Yerel Haberler
İzmir
Efeler Yolu Ultra Trail’de 8 ülkeden 264 sporcu mücadele edecek 14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:11:12 İzmir’in eşsiz doğası ile zengin kültürel mirasını aynı rotada buluşturan Efeler Yolu Ultra Trail, bu yıl ikinci kez macera ve doğa tutkunlarına unutulmaz bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor. Tarihi Birgi sokaklarından dağ geçitlerine uzanan organizasyonda 8 ülkeden toplam 264 sporcu parkurlarda ter dökecek. 16-17 Mayıs tarihlerinde İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi’de gerçekleştirilecek Efeler Yolu Ultra Trail’e Türkiye, Rusya, Endonezya, Kanada, KKTC, İran, Hırvatistan ve İngiltere’den sporcular katılacak. Katılımcılar, Ege’nin doğal ve tarihi güzellikleri arasında uzanan 50K, 30K, 15K ve 5K’lık parkurlarda mücadele edecek. İzmir Valiliği koordinasyonunda Argeus Travel & Events tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek Efeler Yolu Ultra Trail, Ödemiş Kaymakamlığı, Ödemiş Belediyesi ve Türkiye Atletizm Federasyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirilecek. Efeler Yolu Ultra Trail’in start ve finiş noktaları Birgi merkez olacak. Organizasyon kapsamında 16 Mayıs Cumartesi günü 50K’lık parkur saat 07.00’de, 30K’lık parkur ise saat 09.00’da başlayacak. 17 Mayıs Pazar günü düzenlenecek 15K’lık yarış saat 09.00’da, 5K’lık parkur ise saat 10.00’da start alacak. Yarışların ödül töreni ise 17 Mayıs Pazar günü saat 12.00’de Birgi’de gerçekleştirilecek. Doğa, Tarih ve Macera Aynı Rotada Organizasyona adını veren Efeler Yolu, Ege Bölgesi’nin doğal güzelliklerini ve kültürel zenginliklerini bir araya getiren özel rotalar arasında yer alıyor. Toplam 513 kilometre uzunluğundaki parkur; Bornova’dan başlayarak Nif Dağı, Bozdağ ve Aydın sıradağları boyunca ilerleyip Selçuk’taki Meryem Ana Evi’ne kadar uzanıyor. Tarihi köyler, yaylalar, eski patikalar ve etkileyici manzaralar eşliğinde ilerleyen rota, sporculara hem fiziksel hem de görsel açıdan unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Efeler Yolu, yarış atmosferinin yanı sıra Ege’nin köklü geçmişini keşfetme fırsatı da sunuyor.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:10 Gençlerden yerli ve milli ‘bomba imha robotu’ İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, üzerindeki robotik kol, keşif dronu, kamera ve sensörler sayesinde yüzeyde tarama yapabilen ‘Eclipse’ adlı özel bir bomba imha robotu geliştirdi. Sürüş, güç ve kontrol sistemleri tamamen İEÜ’de tasarlanan, görüntü işleme özelliğine sahip, 3 saat kesintisiz çalışarak çevresindeki 10 kilometrelik alanda tarama yapabilen Eclipse, EFES 2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması’ndaki yaklaşık bin 300 proje arasından ilk 10’a girerek finale kaldı. En zorlu hava şartlarında bile her türlü yüzeyde mayın ya da patlayıcı taraması yaparak koordinat bildirebilen, yaklaşık 50 kilogramlık robotun tüm yazılımsal özellikleri de İEÜ’deki genç mühendisler tarafından hazırlandı. İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencileri Erkin Eriş, Faruk Emre Yavuz, Efe Erdoğan, Berk Belkıs, Ege Mutlu, Berkay Bağcı ve Yusuf Akçakır’dan oluşan ekip, yaklaşık 20 aydır devam eden çalışmalarını, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Oğuz Ekim’in yönetiminde gerçekleştirdi. Statik analizler yapıldı Savunma sanayisinde kullanılabilecek Eclipse adlı roboton elektronik, mekanik ve yazılımsal alt sistemlerinin geliştirilmesi sürecinde birçok mühendislik yöntemi uygulandı. Robotun süspansiyon sistemi ve robot kol prototipine ilişkin statik analizler yapıldı. Robotun elektronik donanım altyapısı için de özel tasarım ve lehimleme yöntemleri kullanıldı. Robota ilişkin saha testleri de yapıldı. "İnsan hayatını koruyacak" Projeye yönelik detaylı bilgiler paylaşan Doç. Dr. Pınar Oğuz Ekim, projenin stratejik bir değer taşıdığına dikkat çekerek, "Öğrencilerimiz, robotun mekanik tasarımından elektronik altyapısına, güç ve kontrol sistemlerinden görüntü işleme yazılımlarına kadar pek çok kritik bileşeni, kendi bilgi birikimleriyle geliştirdi. Bu süreçte gerçek saha koşullarını dikkate alan, güvenilir, dayanıklı ve işlevsel bir sistem ortaya koymak için yoğun bir Ar-Ge çalışması yürüttüler. Savunma sanayisi açısından bakıldığında, bomba imha ve mayın tarama gibi yüksek risk içeren görevlerde insan hayatını koruyacak otonom sistemlerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Eclipse’in yüzey taraması yapabilmesi, robotik kolu, keşif dronu, kamera ve sensörleriyle çevresini analiz edebilmesi, zorlu hava şartlarında çalışabilecek şekilde tasarlanması, projenin sahip olduğu teknolojik potansiyeli açıkça gösteriyor" diye konuştu. "Saha testleriyle destekledik" Doç. Dr. Ekim, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğrencilerimiz, bu robotu tasarlarken birçok mühendislik yöntemini bir arada kullandı. Süspansiyon sistemi ve robot kol prototipi üzerinde statik analizler gerçekleştirdiler, elektronik donanım için özel tasarım ve lehimleme çalışmaları yaptılar, yazılım tarafında ise görüntü işleme ve kontrol sistemlerini geliştirdiler. Laboratuvar ortamındaki çalışmalarını saha testleriyle destekleyerek robotun gerçek koşullardaki performansını değerlendirdiler. Bu süreç; onların problem çözme, sistem tasarlama, ekip çalışması, proje yönetimi ve mühendislik kararları alma becerilerini çok güçlü biçimde geliştirdi. EFES 2026 Savunma Bilim ve Teknolojileri Proje Yarışması gibi ülke genelinde çok sayıda nitelikli projenin yer aldığı önemli bir organizasyonda finale kalmaları, öğrencilerimizin teknik yeterliliğinin de somut bir göstergesi." "Güçlü ve umut verici" Öğrencileriyle gurur duyduğunu belirten Doç. Dr. Ekim, "Genç mühendislerimizin, ülkemizin savunma teknolojileri alanındaki ihtiyaçlarına çözüm üretebilecek düzeyde yenilikçi projeler geliştirmesi bizleri son derece mutlu ediyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak öğrencilerimizin yalnızca iyi birer mühendis olmalarını değil; aynı zamanda toplumun güvenliği, yaşam kalitesi ve geleceği için teknoloji üretebilen bireyler olarak yetişmelerini çok önemsiyoruz. Eclipse, bu yaklaşımın güçlü ve umut verici bir sonucu oldu" ifadelerini kullandı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:56 Aliağa’da güvenli sürüş ve şiddetle mücadele semineri Aliağa Belediyesi personeline yönelik Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde trafik güvenliği ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında bilgilendirme semineri düzenlendi. Seminerlerde, Aliağa İlçe Jandarma Komutanlığı trafik ekiplerinde görevli Jandarma Astsubay Üstçavuş Erhan Ayhan ile Uzman Jandarma Erdinç Ekiz tarafından trafik güvenliği konusunda sunum gerçekleştirildi. Eğitimlerde güvenli sürüş kuralları, aşırı ve uygunsuz hızın oluşturduğu riskler, sürücülerin dikkat etmesi gereken hususlar, hız körlüğü, alkollü araç kullanımının etkileri, emniyet kemeri kullanımı, motosikletlerde kask ve koruyucu ekipman kullanımı ile cezalar ve yeni düzenlemeler hakkında bilgiler paylaşıldı. Program kapsamında araç kullanan belediye personellerine bilgilendirme broşürleri dağıtılırken, soru-cevap bölümüyle katılımcıların merak ettiği konular da yanıtlandı. Seminerin ikinci bölümünde ise aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konuları ele alındı. Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amiri Medine Özkol Fırat tarafından gerçekleştirilen sunumda, şiddete etki eden temel faktörler, aile içi şiddetle mücadele yöntemleri ve KADES uygulaması hakkında bilgilendirme yapıldı. Katılımcılara "Kadına El Kalkamaz" ve KADES hakkında bilgilendirici broşürler de dağıtıldı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:51 İzdönüşüm tesisinde kapasite iki yılda yüzde 40 arttı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Dönüşüme Evde Başla" projesi, kısa sürede 8 ilçe ve 28 mahalleye yayıldı. İzdönüşüm tesisinde Nisan 2024 öncesinde aylık 400 ton olan karışık ambalaj atığı işleme kapasitesi, yaklaşık yüzde 40 artarak Mart 2025’te başlatılan uygulamayla birlikte 550 tona yükseldi. Proje, hem geri dönüşüm kapasitesini artırdı hem de kentte atık ayrıştırma bilincini güçlendirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından hayata geçirilen "Dönüşüme Evde Başla" projesi, kısa sürede İzmirliler tarafından benimsendi. İlk etapta 6 ilçe ve 8 mahallede başlayan proje, bugün 8 ilçe ve 28 mahalleye yayıldı. Avrupa ülkelerinde yaygın olarak uygulanan kapıdan kapıya atık toplama modeli, Mart 2025’te Başkan Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde İzmir’de de hayata geçirildi. Proje kapsamında bugüne kadar 2 bin 800 ton ambalaj atığı toplanarak İzdönüşüm Ambalaj Atığı Toplama ve Ayrıştırma Tesisi’nde geri dönüşüme kazandırıldı. Tesiste nisan 2024 öncesinde aylık 400 ton olan karışık ambalaj atığı işleme kapasitesi, yaklaşık yüzde 40 artarak 550 tona yükseldi. Reddedilen atık oranı yüzde 1’in altında İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile İzdoğa AŞ iş birliğiyle yürütülen "Dönüşüme Evde Başla" projesi kapsamında Karabağlar, Bayraklı, Konak, Menderes, Bornova, Narlıdere, Buca ve Karşıyaka’da ambalaj atıkları düzenli olarak toplanıyor. Geri dönüşüme kazandırılan 2 bin 800 ton ambalaj atığının yüzde 35’ini plastik, yüzde 30’unu cam, yüzde 25’ini kağıt-karton, yüzde 9’unu ise metal atıklar oluşturdu. Projede reddedilen atık oranının yalnızca yüzde 0,95 olması ise doğru ayrıştırma konusunda önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Projenin, başta Bornova ve Bayraklı olmak üzere Karşıyaka, Narlıdere, Gaziemir, Balçova ve Güzelbahçe ilçelerinin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Artan kapasite ihtiyacına yanıt verebilmek amacıyla Menemen Seyrek’te ikinci bir tesis kurulması da planlanıyor. 8 ilçe ve 28 mahallede devam ediyor Proje; Bayraklı’nın Refik Şevket İnce, Körfez, Tepekule, 75. Yıl, Manavkuyu, Bornova’nın İnönü, Kazımdirik, Atatürk, Evka 3, Ergene, Evka 4, Erzene, Buca’nın Yiğitler, Karabağlar’ın Üçkuyular, Fahrettin Altay, Basın Sitesi, Karşıyaka’nın Mavişehir, Atakent, Mustafa Kemal, Yalı, Bostanlı, Bahçelievler, İnönü, Konak’ın Kültür, Alsancak, Menderes’in Hürriyet ve Narlıdere’nin Yenikale ile Sahilevleri mahallerinde devam ediyor. "Geri dönüşümde farkındalık yükseldi" İzdoğa AŞ Genel Müdür Yardımcısı İlkay Kalafat, proje sayesinde hem geri dönüşüm kapasitesinin hem de toplumsal farkındalığın arttığını belirtti. Kalafat, "Nisan 2024’ten önce İzdönüşüm tesisinde aylık yaklaşık 400 ton karışık ambalaj atığını işleyip ayrıştırıyorduk. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde Avrupa’daki örnek modeller incelenerek Mart 2025’te ‘Dönüşüme Evde Başla’ projesini hayata geçirdik. Artık ambalaj atıklarını kaynağında topluyoruz. Aylık topladığımız ambalaj atığı miktarı 550 tona kadar ulaştı ve tüm atıkları İzdönüşüm tesisinde türlerine göre ayrıştırıyoruz" dedi. Projeyle birlikte yalnızca toplanan atık miktarının artmadığını, vatandaşlarda geri dönüşüm bilincinin de geliştiğini vurgulayan Kalafat, "İzmirliler artık hangi atığın ambalaj atığı olduğunu daha iyi biliyor. Bu süreç, tüketim alışkanlıklarında da önemli bir farkındalığa yol açtı" diye konuştu. "Toplama ve ayrıştırma kapasitemiz yüzde 40’a yakın arttı" Ambalaj atıklarının toplama sürecine ilişkin bilgi veren ve metropol genelinde yaklaşık 500 bin vatandaşa hizmet sunduklarını belirten İlkay Kalafat, projenin giderek büyüdüğünü ifade etti. Kalafat, "Projemiz önümüzdeki süreçte daha da yaygınlaşarak devam edecek. İzdönüşüm tesisindeki toplama kapasitemiz ve ayrıştırma faaliyetlerimiz yüzde 30-40 oranında arttı. ‘Dönüşüme Evde Başla’ projesinin tüm İzmir’e yayılmasını ve Türkiye’ye örnek olmasını hedefliyoruz" dedi. Uygulama vatandaşın cebinde "Dönüşüme Evde Başla" projesinin uygulandığı ilçe ve mahallelerde yaşayan vatandaşlar için mobil uygulama da hizmete sunuldu. Uygulama sayesinde vatandaşlar talep, öneri ve şikâyetlerini doğrudan iletebiliyor. Böylece tesis ile doğrudan iletişim kurulması ve yaşanan aksaklıklara daha hızlı çözüm üretilmesi hedefleniyor. Ücretsiz olarak indirilebilen uygulamaya kullanıcılar Google hesabıyla giriş yapabiliyor ya da telefon numarasıyla kayıt oluşturabiliyor. Profil bölümündeki "Adres Ekle" seçeneği üzerinden hane bilgilerini sisteme kaydeden vatandaşlar, "Talep & Şikâyet" sekmesi aracılığıyla mesajlarını doğrudan tesise iletebiliyor. Ayrıca uygulamanın sağ üst kısmında yer alan dönüşüm simgesi üzerinden sıkça sorulan sorular bölümüne ulaşmak ve proje hakkında detaylı bilgi almak mümkün. (IOS için: https://apps.apple.com/us/app/dönüşüme-evde-başla/id6748024120, Android için: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.iztek.donusumeevdebasla) QR kodlu takip sistemi ile etkin atık yönetimi İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzdoğa AŞ iş birliğiyle yürütülen "Dönüşüme Evde Başla" projesi kapsamında, görevli personelin hanelerden topladığı atık poşetlerinin üzerinde bir QR kod yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ tarafından geliştirilen uygulama sayesinde oluşturulan veri tabanında hanelerin bilgileri kayıt altına alınıyor. Böylece toplama yapılan haneler ve atık poşetleri eşleştiriliyor. Toplanan poşetlerde yer alan ambalaj atıkları İzdönüşüm Ambalaj Atığı Toplama ve Ayrıştırma Tesisi türüne göre ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılıyor. Atık poşetlerine yalnızca ambalaj atıklarının atılması gerekiyor. Kısıkköy - ESTİM atık toplama taaliyetleri "Dönüşüme Evde Başla" projesinin yanı sıra, sanayi ve ticaret bölgelerinde oluşan ambalaj atıklarının yönetimine yönelik çalışmalar başlatıldı. Bu kapsamda, Kısıkköy Ege Sanayi ve Ticaret İhracat Merkezi (ESTİM) bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerden kaynaklanan ambalaj atıkları, İzdoğa koordinasyonunda toplanarak geri dönüşüme kazandırılıyor.
Romulo transferinde sona gelindi
10 Ağustos 2025 Pazar - 11:23 Romulo transferinde sona gelindi Göztepe ile Alman ekibi Leipzig, Romulo transferinde sona geldi. Transferin kısa bir süre içerisinde resmiyete kavuşturulması bekleniyor. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, Almanya Bundesliga temsilcisi Leipzig ile Brezilyalı golcü Romulo’nun transferi konusunda sona yaklaştı. Benjamin Sesko’yu toplamda 85 milyon Euro karşılığında Manchester United’a satmasının ardından, gözler Romulo transferine çevrildi. Alman kulübü, Sesko’nun boşluğunu Göztepe’nin yıldız oyuncusuyla doldurmak istiyor. Taraflar, bonservis konusunda büyük ölçüde anlaşmaya varırken, transferin 20 milyon Euro’nun üzerinde bir bedelle gerçekleşmesi bekleniyor. Bu transfer gerçekleşirse, Göztepe kulüp tarihinin en yüksek bonservisli satışını yapmış olacak. Rize’ye götürülmedi Göztepe, Trendyol Süper Lig’in ilk haftasında bu akşam saat 19.00’da Çaykur Rizespor ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. İzmir ekibinin yıldız ismi Romulo, bu kritik mücadeleye götürülmedi. Sezon öncesi hazırlık maçlarında da riske edilmeyen 23 yaşındaki oyuncunun, transfer görüşmelerinin yoğunlaşması nedeniyle kadroya alınmadığı öğrenildi. Romulo’nun da Almanya’da forma giymeye sıcak baktığı öğrenilirken, oyuncunun İzmir’de kalarak görüşmelerin tamamlanmasını beklediği ifade edildi. 2.5 milyon Euro’ya transfer edildi Romulo, 2023-2024 sezonunun devre arasında Göztepe 1. Lig’de mücadele ederken Brezilya’nın Athletico Paranaense kulübünden kiralık olarak takıma katıldı. Sergilediği etkileyici performansla kısa sürede dikkat çeken 23 yaşındaki oyuncunun bonservisi, Ocak 2025’te 2.5 milyon Euro karşılığında alındı. Göztepe formasıyla toplam 46 maça çıkan Romulo, 22 gol ve 13 asistlik performansıyla Avrupa kulüplerinin radarına girmeyi başardı.
Beynin gece vardiyası: Glimfatik sistem
10 Ağustos 2025 Pazar - 10:29 Beynin gece vardiyası: Glimfatik sistem Beynin kendini toksik maddelerden arındırdığı sürecin keşfi, öğrenme, hafıza ve nörolojik hastalıklarla ilgili yeni bir pencere açtı. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarla glimfatik sistemin arasında güçlü bir bağ olabileceğini vurgulayarak, "Glimfatik sistemin güçlü olması için uyku hijyeni ve sağlıklı yaşam hayati önem taşıyor" dedi. Uyanıkken beyin durmaksızın çalışır, düşünür, öğrenir ve karar verir. Ancak bu yoğun mesainin bir bedeli vardır. Tıpkı bir fabrikanın atık üretmesi gibi, beyin de faaliyetleri sırasında bazı zararlı maddeler biriktirir. Peki bu "çöpler" nasıl temizlenir? İşte burada, çoğu kişinin haberdar olmadığı glimfatik sistem devreye girer. Beynin özel ‘temizlik ekibi’ olan bu yapı, yalnızca uyurken aktif hale geliyor ve beynin içinde biriken toksinleri sessizce süpürür. Bu görünmeyen gece vardiyası, hafızadan dikkat becerilerine kadar pek çok zihinsel işlevi doğrudan etkiler. Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu maddelerin mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Beyin, gün boyu çalışırken bir nevi egzoz gazı gibi artık maddeler üretir. ‘Çöp’ dediğimiz, nöronların faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan protein atıkları, toksik maddeler ve metabolik kalıntılardır. Eğer bu çöpler zamanında toplanmazsa, ileride ciddi nörolojik sorunlara yol açabilir. İşte glimfatik sistem dediğimiz mekanizma burada devreye giriyor" diye konuştu. Derin uykudayken temizlik başlıyor Uykunun özellikle ilk yarısında, yani derin uyku evresinde glimfatik sistemin aktifleştiğini söyleyen Doç. Dr. Uysal, "Beyin hücreleri bu evrede hafifçe büzüşüyor, aralarındaki boşluklar genişliyor. Bu sayede beyin omurilik sıvısı bu alanlara daha kolay süzülüyor ve biriken toksinleri süpürüyor. Siz mışıl mışıl uyurken, beyninizde küçük ama etkili bir temizlik ordusu çalışıyor" dedi. Glimfatik sistemin uzun süredir fareler üzerinde bilindiğini ancak insan beyninde görüntülenmesinin büyük bir dönüm noktası olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Hayvan deneylerinden biliyorduk ama insan beyninde bu sistemin çalıştığını net olarak gösterememiştik. Yeni görüntüleme yöntemleriyle artık bu sistemin varlığı güçlü bir şekilde masada. Bu, beyin sağlığını anlamak için yepyeni bir pencere açıyor" ifadelerini kullandı. Beynin hem yedekleme hem silme zamanı Glimfatik sistemin hafıza ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Uysal, şöyle devam etti: "Öğrenme sırasında beynimizde geçici dosyalar açılır. Ama bu dosyaların kalıcı hafızaya yazılması için ‘gece düzenlemesi’ gerekir. Uykuda hem hafıza pekişir hem de gereksiz bilgi kırıntıları temizlenir. Yani beyin, geceleri bir yandan yedekleme yapıyor, bir yandan da hard diskini temizliyor." Düzenli ve kaliteli uykunun önemi büyük Glimfatik sistemin sağlıklı çalışabilmesi için düzenli ve kaliteli uykunun önemini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Düzensiz uyku, glimfatik sistemin frenine basmak gibidir. Yeterince derin uykuya geçemezseniz bu temizlik tam yapılamaz. Bu da zamanla toksinlerin birikmesine ve beyin hücrelerine zarar vermesine yol açabilir. Aynı saatte yatmak, ekrandan uzak durmak, kafeinden kaçınmak gibi klasik uyku hijyeni önerileri burada altın değerindedir" diyerek uyku düzeninin önemine dikkat çekti. Uyku dışındaki yaşam alışkanlıklarının da glimfatik sistem üzerinde etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Kronik stres, beyindeki damar yapısını ve sıvı akışını bozarak bu sistemi aksatabiliyor. Egzersiz ise sistemin dostudur; kan akışını artırarak temizliği kolaylaştırır. Beslenme de çok önemli. Özellikle antioksidanlardan zengin, işlenmiş gıdalardan uzak bir diyet bu sistemin sağlıklı işlemesine katkı sağlar" ifadelerini kullandı. Nörodejeneratif hastalıklarda rolü olabilir Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarla glimfatik sistemin arasında güçlü bir bağ olabileceğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Alzheimer’da biriken beta-amiloid, Parkinson’da biriken alfa-sinüklein gibi toksik proteinlerin zamanında temizlenememesi bu hastalıkların temel taşlarından biri olabilir. Glimfatik sistemin bozulması, bu proteinlerin birikmesine ve hastalıkların başlamasına zemin hazırlayabilir. Bu sistem nörodejeneratif hastalıkların sessiz suç ortağı olabilir. Ayrıca gece geç yatıp sabah erken kalkanlar, hatta uyku süresini 5-6 saatle sınırlayanlar bu temizlikten tam faydalanamıyor. Uyku süresi ve kalitesi kısa olan bireylerde toksik maddelerin birikme riski artıyor." Glimfatik sistemin yaşla birlikte yavaşladığını da hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Yaş ilerledikçe sıvı dolaşımı ve beyin dokusunun elastikiyeti azalıyor. Bu da temizlik kapasitesini düşürüyor. Bu durum yaşlılıkta görülen hafıza sorunlarıyla doğrudan ilişkili olabilir" dedi. Yeni görüntüleme yöntemleri umut veriyor Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, glimfatik sistemi görüntülemek için kullanılan gelişmiş MR tekniklerine değinerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle diffüzyon tensör görüntüleme (DTI) ve perivasküler boşlukların görünürlüğü gibi yöntemler glimfatik sistemin işleyişine dair ipuçları veriyor. Klinik rutine henüz tam girmese de araştırmalar için devrim niteliğinde. Belki ileride ‘glimfatik check-up’ gibi kavramlar hayatımıza girebilir. Araştırmalar, bu sistemi güçlendirecek ilaçlar, genetik hedefler ya da damar geçirgenliğini düzenleyen tedavilere odaklanıyor. Ama hala en büyük ve en etkili tedavi kaliteli uykudur." Beyin temizliği için 5 altın kural Uykuya geçiş ritüeli oluşturun: Beyin, her gece aynı saatte uyumaya hazırlanırsa temizlik sistemini daha etkili çalıştırır. Uyumadan önce ılık bir duş, loş ışık veya sakin bir müzikle bu süreci destekleyin. Başınızı yüksekte tutarak uyuyun: Başın biraz yüksekte olduğu bir uyku pozisyonu, beyin omurilik sıvısının akışını kolaylaştırarak glimfatik drenajı artırabilir. Alkol ve sigarayı sınırlayın: Bu maddeler, beyin damarlarının geçirgenliğini bozarak temizlenme sürecine zarar verebilir. Özellikle gece geç saatlerde alkol tüketimi bu sistemi baskılar. Gündüz kısa yürüyüşler yapın: Yavaş tempolu yürüyüş bile beyin damarlarının dolaşımını artırarak, glimfatik sistemi dolaylı olarak destekler. Oturarak geçirilen uzun saatler bu işleyişi zorlaştırır. Bazen "hiçbir şey" yapmayın: Aşırı bilgi yüklemesi beyni yorar. Günde 10-15 dakikalık sessizlik anları, zihinsel boşluk oluşturur ve sistemin "aşırı dosya" ile tıkanmasını önler.
Jeotermal sektöründen "Taban fiyat 8 sent olsun" talebi
10 Ağustos 2025 Pazar - 09:15 Jeotermal sektöründen "Taban fiyat 8 sent olsun" talebi YEKDEM süresi dolan jeotermal santrallerin mevcut fiyatlarla ayakta kalmakta zorlandığını söyleyen JED Başkanı Ali Kındap, "Santrallerimiz adeta okyanusta tek başına yüzmeye mahkum ediliyor" dedi. Kındap, baz yük görevini sürdüren santraller için kilovatsaat başına en az 8 sent taban fiyat belirlenmesini talep etti. Bu sayede hem yatırımların korunacağını hem de kapasite artışının mümkün olacağını vurguladı. 2010-2020 yılları arasında kurulu gücünü yüz kattan fazla artırarak bin 500 megavatın (MW) üzerine taşıyan jeotermal enerji sektöründe, on yıllık Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) süresini dolduran santraller zarar ederek üretimini sürdürüyor. Elektrik piyasasında belirli bir saat diliminde arz ve talebin dengelendiği fiyatı tanımlayan Piyasa Takas Fiyatı (PTF) jeotermal santraller için 2022 yılından bugüne değişmezken, sektör temsilcileri on yıllık YEKDEM kapsamı dışına çıkan santraller için kilovatsaat başına en az 8 sent’lik taban fiyat belirlenmesini talep ediyor. "PTF reel olarak 2022’nin gerisinde" Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 2022 yılında ağırlıklı ortalama PTF değerlerinin 2 bin 528 TL olmasına rağmen, 2023-2025 yıllarının ağırlıklı ortalama değerinin bu seviyenin altında kaldığına vurgu yaptı. 2022-2025 yıllarında ise fiyatların aynı seviyede kaldığını hatırlatan Kındap, on yıllık YEKDEM süresini doldurup teşvik dışına çıkan santrallerin, reel olarak düşen fiyatların etkisiyle sermaye birikimine katkı sağlayamaz noktaya geldiğini belirtti. Bozulan fiyatlama mekanizmasının yeni yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğine değinen Kındap; jeotermal enerji yatırımcısının kaynağı arama, bulma, yeryüzüne çıkarma ve işleme başlıklarında diğer yenilenebilir enerji kaynaklara çok daha yüksek yatırım maliyeti üstlendiğini ve bu maliyet kalemlerinin tümünün dövize bağlı olarak yatırımcının sırtında bulunduğunu kaydetti. "YEKDEM dışıma çıkan, okyanusta tek başına" Önümüzdeki yıllarda devreye girecek ve kurulu gücü 20 bin MW’a ulaşması hedeflenen nükleer santrallerden üretilecek enerjiye, baz yük işlevi görmeleri nedeniyle 15 yıl boyunca 12,5 sent alım garantisi verildiğini hatırlatan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap şu değerlendirmeyi yaptı: "On yıllık YEKDEM süresini tamamlayarak teşvik sistemi dışına çıkan jeotermal santrallerimiz de baz yük olarak 7 gün 24 saat emre amede enerji üretiyor, ancak bu enerjinin kilovatsaatini brüt olarak 6,5-7 sent aralığında satabiliyor. Sistem kullanım bedeli ve dengeleme gibi maliyetlerle bu rakam 6 sent seviyesine düşüyor. Bu durumda adeta okyanusta tek başlarına yüzmeye mahkum edilen ve birer milli servet olan santrallerimizin varlıklarını sürdürmeleri giderek imkânsız hâle geliyor. Sektör olarak önerimiz, YEKDEM dışına çıkmalarına rağmen baz yük olarak görev yapmaya devam eden jeotermal santrallere enerjide tavan fiyat değil taban fiyat belirlenmesi ve bu sınırın 8 sent’ten az olmamasıdır. Böylelikle yatırımcılar, teşvik sistemi dışına çıktıklarında maliyet muhasebelerini yaparak yenileme ve kapasite maksimizasyonu yatırımlarına kaynak oluşturabilir. Bugünkü baskılanmış fiyatlar ve resmi enflasyonun çok üzerinde artan girdi maliyetleri dikkate alındığında, yatırımlara kaynak oluşturabilmek imkansız görünüyor." "10 yıl bir santral için çok kısa" Bir jeotermal santralin yaşam döngüsünde on yılın çok kısa olduğunu, dünyada yüz yıldan fazla süredir çalışan santrallerin bulunduğunu sözlerine ekleyen Ali Kındap, ithalata bağımlılığı sıfır noktasında olan jeotermal santrallerin kapanmasının, dövizle ithal edilen enerji kaynaklarının kullanımına destek olacağının altını çizdi. Bir jeotermal yatırımcısı için en hayati unsuru, ’jeotermal kaynağın korunması" olarak açıklayan Kındap, taban fiyat uygulaması ile jeotermal kaynakları sürdürülebilir şekilde koruyacak yatırımlara daha fazla kaynak aktarmanın yolunun açılacağına dikkat çekti. "Kurulu gücümüzü 5 bin mw ve üzerine taşıyabiliriz" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin 120 bin megavat (MW) sınırını aşan elektrik enerjisi kurulu gücü içerisinde bin 735 MW paya sahip jeotermal enerji santrallerimiz; yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü, iklim şartlarından bağımsız 7 gün 24 saat enerji üretme özellikleri ile baz yük olma işlev görüyorlar. Sürdürülebilir, temiz, yüzde yüz yerli ve yenilenebilir bir kaynak olan jeotermal enerjide, elektrik üretimi boyutu ile kurulu gücümüzü birkaç sene içerisinde 5 bin MW ve üzerine taşıma imkanımız var. Başta AB olmak üzere gelişmiş ülkeler jeotermalin tüm kullanım alanlarını destekliyor ve yatırımları teşvik ediyorlar. Ülkemizde ise son dört yıllık PTF seyrine dolar bazında baktığımızda, fiyatların artmak bir yana düştüğünü görmekteyiz. 2022 yılında 189 dolar olan bir MW elektriğin fiyatı 2023, 2024 ve 2025 yıllarında sırasıyla 93, 77 ve 66 dolar seviyesine geriledi. Bu ağır kayıplara Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybını da eklediğimizde, YEKDEM kapsamından çıkan santrallerimizin yatırımcı şirketlere yüksek seviyede zarar ettirdiğini görüyoruz. Yerli ve yabancı sermayeli yatırımcılar sektöre adım atmaya hazır. Ancak mevcut fiyatlama mekanizması yatırım iklimini teşvik eder nitelikte değil." 2025 sonunda jeotermal kurulu gücün yüzde 36’sı YEKDEM dışında kalacak JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 2024 yılında kurulu gücün yüzde 11’ine karşılık gelen 163 MW jeotermal santralin YEKDEM’den çıktığını, bu yıl ise 115 MW kurulu gücün YEKDEM dışı kalacağı bilgisini verdi. 2016-2025 yılları arasında toplamda 620 MW santralin destek sisteminden çıkmış olacağına, bunun toplam kurulu gücün yüzde 36’sına karşılık geldiğine işaret eden Ali Kındap, teşvik kapsamından çıkan santrallerin yerine devreye alınması planlanan proje stoğunun henüz planlama aşamasında olduğunu hatırlattı.
Çeşme’nin içme suyunu karşılayacak arıtma tesisi açıldı
09 Ağustos 2025 Cumartesi - 16:53 Çeşme’nin içme suyunu karşılayacak arıtma tesisi açıldı İzmir’in Çeşme ilçesinin içme suyunu karşılayacak olan Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi hizmete alındı. Açılış töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, "İzmir’de toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcut. Tüm belediyelerimizin, şebeke altyapısını hızla onarıp yenilemeye geçmesi şarttır" dedi. Çeşme ilçesinin içme suyu temin edecek arıtma tesisi hizmete alındı. Yaklaşık 1.7 milyar TL’ye maliyeti olan Karaburun Karareis Barajı ve Salman Göleti Ortak Deposu, iletim hattı yapımı ve arıtma tesisi kapsamında toplam 33 bin 689 metre uzunluğunda, farklı çaplardaki çelik borular döşendi. Ayrıca, 2 adet 1000 metreküp ve 1 adet 500 metreküp kapasiteli olmak üzere toplam 3 adet yükleme deposu, 3 adet terfi merkezi, sanat yapıları ile birlikte günlük 23 bin 760 metreküp kapasiteli arıtma tesisinin tüm üniteleri tamamlandı. Tesisin performans testlerine başlanmış olup, testlerin sonuçlarına göre en kısa sürede su verilmesi hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte İzmir’in Çeşme ilçesine yılda 3.74 milyon metreküp içme suyu temin edilecek. Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcı Ebubekir Gizligider, Bundan sonra barajlarımız yüzde 100 dolu bile olsa, kuraklık olmasa da öncelikle yapılması gereken, kuyu suyu ve diğer kaynakların elektrik faturası düşünülmeden kullanılmasıdır. Sonrasında ise barajların yaz dönemine saklanması gereklidir. Buradan bu uyarıyı yapmak istiyorum. Dünya genelinde Akdeniz Çanağı ve bunun da merkezinde Türkiye yeni bir tehditle karşı karşıyadır. Size iki rakam vereceğim. 30 yıllık ortalamayla bu yılın yağış rakamları karşılaştırıldığında, Türkiye genelinde yüzde 26 oranında gerideyiz. Yani bu yıl, ortalamanın yüzde 26’sı kadar daha az yağmur aldık. İzmir özelinde ise bu oran yüzde 43’e ulaştı. Yani İzmir, alması gereken yağışın yüzde 43 daha azını aldı bu yıl. İşte bu sebeple tüm Türkiye’de, öncelikle mevzuatını hazırlayarak yürürlüğe koyduğumuz ve geçtiğimiz yıl itibarıyla da bitkisel üretimde uygulamaya aldığımız suya göre tarımı başlattık. Çünkü tarım sektörü, suyun yüzde 77’sini kullanmaktadır. Keza sanayi ve içme suyu da büyük paya sahiptir. Artık devlet, kendine düşen kısmıyla gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Aynı şekilde, sanayi yatırımlarımızda da artık su tasarrufu esas alınmaktadır" ifadelerini kullandı. Gizligider: "Toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcut" Belediyelerde ve tüm Türkiye genelinde kayıp-kaçak oranlarını hızla düşürmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Yardımcısı Gizligider, "Toplamda yüzde 30’lara varan bir kayıp-kaçak oranı mevcuttur. İzmir’de tüm belediyelerimizin, şebeke altyapısını hızla onarıp yenilemeye geçmesi şarttır. Aksi takdirde, hangi barajı açarsak açalım, hangi tedbiri alırsak alalım; arıtmak için para harcadığımız, nakliyesi için para harcadığımız ve yine elektrik ile diğer enerji giderleri için para harcadığımız içilebilir su yok olmaktadır. Çeşme’nin yaz dönemi ihtiyacı nedir? Nüfusun ve turizmin en yoğun olduğu bu dönemde, Çeşme’nin günlük ihtiyacı 43 bin 000 metreküptür. Birazdan faaliyete geçireceğimiz bu tahsis ile günlük 24 bin 000 metreküp su vereceğiz. Kaldı ki, diğer kuyularla birlikte çok da hayırlı bir tevafuk olmuştur: Bugün itibarıyla, Çeşme’mizin 2071 yılına kadar su sorunu ortadan kalkmıştır" diye ekledi. İnan: "İzmir’in bazı ilçelerinde yüzde 50’ye varan kaçak oranı bulunuyor" İzmir’in içme suyu şebekesinde çok ciddi kayıplar yaşandığını ifade eden AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise "Bugün İzmir’in bazı ilçelerinde yüzde 50’ye varan kaçak oranı bulunuyor. Barajdan 10 kamyon su çıkıyor, bunun beş kamyonu daha İzmirli hemşehrilerimize ulaşmadan yolda dökülüp gidiyor. Belediyenin DSİ’ye belirttiği rakamların doğruluğu bile şaibeli durumda. Bu şehirde musluğa gelmeden kaybolan su, bazı ilçelerde yarıya kadar ulaşıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Barajlardan getirilen, arıtılan, enerji ve para harcanan milyonlarca ton su musluğumuza ulaşmadan yok oluyor. Düşünün; paslı borularda, patlamış hatlarda, onarılmayan şebekede heba oluyor. İzmir’in suyu boşa gidiyor, İzmir’in enerjisi boşa gidiyor, İzmir’in parası ve emeği boşa gidiyor. Peki, bunun bedelini kim ödüyor? Tabii ki İzmirliler olarak bizler ödüyoruz. İzmirli hemşehrilerimiz ödüyor" diye ekledi. Karareis Barajı ve Salman Göleti iletim hattı arıtma tesisi açılış programına Tarım ve Orman Bakan Yardımcı Ebubekir Gizligider, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Ak Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin Devlet Su İşleri çalışanları, partililer ve vatandaşlar katıldı.
İzmir’de mera alanında vahşi depolamada geri adım
09 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:30 İzmir’de mera alanında vahşi depolamada geri adım İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tire’nin Karateke Mahallesi’ndeki mera alanına yaptığı vahşi çöp depolama, bölge halkının tepkisi ve yapılan eylemler sonucunda sona eriyor. Kaymakamlık keşif kararı alırken, belediye çöpleri derin çukurlara gömüp alanı kapatmaya başladı. İzmir’de Harmandalı Katı Atık Depolama Tesisi’nin kapanmasının ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çöplerini Tire’nin Karateke Mahallesi’ndeki mera alanına yasa dışı şekilde dökmesi bölge halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Belediye ekipleri ile vatandaşlar arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı. AK Parti Tire İlçe Başkanı Abdülkadir Uğurlu öncülüğünde köylülerin düzenlediği eylem ses getirirken, Cumhur İttifakı ortağı MHP Tire İlçe Başkanı Recep Doğru ve Karateke Mahalle Muhtarı Erkan Tutkaç da eyleme destek verdi. Yapılan baskıların ardından Tire Kaymakamlığı, 13 Ağustos 2024 tarihinde bölgede keşif yapılmasına karar verdi. Bu gelişmenin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri alarm durumuna geçerek, bölgeye iş makineleri sevk etti. Ekipler, çöpleri derin çukurlara gömüp toprakla kapatma çalışması başlattı. Belediye yetkilileri, mera alanının tamamen kapatılması sonrası Tire’ye çöp dökümünün sona ereceğini açıkladı. AK Parti Tire İlçe Başkanı Abdülkadir Uğurlu, "İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hukuk tanımaz ve vurdumduymaz tavırları, bölge halkını derinden üzmüştür. Tire’yi arka bahçesi gibi gören bu anlayışa vatandaşlarımız en büyük cevabı vermiştir. Yıllardır katı atık tesisi kuramayan Büyükşehir Belediyesi, vahşi depolama ile geleceğimizi tehdit etmiştir. Umarım bu olaylardan ders çıkarılır. Biz her zaman vatandaşımızın yanında olacağız" dedi.