ÇEVRE - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 12:27

Karabük Belediyesi’nden 5000 Evler’e kapsamlı dönüşüm

A
A
A
Karabük Belediyesi’nden 5000 Evler’e kapsamlı dönüşüm

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, kentin en büyük yerleşim alanlarından biri olan 5000 Evler Mahallesi’nde kapsamlı altyapı ve üstyapı çalışmalarını başlattı.


Karabük Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında mahallede yol, kaldırım, istinat duvarı, çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışmaları eş zamanlı olarak yürütülüyor.


Çalışmaları sahada inceleyen Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, ekiplerden bilgi aldı. Çetinkaya, yürütülen çalışmaların yalnızca fiziki bir yenileme değil, mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önemli bir yatırım olduğunu söyledi.


Çetinkaya, "5000 Evler Mahallemizin çehresini bütünüyle değiştiriyoruz. Altyapıdan üstyapıya her alanda mahallemize değer katacak bu dönüşümle, bölgemizi şehrimizin vizyonuna yakışır bir seviyeye ulaştıracağız. Tek gayretimiz vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak ve her köşesiyle ışıldayan bir Karabük inşa etmektir" dedi.


"5 Bin 400 metrelik proje hattı"


Başkan Çetinkaya’nın yakından takip ettiği çalışmalar toplam 5 bin 400 metrelik alanda gerçekleştiriliyor. Proje kapsamında ulaşım konforunu artırmak amacıyla 26 bin ton sıcak asfalt serimi yapılacak.


Yol düzenleme çalışmaları çerçevesinde 19 bin 600 metre bordür döşenecek, yayaların güvenliği ve konforu için ise 24 bin metrekare kaldırım imalatı gerçekleştirilecek.


Bölgede güvenliği artırmak amacıyla 490 metrelik perde duvar inşa edilirken, 4 bin 400 metrekarelik alanda peyzaj ve yeşil alan düzenlemesi yapılacak.


Karabük Belediyesi yetkilileri, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte 5000 Evler Mahallesi’nin modern ulaşım ağı, yenilenen sosyal alanları ve estetik görünümüyle kentin örnek yaşam alanlarından biri haline geleceğini belirtti.



Karabük Belediyesi’nden 5000 Evler’e kapsamlı dönüşüm

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Onkoloji Uzmanı Dr. Akgül: "Cildinizdeki değişiklikleri ihmal etmeyin" Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, cilt kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, "Cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmeyin. Mutlaka doktora başvurun. Erken tanı hayat kurtarır" dedi. Güneşin yüzünü daha fazla gösterdiği ve açık hava aktivitelerinin arttığı bahar aylarında, cilt sağlığını korumak her zamankinden daha kritik bir önem taşıyor. Bu kapsamda, toplum bilincini artırmak amacıyla dünya genelinde Mayıs ayı, "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul ediliyor. Bu önemli dönem vesilesiyle, hastalığın risk faktörlerinden korunma yollarına kadar pek çok hayati konuda uzmanlar uyarıda bulunuyor. "Erken tanıda başarı şansı oldukça yüksek" İHA muhabirine konuşan Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, cilt kanserlerinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu hatırlattı. Bu hastalığın en büyük risk faktörünün, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmak olduğunu ifade eden Dr. Akgül, "Özellikle açık tenli bireylerde, çocukluk çağında sık güneş yanığı geçirenlerde ve solaryum kullananlarda risk daha da artmaktadır. Ciltte yeni çıkan lezyonlar, iyileşmeyen yaralar, kanayan kabuklu alanlar varsa veya önceden var olan benlerde renk, şekil ve boyut değişikliği gözleniyorsa, bu durum cilt kanserinin önemli bir ilk belirtisi olabilir. Böyle bir durumda, erken tanıda başarı şansı oldukça yüksek olduğu için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir" diye konuştu. "Cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmeyin" Hastalıktan korunmak için güneşin yoğun olduğu 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten kaçınmanın büyük önem taşıdığını dile getiren Akgül, "Güneş koruyucu kremler kullanmak, şapka takmak ve koruyucu kıyafetler tercih etmek koruma sağlar; ayrıca solaryumdan kaçınmak da risk faktörünü azaltır. Tanı süreci cilt muayenesi ve biyopsi ile gerçekleştirilir. Tanı sonrasında ise cerrahi, radyoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaçlar olarak adlandırılan hedefe yönelik ajanlar gibi etkili tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Hastalarımıza bu farkındalık ayındaki en önemli mesajımız; cildinizde oluşan değişiklikleri ihmal etmemenizdir. Mutlaka bir doktora başvurun; unutmayın ki erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu.
Kastamonu Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin ortaklığında 19 akademisyenin görev aldığı proje kapsamında hazırlanan proje kapsamında, basınç ülseri tedavisi için mantar bazlı patch (yakı) geliştiriliyor. Proje ile Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerinin (yatak yarası) tedavisine yönelik yenilikçi bir tedavi yöntemi olacak. Kastamonu’da toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (imparator mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içeriklerinin kullanan bilim insanları, yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri çalışmayla etkili bir patch (yakı) teknolojisi geliştiriyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri sayesinde basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir sorunun çözülmesi hedefleniyor. Kısa süre içerisinde prototipi hazırlanacak proje sayesinde, geleneksel tedavi yöntemlerine kıyasla daha etkili, doğal ve yan etkileri azaltılmış bir tedavi seçeneği sunulması amaçlanıyor. Proje sonunda oluşturulacak patch, sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ekonomik olarak önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. İki yılda tamamlanması planlanan projede, prototipin ortaya çıkmasıyla patent süreci başlatılacak. "Yaşlılarımızın basınç ülserleriyle karşı karşıya kaldıklarını gördük" Projenin mentörlüğünü yürüten ve King’s College London’da misafir araştırmacı olarak İngiltere’de görev yapan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, "Hocalarımızla oturduğumuzda ’şehrimiz için ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüzde Kastamonu bölgesinde yaşlı popülasyonunun çok fazla olduğunu keşfettik. Kastamonu, Türkiye’nin en yaşlı ikinci şehirlerinden bir tanesi. Genel itibarıyla da palyatif servislerde özellikle yaşlılarımızın çok ciddi olan basınç ülserleriyle (yatak yarası) karşı karşıya kaldıklarını gördük. Hem konforları hem mali tablolar, yaralar sebebiyle iyiye gitmiyor ve sağlıklı bir süreç geçiremiyorlar. Acaba onlar için ne yapabiliriz gibi bir yerden hipotezimizin temeli kurulmuş oldu. Kastamonu’da mantar türlerinin çok fazla olduğu için böyle bir fikirle yola çıktık" dedi. "İlk prototipimiz üç ay sonra çıkacak" Projenin iki yıl süreyle fonlandığını söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projenin üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu süreçte üç tane yerel olan farklı mantar türünü aldık. Bunların optimizasyonları yapıldı. Bu mantar türlerinden taşıyıcı bir sistem yaparak kişilerin bütün yaralarını geçirmeyi değil de kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi ya da sağlıklı olan dokularını ve hücrelerini daha prolifere olmasına, sağlıklı olan kesimin çoğalmasını aktifleştirmek üzere bu mantarları bir araya getirdik. Bu taşıyıcı sistemin içerisine farklı dozajlarda, farklı oranlarda entegre ettik. İlk prototipimiz de üç ay sonra çıkacak ve patent süreciyle bu süreç devam etmiş olacak" diye konuştu. "Üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağız" Kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Sevim, "Projeyle hedefimiz hücreden dokuya komple her yönlü analizlerini yapabilmek. Yani kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkması amacımız. Çünkü toksikoloji (zehir bilimi) kısmını yapmadan ya da hücresel deneylerini yapmadan ya da doku bütünlüğü üzerinde neler ortaya çıkartıyor, bunları bilmeden tahmin edersiniz ki bu ürünlerin güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İki yıllık süreç içerisinde biz 4 farklı üniversiteden aslında 19 akademisyenin,, benim mentörlüğümde bir araya geldiği bir projeden bahsediyoruz. Bunun içerisind e Orman Fakültemiz çok aktif rol oynuyor. Mantarların temini, mantarların kurutulması, etken maddelerin izolasyonu ve bunların optimizasyon noktasında bizlere büyük katkı sağlıyor. İkinci aşama olarak İstanbul Üniversitesi’nde biyoteknoloji ve farmasötik toksikoloji kapsamında hem toksikolojik analizlerinin yapılması hem de taşıyıcı sistemlerin içerisine bu optimize edilmiş mantar örneklerimizin yüklenmesi aşaması yapılıyor. Biz, projemizde şu anda bu aşamadayız. Çalışmalarımız devam etmektedir. Çünkü üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağımız için biz, ilk mantarın hem deneyleri hem analizlerini bitirip taşıyıcı sisteminin oluşturulması noktasında aslında ilkini tamamladık. 2-3 ay sonra çıkacak prototipimiz buna örnek olacak. Akabinde ikinci aşamaya geçeceğiz. Diğer iki mantarı da aynı şekilde yapıp inşallah zamanında projeyi bitirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. Projenin 2 milyon liradan fazla bütçeye sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projemiz Kastamonu Üniversitesi’nin Bilimsel Araştırma Projeler Kurumu tarafından ihtisas projesi adı altında desteklendi. Çünkü Kastamonu, ormancılık bakımından Türkiye’nin önde olan şehirlerinden bir tanesi. Bu projeler de Cumhurbaşkanlığının desteğiyle birlikte bizlere ulaşmış oldu. Projemiz 2 milyon liradan daha fazla bir bütçeye sahip ve 2 yıllık bir süreç içerisinde inşallah biz de ülkemize bu ürünleri patentli bir şekilde kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı.