EKONOMİ - 10 Ağustos 2025 Pazar 09:15

Jeotermal sektöründen "Taban fiyat 8 sent olsun" talebi

A
A
A
Jeotermal sektöründen "Taban fiyat 8 sent olsun" talebi

YEKDEM süresi dolan jeotermal santrallerin mevcut fiyatlarla ayakta kalmakta zorlandığını söyleyen JED Başkanı Ali Kındap, "Santrallerimiz adeta okyanusta tek başına yüzmeye mahkum ediliyor" dedi. Kındap, baz yük görevini sürdüren santraller için kilovatsaat başına en az 8 sent taban fiyat belirlenmesini talep etti. Bu sayede hem yatırımların korunacağını hem de kapasite artışının mümkün olacağını vurguladı.


2010-2020 yılları arasında kurulu gücünü yüz kattan fazla artırarak bin 500 megavatın (MW) üzerine taşıyan jeotermal enerji sektöründe, on yıllık Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) süresini dolduran santraller zarar ederek üretimini sürdürüyor. Elektrik piyasasında belirli bir saat diliminde arz ve talebin dengelendiği fiyatı tanımlayan Piyasa Takas Fiyatı (PTF) jeotermal santraller için 2022 yılından bugüne değişmezken, sektör temsilcileri on yıllık YEKDEM kapsamı dışına çıkan santraller için kilovatsaat başına en az 8 sent’lik taban fiyat belirlenmesini talep ediyor.



"PTF reel olarak 2022’nin gerisinde"


Jeotermal Enerji Derneği’nin (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 2022 yılında ağırlıklı ortalama PTF değerlerinin 2 bin 528 TL olmasına rağmen, 2023-2025 yıllarının ağırlıklı ortalama değerinin bu seviyenin altında kaldığına vurgu yaptı. 2022-2025 yıllarında ise fiyatların aynı seviyede kaldığını hatırlatan Kındap, on yıllık YEKDEM süresini doldurup teşvik dışına çıkan santrallerin, reel olarak düşen fiyatların etkisiyle sermaye birikimine katkı sağlayamaz noktaya geldiğini belirtti. Bozulan fiyatlama mekanizmasının yeni yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğine değinen Kındap; jeotermal enerji yatırımcısının kaynağı arama, bulma, yeryüzüne çıkarma ve işleme başlıklarında diğer yenilenebilir enerji kaynaklara çok daha yüksek yatırım maliyeti üstlendiğini ve bu maliyet kalemlerinin tümünün dövize bağlı olarak yatırımcının sırtında bulunduğunu kaydetti.



"YEKDEM dışıma çıkan, okyanusta tek başına"


Önümüzdeki yıllarda devreye girecek ve kurulu gücü 20 bin MW’a ulaşması hedeflenen nükleer santrallerden üretilecek enerjiye, baz yük işlevi görmeleri nedeniyle 15 yıl boyunca 12,5 sent alım garantisi verildiğini hatırlatan JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap şu değerlendirmeyi yaptı:


"On yıllık YEKDEM süresini tamamlayarak teşvik sistemi dışına çıkan jeotermal santrallerimiz de baz yük olarak 7 gün 24 saat emre amede enerji üretiyor, ancak bu enerjinin kilovatsaatini brüt olarak 6,5-7 sent aralığında satabiliyor. Sistem kullanım bedeli ve dengeleme gibi maliyetlerle bu rakam 6 sent seviyesine düşüyor. Bu durumda adeta okyanusta tek başlarına yüzmeye mahkum edilen ve birer milli servet olan santrallerimizin varlıklarını sürdürmeleri giderek imkânsız hâle geliyor. Sektör olarak önerimiz, YEKDEM dışına çıkmalarına rağmen baz yük olarak görev yapmaya devam eden jeotermal santrallere enerjide tavan fiyat değil taban fiyat belirlenmesi ve bu sınırın 8 sent’ten az olmamasıdır. Böylelikle yatırımcılar, teşvik sistemi dışına çıktıklarında maliyet muhasebelerini yaparak yenileme ve kapasite maksimizasyonu yatırımlarına kaynak oluşturabilir. Bugünkü baskılanmış fiyatlar ve resmi enflasyonun çok üzerinde artan girdi maliyetleri dikkate alındığında, yatırımlara kaynak oluşturabilmek imkansız görünüyor."



"10 yıl bir santral için çok kısa"


Bir jeotermal santralin yaşam döngüsünde on yılın çok kısa olduğunu, dünyada yüz yıldan fazla süredir çalışan santrallerin bulunduğunu sözlerine ekleyen Ali Kındap, ithalata bağımlılığı sıfır noktasında olan jeotermal santrallerin kapanmasının, dövizle ithal edilen enerji kaynaklarının kullanımına destek olacağının altını çizdi. Bir jeotermal yatırımcısı için en hayati unsuru, ’jeotermal kaynağın korunması" olarak açıklayan Kındap, taban fiyat uygulaması ile jeotermal kaynakları sürdürülebilir şekilde koruyacak yatırımlara daha fazla kaynak aktarmanın yolunun açılacağına dikkat çekti.



"Kurulu gücümüzü 5 bin mw ve üzerine taşıyabiliriz"


JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye’nin 120 bin megavat (MW) sınırını aşan elektrik enerjisi kurulu gücü içerisinde bin 735 MW paya sahip jeotermal enerji santrallerimiz; yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü, iklim şartlarından bağımsız 7 gün 24 saat enerji üretme özellikleri ile baz yük olma işlev görüyorlar. Sürdürülebilir, temiz, yüzde yüz yerli ve yenilenebilir bir kaynak olan jeotermal enerjide, elektrik üretimi boyutu ile kurulu gücümüzü birkaç sene içerisinde 5 bin MW ve üzerine taşıma imkanımız var. Başta AB olmak üzere gelişmiş ülkeler jeotermalin tüm kullanım alanlarını destekliyor ve yatırımları teşvik ediyorlar. Ülkemizde ise son dört yıllık PTF seyrine dolar bazında baktığımızda, fiyatların artmak bir yana düştüğünü görmekteyiz. 2022 yılında 189 dolar olan bir MW elektriğin fiyatı 2023, 2024 ve 2025 yıllarında sırasıyla 93, 77 ve 66 dolar seviyesine geriledi. Bu ağır kayıplara Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybını da eklediğimizde, YEKDEM kapsamından çıkan santrallerimizin yatırımcı şirketlere yüksek seviyede zarar ettirdiğini görüyoruz. Yerli ve yabancı sermayeli yatırımcılar sektöre adım atmaya hazır. Ancak mevcut fiyatlama mekanizması yatırım iklimini teşvik eder nitelikte değil."



2025 sonunda jeotermal kurulu gücün yüzde 36’sı YEKDEM dışında kalacak


JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 2024 yılında kurulu gücün yüzde 11’ine karşılık gelen 163 MW jeotermal santralin YEKDEM’den çıktığını, bu yıl ise 115 MW kurulu gücün YEKDEM dışı kalacağı bilgisini verdi. 2016-2025 yılları arasında toplamda 620 MW santralin destek sisteminden çıkmış olacağına, bunun toplam kurulu gücün yüzde 36’sına karşılık geldiğine işaret eden Ali Kındap, teşvik kapsamından çıkan santrallerin yerine devreye alınması planlanan proje stoğunun henüz planlama aşamasında olduğunu hatırlattı.



Jeotermal sektöründen "Taban fiyat 8 sent olsun" talebi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Obezite ile mücadelede yeni dönem Türkiye Sağlık Platformu, Türkiye Obezite Araştırma Derneği ve Lilly İlaç iş birliğiyle düzenlenen yuvarlak masa toplantısında; kamu paydaşları, uzmanlık dernekleri ve hasta temsilcileri Türkiye’de obeziteyle mücadelede öncelikli ihtiyaçları ve çok paydaşlı iş birliği alanlarını değerlendirmek üzere bir araya geldi. Bu yıl 12- 15 Mayıs tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen ve Lilly’nin sponsorları arasında olduğu Avrupa Obezite Kongresi (ECO) kapsamında İstanbul’da ’Ulusal Obezite Koalisyonu’ başlıklı Üst Düzey Ulusal Politika Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye Sağlık Platformu (TÜSAP), Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) ve Lilly İlaç ortaklığı ile düzenlenen toplantıya Sağlık Bakanlığı’nın farklı birimlerinden üst düzey yetkililer katıldı. Sağlık Bakanlığının yetkililerinin yanı sıra Türkiye’deki uzmanlık dernekleri liderleri, Avrupa Obezite Derneği (EASO) temsilcileri ve hasta temsilcilerini bir araya getiren bu toplantının temel amacı, obezite hastalığı yönetiminde kamu-özel sektör iş birliklerine yönelik öncelikli adımları ortaya koyan çok paydaşlı bir çerçevenin şekillendirilmesi oldu. Bu kapsamda, "Ulusal Obezite Koalisyonu"na zemin oluşturacak görüş ve öneriler toplantı boyunca tartışıldı. Obeziteyle mücadelede izlenecek yol haritası, düzenlenen toplantıda ele alındı. Toplantı boyunca, Türkiye’nin 12’nci Kalkınma Planı ile Sağlık Bakanlığı 2024-2028 Stratejik Planı kapsamında obezitenin önemli bir bulaşıcı olmayan hastalık olarak resmen tanınmasının oluşturduğu yeni alanlar değerlendirildi. Katılımcılar, belirlenen vizyon doğrultusunda Türkiye’de öncelik verilmesi gereken başlıklara odaklandı. Görüşmelerde, obezite yönetiminde dönüşüm sağlayabilecek üç ana başlık üzerinde mutabakat sağlandı. Toplantıda ilk olarak birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gündeme geldi. Bu kapsamda obezite tarama ve yönetim süreçlerinin aile hekimliği düzeyinde yapılandırılması, hekimlere yönelik standart eğitim programlarının hayata geçirilmesi ve sürecin dijital sistemlerle entegre edilmesi konuları öne çıktı. Toplantının bir diğer gündem maddesi dijital dönüşüm ve yapay zekâ destekli takip uygulamaları oldu. Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız altyapısıyla entegre çalışacak, yapay zekâ destekli bir "hasta asistanı" uygulaması için iş birliği niyetinin güçlendirilmesi değerlendirildi. Görüşmelerde ayrıca ulusal farkındalık seferberliği konusu da ele alındı. Bu çerçevede çok paydaşlı koalisyon toplantılarının sürdürülebilirliğinin sağlanması ve Sağlık Bakanlığı liderliğinde, obezitenin kronik hastalık olarak ele alındığı çok kanallı bir ulusal farkındalık kampanyasının değerlendirilmesi gündeme geldi. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, toplantı gündemine dair, obezite hastalığı ile mücadelenin hem bir halk sağlığı hem de ekonomik öncelik olduğu mesajını iletti. Birinci, "Obezite artık yalnızca bireyin değil, toplumun ve sistemin sorunu. Bu alanda kapsamlı uygulamalar hayata geçiriyoruz; dijital sağlık altyapımızı güçlendiriyor, birinci basamak hizmetlerimizi dönüştürüyor ve farkındalık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün burada yürütülen diyalog, bu çalışmaları sahaya taşımak ve kalıcı bir etki oluşturmak açısından son derece kıymetli" dedi. TOAD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı ise obezitenin yaşam boyu yönetilmesi gereken kronik bir hastalık olduğunu vurgulayarak toplantının önemine dikkat çekti. Yazıcı, "Obezite hastalığıile mücadele, tek bir kurumun ya da tek bir disiplinin meselesi değil. Multidisipliner ve çok paydaşlı bir yaklaşım olmadan kalıcı başarı mümkün değil. İstanbul Obezite Koalisyonu tam da bu ortak akla zemin hazırlıyor" diye konuştu. Lilly İlaç Genel Müdürü Ryan Dawson"Kamu-Özel İş Birlikleri ve Etki Oluşturan Modeller" başlıklı özel oturumda, obezite hastalığına karşı sürdürülebilir ilerleme için kurumlar arası diyalog, ortak sorumluluk anlayışı ve şeffaf yönetişim mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Dawson, toplantı sonrasında yaptığı değerlendirmede ;"Avrupa Obezite Kongresi’nin bu yıl İstanbul’da gerçekleşmesi, Türkiye’nin bu konudaki bilimsel potansiyelini gösteriyor. Bugün burada şekillenen İstanbul Obezite Koalisyonu ile bu bilimsel birikimi, kamu-özel sektör ortaklığında somut bir eylem planına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Amacımız, hastaların hayatını iyileştirecek sürdürülebilir bir ekosistem kurmaktır" dedi. "Ulusal Obezite Koalisyonu" toplantısında mutabık kalınan birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm ve ulusal farkındalık seferberliği başlıklarında somut adımlar atılması için tüm taraflar harekete geçmeye davet edilmektedir. Türkiye’de obezite hastalığı ile mücadelede birçok paydaşı aynı masada buluşturan "Ulusal Obezite Koalisyonu", yalnızca bir diyaloğun değil, ortak bir kararlılığın ve kalıcı bir iş birliğinin öncü adımı olma niteliği taşımaktadır.
Ankara Kurban Bayramı öncesi AŞTİ’de denetim Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesi Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi’nde (AŞTİ) denetim gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı’nca Kurban Bayramı öncesinde oluşabilecek fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek için AŞTİ’de denetim gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı denetimlerde, otobüs firmalarının ulaştırma elektronik takip sistemine beyan ettiği fiyat tarifeleriyle yolculara kesilen bilet fiyatlarının uyumlu olup olmadığı kontrol edildi. Beyan edilen azami fiyat tarifesinin üzerinde bilet satışı tespit edilmesi durumunda ise idari yaptırım uygulandı. Öte yandan Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerinin Kurban Bayramı öncesi sebze ve meyve hallerinde de denetimlerini sürdürdüğü, ürünlerin künyeleri ile alış ve satış fiyatlarının incelendiği belirtildi. Yapılan incelemelerde haksız fiyat şüphesi oluşması halinde firmalar hakkında tutanak düzenlenerek, bilgi ve belgelerin İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne gönderileceği aktarıldı. Denetimlerle ilgili bilgi veren Ankara Ticaret İl Müdürü Elif Tan, "Ankara Ticaret İl Müdürlüğü olarak Ankara Ulaştırma Bölge Müdürlüğü ekipleriyle birlikte Kurban Bayramı öncesi Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde denetimler gerçekleştiriyoruz. Denetimlerimizle ulaştırma elektronik takip sistemine otobüs firmalarının beyan ettiği fiyat listesiyle yolcunun biletindeki fiyatın uyumlu olup olmadığının kontrolünü gerçekleştiriyoruz. Herhangi bir uyumsuzluk durumunda idari yaptırım uyguluyoruz. Ayrıca AŞTİ içerisinde bilet satış noktalarında, restoranlarda, kafeteryalarda ve büfelerde fiyat etiketi yönetmelikleri kapsamında denetimler yapıyoruz" dedi.
Denizli Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı ikinci kez kapılarını ziyaretçilerine açtı Denizli otomotiv dünyasının kalbi bugün itibarıyla EGS Fuar Alanı’nda atmaya başladı. 2. DEMOT Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı, görkemli bir başlangıçla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Denizli ve çevre illerdeki araç tutkunlarını bir araya getiren Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı (DEMOT), bugün sabah saatlerinden itibaren kapılarını ziyaretçilerine açtı. Bizim Medya ve Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, 14-17 Mayıs tarihleri arasında otomotiv dünyasının en yeni modellerine ev sahipliği yapacak. EGS Kongre ve Kültür Merkezi’nde (EGS Park) kurulan fuarda; son model binek otomobillerin yanı sıra ticari araçlar, motosikletler, elektrikli bisikletler ve tarım sektörünün vazgeçilmezi olan traktörler görücüye çıktı. Sadece araçlar değil, otomotiv yan sanayi ve aksesuar firmaları da kurdukları stantlarla teknolojik yeniliklerini ziyaretçilerle paylaşıyor. Fuarın açılışıyla birlikte yerel bayiler ve ulusal markalar en avantajlı kampanya seçeneklerini ve yeni nesil araç teknolojilerini tanıtmaya başladı. Bugün kapılarını açan DEMOT Fuarı, 17 Mayıs Pazar akşamına kadar gezilebilecek. Hem ailelerin hem de sektör profesyonellerinin ilgi odağı olan fuarda, araç incelemelerinin yanı sıra çeşitli etkinliklerin de düzenlenmesi bekleniyor. "Sektörün öncüsü 50 firmayı ağırlıyoruz" 2. DEMOT Fuarının ziyaretçilerini ağırlamaya başladığını ifade eden Bizim Medya Fuarcılık Satış Müdürü Eylem Karasümen, "Geçen yıl da çok güzel bir fuar geçirmiştik. Bu yıl da aynı şekilde başarılı ve yoğun bir organizasyon olmasını umut ediyoruz. Fuarımız 14-17 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor ve her gün sabah 10.00’da açılıp akşam 21.00’e kadar ziyaret edilebiliyor. Denizli Motorlu Taşıtlar Fuarı, Denizli EGS Park Fuar Alanı’nda sektörün öncüsü 50 firmayı ağırlıyor. Sıfır araç bayileri, motosiklet alanı, traktör alanı ve tır alanı ile fuarda birçok farklı kategori yer alıyor. Yeni araçlar ve yeni modeller de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Sabah 10.00 itibarıyla ziyaretçilerimiz gelmeye başladı. Şu anda da oldukça güzel bir ilgi var. Yeni araçları görmek ve deneyimlemek isteyen tüm ziyaretçilerimizi, yalnızca Denizli’den değil çevre illerden de fuarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Samsun Turknet, Karadeniz’deki "ilk adımı"nı Samsun’da attı Turknet, Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk Gigafiber yatırım noktası olan Samsun’daki atılımlarını büyütüyor. Şirket, şehirde yaklaşık 100 bin haneye Gigafiber erişimi sağlamayı hedeflerken Samsun’u Karadeniz yayılım stratejisinin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor. Türkiye’nin bağımsız internet operatörlerinden Turknet, yüksek hızlı internet altyapısını Türkiye’nin farklı şehirlerine yaygınlaştırma hedefi doğrultusunda Samsun’daki yatırımlarını sürdürüyor. Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk Gigafiber yatırım noktası olan Samsun’da bugün yaklaşık 11 bin 500 müşteriye hizmet veren şirket, özellikle İlkadım, Atakum ve Canik bölgelerinde altyapı çalışmalarını büyütmeye devam ediyor. Şirket, kısa süre içinde Samsun’da yaklaşık 31 bin haneye kendi altyapısıyla ulaştı. Şirket, 2026 sonuna kadar şehirde yaklaşık 100 bin haneye Gigafiber erişimi sağlamayı, 25 bin aboneye ve 10 bin Gigafiber müşterisine ulaşmayı hedefliyor. Turknet ayrıca yıl sonuna kadar Samsun’da bir ofis ve deneyim merkezi açmayı planlıyor. "Samsun, Karadeniz’deki büyüme stratejimizin önemli merkezlerinden biri" Turknet CEO’su Cem Çelebiler, yaptığı basın toplantısında Samsun yatırımlarına ilişkin bilgi vererek, "Samsun, Karadeniz’deki büyüme stratejimiz açısından bizim için çok önemli bir şehir. Genç nüfusu, üniversiteleri, üretim potansiyeli ve girişimci yapısıyla yüksek hızlı internetin etkisini en hızlı gördüğümüz şehirlerden biri. Karadeniz bölgesindeki ilk Gigafiber yatırım noktamızın Samsun olması da bu nedenle bizim için çok anlamlı" dedi. Çelebiler sözlerine şöyle devam etti: "Bugün Samsun’da yaklaşık 11 bin 500 müşterimize hizmet veriyoruz. Kısa süre içinde 300 bin metre fiber kablo döşeyerek yaklaşık 31 bin haneye kendi altyapımızla ulaştık. Şehirde 75 kişilik bir ekiple çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Samsun’daki Gigafiber erişimimizi yaklaşık 100 bin haneye ulaştırmayı hedefliyoruz." "Bizce sadakat sözleşmeyle değil, güvenle oluşur" Çelebiler, şirketin sektörde oluşturduğu farkı ve kullanıcı odaklı büyüme yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi: "Bizce sadakat sözleşmeyle değil, güvenle oluşur. Bu nedenle yıllardır şeffaf, yalın, taahhütsüz ve kullanıcı odaklı bir internet yaklaşımını yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. İşte bu yüzden de bugün büyümemizin en önemli kaynaklarından biri, kullanıcı tavsiyesi. Bugüne kadar 1 milyondan fazla kişi bir Turknet kullanıcısının tavsiyesiyle hizmetimizi kullanmaya başladı. Bu da kullanıcılarımızla kurduğumuz güven ilişkisinin en önemli göstergelerinden biri." Fiber altyapı yatırımlarına da değinen Çelebiler, "Gigafiber bizim için yalnızca bir hız yarışı değil; daha güçlü, daha kaliteli ve daha kapsayıcı bir dijital deneyim vizyonu. Bu nedenle yatırımlarımızı yalnızca bağlantı sağlamak için değil, şehirlerin üretim kapasitesini, dijital potansiyelini ve gençlerin teknolojiye erişimini güçlendirmek için yapıyoruz. Samsun’da özellikle gençlerden, girişimcilerden, oyun geliştiricilerden ve yeni nesil teknoloji kullanıcılarından yoğun talep görüyoruz. Bugüne kadar ’Gigafiber İstiyorum’ platformumuza yaklaşık 5 bin talep ulaştı. Bu ilgi de yüksek hızlı internetin artık günlük hayatın ve üretimin temel ihtiyaçlarından biri haline geldiğini açıkça gösteriyor" diye konuştu. Turknet yatırımlarını Türkiye geneline yaymayı sürdürüyor Bu yıl 30’uncu yaşını kutlayan Turknet, bugün 3,2 milyon haneye Gigafiber erişimi sağlıyor ve 500 binden fazla kullanıcıya kendi altyapısı üzerinden 1.000 Mbps’ye varan simetrik hızlarda internet deneyimi sunuyor. Şirket son 1 yılda 4 yeni il ve 5 yeni ilçede yaklaşık 140 bin yeni haneye daha hizmet vermeye başladı. Şirket, 2026 yılı sonuna kadar Gigafiber ağını 10 yeni il ve 15 yeni ilçeye daha taşımayı hedefliyor. Aynı zamanda TEİAŞ, BOTAŞ ve SOCAR gibi Türkiye’nin stratejik kurumlarının altyapıları üzerinden oluşturulan ana omurga hatlarıyla şehirler arası fiber altyapısını da güçlendiren şirket, kendi şebekesi üzerindeki kapasite ve yedeklilik kabiliyetini artırmayı sürdürüyor.