Yerel Haberler
İzmir
Alaçatı’da Gastronomi Şöleni: En güzel ot yemeği belli oldu 22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:51:51 Bu yıl 15’incisi düzenlenen ve ilk kez uluslararası boyuta taşınan Alaçatı Ot Festivali, üçüncü gününde gastronomi tutkunlarını bir araya getiren geleneksel "En Güzel Ot Yemeği" yarışmasına sahne oldu. Yerel otların modern dokunuşlarla buluştuğu yarışmada, katılımcılar jüri karşısına Alaçatı’nın otları ile hazırladıkları özel tariflerle çıktı. Yarışmanın jüri başkanlığını; müzisyen, gezgin, radyocu ve televizyon programcısı kimliğiyle tanınan Ayhan Sicimoğlu üstlendi. Alanında deneyimli jüri üyeleri, yemekleri lezzet, sunum, özgünlük ve tema uyumu gibi kriterler doğrultusunda değerlendirdi. Kıyasıya rekabete sahne olan yarışmada birincilik ödülünün sahibi, 793 puanla İncifer Tören oldu. Tören, festivalin teması olan körmen otunu somonla buluşturduğu özgün yemeğiyle jüri üyelerinden yüksek not aldı. Dikkat çeken sunumuyla da öne çıkan tabak, izleyicilerden de büyük beğeni topladı. Yarışmada ikinciliği ise 731 puanla Tuba Bayoğlu kazandı. Bayoğlu’nun enginar cipsi ve damla sakızlı yoğurt eşliğinde sunduğu şevketibostan yemeği, geleneksel tatları modern dokunuşlarla harmanlamasıyla dikkat çekti. Üçüncülük ödülü ise 722 puanla Germiyan’ın yöresel lezzetlerinden "Çalkama" yemeğini hazırlayan Arif Er’e verildi. Yerel mutfak kültürünü başarıyla yansıtan bu tabak, jüri tarafından özgünlüğüyle öne çıkarıldı. Festival coşkusunun yoğun şekilde hissedildiği yarışmanın sonunda dereceye giren katılımcılara ödülleri, Çeşme Belediyesi Meclis Üyeleri Arif Çilek, Mehmet Bilgiç ve Salih Kaya tarafından takdim edildi. Renkli görüntülere sahne olan ödül töreni, katılımcıların ve izleyicilerin alkışları eşliğinde gerçekleşti. Alaçatı Ot Festivali, gastronomi mirasını yaşatmayı ve yerel otların mutfaklardaki yerini güçlendirmeyi amaçlayan etkinlikleriyle önümüzdeki günlerde de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:20 Sanatla üretip çocuklar için bağışlıyorlar: 84 yaşında örnek dayanışma İzmir’de yaşayan 84 yaşındaki banka müdürlüğünden emekli Etem Özver ile öğretmen emeklisi eşi Şerif Özver, sanatı sosyal yardımla buluşturarak anlamlı bir projeye imza attı. Çift, Çeşme’de açtıkları "Doğadan Sanata" adlı sergide hem üretimlerini sanatseverlerle buluşturdu hem de elde edilen tüm geliri çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara bağışladı. Kağıt rölyef ve doğadan toplanan atık malzemelerle hazırlanan üç boyutlu eserlerin yer aldığı sergi, özellikle sosyal sorumluluk yönüyle dikkat çekti. Özver çifti, sergide satılan eserlerden elde edilen gelire hiç dokunmadıklarını, bağışların doğrudan ilgili sosyal yardım kuruluşlarına aktarıldığını ve makbuzlarla süreci takip ettiklerini belirtti. "Paraya hiç elimiz değmeden bağışlıyoruz" Etem Özver, sanata başlama hikayelerinin İzmir’e taşındıktan sonra şekillendiğini anlatarak, Mavişehir’deki Bilge Çınarlar Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde aldıkları eğitimle bu sürecin geliştiğini ifade etti. İki yıl boyunca rölyef ve el becerileri üzerine eğitim aldığını söyleyen Özver, eserlerinin beğenilmesiyle sergi açmaya teşvik edildiğini dile getirdi. Daha önce Suat Taşer Sanat Merkezi’nde açtığı sergiden elde ettiği geliri de bağışladığını belirten Özver, "Satılan eserlerin ücretleri doğrudan çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara gönderiliyor. Paraya hiç elimiz değmiyor, sadece makbuzlardan takip ediyoruz" dedi. Doğadan toplanan atıklar sanata dönüşüyor Sergide yer alan eserlerin önemli bir bölümü doğadan toplanan malzemelerden oluşuyor. Ağaç kabukları, kozalaklar, tohumlar ve bitki atıkları boyanarak sanatsal kompozisyonlara dönüştürülüyor. Çiftin günlük yürüyüşleri bile üretimin bir parçası haline gelmiş durumda. "Sabah yürüyüşe boş çıkıyoruz, dönüşte elimiz dolu oluyor" sözleriyle süreci anlatan Özver, doğayı koruyarak üretmenin de kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. "Sanat, yaş almış bireyler için hayatla bağ kurmanın yolu" Etem Özver, özellikle ileri yaştaki bireylere sanatla uğraşmaları çağrısında bulunarak, "Herkesin içinde mutlaka bir sanatsal cevher vardır. Çalıştıkça zihin de beden de aktif kalıyor. İnsan kendini daha mutlu ve huzurlu hissediyor" diye konuştu. Özver çiftinin sergisi, yalnızca sanatsal üretimi değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da ön plana çıkararak ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Özellikle elde edilen gelirin çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına aktarılması, sergiyi sosyal yardım açısından örnek bir projeye dönüştürdü.
Bayındır, İtalyan Erasmus ve eTwinning öğrencilerini ağırlıyor
10 Şubat 2026 Salı - 14:52 Bayındır, İtalyan Erasmus ve eTwinning öğrencilerini ağırlıyor İzmir’in Bayındır ilçesinde, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı Erasmus ve eTwinning projeleri kapsamında İtalya’dan gelen öğretmen ve öğrenciler, ilçede çeşitli eğitim ve kültürel faaliyetler çerçevesinde ağırlandı. Bayındır İlçe Milli Eğitim Müdürü Serdar Ökay’ın da eşlik ettiği program kapsamında, kültürlerarası etkileşim, yabancı dil becerilerinin geliştirilmesi ve uluslararası eğitim iş birlikleri ön plana çıktı. Bu çerçevede misafir öğretmen ve öğrenciler, Bayındır Kaymakamı Murat Mete’yi makamında ziyaret etti. Kaymakam Murat Mete, yürütülen Erasmus ve eTwinning projelerinin öğrencilerin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerine önemli katkılar sunduğunu belirterek, "Uluslararası projeler sayesinde öğrencilerimiz farklı kültürleri tanıma, yabancı dil becerilerini geliştirme ve küresel bakış açısı kazanma imkânı elde ediyor. İlçemizde bu tür projelerin artarak devam etmesini önemsiyoruz. Nazik ziyaretleri dolayısıyla misafirlerimize teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi. Bayındır İlçe Milli Eğitim Müdürü Serdar Ökay ise yaptığı açıklamada, "Erasmus ve eTwinning projeleri, öğrencilerimizin akademik kazanımlarının yanı sıra özgüven, iletişim ve kültürel farkındalık becerilerini de güçlendirmektedir. İtalya’dan gelen öğretmen ve öğrencilerimizi ilçemizde ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu tür uluslararası iş birliklerinin eğitim kalitemize önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Program, eğitimde uluslararası iş birliklerinin önemine vurgu yapılmasının ardından günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona ererken, gerçekleştirilen buluşmanın, Bayındır’da yürütülen Erasmus ve eTwinning projelerine yeni bir ivme kazandırması ve ilçenin uluslararası eğitim ağındaki görünürlüğünü artırması bekleniyor.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2025 yılı çalışmalarını değerlendirdi
10 Şubat 2026 Salı - 14:49 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2025 yılı çalışmalarını değerlendirdi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen toplantıda, 2025 yılının faaliyetleri ve yürütülen çalışmalar kapsamlı bir şekilde ele alındı. İzmir Adliyesi Şehit Fethi Sekin Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2025 Yılı Genel Değerlendirme Toplantısı’na İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, başsavcı vekilleri ve cumhuriyet savcıları katıldı. Toplantıda savcılığa intikal eden dosya sayıları, soruşturma bürolarının iş yükleri ve personel durumu detaylıca incelenirken, Cumhuriyet Başsavcı vekilleri de sorumluluk alanlarında yer alan birimlerin yıllık faaliyetleri ve performans verileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Toplum düzenini etkileyen suç türlerine yakın takip Toplantıda genel bir değerlendirme yapan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, adli süreçlerin daha etkin yürütülmesi adına gelecek dönem hedeflerini paylaştı. Başsavcı Yeldan, başta uyuşturucu suçları olmak üzere ısrarlı takip, bilişim suçları ve aile içi şiddet gibi toplum düzenini doğrudan etkileyen suç türlerine özel vurgu yaptı. Yeldan, bu alanlarda yürütülen kararlı ve çok yönlü mücadelenin önemine dikkat çekti. "Uyuşturucuyla mücadele diğer suçları da azaltıyor" Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı operasyonlarından biri olan ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ’Narkokapan - İzmir’ operasyonuna değinen Başsavcı Yeldan, uyuşturucuyla mücadelenin diğer suç türlerinin azaltılmasında da belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Tüm alanlarda görev yapan Cumhuriyet Savcılarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür eden Yeldan’ın konuşmasının ardından toplantı, savcıların saha deneyimlerini paylaştığı, görüş ve önerilerini dile getirdiği soru-cevap bölümüyle sona erdi.
İzmir’de iki kardeşin öldüğü kazada kaçan şüpheli tutuklandı
10 Şubat 2026 Salı - 14:31 İzmir’de iki kardeşin öldüğü kazada kaçan şüpheli tutuklandı İzmir’in Menderes ilçesinde iki kız kardeşin hayatını kaybettiği trafik kazasının ardından olay yerinden kaçan ve hakkında uyuşturucu operasyonu kapsamında yakalama kararı bulunduğu öğrenilen şüpheli tutuklandı. Kaza, 6 Şubat akşamı Menderes ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 35 CPV 616 plakalı otomobil kontrolden çıkarak dere yatağına devrildi. Kazada araç içerisinde bulunan Nergiz Türkkal (21) ve Balımnaz Türkkal (16) hayatını kaybetti. Kazadan sağ kurtulan D.Y. (28) ile T.D. (33) ise araçtan çıkarak olay yerini terk etti. Kazanın ertesi günü D.Y.’nin güvenlik güçlerine teslim olması üzerine jandarma ekipleri olay yerine gitti. Yapılan incelemelerde Nergiz Türkkal’ın cansız bedeni araç içerisinde bulunurken, Balımnaz Türkkal’ın cenazesine vatandaşlar tarafından dere kenarında ulaşıldı. Uyuşturucu operasyonundan aranıyormuş Soruşturma kapsamında yakalanan T.D.’nin ifadesinde, eğlence mekanlarından dönüşte alkol aldıklarını ve aracın köprü üzerinde kaza yaparak dere yatağına düştüğünü beyan ettiği öğrenildi. T.D.’nin yapılan incelemesinde, İzmir’de gerçekleştirilen büyük bir uyuşturucu operasyonu kapsamında arandığı, bu sebeple kaza yerinden kaçtığı belirlendi. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden D.Y. serbest bırakılırken, hakkında yakalama kararı da bulunan T.D. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
EGİAD, iş dünyasına stratejik pusula sundu
10 Şubat 2026 Salı - 13:00 EGİAD, iş dünyasına stratejik pusula sundu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte değişen jeopolitik ve ekonomik dengeleri değerlendirmek amacıyla ’Uluslararası Sistemde Dönüşüm ve Yeni Dünya Düzeni’ başlıklı bir seminer düzenledi. Etkinlikte, küresel güç dengelerindeki değişimler ve Türkiye’nin bu süreçteki stratejik konumu masaya yatırıldı. EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Ege Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sinem Ünaldılar konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda; jeopolitik riskler, yeni dünya düzeninin ekonomik yansımaları ve iş dünyasının bu süreçte alması gereken aksiyonlar kapsamlı bir şekilde ele alındı. "Stratejik okuma iş dünyası için zorunluluk" Etkinliğin açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, dünya siyasetinde kırılgan bir döneme girildiğini belirtti. Özhelvacı, "Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, çok kutuplu düzenin güçlenmesi ve uluslararası kurumların dönüşümü; dünya siyasetini ve ekonomik dengeleri derinden etkiliyor. Böylesi bir dönemde uluslararası sistemdeki dönüşümü doğru okumak, iş dünyası için stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. İş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu unsurun güvenilir analiz ve öngörü kapasitesi olduğunu ifade eden Özhelvacı, EGİAD olarak bilgi temelli yaklaşımlarını sürdüreceklerini kaydetti. Think Tank vurgusu ve anket çağrısı EGİAD’ın veri temelli politika üretme vizyonuna değinen Özhelvacı, Research İstanbul iş birliğiyle yürütülen "Bölgesel Ekonomik Güvenlik Think Tank Raporu" çalışmasının önemine dikkat çekti. "İş Dünyası ve Yatırımcı Anketi" ile ekonomik güvenlik, yatırım iklimi ve finansmana erişim gibi başlıklarda veri topladıklarını belirten Özhelvacı, Ege iş dünyasını ankete katılarak bölgesel kalkınma politikalarına katkı sunmaya davet etti. "Tedarik zinciri güvenliği rekabetin temeli" Seminerde küresel ekonominin en hassas noktalarından biri olan tedarik zinciri güvenliği de gündeme geldi. ABD ve Çin merkezli ticaret politikaları ile enerji arz güvenliğinin Ege sanayisi için risk teşkil ettiğini söyleyen Özhelvacı, "Küresel şoklara karşı şirketlerimizin dayanıklılığı artık rekabet gücünün temel unsuru haline gelmiştir. Tedarik çeşitlendirme ve stratejik esneklik, özellikle KOBİ’ler için hayati önemdedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye dengeli bir politika izlemeli" Prof. Dr. Sinem Ünaldılar ise uluslararası sistemdeki dönüşümü akademik bir perspektifle değerlendirdi. Mevcut durumu "yönünü kaybetmiş bir sistem" olarak tanımlayan Ünaldılar, güç merkezlerinin yeniden şekillendiğini belirtti. ABD’nin küresel rolündeki belirsizliklere dikkat çeken Ünaldılar, "Türkiye’nin bu güç geçişi döneminde savurulmaması için dış politikada temkinli, dengeli ve bölgesinde oyun kurucu bir formül geliştirmesi şarttır" dedi.
İzmir’de öğrenci servis ücretleri belli oldu
10 Şubat 2026 Salı - 12:56 İzmir’de öğrenci servis ücretleri belli oldu İzmir’de öğrenci servis taşımacılığı ücretlerine yüzde 5 artış yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2026 eğitim-öğretim döneminde kent sınırları içinde faaliyet gösteren öğrenci servis taşımacılığı ücretlerini güncelledi. Şubat ayı olağan meclis toplantısının ilk oturumunda, Plan ve Bütçe ile Ulaşım Komisyonları raporu doğrultusunda yeni tarifelerde yüzde 5 artış yapıldı. Belediye, resmi eğitim kurumları ile okul öncesi ve özel eğitim kurumları için iki ayrı ücret tarifesi oluşturdu. Kilometreye göre yeni ücretler Kilometreye göre güncellenen resmi eğitim kurumu servis ücretleri, 0-3 kilometre için 2 bin 900 TL, 0-6 kilometre için 3 bin 544 TL, 0-10 kilometre için 3 bin 793 TL, 0-15 kilometre için 4 bin 489 TL, 0-20 kilometre için 5 bin 388 TL, 0-25 kilometre için 5 bin 991 TL, 0-30 kilometre için 6 bin 601 TL, 0-35 kilometre için 6 bin 916 TL ve 0-40 kilometre için 7 bin 336 TL olarak belirlendi. Aynı kilometre sınırlamalarında okul öncesi ve özel eğitim kurumları için yapılan güncellemede ise ücretler şu şekilde oldu: 0-3 kilometre 3 bin 479 TL, 0-6 kilometre 3 bin 728 TL, 0-10 kilometre 4 bin 476 TL, 0-15 kilometre 5 bin 388 TL, 0-20 kilometre 5 bin 991 TL, 0-25 kilometre 6 bin 563 TL, 0-30 kilometre 6 bin 884 TL, 0-35 kilometre 7 bin 311 TL ve 0-40 kilometre 7 bin 836 TL. Sistem velilere kolaylık sağlıyor Büyükşehir Belediyesi, servis ücretlerini web üzerinden hesaplama imkânı sunarak velilere büyük kolaylık sağladı. 2025 yılında kullanıma açılan https://servisucrethesaplama.izmir.bel.tr adresi üzerinden, öğrencinin konumu, okul ve mesafeye göre ücret görülebiliyor. Hesaplamalar, meclis kararıyla alınan güncel ücret tarifesi üzerinden yapılıyor.
Ramazana hazırlıksız yakalanmayın
10 Şubat 2026 Salı - 12:54 Ramazana hazırlıksız yakalanmayın Ramazan ayı; öğün saatlerinin değişmesi, uzun süreli açlık ve uyku düzenindeki farklılaşmalar nedeniyle vücutta önemli fizyolojik adaptasyonlar gerektiren özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’den Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan ayının daha sağlıklı ve dengeli geçirilebilmesi için beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerinin en az 2-3 hafta öncesinden planlanması gerektiğine dikkat çekti. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bilimsel çalışmalar, metabolizmasını hazırlamadan oruç tutmaya başlayan bireylerde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi problemleri, baş ağrısı, halsizlik ve performans düşüşünün daha sık görülebildiğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi hazırlığın metabolizmanın açlık süresine uyum sağlaması açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. "Ramazan ayı yalnızca öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; aynı zamanda vücudun enerji kullanım biçiminin yeniden düzenlendiği fizyolojik bir adaptasyon sürecidir" diyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bu sürece hazırlıksız girildiğinde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi sorunları, gün içinde belirgin halsizlik ve dikkat azalması gibi etkiler daha sık görülebilir. Oysa beslenme düzeninde yapılacak küçük ama planlı değişiklikler sayesinde metabolizma uzun süreli açlığa daha rahat uyum sağlayabilir ve bireyler Ramazan ayını çok daha konforlu geçirebilir" ifadelerini kullandı. Gün içinde sık atıştırmaya alışkın bireylerde Ramazan ile birlikte ani öğün değişiklikleri metabolik stresi artırabileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, düzensiz beslenmenin insülin duyarlılığını olumsuz etkileyerek açlık-tokluk mekanizmasını bozabileceğini belirtti. Öğün düzenlemesi, metabolik adaptasyonu kolaylaştırır Uzm. Dyt. Mısra Aydın, öğün planlamasının Ramazan öncesi dönemin en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Gün boyunca kontrolsüz atıştırmak yerine ana öğünleri yapılandırmak, metabolizmanın ritmini düzenler. Öğün sayısını kademeli olarak azaltmak, geç saatlerde ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak ve akşam yemeklerini daha erken saatlere çekmek sindirim sisteminin yükünü hafifletir. Bu sayede Ramazan’da iftar sonrası sık karşılaşılan şişkinlik, mide yanması ve hazımsızlık gibi sorunların önüne geçmek mümkün olabilir." Uzun süreli açlık dönemlerinde kan şekerinin dengede kalmasının, hem fiziksel hem de zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığına değinen Uzm. Dr. Mısra Aydın, düşük ve orta glisemik indeksli besinlerin, daha uzun süre tokluk sağlayarak ani açlık ataklarının önlenmesine yardımcı olduğuna dikkat çekti. Şeker ve un tüketimine dikkat edilmeli Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi beslenmede tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler, yeterli protein ve sağlıklı yağ kaynaklarının önceliklendirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Rafine şeker ve beyaz un içeren besinlerin aşırı tüketimi kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden olabilir. Bu dalgalanmalar gün içinde yorgunluk, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü olarak kendini gösterebilir. Dengeli bir makro besin dağılımı ise hem tokluk süresini uzatır hem de metabolik dengeyi destekler" diye konuştu. Yoğun çay ve kahve tüketimi olan bireylerde oruç tutarken görülen baş ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin önemli bir bölümünün kafein yoksunluğu ile ilişkilendirildiğini söyleyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, kafeinin ani kesilmesinin yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabileceğini de ifade etti. Bu noktada kafein tüketiminin kademeli azaltımının önemine dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, şöyle konuştu: "Oruç tutmaya başlamadan hemen önce kafeini tamamen kesmek yerine tüketimi aşamalı olarak azaltmak, vücudun bu değişime daha rahat uyum sağlamasına yardımcı olur. Aynı yaklaşım ilave şeker tüketimi için de geçerlidir. Tatlı isteğini dengelemek ve enerji dalgalanmalarını önlemek adına daha doğal ve kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek adaptasyon sürecini kolaylaştırır." Su tüketimi alışkanlığa dönüştürülmeli Sıvı tüketiminin iftar ve sahur arasına sıkışmasının dehidratasyon riskini artırabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Yetersiz su alımı baş ağrısı, kabızlık, kas krampları ve performans düşüşü ile ilişkilendiriliyor. Bu yüzden düzenli su içmek, alışkanlık haline gelmeli. Çünkü gün içine yayılan yeterli sıvı tüketimi yalnızca fiziksel dayanıklılığı değil, aynı zamanda zihinsel performansı da destekler. Susamayı beklemeden su içmek, Ramazan döneminde de oluşabilecek sıvı açığını yönetmeyi kolaylaştırır ve genel sağlık durumunun korunmasına katkı sağlar. Ayrıca lif yönünden zengin beslenme ve probiyotik tüketimi sindirim sisteminin Ramazan sürecine adaptasyonunu kolaylaştırıyor. Güncel çalışmalar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi, inflamasyon kontrolü ve metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynadığını gösteriyor. Sebze, meyve, tam tahıllar ve yoğurt gibi fermente besinlerin düzenli tüketilmesi bağırsak hareketlerini destekler ve sindirim konforunu artırır. Güçlü bir mikrobiyota yalnızca sindirim sağlığı için değil, genel metabolik denge için de önemli bir temel oluşturur" dedi. Kronik hastalıkları olanlar dikkat Bazı kronik hastalıklara sahip bireylerin mutlaka uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Diyabetli bireylerde uzun süreli açlık hipoglisemi ve hiperglisemi riskini artırabilir. Bu nedenle beslenme planı hekim ve diyetisyen kontrolünde oluşturulmalı, kan şekeri takibi aksatılmamalıdır. Hipertansiyon ve kalp-damar hastalarında ise yetersiz sıvı alımı tansiyon dengesini bozabilir; tuz tüketimi sınırlandırılmalı ve iftar sonrası aşırı besin tüketiminden kaçınılmalıdır" diye konuştu. Tiroid hastalarının da ilaç saatlerinin değişebileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "İlaç kullanımı ve beslenme düzeni mutlaka uzman kontrolünde planlanmalıdır" dedi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, oruca hazırlanmanın yalnızca aç kalmaya alışmak anlamına gelmediğini belirterek, "Bu dönem; bilimsel temelli beslenme, yeterli sıvı alımı, düzenli uyku ve bireysel sağlık durumunu gözeten bütüncül bir yaklaşımla desteklenmelidir. Ramazan öncesinde yapılacak bilinçli ve planlı değişiklikler, sürecin daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir şekilde geçirilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı.
İzmir’de defter ve kalemler ‘askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor
10 Şubat 2026 Salı - 11:50 İzmir’de defter ve kalemler ‘askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor İzmir’de bir kırtasiye işletmecisi, toplumsal dayanışma kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla ’askıda kırtasiye’ uygulamasını başlattı. Hayırseverlerin desteklediği projede malzemeleri teslim almanın tek şartı ise bir resim çizmek. İzmir’de kırtasiye işletmeciliği yapan Nalan Onkar, ’askıda kırtasiye’ uygulaması ile öğrenciler ve hayırseverler arasında bir köprü kurdu. Uygulama kapsamında, maddi durumu yetersiz ve geçimini çalışarak sağlayan öğrenciler eksik olan kırtasiye malzemelerini bir liste halinde yazarak işletme sahibine teslim ediyor. Kırtasiyeye gelen müşteriler, kendi alışverişlerini yaparken askıdaki listelerden de ürün satın alarak projeye destek oluyor. İşletme sahibi Nalan Onkar, hayırseverler tarafından temin edilen ürünleri listelerdeki malzemelerle eşleştirerek kontrolünü sağlıyor. Listeler, eski tarihten yeni tarihe doğru sıraya konularak tamamlanıyor ve paketlenen ürünler sahiplerine ulaştırılmak üzere hazırlanıyor. Ödeme yerine hayal dünyalarını çiziyorlar Projenin dikkat çeken detayı ise ürün teslimatı sırasında uygulanan sembolik kural oldu. Nalan Onkar, hazırlanan paketleri öğrencilere teslim ederken, onlardan kendi çizdikleri bir resmi talep ediyor. Malzemeleri alan kişiler, hayal dünyalarını yansıttıkları resimleri işletmeye getirerek teslim ediyor. Toplanan bu resimler, kırtasiyenin duvarında oluşturulan özel alanda sergileniyor. Başlattığı bu farkındalık hareketiyle dayanışma kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan Nalan Onkar, projenin tüm Türkiye’ye yayılarak örnek teşkil etmesini hedeflediğini belirtti. Kırtasiyeci Nalan Onkar, yürüttükleri projenin çocuklarla kurdukları doğrudan iletişimden doğduğunu belirterek, dükkanda sergilenen notların büyük çoğunluğunun okul sonrası çalışmak zorunda kalan çocukların ihtiyaç talepleri olduğunu söyledi. Sürecin başlangıç hikayesini paylaşan Onkar, "Bu proje, çocukların dükkana gelip ’Karton var mı?’ ya da ’Size bir mendil satsam, karşılığında bir defter alabilir miyim?’ gibi sorular sormalarıyla başladı" dedi. Çocukların okula devam etmeleri durumunda bıraktıkları notların altına okul ve sınıf bilgilerini de eklediklerini ifade eden Onkar, "Bu sayede, ortak tanıdığımız bir öğretmen veya veli aracılığıyla onlara göz kulak olunmasını sağlamayı ve daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Temel amacım, dayanışmanın kaçınılmaz bir gereklilik hâline geldiği günümüzde bu uygulamanın yaygınlaşmasını sağlamaktır" şeklinde konuştu. Sistemin işleyişine dair detayları aktaran Onkar, duyarlı müşterilerin kendi alışverişlerini yaparken askıdaki ihtiyaçları da karşıladıklarını, karşılanan taleplerin işaretlendiğini ve temin edilen malzemelerin ayrı bir kutuda muhafaza edildiğini dile getirdi. Sürecin çocukları incitmeyen, sadece almaya dayalı değil, aynı zamanda emek verilen bir ilişki biçimine dönüşmesini arzuladıklarını vurgulayan Onkar, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu nedenle, yardım karşılığında çocuklardan bana bir resim yapıp getirmelerini talep ediyorum. Bu kuralı oldukça ciddiye alıyor; resmi getirmeyenleri ajandamdan takip ederek hatırlatmalarda bulunuyorum. Nihai amacımız, çocukların devamlılığını sağlamak ve arkadaşlarının da bu uygulamadan yararlanmasına vesile olmaktır."
İzmir’de defter ve kalemler ‘Askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor
10 Şubat 2026 Salı - 11:39 İzmir’de defter ve kalemler ‘Askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor İzmir’de bir kırtasiye işletmecisi, toplumsal dayanışma kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla ’Askıda Kırtasiye’ uygulamasını başlattı. Öğrencilere kırtasiye malzemelerini hayırseverlerin desteğiyle temin ettiği projede, malzemeleri teslim almanın tek şartı ise bir resim çizmek. İzmir’de kırtasiye işletmeciliği yapan Nalan Onkar, maddi durumu yetersiz olan ve geçimini çalışarak sağlayan öğrenciler için sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. Başlatılan ’Askıda Kırtasiye’ uygulaması ile öğrenciler ve hayırseverler arasında bir köprü kuruldu. Uygulama kapsamında, Öğrenciler eksik olan kırtasiye malzemelerini bir liste halinde yazarak işletme sahibine teslim ediyor. Bu listeler, kasanın arkasında bulunan özel bir bölümde askıya asılıyor. Kırtasiyeye gelen müşteriler, kendi alışverişlerini yaparken askıda bulunan listelerden de ürün satın alarak projeye destek oluyor. İşletme sahibi Nalan Onkar, hayırseverler tarafından temin edilen ürünleri listelerdeki malzemelerle eşleştirerek kontrolünü sağlıyor. Listeler, eski tarihten yeni tarihe doğru sıraya konularak tamamlanıyor ve paketlenen ürünler sahiplerine ulaştırılmak üzere hazırlanıyor. Ödeme yerine hayal dünyalarını çiziyorlar Projenin dikkat çeken detayı ise ürün teslimatı sırasında uygulanan sembolik kural oldu. Nalan Onkar, hazırlanan paketleri öğrencilere teslim ederken, onlardan kendi çizdikleri bir resmi talep ediyor. Malzemeleri alan kişiler, hayal dünyalarını yansıttıkları resimleri işletmeye getirerek teslim ediyor. Toplanan bu resimler, kırtasiyenin duvarında oluşturulan özel alanda sergileniyor. Başlattığı bu farkındalık hareketiyle dayanışma kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan Nalan Onkar, projenin tüm Türkiye’ye yayılarak örnek teşkil etmesini hedeflediğini belirtti. Kırtasiyeci Nalan Onkar, yürüttükleri projenin çocuklarla kurdukları doğrudan iletişimden doğduğunu belirterek, dükkanda sergilenen notların büyük çoğunluğunun okul sonrası çalışmak zorunda kalan çocukların ihtiyaç talepleri olduğunu söyledi. Sürecin başlangıç hikayesini paylaşan Onkar, "Bu proje, çocukların dükkana gelip ’Karton var mı?’ ya da ’Size bir mendil satsam, karşılığında bir defter alabilir miyim?’ gibi sorular sormalarıyla başladı." dedi. Çocukların okula devam etmeleri durumunda bıraktıkları notların altına okul ve sınıf bilgilerini de eklediklerini ifade eden Onkar, "Bu sayede, ortak tanıdığımız bir öğretmen veya veli aracılığıyla onlara göz kulak olunmasını sağlamayı ve daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Temel amacım, dayanışmanın kaçınılmaz bir gereklilik hâline geldiği günümüzde bu uygulamanın yaygınlaşmasını sağlamaktır." şeklinde konuştu. Sistemin işleyişine dair detayları aktaran Onkar, duyarlı müşterilerin kendi alışverişlerini yaparken askıdaki ihtiyaçları da karşıladıklarını, karşılanan taleplerin işaretlendiğini ve temin edilen malzemelerin ayrı bir kutuda muhafaza edildiğini dile getirdi. Sürecin çocukları incitmeyen, sadece almaya dayalı değil, aynı zamanda emek verilen bir ilişki biçimine dönüşmesini arzuladıklarını vurgulayan Onkar, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu nedenle, yardım karşılığında çocuklardan bana bir resim yapıp getirmelerini talep ediyorum. Bu kuralı oldukça ciddiye alıyor; resmi getirmeyenleri ajandamdan takip ederek hatırlatmalarda bulunuyorum. Nihai amacımız, çocukların devamlılığını sağlamak ve arkadaşlarının da bu uygulamadan yararlanmasına vesile olmaktır." (AD-
Ödemiş’te vatandaşı utandıran ve zor durumda bırakan karar
10 Şubat 2026 Salı - 11:21 Ödemiş’te vatandaşı utandıran ve zor durumda bırakan karar İzmir’in ödemiş ilçesinde tapu ve kadastro ile vergi dairesinin bulunduğu 3 katlı kamu binasında ‘tuvalet kültürü gelişmediği’ gerekçesi ile vatandaşlara tuvaletlerin kullanımı yasaklandı. Tüm tuvaletlerin kilitli tutulduğu binada başta kadınlar olmak üzere yaşlılar ciddi sıkıntı yaşıyor. İzmir’in en büyük ilçelerinden biri olan ve yaklaşık 160 bin kişinin yaşadığı Ödemiş ilçesinde hareketliliğin en yoğun olduğu kamu binalarının başında yer alan Tapu Kadastro ve Vergi Dairesi binasının olduğu binada işleri olanlar, lavabo ihtiyaçları olduğunda adeta günleri zehir oluyor. Gerek vergisini ödemek için gerekse tapuda işlem yaptırmak için Akıncılar Mahallesi’nde bulunan Hükümet Konağı binasına gelen vatandaşlar, insanın en doğal ihtiyacı olan tuvaletlerin vatandaş kullanımına kapatılmasına tepki göstererek sorunun çözümü için başta Kaymakamlık ve İzmir Valiliği olmak üzere yetkililerden yardım istedi. "Rencide edici bir durumla karşılaşıyoruz" Buraya gelenlerin ya vergi borcunu ödemek ya da tapu devri için geldiğini ancak tuvaletlerin vatandaşlara kilitli tutulmasından dolayı çok sıkıntı yaşadıklarını belirten M.K. isimli vatandaş "İnsanlık hali sıramızı beklerken lavabo ihtiyacımız oldu. Tüm katlardaki tuvaletler kilitli. İhtiyacımızı gidermek için görevlilerden yardım istedik. Ancak tuvalet kullanım kültürü gelişmediği için vatandaşların tuvaletleri kullanmasının yasak olduğu bu nedenle kilitli tutulduğu belirtildi. Erkekler bir şekilde durumu kurtarabiliyor ama kadınlar ve engelliler için çok zor bir durum. Maalesef kadın, erkek ve engelli tuvaletlerinin tamamı bu kamu binasında vatandaşa yasak. Memurlar da kendilerine özel anahtarla tuvaletleri kullanıyorlar" diyerek Ödemiş’teki vatandaşı zor sokan bu uygulamanın bir an önce son verilmesini istedi.