Yerel Haberler
İzmir
Atatürk’ün Aliağa’ya gelişinin 92. yıl dönümü törenlerle kutlandı 13 Nisan 2026 Pazartesi - 16:46:33 Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 13 Nisan 1934’te Aliağa’ya gelişinin 92’nci yıl dönümü düzenlenen programla kutlandı. Aliağa Belediyesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tarafından Atatürk Anıtı ve Atatürk Açık Hava Galerisi’nde düzenlenen kutlama programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. "Atatürk’ün 92 yıl önce getirdiği ışık yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor" Programın açılış konuşmasını yapan ADD Aliağa Şubesi Başkanı Erol Çetinkaya "13 Nisan 1934 tarihi sadece bir takvim yaprağı değil, Aliağa’mızın hafızasına kazınmış genel tarihimizin en müstesna sayfalarından biridir. Atatürk’ün 92 yıl önce bu topraklara attığı o ilk adım sadece bir ziyaret değil, aynı zamanda bir coğrafyanın geleceğine vurulan parlak bir mühür. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin bu topraklardan nasıl sağlam bir iradeyle atıldığının en somut göstergesidir. O gün tozlu yolları ve uçsuz bucaksız arazileriyle mütevazi bir çiftlik görünümde olan Aliağa bugün cumhuriyetimizin her fabrika bir kaledir anlayışıyla Türkiye’nin ağır sanayi devletlerinden biri. Ekonomimizin can damarı ve parlayan bir yıldızı konumundadır" dedi. "Atamızın anısına yapılan bu yerdeyiz" Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk de, Atatürk’ün Aliağa’ya gelişinin yıl dönümünü gurur ve heyecanla kutladıklarını belirtti. Öztürk, "Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında Aliağamıza gelişinin 92. yılını büyük bir gurur ve heyecanla kutluyoruz. Büyük Önderimizin Aliağa’da öğrenci ve öğretmenlerle buluştuğu bu yerde, 2022 yılında Aliağa Belediyemiz tarafından Atatürk Anıtı ve Atatürk Açık Hava Galerisi yapıldı. Bugün büyük bir mutlulukla Atamızın anısına yapılan bu yerdeyiz. Atatürk’ün Aliağa’ya gelişinin 92. yıl dönümünde Büyük Önder Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyorum" ifadelerini kullandı Zeybek gösterisi ve bando dinletisi ile sona eren programa; Aliağa Belediye Başkan Yardımcıları Mesut Öztürk ve Güven Demirağ, Aliağa Belediyesi Personel Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmedali Özkurt, ADD Aliağa Şubesi Başkanı Erol Çetinkaya, ADD yönetici ve üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, siyasi partilerin temsilcileri, gaziler, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 15:10 Çeşme’de üniversite öğrencileri ve personeline KADES ile narkotik eğitimi verildi Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğünce üniversite kampüsünde düzenlenen seminerde, öğrencilere ve okul personeline şiddet ve uyuşturucuyla mücadele konularında eğitim verildi. Toplam 225 kişinin katıldığı etkinlikte, emniyetin önemli uygulamaları ve projeleri tanıtıldı. Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, Ege Üniversitesi Çeşme Turizm Fakültesi Kampüsü’nde bilgilendirme etkinliği düzenlendi. İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği personeli tarafından gerçekleştirilen seminerde, katılımcılara KADES uygulamasının kullanımı hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Öğrenci, öğretmen ve çalışanlara yönelik verilen eğitimde katılımcılara broşür dağıtımı da yapıldı. Program çerçevesinde Çeşme Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri tarafından uyuşturucuyla mücadele eğitimleri de gerçekleştirildi. Fakülte öğrencilerinden oluşan 150 katılımcıya yönelik, "NARKOGENÇLİK" projesi kapsamında seminer verildi. Eğitimde öğrencilere UYUMA ve NARVAS projeleri hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Fakültede görevli eğitimciler ve okul personelinden oluşan 75 katılımcıya ise "En İyi Narkotik Polisi, Anne" projesi kapsamında seminer düzenlendi. Bu programda da katılımcılara UYUMA ve NARVAS projeleri tanıtılarak konuyla ilgili broşür dağıtımı sağlandı. Yetkililer, uyuşturucuyla mücadelede farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceğini ifade etti.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 14:06 Menemen Belediyesi, afetlere karşı hazırlıklarını genişletti Menemen Belediyesi, deprem, yangın ve sel başta olmak üzere her türlü afete karşı hazırlıklarını hız kesmeden sürdürüyor. Bu kapsamda arama kurtarma ekibi kadrosu 80 kişiye çıkarılırken, 2 bini aşkın vatandaş da kent afet gönüllüsü oldu. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "İzmir ve Kahramanmaraş merkezli depremler göstermiştir ki, olası afetlere yarınmış gibi hazır olmamız gerekmektedir. Bu kapsamda sadece afet anına değil, öncesi ve sonrasına yönelik de çalışmalarımızı sürdürmekteyiz." dedi. Menemen Belediyesi tarafından, 17 Ağustos Depremi’nin 22. yıl dönümünde belediye bünyesinde kurulan MAKUR (Menemen Arama Kurtarma), kentin yüz akı olarak afetlere karşı hazırlığını sürdürüyor. Menemen Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’nün kurulmasıyla birlikte kurumsallaşma sürecini tamamlayan ekibin kadrosu 80 kişiye çıkarıldı. Enkazda arama kurtarma temel eğitimi, harita, GPS, pusula eğitimi, tematik eğitim, yangın, haberleşme, yüksekten ve derinden kurtarma eğitimi gibi birçok eğitim alan MAKUR üyeleri, AFAD koordinesiyle Koyundere, Asarlık ve Ulukent’te kapsamlı deprem tatbikatı ve Menemen İZBAN’da da tren tatbikatına katılarak başarıyla görev yaptı. Şehir şehir MAKUR görevde Eğitim ve ekipmanları yenilenen MAKUR üyeleri, geride kalan yılda yalnızca Menemen’de değil; Bursa, Manisa, Seferihisar, Foça, Ödemiş, Buca, Çeşme ve Aliağa’da da orman yangını, sel gibi afetlerde görev yaptı. Ayrıca Yamanlar’da 2024 yılında yaşanan büyük orman yangınının söndürülmesinde de MAKUR yine aktif olarak görev yaptı. Ekipmanlar yenilendi, konteyner yaşam merkezi kuruldu MAKUR’un Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesine dahil edilerek kurumsallaşma sürecinin tamamlanması sonrası ekibin ekipmanları da üst düzeye yükseltildi. AFAD orta seviye akreditasyona sahip birimin ihtiyaçları doğrultusunda envantere spiral kesme cihazı setinden beton kırıcı ve delici malzeme eklendi. Ayrıca olası afetlere hazırlık kapsamında her biri 21 metrekare büyüklüğünde 1+1 planlı ve 4 kişilik ailelere uygun olacak şekilde 60 konteynerden oluşan konteyner yaşam merkezi kazandırıldı. 280 kişiye barınma imkânı sunan konteynerler, klima, buzdolabı, ranza, şofben gibi imkanlarla donatıldı. Bu çalışmaların yanında yine kırsal bölgelerdeki çalışmalarda kullanmak adına bir adet 4x4 Chevrolet Silverado marka araç, envantere eklendi. Vatandaşa ulaşıldı Menemen’de afetlere karşı hazırlıkta yalnızca belediye personelleri değil vatandaşın da sürece dahil edilmesi adına 2 bini aşkın vatandaş, bu süreçte kent afet gönüllüsü olurken, çok sayıda muhtarlıkta da bire bir görüşmeler gerçekleştirildi ve okullarda eğitimler verildi. "Her an için hazır olmak zorundayız" 2021 yılındaki kuruluşundan bugüne gelişine değin MAKUR’da yaşanan süreci değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Afetlerin kapımızı ne zaman çalacağını bilemiyoruz. Bu nedenle her an için hazır olmak zorundayız. Menemen Belediyemizin fedakar personellerinden kurulu olan MAKUR, sadece kentimizde değil, farklı il ve ilçelerde görev yaparak bu ülkenin insanını, hayvanını, ağacını, toprağını ne denli sevdiğini, bunlar için nasıl mücadele ettiğini sahada kanıtlamıştır. Menemen Belediyesi olarak sivil savunma bilinciyle ekibimizin donanımı ve hazırlığı için ne gerekirse yaparak, ihtiyaç anında hazır olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi.
Böbrek hastalığına karşı kritik uyarı: Her 7 kişiden biri risk altında
12 Mart 2026 Perşembe - 11:12 Böbrek hastalığına karşı kritik uyarı: Her 7 kişiden biri risk altında Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, böbrek hastalıklarının ileri evreye kadar belirti vermediğini vurgulayarak, ’gece idrara çıkma’ uyarısında bulundu. Tanrısev, böbrek nakli için diyalizin şart olmadığını ifade etti. 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında böbrek sağlığına ilişkin hayati uyarılarda bulunan SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış beslenmenin böbrekleri tehdit ettiğini belirtti. Hastalığın sinsi ilerlediğine dikkat çeken Tanrısev, toplumun her kesimini önlem almaya çağırdı. "En önemli belirti gece idrara çıkmak" Böbrek hastalıklarının en riskli yanının uzun süre semptom göstermemesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrısev, "Böbreklerimiz fonksiyonlarını kaybetse bile vücut bu durumu uzun süre tolere edebiliyor. Bu da hastalığın ancak çok ileri evrelerde fark edilmesine yol açıyor. En önemli erken belirtilerden biri gece idrara çıkmaktır. Bu durumu yaşayan vatandaşlarımızın mutlaka bir uzmana görünmesi gerekir" dedi. Tuz ve su tüketimine dikkat Hipertansiyon ve diyabet hastalarının en yüksek risk grubunda olduğunu hatırlatan Tanrısev, böbrek dostu bir yaşam için şu kriterleri sıraladı: Tuz sınırı: Günlük 3 gramı aşmayın. Su tüketimi: En az 1,5 litre su tüketin ve susadıkça su içmeyi ihmal etmeyin. Düzenli kontrol: Özellikle risk grubundakiler rutin kontrollerine idrar tetkikini ekletmeli. "Bilinçsiz ilaç kullanımı kalıcı hasar bırakıyor" Ağrı kesiciler ve bitkisel çayların masum görülmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tanrısev, "Bilinçsiz kullanılan her ilaç böbreğe yük bindirir. Özellikle içeriği bilinmeyen bitkisel takviyeler ciddi risk taşıyor. Kısa süreli kullanımlarda hasar geri döndürülebilir olsa da, kronikleşen bilinçsiz kullanımlarda böbrekte kalıcı hasarlar oluşabiliyor" uyarısında bulundu. "Nakil için diyalize girmeyi beklemeyin" Böbrek yetmezliği sürecinde doğru bilinen bir yanlışa değinen Tanrısev, en başarılı yöntemin ’erken nakil’ olduğunu belirterek, "Böbrek nakli olmak için illa ki diyaliz sürecine girmiş olmak gerekmez. Canlı vericisi olan hastalar için diyalize başlama zamanı geldiğinde doğrudan yapılan nakil, yaşam kalitesi açısından en başarılı sonuçları vermektedir" şeklinde konuştu. Organ bağışında şeffaflık ve güven vurgusu Kadavradan organ bağışı oranlarını artırmak için şeffaflığın önemine değinen Prof. Dr. Tanrısev, ailelerin sağlık sistemine olan güveninin bağış kararlarında belirleyici olduğunu söyledi. Tanrısev, "Bağışçı yakını, hastasına her şeyin yapıldığına ve sürecin titizlikle yönetildiğine inanıyorsa bağış yapmaktan çekinmiyor" ifadelerini kullandı.
Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor
12 Mart 2026 Perşembe - 10:54 Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybı ve körlüğe neden olabiliyor. Toplam körlük vakalarının yüzde 30’undan sorumlu olan bu rahatsızlıkta hastaların yalnızca beşte biri durumunun farkında bulunuyor. Göz içi basıncının yavaş yavaş artmasıyla birlikte görme sinirinde hasara neden olan glokom, uzun süre belirgin bir şikayet vermeden ilerliyor. Hastalık nedeniyle oluşan görme kayıplarının geri dönüşü olmuyor. Genetik yatkınlık, rahatsızlıkta en önemli risk faktörlerinin başında geliyor. Anne, baba ya da kardeş gibi birinci derece akrabalarında hastalık bulunan kişilerde risk 10 kata kadar artabiliyor. İleri yaş, diyabet, tansiyon, migren ve göz yaralanmaları da riski artıran diğer etkenler olarak öne çıkıyor. Açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü bulunan glokom, erken teşhis edilmediğinde kalıcı hasarlar bırakıyor. Körlük nedenleri arasında ikinci sırada Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, hastalığın sinsi ilerlediğini ve kişinin günlük hayatta durumu fark edemediğini belirterek, "Dünya üzerinde 70-80 milyon kişi glokom hastası ve bunların 7-8 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Şu anda körlükle sonuçlanan göz hastalıkları içinde ikinci sırada. İlk sırada katarakt var ama kataraktın tedavisi var. Glokom ise geriye dönüşsüz bir göz siniri hasarı oluşturuyor" dedi. Kırk yaş sonrası kontroller önemli Hastalığın hiçbir belirti vermediği için ancak muayenelerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Deveci, "Yaşla beraber sıklık artıyor, o yüzden 40 yaş sonrası kontroller çok önemli. Ailede varsa genetik etmenler devreye girdiği için daha sık takipler, göz tansiyonunun ölçülmesi, bazı filmlerin çekilmesi ve görme alanı testinin yapılması büyük önem taşıyor. Hastalık sinsi seyredip görme alanında daralmaya yol açıyor. Bu daralma en çevreden, yani perifer dediğimiz alandan başlayıp merkeze doğru geliyor" şeklinde konuştu. Erken teşhis ve acil müdahale Erken teşhis ve uygulanacak tedavi adımlarının önemine değinen Uzm. Dr. Deveci, "Çok fazla gecikilmeden tedaviye başlanması son derece önemli. Tedavide ilk aşamada göz tansiyonu damlaları veriyoruz. Eğer hasta bundan fayda görmezse lazer tedavisi, yine fayda görmezse cerrahisi var. Özellikle dar açılı glokomda ’açı kapanması’ dediğimiz akut bir olay ortaya çıkabiliyor. Şiddetli ağrı ile başlayan görme bulanıklığı, ışıklar etrafında hareler görme gibi oldukça şiddetli semptomlar var. Ciddi bir baş ağrısı ile seyreden bu tabloya hemen müdahale edilmesi ve göz içi basıncının birden düşürülmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Bornovalı kursiyerlerden ’Korkma’ mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 10:31 Bornovalı kursiyerlerden ’Korkma’ mesajı İzmir’de Bornova Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleri, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü çerçevesinde düzenlenen etkinliklerde "Korkma! Gençliğin ruhu burada" sloganıyla milli değerlere sahip çıktı. Bornova Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesindeki kurslarda eğitim gören kursiyerler, 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümü dolayısıyla bir dizi anma programı gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığının milli, manevi ve kültürel değerlerin genç nesillere aktarılması hedefleri doğrultusunda düzenlenen etkinliklere katılım yoğun oldu. Programlarda özellikle ’Alfa Kuşağı’ olarak adlandırılan genç kursiyerlerin aktif rol alması dikkat çekti. Kursiyerler ve eğitmenler tarafından hazırlanan etkinliklerde, İstiklal Marşı’nın taşıdığı bağımsızlık, inanç ve mücadele ruhu anlatıldı. Genç kursiyerlerin hep bir ağızdan dile getirdiği "Korkma! Gençliğin ruhu burada" sloganı, törenin en dikkat çeken anlarından birini oluşturdu. Etkinlikler kapsamında Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı’nın yazılış süreci ve derin anlamını konu alan sunumlar yapıldı. Bornova Halk Eğitimi Merkezi’nde farklı branşlarda eğitim alan kursiyerlerin katılımıyla gerçekleştirilen programlarda, İstiklal Marşı’nın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi ve özgürlük iradesinin sembolü olduğu vurgulandı.
’Delirten hastalık’ nedeniyle su bile içemiyordu
12 Mart 2026 Perşembe - 09:55 ’Delirten hastalık’ nedeniyle su bile içemiyordu Halk arasında delirten hastalık olarak bilinen trigeminal nevralji, yüzde ani ve şiddetli ağrı ataklarıyla kendini gösteren bir sinir hastalığı. Trigeminal nevraljiyle 3 yıl boyunca mücadele eden 54 yaşındaki Hakan Gencer de ağrılarının geçmesi için önce diş hekimlerinin kapısını çaldı, ancak çözümü beyin ve sinir cerrahisinde buldu. Hakan Gencer, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un yaptığı operasyonla yıllardır çektiği ağrılarına veda etti. Genellikle 50 yaş sonrasında görülen trigeminal nevralji, yüzdeki hisleri beyne taşıyan trigeminal sinirin etkilenmesi sonucu oluşur ve genellikle "elektrik çarpması" gibi tarif edilen kısa ama çok yoğun ağrı ataklarıyla kendini gösterir. İzmir’de yaşayan ve trigeminal nevralji tanısı alan 54 yaşındaki Hakan Gencer de hastalığın yaşamına olan olumsuz etkilerini paylaşarak tedavi sürecini anlattı. 3 yıldır trigeminal nevralji ile mücadele ettiğini belirten Hakan Gencer, "3 sene önce dişlerimde bir ağrı varmış gibi başladı. Diş doktorlarının kapısını çaldım ama çözemediler. ‘Dişlerinde bir şey yok’ dediler. Ama benim ağrılarım devam ediyordu. Sonrasında bir beyin cerrahına gittim. Kendisi teşhisi koydu. 3 yıl boyunca araştırma yaptım. Ağrılarım geçsin diye yüzümdeki sinirleri yaktılar. Ama bir sonuç alamadım. Dişlerimi fırçalayamıyor, bir damla suyu bile içemiyordum" sözlerini kaydetti. İşimi bırakmak zorunda kaldım Trigeminal nevraljinin oluşturduğu ağrıların dayanılmaz bir noktaya gelmesinden dolayı işini bırakmak zorunda kaldığını aktaran Hakan Gencer, "Hastalığım nedeniyle ailemin de huzuru kalmadı. Herkes çok endişelendi. Geceleri 1 saat uyuyorsam geri kalan 6 saatte ayaktaydım. Eşim de benimle bir bu hastalıkla mücadele etti. Su içerken dişlerime ve damağıma temas olduğunda ağrım oluyordu. O nedenle şırıngayla su içmeye başladım. Hastalık belli dönemlerde atak yapıyordu, sonra düzeliyordu ama 3 senede beni hayattan bezdirdi" diye konuştu. Hayati riski var dediler Hastalığının tedavisi için başvurduğu beyin ve sinir cerrahisi uzmanlarından ‘Hayati riski var, felç olursun’ şeklinde geri dönüşler aldığını aktaran Hakan Gencer, Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’da bulduğunu belirtti. Hakan Gencer, "Tüm bu yaşadıklarımın sonunda Özhan Hoca’ya denk geldik. Onun sayesinde çok şükür iyiyim. Ondan önceki beyin cerrahları çok korkuttu beni. Ama Özhan Hoca, ‘ameliyat edebiliriz’ dedi. 26 Şubat’ta ameliyat oldum. Sabah girdim, öğleden sonra çıktım. Şimdi tedavim sürüyor, ilaçlar alıyorum. Ama ameliyat sonrasında yüzümde hiç ağrı yok, kurtuldum. Dişlerimde hissediyordum ağrının olacağını, ondan dişlerimi de sıkamıyordum. Şimdi iyiyim" dedi. Cerrahi müdahale son çare Trigeminal nevralji hastalığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Halk arasında delirten hastalık ya da intihar hastalığı olarak bilinen trigeminal nevraljinin ilk belirtileri diş ağrısı ile karıştırılır. Diş ağrısı gibi başlar, yüzün alt çene, orta çene ve göz çevresinde elektrik çarpması gibi 1- 2 saniye süren ağrılarla kendini gösterir. Hastalar ağrı geldiğinde; yemek yiyemez, dişini fırçalayamaz ve yüzünü yıkayamaz. Önce genellikle diş hekimine başvururlar ancak ağrıya çözüm bulamayınca beyin cerrahisi veya nörolojiye yönlendirilirler. İlaç tedavisi, bu hastalığa kısmen fayda sağlar. Eğer hasta ilaçtan fayda görürse ikinci tedaviye gerek duyulmaz. İlacın fayda etmediği durumlarda alternatif veya cerrahi tedavi uygulanabilir. Ancak bu tedavilerden en kesin çözümü cerrahi tedavidir. Çünkü diğer yöntemlerde ilaç kullanımı mevcut ve kısa sürede hastalığın tekrar etmesi mümkün" dedi. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, sözlerini şöyle tamamladı: "Hastaların son çare olarak cerrahi müdahalede bulunarak ağrılardan kurtulmalarına imkan tanınabiliyor. Cerrahi müdahale ile hastanın sinir ve damarının temas ettiği noktaya teflon yerleştirilerek temas kesiliyor ve hasta ameliyat sonrası ağrılarından kurtulabiliyor. Trigeminal nevralji yapısal bir hastalık. Bu hastalıkta en büyük yanılgı, ameliyatının çok riskli olduğunun düşünülmesi. Hasta ilaçlardan fayda görmediğinde ameliyat düşünülebilir."
Lunapark alanına yeşille bütünleşen Zeytin Sahne geliyor
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:32 Lunapark alanına yeşille bütünleşen Zeytin Sahne geliyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültürpark’taki eski lunapark alanında yeşil dönüşüm başlattı. Doğayla bütünleşen ve çayırla kaplı bir etkinlik alanı olarak tasarlanan bölgede kurulacak Zeytin Sahne, özgün tasarımıyla kentin yeni simgelerinden biri olacak. Dönüşüm süreci hakkında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Kültürpark’ı, tüm kentlilerin daha keyifle kullandığı bir yaşam alanına adım adım dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kültürpark’ta başlattığı dönüşüm çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Kültürel mirası, zengin yeşil dokusu, sosyal alanları ve Yeşil Bayrak ödüllü kimliğiyle öne çıkan Kültürpark’ta yürütülen gençleştirme çalışmaları kapsamında eski lunapark alanı da yeniden düzenleniyor. Eski lunapark arazisindeki beton zemin sökülerek yeşil bir etkinlik alanına dönüştürülecek. Kültürpark’ta dönüşüm Atlas Pavyonu’nun yanında bulunan 4 bin 300 metrekarelik beton alanın ağaçlandırılmasının ardından lunapark alanının da dönüşümü için çalışmaların başladığını söyleyen Başkan Tugay, "Eski lunapark alanını tamamen çimle kaplı, etkinliklerin düzenlenebileceği; çocuklarımızın ve ailelerimizin güvenle vakit geçirebileceği nitelikli bir alana dönüştüreceğiz. Kültürpark’ı tüm kentlilerin daha keyifle kullandığı bir yaşam alanına adım adım dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı. Lunapark’ın gri betonu yeşil çayır ekosistemine dönüşüyor Kültürpark’ın fuarcılık anlayışı ve güçlü yeşil doku misyonu doğrultusunda etkinlik alanı olarak projelendirilen eski lunapark alanı, tamamen doğal bir çayır ekosistemine dönüştürülüyor. Planlama kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, 12 bin metrekarelik alanın zeminindeki kilit parke taşlarının söküm çalışmalarına başladı. Yapısal zeminlerin kaldırılmasıyla birlikte alan yeniden doğal bitki örtüsüyle buluşacak. Oluşturulacak çayır alanı yalnızca etkinliklere ev sahipliği yapmakla kalmayacak; aynı zamanda parkın yeşil dokusunu da genişletecek. Toprakla buluşacak geniş çayır alanı, yağış sularının doğrudan zemine sızmasını sağlayarak yeraltı su kaynaklarının beslenmesine katkı sunacak; böylece yeşil altyapının kent ekosistemine katkısı da güçlenecek. Doğayla bütünleşen yeni etkinlik alanı Kültürpark’ta yeşil bir etkinlik alanı olarak tasarlanan bölge yeni düzenlemeyle konserlere, kültürel etkinliklere ve sosyal buluşmalara ev sahipliği yapacak. Alanda özgün tasarımıyla hayata geçecek Zeytin Sahne, kent hafızasına kazınacak pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacak. Planlanan yeme-içme ve oturma alanları, tuvaletler ile altyapı düzenlemeleri sayesinde bu geniş açık mekan, katılımcıların uzun süreli ve konforlu bir etkinlik deneyimi yaşayabileceği şekilde kurgulandı. Dönüşümün tamamlanmasıyla Kültürpark’a, doğayla daha uyumlu ve kent yaşamını zenginleştiren nitelikli bir etkinlik alanı kazandırılmış olacak. Kent sakinleri ve ziyaretçiler, burada hem doğayla iç içe vakit geçirebilecek hem de konserlerden kültürel programlara uzanan geniş bir etkinlik yelpazesinden yararlanabilecek.
Lunapark alanına yeşille bütünleşen Zeytin Sahne geliyor
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:25 Lunapark alanına yeşille bütünleşen Zeytin Sahne geliyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültürpark’taki eski lunapark alanında yeşil dönüşüm başlattı. Doğayla bütünleşen ve çayırla kaplı bir etkinlik alanı olarak tasarlanan bölgede kurulacak Zeytin Sahne, özgün tasarımıyla kentin yeni simgelerinden biri olacak. Dönüşüm süreci hakkında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Kültürpark’ı, tüm kentlilerin daha keyifle kullandığı bir yaşam alanına adım adım dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kültürpark’ta başlattığı dönüşüm çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Kültürel mirası, zengin yeşil dokusu, sosyal alanları ve Yeşil Bayrak ödüllü kimliğiyle öne çıkan Kültürpark’ta yürütülen gençleştirme çalışmaları kapsamında eski lunapark alanı da yeniden düzenleniyor. Eski lunapark arazisindeki beton zemin sökülerek yeşil bir etkinlik alanına dönüştürülecek. Kültürpark’ta dönüşüm Atlas Pavyonu’nun yanında bulunan 4 bin 300 metrekarelik beton alanın ağaçlandırılmasının ardından lunapark alanının da dönüşümü için çalışmaların başladığını söyleyen Başkan Tugay, "Eski lunapark alanını tamamen çimle kaplı, etkinliklerin düzenlenebileceği; çocuklarımızın ve ailelerimizin güvenle vakit geçirebileceği nitelikli bir alana dönüştüreceğiz. Kültürpark’ı tüm kentlilerin daha keyifle kullandığı bir yaşam alanına adım adım dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı. Lunapark’ın gri betonu yeşil çayır ekosistemine dönüşüyor Kültürpark’ın fuarcılık anlayışı ve güçlü yeşil doku misyonu doğrultusunda etkinlik alanı olarak projelendirilen eski lunapark alanı, tamamen doğal bir çayır ekosistemine dönüştürülüyor. Planlama kapsamında Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, 12 bin metrekarelik alanın zeminindeki kilit parke taşlarının söküm çalışmalarına başladı. Yapısal zeminlerin kaldırılmasıyla birlikte alan yeniden doğal bitki örtüsüyle buluşacak. Oluşturulacak çayır alanı yalnızca etkinliklere ev sahipliği yapmakla kalmayacak; aynı zamanda parkın yeşil dokusunu da genişletecek. Toprakla buluşacak geniş çayır alanı, yağış sularının doğrudan zemine sızmasını sağlayarak yeraltı su kaynaklarının beslenmesine katkı sunacak; böylece yeşil altyapının kent ekosistemine katkısı da güçlenecek. Doğayla bütünleşen yeni etkinlik alanı Kültürpark’ta yeşil bir etkinlik alanı olarak tasarlanan bölge yeni düzenlemeyle konserlere, kültürel etkinliklere ve sosyal buluşmalara ev sahipliği yapacak. Alanda özgün tasarımıyla hayata geçecek Zeytin Sahne, kent hafızasına kazınacak pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacak. Planlanan yeme-içme ve oturma alanları, tuvaletler ile altyapı düzenlemeleri sayesinde bu geniş açık mekan, katılımcıların uzun süreli ve konforlu bir etkinlik deneyimi yaşayabileceği şekilde kurgulandı. Dönüşümün tamamlanmasıyla Kültürpark’a, doğayla daha uyumlu ve kent yaşamını zenginleştiren nitelikli bir etkinlik alanı kazandırılmış olacak. Kent sakinleri ve ziyaretçiler, burada hem doğayla iç içe vakit geçirebilecek hem de konserlerden kültürel programlara uzanan geniş bir etkinlik yelpazesinden yararlanabilecek.