYİŞ - 10 Şubat 2026 Salı 16:28

Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi

A
A
A
Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi

Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Serdar Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada savcı, sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklardan Mahsun Ö., abisinin azmettiresiyle olayı işlediğini iddia ederken, abisi Habil Ö. ise "Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" savunmasını yaptı.


Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30), Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış; Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti.


Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı.


"Habil, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu"


Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları ve maktulün yakınları katıldı.


Duruşmada tanık olarak dinlenen Serdar Arslan’ın dini nikahlı eşi Gamze K., eşinin kaybolduğu sürece ilişkin, "Serdar benim adıma ev almıştı, bundan kaynaklı aralarında sorun olup olmadığını bilmiyorum. Eşim kayıp olduğu 16 gün boyunca Habil beni her gün arayıp, ’Ev senin üstüne ama idareten’ gibi şeyler söylüyordu, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu. Sürekli başkalarının üstüne suçu atıyordu. Arabanın kullanan kişinin tespit edildiğini söylediğimde Habil bana, ’Kim o? Bana söyle intikamını ben alacağım’ dedi. Arabanın içinde sigara izmaritleri olup olmadığını da sordu. Ayrıca Mert isimli kişinin de Gürcistan’a kaçtığını söyledi. Sevban’ı ise tanımıyorum" dedi.


Serdar Arslan’ın zaman zaman öldürüldüğü bağ evine gittiğini söyleyen Gamze K., "Bu sebeple kayıp olduğu zamanda bağ evini kontrol etmek istediğimizde Habil orada tadilat olduğunu, orada kimsenin olmadığını söyleyerek sürekli bizi İstanbul’a yönlendirdi. Son günlerde Habil ile Serdar arasında ortaklık sebebiyle sorun olmaya başladı" diye konuştu.


"Habil ile Serdar kardeş gibiydiler"


Tutuklu sanıkların kardeşi Derya Y. ve babaları Şerafettin Ö. de tanık olarak dinlendi. Derya Y., "Maktul ile aralarında husumet olduğunu bilmiyorum. Habil ile Serdar kardeş gibiydiler. Mahsun, Habil’in sözüyle birini öldürecek yapıda biri değil. Silahı nasıl temin ettiler bilmiyorum" şeklinde konuştu.


"Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir"


Şerafettin Ö. ise tarafların arasında husumet olup olmadığını bilmediğini belirterek, "Maktulle aralarında husumetleri var mı bilmiyorum ancak abi kardeş arasında yer davasına aralarında husumet vardı. İki oğlumda madde kullanır. Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir ancak Mahsun abisini dinleyecek yapıda biri değildir" ifadelerini kullandı.


"Birbirlerinden ’Can kardeş’ diye bahsediyorlardı"


Sanık Habil Ö.’nün eşi tanık Seviye Ö., "Serdar ile eşim arasında husumet ve kavgaya şahit olmadım. Kardeş gibiydiler. ’Can kardeş’ diye birbirlerinden bahsediyorlardı. Ev meselesinden haberim yok. Serdar ile aralarında motor davasını duymuştum. Eşim her ne kadar abi de olsa Mahsun onun lafıyla hareket etmez, zaten görüşmüyorlardı. Serdar ile eşim arasında herhangi resmi veya gayri resmi ortaklıkları yoktu. Eşlerimiz balık restoran işletiyorlardı, biz de maktulün eşi ile birlikte yanlarında çalışıyorduk. Habil öncülüğünde iş yürütülüyordu, Serdar oturuyordu" dedi.


3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi


Duruşmada okunan mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayriresmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi.


"Kardeşini ve akrabasını cinayete teşvik etti"


Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi.


Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı.


Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi.


Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler


Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi.


Savcı, sanıklar Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T.’nin "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca Habil Ö. ve Mahsun Ö. hakkında "6136 sayılı kanuna muhalefet" suçundan da ceza istendi.


"Cani değilim, abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım"


Mütalaaya karşı söz verilen sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Beni kullandılar. Durduk yere kimseyi öldürecek, cani bir insan değilim. Abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" dedi.


"Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem"


Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Serdar 20 yıllık arkadaşımdı, ölümünden bir çıkarım yok. Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem. Onun başına bir şey gelmesin diye olayı sakladığım doğrudur" savunmasını yaptı.


Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, sadece tanık olduğunu ve korktuğu için konuşamadığını iddia etti.


Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mahmut Nedim Akülke: "Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı" Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, bu yıl Afyon’da 9. kez yapılacak Dünya Motokros Şampiyonası’nda parkurda yenilikler olacağını belirterek, katılım sayısının da artacağını söyledi. Akülke, Afyon Motorsporları Merkezi’nin de dünyanın en iyi parkuruna sahip olduğunu vurgulayarak, 9 yılda 5 ödül aldığını ifade etti. Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, eylül ayında Afyonkarahisar’da 9. kez gerçekleştirilecek Dünya Motokros Şampiyonası ve federasyonun çalışmalarıyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Dünya Motokros Şampiyonası’nın, Türkiye’de spor turizminin bir yüzü olduğunu belirten Akülke, "2018 yılından beri Afyonkarahisar’da, Afyon Motorsporları Merkezi’nde gerçekleşiyor. 4 farklı branşta yapılıyor. 2 Dünya Şampiyonası, Kadınlar Dünya Şampiyonası ve Avrupa Gençler Şampiyonası olmak üzere 4 kategoride yaklaşık 150 sporcunun katılımıyla gerçekleşiyor. En önemlisi 86 ülkede direkt olarak canlı yayınlanıyor ve 6 kıtada aynı gün 180 ülkeye de yayın yapıyor. Onun için özellikle Türkiye’nin spor turizmindeki en önemli organizasyonlarından biri. Bu sene 2-6 Eylül tarihleri arasında. 9. kez gerçekleşecek. Ayın 12’sinde basın toplantısıyla İstanbul’da görücüye çıkıyoruz. Bu sene hem Dünya Motokros Şampiyonası’nda neler var, ne yenilikler var hem de 9 yıldır yapılan Afyon Motofest’te bu sene ne etkinlikler olacak, hangi sanatçılar olacak, bunları hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız. Yine dopdolu bir program, 7’den 77’ye herkesin kendinde bir şeyler bulabileceği, tüm Türkiye’yi Afyon’a çekebileceğimiz bir organizasyonun tanıtımını da gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Parkur içinde yeniliklerimiz olacak" Bu seneki yeniliklerden bahseden Asbaşkan Akülke, "Sportif olarak parkur içinde birtakım yeniliklerimiz olacak. Katılım sayımız da geçen yıla oranla artacak. Bunun yanı sıra işin festival kısmında ’Ustalara Saygı’ etkinliğinde Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri olacak. Her gün 2 veya 3 sanatçıyla Türkiye’nin en büyük bir müzik şöleni de gerçekleşmiş olacak. Ama bunun yanı sıra da kamp alanı, karavan alanıyla da Türkiye’nin en büyük entegre festivaline imza atacağız" şeklinde konuştu. "Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor" Şampiyonalarda yarışacak Türk sporcular hakkında da bilgi veren Mahmut Nedim Akülke, "Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor. İki kadınımız, Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda devam ediyor. Dünya Motokros Şampiyonası aslında bizim sporcuların gelişimine inanılmaz bir katkı yaptı. Özellikle çocuk ve genç sporcularımızın motokros branşı, dünyada da motosikletin anaokulu, ilkokulu. 5 yaşından itibaren bu sporu yapabilirsiniz. Dünya Motokros Şampiyonası’nın 9 yıldır Afyonkarahisar’da yapılması sebebiyle 100’ün üstünde 5 ila 10 yaş arasında sporcumuz mücadele ediyor" dedi. "Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı" Dünyada Afyonkarahisar’ın öneminin sorulması üzerine Akülke, "Bundan çok büyük gururla bahsedebilirim. Afyon Motorsporları Merkezi, dünyanın en iyi parkuruna sahip. 9 yılda 5 ödül aldı. Dünyanın en iyi padok alanı, spor turizminde en iyi tanıtım yapan ülke, en iyi organizasyon gibi Uluslararası Federasyon’dan 9 yılda 5 ödülle kendini taçlandırdı. Aslında bu Grand Prix, Arjantin’de başlıyor, bu sene 21 yarışla sonuçlanacak. Avrupa, Avrupa’dan sonra Avustralya, tekrar Amerika’da bitecek. İnanılmaz bir Grand Prix. Biz de bunun 17. ve 18. ayağını her sene gerçekleştiriyoruz. Özellikle uluslararası federasyon ve gelen sporcuların hepsi inanılmaz şekilde memnun ve Afyon bu konuda dünyanın en iyi motokros parkuruna sahip. Bununla da Türkiye olarak büyük gurur duyuyoruz" diye cevap verdi. "Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var" Federasyon olarak yaptıkları çalışmalar için ise Mahmut Nedim Akülke, "Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var. Spor turizmi çerçevesinde Türkiye’nin tüm coğrafyasına gitmeye çalışıyoruz ve orada organizasyonlar yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra da 4 Dünya Şampiyonamız var. Afyon’da 9. kez yaptığımız Dünya Motokros Şampiyonası, bu sene Rize Güneysu Handüzü’nde 3. kez gerçekleştirdiğimiz Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası, bu sene 2. kez gerçekleştireceğimiz Dünya Motosörf Şampiyonası ve yine efsane yarışlardan biri olan Dünya Hard Enduro Şampiyonası var. Sea to Sky Dünya Hard Şampiyonası’nı, her sene Kemer Motosiklet Kulübümüz, federasyonumuzla beraber düzenliyor, 17. kez yapılacak. 15 yıldır Motosiklet Federasyonu’nda ’Spor, turizmin geleceğidir’ mottosunu en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak 1 yıldan beri çocuk sporculara önem verdiklerini aktaran Asbaşkan Akülke, "Onları hem maddi hem manevi şekilde destekliyoruz ve bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki önümüzdeki 10 yılda Türkiye artık motosiklet sporunda İtalya, Amerika, Avustralya gibi, İspanya gibi ülkelerle çekişecek. Çok büyük bir keyif ve gururla da söylüyorum, Toprak Razgatlıoğlu bugün MotoGP’de, Deniz var, MotoGP 3’te sporcularımız var. Bu aslında bu gurur Türkiye’nin gururu" diyerek sözlerini tamamladı.
Tekirdağ Tekirdağ’da kuruyan baraj yağışlarla canlandı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde geçtiğimiz yaz kuraklık nedeniyle adeta dibi gören Naip Barajı, son yağışlarla birlikte yeniden su tutmaya başladı. Tekirdağ’da geçen yıl yağışların yetersiz kalması nedeniyle su debisinin kritik seviyelere kadar düştüğü Naip Barajı’nda bu yıl etkili olan yağışlar ve alınan önlemlerle birlikte kısmi toparlanma yaşandı. Önceki yıl aynı dönemde yüzde 12 seviyelerinde olan doluluk oranı, son ölçümlere göre yüzde 22’ye yükseldi. Barajda yaşanan artışın yalnızca yağışlardan değil, aynı zamanda yapılan altyapı çalışmaları ve alternatif su kaynaklarının devreye alınmasından kaynaklandığı belirtildi. Alternatif kaynaklarla destek sağlandı Geçtiğimiz yaz aylarında su seviyesinin aşırı düşmesi nedeniyle barajda çatlayan topraklar ve ortaya çıkan eski yapılar dikkat çekmişti. Su seviyesinin "ölü hacim" noktasına kadar gerilediği barajda bu yılki gelişmeler umut verdi. Kuraklık döneminde susuzluk yaşanmaması için farklı su kaynaklarından takviye sağlandı. Göletlerden ve derelerden alınan sular, oluşturulan hatlarla Naip Barajı’na yönlendirildi. Özellikle Yazır Göleti ve Kocadere hattı üzerinden baraja önemli miktarda su taşındı. "Tekirdağ’ın su yükü ağır" Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Naip Barajı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Türkiye’de özellikle Kırklareli ve Edirne güzel yağışlar aldı. Tekirdağ’ımız maalesef bu noktada kışın kar yağışı noktasında, yağmurlar noktasında istediğimiz yağışı alamadı. Yağdı tabii ki ama istediğimiz düzeyde, yeterli düzeyde değildi. Tekirdağ su tüketimi fazla olan bir il. Tekirdağ’ımız ağır sanayi, ağır tarım ve göç stresi altında olan bir il. Ama bu kadar stresin altında maalesef yüzey kaynakları yeterli olmayan da bir il. Maalesef şu an içme ve kullanma suyumuzun yaklaşık yüzde 90’ına yakınını biz yeraltı sularından temin etmekteyiz. Ve her yıl da daha derine inmek zorunda kalan bir mücadelemiz var. Bununla beraber hem artan göç, hem sanayi tüketimi, hem tarımın tüketimi, vahşi sulama ama bir yandan da özellikle yaz aylarında da daha da fazla katlanan sahil şeridimiz var. Dolayısıyla yaz nüfusumuzda gerek tatilcilerimiz, gerek günübirlikçilerimiz, İstanbul’a çok yakın bir il olmamız sebebiyle de gerçekten tüketimi fazla olan bir iliz’ dedi. "Her damla suyu toplamaya çalışıyoruz" Yüceer, barajdaki toparlanmanın sadece yağışlarla sınırlı olmadığını belirterek, "Arkamda gördüğünüz Naip Barajı en son geldiğimde, yani şimdi biraz önce gelince çok sevindim. İnşallah bir daha geldiğimde daha da çok sevineceğim. Gerçekten toprak çatlamıştı, kurumuştu, evler ortaya çıkmıştı. Yani ölü hacimden su alamadık biz. O noktadaydı. Bugün ne mutlu ki yüzde 15 seviyelerinde, ölü hacmiyle beraber yüzde 22 seviyelerinde. Ama bu sadece yağışlarla dediğiniz gibi olmadı. Ne yaptık? Denize akan suları, var olan göletlerden -Yazır Göleti’nden geliyorum şimdi, orası da çok iyi- hatlar çekerek. Geçtiğimiz sene yaşadığımız krizle beraber zaten 5,5 kilometrelik hattı hemen döşemiştik göletlerden Yazır’a. Yazır’dan da Naip’e su çekerek vatandaşlarımızı susuz bırakmama gayretindeydik. Bugün de ne mutlu ki Kocadere’den yaklaşık 9,6 kilometre, yaklaşık 10 kilometreye yakın bir hat döşeyerek Yazır Göleti’ni besliyoruz. Orada da çok ciddi anlamda su birikti. Yaklaşık günde 3 bin metreküpten 5 bin metreküpe bugün çıkmış bulunuyoruz. Bulduğumuz her yeri, denize akan nerede varsa, nerede bir su kaynağı varsa biriktirmeye çalışıyoruz. Çünkü sudan daha kıymetli bir şeyimiz yok. Bunu yaşadık biz zaten. Ve görünen o ki bu göçle, bu sanayiyle, bu küresel iklim kriziyle, bu nüfus göçüyle, tarımla. Tekirdağ çünkü gerçekten hem sanayisi hem tarımı güçlü olan nadir illerden biri. Bu iki saydığım alan da çok ciddi bir su tüketimi yapıyor. Barajların yapılması noktasında da çaba gösteriyoruz’’ ifadelerini kullandı. "Yaza hazırlanıyoruz ama risk sürüyor" Yüceer, su yönetimi konusunda daha kapsamlı politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Yaza hazırlanıyoruz ama daha fazlasına ihtiyacımız var. Bu iklim krizi ile beraber, kuraklıkla beraber, tüketimin artması ile beraber ciddi politikalar lazım ilimiz için. Bunun için yüzey sularına ihtiyacımız var. Biz kesinlikle yeraltı suyunu kullanmayı istemiyoruz. Biz biliyoruz ki bu suları çocuklarımıza, torunlarımıza rezerv olarak saklamamız gerekiyor. Biz bu rezervleri tüketiyoruz şu anda, bundan da mutlu değiliz Tekirdağ olarak’’ dedi.
Erzurum Küresel arenadaki yükseliş sürüyor Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) tarafından açıklanan World University Rankings 2026 Asia sonuçlarına göre Atatürk Üniversitesi önemli bir başarı elde etti. Atatürk Üniversitesi, geçtiğimiz yıl yer aldığı 351-400 bandından 251-300 bandına yükselerek kayda değer bir ilerleme gösterdi. Türkiye genelindeki sıralamada da yükselişini sürdüren Atatürk Üniversitesi, önceki yıl 14. sırada yer alırken 2026 verilerine göre 12. sıraya çıktı. Ayrıca devlet üniversiteleri arasındaki 6. sıradaki konumunu koruyarak istikrarlı başarısını devam ettirdi. Elde edilen sonuçla birlikte Atatürk Üniversitesi, Asya’nın önde gelen yükseköğretim kurumları arasındaki konumunu daha da güçlendirdi. Bir yıl içerisinde gerçekleşen bu dikkat çekici yükseliş; üniversitenin eğitim kalitesi, araştırma performansı, uluslararası görünürlüğü ve bilimsel üretkenliğinde kaydedilen gelişimin güçlü bir göstergesi olarak değerlendirildi. Rektör Hacımüftüoğlu: "Yükselişimiz, Sürdürülebilir Odaklı Çalışmalarımızın Somut Bir Karşılığıdır" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Atatürk Üniversitesi olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz. Eğitimde kaliteyi artırmaya, araştırma kapasitemizi geliştirmeye, uluslararası iş birliklerimizi çoğaltmaya ve öğrencilerimize daha güçlü bir akademik ortam sunmaya kararlılıkla devam ediyoruz. THE Asia Rankings 2026 sonuçlarında bir yıl içinde 351-400 bandından 251-300 bandına yükselmemiz, yürüttüğümüz stratejik çalışmaların somut bir sonucudur. Bu başarıda emeği bulunan tüm akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel ölçekte de etkili bir araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayarak, bilimsel üretkenlik, yenilikçilik ve toplumsal katkı alanlarında yeni başarıların geleceğini ifade etti. Son yıllarda araştırma altyapısına yapılan yatırımlar, nitelikli yayın sayısındaki artış, uluslararası proje ortaklıkları ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların üniversitenin yükselişinde önemli rol oynadığı belirtildi.
Kars Kars’ta U15 Türkiye Güreş Şampiyonası başladı: Milli takım yolunda kıran kırana mücadele Türkiye genelinden yaklaşık bin 500 sporcunun katılımıyla düzenlenen U15 Türkiye Güreş Şampiyonası, Kars’ta başladı. Genç sporcuların minderde kıyasıya mücadele ettiği organizasyonun ilk günü, yüksek tempolu karşılaşmalara sahne oldu. Türkiye’nin 81 ilinden Kars’a gelen sporcular, serbest ve grekoromen stillerde dereceye girebilmek için ter döktü. Şampiyonada kendi kategorilerinde birinci olan güreşçilerin milli takıma seçilecek olması, müsabakaların önemini daha da artırdı. Kars İsmail Aytemiz Spor Salonu’nda gerçekleştirilen şampiyonanın açılış gününde, özellikle favori sporcuların performansları dikkat çekti. Tribünlerde yerini alan antrenörler ve aileler de genç sporculara destek verdi. Kars’ta önemli bir organizasyonun başladığını ifade eden U15 ve U17 Milli Takım Antrenörü İlker Aydın, "Sporcularımız ellerinden geleni veriyorlar. Güzel bir organizasyon ve en iyi sporcularımızı burada belirleyeceğiz. Avrupa Şampiyonası’na ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyorum" dedi. Güreş Kars İl Temsilcisi Emrah Güney, "Burada U15 Türkiye Güreş Şampiyonası’nı gerçekleştiriyoruz. 24-30 Nisan tarihleri arasında bir birinden güzel müsabakalara ev sahipliği yapmanın da heyecanını yaşıyoruz. 81 ilden yaklaşık bin 500 sporcu katılacak. Bugün ilk gün grekoromen güreş müsabakalarıyla başladık. 2 gün sonra bayanlar, bayanlar altyapıda şuan da çok önemli bir adım attı. Yaklaşık 500 bayan sporcumuzun tamamı burada güreşip, Avrupa Şampiyonası’na gidebilmek için, Milli takımlara girebilmek için mücadele verecekler. Buradaki turnuvanın bizim açımızdan önemi şampiyon olan sporcularımız Milli takıma, Milli takımdan 1 ay sonra Avrupa Şampiyonası’na gidecekler. Güreş ve güneş doğudan doğar. Bu sebeple biz 2032 Olimpiyat hedeflerini Kars’tan başlattık. Burada şampiyon olacak sporcular 2032’nin takımını oluşturacaklar" diye konuştu. Şampiyonaya katılan sporcu Berat Gül ise hedefinin şampiyonadan milli takıma gitmek olduğunu belirtti. Kars’ta başlayan ve 6 gün sürecek olan U15 Türkiye Güreş Şampiyonası, final müsabakalarının ardından sona erecek.