Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de okul saldırısı planlayan şüphelilere ev hapsi 17 Nisan 2026 Cuma - 23:48:07 İzmir’in Torbalı ilçesinde bir okulda saldırı hazırlığı yaptığı iddia edilen 8 şüpheli jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 2’si ev hapsine çarptırılırken, 2’si adli kontrol şartıyla, 4’ü ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Torbalı ilçesinde bir lisede eğitim gören bir grup öğrencinin, kendi aralarında kurdukları mesajlaşma grubunda eylem planladıkları tespit edildi. "12/A Aviyonik" isimli 20 kişilik WhatsApp grubunda yazışan öğrencilerin, son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına benzer bir eylem üzerine detaylı konuştukları belirlendi. Tehdit içerikli mesajların jandarma ekiplerince tespit edilmesi üzerine konuyla ilgili geniş çaplı inceleme başlatıldı. Elde edilen bilgiler doğrultusunda harekete geçen jandarma ekipleri, belirlenen adreslere eş zamanlı baskın yaptı. Operasyon neticesinde mesajlaşma grubunda tehdit içerikli mesajlar paylaşan ve saldırı hazırlığında olduğu iddia edilen T.Y. (17), A.K. (17), A.E.Ö. (17), E.K. (17), R.D. (18), F.G. (17), Ç.S. (17) ve A.Ç. (17) yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin evlerinde ve dijital materyallerinde arama yapılarak delillere el konuldu. Haklarında ev hapsi kararı verildi Jandarmadaki işlemleri tamamlanan 8 şüpheli, ’korku ve panik oluşturmak amacıyla tehdit’ suçlamasıyla mevcutlu olarak Torbalı Adliyesi’ne sevk edildi. Şüphelilerden T.Y., E.K., F.G. ve Ç.S., Cumhuriyet Savcılığında verdikleri ifadelerin ardından serbest bırakıldı. Torbalı Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen şüphelilerden A.K. ile A.E.Ö. imza yükümlülüğü içeren adli kontrol şartıyla salıverilirken diğer şüpheliler R.D. ve A.Ç. hakkında ise ev hapsi kararı verildi.
17 Nisan 2026 Cuma - 22:27 İZMİRMARAŞDER güven tazeledi, Safa Narlı yeniden başkan seçildi İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneğinin olağan genel kurulunda mevcut başkan Safa Narlı, üyelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak yeniden başkanlığa seçildi. Narlı, "Yüzde 90 gibi güçlü bir üye katılımıyla bu genel kurulu gerçekleştirmiş olmamız birlik ruhunun göstergesidir, bizim anlayışımızda hizmet etmek, birlik olmak ve kardeşlik vardır" dedi. İzmir’de faaliyet gösteren İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneğinin (İZMİRMARAŞDER) olağan genel kurulu, üyelerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Üyelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak güven tazeleyen Safa Narlı, sivil toplum kuruluşlarının dayanışma ve yardımlaşmanın teminatı olduğunu belirtti. Narlı, "Bugün burada İZMİRMARAŞDER çatısı altında bir araya gelmek ve sizlerin teveccühüyle yeniden bu göreve layık görülmek benim için büyük bir onurdur. Rabbime hamd ediyorum, sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Yüzde 90 gibi güçlü bir üye katılımıyla bu genel kurulu gerçekleştirmiş olmamız, aramızdaki muhabbetin ve birlik ruhunun en güzel göstergesidir" diye konuştu. Yeni yönetim kurulu duyuruldu Konuşmasında yeni yönetim kurulunda yer alan isimleri de açıklayan Narlı, "DSİ Bölge Müdür Yardımcımız Abdulkadir Şahin, Foça Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Güdüklü, Prof. Dr. Sacit Nuri Görgel, AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, MHP İzmir İl Yöneticisi ve Ege Bölgesi Otobüsçüler Derneği Başkan Yardımcısı Taner Sönmez, İYİ Parti Gaziemir İlçe Başkanı Mehmet Kaya, Maden-İş Sendikası Ege Bölge Başkanı Vedat Akçul, Sağlık-Sen İl Başkan Vekili Vakkas Kara, TÜİK Bölge Müdürlüğü Yüksek İstatistikçisi Müslüm Mutlu, İzmir Vadeli İşlem Borsası kurucularından Emir Çetinkaya ve Makine Yüksek Mühendisi Mehmet Ali Günay ile birlikte; İzmir’imizin iş dünyasından ve farklı alanlardan kıymetli hemşehrilerimiz de yönetimimizde yer almıştır" ifadelerini kullandı. "Güvene layık olmak için daha çok çalışacağız" Yeni dönemde liyakatli bir kadro ile yola devam edeceklerini vurgulayan Narlı, "Kültürümüze sahip çıkan, değerlerimizi yaşatan ve dayanışmayı büyüten bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Bizim anlayışımızda hizmet etmek, birlik olmak ve kardeşlik vardır. İnşallah bu birlik ruhunu koruduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur. Kapımız da gönlümüz de her zaman sizlere açık olacaktır. Bu güvene layık olmak için daha çok çalışacağız. Bu vesileyle yeni dönemin tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyor, desteklerinizi bekliyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:12 Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
Başkan Acar: "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir"
04 Mart 2026 Çarşamba - 14:35 Başkan Acar: "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir" Aliağa Belediyesi mart ayı meclis toplantısında konuşan Belediye Başkanı Serkan Acar, ilçenin tam teşekküllü bir hastaneye ihtiyacı olduğunu ifade ederek, "Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden gelen mücadeyi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" dedi. Meclis toplantısı Belediye Başkanı Serkan Acar başkanlığında gerçekleştirildi. Başkan Acar, tüm vatandaşların sağlık, huzur, birlik ve beraberlik içerisinde bir Ramazan geçirmesi temennisinde bulundu. Toplantıda, Değirmendere Spor Tesisi’nin adının ‘Yavuz Güral Değirmendere Spor Tesisi’ olması, Çıtak Mahallesi’nde Aliağa Belediyesi tarafından projelendirilen ve yapımına başlanacak olan spor tesisinin adının ‘Çıtak Memduh Aydın Spor Tesisi’ olması ve Avcı Ramadan Çocuk Oyun ve Rekreasyon Alanında bulunan basketbol sahalarına da "Julide Oytun Sonat Spor Parkı" isminin verilmesi kararlaştırıldı. Gündemdeki maddelerin oylanmasının ardından meclise hitap eden Başkan Acar, sağlık hizmetleri ilgili açıklamada bulundu. Başkan Serkan Acar, "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir. Sağlık anlamında da en iyisine layıktır. Aliağa’mızda tam teşekküllü bir hastanenin yapılması gerekmektedir. Hepimiz aynı mücadelenin içindeyiz. Mevcut hastanemize de haksızlık etmemek lazım. Hem yönetim hem de sağlık çalışanları özveriyle çalışıyorlar. Eksiklikleri de tamamlama çalışması içindeler. En kısa sürede tamamlayacaklardır. Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden geldiğince mücadelemizi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" ifadelerini kullandı.
Çeşme ve Karaburun’da ’Adli Güvenlik’ masaya yatırıldı
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:50 Çeşme ve Karaburun’da ’Adli Güvenlik’ masaya yatırıldı Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Çeşme ve Karaburun ilçelerinde 2025 yılı içerisinde meydana gelen adli olaylar, yürütülen soruşturmalar ve alınan tedbirlere ilişkin değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda ayrıca 2026 yılında uygulanacak tedbirler ve soruşturmalarda dikkat edilecek hususlar ele alındı. Çeşme Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Şen başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya; Çeşme Cumhuriyet Savcıları Kazım Öztürk ve M. Uğur Dilber, Karaburun Cumhuriyet Savcısı Yasin Semiz ile birlikte Çeşme İlçe Emniyet Müdürü İsmail Kenar, Çeşme İlçe Jandarma Komutanı İsrafil Paksoy, Çeşme Sahil Güvenlik Karakol Komutanı Akın Satkan, Karaburun İlçe Emniyet Müdürü Uğur Yılmaz ve Karaburun İlçe Jandarma Komutanı Abdülkadir Ceran ile ilgili karakol ve büro amirleri katıldı. 2025 yılı soruşturmaları masaya yatırıldı Toplantıda, 2025 yılı boyunca yürütülen soruşturmalar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. İlçelerde işlenen suç türleri, alınan önleyici ve adli tedbirler ile elde edilen sonuçlar kapsamlı biçimde ele alındı. Önümüzdeki yıl yürütülecek soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar da müzakere edildi. Başsavcı Mustafa Şen, özellikle uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti, kadına yönelik şiddet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, kolluk görevlisine mukavemet, göçmen kaçakçılığı, hırsızlık ve silahlı olaylar konusunda azami hassasiyet ve kararlılıkla hareket edildiğini ifade etti. Şen, bu suçlara ilişkin gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirlerinin somut olayın özelliklerine göre gecikmeksizin uygulandığını, yürütülen tahkikatların ise titizlikle ve bizzat takip edildiğini vurguladı. Suç oranlarında düşüş vurgusu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sevk ve talimatları doğrultusunda adli kolluk birimlerince yürütülen etkin soruşturmalar neticesinde, birçok suç türünde önceki dönemlere kıyasla kayda değer azalma sağlandığı belirtildi. Toplantının devamında ise 2026 yılına yönelik alınacak yeni tedbirler ve yürütülecek soruşturmalara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.
Folkart Orion’da ‘ön satış’ başladı
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:48 Folkart Orion’da ‘ön satış’ başladı Türkiye’nin öncü gayrimenkul geliştiricilerinden Folkart’ın büyük bir yatırımla hayata geçirdiği Orion projesinde ön satış başladı. İlk günde yoğun bir ilgi gören Folkart Orion, Alsancak yönünde Altınyol-Ankara Asfaltı’nın kesiştiği noktada, İzmir’de hayatın yeni merkezi olarak konumlanıyor. Folkart Orion; konut, 5 yıldızlı otel, otelden hizmet alma ayrıcalığına sahip rezidanslar, ofisler, mağazalar, gastronomi odaklı restoranlar, donanımlı özel bir hastaneden oluşan etkili ve güçlü karma yapısı ile İzmir’in en büyük projesi olacak. İzmir’de hayata geçirdiği nitelikli projelerle, kentin estetik silüetine yön veren, mimari çizgisine katkı sağlayan Folkart, yeni projesi Orion’un ön satış sürecini başlattı. Folkart Orion, Türkiye’nin en iddialı karma projesi olma özelliği de taşıyor. Proje konumuyla ’İzmir’de hayatın yeni merkezi’ olarak öne çıkıyor. Bu süreçte ‘Pre-Lansman’ın ciddi avantajlarından faydalanmak isteyenlerin, projeye ilk ön satış gününde gösterdikleri yoğun ilgi nedeniyle, Orion’un deneyim ofisi haftanın yedi günü saat 22.00’ye kadar ziyarete açık kalacak. Alsancak ile Bayraklı hattında, İzmir’de hayatın yeni merkezi olarak öne çıkan bölgede konumlanan Orion; ölçeği, yatırım büyüklüğü ve karma yapısıyla, kentin gelişim aksında dikkat çeken yeni bir referans noktası olarak yükseliyor. Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, kentin silüetine ve yaşam kültürüne yön veren projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, "Orion, yalnızca ölçeğiyle değil; taşıdığı vizyon ve üstlendiği fonksiyon çeşitliliğiyle Folkart imzasını en güçlü şekilde yansıtan projelerimizden biri. İzmir’in yeni merkezinde yükselen Orion’un, hem yaşam hem de yatırım açısından kentin en güçlü adreslerinden biri olacağına inanıyoruz. Ön satış süreciyle birlikte bu yeni dönemin parçası olmak isteyen herkesi Orion’u yakından tanımaya davet ediyoruz" dedi. Folkart Orion, 45 bin metrekare arazi üzerinde hayata geçiriliyor. Sekiz dönümü, çok donanımlı özel bir hastane için ayrılan projede, hastane 53 bin metrekarelik bir zemin üzerinde şekilleniyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 360 bin metrekareye ulaşıyor. Bu büyüklük, Folkart Orion’u İzmir’in en büyük karma yaşam projesi haline getirirken, Türkiye’nin de en iddialı projelerinden biri konumuna taşıyor. Adını, gökyüzünde yön bulma özelliğiyle bilinen Orion takım yıldızından alan proje, bulunduğu bölgede de benzer bir merkez etki oluşturmayı hedefliyor. Yedi fonksiyon, tek bir yaşam kurgusu Folkart Orion; konut, rezidans, 5 yıldızlı otel, ofis, mağazalar, restoranlar ve hastane olmak üzere yedi farklı fonksiyonu bir araya getiriyor. Bu yapı, projeyi yalnızca bir konut yatırımı olmaktan çıkarıyor; yaşam, çalışma, konaklama, sosyal yaşam ve sağlık fonksiyonlarını aynı merkezde buluşturan bütüncül bir şehir parçasına dönüştürüyor. Projede, farklı yaşam beklentilerine hitap eden zengin bir konut çeşitliliği sunuluyor. 1+1 Residence’lardan başlayarak özel bahçeli Garden Residence’lara, geniş 4+1 dairelerden özel havuzlu 5+1 ve 6+1 Penthouse’lara kadar uzanan bu çeşitlilik; hem yatırımcılara hem de uzun süreli yaşam planlayanlara hitap ediyor. 5 yıldızlı otel ve concierge hizmetli rezidanslar Proje bünyesinde yer alacak 5 yıldızlı otel, Marriott International çatısı altındaki Le Méridien markasıyla hayata geçiriliyor. Uluslararası standartlarda hizmet verecek otel, bölgenin konaklama kapasitesine yeni bir kalite seviyesi eklemeyi amaçlıyor. Otel bloğunda konumlanan özel rezidanslar ise farklı bir yaşam deneyimi sunuyor. Bu bloktaki konut sahipleri, eğer isterlerse concierge hizmetlerinden yararlanabilecek. Böylece günlük yaşam ile otel konforu aynı çatı altında buluşturulacak. Bütünlüklü, seçkin ve kontrollü bir konsept Proje bütüncül bir yaşam senaryosu çerçevesinde planlanıyor. Gastronomi ve sosyal yaşamın merkezde yer aldığı bu ana hat, projeye ayrı bir dinamizm kazandıracak şekilde tasarlanıyor. Sağlık fonksiyonu: Projenin tamamlayıcı unsuru Donanımlı, gelişmiş, tıbbi bütün alanlarda hizmet verecek özel hastane alanı, projeyi klasik karma yapı anlayışının ötesine taşıyor. Sağlık fonksiyonunun proje içinde konumlanması, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaşam kurgusunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. İki etaplı gelişim takvimi Proje iki etap halinde geliştiriliyor. Ön satışa sunulan ilk etabın Eylül 2028’de tamamlanması planlanıyor. Konutların yanı sıra otel, özel rezidanslar ve ofis alanlarının yer alacağı ikinci etabın tesliminin Haziran 2029’da gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Folkart Orion, ölçeği, yatırım büyüklüğü ve fonksiyon çeşitliliğiyle İzmir’in yeni merkezinde yükselen en büyük projelerden biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye genelinde de iddialı projeler arasında gösterilen Orion, ön satış süreciyle birlikte kentin gelişim aksında yeni bir dönemi işaret ediyor. Mimari proje: Global tasarım anlayışıyla şekillenen bir kurgu Mimari projesi dünyaca ünlü Tago Mimarlık tarafından geliştirilen Folkart Orion, global tasarım anlayışı, zamansız çizgileri ve dünya trendlerinden ilham alan yaklaşımıyla kurgulanıyor. Projede mimari dil, yalnızca estetik bir tercih olarak değil; uzun vadeli değer üreten, dönemsel akımlardan bağımsız bir tasarım anlayışı çerçevesinde ele alınıyor. Yapı kütlelerinin yerleşimi, açık alanlarla birlikte bütüncül bir kompozisyon oluşturacak şekilde planlanırken, toplam 26.000 metrekarelik yeşil alan, bu mimari yaklaşımın temel unsurlarından biri olarak projeye entegre ediliyor. Şehrin merkezinde konumlanan Orion’da, 20.000 bin metre kareyi aşan bu yeşil alan, yaşam kalitesini artıran özel peyzajı ile yalnızca görsel bir unsur değil; yaşamın gündelik akışına eşlik eden, nefes alan, sakinleştirici bir çevre anlayışıyla tasarlanıyor. Global ölçekte yükselen karma yaşam projelerindeki çağdaş planlama anlayışını İzmir’e taşıyan Orion, mimari diliyle de bulunduğu bölgenin yeni referans noktalarından biri olmayı hedefliyor. Uluslararası standartlarda yapısal güvenlik Folkart Orion, yalnızca fonksiyon çeşitliliğiyle değil, güçlü mühendislik altyapısıyla da öne çıkıyor. Proje; Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) ve uluslararası yüksek yapı standartları doğrultusunda, performans bazlı mühendislik yaklaşımıyla tasarlanıyor ve doğrulanıyor. 250 metreye varan derin sondaj çalışmaları, 50 metreye ulaşan baret kazık uygulamaları ve kapsamlı zemin iyileştirme süreçleriyle yapısal güvenliği en üst seviyeye taşıyor. Taşıyıcı sistemi Amerikalı THORNTON TOMASETTI gibi uluslararası bağımsız uzman kuruluşlarca denetleniyor; yapının rüzgâr davranışı ise yurt dışında gerçekleştirilen rüzgar tüneli testleriyle analiz edilerek mühendislik hesaplarına entegre ediliyor. Folkart Orion’da teknik altyapı, uzun vadeli değer ve güvenlik anlayışının temel unsuru olarak konumlanıyor. İzmir’in yeni merkezi: MİA Orion’un da yer aldığı MİA (Merkezi İş Alanı) bölgesi, İzmir’in gelecekteki kent yapılanmasında belirleyici bir rol üstleniyor. Yaklaşık 470 hektarlık planlı gelişim alanı olarak kurgulanan MİA, yalnızca yeni yapılaşma alanı değil; çok fonksiyonlu, 7/24 yaşayan bir şehir merkezinin temelini oluşturuyor. Tamamlandığında A sınıfı konut ve ofis stokunun arttığı, finans, teknoloji, sağlık ve hizmet sektörlerinin yoğunlaştığı bir merkez olarak konumlanması öngörülen MİA, İzmir’in "tatil ve liman kenti" algısına ek olarak "iş ve yatırım kenti" kimliğini güçlendirecek bir dönüşüme işaret ediyor. Bu çerçevede Folkart Orion, yalnızca bir proje olarak değil; İzmir’in yeni merkezinde şekillenen kentsel dönüşümün güçlü bir bileşeni olarak öne çıkıyor.
İEÜ AB destekli projesi 542 kişiye ulaştı
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:35 İEÜ AB destekli projesi 542 kişiye ulaştı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin (İEÜ), kent genelindeki girişimcilik ekosistemini güçlendirmek, inovasyon ve teknoloji alanındaki gelişimi hızlandırmak amacıyla hazırladığı ‘IDEAL’ projesi, kısa sürede 542 kişiye ulaştı. İngiltere, Almanya ve İtalya’daki eğitim kurumlarıyla eş zamanlı uygulanan, Avrupa Birliği’nin 1.4 milyon euro fon desteği sağladığı proje kapsamında akademisyenlere ve öğrencilere sürdürülebilirlik ekseninde özel eğitimler verildi. İEÜ Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi, Proje Yöneticisi Prof. Dr. Arzu Vuruşkan, 9 ay içinde ciddi bir sayıya ulaştıklarını belirterek, "Yaratıcı ve kültürel endüstrilere yönelik uygulanabilir bir eğitim modeli geliştirdik. Eğitimlere aralıksız devam edeceğiz" dedi. Avrupa Birliği’nin en prestijli araştırma ve inovasyon programlarından biri olan Avrupa Yenilik ve Teknoloji Enstitüsü Yüksek Öğrenim Girişimi (EIT-HEI), 55 ülkeden bin 480 kuruluşun başvurusunu titizlikle inceleyerek fon almaya hak kazanan 47 projeyi belirledi. Prof. Dr. Arzu Vuruşkan’ın koordine ettiği Yaratıcı Endüstriler için Yenilik Odaklı Girişimcilik ve Akademik Öğrenme (IDEAL) projesi, destek alan sayılı çalışmadan biri oldu. Geçtiğimiz yıl çalışmalarına başlanan IDEAL projesi, ilk dönemini başarıyla tamamladı. Projenin ikinci dönem konsorsiyum toplantısının da mart ayı içerisinde İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde yapılması kararlaştırıldı. "Yeni bir eğitim modeli geliştirdik" Projeye ilişkin detaylar paylaşan Prof. Dr. Vuruşkan, "Proje temelli bir yaklaşımla katılımcılara, dijital gelecek için tasarım, akıllı ve sürdürülebilir ürünler; yaratıcı endüstriler için de yenilikçi girişimcilik alanlarında eğitimler verdik. Yaratıcı ve kültürel endüstrilere yönelik uygulanabilir eğitim modeli geliştirdik. Özellikle öğrenciler, sektörel içeriklere ve girişimcilik odaklı kısa derslere yoğun ilgi gösterdi. Gruplar haline gerçekleşen eğitimleri başarıyla tamamlayan kişilere de EIT-IDEAL sertifikasını verdik. Eğitimlerimizi sürdürerek binin üzerinde kişiye ulaşmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "İki yeni ders açtık" İEÜ bünyesinde bir ilke imza atarak ‘Sürdürülebilir Gelecek için Uygulamalı İş Tasarımı’ ile ‘Dijital Gelecek ve Kültürel Miras için Sürdürülebilir Yenilikler’ adlı, mikro-yeterliliğe dayalı iki ders açtıklarını dile getiren Prof. Dr. Vuruşkan, "Üniversitemizde, IDEAL projemizle ilişkili önemli bir kurumsal adım daha atmış olduk. Açılan dersler, üniversitemizdeki Mikro-Yeterlilik Ofisi’nin kataloğuna da eklendi" ifadelerini kullandı. "Mentörlük modeli tasarlandı" Proje kapsamında, girişimcilere yönelik kişiselleştirilmiş bir mentörlük modeli olarak İnovasyon Gelişim Planı’nın (IDP) da tasarlandığını ifade eden Prof. Dr. Vuruşkan, "IDP, girişimcilerin farklı gelişim aşamalarına göre ihtiyaçlarını temel alan, mentör-girişimci eşleşmesine yönelik kriterler tanımlayan, özgün bir metodoloji olarak sıfırdan geliştirildi. Projenin birinci döneminde, TÜBİTAK 1812 girişim desteğiyle kurulan bir şirkete, 8 haftalık kişiselleştirilmiş mentörlük de verdik. IDP modeli de bu süreçte test edildi. Projenin destek hizmetlerini güçlendiren bir diğer yenilik ise BRIDGE adlı yapay zekâ destekli dijital platform oldu. IDP’yi daha da geliştirerek önümüzde dönemde farklı eğitim çalışamlarında da kullanmayı hedefliyoruz. IDP, bu tarz eğitimlerde rol model olabilir" dedi. "4 ülkeden konuklar gelecek" IDEAL’in ikinci döneminin; birinci dönemde geliştirilen araçların ve modellerin yaygınlaştırılması, ölçeklenmesi ve kurumsallaştırılmasına odaklanacağını belirten Prof. Dr. Vuruşkan, "Projenin ikinci dönem konsorsiyum toplantısı, üniversitemizin ev sahipliğinde gerçekleşecek. Toplantıya İtalya, Almanya, İngiltere ve İspanya’dan proje ortaklarımız gelecek. İspanya’da eğitim çalışması yapılmadı ancak bizlere destek veren bir ortağımız var. Bu vesileyle İspanya’dan iki ismi de üniversitemizde konuk edeceğiz. Bu toplantı, üniversitemiz ve bölge açısından stratejik bir önem taşıyor. IDEAL, Ege Bölgesi’nde üniversitelerin girişimcilik ekosisteminde daha güçlü bir ‘merkez’ rolü üstlenmesine katkı sunacak. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin bu dönüşümde öncü rol üstlenmesi, hem bölgesel iş birliklerinin güçlenmesi hem de yaratıcı ve kültürel endüstrilerde girişimcilik kapasitesinin şekilde artması açısından önemli bir fırsat yaratıyor" ifadelerini kullandı.
Beton söküldü, umut filizlendi
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:15 Beton söküldü, umut filizlendi Kültürpark’ta 4 bin 300 metrekarelik gri alan çocukların elleriyle yeşile döndü. 190 fidan toprağa kavuşurken İzmir 190 yeni nefes kazandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, "Bugün diktiğimiz ağaçlar 100 yıl sonra da bu şehri mutlu edecek" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Kültürpark’ta başlattığı gençleştirme çalışmaları kapsamında beton alanlar yeşil dokuya dönüşmeye devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Atlas Pavyonu’nun kuzeyinde yer alan yaklaşık 4 bin 300 metrekarelik kilit parke taş döşenen beton alanın yeşil alana dönüştürülmesi için çalışma yürütüldü. Alan üzerindeki kilit parke taşlarının sökülmesinin ardından zemin, ağaçlandırmaya uygun hale getirildi. Çalışmalar kapsamında Başkan Dr. Cemil Tugay, Konak Salih İşgören İlkokulu öğrencileri ile alan için hazırlanan ağaçları toprakla buluşturdu. Etkinlikte Başkan Tugay’a miniklerin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik ve Büyükşehir bürokratları, doğa dernekleri ve 7’den 70’e İzmirliler katıldı. "İnsanları mutlu edecek" Ağaçlandırma öncesi konuşan Başkan Tugay, Kültürpark’ın İzmir için önemine vurgu yaparak, "Kültürpark, şehrimizin en değerli, en önemli yeşil alanlarından birisi. İzmir’in her tarafından insanlar temiz hava almak, doğada zaman geçirmek, spor yapmak için buraya geliyor. O yüzden bizim için çok önemli. Yeşil dokuyu korumaya ve geliştirmeye çalışıyoruz. Geliştirmek derken buradaki yeşil dokuyu artırmak için çabalıyoruz. Daha fazla yeşil, daha fazla bitki olsun istiyoruz. Bu alanları koruyup geliştirdiğimiz zaman hem bizler hem de bizden sonra İzmir’de yaşayacak insanlar bu nimetlerden faydalanacaklar. Burası 95 yaşında bir park. Uzun yıllar önce insanlar burasını yeşil alan yapmaya karar vermişler. O yıllardan bugünlere gelen bir sürü ağaç var. Nasıl biz bugün bu ağaçları görünce mutlu oluyorsak, bizim dikeceğimiz ağaçlar da 100 yıl sonra o insanları mutlu edecek" diye konuştu. "190 ağaç şehrimiz için 190 yeni akciğer demek" Miniklere çok önemli bir göreve imza attıklarını hatırlatan Başkan Tugay, ileride Kültürpark’tan geçerken, "İyi ki bu ağaçları dikmişiz" diyeceklerini söyledi. Başkan Tugay, "Bunlar sadece insanlar için değil. Ağaçlar, bitkiler çok olduğunda orada kuşlar da çok oluyor. Diğer canlı türleri de bu tür ortamlarda yaşamaktan büyük keyif alıyor. Onları da kentimizin yaşamına katmış oluyoruz. Ben inanıyorum yakın zamanda Kültürpark’ta sincaplar da gezmeye başlayacak. 50’ye yakın kuş türümüz var. Burada emeği geçen herkese çok teşekkür etmek istiyorum. Herkesin emeğine sağlık" dedi. Dikilen 190 ağacın, İzmir için 190 yeni akciğer demek olduğunu söyleyen Tugay, "Kirli havayı temizleyip oksijen veren ağaç demek. Bugüne kadar yüz binlerce ağaç diktik ve bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Birbirinden renkli türler miniklerin elinde toprakla buluştu Başkan Tugay, konuşmanın ardından miniklerle beraber ağaçları toprakla buluşturarak can suyunu verdi. Ağaçlandırma çalışması kapsamında alana Doğu çınarı, akçaağaç, tarçın, sığla, ıhlamur, çitlembik, kurtbağrı, tijli defne ve erguvan türleri dikildi. Ağaçlandırma çalışması kapsamında alana doğu çınarı, akçaağaç, tarçın, sığla, ıhlamur, çitlembik, kurtbağrı, tijli defne ve erguvan türleri dikildi. Alanın estetik ve ekolojik düzenlemesiyle yağış sularının doğrudan toprağa sızması sağlanarak kentin doğal su döngüsü desteklenecek. Yüzey su akışının ve erozyonun azaltılmasına, yeraltı su kaynaklarının korunmasına katkı sunacak düzenleme; kent merkezinin oksijen miktarını artırırken, kuşlar, böcekler ve diğer canlı türleri için de yeni yaşam alanları oluşturulacak.