ÇEVRE - 04 Mart 2026 Çarşamba 16:01

İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek

A
A
A
İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak.


İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.



Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor"


Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu.



"Modern dünyada riskler giderek artıyor"


Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi.



Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün"


İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı.



"Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir"


Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi.



"Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir"


İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi:


"Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır."



Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı"


İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti.



"2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti"


Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı.



İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları


İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi.



Tuzlanma riski büyüyor


İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek.



AB’den projeye 1 milyon euro destek


İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.



İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ’Yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanan Ekrem İmamoğlu, pazartesi hakim karşısına çıkacak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında açılan davanın ilk duruşması 9 Mart Pazartesi günü görülecek. İddianamede hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapsi talep edilen Ekrem İmamoğlu ile aralarında CHP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 402 sanık Silivri’de ilk kez hakim karşısına çıkacak. Duruşma öncesi mahkeme, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere gönderdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ve Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca iddianame düzenlenmiş ve 402 sanık hakkında dava açılmıştı. Hazırlanan iddianame, 25 Kasım 2025 tarihinde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Sanıklar 9 Mart günü hakim karşısına çıkıyor Soruşturma kapsamında 402 sanık, 9 Mart Pazartesi günü ilk kez hakim karşısına çıkacak. Ekrem İmamoğlu ve tüm sanıklar, üzerlerine atılı suçlamalar yönünden ilk kez savunma yapacak. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde görülecek olan duruşmada, Cezaevinden sorumlu olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla geniş güvenlik önlemleri alınacak. Duruşma öncesi mahkeme Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere gönderdi Yargılama öncesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri kampüsünden sorumlu olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı müzekkere gönderdi. Müzekkerede, "Davanın sanık sayısı, dosya kapsamı, tutuklu sanıkların çokluğu gibi fiili nedenler ve güvenlik gerekçesiyle duruşmanın 9 Mart günü saat 10.00’da Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonları binasında bulunan1 Nolu salonda yapılmasına karar verilmiş olup, bu durumla mahkememizce gerekli hazırlıkların tamamlanması için müzekkere gönderilmiştir. Bunlara ek olarak, duruşma salonuna girişlerin öncelikle sıralamasının, tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar, sanık avukatları, müştekiler, müşteki avukatları, tutuklu sanık yakınları, basın mensupları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri" şeklinde olacağı aktarıldı. Öte yandan müzekkerede, "Duruşma salonunun fiziki kapasitesi nedeniyle salona alınamayan basın mensuplarının, duruşma kurum bünyesinde tahsis edilen basın odasından takip edebilmelerine, bu hususların herhangi bir aksaklığa sebebiyet vermeyecek şekilde güvenlik görevlileri ve ilglili birimlerce titizlikle yerine getirilmesine, gereği rica olunur" ifadelerine yer verildi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-şüpheli’ ve İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. 2 bin 430 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, şüpheliler Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarıldı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanununa muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. İddianamede "10 yıllık süreçte kamu zararı 160 milyar lira" denildi.
İzmir Kapıyı ’polisiz’ diyerek açtırdılar, silahla vurup 550 bin lira parayı çaldılar İzmir’in Bornova ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren ve içerideki 2 kişiyi yaralayıp 550 bin lira gasp eden 3 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınan zanlılardan birinin 61 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Olay, 3 Mart günü saat 03.30 sıralarında Doğanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kendilerini polis olarak tanıtarak bir eve giren şüpheliler, ev sahibi E.T. ve arkadaşı U.A.’yı tabancayla bacaklarından yaraladı. Şüpheliler, adresteki 550 bin TL parayı da zorla alarak olay yerinden kaçtı. Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından başlattıkları çalışma sonucu şüphelilerin A.İ., O.T. ve N.T. olduğunu belirledi. Şahısların Yıldırım Beyazıt Mahallesi’ndeki bir adreste saklandığını tespit eden ekipler, düzenlenen operasyonla 3 şüpheliyi de yakaladı. Uzi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi Adreste yapılan aramalarda olayda kullanıldığı belirlenen 1 adet ruhsatsız tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 6 adet fişek ile uzi olarak tabir edilen ruhsatsız otomatik tabanca ve bu silaha ait şarjör ile 6 adet fişek ele geçirildi. Cezaevi firarisi çıktı Şüphelilerden O.T.’nin yapılan GBT sorgusunda, yağma suçundan toplamda 61 yıl 9 ay 26 gün kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan şahıslar ve ele geçirilen suç unsurları Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
Malatya Yeşilyurt Belediyesi, ‘Deprem Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam Ve Sosyo-Ekonomik Kalkınma’ projesinde pilot belediye oldu Yeşilyurt Belediyesi, Avrupa Birliği (AB) ile Alman Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından ortaklaşa finanse edilen "Deprem Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyo-Ekonomik Kalkınma (RE-SEED)" projesine pilot belediye olarak katılacak. Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan 6 Şubat 2023 depremlerinde Antakya’nın ardından en fazla hasar alan merkez ilçelerden biri olan Yeşilyurt’un yeniden inşa ve imarı noktasında Yeşilyurt Belediyesi’nin kararlılıkla attığı güçlü adımlar somut yatırımlara dönüşüyor. Yeşilyurt Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü bünyesinde gerçekleşen çalışmalar neticesinde "Deprem Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyo-Ekonomik Kalkınma (RE-SEED)" projesine Yeşilyurt Belediyesi’nin pilot belediye olarak katılmasına karar verildi. Deprem sonrası istihdamın artırılması ve sosyo-ekonomik kalkınmanın desteklenmesi adına önemli çalışmaların hayata geçeceği projenin detayları, Yeşilyurt Belediye Meclisinin Mart ayı toplantısında ele alınırken, proje sürecinde görev alacak koordinatörler de belirlendi. Yeşilyurt Belediye Meclisi mart ayı olağan toplantısı, Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit Başkanlığında gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra açılış ve yoklama yapılırken ilk olarak 9 Şubat 2026 tarihli Şubat ayı toplantısının karar özeti oybirliğiyle onaylandı. "Savaşın Bir An Önce Sona Ermesini, Bölgede Kalıcı Barışın Sağlanmasını Ümit Ediyoruz" Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce Malatyalıların ve Meclis Üyelerinin Ramazan ayını tebrik eden Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, konuşmasında uluslararası gelişmelere de değindi. ABD-İsrail ile İran arasında başlayan savaşın bir an önce sona ermesini ve bölgeye barışın hâkim olmasını temenni ettiklerini belirten Başkan Geçit, yaşanan olayları büyük bir üzüntüyle takip ettiklerini ifade etti. "Mübarek Ramazan ayında bölgemizde başlayan savaş bizleri ayrıca derinden üzmektedir" diyen Başkan Geçit, savaşların çoğu zaman çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını dile getirerek, geçmişte Irak’ın işgali sürecinde benzer argümanların kullanıldığını hatırlattı. Bugün de ‘İran halkını kurtarmak, demokrasi ve insan hakları getirmek’ gibi söylemlerin öne sürüldüğünü belirten Başkan Geçit, bu gerekçelerin gerçeği yansıtmadığını ve tutarsız olduğunu ifade ederken, "Ne yazık ki kuralların işletilmediği bir dönemden geçiyoruz. Savaşın bölgesel bir boyuta ulaşması, çatışmaların daha da büyümesi anlamına gelmektedir ki bu son derece tehlikelidir" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki askeri üs ve radarların bu savaşta kesinlikle kullanılmadığını vurgulayan Başkan Geçit, Cumhurbaşkanı’nın da bu süreçte hak ve hukukun yanında olduklarını açıkça beyan ettiğini belirtti. Başkan Geçit, konuşmasının sonunda savaşın bir an önce sona ermesi ve bölgede kalıcı barışın sağlanması temennisinde bulundu. Toplam 17 maddenin görüşüldüğü toplantıda Yeşilyurt Belediyesi’nin üyesi olduğu Tarihi Kentler Birliği Başkanlığı’nın Portekiz ve İspanya’da düzenlediği teknik incelemeye katılan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, gezi ve incelemelerinden edindiği bilgileri meclis üyeleriyle paylaştı. Başkan Geçit’e protokol imzalama yetkisi Yeşilyurt Belediyesi’nin ilçe genelinde yürüttüğü temizlik hizmetlerinde kullanılmak üzere satın alınacak olan çöp konteyneri ve greyder alım işi için yapılacak iş ve işlemler için Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’e yetki verilmesi onaylandı. Yeşilyurt Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2025 yılı yatırım programına alınan yol ve kaldırım imalatları yatırımlarında kullanılmak üzere Çevre Ajansı ile Yeşilyurt Belediyesi arasındaki işbirliğine yönelik 10 Milyon TL mali destek alınmasına karar verilirken, Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit’e protokolün imzalanması için yetki verilmesi kabul edildi. Yeşilyurt Belediyesi ‘RE-SEED’ projesinde pilot belediye oldu Yeşilyurt Belediyesi Meclisi, Avrupa Birliği (AB) ve Alman Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından ortaklaşa finanse edilen, GIZ (Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu) tarafından yürütülen ve Türkiye Belediyeler Birliği’nin ana ortak olarak yer aldığı "Deprem Bölgelerinde Sürdürülebilir İstihdam ve Sosyo-Ekonomik Kalkınma (RE-SEED) Projesi"ne pilot belediye olarak katılmasına karar verilmesi ve yapılacak çalışmalarda görev alacak koordinatörlerin belirlenmesine yönelik gündem maddesini görüştü. Proje faaliyetleri kapsamında geliştirilecek proje metni doğrultusunda gerekli iş ve işlemlerin yürütülmesi, ilgili personelin proje çerçevesinde düzenlenecek eğitim, toplantı ve diğer organizasyonlara katılım sağlaması, projede yer alacak sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılması ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılması gibi temel faaliyetlerin gerçekleştirilmesine karar veren Belediye Meclisi, proje koordinasyonunun sağlanması amacıyla Yeşilyurt Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü personellerinden Tuğrul Temel’in asil, Fatih Ahmet Gül’ün ise yedek proje koordinatörü olarak görevlendirilmesini onayladı. Belediyeye ait taşınmaz, okul yapımı için Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edildi Yeşilyurt Belediye Meclisi, Yakınca Mahallesi’nde okul yapımı planlanan 5219 nolu parselde bulunan toplam 6.446,51 metrekarelik alan içerisindeki Yeşilyurt Belediyesi’ne ait 63,73 metrekarelik hissenin, Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü’ne 10 (on) yıl süreyle tahsis edilmesini oy birliğiyle kabul etti. Gündeme alınan imar maddeleri görüşülerek karara bağlanırken, bazı imar maddeleri ise Nisan ayı toplantısında görüşülmek üzere İmar Komisyonuna havale edildi. Yeşilyurt Belediyesi Meclisi, belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere VLM4 Yapı Sistemleri Yatırım Anonim Şirketi tarafından hibe edilmek istenen 2026 model bir aracın, bila bedel, ivazsız ve şartsız olarak bağışlanmasına ilişkin teklifi görüşerek oy birliğiyle kabul etti. Mart ayı toplantısını tamamlayan Yeşilyurt Belediye Meclisi, Nisan ayı toplantısını 1 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 14:00’de gerçekleştirecek.
Sivas İsmet Taşdemir: "Seriyi sürdürmek istiyoruz" Özbelsan Sivasspor Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, ligde 3’te 3 yapmayı hedeflediklerini ifade ederek "İlk defa 2’de 2 yaptık. Bu bizim için bir artı geç kalmış bir artı aslında. Bunu sürdürmenin peşine düşeceğiz" dedi. Trendyol 1. Lig’in 29. haftasında sahasında Ankara Keçiörengücü ile karşılaşacak olan Özbelsan Sivasspor bu maçın hazırlıklarına devam ediyor. Sivasspor Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 7 Mart Cumartesi günü Ankara Keçiörengücü ile oynayacakları maçı değerlendirerek sözlerine başlayan Taşdemir, "4 hafta oldu biz geleli. 4 haftada 2 beraberlik, 2 galibiyet aldık. Beraberliklerin ikisi de canımızı çok yakan beraberliklerdi, özellikle Adana Demir maçı ve Van maçının son dakikası yenilen goller. Ama kolay değil. Sonradan bir takıma gelip sezon başından beri ne çalıştıklarını bilmeden sadece birkaç tane fiziksel veriye dayanaraktan oyuncu isimleriyle bir hayal kurup hedef kurup geldik. Geldiğim için de çok mutluyum halen. Hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. Oyuncu kardeşlerimizle her geçen gün iyi niyetiyle ve daha çok işin içinde olmaya çalışıyorlar. İlk defa 2’de 2 yaptık. Bu bizim için bir artı geç kalmış bir artı aslında. Bunu sürdürmenin peşine düşeceğiz. Arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz, analizlerimizi yapıyoruz. Oyuncularımızla beraber konuşuyoruz daha iyi olabilmesi için ama vaktimiz çok azaldı. 10 haftamız kaldı. 10 haftada biz ve arkadaşlarımla beraber elimizden gelen bütün gayreti gösterip bizim için gerekli olan puanların hepsine talip olup almaya çalışacağız. İnşallah bunda da muvaffak oluruz. Ama dediğim gibi futbol bu. Futbolda her zaman garanti diye bir şey yok. Bazen istediğiniz kadar doğruları yapın maç kazanamazsınız. Bazen de çok doğru olmadı, maç kazanabiliyorsunuz. Bunların hepsi futbolun içinde var. Son 10 haftayı da en iyi şekilde değerlendirip arkadaşlarımızla beraber bize layık olan taraftarlarımıza layık olan oyunu inşallah sergileyip istediklerimizi almaya çalışacağız" dedi. "Zor bir maç olacak" Bir gazetecinin, takımdaki sakat oyuncuların durumu hakkında yönelttiği soruya Taşdemir, "Uğur’un sakatlığı devam ediyor. Aaron cezalı. Charisis’in cezası bitti. Uğur’un ufak bir sakatlığı vardı ama bizimle olacak. Murat Paluli başladı bizimle ve geçen hafta da bir süre aldı. Ankara Keçiörengücü maçına da değinecek olursak gerçekten iyi bir rakip mücadele edeceğiz. Yani bu ligin gediklisi ve bu ligde kadro kalitesini benim çok beğendiğim bir takımla mücadele edeceğiz. Zor bir maç olacak ama kalan maçların bence hepsi zor. Dolayısıyla rakip ayırtmadan biz her maçımıza aynı şekilde çıkacağız" yanıtını verdi. "Rey Manaj çok önemli bir oyuncu" Son olarak yıldız futbolcu Rey Manaj’ın performansı hakkında da konuşan Taşdemir, "Rey Manaj çoğunlukla hazır, çok az daha koyabilir belki üstüne ama o da çalışıyor. Gerçekten iyi çalışıyor. İyi de bir özverisi var. Takımla da iyi bütünleştiğini görüyorum. İnşallah bu bütünleşme devam eder. Sonuçta Manaj bizim için çok önemli bir oyuncu, çok büyük bir oyuncu gerçekten. Diğer oyuncularımız da var ama herkesten her geçen gün performanslarını arttırmasını bekliyoruz ki mazerete gerek duymayacağınız ya da mazeret üretmeyeceğiniz bir dönemdeyiz. Verebileceğimizin en iyisini vermeye çalışıyoruz aslında" diye konuştu. Çalışmalar devam ediyor Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesisleri’nde Teknik Direktör İsmet Taşdemir ve yardımcıları yönetiminde gerçekleştirilen antrenman yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Koşu ile başlayan antrenman ısınma çalışmaları ile devam etti. Daha sonra 5’e 2 top kapma çalışması yapan kırmızı-beyazlılar, yarım sahada çift kale maçla idmanını tamamladı.