Yerel Haberler
Kocaeli
Kent mobilyaları Darıca’da usta ellerden çıkıyor 13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:46:09 Darıca Belediyesi, parklar ve kamusal alanlarda kullanılan kent mobilyalarını kendi bünyesinde üreterek hem maliyetleri düşürüyor hem de hizmet kalitesini artırıyor. Darıca’da kamelyalar, banklar, piknik masaları ile şehir mobilyaları, belediyenin atölyesinde üretilerek sahaya kazandırılıyor. Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren üretim atölyesinde hazırlanan kent mobilyaları, tasarımından montajına kadar belediye ekiplerinin emeğiyle ortaya çıkıyor. Bu model sayesinde hem üretim süreci hızlanıyor hem de kamu kaynakları daha verimli kullanılıyor. Aynı atölyede zamanla yıpranan veya zarar gören mobilyalar da bakım ve onarımdan geçirilerek yeniden vatandaşların hizmetine sunuluyor. İlçenin farklı noktalarında kullanılan oturma grupları ve kamelyalar, belediyenin kendi imkanlarıyla hazırlanarak parkların ihtiyaçlarına hızlı şekilde çözüm oluyor. Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, kent mobilyalarının üretildiği atölyeyi ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Belediyenin kendi imkanlarıyla üretim yapmasının hizmet hızını artırdığını ifade eden Başkan Muzaffer Bıyık, "İlçemizin farklı noktalarında kullanılan kent mobilyalarını kendi atölyemizde üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sayede hem hızlı hareket ediyor hem de belediyemizin kaynaklarını daha verimli kullanıyoruz. Aynı zamanda bakım ve onarım çalışmalarını da kendi ekiplerimizle kısa sürede gerçekleştirerek parklarımızın her zaman kullanıma hazır olmasını sağlıyoruz" diye konuştu.
Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler: "’Küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim"
22 Mart 2026 Pazar - 12:59 Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler: "’Küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim" Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bayram günü gittikleri kafede küfür eden grubu uyaran anne ve oğlu feci şekilde darbedildi. Şahısların tekme ve yumruklarına maruz kalarak tanınmaz hale gelen ve yüzünde çok sayıda kırık oluşan 39 yaşındaki Meryem Yıldırım tedavi altına alınırken, yaşananlar da kameraya yansıdı. Dehşet anlarını anlatan Yıldırım, "İnsan olan yapamaz bunu" dedi. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Olayın ardından şahıslar gözaltına alındı. Saldırı anı kameraya yansıdı Anne ve oğlunun olay günü kafede saldırı öncesinde birlikte geçirdikleri mutlu anlardan geriye çektirdikleri fotoğraf ve videolar kalırken, feci darp olayının anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı. Kaydedilen görüntülerde, şüphelilerin öfkeli tavırları, küfür ve hakaretler savurdukları ve aralarından bir kadının bardak fırlattığı anlar yer aldı. "Tek hatırladığım yere düşüş anım" Hastanede tedavisi süren ve yüzünde kalıcı hasar oluşma riski bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı dehşet anlarını İHA’ya anlattı. Olaya sadece insani bir tepki verdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti: "Darp edilen garsona ’içeri gel’ dedim. O sırada benim oğlum da yanımdaydı. Döven kişi peşinden geldi. Küfür etti. Oğlum ’küfür etme, kadınlar var’ dedi. Benim oğluma saldırdı. Mekanın sahibi Uğur bey oğluma tekme attı. Ben de dışarı çıktım, oğlumu dövmeye başladılar ve duramadım. Kürşat bey tekme attı yüzüme, Emrah bey vücudumun her yerine tekme attı. Komple yüzümde kırk var şu an. Orası kalabalıktı. Tek hatırladığım yere düşüş anım ve yüzüme tekme atan suratı unutamıyorum. Şu anda da tehdit ediliyorum. Kız kardeşim ve oğlum arandı. Hastaneye farklı şekilde geleceklerini, şikayeti geri çekmemizi söylediler. Şikayetimi geri çekmeyeceğim. Oğlum beni kanlar içinde kucağında taşıdı ve ben bu haldeyim." "İnsan olan yapamaz bunu" Özellikle yüzünde ve kaburgasında ağır hasarlar bulunduğuna dikkati çeken Meryem Yıldırım, "Kaburgamda çatlak var, yüzüm zaten eski haline dönmeyecek, kalıcı şekilde çukurlar oluşma ihtimali çok yüksek. Beyne pıhtı atma ihtimalinden dolayı ameliyat da ertelenebilir. Yüzümde kırık olan yerlerde çöküntü kalabilirmiş. Ortada hiçbir şey yokken ’küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim, hak ettiği cezaları almalarını istiyorum. Bana ettikleri para teklifini de kabul etmedim. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. İnsan olan yapamaz bunu. Oğlumun gözünün önünde bana bunu yaptılar, ceza almadan çıkmalarını istemiyorum. Aralarında bir kadın vardı ve gerisi erkekti. Kadın yüzüme bardak fırlattı. Oğlumla her bayramın birinci günü vakit geçirirdim. Arkadaşımın mekanına gittik, yemek yedik sonra Rita’ya geldik. Orası da arkadaşımın mekanıydı. Arkadaşım oğlumu o adamların arasına atmasaydı biz bugün burada değildik" ifadelerini kullandı. "Annemi kanlar içinde gördüm" Olayın şokunu atlatamayan Talha Kaan İzal ise yaşananları şöyle anlattı: "Sadece keyifle vakit geçirmek için Rita diye bir mekana oturduk. Bir şeyler içip kalkacaktık. O sırada kavga kıyamet koptu dışarıda. Annem de dışarıda dayak yiyen birine, ’içeri geç’ dedi. Annem müdahale edince ben de onu korumak amacıyla ayağa kalktım. Annem kapının eşiğinde oturuyordu ve sırtı dönüktü. Ben de başında duruyordum. Çocuğa küfürler ederek içeriye girdiler. Ben de ’kadınlar var, küfür etmeyin’ şeklinde uyarılar yaptım. Lafımı bitirmeden şahıslardan biri sol gözüme vurdu. Can havliyle ittirdim, zaten arkadaşları üstümüze çullandı. Sema diye bir kadındı, hayatımda ilk kez gördüm onları. O kadın bize bardak fırlattı. Ondan sonra beni dışarıya attılar. Mekanın sahibi tekme vurdu sırtıma, ben dışarıya düştüm. Etrafımı sardılar, tekme yumruk atmaya başladılar. Ben etrafımı görmüyordum, bir de annemi içeride zannediyordum. Arka tarafımı hiç görmedim. Kadın olduğu için vurmazlar diye düşündüm. Ben öyle yetişmedim çünkü, annem beni ’kadına el kalkmaz’ diyerek yetiştirdi. Can havliyle kalabalıktan kendimi kurtardım. Polislerin yanına gittim. polisleri yanıma aldım, annemin yanına dönmek istedim." "Annemi kanlar içinde gördüm" Annesini gördüğü hali anlatırken gözyaşlarını tutamayan genç, "Kanlar içinde annemi görünce kucakladım ve merdivenlerden inerken ayağım kaydı, beraber düştük. Düştükten sonra taşıyamadım ve elim ayağım boşaldı. Bir tane abi annemi aldı, ben de o an sinir krizi geçirdim. ’Anne anne’ diye hıçkırarak ağladım. O abi bir tane sağlam bir tokat attı bana, kendime geldim ve annemin başındaydım. Ambulans geldi, hastaneye geçtik" ifadelerini kullandı. "Herkes yumruk, tekme sallıyordu" Saldırı anında yaşananları detaylandıran ve şüphelilerin en ağır cezayı almasını talep eden İzal, şunları söyledi: "3 kişilerdi. Bana yumruk atan Kürşat’tı. Ben ona ’kadınlar var, küfür etme’ dediğimde direkt yüzüme vurdu. Ben de ona vurdum ve vurduktan sonra Emrah bana yumruk sallamaya başladı. Sırtıma vuran ise mekan sahibi Uğur. Ben hiç kimseyi tanımıyorum. Zaten darp edilince kapandım. Herkes yumruk, tekme sallıyordu. Yere düşseydim büyük ihtimalle sonu ölümle biterdi. Kendimi kurtardım ve polislerin yanına gittim. Adaletin yerini bulacağını temenni ediyorum. Umarım yanlarına kalmaz."
Çöpçüler Kralı’nda Kemal Sunal için mikrofon olan süpürge, onun elinde kaleme dönüştü
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:53 Çöpçüler Kralı’nda Kemal Sunal için mikrofon olan süpürge, onun elinde kaleme dönüştü Kocaeli’de çobanlıktan belediyede temizlik işçiliğine uzanan hayatında sanatı yaşatan 60 yaşındaki Selami Gündoğdu, süpürgenin çalısını kalem gibi kullanarak konteynerlere Türk sinemasının unutulmaz isimleri ile çizgi roman karakterlerini resmediyor. Çöpçüler Kralı’nda Kemal Sunal için mikrofon olan süpürge, onun elinde adeta kaleme dönüşüyor. Kocaeli’de yaşayan 60 yaşındaki Selami Gündoğdu, yokluklar içinde başladığı sanat yolculuğunu yarım asırdır sürdürüyor. İki çocuk babası olan Gündoğdu, ilkokul yıllarında tanıştığı resim tutkusunu çobanlık yaptığı dönemlerde bile elinden bırakmadı. Bugün İzmit Belediyesi’nde temizlik görevlisi olarak çalışan Gündoğdu, sokakları süpürürken sanatından da vazgeçmiyor. Yanında gezdirdiği plastik çöp konteynerini adeta bir tuvale çeviren Gündoğdu, çöpten bulduğu boyaları kullanıyor; süpürgenin çalısını kalem gibi kullanarak Türk sinemasının sevdiği isimlerini resmediyor. Büyüteçle güneş ışığını kullanarak bastonlara resim işleyen Gündoğdu, tüm imkansızlıklara rağmen üretmeye devam ediyor. En büyük hayali ise öğrenci yetiştirmek ve kalıcı eserler bırakmak. Gündoğdu ayrıca eldivenlerine de resim çiziyor. Daha önce yaptığı eldivenlerini Londra’da bir müzeden istendiğini ancak pandemi dolayısıyla gönderemediğini söyledi. Gündoğdu hayatını, "Sanatım hayvan sopası ile başladı, süpürge ile devam ediyor" diye özetledi. Çöpçüler Kralı filminde Kemal Sunal’ın süpürgeyle sahnede şarkı söyleyerek sanatını sergilediğini hatırlatan Gündoğdu, kendisinin de sokakta süpürgeyi kalem gibi kullanarak resim çizdiğini ve sanatını bu şekilde ortaya koyduğunu söyledi. "İlkokulun birinci ve ikinci sınıflarında sanatla tanıştım" Hayatını anlatan Selami Gündoğdu, "Hayata, baba ocağında hayvan peşinde koşarak; çiftçilik, rençberlik ve köy işleriyle başladım. İlkokula giderken bir arkadaşım çizgi roman getirmişti, o çok hoşuma gitmişti. Daha sonra ben de kitaplarla ilgilenmeye başladım ve resim çizmeye başladım. İlkokulun birinci ve ikinci sınıflarında sanatla tanıştım. Zamanla bu ilgim gelişti. Küçükken çobanlık yaparken yanımda kitaplarımı da götürürdüm. Kitaplar benim yol arkadaşım, günlük dostum oldu. Onlarla vakit geçirirdim. Bazen kendi çizgi romanlarımı yazar, çizer; kalemimi ve defterimi alıp giderdim. Hayvanlar otlandığı sürece ben de böyle vakit geçirirdim" diye konuştu. "Büyüteçle resim yapmaya başladım" Büyüteçle de sopa, değnek ve bastonlara resim çizdiğini söyleyen Gündoğdu, "Güneş ışığını büyüteçle bir noktada toplayarak resim çizmeye başladım. Büyüteci kalem gibi kullanmaya başladım. Taşların üzerine resimler de çiziyordum. Kataloglarından görselleri seçiyor, sonra taşlara işliyordum. Bu şekilde kendimi geliştirmeye çalıştım. İlkokulu bitirdim ama devam edebileceğim başka okul yoktu. Maddi imkansızlıklar vardı, köyde okul da yoktu. Ailemi bırakmadım, köy hayatına devam ettim ama sanatı da bırakmadım. Daha sonra evlendim. Annemden ve babamdan izin alarak İzmit’e geldim. 2008 yılında belediyede çalışmaya başladım. O zamandan beri belediyede çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Sanatın yaşı yok ama bir sertifikam olsaydı öğrenci yetiştirebilirdim" Çöpe atılmış malzemeleri, konteynerlerde bulduğu boyaları ve kalemleri değerlendirerek resimler yaptığını söyleyen Selami Gündoğdu, "Sanatın yaşı yok ama bir sertifikam olsaydı öğrenci yetiştirebilirdim. Bu benim için bir hayaldi ancak hala bunu gerçekleştirmek isterim. Eskiden gazetelerde çizgi romanlar olurdu, ben de resimli roman yazarı olmak isterdim. Heykeltıraş olmak isterdim. Çizgi roman kahramanlarını ve Türk sinemasının sevdiğim aktörlerini çizmeye çalıştım. Cüneyt Arkın, Yılmaz Güney, Tarık Akan gibi isimleri resmettim. Eski filmler, yaşadığım hayatla birleşiyor. Eskiye olan özlemim, hayal dünyamdan sanata yansıyor" ifadelerini kullandı. "Keşke öğrencilerim olsaydı; iz bırakmış, yaşayan hatıralar olurdu" 50 yıldır resim çizdiğini aktaran Gündoğdu, "Kalıcı bir sanatçı olmak isterdim. Yıllarımı bu işe verdim. Ömrüm bitse bile geride güzel hatıralar ve öğrenciler bırakmış olurum. Keşke öğrencilerim olsaydı; iz bırakmış, yaşayan hatıralar olurdu. Belediyede ressam olarak çalışmak isterdim. Çünkü resim çizmek, sokak süpürmekten farklı. Temizlik yapıyoruz ama kısa süre sonra yine kirleniyor. Oysa sanat kalıcıdır. Sanat, hayal dünyamızın dışa vurumudur. Yüzlerce farklı resim yaptım. Kemal Sunal gibi karakterleri çizdim. Sevdiğim eski dizi ve filmlerden esinlendim" dedi. "Süpürgenin çalısı benim için bir kalem" "Süpürgenin çalısı benim için bir kalem" diyen Selami Gündoğdu, "Büyüteç de görünmeyen bir kalem gibi. Ama bu şekilde yapılan resimler kalıcı oluyor. Bu şekilde, imkanlarım ne olursa olsun sanatı bırakmadan devam ettim. Elimde ne varsa onu kullanarak üretmeye çalıştım. Çünkü sanat benim için sadece bir uğraş değil, aynı zamanda hayatın kendisi oldu" diye konuştu.