SAĞLIK - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 13:14

Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak

A
A
A
Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak

Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak.


Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin ortaklığında 19 akademisyenin görev aldığı proje kapsamında hazırlanan proje kapsamında, basınç ülseri tedavisi için mantar bazlı patch (yakı) geliştiriliyor. Proje ile Türkiye’de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerinin (yatak yarası) tedavisine yönelik yenilikçi bir tedavi yöntemi olacak. Kastamonu’da toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (imparator mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içeriklerinin kullanan bilim insanları, yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri çalışmayla etkili bir patch (yakı) teknolojisi geliştiriyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri sayesinde basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir sorunun çözülmesi hedefleniyor.


Kısa süre içerisinde prototipi hazırlanacak proje sayesinde, geleneksel tedavi yöntemlerine kıyasla daha etkili, doğal ve yan etkileri azaltılmış bir tedavi seçeneği sunulması amaçlanıyor. Proje sonunda oluşturulacak patch, sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ekonomik olarak önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. İki yılda tamamlanması planlanan projede, prototipin ortaya çıkmasıyla patent süreci başlatılacak.



"Yaşlılarımızın basınç ülserleriyle karşı karşıya kaldıklarını gördük"


Projenin mentörlüğünü yürüten ve King’s College London’da misafir araştırmacı olarak İngiltere’de görev yapan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, "Hocalarımızla oturduğumuzda ’şehrimiz için ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüzde Kastamonu bölgesinde yaşlı popülasyonunun çok fazla olduğunu keşfettik. Kastamonu, Türkiye’nin en yaşlı ikinci şehirlerinden bir tanesi. Genel itibarıyla da palyatif servislerde özellikle yaşlılarımızın çok ciddi olan basınç ülserleriyle (yatak yarası) karşı karşıya kaldıklarını gördük. Hem konforları hem mali tablolar, yaralar sebebiyle iyiye gitmiyor ve sağlıklı bir süreç geçiremiyorlar. Acaba onlar için ne yapabiliriz gibi bir yerden hipotezimizin temeli kurulmuş oldu. Kastamonu’da mantar türlerinin çok fazla olduğu için böyle bir fikirle yola çıktık" dedi.



"İlk prototipimiz üç ay sonra çıkacak"


Projenin iki yıl süreyle fonlandığını söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projenin üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu süreçte üç tane yerel olan farklı mantar türünü aldık. Bunların optimizasyonları yapıldı. Bu mantar türlerinden taşıyıcı bir sistem yaparak kişilerin bütün yaralarını geçirmeyi değil de kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi ya da sağlıklı olan dokularını ve hücrelerini daha prolifere olmasına, sağlıklı olan kesimin çoğalmasını aktifleştirmek üzere bu mantarları bir araya getirdik. Bu taşıyıcı sistemin içerisine farklı dozajlarda, farklı oranlarda entegre ettik. İlk prototipimiz de üç ay sonra çıkacak ve patent süreciyle bu süreç devam etmiş olacak" diye konuştu.



"Üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağız"


Kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Sevim, "Projeyle hedefimiz hücreden dokuya komple her yönlü analizlerini yapabilmek. Yani kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkması amacımız. Çünkü toksikoloji (zehir bilimi) kısmını yapmadan ya da hücresel deneylerini yapmadan ya da doku bütünlüğü üzerinde neler ortaya çıkartıyor, bunları bilmeden tahmin edersiniz ki bu ürünlerin güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İki yıllık süreç içerisinde biz 4 farklı üniversiteden aslında 19 akademisyenin,, benim mentörlüğümde bir araya geldiği bir projeden bahsediyoruz. Bunun içerisind e Orman Fakültemiz çok aktif rol oynuyor. Mantarların temini, mantarların kurutulması, etken maddelerin izolasyonu ve bunların optimizasyon noktasında bizlere büyük katkı sağlıyor. İkinci aşama olarak İstanbul Üniversitesi’nde biyoteknoloji ve farmasötik toksikoloji kapsamında hem toksikolojik analizlerinin yapılması hem de taşıyıcı sistemlerin içerisine bu optimize edilmiş mantar örneklerimizin yüklenmesi aşaması yapılıyor. Biz, projemizde şu anda bu aşamadayız. Çalışmalarımız devam etmektedir. Çünkü üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağımız için biz, ilk mantarın hem deneyleri hem analizlerini bitirip taşıyıcı sisteminin oluşturulması noktasında aslında ilkini tamamladık. 2-3 ay sonra çıkacak prototipimiz buna örnek olacak. Akabinde ikinci aşamaya geçeceğiz. Diğer iki mantarı da aynı şekilde yapıp inşallah zamanında projeyi bitirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.


Projenin 2 milyon liradan fazla bütçeye sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevim, "Projemiz Kastamonu Üniversitesi’nin Bilimsel Araştırma Projeler Kurumu tarafından ihtisas projesi adı altında desteklendi. Çünkü Kastamonu, ormancılık bakımından Türkiye’nin önde olan şehirlerinden bir tanesi. Bu projeler de Cumhurbaşkanlığının desteğiyle birlikte bizlere ulaşmış oldu. Projemiz 2 milyon liradan daha fazla bir bütçeye sahip ve 2 yıllık bir süreç içerisinde inşallah biz de ülkemize bu ürünleri patentli bir şekilde kazandırmış olacağız" ifadelerini kullandı.



Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kadın sanayicilerden "bilim ve sevgi" dolu bir gün Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Kadın Sanayiciler Platformu öncülüğünde, devletin koruması altında yaşayan Sevgi Evleri’nde düzenlenen "Anneler Günü Bilim Şenliği ve Koruyucu Aile Farkındalık Programı", çocukların neşesi, bilimin heyecanı ve toplumsal dayanışmanın güçlü mesajlarıyla gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, AOSB ve AOSB Kadın Sanayiciler Platformu’nun destekleri, Türk Kızılay Yüreğir Şubesi’nin katkılarıyla düzenlenen etkinlikte; koruma ve bakım altındaki çocuklar bilim atölyeleri, deney alanları ve sosyal etkinliklerle unutamayacakları bir gün yaşadı. Program kapsamında robotik kodlama, sanal gerçeklik deneyimleri, mikroskopla doğa gözlemleri, müzik ve boyama atölyeleri, zeka oyunları ve planetaryum çadırı dahil toplam 16 farklı bilim ve deneyim alanı çocuklarla buluştu. Bir dernek koordinasyonunda görev alan öğretmenler ve gönüllüler de etkinlik boyunca çocuklara eşlik etti. Adana Valisi Mustafa Yavuz’un eşi Süreyya Yavuz, AOSB Başkanı Sütcü, Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur ve diğer davetlilerle birlikte kurulan stantları ziyaret ederek çocukların becerilerine şahit oldu. Çocuklara şefkatle yaklaşıp tebriklerini ileten Süreyya Yavuz, bu anlamlı etkinlikten dolayı başta kadın sanayiciler olmak üzere destek veren tüm kurumları kutladı. "Bir çocuğun kalbine dokunmak" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren AOSB Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur, Anneler Günü’nün sevgi ve şefkat dolu ruhundan ilham alarak bilimin ışığında umut ve dayanışmayı büyütmek için bir araya geldiklerini söyledi. Bir çocuğun kalbine dokunmanın aslında geleceğe dokunmak anlamı taşıdığını kaydeden Tosmur, "Bugün burada kurulan her temas, paylaşılan her bilgi, edilen her sohbet ve birlikte atılan her küçük adım; çocuklarımızın hayatında unutulmayacak güzel hatıralar bırakacaktır" dedi. Bilimin yalnızca öğrenmekten ibaret olmadığını vurgulayan Tosmur, "Bilim; merak etmeyi cesaretlendirmektir. Sevgi ise bir çocuğun kalbinde güven ve umut inşa etmektir. Bugün bu iki kıymetli değeri aynı çatı altında buluşturmanın manevi mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Kadınların üretim gücü ve toplumsal duyarlılığıyla yalnızca sanayide değil, yaşamın her alanında umut oluşturmaya devam ettiğini belirten Tosmur, güçlü toplumların sevgiyle büyüyen çocuklarla mümkün olacağını ifade etti. Koruyucu aile farkındalığı Program kapsamında gerçekleştirilen Koruyucu Aile Bölümü’nde ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yürüttüğü Gönül Elçileri Projesi kapsamında koruyucu aile sisteminin önemine dikkat çekildi. Çocukların sevgi dolu aile ortamlarında büyümesinin toplumsal gelişim açısından taşıdığı öneme vurgu yapıldı. Etkinlikte ayrıca bakıcı anneler ve gönül elçilerine çiçek takdimi gerçekleştirildi. Çocuklarla birlikte atölyeleri gezen protokol üyeleri, etkinlik alanında bilim ve eğlenceyi bir arada deneyimleyen çocukların heyecanına ortak oldu. Program sonunda organizasyona destek sunan kurumlara, gönüllülere ve sponsorlara teşekkür edilerek, törene katılan davetliler tarafından çeşitli hediyeler takdim edildi.