Yerel Haberler
Kocaeli
23 Nisan 2026 Perşembe - 15:49 23 Nisan’da çocuklar kırmızı beyaz renklerle sahne aldı Kocaeli’nin ilçelerinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkuyla kutlandı. Öğrenciler kırmızı beyaz kıyafetleri ve ellerindeki Türk bayraklarıyla etkinliklere katılırken, programlarda şiirler okundu, çeşitli oyunlar ve gösteriler sahnelendi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Kocaeli’nin ilçelerinde düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmit Milli İrade Meydanı’nda kurulan 23 Nisan etkinlik alanı, bayram boyunca çocukların enerjisiyle doldu. Renkli atölyeler, oyun alanları ve gösterilerle süslenen meydanda çocuklar hem eğlendi hem de farklı deneyimler yaşadı. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde, çocukların gözlerindeki heyecan ve mutluluk dikkat çekti. Meydanın farklı noktalarında sanat, bilim ve oyun temalı etkinliklere katılan çocuklar, 23 Nisan’ın coşkusunu doyasıya yaşadı. Gün boyunca süren programlarda çocukların hareketliliği ve katılımı alanın ritmini belirledi. Etkinlik alanı, sadece bir organizasyon sahası değil, çocukların kendi dünyalarını kurduğu bir buluşma noktası haline geldi. Şiirler ve sahnelenen gösteriler izleyenlerden büyük alkış aldı 23 Nisan kutlamaları Dilovası ve Kartepe ilçelerinde de düzenlenen programlarla devam etti. Dilovası’nda kutlama programı Kaymakamlık tören alanında düzenlenen çelenk sunma töreniyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından gerçekleştirilen törende katılımcılar bayram coşkusuna ortak oldu. Resmi törenin ardından program, Dilovası Belediyesi Ercan Dalkılıç Kültür Merkezi’nde devam etti. İlçe protokolü, öğrenciler ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği programda öğrenciler tarafından okunan şiirler ve sahnelenen gösteriler izleyenlerden büyük alkış aldı. Program kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu yaptığı konuşmada, 23 Nisan’ın çocuklara verilen değerin en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirterek, "Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Kaymakam Dr. Metin Kubilay ise konuşmasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ve ulusal egemenliğin önemine dikkat çekerek çocukların bu mirası en iyi şekilde taşıyacağına inandığını ifade etti. Kartepe’de kutlama Kartepe’de ise kutlamalar Hergeleci İbrahim Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen programla gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programa Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman ve ilçe protokolü katıldı. Programda Sarımeşe İlkokulu öğrencileri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını konu alan gösteri sahnelendi. Milli egemenlik ruhunu yansıtan performans izleyicilerden büyük alkış aldı. Kutlamalar kapsamında ilçe genelinde düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri protokol tarafından verildi. Programda ayrıca Sarımeşe İlkokulu’ndan emekliye ayrılan öğretmen Afet Uygur’a eğitime sunduğu katkılar dolayısıyla teşekkür plaketi takdim edildi. Bayram coşkusunun hakim olduğu programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:33 Milli eğitim müdüründen ibretlik uyarı: Kocaeli’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın ibretlik uyarılarda bulundu. Çocukların değer dünyasında oluşan boşluğun dijital çağda çok daha derin neticeler doğurduğunu belirten Aydın, "Çocuklar bir şeye inanmayı bırakınca hiçbir şeye inanmazlar zannetmeyin. Aksine her şeye inanırlar. Varlığında, var oluşunda duyduğu boşluğu dijital ortamlarda kurduğu sanal ilişkilerle gidermeye çalışır" dedi. Kocaeli’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında İzmit Kent Meydanı’ndaki çelenk sunma töreninin ardından kutlamalar Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde devam etti. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Deniz Eğitim-Öğretim ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı, Kocaeli İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, siyasi parti temsilcileri, gaziler, öğrenciler ve velilerin katıldığı programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, çocukların değer dünyasında oluşan boşluğun dijital çağda çok daha farklı ve derin etkiler doğurduğunu, bu boşluğun markalardan sanal ilişkilere, sahte rol modellerden içi boş kavramlara kadar pek çok unsurun çocukların hayatında belirleyici hale gelmesine zemin hazırladığını söyledi. "Çocuklar boşluğu dijital ortamlarda kurduğu sanal ilişkilerle gidermeye çalışır" Çocukların yön arayışında karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çeken Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, "Çocuklar bir şeye inanmayı bırakınca hiçbir şeye inanmazlar zannetmeyin. Aksine her şeye inanırlar. Varlığında, var oluşunda duyduğu boşluğu dijital ortamlarda kurduğu sanal ilişkilerle gidermeye çalışır. Markalı giysilere, prestij kazandırdığına inandığı cep telefonlarına, magandalara, film karakterlerine, sapkın fenomenlere, dizi yıldızlarına, renklere, simgelere, içi boş kavramlara inanırlar. Tutkularına, arzularına, kör iştahına inanır. Şana, şöhrete, paraya, güce inanır. Sonra bu inandıklarını merkez yapar ve hayatının pergelini çeker. Arzularına, emellerine, kör iştahına ulaşmak için hiçbir sınır tanımazlığı hayat felsefesi haline getirir. Bizler meslektaşlarımızla birlikte bu sınır tanımazlığa kendimizi siper ederek aklıselim, kalbiselim ve zevki selim bireyler için paradigma oluşturuyoruz. Artık hiç kimse ’bana ne’ demeden üzerine düşen görevi layıkıyla yapabilmenin mücadelesini vermeli" şeklinde konuştu.
Servis şoförünü lastik tamir ettiği sırada öldüren sanığa 20 yıl hapis
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:53 Servis şoförünü lastik tamir ettiği sırada öldüren sanığa 20 yıl hapis Kocaeli’nin Körfez ilçesinde servis şoförü Yılmaz Sınıksaran’ı (48) aracının lastiğini tamir ettiği sırada tabancayla başından vurarak öldüren sanık, 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Olay, 9 Şubat 2024’te Yeniyalı Mahallesi Hürriyet Caddesi’nde meydana gelmişti. Bir fabrikanın servis otobüsünü kullanan Yılmaz Sınıksaran, jant kapağını takmak için aracın önünde eğildiği sırada, arkasından gelen Şahin A.’nın silahlı saldırısına uğramıştı. Başına isabet eden mermiyle ağır yaralanan Sınıksaran kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş, zanlı ise silahıyla birlikte polise teslim olmuştu. Sanık savunmasında, maktulün kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunduğu ve işinden kovulmasına sebep olduğu iddiasıyla cinayeti işlediğini ileri sürmüştü. 20 yıl hapis cezası Hakkında "kasten öldürme" suçunda dava açılan Şahin A.’nın Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Şahin A. ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, tarafların talebi üzerine duruşmanın kapalı yapılmasına karar verdi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Şahin A.’yı "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanığın eylemini "haksız tahrik" altında işlediğine kanaat getiren heyet, cezayı 18 yıla indirdi. Ayrıca sanığa "6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" (ruhsatsız silah bulundurma) suçundan da 2 yıl hapis cezası verildi. Böylece sanık toplamda 20 yıl hapis cezası almış oldu.
Kandıra sahillerinin turizm geleceği masaya yatırıldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:00 Kandıra sahillerinin turizm geleceği masaya yatırıldı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Kandıra Sahilleri Turizm Çalıştayı"nda bir araya gelen akademisyenler ve sektör temsilcileri, ilçenin turizm potansiyelini görüştü. Çalıştayda, Kandıra’nın sadece deniz ve güneşle değil, sürdürülebilir ve bütüncül bir planlamayla dört mevsim turist çeken bir merkez olması hedeflendi. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştay, Büyükşehir Belediyesi ŞURA Kent Politikaları ve Araştırma Merkezi ile Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı işbirliğinde düzenlendi. Karadeniz’e kıyısı bulunan Kandıra ilçesindeki 82 kilometrelik sahil şeridinin turizm planlaması ele alındı. Çalıştayda, kontrolsüz büyümenin önüne geçilmesi, dört mevsim yaşayan ve yerel kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir turizm modelinin oluşturulması amaçlandı. Katılımcılar, doğa, ulaşım, konaklama ve kıyı kullanımı dengesinin sağlanmasına yönelik görüş alışverişinde bulundu. "Yeni bir hikaye yazma zamanı" Programın açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, turizmi sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil, yaşam kalitesini artıran bir unsur olarak gördüklerini belirtti. Kocaeli’nin iki denize kıyısı olan bir şehir olduğunu vurgulayan Baraçlı, "Nikomedya’dan Akçakoca’ya uzanan süreçte turizm odaklı şehir anlayışımızı daha ileri taşımamız gerekiyor. Artık yeni bir hikaye yazma zamanı. Bu toplantı da o hikayenin başlangıcı olacak" dedi. Turizmde yeni yaklaşımlara dikkati çeken Baraçlı, "Akıllı destinasyon şehirleri arasında Kocaeli’yi ön plana çıkarmalıyız. Kandıra bu noktada çok önemli bir faktör. Denize girmek ve piknik yapmanın ötesine geçen, dijital ayak izi çerçevesinde açığa çıkmamış turizm potansiyelini değerlendiren bir anlayışla hareket etmeliyiz" diye konuştu. Kıyı yönetiminde esnafından vatandaşına kadar herkesin sürece dahil edilmesinin önemine değinen Dr. Baraçlı, "Bütüncül kıyı yönetimi modeli bu çalıştayın en önemli çıktılarından biri olacak. Babalı’dan Ağva’ya uzanan 82 kilometrelik sahil şeridini etkin ve verimli kullanarak Kandıra’da dört mevsim yaşayan bir turizm ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. 365 güne yayılan bir turizm anlayışıyla hareket edileceğini belirten Baraçlı, 2041 Kocaeli vizyonu doğrultusunda çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü ve turizm master planının en stratejik halkasını Kandıra’nın oluşturduğunu vurguladı. Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilsen Bilgili de turizm alışkanlıklarının değiştiğini, ziyaretçilerin artık alternatif turizm etkinliklerine yöneldiğini aktardı.
Kocaeli’nin "afet mutfağı" Hızır 41 birinci yılını doldurdu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:32 Kocaeli’nin "afet mutfağı" Hızır 41 birinci yılını doldurdu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki Antikkapı A.Ş. bünyesinde kurulan ve Türkiye’nin en büyük kamu afet mutfağı olma özelliğini taşıyan Hızır 41 Afet Mutfağı Üretim Tesisi, hizmetteki ilk yılını tamamladı. Geçen yıl 5 Şubat’ta hizmete alınan tesis, bir yıllık süreçte hem afetlere hazırlık altyapısı hem de sosyal hizmetlere sunduğu katkıyla kentin en stratejik yatırımlarından biri haline geldi. Hızır 41, günlük 150 bin kişilik çorba, 20 bin kişilik üç çeşit yemek ve 22 bin adet ekmek üretim kapasitesiyle dikkati çekiyor. Altı ayrı üretim bölümünden oluşan tesiste; et işleme, unlu mamuller ve pastörize yemek üretimi gibi alanlarda yüksek hijyen standartlarında çalışma yürütülüyor. Antikkapı’nın tüm restoran, kafe ve sosyal tesislerinin ana lojistik merkezi olarak görev yapan tesis, aynı zamanda "Kasap Hızır 41" projesiyle veteriner hekim kontrolünde et ürünleri üretimi gerçekleştiriyor. Afetlerde kritik rol üstleniyor Tesis, sadece günlük üretimle değil, olağanüstü durumlarda üstlendiği rolle de öne çıkıyor. Mobil afet tırları aracılığıyla deprem ve acil durumlarda ilk saatlerden itibaren sıcak yemek ve ekmek üretimi yapabilen sistem, Türkiye’nin birçok noktasındaki afet bölgelerinde aktif görev alabilecek kapasitede tutuluyor. "Gönül Kazan" projesine tam destek Sosyal belediyecilik çalışmaları kapsamında yürütülen "Gönül Kazan" projesinin üretim merkezi olan Hızır 41, her gün evde yalnız yaşayan, yaşlı, hasta ve engelli vatandaşların sofralarına sıcak yemek ulaştırılmasını sağlıyor. Ayrıca kent genelindeki 42 Halk Ekmek noktasına da kesintisiz ürün tedariki sunuyor. Genel Sekreter Baraçlı’dan tebrik ziyareti Tesisin birinci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla incelemelerde bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, profesyonel kadroyla bir araya gelerek başarı dileklerini iletti. Antikkapı A.Ş. Genel Müdürü İsmail Yıldırım’ın eşlik ettiği ziyaret, tesisin başarılı yılı anısına gerçekleştirilen adak kesimiyle sona erdi.
Planlı cinayette 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi
10 Şubat 2026 Salı - 16:42 Planlı cinayette 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Serdar Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada savcı, sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklardan Mahsun Ö., abisinin azmettiresiyle olayı işlediğini iddia ederken, abisi Habil Ö. ise "Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" savunmasını yaptı. Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30), Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış; Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti. Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı. "Habil, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu" Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları ve maktulün yakınları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Serdar Arslan’ın dini nikahlı eşi Gamze K., eşinin kaybolduğu sürece ilişkin, "Serdar benim adıma ev almıştı, bundan kaynaklı aralarında sorun olup olmadığını bilmiyorum. Eşim kayıp olduğu 16 gün boyunca Habil beni her gün arayıp, ’Ev senin üstüne ama idareten’ gibi şeyler söylüyordu, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu. Sürekli başkalarının üstüne suçu atıyordu. Arabanın kullanan kişinin tespit edildiğini söylediğimde Habil bana, ’Kim o? Bana söyle intikamını ben alacağım’ dedi. Arabanın içinde sigara izmaritleri olup olmadığını da sordu. Ayrıca Mert isimli kişinin de Gürcistan’a kaçtığını söyledi. Sevban’ı ise tanımıyorum" dedi. Serdar Arslan’ın zaman zaman öldürüldüğü bağ evine gittiğini söyleyen Gamze K., "Bu sebeple kayıp olduğu zamanda bağ evini kontrol etmek istediğimizde Habil orada tadilat olduğunu, orada kimsenin olmadığını söyleyerek sürekli bizi İstanbul’a yönlendirdi. Son günlerde Habil ile Serdar arasında ortaklık sebebiyle sorun olmaya başladı" diye konuştu. "Habil ile Serdar kardeş gibiydiler" Tutuklu sanıkların kardeşi Derya Y. ve babaları Şerafettin Ö. de tanık olarak dinlendi. Derya Y., "Maktul ile aralarında husumet olduğunu bilmiyorum. Habil ile Serdar kardeş gibiydiler. Mahsun, Habil’in sözüyle birini öldürecek yapıda biri değil. Silahı nasıl temin ettiler bilmiyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir" Şerafettin Ö. ise tarafların arasında husumet olup olmadığını bilmediğini belirterek, "Maktulle aralarında husumetleri var mı bilmiyorum ancak abi kardeş arasında yer davasına aralarında husumet vardı. İki oğlumda madde kullanır. Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir ancak Mahsun abisini dinleyecek yapıda biri değildir" ifadelerini kullandı. "Birbirlerinden ’Can kardeş’ diye bahsediyorlardı" Sanık Habil Ö.’nün eşi tanık Seviye Ö., "Serdar ile eşim arasında husumet ve kavgaya şahit olmadım. Kardeş gibiydiler. ’Can kardeş’ diye birbirlerinden bahsediyorlardı. Ev meselesinden haberim yok. Serdar ile aralarında motor davasını duymuştum. Eşim her ne kadar abi de olsa Mahsun onun lafıyla hareket etmez, zaten görüşmüyorlardı. Serdar ile eşim arasında herhangi resmi veya gayri resmi ortaklıkları yoktu. Eşlerimiz balık restoran işletiyorlardı, biz de maktulün eşi ile birlikte yanlarında çalışıyorduk. Habil öncülüğünde iş yürütülüyordu, Serdar oturuyordu" dedi. 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Duruşmada okunan mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayriresmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi. "Kardeşini ve akrabasını cinayete teşvik etti" Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi. Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı. Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi. Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi. Savcı, sanıklar Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T.’nin "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca Habil Ö. ve Mahsun Ö. hakkında "6136 sayılı kanuna muhalefet" suçundan da ceza istendi. "Cani değilim, abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" Mütalaaya karşı söz verilen sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Beni kullandılar. Durduk yere kimseyi öldürecek, cani bir insan değilim. Abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" dedi. "Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Serdar 20 yıllık arkadaşımdı, ölümünden bir çıkarım yok. Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem. Onun başına bir şey gelmesin diye olayı sakladığım doğrudur" savunmasını yaptı. Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, sadece tanık olduğunu ve korktuğu için konuşamadığını iddia etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi
10 Şubat 2026 Salı - 16:28 Planlı cinayetin 3 sanığına müebbet hapis talebi Kocaeli’de kaybolduktan sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Serdar Arslan’ın öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada savcı, sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklardan Mahsun Ö., abisinin azmettiresiyle olayı işlediğini iddia ederken, abisi Habil Ö. ise "Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" savunmasını yaptı. Kocaeli’de 20 Ocak 2025’te kaybolan Serdar Arslan’ın (44) cesedi, yapılan çalışmalar sonucu ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında Arslan’ın ortağı olduğu iddia edilen Habil Ö. (46), kardeşi Mahsun Ö. (30), Sevban T. (32), D.Ö., H.R.A., Ü.G. ve M.M. isimli 7 şüpheli gözaltına alınmış; Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T. tutuklanmıştı. Cinayetin işlendiği bağ evinde delilleri karartmak için parkelerin söküldüğü ve cesedin olaydan iki gün sonra kireçlenerek gömüldüğü tespit edilmişti. Bağ evinde sırtından vurularak öldürülen Serdar Arslan’ın, Habil Ö. ile cezaevinde tanıştıkları, Serindere’de balık restoranı açtıkları ancak aralarında alacak-verecek meselesi nedeniyle gerginlik yaşandığı ve cinayet planı yapıldığı ortaya çıkmıştı. "Habil, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu" Olayla ilgili davanın 2. celsesi, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar Habil Ö, kardeşi Mahsun Ö. ve Sevban T. ile taraf avukatları ve maktulün yakınları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Serdar Arslan’ın dini nikahlı eşi Gamze K., eşinin kaybolduğu sürece ilişkin, "Serdar benim adıma ev almıştı, bundan kaynaklı aralarında sorun olup olmadığını bilmiyorum. Eşim kayıp olduğu 16 gün boyunca Habil beni her gün arayıp, ’Ev senin üstüne ama idareten’ gibi şeyler söylüyordu, ’Serdar İstanbul’dadır’ diyerek beni yanlış yönlendiriyordu. Sürekli başkalarının üstüne suçu atıyordu. Arabanın kullanan kişinin tespit edildiğini söylediğimde Habil bana, ’Kim o? Bana söyle intikamını ben alacağım’ dedi. Arabanın içinde sigara izmaritleri olup olmadığını da sordu. Ayrıca Mert isimli kişinin de Gürcistan’a kaçtığını söyledi. Sevban’ı ise tanımıyorum" dedi. Serdar Arslan’ın zaman zaman öldürüldüğü bağ evine gittiğini söyleyen Gamze K., "Bu sebeple kayıp olduğu zamanda bağ evini kontrol etmek istediğimizde Habil orada tadilat olduğunu, orada kimsenin olmadığını söyleyerek sürekli bizi İstanbul’a yönlendirdi. Son günlerde Habil ile Serdar arasında ortaklık sebebiyle sorun olmaya başladı" diye konuştu. "Habil ile Serdar kardeş gibiydiler" Tutuklu sanıkların kardeşi Derya Y. ve babaları Şerafettin Ö. de tanık olarak dinlendi. Derya Y., "Maktul ile aralarında husumet olduğunu bilmiyorum. Habil ile Serdar kardeş gibiydiler. Mahsun, Habil’in sözüyle birini öldürecek yapıda biri değil. Silahı nasıl temin ettiler bilmiyorum" şeklinde konuştu. "Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir" Şerafettin Ö. ise tarafların arasında husumet olup olmadığını bilmediğini belirterek, "Maktulle aralarında husumetleri var mı bilmiyorum ancak abi kardeş arasında yer davasına aralarında husumet vardı. İki oğlumda madde kullanır. Oğlum, madde etkisiyle Serdar’ı öldürmüş olabilir ancak Mahsun abisini dinleyecek yapıda biri değildir" ifadelerini kullandı. "Birbirlerinden ’Can kardeş’ diye bahsediyorlardı" Sanık Habil Ö.’nün eşi tanık Seviye Ö., "Serdar ile eşim arasında husumet ve kavgaya şahit olmadım. Kardeş gibiydiler. ’Can kardeş’ diye birbirlerinden bahsediyorlardı. Ev meselesinden haberim yok. Serdar ile aralarında motor davasını duymuştum. Eşim her ne kadar abi de olsa Mahsun onun lafıyla hareket etmez, zaten görüşmüyorlardı. Serdar ile eşim arasında herhangi resmi veya gayri resmi ortaklıkları yoktu. Eşlerimiz balık restoran işletiyorlardı, biz de maktulün eşi ile birlikte yanlarında çalışıyorduk. Habil öncülüğünde iş yürütülüyordu, Serdar oturuyordu" dedi. 3 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Duruşmada okunan mütalaada, sanık Habil Ö. ile maktulün eski arkadaş oldukları ve gayriresmi ortaklık yaptıkları ancak aralarında yaşanan anlaşmazlık üzerine Habil Ö’nün maktulü öldürmeye karar verdiği belirtildi. "Kardeşini ve akrabasını cinayete teşvik etti" Mütalaada, Habil Ö.’nün bu planını kardeşi Mahsun Ö. ve akrabası Sevban T. ile paylaştığı, onları suça dahil etmek için çeşitli yöntemler kullandığı kaydedildi. Habil Ö.’nün, kardeşi Mahsun Ö.’yü, "Maktul beni dolandırdı, paramla eşine ev aldı ve beni öldürtmek için kiralık katil tuttu" iddialarıyla ikna etmeye çalıştığı vurgulandı. Ayrıca Habil Ö.’nün, cinayeti işlemesi halinde cezaevine girecek olan kardeşine "Ailene ben bakarım" vaadinde bulunarak eyleme teşvik ettiği aktarıldı. Diğer sanık Sevban T.’nin ise Habil Ö. tarafından, "Serdar senin eşin hakkında dedikodu yapıyor" şeklinde mesajlarla manipüle edilerek suça iştirakinin sağlandığı ifade edildi. Delilleri karartmak için parkeleri değiştirdiler Cinayetin ardından sanıkların delilleri yok etmek için organize hareket ettiklerine dikkati çekilen mütalaada, olayın gerçekleştiği bağ evinde tadilat yapıldığı ve kan izlerini gizlemek amacıyla yer döşemelerinin sökülerek yenilendiği bilgisine yer verildi. Savcı, sanıklar Habil Ö., Mahsun Ö. ve Sevban T.’nin "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ayrıca Habil Ö. ve Mahsun Ö. hakkında "6136 sayılı kanuna muhalefet" suçundan da ceza istendi. "Cani değilim, abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" Mütalaaya karşı söz verilen sanık Mahsun Ö., ağabeyi Habil Ö.’nün kendisini azmettirdiğini öne sürerek, "Beni kullandılar. Durduk yere kimseyi öldürecek, cani bir insan değilim. Abimin sözüyle hareket ettiğim için çok pişmanım" dedi. "Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem" Sanık Habil Ö. ise kardeşinin iddialarını reddederek, "Serdar 20 yıllık arkadaşımdı, ölümünden bir çıkarım yok. Ben Mahsun’u bakkala ekmek almaya dahi göndermem. Onun başına bir şey gelmesin diye olayı sakladığım doğrudur" savunmasını yaptı. Diğer sanık Sevban T. de cinayet aşamasında rol almadığını, sadece tanık olduğunu ve korktuğu için konuşamadığını iddia etti. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.